"Utanmak değil. Sadece..." Nasıl anlatılır ki? "Kendimi Boleyn adına ait hissettiğimi söyleyemem." Niyeyse bu adama içimden gelen her şeyi anlatasım vardı. Kendimi tutmaya da çalışıyorum ha, ama o sormadan çocukluk travmalarıma falan girişeceğim herhalde bu gidişle. Saygı duyduğum kişilere karşı her zaman böyle olmuşumdur. Bir Biçim Değiştirme profesörümüz vardı, adam gerçekten hayran olunası biriydi. Biçim Değiştirme sadece büyü becerisiyle alakalı değil aslında; içinde yaratıcılık, pratik zeka, biraz sinsilik... Beni bu konuda oldukça geliştirmişti. Bilgili insanları seviyorum, bu yüzden yanında dilim çok açılıyordu. Şu anda da Seth Carter'a başımdan geçen her şeyi anlatıp fikrini alasım vardı ama tutuyordum kendimi. Olabildiği kadar.
Tekrar konuşmaya başladığında sigaramdan bir nefes aldım, ardından üflemeden önce etrafı kolaçan ettim. Sorun yoktu. Carmilla hakkında iyi sözler sarf edince pür dikkat onu dinlemeye başladım. Harbiden nasıl bir halk kahramanıydı bu? Kahraman tanımına pek de uyan cinsten olmadığı kesindi. "Takip ettiğin gazeteler yakında kötülerler." Bütün durumu özetlemişti. "İnsanlarda etik kavramının daha çok gelişmesi gerekir. Sonuçta bu yaşananlar sadece iş değil, yaptıkları haberle bütün Büyücedünya'yı yönlendiriyorlar! Ben onların yerinde olsam... Ellerinde ne kadar büyük bir güç olduğunun farkında değiller." Sinirlenmiştim. Kime sinirlendiğimden emin değildim tam olarak ama işini sadece kendi yararına olan tarafa göre devam ettiren herkeseydi sitemim. Asla bana uymuyordu bu tutum. Kontrol eden de mi yoktu ya? Veya biri de çıkıp biz bunun doğru olduğunu düşünüyoruz, bu yoldan devam edeceğiz diyemiyor muydu?
Daire Başkanı beni zorlayan konularla devam ediyordu sohbete. Aşık olmak nereden çıkmıştı şimdi? Bu yaz konuştuğum kız... Hayır olamaz. Belki o aşıktı ama benimkine aşk denmezdi. Geçen seneleri düşünüyorum, onca kız... Mira? Mira ile çok yakın arkadaştık bir aralar. Yakınlığımız biraz fazlaydı denilebilir belki ama... Bilmiyorum. Charlotte? Şu ana kadar en çok hoşlandığım kız olabilir. Ama aşk ne ki ya? Ne dememi bekliyor acaba adam. "Aşkın gerçek olduğuna inanmıyorum. Kısa süreli bir hevestir diye yazanlar var ama bende o da olmadı." dedim omuz silkerek. Bence Bay Carter da aynısını düşünüyordu. Mantıklı birine benziyor, duygularınla hareket etme falan diyeceğini varsayıyorum. "Olmadın mı? Tavsiyem, ol."
"Aşkla konunun bağlantısı nedir Bay Carter?" dedim yine şaşırarak. Hayatında her şeyin aşkından olduğunu söylüyordu. "Bu şu anki dertli halinizi de içinde barındırıyor sanırım." dedim adamın bu anlamlı sözlerine karşılık. "İnsanın hayatında bir sürü amacı vardır. Yalnız geliyoruz sonuçta dünyaya. Neden birinin bizi yönlendirmesine bu kadar izin verelim? Emin misiniz?" dedim dalga geçip geçmediğine emin olmaya çalışarak.
O ise benim sözlerimi tekrar ediyordu düşünceli bir şekilde. "Carmilla hayatımı kurtardı...Şimdi kurtardığı bu hayatı, onu yakalamak için kullanacağım. Peki sence neden?" Vay be, kadın hayatını kurtarmış olsa da suçlu olduğunu düşündüğü için yakalamaya çalışıyor adam. Kesinlikle hayran olunacak bir karar. "En başında onun yüzünden mi hayatınız tehlikeye girmişti?" dedim fikir yürüterek. Onun kadar tehlikeli biri ile anca böyle bir durumda karşılaşılabilirdi gibi geliyordu. "Üstelik ne kadar tehlikeli olduğunu duyuyoruz. Her ne kadar bizi koruyor gibi gözükse de... Yöntemleri çok ters. Hem de kurallar olması gerekiyor. Kurtarılması gereken biri varsa bu Seherbazların görevidir, neden siz yapmıyorsunuz?" Sonunda hesap sorar bir havada biten konuşmamı ben de beklemiyordum ancak gaza gelmiştim. Hem haklıydım, bunların cevabını aramak herkesin hakkıydı. Sorgulamayan bir nesil için gerileme kaçınılmazdı.