"Tanıştığıma memnun oldum, Lucien. Piyano çalmaktan hoşlanıyorsan odamın üst katında bir tane var, bir gün bize bir şeyler çalarsın belki. Ayrıca hiçbir düşünce boş değildir, bu boş olarak isimlendirdiğimiz farklı düşünceler zaten bizi bir şeyler yaratmaya iten asıl kaynaklardır, çoğu biçim değiştirme büyüsü boş düşünceden doğmuştur. Sesimin renk tonundan kastının ne olduğunu bilmiyorum ancak hoşuna gitmesine çok sevindim ve haklısın, derslerimizde neredeyse hiç teorik işleyiş olmayacak. Kendini tanıttığın için çok teşekkür ederim." dedi ve söz almak isteyen diğer öğrencilerine döndü. Kendi odasından alınmış olan bir koltukta sıkış tepiş oturan üç öğrencisini fark etti, onlara bakarken ortadakiyle göz göze geldi. Öğrenci de anında ayaklandı, kendini tanıtmaya başladı. Boleyn soyadını duyunca tek kaşını kaldırdı, şimdiden gözünde belli bir profil oluşmaya başlamıştı ancak önyargılı olmak istemediği için düşüncelerini zihninden yok ederek dinlemeye koyuldu.
"Tanıştığıma memnun oldum Samuel, dersime ilgili olman beni ne kadar mutlu etti bilemezsin. Dersliğe erken gelmeniz kesinlikle sorun değil benim için, gelmişken farklı şekilde değerlendirebilirdiniz ancak..." dedi, doğru kelimeleri aramak için duraksadı. "Aynı benim gibi derse olan heyecanınızdan uykusuz kaldığınızı varsayıyorum. Ah, koltuğu ödünç almanızda sorun yok, aslında rahat bulup kullanmanız cidden hoşuma gitti. Duyuruda belirttiğim gibi bu kapıdan içeri girdiğiniz an gördüğünüz her şey size ait. Gerçi... Üç kişi için biraz dar değil mi sizce de çocuklar?" koltuğun iki yanına düşen kitapları, oturdukları koltuğun tıpatıp aynısına dönüştürdü. "Böyle rahatsanız ne ala gerçi. Keyfinize göre takılın, kullanmasanız da olur." dedi kıkırdamadan önce, Samuel'in iki arkadaşıyla da tanıştıktan sonra kitapları koltuk niyetine kullanan bir Ravenclaw öğrencisine döndü. Sorduğu soru karşısında bir anlığına şaşırmış, bastırmaya çalışsa da ağzını kapatarak kıkırdamıştı.
"Ah! O gazeteyi çok takip ediyorum İngiltere'ye yerleştiğimden beri. Tanıştığıma çok memnun oldum Ares, annen kadar parlak biri olduğunu düşünmemde sakınca yoktur umarım. Beklentilerim yükseldi şimdi... Ayrıca, şampuanımı piyasada bulabileceğini düşünmüyorum çünkü özel olarak yaptırıyorum ancak ilgiliysen sana da yaptırabilirim." dedi. Hemen ardından söz almak için söz alan Slytherin'li bir cadıya yöneltti dikkatini. Kendisi gibi soylu bir ailenin iyi yetiştirilmiş bir evladı olduğu apaçık ortadaydı. Kızın selamlamasına karşılık olarak gülümsedi, sağ elini göğsüne götürüp sol elini arkasına atarak hafifçe öne eğildi, aynı ailesinin ona öğretmiş olduğu gibi. 'Kafatası' sorusuna kadar her şeyi gülümseyerek dinliyordu, sonra ifadesi hafiften değişse de zoraki bir şekilde güldü. Bu soruyla birlikte kafatası sinirle uçarak kızın dibine kadar girdi.
"Bana bak şeker kız-" diyordu ki Xavier tarafından tutulup geriye çekildi. "Barbatos, leydilere böyle davranılmaz. Hatta direkt kimseye böyle davranılmaz ama görgü kurallarını biraz yavaş öğreniyor gibi bir halin var." dedi Xavier ancak Barbatos oralı olmadı, Xavier tarafından tutulurken konuşmaya devam etti. "Havyar bana sahip değil, ben ona sahibim! Aklından geçen her bir düşünceyi duyuyorum, bana bağlı yaşıyor! Köpeğim gibi bir şey, ki öyle de olmalı, BEN Kİ ŞEYTANLAR KRALI, TANRILARA DENK VARLIK BARBATOS! DÜNYADA, HAYIR, EVRENDE VAR OLAN EN GÜÇLÜ BÜYÜCÜ!" diye lafa başladığında profesör iç çekerek eliyle kendi alnına vurup çaresizce "Başladı yine..." diye mırıldanıyor. "Barbatos, vücudunun geri kalanı bile olmayan bir adam için çok konuşuyorsun. Bırak da dersimi işleyeyim, hm?" diye sordu nazikçe. Adının Barbatos olduğunu öğrendiğiniz kafatası ise sinirli sinirli homurdanarak öğrencilerle uğraşmaya gidiyor.
"Cidden çok özür dilerim. Memnun oldum Sophia. Büyük bir ailenin tek çocuğu olmak, en büyüğü olmaktan daha zor olsa gerek... Gösterişli şeylerden hoşlanmana sevindim, cübbendeki broşu beğendiğini varsayıyorum o yüzden. Güle güle kullanman dileğiyle! Biçim değiştirmeye bu kadar ilgili olman o kadar mutlu etti ki beni... Dersi teorik işlemeyeceğiz ancak herhangi bir araştırma, deney veya proje yapmak istersen beni burada bulabilirsin, her şeye açığım. Ve... Uhh..." dedi gözucuyla Barbatos'a bakarken. "Yeterince açık mıydı bilmiyorum ama... Maalesef ki sahip olduğumdan değil, kendi kendine bir şekilde geldi ve kurtulamıyorum." mahcup bir şekilde gülümseyerek söz isteyen başka bir öğrencinin yanına ilerledi.
"Paul, tanıştığıma cidden çok memnun oldum ancak akıl sağlığına değer veriyorsan bu acımasızlığı kendine yapmazsın. Ancak evet, bu 'konuşan kafadan' bulma ihtimalin çok düşük olsa da var. Sayıları çok az olsa da dünyanın her yerine dağılmış durumdalar, nasıl bulabileceğinizi söylemeyeceğim gerçi... O bir yana dursun, sınıfımda ne kadar yetenekli öğrenciler varmış böyle? Neredeyse hepsi biçim değiştirmeye ilgili, sanatla ilgilenenler de var... Belki kullanabiliriz bunu." derken gözleri parlıyordu, aklına çeşit çeşit fikir geldiği ifadesinden anlaşılıyordu. Sonraki öğrenciye geçti. Bu öğrenciler Xavier'ın bakım rutiniyle ne çok ilgileniyordu öyle!
"Tanıştığıma memnun oldum Regina, ayrıca dürüstlüğün için teşekkürler. Yazı yazmayı seviyorsan..." bakışları tiyatroyla ilgilenen öğrencisine döndü. "Paul'la birlikte ilginç bir şeyler çıkarmanızı cidden o kadar isterim ki! Evet, en az Barbatos kadar ilginç şeyler göstermeyi planlıyorum aslında size. Biçim değiştirme dediğimiz şey sonsuzdur ve ne kadar kapsamlı olduğunu bu yıl kendiniz deneyimleyerek öğrenin istiyorum. Ve sorun kaba değil ancak çocuklar, bakım rutinimle bu kadar yakından ilgileneceğinizi tahmin etmezdim!" dedi gülerek. Arkadan Barbatos "KARI MISIN LAN SEN?!" diye bağırmaya yeltenmişti ki, görünüşe göre Xavier'ın sabrı taşmıştı. Çünkü deminden beri sakin ve tatlı olan profesör, anlık sinirle eline geçirdiği kalın bir ansiklopediyi hızla Barbatos'a fırlatarak zavallı yaratığın duvara amele sümüğü gibi yapışmasına sebep olmuştu. Hiçbir şey olmamış gibi sakince gülümseyerek lafına devam etti. "Cinsiyetçilik hoş bir şey değildir çocuklar. Neyse... Afrodit Tozu, Venüs Damlası gibi birkaç ürünü karıştırarak kendi hazırladığım şeyleri kullanıyorum Regina'cığım. Kullanmak istersen hiç çekinme, odamdan bulabilirsin." Afrodit Tozu ve Venüs Tozu kolay bulunabilen malzemeler değillerdi ve bir kutusu için açık arttırmalar yapılıyor, binlerce galleona satılıyorlardı. Xavier ise bunu sanki pazardan rahatlıkla alıp kullanıyormuş gibi anlatıp geçmişti, başka bir öğrenci konuşacak mı diye bakınırken içeri giren pijamalı öğrenciye dikkat kesildi. Yataktan çıkar çıkmaz geldiği belli oluyordu, kız nefes nefese konuşurken Xavier gülümseyerek izledi kızı.
"Ettiğin küfrü duymadım Franziska, tanıştığıma memnun oldum. Bugünlük geç kalmanı görmezden geleceğim çünkü kendim de geç kalmışken kimseye kızma gibi bir lüksüm olduğunu düşünmüyorum. Slytherin'in en süper cadısı olduğunu umarım yıl içinde de bize kanıtlar ve binadaşlarının göğsünü gururla kabartırsın! Ayrıca..." dedi yüzüne muzip bir gülümseme yerleşirken. "Şu kelle paça hakkında biraz bilgi edinsem iyi olacak sanırım, diyorlar ki uçan sihirli kafatasları pişince özel güçler kazandırıyormuş insanlara."
"HAYIR KAZANDIRMIYOR, HAVYAR, BENİ YERSEN SENİ VAR YA...!" diye çığırmaya başlayan Barbatos, ağzına sokuşturulan bir kağıt topu yüzünden susmak zorunda kalıp sinirle masaya geri oturmuştu. Xavier ise sınıfa bakınmaya devam ederken birkaç öğrencisinin havalı havalı kalkıp gittiğini gördü. Gülümseyen yüzünü ciddi bir ifade almış, tek kaşını kaldırarak izliyordu çocukları. Masanın üstündeki resimli sınıf listesine bakarak çocukların ismini bulmaya çalışırken Barbatos ise hızla kalkıp sarışını cübbesinden çeke çeke Xavier'ın yanına getirmişti. Xavier da listede bu çocuğun adını bulabilmişti; Eadwig Alger Boleyn.
"Barbatos, soylu delikanlıları bu şekilde çekiştirmek ayıptır. Eminim ki Bay Boleyn de temiz ve düzgün imajını korumak isteyecektir, kıyafetlerini bozmuş olman onu rahatsız ediyor belli ki." dedi ciddi şekilde. Diğer öğrencilere yaptığının aksine ifadesiz bir şekilde bakıyordu. Duruşu değişmiş, daha özgüvenli, nereden geldiğini göstermek isteren bir hal almıştı. "Bay Boleyn, Barbatos'un kusuruna bakmamanızı rica ediyorum. Anlayabileceğiniz üzere kendisi görgü kurallarından yoksun ve kabadır, saygın insanlara nasıl davranması gerektiğini bilmiyor." Bakışlarını Barbatos'a çevirdi ve keskin bir bakış attı, bu hareketiyle Barbatos sus pus kesilmişti. Görünüşe göre Xavier baskınlığını gösteremiyor değildi, canı istemiyordu. "Annenizin bu 'soytarılığı' duyması benim için sorun olmayacaktır, kendisiyle yakın zamanda görüşmüş olduğum gerçeğini göz önünde bulundurunca... Fakat Victorine Hanım'ın oğlundan beklenmeyen hareketler sergilemeniz cidden çok üzücü bir durum. Daha... Saygılı bir tavır beklerdim Boleyn'lerin başına geçecek kişiden. Ah, yanlış anlamayın tabii ki bu dediğimi. Sizi serbest bırakmış olmam, dersime kafanıza göre girip çıkabileceğiniz anlamına gelmiyor. Sanıyorum ki istediğiniz gibi kullanma hakkını ders dışı zamanlarda veriyordum, duyurudaki cümlenin yanlış anlaşılabileceğini düşünmemiştim. Böyle bir durum söz konusuysa özür dilerim ancak hayır Bay Boleyn, size verdiğim haklar arasında dersimi bölmek ya da katılıp da keyfinizce ayrılmak yok. Ders bitince kütüphaneye uğrayabilirsiniz." çocuğu baştan aşağı bir süzdü, sonra getirdiği sandalyelere baktı.
"Siz de haklısınız tabii, bu şekilde ders işlemek rahat olmayacaktır." Asasını sandalyelere yöneltti ve en ortadakini kocaman, konforlu bir kral tahtına, yanındakileri ise nispeten daha küçük ancak aynı rahatlığa sahip asilzade koltuklarına çevirdi. Gülümseyerek Eadwig'e döndü, "Umarım sizi memnun edebilirler, layıklar mı bilmiyorum ama... Eğer ki dersime yeterince katılırsanız, gittiğiniz ortamda size yakışan tahtlara oturabileceksiniz Bay Boleyn. Yılın geri kalanında bu huzursuzluğu yaşamamayı ve dersime en çok katılanlardan biri olmanızı umuyorum." dedi ve çocuğun arkadaşlarıyla birlikte oturmasını bekledi. Eadwig oturduğunda Xavier aniden bir şey hatırlamış gibi kıpırdandı, "Bay Boleyn." dedi. "Dersten sonra ofisime gelmenizi rica ediyorum." Bunu demesiyle birkaç öğrenci "oooOOOOoOoOoooOO" demeye başlamıştı ki Xavier hepsini susturdu, "Cezaya kalmayacaksınız, Yönetim Kanunu dersi vereceğim size. Aile yönetme deneyimlerimin hepsini size aktarabilmek fena olmazdı." dedi ve masasına oturdu.
"Çocuklarım, sanıyorum ki hepsi bu kadar. Hala vaktimiz olduğuna göre derse hafiften giriş yapabiliriz! Bu dersin ilk kuralı ise... Profesörünüz ne derse koşulsuz şartsız inanıp yapmak. Biçim Değiştirme'nin temelinde hayalgücü yatar çocuklar. Bu yüzden sizden kendi sıralarınızı getirmenizi istedim, odamdaki koltuğu almanız çok hoşuma gitti mesela Samuel. Alırkenki amacınız her ne kadar benim isteğimden farklı olsa bile iyi bir iş başardınız, tebrikler. Ben sizden en rahat olacağınız şeyi getirmenizi istemişken bana inanmayanların veya ciddiye almayıp rastgele bir şeyler getirenlerin olduğunu görmek üzücü. Gördüğüm üzere Ameterasu ve Lucien, kendi yapmış oldukları sıralarda oturuyorlar, oldukça da rahat duruyor!" dedi çocuklara şefkatle gülümseyerek.
"Sıra meselesini kapatalım, tamam... Bazılarınızın söylediği gibi ders tamamen uygulamaya bağlı olacak çocuklar, sıkıcı teorik dersler midemi bulandırıyor. Yılın sonunda biçim değiştirme büyüleriyle harikalar yaratabiliyor olacaksınız, her kitapta yazan yok efendim fareyi kedi yapmakmış da bilmem neymiş de, o saçma sapan büyülerle işimiz olmayacak bizim. Hayal gücünüzü aktif kullanarak beni şaşırtmanızı istiyorum!"
"Havyar, Havyar, ben anlatayım mı devamını, ne olur anlatayım, kaç yüz yaşında adamım bak benden iyi kaynak mı var bu çocuklara?" dedi Barbatos heyecanla. Xavier ise ona hiç güvenmediğini gösteren bir bakış atmışsa da çocukların eğitimini ön planda tutmalıydı. Barbatos'un cidden çok ilginç şeyler bildiği su götürmez bir gerçekti ve öğrencilerini de bundan mahrum bırakmak istemezdi, gülümseyerek başıyla onayladı.
"Bakın bana bebeler! Biçim Değiştirme büyüleri aynı havyarın dediği gibi hayal gücüne bağlıdır, sonsuzlardır yani! Ben bir zamanlar şu Boleyn bebesinden bile daha yakışıklı, zengin bir adamdım. Şaraptan çeşmelerim, güzel güzel cariyelerim, bitmeyen param vardı... Ama siktiriboktan bir biçim değiştirme büyüsü beni bu hale soktu! İnanabiliyor musunuz, beni, beni, yüce Barbatos'u!" diyerek konudan sapıyordu ki, Xavier'ın boğazını temizlemesiyle konuyu değiştirdi. "Neyse işte. Şimdi dersin ilk uygulamasına geçiyoruz! Hobbaaa!" diyerek en üst raflardaki rastgele bir kitabı aldı ve bir öğrencinin oturmakta olduğu sırasına fırlattı. Öğrencinin biraz önce oturduğu yer artık kanlı canlı bir kutup ayısıydı! Profesör panikleyip geri eski haline çevirecekti ki, öğrencisinin bu durumdan gayet memnun olduğunu ve ayının da arkadaş canlısı olduğunu fark edip vazgeçti.
"Cansız maddeleri canlılara çevirmek çok zevkli, değil mi sümüklü bebeler? Şimdi de canlıyı cansıza dönüştürelim!" diyerek Xavier'ın asasını elinden aldı Barbatos, eli yoktu tabii ki, havada süzdürüyordu. Yerde gezinmekte olan küçük bir tırtılı kocaman bir şarap şişesine çevirdi. Xavier ve Barbatos'un da bakışları şişeye yöneldi, iştahla bakıyorladı şişeye. Lanet yaratık, profesörün derste içemeyeceği gerçeğinden faydalanarak şişeyi ağzıyla kaptığı gibi kafasına dikti, şişeyi masanın bile arkasına gidecek kadar öteye fırlattı. Birkaç öğrenciyle birlikte Xavier da şişenin olduğu yere dönmüş, zavallı tırtılın eski haline döndüğünü ancak paramparça olduğunu görünce önüne dönmüştü. Bir öğrenci seslendi, "İÇKİNİN TADI NASILDI?!"
"Böcek gibiydi..." diye hüzünle cevapladı Barbatos. Sonra sırıttı. "Şimdi de güzel bir canlıdan rastgele bir dönüşüm göreceğiz çocuklar!" dedi, bir iksir şişesini Xavier'ın üstüne fırlattı. Profesörünüz bu hamleyi beklemiyor olacak ki, kafasına çarpan şişeyle beraber masanın arkasına doğru düştü. Birden bire masanın arkasından gökkuşağı gibi rengarenk, parıl parıl bir duman yükseldi. Birkaç saniye sessizlik oluştu, duman dağılırken profesörden hareket gelmedi.
------
-Profesöre ne olduğuna bakmaya gidebilirsiniz, yerinizde durabilirsiniz, kafanıza göre takılın ama profesöre ne olduğunu yazmayın, orada bırakın.