İngiltere Büyücedünyası > Yasak Orman
Annem ve Kızım II
Gwyndolin Lowell:
Klasik Muirgheal kadını. Zeki sorgulayan ve asla ona söylenenlere körü körüne inanmayan bir Muirgheal kadını. Mirabelle, Gwyndolin'in söylediği hiç bir şeye inanmamış hatta kadının yalanını ortaya çıkarmak için birbiri ardına sorular sormuştu. Neyseki Gwyndolin yalanlarının ardını toplayacak yalanlar da hazırlamıştı.
"Edward Goldling. Senin soyadını onlar vermedi, kim verdi bilmiyorum. Geniş bir ailesi vardı. Sadece babanın 4 kardeşi, onun annesinin 6 kardeşi. Biz babanla Diagon Yolu'na taşınmıştık ama Goldlingler aslen Birmhingamlı ve şu anda da orada yaşıyorlar. Baban Azkabanda tabi. Benim aksime. Seni Aziz Micheal Kilisesinin yetimhanesine bıraktılar. Kim bıraktı bilmiyorum. Bu yaz ben Mısır'da iken yakalamışlar babanı. Hatta Cwenhild bizzat kendi yakalayıp konuşturmuş. Nerede yaşandı diyorsanda bakanlıkta tabi Seherbazlık Ofisinde."
Mirabelle Starlight:
Denilenleri bir bir dinledi. Konuşmasının ortasında Mirabelle durduk yere sırıttı birkaç saniyeliğine, sırf pot kırdığını düşündürmek için. Kadının yalan söylediğini hissediyordu, belki de gerçekti, belki de tamamen doğruları anlatıyordu ama bir türlü Mirabelle'in içine sinmiyordu. Şansını denemek istedi.
"Profesör... İnanmamı beklediğinizi cidden düşünmüyorum. Neden annem olduğunuzu söylüyorsunuz? Hele ki okul açılalı bu kadar süre geçmişken, aniden, burada?"
Gwyndolin Lowell:
Üzgünüm arkadaşım. Başaramadım.
Oturduğu yerde kalakaldı. Buraya geldiğinden beri bastırdığı duyguları yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyordu. Gözlerinden süzülen yaşlar soğumuş yanaklarından geçip gidiyordu. Kızarmış suratıyla kıza baktı. Gerçek gerçekleri bilmeyi hak ediyordu. Bir yalanı yaşamak zorunda bırakılmamalıydı. Yalan kolaya kaçmak olacaktı. Cesaretini toplayıp gerçeklerle yüzleşme zamanı gelmişti. En yakın arkadaşının ölümünü artık kabullenmek zorundaydı. Elleriyle gözyaşlarını sildi ve konuşmaya başladı.
"Peki Mirabelle. Senin doğduğun gün orda olduğum doğru. Hatta seni ilk kez ben kucağıma aldım ve adını da ben koydum. Mirabelle ağacına ithafen. Bunların hepsi doğru. Fakat annen ben değilim. Annenin adı Cwenhild Muirgheal. Bir seherbaz. Mag Mell'de seni dinlemeye gelen kızıl saçlı kadın. Kanlı Baloda masmavi geceden kopma elbisesiyle öldürülen kadın. Senin yaşadığını bu yaza kadar gerçekten bilmiyordum. Bana seni verdiği yetimhanenin adını söylemedi. Onunla bu yüzden altı ay kadar konuşmadım. Onu affetmemek için bir çok sebebin var ben bile affedemiyorum bazen. Anneni en son gördüğümde bana her şeyi anlattı. Senin karşına çıkmak istediğini ama ne kadar korktuğunu ki annen kolay kolay korkan bir kadın değildi. O gece avcılara karşı nasıl savaştığını anlattılar bana tam annenlik hareket. O avcılar o gece benden bir arkadaş senden bir anne aldılar. Bende sana annelik yapmak istedim. Arkadaşımdan kalan son hatırayı kaybetmek istemedim. Özür dilerim." Konuşması sırasında çatallanan ses tonu ve akan göz yaşları durmamıştı. Duracağa da benzemiyordu.
Mirabelle Starlight:
Karşısındaki profesörün ağlamaya başlamasıyla şaşırdı, blöfünün işe yarayacağını hatta bu kadar etkili şekilde işe yarayacağını düşünmemişti. Kadın gerçekleri dökmeye başladığında yanına oturdu ve uslu uslu, yüzünde minik bir gülümsemeyle dinledi. Cwenhild isminin çok yabancı gelmediğini düşünüyordu deminden beri, haklıydı da. Tavernada sürekli gördüğü, bazen 'müessesemizden' diyerek patronunun kaliteli içkilerini araklayıp ikram ettiği kızıl seherbaz, annesiydi. Mirabelle'in hayatından silmek istediği bir günde cesaretini kanıtlarken ölmüştü, gurur duyulacak bir şeydi bu. Duyunca yüzünün düşmesi gerekiyordu ancak gülümsemesi genişlemişti, artık insanlar ona ailesinden vurduğunda nasıl bir insanın kızı olduğunu hatırlayacak, üzülmek ya da sinirlenmek yerine gülmeye başlayacaktı.
"En baştan dürüst olsaydınız bu kadar çemkirmezdim!" diye girdi lafına mızmızlanırmış gibi bir sesle, "Doğruyu söylediğiniz için teşekkürler. Affetmemek için çok sebebim yok aslında, sarhoş olunca olay çıkarıp başıma iş açtığı ya da bahşiş vermediği için kızabilirim sadece." Kıkırdadıktan sonra devam etti, "Ara tatilde Diagon Yolu'ndaki evimize gitmek için sabırsızlanıyorum. Benim kulübem kışın buz gibi oluyor be! Ay, buz gibi demişken artık içeri mi geçsek? Siz çağırınca üstümü bile değiştirmeden direkt formamla geldim, donuyorum ya!" dedi ayağa kalkıp kadına elini uzatmadan önce. Eh, Mirabelle çok da kin tutabilen bir kız değildi.
Navigasyon
[0] Mesajlar
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git