İngiltere Büyücedünyası > Yasak Orman

Annem ve Kızım II

<< < (3/4) > >>

Mirabelle Starlight:
Ortamı germemek için bir şey demiyor, anlamamış gibi yapıyor, önündeki hayvanlarla ilgileniyordu ancak kadın ısrarcıydı. Son dediklerine kadar Mirabelle görmezden gelebilir, normal öğretmen öğrenci ilişkisine devam edebilirdi ancak duyduklarıyla kaşları çatıldı. Yine duymamış gibi yapmayı düşünüyordu ancak sinirden kanı kaynamıştı, kadına istediğini verecekti.

İfadesiz yüzüyle kadına bakarken az önce çökmüş olduğu yerinden doğruldu. "Hayır, bina sorumlum ve profesörümsünüz. Daha fazlası değil," dedi. Profesöre bir cevap hakkı bile tanımadan devam etti, "Üzgünüm anca annem değilsiniz ve bu her zaman böyle kalacak. Zaten yetimhaneye dönme gibi bir niyetim yoktu, zira gittiğim an adım kadar eminim ki beni işkenceyle öldüreceklerdi. Cadı olduğumu biliyorlar sonuçta." İç çekti, bir iki saniye gözlerini kaçırıp tekrar kadına baktı.

"Bana haber bile vermeden, benim rızamı almadan yediğiniz halt hiç hoş değil. Özgürlüğüme ne kadar düşkün olduğumu bilmeniz gerekiyor, kim size kendi kafanıza göre beni mutlu olduğum yerden uzaklaştırabileceğinizi söyledi? O kulübe benim için özel bir yerdi. Yetiştirdiğim bitkiler, ilgilendiğim hayvanlar, duvarlara çizdiğim resimler..." Haberi bile olmadan bunların elinden alınmış olduğu gerçeğinin getirdiği hüzün yüzüne vuruyordu.

"Baskınlığınızı mı göstermek istiyorsunuz bana karşı? Pekala, kabul. 'Annem' olarak bilmiyor musunuz..." kadına yaklaştı, "Beni ne kadar sıkarsanız o kadar kaçacağımı? İstediğinizi yapabilirsiniz Profesör Lowell, anne demem gereken kişinin bu tür bir şey yapmasını asla beklemezdim. Önceden düşündüğümde, hayal falan kurduğumda, benim gibi özgür ruhlu, sıkılmaktan hoşlanmayan birini beklerdim hep. İsteğim dışında beni yönetmeye çalışacak birini değil. Yaşadığım hayal kırıklığını anlayabiliyor musunuz?"

Sonra bir iki adım geri çekildi, "Bu konuşma hiç yaşanmamış olsa daha iyi değil mi sizce de? Aramızdaki sevimli öğretmen-öğrenci ilişkisinin bozulması hoş olmazdı. Ben. Sizin. Öğrencinizim."

Gwyndolin Lowell:
[justify]İşte beklediği öfke, saldırganlık. Sonra bir tutam üzgünlük ve hayal kırıklığı. Çocuğa bunları yaşatmak istememişti. Ama hayatının bir yerinde bunları yaşayıp daha sonra bütün bunlardan zamanla kurtulması için yapılması gereken bir fedakarlıktı. Kızın söylediği her kelimede, her cümlede öfkesini hissediyordu. Mirabelle sözlerini bitirdiğinde sadece güldü. Ellerini önünde birleştirdi ve sadece "Güzel." dedi. "Çiçeklerini ve resimlerini ihmal etmedim, üzülme. Hayvanlarınla ilgilenmen içinde elimden geleni yapacağım. Yaşadığın hayal kırıklığını ve içinde bulunduğun duygu durumunu tam olarak anlamam mümkün değil. Bu konuşmayı hiç bir zaman yaşamamış olmayı diliyorsun. Ben ise seni trende gördüğüm günden beri bu konuşmayı nasıl yapacağım hakkında düşünüp duruyorum. Bana istediğini diyebilirsin. Anne, profesör, Bayan Lowell, istediğini. Fakat artık yalnız değilsin. Artık bir hayali düşünmene gerek yok, o hayalle kavga etmene gerek yok. Zira ben buradayım ve burada olmaya devam edeceğim. Eve gelmek istemiyor musun, tamam. Gelme. Hayatına beni ne kadar istiyorsan öyle kat. İstersen annenin yaşadığı gerçeğini kabullen ve niçin şu an burada bu konuşmayı yaptığımızı anlatmama, senin elimden nasıl alındığını anlatmama izin ver yada canının istediğini yap, git, André ile takıl, ders çalış. Özgürsün. Beni nerede bulabileceğini biliyorsun.

Mirabelle Starlight:
Lafı bittikten sonra kadının gülmesi belki de bugün olan en sinir bozucu şeydi. Profesör konuşmaya başladığında bir şey demeden, kaşları çatık şekilde dinledi sadece. Bir şeyler eksikti, durum hoşuna gitmiyordu, kendi kendine kurcalayıp gerçeği öğrenmedikçe vahiy inse bile başkalarının sözünü dinleyesi gelmiyordu. Gelen önerilerin hepsine zıt gitmek istiyordu, sırf profesör önerdiği için söylediği hitapların hiçbirini kullanmak veya eylemleri yapmak istemiyordu.

"Dinleyeceğim ama inanacağım anlamına gelmiyor. Meraktan dinliyorum sadece, meraktan! Dediklerinizi de yapmak istemiyorum, inadım tuttu çünkü! Anlattıklarınız hoşuma gitmezse de direkt çeker giderim ve önermediğiniz bir şeyi yapmaya başlarım, şey gibi, uh, elalemi dövüp haraç kesmek gibi! Hıh, dinliyorum."

Gwyndolin Lowell:
[justify]Hazırladığı yalanları bir bir sıralamanın zamanı gelmişti. Mirabelle zeki bir kızdı. Aynı annesi gibi. O yüzden söylediği yalanda bir eksik, bir soru işareti olmamalıydı. Zaten aylardır ilmek ilmek örmüştü yalan ağını. Yanlarındaki bir kayanın üstündeki karları asasıyla ısıtarak eritti ve oturdu. Aynısını Mirabelle için yaptı fakat kıza oturması yada oturmaması için bir direktif vermedi. Derin bir nefes aldı, düşen kar tanelerine baktı ve yalanlarını söylemeye başladı.

"Senin baban, Edward. Çok gelenekçi bir aileden geliyordu. Bir erkek evlat için deliriyorlardı. Senden önce dört tane çocuk düşürdüm ve baban ile aramız git gide açıldı. Ailesi beni zaten istemez oldu. Sonra sen doğdun. Edward küplere bindi. Bir kız çocuğunu sırf onlara inat olsun diye doğurduğumu söyledi. Boşanmak istedim. Senide alıp gidecektim. Fakat... baban önce davrandı. Seni o aldı ve gitti. Defalarca kapısına dayandım. En sonunda öldüğünü söylediler, kazdıkları sahte bir mezarın başında günlerce ağladım. Kendimi araştırmalarıma adayıp neredeyse bütün dünyayı gezdim. Seni düşünmediğim bir gün bile olmadı. Sonra bir gün. Baban dolandırıcılıktan tutuklandı. Şansıma seherbaz bir arkadaşım onu sorguya alırken biraz Veritaserum ile senin yaşadığını öğrenmiş. Ondan sonrasını biliyorsun. Seni bulabilmek için buraya geldim. Trende karşılaştık, dersime girdin çıktın ve en sonunda buraya geldik. Mirabelle. Ben seni terk etmedim. Seni benden zorla aldılar. " Gerçek, insanları inandırabildiğiniz sürece onlara anlattığınız her şey olabilir.

Mirabelle Starlight:
"Hmmm." dedi ne düşündüğünü belli etmeyen bir tonla. "Edward demek... Soyadı ne peki, onun da mı Starlight? Sizin soyadınızı almadıysam onunkini almam daha mantıklı sonuçta, yetimhanelerde çocukları isimlendirmiyorlar ya." Her sorusundan sonra bir cevap bekledi, aldığı cevaplara tepki vermeden başka sorulara geçti. "Detay istiyorum, kısa cümleler ikna olmama yeterli değil. Ailesi kimlerden oluşuyor, sadece annesi ve babası mı yoksa başkaları da var mı? İsimleri ne? Nerede yaşıyorlar? Beni kim bıraktı oraya? Direkt yetimhaneye mi bırakıldım, tam adı neydi bırakıldığım yerin? Ve... Seherbaz arkadaşınızın adı neydi? Tam olarak hangi tarihte, nerede yaşandı bu Veritaserum olayı?"

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git