17 Nisan, 2026 09:31:51 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Yakılanların anısına  (Okunma sayısı 90 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat

  • Büyücü
  • 9. Seviye
  • İleti: 45
  • 458 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat
  • Güç Puanı: 35
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Çağrı
  • Meslek: Eleştirmen / Avukat
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği / Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 40, 15
  • Lanet Gücü: 15, 40
  • Tılsım Gücü: 25, 25
  • İksir Kabiliyeti: -, -
  • Özel Yetenek: Animagus 3. Seviye, Telepati 2. Seviye
Yakılanların anısına
« : 09 Aralık, 2021 00:20:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Sis dolu geceyi yara yara ilerleyen adımları taş kaldırımlı yollarda ıslak izler bırakarak ilerliyordu. Mali-Phali-Ty-Co'nun "Sarhoş bekçiliğini" yapmadığı sayılı gecelerden biriydi bu; Raymond'dan Pub'daki işi için izin alıp, bundan yalnızca birkaç ay önce aralarına katıldığı, yengesi olarak gördüğü Jane Davis'in tanıdığı bir Muggle tarafından kurulmuş ve geceleri gizli kapaklı biçimde kadınlara eğitim veren bir kursun öğrencisi olmuştu. Şu an ise gece derslerini alacağı binanın yolunu tutmuştu soğuk havada kürk mantosuna sarılarak. Boş sokaklar ve ışıksız Gece göğü değişik bir huzur sağlıyordu her zaman için Omegan'a. Sokak lambalarının titrek ışıkları arasından bir aydınlık, bir karanlık içine gire gire yollarda rahat rahat yürümek terapiye benzer bir durum yaratıyordu Cadı için.

Sürekli değişmeyen bir rutinde devam eden ve yoğun geçen günleri arasında böylesine ses içermeyen ve durgun ortamlara girebilmek, bazı zamanlarda mutlu olduğu günlerde de bir sokak lambasının taş döşeli yolda yarattığı yuvarlak ışığı bir sahne ışığı olarak görerek altında küçük dans koreografileri sergilemek gibi eylemler; kendine sakladığı minik gizli eğlenceler olmuştu Londra'da yaşamaya başladığı yıllardan beri. Kardeşi, Raymond ve Kenneth ağabeyleri gibi kendisi de sanat aşığı birisiydi. İkizler olarak yönelimleri daha çok müzik bestelemek üzerine olsa da, Omegan bazı zamanlar kendini bir sahnede Opera söylediğini düşlerken buluyor ve bu durumuna kendi kendine gülerek karşılık buluyordu.

Yine böyle düşünceler içinde bir ışık çemberinden diğerine hoplaya zıplaya ilerlerken, köşeyi döndüğünde karşısına çıkan sahneyle birlikte birden durdu. Katıldığı kursta her gece almak istediği eğitim olmuyordu ve bu nedenle Cadı'nın sık sık işine yoğunlaşmak yerine dolaşmaya çıkmasına gerek duyacağı bir ortam yoktu. Yine de en son bir hafta gibi bir süre önce geçtiği bu yolda daha önce görmediği bir şey vardı. Sokak lambalarının birinin dibinde birçok bukete yetebilecek sayıda çiçek, küçük notlar, uzun saatler önce yakılmış ve eritip bitmiş ya da sönmeye yüz tutmuş mumlar... Küçük bir sokak andacı, ölenlerin arkasından anılar bırakılan bir türbeye dönüştürülmüştü. Muggle'ların kolayca bulabileceği bir yerde açılmış olması çok büyük bir sorun değildi, ne de olsa herkesin anlayabileceği şeyler yazmıyordu bırakılan notlarda. Yine de bilen biliyordu neden burada böyle bir şey olduğunu. Omegan'ın Londra'da olanlardan haberi vardı, detaysızca bile olsa gazetelerde okumuştu. Sihir Bakanı Kellington'ın geçen haftalarda yaptığı duyuru da sanki kulaklarında şimdi bile çınlıyor gibiydi. Gözüne çarpan notlardan birinde
"1692’den bugüne dek. Özgürlükleri karşılığında, yakılanların anısına." yazıyordu.

Cadı Avcıları’na karşı bırakılmış bir uyarı amaçlı gözdağı mıydı, yoksa intikam peşinde olunduğunu ve yaşananların unutulmayacağını belirten, ya da yaptıkları eylemde başarılı olamadıklarını kanıtlayan bir kışkırtma mıydı bilemedi Omegan. Kendi de ölenlerin arkasından bir şeyler bırakmak isterdi. Bırakılan diğer küçük notlardan bazılarını okudu Cadı üzerlerine eğilerek, çiçekleri inceledi uzaktan ve yanında bir mum olmasını diledi. Burada sevdikleri adına yas tutanların gözyaşlarını dökebilmeleri için yaslayacakları bir omuz olmak isterdi. Tüm bunlardan sonra ise yalnız başına karanlık bir odada oturup o özel Davis biralarından büyük bir bardak içmeyi de isterdi şimdi. Biraz önce sokağın ortasında kendi başına dans edebilecek seviyede yükselmiş olan morali ve enerjisi kesinlikle yerinde değildi şimdi… Derken beklenmedik bir ürpertiyle düşüncelerinden çekip alındı Omegan. İşte tam bu anda bulunduğu yere, biraz önce kendi yürüdüğü yoldan yaklaşan birilerinin ayak sesleri gelmeye başlıyordu.

[Açık RP’dir, ölenleri anmak isteyen ve karakterleri tanıştırmak isteyen tüm oyunculara açık davet olarak görülebilir.]

Çevrimdışı Arthur F. Moore

  • Hogwarts Profesörü
  • 5. Seviye
  • İleti: 15
  • 41 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Arthur F. Moore
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Büyü Kuramı Profesörü
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 11
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 10
Ynt: Yakılanların anısına
« Yanıtla #1 : 09 Aralık, 2021 02:12:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bir malikaneden hallice hastaneye olan ziyaretlerinden birini daha sonlandırmıştı sert mizaçlı adam. Geçen haftalarda yaşanan olaylar sonucu buraya düşen dostlarından birisi hala taburcu olamamıştı nükseden psikolojik sorunları sebebiyle. Şimdiyse ziyareti sonrası, bakanlığın inanmayı reddettiği bilgilerinin ışığında bir gezintiye çıkmıştı Londra sokaklarında, son haftalarda birkaç gece yaptığı gibi.

Gecenin ilerleyen saatlerinde görüş kısıtlıydı ve temizlik yüzü göremeyen sokaklara çöken tüyler ürpertici soğuk sis, zerre iç açıcı değildi süet ayakkabılarının tabanları tok takırtılar ile yankılanırken yürüyen adam için. Her şeyin yaşandığı o mekana gidiyordu yine, inceleme yapmak üzere. Dışarıdan bakan biri, tüm bu disiplin ve arzusuyla ölü bilinen öğrencilerin başına gelenlerin izini süren zatın bir kahramanlık abidesi olduğunu söyleyebilirdi belki; fakat ikinci yılındaki profesörün içinde bulunduğu ruh halinin, cesaretle zerre alakası yoktu: Korkuyordu.

O lanetli olay mahalline ister cadı avcısı, ister büyücü, ister sihirli bir yaratık; ne olursa olsun dalmış ve balodaki tüm büyücülerin büyü yapabilme kabiliyetini ellerinden almıştı. Karanlık sanatlar uzmanlık alanıydı Profesör Moore'un; bu alan üzerine tüm gençliğini vermiş, nüfuzlu ailesinin tüm kaynaklarını bu alandaki araştırmaları üzerine heba etmişti. Çokça korkutucu şey okumuş, duymuş, şahit olmuştu karanlık sanatlar üzerine. Mag Mell adı verilen menhus mekanda ise şimdiye değin belki de görüp görebileceği en karanlık sanat icra edilmiş olabilirdi.

Rotasında silüeti seçilebilecek kadar yakın olan malikane, sisleri yaran bir sokak lambasına doğru ilerlerken karşısında, kaldırımın kenarında sabit duran bir kadın figürü çekti dikkatini. Adımları yanaştıkçaysa dikkatini bir şey daha çekti: Çiçekler. Sokağın bu köşesinde bir anıtla karşılamayı beklemiyordu kahverengi saçlarında yaşına göre çokça kır tel bulunan adam. Merakına yenik düştü, incelemek üzere yaklaştı beklenmedik sokak mabedine. Önce tanımadığı kadına nezaketen ince bir baş selamı verdi, sonrasında hafifçe eğilerek belirgin birkaç nota göz attı:

"Frank Jones... Yirmi sekiz yaşında bir ressamdı. Belki arzuladığı, hak ettiği kıymeti yaşarken göremedi ama Steen gibi yaratıcı bir fırçası vardı. Hogsmeade'de bazı tablolarına sahip mekanlar var. İncelemek isteyenler olursa bu notu buraya bırakayım. Bir ümit bu dünyaya bıraktıkları layığı olan değeri görür..."

Sarı ve kaliteli kağıda yazılmış notu usulca aldığı yere iliştirirken yeşil tonlarındaki bir parşömene yazılmış bir not daha çekti dikkatini:

"Brigitte Blanche; hayatımın aşkı, mutluluğu, ilhamı... Minik Andrew'a sana söz veriyorum ki olabilecek en iyi şekilde bakacağım, gözün arkada kalmasın."

Bu notu da ait olduğu ilk yere nazikçe yerleştirmeye meyil etti. Fakat titremeye başlayan elleri bir hayli zorlaştırmıştı işini. Brigitte... Koskoca dünyada gerçekten de Brigitte mi kurban gitmişti vahşi militanların terörüne? Gözleri dolmaya başladı, dizlerini ıslak taş kaldırımla buluşmaktan zor kurtararak doğruldu tekrardan ayağa. Yıllar öncesinden yarım kalmış özlemiyle sesi ilk anda çatlayarak yükseldi dudaklarından: "Brigitte Jones... Eskiden aşık olduğum kadındı. Aptallık ettim, kendisini kaybettim. Şimdiyse ölümünün üzerinden kaç hafta geçmiş ve bunu adını bile bilmediğim muhtemel kocasının notundan öğreniyorum. Hayat bazen biraz fazla acımasız..." Nemlenmiş gözlerini kürk mantolu kadına, sağ eliniyse önündeki mabede çevirerek devam etti sözlerine: "Burada... Siz de değer verdiğiniz birisini mi kaybettiniz?"

Çevrimdışı Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat

  • Büyücü
  • 9. Seviye
  • İleti: 45
  • 458 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat
  • Güç Puanı: 35
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Çağrı
  • Meslek: Eleştirmen / Avukat
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği / Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 40, 15
  • Lanet Gücü: 15, 40
  • Tılsım Gücü: 25, 25
  • İksir Kabiliyeti: -, -
  • Özel Yetenek: Animagus 3. Seviye, Telepati 2. Seviye
Ynt: Yakılanların anısına
« Yanıtla #2 : 03 Ocak, 2022 23:35:03 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Adımların sahibi olan kişi görüş açısında girdiğinde kabalık olmasın diye adam yaklaşana dek gözlerini kaçırmıştı Omegan. Daha önce görmediği birisiydi ama bu hemen tanışmaya can attığı anlamına da gelmiyordu böylesi geç bir saatte ve boş bir sokakta. Adamın başıyla verdiği bir esenlemeyle birlikte andaca yaklaşması ve notlara göz atması bir olmuştu; kimilerine yalnızca gözleriyle bakıyorken, birini eline alıp incelemesi Omegan'ın odağını çekmişti üzerine. Adamın o an, o satırları okurken ruhu çekiliyor gibiydi. Neredeyse gözle görülür bir "Mavilik" çökmüştü üzerine ve omuzlarından uyguladığı baskı dizlerini titretiyordu sanki, öylesi bir duygusallıkla çevrelenmişti adam.

Yavaşça dolmaya başlayan gözleriyle Omegan'a dönüp
"Brigitte Jones... Eskiden aşık olduğum kadındı. Aptallık ettim, kendisini kaybettim. Şimdiyse ölümünün üzerinden kaç hafta geçmiş ve bunu adını bile bilmediğim muhtemel kocasının notundan öğreniyorum. Hayat bazen biraz fazla acımasız..." sözlerini iletmişti. Omegan şimdi burada anıları kalanlara mı, adamın Brigitte'le olan şanssız yazgısına mı, yoksa yaşantısı boyunca böyle anıları olduğu birisini tanıyamamış olduğuna mı üzüleceğini seçememişti.
"Burada... Siz de değer verdiğiniz birisini mi kaybettiniz?"

"Daha tanışmamış olsak bile böyle bir durumda ve ortamda size karşı yalan söylemek istemem beyefendi; açıkçası burada adı geçenlerden kimseyi tanımıyorum. Biraz yalnızlık eğiliminde olan bir yaşam tarzı benimsediğimi söyleyebilirim ve bu durum, açık konuşmak gerekirse; şu an bana suçluymuşum gibi sezdiriyor nedense. Üzerinde çiçekler biten bir ölü beden ve yalnızca ölü bedenler üzerinde bitebilen çiçekler benzerinde; sorunun hem nedeni hem de sonucu gibi." diye yanıt vermeyi seçti. Her zaman olduğu gibi üzüldüğü zaman çenesinin yayı yerinden oynar giderdi işte. Sanki hızlı hızlı, uzun uzun konuşunca üzerindeki kara bulutlara dönüşmüş üzücü düşünceler dağılıp gidecek gibi...

"Yine de bu bizlerden birilerinin yaşadığı acıların ve ölümlerinin beni etkilemediği anlamına gelemez." diyerek sözlerine devam etti gözleri birkaç dakika öncesine göre sisinden az da olsa arınmış bulutlu geceye dalarak. Sonra da daldığı noktadan bakışlarını ayırarak adamın kendi Heterokromik gözlerinin uzak bir kuzeni gibi duran Ela gözlerine yöneltip:
"Bağışlayın n'olur, düşüncelerim biraz dağınık. Meghan Necramyth." diyerek el sıkışma isteğiyle yeltendi. Adamın bunca söz kalabalığı karşısında şaşırdığını düşünerek bakan gözlerinden gözlerini ayırmadan da ekledi:
"Mali-Phali-Ty-Co adlı pubın garsonu olarak daha çok tanınabilirim sanırım. Gerçi sizi daha önce orada gördüğümü söyleyemem açıkçası. Çok fazla yüz ezberlediğimi de söyleyemem ama... Üzgünüm; üzüldüğümde hep çok konuşurum. Umarım kulaklarınızı yormamışımdır bayım?"