Dünya Ülkeleri > Birleşik Krallık

Cadı Mahkemesi Kayıtları - 10 Eylül 1865

<< < (2/5) > >>

Cwénhild Muirghéal:
"Annnenle!"

Eklemlerim birbiri ardına kopuyor, parçalanıyorken ağzımdan bu sözler fırladı. Vücudum parçalanıyor, hissediyorum. Hayatımda en son bu kadar fiziksel acı hissettiğimde Mira'yı doğuruyordum. Güzel kızım. Keşke bazı şeyler farklı olabilseydi. Keşke bazı şeyleri değiştirebilseydim. Sanırım geç kaldım. Sanırım senin güzel yüzünü bir kez daha göremeyeceğim. Sanırım dudaklarından 'Anne' lafını hiç duyamayacağım. Beni affet.

"Çenemdeki iz, şeytan, annen ve ben birbirimizin bedenlerinin tadını çıkarırken oluşan şehvet dolu dokunuşlarımızın eseri. İtiraf ediyorum! BEN BİR CADIYIM. Eğer beni bugün burada öldürmezseniz hepinizin kökünü kazıyacak bir cadıyım!

Kont Sati Von Richmond:
Kadın sözlerini bitirdiğinde önce şaşkınlık ve sonrasında yadırgama içerisinde inlemeler duyuldu karanlıklardan. Engizitörün kurumuş dudakları ise ilk kez gülümsüyordu. Başını önüne eğip, ak düşmüş sakalını sıvazladı sakince.

"Bu kadar çabuk itiraf etmeniz beni şaşırttı bayan. Oysa ki daha yeni başlamıştık."

Başının bir işareti ile kadını sandalyesine geri indirdiler astıkları kancadan. Ellerini zincirlerle tekrar bağladıktan sonra sandalyeye, cellatlardan birisi metal levhalarla sarılı, kısa bir boru benzeri cisim çıkardı çantasından. Bu boruyu itinayla kadıncağızın baş parmağına geçirirken, adam konuşmayı sürdürüyordu.

"Böylece Şeytanın günahlarından arındırılmanız için yeterli beyanı aldığımızı düşünüyorum. Burada, şahitlerimizin huzurunda, yargıçlarımızın akıbetiniz hakkındaki kararını beklerken... Sormam gerekiyor! Bildiğiniz cadıların ve büyücülerin isimlerini, tam adreslerini istiyoruz. Ya da bu çalıştığınız kurum, her ne ise adı, nerede olduğu ve varlığına dair kanıtlar istiyoruz bayan. Yoksa bu gece, sandığınızdan da uzun geçecek!"

Cellat, kadının baş parmağına geçirdiği metal levhaya takılı olan kanatlı vidayı çevirmeye başladı. Kızıl saçlı cadının parmağı, vida döndükçe metal levhaların arasına sıkışıyor, sanki bir öğütücünün içerisine atılmış hayvan ölüsü gibi büzüşüyor ve giderek katlanılamaz bir acıya sebebiyet veriyordu. Etinden et koparılırcasına bir acı, önce eline sonra da vücuduna yayılıyordu.

Cwénhild Muirghéal:
Askıdan indirilirken hafif bir rahatlama eklemlerimden kemiklerime, oradan da kaslarıma yayılıyordu. Acının dinmesine yeterli değildi elbette. İğrenç adamlar tarafından sandalyeye oturtuluyorum tekrar. Sanırım bir daha kalkamayacağım buradan. Gözlerim metal bir boruyu görüyor. Kulaklarım ise beyaz sakallı adamın sözlerini duyuyor. Ölüm fermanımın yavaşça verilişini dinliyorum. İronik. Yargıçların vereceği karar zaten belli. Vereceğim cevap ise dünden belli. Madem korkuyorsunuz. O korku tohumlarını biraz sulamamam için hiç bir sebep yok.

Parmağıma geçirilen borunun içindeki vida yavaş yavaş dönüyor. Etimin parçalandığını hissediyorum. Kemiklerimin ezildiğini, çıtırdağını ve en sonunda kırıldığını hissediyorum. Muazzam bir acı, neredeyse bayılacağım, ismimi bile unutacağım sanki. Parmağım, kolum bütün vücudum yanıyor. Ölüyorum, yavaşça, çığlıklar içinde ölüyorum. Ölmeden önce tek bir isim dökülüyor dudaklarımdan, çığlıklarımın arasından.

"Carmilla... Sanguina! Nerede olduğunu bilmiyorum, kimse bilmez ama orada, kanlarınızın kirlettiği büyülerle her an arkanızda!"

Kont Sati Von Richmond:
Birkaç kıkırdama daha duyuldu karanlıklardan. Engizitörün tepesi atmıştı. Kapüşonunu açıp yüzünü açık etmemek ve hiddetle bağırmamak için zor mani oldu kendine.

"Şu küstaha haddini bildirin!"

Celladın şişik parmakları çevirdi vidayı olabildiğince. Kemiklerde biraz çıtırtı ve sonra salonu sarsan bir kadın çığlığı! Kanlar akan bir el, kopmuş bir parmak ise zeminde... Acıdan kıvranıyordu kontrolsüzce kızıl saçlı cadı. Kızıl cübbeli ise, hiç oralı değildi.

"Yöntemlerimizde kan akıtmayı tercih etmeyiz. Ancak siz bugün, sabrımızı sınadınız bayan! Baloda yaptıklarınız, Şeytana olan bağlılığınız, Aziz Michael'ın ruhu şad olsun ki bugün cezalandırılacaktır! Pirinç boğayı getirin!"

Cellatlardan bir tanesi karanlıkların içerisinde kısa bir süre kaybolduktan sonra, tekerlekli bir platformun üzerinde, görünüşüyle bir boğayı andıran, pirinçten dökme olduğu aşikar ve başının olması gereken yerde uyduruk boynuzlara sahip, insan boyutlarında büyük bir kalıbı çekmeye başlamıştı sandalyenin yanına doğru. Diğer celladın da yardımıyla kalıbı açtılar. İçine bir insanın sığabileceği bir tabutu andırıyordu şekilsiz biçimiyle.

Engizitör yaklaştı kadına. Yüzüne doğru hafifçe eğilirken gözlerinin olması gereken yerde hiçbir şey göremediğini fark etti Cwénhild.

"Sizi yakılarak ve Şeytan'ın günahlarından arındırılarak ölmeye mahkum ediyoruz bayan! Son bir sözünüz var mıydı?"

Cwénhild Muirghéal:
Kopan parmağımla birlikte zamandan ve mekandan kopmuş gibi hissediyorum. Acı, sadece acı var. Acıdan başka bir şey hissetmekten yoksun bedenim. Kıvranıyorum, üşüyorum vücudumun kontrolü artık elimde değil. Sadece çığlık atabiliyorum, sadece titriyorum. Sadece acıyı hissedebiliyorum. Sanırım cellat gitti, yahut gitmedi çünkü hala burada. Bir boğa var yanında, parlak bir boğa. Yanıma yaklaşıyor. Üşüyorum. Boğanın içi açılıyor, bu normal değil. Bir tabut var içinde. Benim tabutum mu bu ? Kırmızı olduğunu düşündüğüm kukuletalı, pek konuşkan adam eğiliyor suratıma doğru. Göz yuvaları boş, tıpkı adamın kalbi gibi. Yakılarak ölmek, bir yangını anca böyle bastırabilirdiniz zaten. Bedenimde kalan son güç kırıntılarını topluyorum. Eğer son sözlerim bunlar olacaksa, bu sözler gür çıkacak!

"HER GÜN BİRİNİZ, BİR GÜN HEPİNİZ! YER YÜZÜNDE BÜYÜ YAPAMAYAN CANLI KALMAYANA KADAR DURMAYACAĞIZ. BUGÜN BEN ÖLECEĞİM AMA SİZ HER GÜN ÖLECEKSİNİZ. BASİT BEDENLERİNİZ BİZİM AYAKLARIMIZIN ALTINDA EZİLECEK. KANLARINIZLA TOPRAKLARIMIZI VE EKİNLERİMİZİ SULAYACAĞIZ. BİR ÖLÜR BİN DOĞARIZ! CEHENNEMDE ÖLDÜRDÜĞÜM YOBAZLARIN YANINA GİDİYORUM. BİR CADI OLARAK HAYATTA ONLARIN CANINI ALDIM! BİR ZEBANİ OLARAK EBEDİYEN ONLARA MUSALLAT OLACAĞIM!"

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git