Dünya Ülkeleri > Birleşik Krallık
Cadı Mahkemesi Kayıtları - 10 Eylül 1865
Kont Sati Von Richmond:
Aşağıda okuyacağınız metinler ve RP serisi 18 yaş altı kimselerin okuması için olumsuz içerikler barındırmaktadır!
Çırılçıplak bir kadın, paslı, soğuk demirlerden ibaret bir sandalyeye kollarından ve bacaklarından zincirlerle bağlanmıştı. Kızıl saçları darmaduman olmuş şekilde başının etrafından omuzlarına kadar dökülüyordu. Vücudu, taze yara bere içerisinde güçsüz ve çaresiz bir şekilde, akıbetini bekleyen bir kurban gibi...
Üzerine gün ışığı vurmaktaydı tepesindeki tavanda mevcut, bir pencere boyutlarındaki açıklıktan. Antik bir mahkemeyi andırıyordu bulunduğu izbe ve köhne mesken. Görkemli bir yapı denebilirdi, şayet harabe halinde olmasaydı. Birkaç mum, belki bir düzine, etrafındaki taş tırabzanların üzerine, kadının çevresinde bir daire oluşturacak biçimde dikilmişti. Ancak verdikleri ışık, bu viranenin uğursuz duvarlarını bile aydınlatmaya muktedir değildi. Gerisi ise köhne, boğucu bir karanlık.
Bilinci daha yeni yerine geliyordu kadının. Son birkaç günde yaşadıklarını anımsayabilirdi. Birkaç bulanık görüntü... Koluna bağlanmış kablolar ve serumlar... Cılız bir ışıkta telkin edilen sözler... “Öldürmelisin!” Kontrolsüz tepkiler ve daha çok telkin... “Öldüreceksin! Sen bunun için yaşıyorsun! Kel...” Hatırlayamayacaktı hepsini. Neler duyduğunu o son birkaç gün içinde... Belki bir cümle daha. “Koşullandırmanın son aşamasına geldik, sorgucu için hazır.” Bir şeyler olmuştu ama ne? Bilinçaltına bir takım refleksler, şartlar süpürülmüştü günü gelince açığa çıkacak... Ama neydi bunlar, kestiremeyecekti.
Bilinci yerine geldiğinde bir takım fısıltılar duyacaktı köşelerden. Mumların ulaşamadığı karanlıklardan gelen sesler. Kendi aralarında fısıldaşan birileri... Her yerdeydiler! İçi su dolu bir havuz vardı karşısında. Kirli bir su birikintisini andırıyordu. Üstünde yüzen çer çöp, sarıya kaçan bir renk tonu ve suda gezindiği buradan bile görülebilen kara tortular...
Kukuletalı, kolsuz birer atlet giymiş iki tane iri yarı adam çıkıverdi karanlıktan ve kadının sandalyesine yaklaştılar ellerinde alet çantalarıyla. Çantaları yere koyup bir şeyler kurcalamaya başladılar. Sonra da kızıl cübbeli bir suret belirdi kadının tam önündeki balkonun tırabzanına yaklaşan. Mum ışığının alttan vurduğu soluk yüzünde kemerli bir burun, beyaza çalınmış sakallar ve meymenetsiz bir ifade. Dudaklarını aralamasıyla tok sesi yankılandı bu antik, harabe salonda.
[spoiler][/spoiler]
“Sessizlik! Mahkememiz başlamış durumdadır. Şimdi, söyleyeceklerime kulak verin!”
Fısıldamalar kesildi. Kati bir sessizliğe büründü içerisi. Kızıl cübbeli konuşmaya devam etti.
“Benim adım Engizitör Gabriel. Bugün burada bu melanet cadının sorgusu ve yargılanması için toplandık! O yüzden yüksek müsaadeniz ve Tanrının bana bahşettiği yetkiye dayanarak mahkemeyi başlatıyorum.”
Alçak balkondan aşağı doğru inen merdivenlerin yolunu tuttu. Kirli su dolu havuzun başına geldi ve yüzünü sandalyedeki kadına çevirdi. Gözleri karanlıktan mı görünmüyordu, yoksa gözlerin olması gerektiği yerler boşluktan mı ibaretti?
“Sen! Şeytanın baştan çıkarmasına alet olmuş kadın... İsmin nedir?”
Cwénhild Muirghéal:
Canım yanıyor. Üşüyorum. Kollarımdaki zincirler bir diken gibi sanki. Üşüyorum. Gözlerim işlevini yerine getiremiyor. Kırmızı kıyafetler içinde biri. İsmim? Hatırlıyorum. İsmim Cwenhild. Neler olduğunu hatırlıyorum. Savaştım. Öldürdüm ve öldüm. Dogmatik yobazların arasındayım. İsmim?
"Kraliçe Victoria."
Kont Sati Von Richmond:
Karanlıktan kimi kahkahalar işitildi verilen cevap üzerine. Engizitörün ise yüzü asılmış gibiydi. Başını iki yana sallayıp, kukuletalılardan birisine parmaklarıyla işaret yolladıktan sonra söze girdi.
"Bize kolaylık sağlamanız bu sorgunun bitmesi ve acılarınızdan arınmanız için çok daha hızlı bir metot olur, seherbaz hanım!"
Cellat görünümlü kukuletalı adam, elinde demirden, sivri bir şişle kadına yaklaştı. Deri eldivenlerle kuşanmış, o soğuk ellerini kadına yaklaştırdı. Kalın parmaklarıyla kadının vücudunu, yüzünü yokluyor ve sanki bir işaret, bir gösterge arıyordu.
"Sihir Bakanlığı adı verilen bir kurumda çalıştığınız doğru mu? Çalışıyorsanız ne sıfatla? Seherbazın anlamı nedir? Kendi iyiliğiniz için Kutsal Mahkememizi aydınlatmanızı salık veriyorum!"
Cwénhild Muirghéal:
Kulaklarım bir takım kahkahalar işitiyor. Karşımdaki kadının değil, o pek memnuniyetsiz. Tehditler, sorular. Hepsi çok flu. Sanki binbir farklı şey oluyor ve hepsinin ortasındayım, aynı zamanda hepsinden çok uzakta bir köşede...
Kukuletalı bir adam. Korkutucu bir aletle yanıma geliyor. Pis elleri vücudumda dolanıyor. İğrenç. Kadın susmuyor konuşuyor.
"Geçen gece öldürdüğüm arkadaşlarına sor. Şişelerle boğazını kestiğim arkadaşlarına. Korkumdan bastığınız mekanda siper almak zorunda kalan arkadaşlarınıza. Seherbazın anlamı nedir? Seherbaz işte budur. Sizin gibi yobazlara anasının amını tersten gösterenlere Seherbaz denir. Çıkar şu zincirleri sende gör ananın amını!"
Kont Sati Von Richmond:
Kadının konuşması tam bitmişti ki, cellat çenesinde bir iz yakalamış gibi parmaklarıyla sıkıca kavradı kurbanın yüzünü. İzi, Engizitöre gösterdikten sonra ve kadının kallavi şekilde ettiği küfürler nihayet son bulduğunda adam söze girdi.
"Gerçek anlamda şeytanın galiz küfürlerini savurmanız zaten yoldan çıkmış bir cadı olduğunuzu doğruluyor. Din kardeşlerimize çektirdikleriniz yüzünüzden size acıma göstereceğimizi ise sakın düşünmeyin! Ayrıca... Çenenizdeki iz nedir peki? Şeytanla günah dolu birleşmelerinizin bir işareti olabilir mi?"
Başıyla işaret verdiği cellat, aniden elindeki şişi kadının izine denk gelecek şekilde çenesine saplayıverdi. Kızıl saçlı cadının ağzından saçılan kanlar bedenini kirletmeye başlamıştı.
Engizitörün haykırışı yankılandı salonun duvarlarında.
"Filistin askısı!"
Cellatlar çarçabuk bir şekilde kadını kollarından bağlayarak, ipin ucunu tavanda bulunan bir kancaya geçirdiler. Sandalyenin hemen arkasındaki mekanizmayı çevirmeye başladıklarında ise, kolları arkasından bağlanmış olan kadın sandalyesinden yükselmeye ve yukarı çekilmeye başlamıştı.
Eklemlerinde ve dahi kemiklerinde korkunç bir acı çektiği aşikardı.
Yere baktığında ise sandalyenin tam altında, o kanlı gece salonun tavanında gördüğü uğursuz sembolü fark edecekti.
Engizitör, soğukkanlı bir şekilde devam etti sözüne.
"İtiraf edin, itiraf edin ve kurtulun günahlarınızdan! Cadı olduğunuzu biliyoruz bayan, elinizde asa ile Şeytanın bin bir lanetini saçtığınızı ve onun günahlarının bir aracısı olduğunuzu biliyoruz! İtiraf edin! Bir cadısınız siz! Kimler var organizasyonunuzda? O kurumda kimlere çalışıyorsunuz? Nerelerde toplanıyorsunuz!?"
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
Tam sürüme git