Dünya Ülkeleri > Birleşik Krallık
Cadı Mahkemesi Kayıtları - 10 Eylül 1865
Kont Sati Von Richmond:
Kadının son bir can havliyle haykırarak savurduğu tehditlerden doğan korku dolu iniltiler eşliğinde cellatlar, yorgun vücudunu elleri kolları bağlı şekilde pirinç boğaya yerleştirmiş ve kalıbı tamamen kapatmışlardı. Bir süre boğanın ayaklarının olması gerektiği yerden bir ısı yükseldi pirinç kalıbı saran. Isındıkça ısınıyordu kalıbın içerisi. Dışarıda hayıflanma dolu fısıltılar, konuşmalar, ayak sesleri duyuldu. Sonra yavaşça hepsi kesildi. Kaskatı bir sessizlik, kaskatı bir beden, capcanlı bir ateş!
Sıcaktı. Çok daha sıcak olacaktı...
Kadının yüzü gözü ter içinde kalmaya başlamıştı. Artan sıcak ve aralıksız geçen işkence dolu, uykusuz saatler etkisini göstermeye başlıyordu. Boğanın içerisine cenin pozisyonunda tıkılmış, ölmeyi bekleyen bir kurban misali bekliyordu alevlerin canını alacağı saati.
Bilinci yarı açıktı, belki de tamamen kayıptı.
Sonra bir şey oldu. Alevler durdu adeta. Pirinç boğanın içindeki ısı kaybolmaya başladı. Ateşin çıtırtısı duyulmuyordu. Tavandan damlayan bir su damlasının göle düştüğü anda çıkardığı ses hariç, hiçbir şey duyulmuyordu. Gerisi koyu bir sessizliğe bürünmüştü. Pirinç boğanın içerisine konulduktan sonra ne kadar geçtiği bilinmez, Cwénhild yavaş yavaş bilincinin tekrar yerine geldiğini hissetti... Vücudu acıdan, ağrıdan uyuşmuş; sinir uçlarını hissedemez olmuştu.
Cwénhild Muirghéal:
Korku. Korkuyorlardı. Savunmasız, bitap bir kadının söylediği sözler onları korkunun eşiklerine getirmeyi başarabiliyordu. Zavallı yaratıklar. Acizlerdi. Bir boğanın içinde yakılmak üzere olan bendim, ama onlar benden daha çaresizlerdi. Benim yüzüm gülüyordu, ölüme gülebiliyordum. Lakin onlar sadece korkuyorlardı.
Bir paçavra gibi içeri tıkıldım. Düşüncelerim ve ben başbaşa. Çok yalnız kalacağımızı düşünmüyordum. Sıcak, yavaş yavaş beni yutacaktı zira. Gözlerim yavaş yavaş kapandı. Ne kadar zamandır kapalıydı gözlerim bilmiyorum. Sıcak. Terliyorum. Yanıyorum.
Ölüyorum.
Bir anda, belki de çok uzun zaman sonra sıcağı hissedemez oldum. Belki de sinir uçlarım yandığı için böyleydi. Hayır, acı hissetmemiştim. Sıcak durdu. Ateşin şarkısı durdu. Bir damla, sessizce süzülerek gölün dengesini bozdu. Sıcak gitmişti ve yerini sessizliğe bırakmıştı. Yorgunum, uyuşmuş hissediyorum. Her yerim ağrıyor. Fakat yavaş yavaş hissediyorum.
Yetenek 1d10 : 6, total 6
Destek 1d10 : 5, total 5
Talih 1d10 : 6, total 6
Kont Sati Von Richmond:
Yanmış pirinç boğanın içerisine göz attığında bir yarık görüyor tam kalıbın birleştiği yerde ve boğanın karnına tekabül eden noktada. Ateşten mi kaynaklandığı, yoksa özensiz bir şekilde tasarlanmış boğanın malzemesindeki yetersizlikten mi kaynaklandığı bilinmez, parmaklarını sokabileceği bir yarık. Hatta öyle ki, biraz ışık olsa yanmış ve kül olmuş ateşin közünü görebileceği cinsten. Kıpırdadıkça boğanın sarsıldığını ve devrilmeye yahut kırılmaya hazır olduğunu fark ediyor. Her kim yaptıysa, iyi bir işçiliğin ürünü olmadığı besbelli.
Cwenhild'in bilinci artık yerinde.
Cwénhild Muirghéal:
Gözlerim yavaş yavaş tekrar çalışmaya başlıyor. Boğanın içini seçebiliyorum. Bir yarık var boğanın karnının olması gereken yerde. Hünerlerim bunun sebebini bilmiyor. Fakat iç güdülerim ne yapmam gerektiğini fısıldıyor kulağıma. Sırtımı yarığın zıttı tarafında kalan yere sağlamca dayıyorum. Kollarımı da iyice sabitleyip duruşumu sağlamlaştırıyorum. Sağ bacağımı dizlerden kırıp göğsüme kadar çekiyorum. Kaslarımı iyice gerip topuğumla yarığı daha da genişletmeye çalışacağım bir iki tekmeyle. Yeteri kadar yardıktan sonra da çıkabileceğim kadar açmaya çalışacağım ellerimle.
Yetenek 1d10 : 10, total 10
Destek 1d10 : 10, total 10
Talih 1d10 : 1, total 1
Kont Sati Von Richmond:
Öyle bir tekmeydi ki, yer sarsıldı!
Öyle bir tekmeydi ki, Poseidon'un gazabı sanabilirdiniz!
Öyle bir tekmeydi ki, boğanın inlediğine yemin edebilirdiniz!
Minatoru deviren bir Theseus gibi yardı boğanın karnını ve ikiye böldü pirinç kalıbı tutacaklarından. Kızıl saçlı kız ise, yeni doğan bir buzağı gibi karnından yuvarlandı pirinç cüssenin ve köz halindeki ateşin küllerine karıştı. Tekrar bacaklarından güç alıp, küllerinden doğan bir Zümrüdüanka Kuşu gibi doğrulduğunda ise!.... Bacağında derin bir sızı hissetti.
Yarığa tekme attığı esnada bacağı da biraz kesilmişti. Kanaması vardı ve zemine, adım attığı her yere kan izlerini de götürecek gibiydi.
Etrafında mahkeme salonu, mumlar sönmüş, fısıltılar kayıp, kimsecikler yok. Çıkardığı gürültüyü takriben soldaki asma balkonun arkasındaki bir koridorun aydınlandığını hissetti. Birisi ağır adımlarla buraya geliyor gibiydi.
Tam sağında, kızıl cübbelinin belirdiği yerde ise bir kapı daha vardı. Rüzgarın esintisinden yeri tespit edilebiliyordu ancak koyu karanlıktı bulunduğu mevki ve ötesi görünmüyordu.
Cwénhild'in çabuk olması gerekecekti. Nitekim aydınlık kapıdan ve berisindeki koridordan gelen her kimse birazdan burada olması an meselesiydi!
Her ölüm, bir yeniden doğuştu ve balinanın karnından kurtulmak, herkesin harcı değildi...
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git