
Egnast Twinkle - Baş Seherbaz
“Lanet olsun! Oğlumun Quidditch maçını yine kaçırdım.”Nahoş meselelerin soruşturma konusu olacağı o tatsız günlerin havadisiydi bu hayıflanma. Baş Seherbaz’ın, yanında sekreteri olduğu halde asabi tavırlarla büroya girişinden belliydi nitekim ne gibi bir üslup takınacağı.
Her zaman giyindiği o şık takımı normalde olduğundan daha da bol duruyordu şimdi üzerinde. Paltosunun etekleri, sürtündüğü yerin tozunu dumanını birbirine katarken bir eliyle de grotesk boyutlardaki silindir şapkasını düzeltmeyi ihmal etmemişti. Özenle kesilmiş bir gazete kupürünü seherbazlara doğru umarsızca fırlatıverdiği esnada bağırıp çağırmaya başlamıştı çoktan.
“Sizi beş para etmez, ahmak sürüsü! Gazete okumadan mı geliyorsunuz işe? Yoksa sizin yerinize birer şipşakçı mı almalıyım büroya!?”Gazete kupürü, üzerinde büyük harflerle yazan haberle beraber sihirli bir şekilde süzülmeye başlamış, bürodaki seherbazların önünden, her birisine yalnızca başlığı okuyacağı kadar zaman tanıyarak birer birer geçtikten sonra da ilk bulduğu masaya usulca konmuştu. Aralarından birkaçı haberi okumak üzere kağıt parçasına yaklaşmaya başlamıştı şimdi. Haberin başlığında devasa puntolarla,
“Carmilla Sanguina’nın Gizemi” yazıyordu. Devamı ise şu şekildeydi.
“Carmilla Sanguina...
Bir zamanlar muggle dünyasında Elizabeth Bathory olarak da bilinen bu vampir-büyücü alaşımı canavarı belki tanımayanlarınız vardır. O halde ben size söyliyeyim kim olduğunu...
İki yüz yaşlarında bir vampir, kurbanlarının kanlarıyla yıkanan bir büyücü... Denir ki gençliğini bu kanlara borçluymuş. Denir ki, kanla icra ettiği ritüeller için ağıllar kurmuş, içinde mugglelar ve kimi haz etmediği büyücülerden.
Ve ritüeller elbette...
İnsanın en derin arzularına, korkularına hükmeden, bir veba salgını gibi köyleri, canlı cansız tüm varlıkları bozan, yozlaştıran, kudurtan ritüeller.
Faal zamanlarında katlettiği mugglelar ile Londra Köprüsünü inşa edebilirdiniz. Sebep olduğu acılardan döktürdüğü gözyaşları ile Kew Botanik Bahçesindeki tüm bitkilerin bir yıllık su ihtiyacını giderebilirdiniz.
Peşinde bir grup fanatikle 1700’lerin sonlarına kadar dehşet saçmayı sürdüren bu sistematik cani hakkında pek sevgili büyücedünyanın baş sorumluları ne yaptılar peki biliyor musunuz, sayın okuyucularım?
Hiçbir şey yapmadılar... Evet, hiçbir şey!
Bütün bu meselelerin üstünü örtmek için getirdikleri o absürt gizlilik yasası hariç tabi, hiçbir şey!
Birkaç tane mühürle durdurabileceklerini sandılar, tüm rünlerin hakimini. Kayıplara karışan izler, bir anda kesilen saldırılar. Sonrası ise... Sonrası yok. O güne dair kayıtları tek tek incelemiş birisi olarak söylüyorum size okurlarım, bu zalim büyücünün yok edildiğine dair bir tane bile kanıt bulunamadı şu ana kadar. Tüm büyücedünyanın adını lekelemiş, bizi şeytanlarla iş tutan ucubeler gibi göstermiş o caninin hesabı kesildi mi?
Sizce ne oldu akıbeti?
Mugglelara bir özür borçluyuz. Bu gerçekle yüzleşmeliyiz pek sayın okurlarım. Onlar, bize çektirdikleriyle yüzleşir ve hesaplaşırken; biz, hiçbir şey olmamış gibi saklanamayız! Saklanmamalıyız!
Uyanın, ey büyücedünya sakinleri!
Sizlere ithaf ettikleri tüm o şeytani sıfatları hak etmiyormuşsunuz gibi uyanın bu gaflet uykusundan.
...ve doğru olanı yapın, bütün bu yok saymalara rağmen!” (Bu haberi yalnızca Seherbaz Büro üyeleri ve 'Gelecek Postası - 28 Temmuz 1865' eşyasına sahip olan karakterler bilebilir)Seherbazların haberi okumasını sabırla bekleyen Egnast ise, gergin bir volta atmaya başlamıştı büronun içerisinde. Sekreterinin, hareketli bir cismi izleyen şaşkın bir kedinin gözlerini andırır bakışları arasında, sabırsızlanıp söze girdi nihayet.
“Magnus Pearson, 32 yaşında... Gelecek Postası muhabiri! İçinizden bazıları onu Carmilla Sanguina’ya dair yaptığı şu haberle tanıyor olabilir. Evinde vahşice öldürülmüş bir halde bulunmuş. Ev Cininden gelen bir baykuşla haberimiz oldu, buna inanabiliyor musunuz? Evinde öldürülen bir büyücü ve bunu ihbar eden bir ev cini. Ne kadar da işe yaramaz mahlukatlar şunlar. Bir cin cüceden sonra en işe yaramaz yaratıklar, şu ev cinleri olabilir.” Dediği lafların, yarı cin cüce olmasından kaynaklı kısa boylu tabiatıyla gözden kaçmaz bir ironi oluşturduğu su götürmezdi.
Aniden volta atmaya bir son verip seherbazlara çevirdiğinde keskin bakışlarını, kuşkusuz boyunu aşan bir öfkenin alevleri yayılmaktaydı gözlerinden.
“Pek çoğunuz, daha yeni taşradan atandı buraya. Burası Londra beyler, bayanlar! Köyde muggleların mücevheratlarını çalan burnukları kovalama devri buraya kadardı! Burada burnunuzu çevirdiğiniz her bir noktada kafayı yemiş bir büyücünün muggle dünyasına tacizlerini, kontrolden çıkan vampirlerin kazık saplamanız gereken organlarını ve burnunu olmadık yerlere sokan kimi büyüsüzleri nasıl çizgide tutmanız gerektiğini öğreneceksiniz! Bu meseleyi aydınlatmak üzere üçünüzün derhal cinayet mahalline intikal etmesini istiyorum! Cesedi iyice bir inceleyin, ev cinini yumuşakça(!) sorgulayın ve evi didik didik edin! Bakalım, şu meşhur cadı çekicinin işi olabilir mi bu cinayet?”“Cadı Çekici” demesiyle seherbazların birkaçının gözbebekleri büyümüş, yüzlerine karamsar bir gölge çökmüştü. Bay Twinkle’ın, son dönemde belirli metotlarla sorgulanarak öldürülen büyücü ve cadıların cinayetlerine sebebiyet verdiğine inanılan, Cadı Çekici namıyla bilinen muhtemel bir seri katili işaret ettiği besbelliydi.