Gözlerini tekrar kaçırıp, Arkasına yaslandığı ağaçın dibine çöktü ve gölü seyretmeye devam etti. Kafasının içinde dolaşan binlerce kaotik düşünce dönüyordu. Hırpalanmaya başladığını hissetmişti. Doğduğundan beri hiç doğruyu söylemiş miydi? Böyle olmasını ister miydi, Beklediği hayat bu muydu?
Birden kulaklarına dolan keman sesiyle gözlerini kapattı. Acı.. bunca etkinlige, bunca baloya katılmıştı, pek çok kez senfonilere... ama yıllardan sonra hiç böyle bir şey duymamıştı. Ruhuna dokunan şey sadece notalardan mı ibaretti yoksa çalan kişide bir hikmet mi vardı? Çocukluk anıları gözlerinin önünden tek tek geçiyordu, muhterem pederi ve küçük kızkardeşi ile olan anıları.
Babası da emeklilik yıllarında kendisini tamamen sanata yormuştu, Kızkardeşiyle ateşin etrafında onu dinlerlerdi. Şimdi onların güvende olup olmadıklarından ne emindi? Aralarında bilmem kaç bin arşın mesafe vardı. Muhtemelen ailesini bir daha görmeyecekti. Burada yaşadıkça farklı kavramlarda aklında yoğunlaşmıştı, sanki hiç sevgiyi tatmamış birisi gibi... doğru düzgün ahbabı bile olmamıştı.
Yakalanıp işkence gördüğü o anlar aklına geldi, şimdi vucudunun bazı yerlerinde kesik izleri vardı. Çok önceleri bir dostu olmuştu, o da kollarında can vermişti, kurtaramamıştı. Şimdi ise bu kıza karşı hissettiği kalp çarpıntısı ve yoğun his dram etkisini etkiliyor ve katlarına çıkartıyordu. Sanki her şey kararıyordu, sanki her şey bitiyordu, sanki sonuna yaklaşmıştı. Belki de bu gün batımının etkisiydi belki de iyi olan buydu, huzurlu olabilirdi. Yalandan ağlaması hariç 15 yıldır ilk defa gözlerinden yaşların süzüldüğünü hissetti.
Bakışlarını yavaşça çevirip kıza baktı.
Öyle hoş görünüyordu ki...
"Özür dilerim"
Neden özür dilediğini bilmiyordu, birisine karşı hisler duymak bu onu korkutuyor olabilirdi. Hem mesleğinde buna yer yoktu.
Onunla göz göze geldi, titrek bir nefesle hızlıca önüne döndü ve ayağa kalktı. Gitmeliydi, varlığıyla yeterince onu huzursuz etmişti. Kendisi gibi bir makine... emret öldürsün, emret çalsın, emret yalan söylesin, emret seni harbe soksun.
Burada onun için bir şey yoktu, olamazdı.
Bundan nefret ediyordu artık! Kendisinin efendisi olmak istiyordu. Ne ihtiyarların, ne Sultan'ın ne teşkilatın umrundaydı, ne de büyücü-Konfedarasyonunun.
Arkasına döndü ve yeni bir emir alana kadar beklemek için bir yer bulmaya karar vermişti ki...
Hissettiği sarılma ile birden eli asa- durdu.
Duyduklarıyla kalbi paramparça olmuştu.
Bu cadının umrunda mıydı?
Yavaşça arkasına döndü. Sanırım eli titriyordu.
"Hadi seni ajan, arkana dön ve git"
Ama bunu istemiyordu, Lanet olası kulaklarında bile emirler çınlıyordu. Hayatında bir kez olsun kendisi olamaz mıydı? Ama ya.. o bir casussa? Hayır değildi işte. Bu iğrenç bir dramaydı öleceksem öleyim YETER LAN!
Aniden kıza sarıldı...
Gözyaşları onun omzunu ıslatırken
"Başaramadım, yapamadım, ben hiç kendim olmadım" diye kısık bir sesle tekrar tekrar söylüyordu.