17 Nisan, 2026 09:18:52 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Alexis Loman Ó Dubhghaill

Sayfa: [1]
1
Diagon Yolu / Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« : 29 Ağustos, 2022 18:07:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Alexis kardeşine uyduğu için hiç bu kadar pişman olduğunu hatırlamıyordu, belki de sadece çok gergin olduğu için hafızasını yeterince kurcalayamamıştı. Francis önünden geçtikleri dükkanların dışarıdaki malzemelerine çarpmaktan çekinmiyordu ve etrafı dağıtıp duruyordu. Alexis ise onun bu hatalı davranışı yüzünden insanlarla tek taraflı da olsa iletişim kurmak zorunda kalıyor, kardeşi adına özür dilediğini bağırıyordu. Hızlı gittikleri için görünmediğini umut etmekten başka çaresi de yoktu. Sesi konuşurken çok saçma çıktıysa ya da yanlış bir şeyler gevelediyse kesin rezil olmuştu!

“Francis! Duvara girmeyi mi planlıyoruz, yavaşlasana!”

Kardeşi tarafından pek de umursandığını düşünmüyordu Alexis. Önlerindeki iki aradan birinden dönmelilerdi ve Francis’in bu hızla dönüş yapabileceğinden bile emin değildi. Gözlerini sımsıkı kapayıp düzgün ilerlemeye başladıkları ana kadar açmamaya karar verdi. Tam dönüş yapacakları sırada istemsizce dönüş yönlerinin tam tersine eğilmesiyse yavaşlamalarına yardım etmişti.

Sonuç olarak dönüşü yapmış bulunduklarında Alexis gözlerini açma cesaretini bile toplayamadan tekrar küfür sesleri işitmeye başlamıştı. O kadar alçaktan ilerliyorlardı ki bir adamın şapkası süpürgeye takılmıştı! “Özür dileriz!” diye bağırdı Alexis ancak pek etkili bir söz değildi sanırım artık bu. Adam peşlerinden koşmaya başlamıştı havaya kaldırdığı yumruğuyla. “Francis yükselsene biraz!”

“Ne?” kardeşi yarışa o kadar odaklanmıştı ki dediklerini duymuyordu bile! Onun arkasına oturmak bir hataydı, daha fazla bahane bulmalıydı. Süpürgeden falan düşüp ölmezlerdi, değil mi? Zaten şu alçaklıkta devam ederlerse ufak bir sıyrık bile almazdı düştüğünde!

“Özür dileriz efendim! Gringotts’un önünden alsanız-“ Alexis öylece bağırırken öndeki oğlan şapkayı tuttuğu gibi geriye doğru fırlatmıştı. Derin bir nefes aldı kumral saçlı. Rezillikti resmen. Boşuna o kadar bağırmış, bir çözüm yolu düşünmemişti bile. Ne zaman saçma sapan davranmayı keseceğini bilemiyordu oğlan.

Önlerine doğru bakmaya çalıştığında gözleri kocaman açıldı Alexis’in. Hayır hayır, buradan düzgünce geçmelerinin mümkünatı yoktu. Hele Francis böyle ilerlemeye devam ederken asla! Kendini de hareket etmeye hazırladı. Kardeşi tabelaların arasından öyle süzülerek geçebileceklermiş gibi kendini boşluklara odaklamıştı. Hayatı ufak aralıklardan hızlı ve kusursuz geçip geçemeyeceklerine mi bağlı kalacaktı! Artık Francis’in açısını düzgün bulmadığı her anda doğru olduğunu düşündüğü yöne eğilip süpürgeden sağlam bir şekilde inebilme ihtimallerini arttırmaya çalışıyordu.

“Bizi öldürmeyi düşünmüyorsundur umarım! Yavaş git biraz! Ve dikkatli!” konuşurken ikizini dürterek ya da hafif de olsa itekleyerek dikkatini kendisine çekmeye çalışıyordu. Ama sanırım, biraz fazla abartmıştı.

Yetenek 1d8 : 1, total 1
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 5, total 5


2
Diagon Yolu / Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« : 21 Ağustos, 2022 23:59:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
 İkiz kardeşiyle birlikte onun süpürgesinin bakımı için bekliyordu Alexis. Sanki çok uzun süredir bekliyormuş gibi bir tavır takınmıştı. Ayak topuklarını ritmik hareketlerle taş zemine vuruyordu. Sonunda derin bir nefes alıp başını kaldırdı. Bakışlarını bir süredir yerden kaldırmayan kendisinin aksine Francis’in sokaktan geçenlere attığı bakışları fark ettiğinde istemsizce kaşları çatılmıştı. Neden böyle dik dik bakıyordu ki insanlara, rahatsız olmazlar mıydı? Alexis kesinlikle rahatsız olurdu.

“Yapmasana şöyle”

“Ne?”

“Dik dik bakma diyorum. Ya rahatsız oluyorlarsa?” ayağını yere vurmayı kesmişti cümlesinin sonunda. Kardeşi kendisine bir cevap vermeyi planlıyor muydu emin olamasa da süpürgesinin hazır olduğunu gördükten sonra Alexis’e dönmeye fırsat bile bulamamıştı.

“Emanete bak be” eline aldığı süpürgesine gözlerinden neredeyse kalpler çıkacak gibi bakıyordu Francis. Alexis onun böyle şeyleri her zaman gereğinden fazla sevdiğini düşünüyordu. Kumral saçlı artık sıranın kendisinde olduğunu düşünüp süpürgesini bıraktı. Bu sefer öyle sessizce beklemeyeceklerinden emindi. Francis gözünün önünde yeni bakımı yapılmış süpürgesi varken normalden daha gürültülü olacaktı elbette. ‘Bebeği’ hakkında onlarca şey anlatacak, yenilenince daha bir güzel olduğunu falan söyleyip duracaktı.

Bir ıslık sesi duyduğunda düşündüklerinin daha yarısını bile duyamamıştı ikizinin ağzından. Sesin kimden geldiğini anlamak için etrafa bakınmaya başladığı sırada kardeşinin biraz ileride, okuldan başka öğrencilerin de olduğu minik topluluğa doğru ilerlediğini fark edebilmişti ancak. Tabi her zaman olduğu gibi ister istemez kendini onu arkasından bir ördek yavrusu misali takip ederken bulmuştu. Neden o yöne ilerledikleri hakkında bir fikri bile yoktu.

Kalabalığa yaklaşıp birkaç konuşmaya kulak misafiri olduktan sonra yarış fikrinin hiç de ona uygun olmadığına emindi Alexis. Bunun üzerine ikizinin heyecanlı tavırlarını da gördüğü anda bir adım geriledi yavaşça. “Sanırım ben katılmasam daha iyi olacak”
“Ne demek katılmayacağım? Alexis-“
“Süpürgem. Bakımı bitmedi. Hem bitse de hemen eskitmeme gerek yok bence” en inandırıcı bahanesini kullanmıştı Alexis ancak kardeşinin yüzündeki ifadeden anlayabiliyordu işe yaramadığını. Francis kendince bir çözüm yolu bulmuş olmalıydı, şu ifade neden yüzünde olabilirdi ki yoksa?

“Arkama atlarsın”

“Ne?” gözlerini kırpıştırdı Alexis.

“Böylece sen de yarışta olursun işte”

“Bunun çok saçma olduğunun farkındasın, değil mi? İkimizi de taşımak zorunda olan bir süpürgenin kazanmaya oynayacağını düşünmüyorsundur herhalde”

“Bebeğimin bunu başaramayacağını mı söylüyorsun bana? Hah!”
Alexis ne diyeceğini bilemeyerek başını hafifçe iki yana salladı. O sırada da çoktan süpürgelerine binmiş hatta yarışa başlamış olanları gördü. “Zaten geç de kaldık, boşver” diyerek hafifçe gülümsedi, sahte bir avutma gülümsemesi gibi bir şeydi bu herhalde.

“Yetişebiliriz. Atla arkama”

“Francis cidden kendin gidip gelebilirsin. Tek başına ölmezsin, ben de ölmem”

Her ne kadar konuşursa konuşsun çoktan süpürgesine yerleşmiş, kendisinin de binmesini bekleyen kardeşine söz geçiremezdi Alexis. Huzursuz bir nefes vererek süpürgenin arkasına oturdu. Çok da uzun sürmeyeceğini umut ediyordu sadece.

3
Avatar & İmza / Ynt: Avatar Kayıtları
« : 26 Kasım, 2021 00:39:14 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Lucas Jade Zumann - Alexis Loman Ó Dubhghaill

4
Tılsım Dersliği / Ynt: Umut: Tavşan ve Kasımpatı
« : 26 Kasım, 2021 00:28:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Soğuk hava Alexis'in her bir hücresini ayrıca rahatsız ediyor, tuttuğu yas yetmezmiş gibi ona eziyet ediyordu. Eurus'un, hemen yanında yürüdüğü agresif arkadaşının, peşinden ilerliyorken söylediklerini sadece algılamakla yetiniyordu. Cümleler beyninin içinde dönüyordu sadece. Verebilecek karşı bir cevap bulamıyordu. Belki haklıdır diye düşündü, ona göre abartılıyor olmalıydı olay. Alexis için öyle değildi. Sadece herhangi birinin aralarından ayrıldığını hissetmiyordu. Belki o kadar da samimi değildi ancak Andre'nin yokluğunu fark edebiliyordu.

Aslında bir ihtimal, fark edebilmesinde Andre ile olan ilişkisinin bir önemi bile olmayabilirdi. Etraftaki insanların ifadeleri, duruşları bile hissettiriyordu oğlanın kaybını.

Alexis kendi adımlarını Eurus'unkilere uydurmaya çalışırken Tılsım sınıfına doğru ilerliyorlardı. William'ın mesajı yüzündendi bu, önemli bir şey olduğunu belirtmişti oğlan. Eurus gittiği sürece peşine takılmaktan çekinmezdi Alexis de. Ne olacağını merak ediyordu, o önemli şeyin ne olduğunu özellikle de.

Bir sessizlik vardı şimdi yürüyen ikilinin arasında. Devam etmesi gereken, cevap beklenen taraf Alexis olmasına rağmen bunun farkına varamıyordu. Kendi düşüncelerini kafasında onlarca kez döndürüyordu. Bazense araya kulağına ilişen cümleler giriyor, aklını karıştırıyordu. Bir şey hakkında konuşmalı mıydı? Sorular kendisine mi yöneliyordu ki?

Eurus'un sesini birkaç saniye içinde tekrar duydu. Sarışın bir kızla atışıyor gibi görünüyordu. Alexis bunun bir süre devam edeceğini düşündüğündeyse çoktan kızlarla aralarına mesafeler girmişti bile. Eurus onların arkasından bakarken bir şeyler demişti. Gergin duruyordu, her zamankinden pek de farklı değil.

Kafasını yere eğdi kıza tepki vermek yerine. Eurus'un ayakkabılarını izliyordu. Attığı her bir adımını inceliyor, onun gibi adım atmaya odaklanarak düşüncelerini dağıtmayı amaçlıyordu. İkizinin sesini duyana kadar gayet başarılı da olmuştu kendince.

Başını hızlıca kaldırıp ikiliyi süzdü. Ne Eurus'u destekleyecek herhangi bir şey söylüyordu ne de Francis'i koruyacak. İkisi de Alexis'ten böyle bir şey beklemezdi herhalde, değil mi?

Kendisine yöneltilen lafı duyup uzun süre sonunda ağzını açmaya karar vermişti ki Eurus ondan önce davrandı. Sonra da bir şey olmamış gibi onları dinlemeye devam etti Alexis.

Yanından ayrılmadan önce kısaca bir bakış atıp tebessüm etmeyi denedi kardeşine. Bu sahtelik akan gülümsemeye kimseyi inandıramazdı.
 
Sonunda, oğlana sanki saatlerdir yürüyor gibi hissettiren bir sürenin ardından dersliğin kapısına ulaştılar. Kalabalıktı. İlerlemeleri için kimsenin yol açmaya niyeti yok gibi duruyordu. Eurus bağırana kadar tabi.

Geçebilecekleri bir alan açıldığında kızın arkasından yürümeye devam edip içeri girdi. Etrafına bakıyordu. Bakıyordu bakmasına ama bir şey görüyor sayılmazdı. Bir sıranın ayağına takılmıştı gözü en son. Kıpırtısız durduğundan belki de, gözlerini hiç o noktadan ayırma ihtiyacı hissetmedi.

İnsanlar tek tek, bazense hep bir ağızdan konuşmaya devam ederken çıt çıkarmamaya devam etti Alexis. Herkes ortaya fikirler atıyordu ve büyük bir çoğunluğu da işe yarardı.

Alexis'in yine sesi çıkmadı. Yetişkinlere haber vermek ve her zaman yaptığı şekilde olaydan uzak kalmak istemişti bir an, gidenler için yol gösterildiğinde. Sonra neden gitmemişti ki? Utanmış mıydı öylece yürüyüp gitmeye ya da biraz aksiyon mu arıyordu hayatında? Veya sadece merak mı etmişti sonucun ne olacağını? Hepsi birden burada kalmasının sebebi olabilirdi, bilemiyordu pek.

Sessizliğini korumaya devam etti bundan sonra da. Sanki konuşması yasakmış ve ağzını açtığındaysa cezalandırılacakmış gibi susmuştu. Fikirleri, ifadeleri, konuşmaları beynine kazımaya başlamıştı sadece.


5
Seçmen Şapka/Heykeller - Öğrenci Karakter Başvuruları / Alexis Loman Ó Dubhghaill
« : 18 Kasım, 2021 01:32:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Alexis Loman Ó Dubhghaill

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Oldukça narin bir çocuktur Alexis. Çevresindeki olaylardan kolayca etkilenir. Sosyalleşmeye olan büyük bir ilgisi vardır ancak yeteneğiyse yok denecek kadar azdır. Her türlü ortama ayak uydurmaya çalışsa da beceremez. Kendine özgüveni bir zamanlar yerinde olmasına rağmen şimdi yok olmuş durumda. Duygularını saklama konusunda berbattır. Ne hissediyorsa o anda ifadesinden, hareketlerinden fark etmek kolaydır. Bildiği tek yeteneği güçlü bir hafızaya sahip olmasıdır.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Çocukluğunun büyük bir çoğunluğunu annesinin onu evden çıkarmamasının sonucu olarak evde geçirmiştir. Kardeşi kendisinden daha fazla özgürlüğüne düşkün olduğundan olsa gerek istediği zaman evden çıkıyor olsa da, Alexis hiçbir zaman bunu deneme gereği duymamıştır. Evdeki, gün içinde oldukça sessiz geçen yaşantısına büyüdükçe daha da alışmaya başlamıştır. Ara sıra da olsa eve uğrayan babasının ona ve ikiz kardeşine getirdiği hediyeleri hala büyük bir sevinçle alıp, eve gelmediği zamanlar için babasını affediyordur kendince. Kardeşiyse pek tabii ailede kendisini en yakın hissettiği kişidir. Francis’in onu her koşulda korumaya hazır olması, yaptığı çoğu şeyde onu desteklemesi ve moralinin yükselmesini sağlayabilmesi ikizinin yanında kendisini fazlasıyla rahat hissettiriyordur Alexis’e.

Hogwarts mektubunu aldığı an ise onun için gerçekten çok heyecan verici bir an olmuştur. Evden uzun süreliğine ayrılacak olmak gergin ancak bir yandan da mutlu hissettirmiştir oğlana. Okula daha varmadan, o uzun tren yolculuğunda bile insanlarla sosyalleşebilmek adına çokça çaba sarf etmiş ama koskoca ilk yılında sadece tek tük, nadiren muhabbete dalabildiği arkadaşlar edinebilmiştir. İlerleyen yıllardaysa sosyal olma çabalarının gereksiz olduğunu fark etmiştir. Bu yüzden insanlar onunla konuşma başlatmadıkça onlarla günlük sohbetler etmeyi bırakmıştır. Kısacası aynı eski günlerde olduğu gibi, tek konuşabildiği kişi ikiz kardeşi olmuştur.

İstediğiniz Sınıf: VI. Sınıf

Karakterinizin BYS Sonucu: Biçim Değiştirme ve Karanlık Sanatlar hariç tüm derslerden Beklentinin Üstünde almıştır. Çokça sevdiği Biçim Değiştirme’den Olağanüstü not alırken, Karanlık sanatlarda ise her şeyi berbat ettiğini düşünmesine rağmen zorlukla geçmiştir.

İstediğiniz Bina: Hufflepuff


Büyü Yatkınlıkları

Biçim Değiştirme Gücü: 9
Lanet Gücü: 2
Tılsım Gücü: 7
İksir Gücü: 3

Sayfa: [1]