16
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / Ynt: [Carmilla/Cwénhild Soruşturması] Mirabelle Starlight Sorgusu
« : 27 Şubat, 2022 00:02:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İçeri giren adamla birlikte ayağa kalkıp selam verdi ve geri oturdu, yakın arkadaşı Reina'nın babasıydı gelen. Bay Carter hiçbir şey demeden öylece oturduğunda Mirabelle tekrardan gerilmeye başlamıştı, acaba sorgu esnasında açık mı vermişti? Paniklediğini dışa vurmadan sevimli gülümsemesiyle bakmaya devam etti. İlk duyduğu cümle 'Beni affet' olunca kafası karıştı haliyle. Nereden tanıdığına gelinince başını sallıyordu ki okula gönderilmeyeceğini öğrendi. Neydi şimdi bu, okumaya hakkı olmayan köylü muggle kızı muamelesi görüyordu resmen! Kaşları çatıldı, tam sinirle reddedecekti ki seherbaz konuşmaya devam etti. Konu yine annesine gelmişti. Düşünseli anıları? Görüştükleri günü koymamıştı annesi, değil mi? Yapmamıştır.
Sonra beklemediği bir şey geldi. 'Mirabelle, ben senin biyolojik babanım.' Kurabileceği en kötü şekilde kurmuş olabilirdi bu cümleyi. Fazla resmi, fazla uzak gelmişti kıza. Bir sorgu odasında, kaosun içinde, söylenebilecek en uzak şekilde söylenir miydi böyle bir şey? Gerçi onun için de zor olmalıydı, adam anlattıkça ne kadar içten olduğunu görebiliyordu. Ses çıkarmadan dinledi... Dinledi...
İlk hareketi adamın bir iki nefes çekmesini izledikten sonra elindeki sigarayı alıp kırmak oldu. "Öncelikle şurada anlaşmamız gerekiyor, yanımda sigara içilmesini hiç sevmem. Kapalı alandayız bir de." dedi. "Hem öksürtüyor, hem de çıtı pıtı bir genç kızım ben, leş gibi kokmak yakışır mıydı?" Kurabiye tabağını babasının önüne ittirdi gülümseyerek. "Bence daha sağlıklı."
"Alkolik anne, tütün bağımlısı baba. Sağlıklı iletişimden kaçabilmek için kızına on altı yıl kendini göstermeyen anne, kızının varlığını on altı yıl sonra öğrenip konuşmayı unutan baba. Aptallık derecesinde cesareti yüzünden ölen ama kızından korkan anne, küçücük kızla konuşurken korkan baba. Çok ilginç bir aile değil miyiz?" dedi başını yana eğerek. Bacaklarını periyodik şekilde sağa sola sallamaya başladı. "Eksiyle eksinin çarpımı artı ediyor demek. Henüz hiçbir bağımlılığı olmayan, konuşmaktan çekinmeyen ve sadece korkması gerekenden korkan bir kız getirmişsiniz dünyaya. Kilise baskını yaptığım gerçeği son dediğimle çakışıyor olsa da."
Dirseklerini dizlerine koyup yanaklarını avuçlarının arasına koydu, böylelikle cübbesinin sağ kolu aşağıya kayarak ikinci sınıftayken Seth Carter tarafından alınan, R ♥ M yazılı arkadaşlık bilekliğini açığa çıkarttı. "Biliyorum, yani, annemin yaptığı şeyleri. Kendi korkaklığı yüzünden senin de hayatınla oynamamalıydı. Fakat geçmişi değiştiremeyiz, geleceğe bakalım." Yine o tatlı gülümsemesini sundu, herkesi masumiyetine çeken gülümsemesini. "Zaten annemle anı kazanma şansımı çoktan yitirmişken şu an karşımda oturan babamı reddedecek değilim ya? Alev malev yok, mis gibi bir çiçek bahçesi var. Bahçe dedim de aklıma piknik geldi. Harbi... müsait olunca ailece pikniğe gitsek ya?" dedi. Sonra aniden doğruldu, "AYRICA OKULA GİDECEĞİM HMPH! BİNA BAŞKANIYIM BEN! UÇARIM KAÇARIM YİNE DE GİDERİM!" kollarını göğsünde kavuşturup somurtmaya başladı.
Sonra beklemediği bir şey geldi. 'Mirabelle, ben senin biyolojik babanım.' Kurabileceği en kötü şekilde kurmuş olabilirdi bu cümleyi. Fazla resmi, fazla uzak gelmişti kıza. Bir sorgu odasında, kaosun içinde, söylenebilecek en uzak şekilde söylenir miydi böyle bir şey? Gerçi onun için de zor olmalıydı, adam anlattıkça ne kadar içten olduğunu görebiliyordu. Ses çıkarmadan dinledi... Dinledi...
İlk hareketi adamın bir iki nefes çekmesini izledikten sonra elindeki sigarayı alıp kırmak oldu. "Öncelikle şurada anlaşmamız gerekiyor, yanımda sigara içilmesini hiç sevmem. Kapalı alandayız bir de." dedi. "Hem öksürtüyor, hem de çıtı pıtı bir genç kızım ben, leş gibi kokmak yakışır mıydı?" Kurabiye tabağını babasının önüne ittirdi gülümseyerek. "Bence daha sağlıklı."
"Alkolik anne, tütün bağımlısı baba. Sağlıklı iletişimden kaçabilmek için kızına on altı yıl kendini göstermeyen anne, kızının varlığını on altı yıl sonra öğrenip konuşmayı unutan baba. Aptallık derecesinde cesareti yüzünden ölen ama kızından korkan anne, küçücük kızla konuşurken korkan baba. Çok ilginç bir aile değil miyiz?" dedi başını yana eğerek. Bacaklarını periyodik şekilde sağa sola sallamaya başladı. "Eksiyle eksinin çarpımı artı ediyor demek. Henüz hiçbir bağımlılığı olmayan, konuşmaktan çekinmeyen ve sadece korkması gerekenden korkan bir kız getirmişsiniz dünyaya. Kilise baskını yaptığım gerçeği son dediğimle çakışıyor olsa da."
Dirseklerini dizlerine koyup yanaklarını avuçlarının arasına koydu, böylelikle cübbesinin sağ kolu aşağıya kayarak ikinci sınıftayken Seth Carter tarafından alınan, R ♥ M yazılı arkadaşlık bilekliğini açığa çıkarttı. "Biliyorum, yani, annemin yaptığı şeyleri. Kendi korkaklığı yüzünden senin de hayatınla oynamamalıydı. Fakat geçmişi değiştiremeyiz, geleceğe bakalım." Yine o tatlı gülümsemesini sundu, herkesi masumiyetine çeken gülümsemesini. "Zaten annemle anı kazanma şansımı çoktan yitirmişken şu an karşımda oturan babamı reddedecek değilim ya? Alev malev yok, mis gibi bir çiçek bahçesi var. Bahçe dedim de aklıma piknik geldi. Harbi... müsait olunca ailece pikniğe gitsek ya?" dedi. Sonra aniden doğruldu, "AYRICA OKULA GİDECEĞİM HMPH! BİNA BAŞKANIYIM BEN! UÇARIM KAÇARIM YİNE DE GİDERİM!" kollarını göğsünde kavuşturup somurtmaya başladı.