17 Nisan, 2026 08:54:10 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Mirabelle Starlight

Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 8
16
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / Ynt: [Carmilla/Cwénhild Soruşturması] Mirabelle Starlight Sorgusu
« : 27 Şubat, 2022 00:02:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İçeri giren adamla birlikte ayağa kalkıp selam verdi ve geri oturdu, yakın arkadaşı Reina'nın babasıydı gelen. Bay Carter hiçbir şey demeden öylece oturduğunda Mirabelle tekrardan gerilmeye başlamıştı, acaba sorgu esnasında açık mı vermişti? Paniklediğini dışa vurmadan sevimli gülümsemesiyle bakmaya devam etti. İlk duyduğu cümle 'Beni affet' olunca kafası karıştı haliyle. Nereden tanıdığına gelinince başını sallıyordu ki okula gönderilmeyeceğini öğrendi. Neydi şimdi bu, okumaya hakkı olmayan köylü muggle kızı muamelesi görüyordu resmen! Kaşları çatıldı, tam sinirle reddedecekti ki seherbaz konuşmaya devam etti. Konu yine annesine gelmişti. Düşünseli anıları? Görüştükleri günü koymamıştı annesi, değil mi? Yapmamıştır.

Sonra beklemediği bir şey geldi. 'Mirabelle, ben senin biyolojik babanım.' Kurabileceği en kötü şekilde kurmuş olabilirdi bu cümleyi. Fazla resmi, fazla uzak gelmişti kıza. Bir sorgu odasında, kaosun içinde, söylenebilecek en uzak şekilde söylenir miydi böyle bir şey? Gerçi onun için de zor olmalıydı, adam anlattıkça ne kadar içten olduğunu görebiliyordu. Ses çıkarmadan dinledi... Dinledi...

İlk hareketi adamın bir iki nefes çekmesini izledikten sonra elindeki sigarayı alıp kırmak oldu. "Öncelikle şurada anlaşmamız gerekiyor, yanımda sigara içilmesini hiç sevmem. Kapalı alandayız bir de." dedi. "Hem öksürtüyor, hem de çıtı pıtı bir genç kızım ben, leş gibi kokmak yakışır mıydı?" Kurabiye tabağını babasının önüne ittirdi gülümseyerek. "Bence daha sağlıklı."

"Alkolik anne, tütün bağımlısı baba. Sağlıklı iletişimden kaçabilmek için kızına on altı yıl kendini göstermeyen anne, kızının varlığını on altı yıl sonra öğrenip konuşmayı unutan baba. Aptallık derecesinde cesareti yüzünden ölen ama kızından korkan anne, küçücük kızla konuşurken korkan baba. Çok ilginç bir aile değil miyiz?" dedi başını yana eğerek. Bacaklarını periyodik şekilde sağa sola sallamaya başladı. "Eksiyle eksinin çarpımı artı ediyor demek. Henüz hiçbir bağımlılığı olmayan, konuşmaktan çekinmeyen ve sadece korkması gerekenden korkan bir kız getirmişsiniz dünyaya. Kilise baskını yaptığım gerçeği son dediğimle çakışıyor olsa da."

Dirseklerini dizlerine koyup yanaklarını avuçlarının arasına koydu, böylelikle cübbesinin sağ kolu aşağıya kayarak ikinci sınıftayken Seth Carter tarafından alınan, R ♥ M yazılı arkadaşlık bilekliğini açığa çıkarttı. "Biliyorum, yani, annemin yaptığı şeyleri. Kendi korkaklığı yüzünden senin de hayatınla oynamamalıydı. Fakat geçmişi değiştiremeyiz, geleceğe bakalım." Yine o tatlı gülümsemesini sundu, herkesi masumiyetine çeken gülümsemesini. "Zaten annemle anı kazanma şansımı çoktan yitirmişken şu an karşımda oturan babamı reddedecek değilim ya? Alev malev yok, mis gibi bir çiçek bahçesi var. Bahçe dedim de aklıma piknik geldi. Harbi... müsait olunca ailece pikniğe gitsek ya?" dedi. Sonra aniden doğruldu, "AYRICA OKULA GİDECEĞİM HMPH! BİNA BAŞKANIYIM BEN! UÇARIM KAÇARIM YİNE DE GİDERİM!" kollarını göğsünde kavuşturup somurtmaya başladı.

17
Kupa & Ödül Odası / Ynt: Ödül
« : 24 Şubat, 2022 23:57:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Bilmiyorsun diye kızmak ne ya? Pü, salak insanlar!" dedi hafif bir kızgınlıkla. Daha önce de bir şeyleri bilmediği için azarlandığı veya dalga geçildiği olmuştu, işin sonucunda elalemi dövüp daha çok azar çekmek zorunda kalırdı ancak buradaki insanlar büyücüydü. Bilemezdi ki birini dövse ne yapacaklarını! "Ya Quidditch'i bilmemek o kadar mı garip? Elin kilisesinde ne bilelim biz böyle harika mükemmel olağanüstü eğlenceli şeyleri? Anca dua ediyorlar üff! Ama dediğin iyi oldu, tamamdır, kimse Mira'ya ters yapamaz yapanı döveceğim. Samu'ya yapanı da döveceğim!" derken gaza gelmişti ve zihninde hayali düşmanlarını pataklıyordu. Samuel'i cidden boğduğunu zannedince panikleyip çekildi bir 'hiih!' sesi eşliğinde.

"Dur, blu ney- ayy!" dedi son anda kaçma fırsatı yakalayabilmişken. Bludger da neyin nesiydi? Neden canını yakacağını bilmiyordu ancak ilk önceliği topuklamaktı. Zaten mükemmelliğin yüzde doksanı kaçmaktan gelirdi, kesin bilgi. Sağa koşacakmış gibi yapıp sola kaçıyor, çocuk kendine yaklaşınca birden arkasını dönüp arkadaşının yanından sıyrılıp ters yöne koşuyordu. Bu küçük hileleri en son ayakkabıları ve zeminin 'yeter lan' demesiyle son bulmuş, kızcağız bir 'AYY!' sesi eşliğinde kayıp yere çakılırken minik kupalarla dolu bir rafa gömülüvermişti. Yerde masum masum 'ne oldu? kimim? neredeyim?' modundayken kafasına düşen ödülle bir daha ciyaklamıştı. Yanına endişeyle gelen Samuel'e baktı, düşüşünün ardından ağlamayan güçlü bir kız olduğunu gösterircesine tatlı tatlı güldü. "Yakalanınca canımı blu blu bilmem o şey yakar sanmıştım," kafasından sekip yere düşen küçük kupayı kaldırıp salladı, "Minnak bir ödülün yapacağını düşünmezdim! Neymiş bakim bu, oaaaa Sihirli Sanat Ödülü de mi varmış?! Ben de istiyorum! Bina başkanı da olmak istiyorum, en iyi Quidditch oyuncusu da, sihirli resimler yapan bir cadı da!" dedi heyecanla. Yargılanmaktan korkmak pek ona göre bir şey olmadığı için rahat rahat uçuk hayallerini dökebiliyordu.

Sonunda Samuel'in yardımıyla -aslında hiç ihtiyacı yoktu ancak kendisine uzatılan eli asla geri çevirmezdi- yerden kalkınca tekrar çocuğa sımsıkı sarıldı, iyice sırnaştı. "Hehehe, teşekkürler. Hem çok eğlendim, hem bir sürü şey öğrendim hem de bütün gün yerde oturmaktan kurtuldum!" derken son kısmın yalan olduğunu arkadaşı bilmese de olurdu. "O yüzden ben de sana ödül odasındayken bir ödül vereceğim! Burada bulamazsın bak, çok özel bir ödül." dedi ciddiyetle. İstediği meraklı bakışları alınca da Samuel'in yanağına kocaman bir öpücük kondurdu.

18
Mag Mell / Ynt: Wisteria
« : 24 Şubat, 2022 01:22:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Görmeye alışık olduğu bir yüzdü karşısındaki, aşırı bir samimiyetleri olmamasına karşın en azından günaydın ve iyi geceler demeyi ihmal etmediği binadaşlarından biriydi Athelia. Böyle bir ortamda görmeyi beklemeyeceği bir tipti, bataklıktaki bir çiçek misali. Gelen soru şaşırtmamıştı tabii çünkü kendisi de aynı soruyu ona yöneltecekti birazdan.

"Eee... Orası biraz karışık ya. Sadece şey diyebilirim, Isolde Hanım beni, eee, geçici olduğunu düşündüğüm bir süreliğine sahiplendi gibi bir şey sanırım? Bir dönemliğine okuldan ayrıldım ve kalacak yerim yok. Yani var ama yok. Bir iki yıldır burada çalıştığım için de duyunca hiç düşünmeden burada kalmamı teklif etti, beni kızı gibi gördüğü ve bir sorun olmayacağı gibisinden bir şeyler söyledi. Gerçi bu kadar kibar ve şeker söylemedi ama yani..." diyerek kısaca açıklamaya çalıştı. "Asıl sana sormalı gerçi?" diye sordu merakını yansıtan ses tonu ve hiçbir art niyet içermeyen masum ifadesiyle.

19
Mag Mell / Ynt: Wisteria
« : 24 Şubat, 2022 00:39:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Küçük bir kuş. Güneş ilk ışıklarını sızdırmaya başladığı andan itibaren uyanıktı o kuş, hava fazla soğuk olacaktı ki girebileceği bir yer arıyordu. Tık, tık tık, tık tık tık... Önüne konduğu pencerenin camını gagalıyor içeri girmek için izin istercesine. Oysaki cam halihazırda hafiften aralık, az uğraşsa rahatlıkla girecek içeri. Ama yok efendim! Kibar, mini mini bir kuş o. İzinsiz girmek istemiyor. Girmek istediği odada ise bir kız var, sırf sabah güneşten rahatsız olup erken uyanmamak için odadaki perdeleri mat ve siyah olanlarla değiştirmiş bir kız. Tüm gece ayakta olduğu nasıl da belli! Odasının her yerine dağılmış çalışma kağıtları, eşya tasarımları, büyülü malzemeler, çeşitli iksir malzemeleri... Patronu bu malzemelerin yerlerde gezindiğini görse kıza en az üç öğün zehir içirirdi, neyse ki tavernada kızın kapısını çalmadan içeri bodoslama dalan tek kişi Carlo-... Charlotte isimli güzel çalışandı. Carlos kibar ve tatlı biri olduğu için öyle bir şey yapmazdı ancak Charlotte bunu yapmaktan zevk alırdı. Harbi, Charlotte gece sabahlayan kıza geç bir saatte atıştırmalık bir şeyler getirmişti. Uyumadan önce tatlı yediğindendi belki ama her sabah ağzında olan iğrenç tadın yanında bir de fazlasıyla şeker tadı vardı, ikisi harmanlanınca midesi bulanmıştı. Ağzındaki tat, uykusuzluk, uykusuzluğun getirdiği kuru ve acıyan gözler, tekrarlayan tıklatma sesi... Kabus gibi bir sabahtı bu!  Sinirle yerinden doğruldu ve cama çıktı, "Ne var?!"

"Vik."

"Oh. Tamam, gir." dedi pencereyi biraz daha aralarken. "Masanın üstünde yiyebileceğin atıştırmalıklar var, yerdekileri kemirme ölürsen akşama kuş yahnisi yerim."

Ağzındaki iğrenç tadı gidermek için bir bardağa geceden yine Charlotte tarafından yatağının yanındaki komodinin üstüne koyulmuş ılık suyu doldurdu. Mirabelle ılık su içemezdi, midesini bulandırırdı. O yüzden sadece ağzını iyice çalkalamak için kullandı bu suyu, sonra da yüzsüz yüzsüz her yere yerleştirdiği saksılardan birine boşalttı ağzını. Tat bir nebze olsun gitmişse de yetmedi, çikolata kemirmeye başladı. Tavernada gerçek anlamda sorumluluk sahibi biri olsa aç karnına çikolata yediği için kızı azarlardı ancak burada serbestti, özgürlüğünü kısıtlayan hiçbir unsur yoktu. Gülümsedi. Çikolatası bitince paketini yere atmak, camdan dışarı atmak ve odasından çıkıp çöpe atma seçenekleri arasında kaldı. Dışarı çıktığı takdirde elaleme sataşabilirdi, hem uzun uzun banyo yapmak da çok güzel geliyordu gözüne. Üstündeki vücudunu zar zor kapatan kısa geceliğini çıkarmaya tenezzül bile etmeden çıktı odasından. Çıkmasıyla birine denk gelmesi bir oldu. "Oh, günaydın Athelia." dedikten sonra yoluna devam ediyordu ki birkaç adım sonra durdu, aynı adımları hızlı hızlı geri aldı ve az önceki konumuna dönerek, "Dur, Athelia?!" dedi.

20
Karanlık Sanatlar Dersliği / Ynt: 1865-66 Eğitim Yılı | Güz Dönemi Karanlık Sanatlar Dersi
« : 22 Şubat, 2022 23:11:25 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Franziska'yı profesör seslenene kadar linçleseler de kız da az değildi, Lilith sıkı tutuyor olmasa şimdiye Mirabelle'i duvardan duvara vurmaya başlayacak kadar güçlü tepiniyordu. Hatta şu an kumral cadının bacağında bir ısırık izi vardı... Yine. Kuduz köpek işte. Her şey bitince Mirabelle ve Lilith, Franziska'yı rahat bırakıp, uslu uslu sularını içip yerlerine geçtiler. Mira, başını Lily'nin omzuna yaslarken arka sıralardan Lilith'in kendi kendine konuştuğunu işitebiliyordu. Profesör konuşmaya başlayınca pür dikkat kesilip dikkatini topladı adamın üstünde. Her şey gayet güzel gidiyordu... Laf Carmilla'ya gelene kadar. Carmilla ismini duymasıyla kumral cadıyı öksürük krizi tutuverdi, neyse ki Lily imdadına yetişti ve su içirdi arkadaşına. Daha yeni topladığı dikkati puf olup gitmişti, aklı çok farklı olmayan ama bir o kadar da farklı olan başka kızıl cadının tekindeydi.

'Carmilla veya değil,' diye tekrarladı içinden. Carmilla veya değil, suç işleyen birini desteklemek sadece başına bela açmayacak mıydı? Mirabelle'in belirgin bir huyu vardı, streslendiğinde, paniklediğinde ve/veya ne yapacağını bilemediğinde sağ elinin baş parmağının tırnağını ısırırdı, aynı şu an yaptığı gibi. Carmilla veya değil, katil çocuğu olduğu gerçeği derse odaklanmasını engelliyordu. Dersin bittiğini ancak Lily onu dürtünce fark etti. "Hı? Hıı, tamam." dedi sessizce. Parmağını ağzından çekti, başını hızlı hızlı iki yana salladı ve yine tatlı tatlı gülümseyerek kalktı yerinden. Derslikten ayrılırken son anda arkasını dönüp profesöre baktı, "Profesöööör, dersliğe bir dahaki girişimde sizden gelen büyüye karşı kendimi savunmayacağım haber vereyim dediiiim!" dedi ve her zamanki enerjisiyle birlikte çıkıp gitti.

21
Kupa & Ödül Odası / Ynt: Ödül
« : 22 Şubat, 2022 22:47:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Çocuk her şeyi anlatırken ilgiyle dinliyor, 'Oo, woaa, amanıın' gibisinden tepkiler veriyordu. Bina başkanı lafını duyunca gözleri parladı, o da olmak istiyordu! Kesinlikle büyüdüğünde bina başkanı olacaktı ve o kadar havalı olacaktı ki bütün binası Mira Abla Mira Abla diye peşinde gezinecekti! Eh, şimdilik insanlara ağabey ve abla deme sırası onda olsa da hayal kurmak beleşti. Sonra Samuel, Mirabelle'in Quidditch hakkında hiçbir bilgisi olmadığını öğrenince öyle bir tepki vermişti ki zavallı kızcağız suç işlediğini zannedip korkmuştu. Kimsenin yanında söyleme dediği için iyice tırsmıştı ki neredeyse ağlayacaktı ama çocuk Quidditch'in ne olduğunu anlatmaya başlayınca anında neye ağlamak üzere olduğunu unutup ilgiyle dinlemeye koyuldu.

"Altın mı top? Wowee, zengin eder o ben- aa?!" küçük cadı tepki veremeden yeni arkadaşı bir Snitch misali etrafta koşuşturmaya başladı. Mirabelle gülmeye başladı, "Ben en iyi Qidit- Qidiç- o şeysi oyuncusu olacağım! Gel buraya kırmızı Siniç, sergileteceğim seni burada!" diyerek Samuel'i etrafta kovaladı da kovaladı. Bir ara neredeyse bir kupayı düşürecekti de son anda tuttu, gerçi ağırdı, 'AMANIN ANAM!' diye ciyaklayarak eski yerine biraz... Şekilsiz şemalsiz yerleştirip kaçan 'kuşunu' yakalama çabasına tekrardan girdi. Yakalaması çok da uzun sürmedi, çocuğu yakalayınca kaçmadığından emin olmak için sımsıkı sarıldı ve tekrardan güldü, "Hehehe! Yakaladım seni!" dedi neşeyle. Sarılmayı bırakmadan sordu, "Şey, benim Qidi- qudi- o şeyi bilmemem kötü bir şey mi? Neden kimsenin yanında söylememeliyim, ceza mı verirler bana? Hiiih, ama ben büyülü sihirli uçmalı kaçmalı hiçbir şeyi bilmiyorum ki ne yapacağım?! Kızmasınlar bana ben yeni geldim bilmiyorum benim suçum yok!" Korkusu hafiften yüzüne yansırken Samuel'e daha da sıkı sarıldı. Eğer ki içini rahatlatacak bir cevap alırsa hiçbir şey olmamış gibi 'hee taam' diyip bu sefer 'Siniç' rolünü kendisi üstlenip kaçmaya başlayacaktı, ayaklarını topuklamaya hazır ediyordu şimdiden.

22
Kupa & Ödül Odası / Ödül
« : 22 Şubat, 2022 14:45:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Eylül 1860, 1. Sınıfın ilk haftası
Okul gez gez bitmiyor, her gün yeni bir şeyler keşfediyordu minik kız. Okula geleli bir hafta bile olmamıştı, her şey bir peri masalı gibi hissettiriyor, inanmakta güçlük çekiyordu. On bir yılını bir kilisede geçirmiş olması da cabasıydı, mezara kadar saklayacaktı bu okuldaki hayatını. Böyle güzel bir yeri görmekten alıkoymalarını istemezdi. Yine güzel okulunu keşfediyordu, her gün bir katı inciğine cıncığına kadar didikleyip derslere katılıyor sonra yine keşife çıkıyordu. Bugün sıra altıncı kattaydı. Etrafta koşuştururken bir yere gözü takıldı, tamamen parlak ve değerli şeylerle dolu bir oda... Belki de Ravenclaw'a bu yüzden seçilmişti, bir karga ya da kuzgun misali değerli şeylere aşıktı. Anında içeri daldı ve "WOAAAH!!!" diye bağırdı. Sonra ortamda bulunan diğer çocuğu fark etti. Derslerde hep görüyordu yani adını biliyor gibiydi ama hiç sohbet etme fırsatı olmamıştı.

"MERHABAAA! Ben Mirabelle! Iıı şey miydi adın, Sam, Sam, Sam...?" dedi, tam adını hatırlayamadı. İsminin Samuel olduğunu öğrenince devam etti. "Memnun oldum Samuel! Neresi burası, woaaaah her şey çok parlak! Şu ne? Peki şu? Bu ne işe yarıyor? Qui bilmemne ne demek? Kuş falan diyor. Kuşları çok severim, ben de istiyorum kuş!" içeride koşuşturup gördüğü her şeyi çocuğa sorarak ne olduklarını öğrenme niyetindeydi.

23
Hastane Kanadı / Ynt: Çikolata Kozmosu
« : 22 Şubat, 2022 07:42:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Jimmy teker teker sorularımı cevaplamaya başladı. Nasılsın derken 'iyiyim' veya 'kötüyüm' demesini beklerdim, 'tutarlı' beklemediğim bir cevaptı. Sonra asasının onu dinlemediğini söyledi. "...Asanla arkadaşlık kurmayı denedin mi? Benim ilk asam benden nefret ediyordu o yüzden birinci sınıfın ilk ayında ders dışı yaptığım ilk büyüde çat diye ortadan ikiye ayrıldı. Ama şimdiki," asamı çıkarttım. Sonradan eklenmiş olduğu zarif, çiçek şeklinde işlemelere sahipti asam. Kendi ellerimle işlemiştim iznini alarak. "Moondrop, beni çok seviyor. Sadece kendime güvenmediğim zamanlarda bana küsüp çalışmayı bırakıyor. Belki senin de öyledir?" dedim çözüm ararken. Eğer öyleyse araları düzeltilebilirdi ancak diğer asaların da işe yaramayışı göz önünde bulundurulunca sorunun kaynağı Jimmy'nin ta kendisiydi büyük ihtimalle. Yine de yüzüne vurmadım. "Rakibin asasını kullanamasaydı fiziksel şiddete mi başvuracaktın yoksa? Hop, diskalifiye." vurmazdı bence ya. Minnoş bir şey bu, üflesen bayılacak zaten. Dur lan, ne sekizinci sınıfı? Anında tek kaşım kalktı. Okulun her yerini inciğine cıncığına kadar bilirim ben, öyle bir sınıf yok burada. Özel ders falan mı alıyorsun sen bebiş?

"Jimmy, düellon esnasında yüzünü gördüm ya zaten?"
dedim tatlı tatlı. "Gayet normal, sevimli çocuğun tekisin. Yirmi yaşında olman ve 'sekizinci sınıfa' gidiyor olman sana sevimli çocuk dememe engel değil. İnsanların kusur veya çirkinlik veya herhangi bir zıkkım olarak gördüğü şeyleri benim gözlerim görmüyor inanır mısın?" sonra çocuğun saçını karıştırıp devam ettim, "Yıldız ışığı yeterli geliyorsa sorun yok bence." kelime oyunu yapmaya bayılıyorum. "Gözlerin cidden çoooook güzel, şey gibi, mavi ortanca çiçeği. Başını çevirme de rahat rahat bakayım ya!"

24
Karakter Talepleri / Ynt: Üretim Talepleri
« : 20 Şubat, 2022 23:02:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bir tanecik Ciyaksir üretmek istiyorum

Yetenek 1d10 : 3, total 3
Destek 1d10 : 6, total 6
Talih 1d10 : 3, total 3

25
Karanlık Sanatlar Dersliği / Ynt: 1865-66 Eğitim Yılı | Güz Dönemi Karanlık Sanatlar Dersi
« : 20 Şubat, 2022 21:05:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Binadaşları bugün formundaydı ancak binasında en düşük puanı alan kişi biraz koymuştu. Lilith bile ondan daha yüksek almıştı ancak kıskançlık edecek değildi, çok olmasa da yakındı Lilith ile. Konu Carmilla'ya gelince Mirabelle'in yüzü düştü falan ama... Kapışacaklardı! Kapışma demişken- Mira ve Lilith kanı içtiği an FRANZİSKA LİLİTH'İ ALIP MİRABELLE'E ATMIŞTI LAN!

"AH, SİKTİR! YA FRANZİSKA LİLİTH'TEN NE İSTİYORSUN ŞEYTAN KARI?!" derken Lilith'i sarılarak tutmaya çalıştı ama yere çakıldılar. "Kuşum, birlik?" diye mırıldandı sessizce ve kucağındaki kızın kafasını sallamasıyla Franziska'ya hışımla koştular. Lilith, Franziska'nın arkasına geçip kollarını tutarken Mirabelle saçından tutmuş-hatta kurtulamasın diye eline iyice dolayıp düğüm haline getirmiş-, dizini karın boşluğuna tüm gücüyle geçirirken aynı anda kızın kafasını da karnına geçirdiği dizine hızlı hızlı vurmaya başlayacaktı. 

Yetenek 1d8 : 4, total 4
Destek 1d8 : 4, total 4
Talih 1d10 : 9, total 9

26
Karanlık Sanatlar Dersliği / Ynt: 1865-66 Eğitim Yılı | Güz Dönemi Karanlık Sanatlar Dersi
« : 20 Şubat, 2022 20:09:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Mirabelle'in sınıfa girmesiyle üstüne bir büyünün fırlaması bir olmuştu. Şanslıydı ki refleksleri iyiydi, anında yanındaki dünyadan haberi olmayan Lily'i önüne çekip kendini büyüden korumuştu. Zavallı kızın sersemlemesiyle birlikte "A-o..." diyerek kızı kucaklayıp en öne oturdu. Oturduktan sonra da hiçbir şey olmamış gibi 'Ennervate' diyerek sahtecikten kızgın bakan arkadaşından özür diledi. Hemencecik barışıverdiler, Lily Mirabelle'e küsecek bir tip değildi. Sınıfı inceliyorlardı, oldukça ilginçti. Geniş falan.

"Eee, en basitinden başlayacak olursak sihirli yaratıklar olmaları? Bir dakika, bunu Franziska söyledi. Onunla aynı cevabı vermek istemiyorum ben. Nadir olmaları veya? Kanlarının aşırı aşırı über süper değerli oluşu? Ya da aşırı sevimli olmaları? Bence aşırı sevimli olmaları. Müsaadenizle hemencecik aklıma takılan bir iki şey soracağım, neden bu kadar çok sıra var ve neden şurada platformlar var- kapışacak mıyız? Lütfen kapışalım. Ben Franziska'yı solucana çevirmek istiyorum!"

27
Hastane Kanadı / Ynt: Çikolata Kozmosu
« : 16 Şubat, 2022 18:58:41 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Ha- Ne- yirmi mi yaşındasın- Ne-" Yirmi yaşında mıydı bu çocuk? E öğrenci ama bu? Neyse sorgulamayacağım. Anında yüzüne maskesini taktı, panikliyor falan... Neren yirmi senin abicim? Bebiş bebiş hareketler, sen hayırdır? Bak adam ol yoksa seni evlat edinirim. "Eee... Evet galiba biraz öyle old- yok yok sorun değil!" dedim, elini sıktım. Sonra demez mi rakibimi tebrik edeceğim diye... Benim alnımda bir damar patladı bak hissediyorum. Gözüm seğiriyor.

"Sen... O şeytan karı- yani Fra... Franziska'yı mı tebrik edeceksin?" dedim inanmayı reddeden ses tonum ve hafif yargıladığımı belli eden ifademle. Kuşum seni üzerler... Onayladı. "Emin misin? Yani tamam, izledin mi bilmiyorum ama benim maçımdan sonra rakibimle birbirimizi tebrik ettik sarıldık falan çok yabancı bir hareket değil bana ama... Franziska... Franziska yani... Saçma sapan tepkiler verebilir..." dedim ancak kararı değişmedi. İç çekerek neremden çıktığı bir muamma olan kağıt ve kalem çıkarttım, verdim. "Neyse, yaz bari ama saçmalarsa gider döverim kızı." diye uyarmayı unutmadım, yazdı falan. Ben de çocuğun ayağının dibine oturdum izledim o sırada, sonra gönderdi tebrik mektubunu.

"Ee, daha daha nasılsın Jimmy?" dedim sohbet başlatmak amacıyla. "Düelloda yaptığın şeyler gayet mantıklıydı ve kesinlikle işe yararmış gibi duruyordu. Büyü yaparken sıkıntı mı çekiyorsun? Yardım edebilirim istersen. Aslında ben seni hiç derse giderken falan da görmedim. Aslında ben galiba seni daha önce hiç görmedim?!" dedim sonlara doğru aydınlanma yaşarken. Belki de aynı Sabrina gibi o da sürekli hasta olduğu için derslere giremiyor olabilirdi, benim küçük kuzgun da büyü yaparken çok zorlanıyor. Gerçi bu bebe gelmiş yirmi yaşına, ay kuzum senin neyin var da bu kadar geri kaldın kıyamam..! Sonra tekrar bir aydınlanma geldi, "Şey, yanlış anlama ama neden maske takıyorsun bu arada? Gözlerin çooook güzel, aşırı aşırı güzel ama şu an göremiyorum. Rahatsız etmiyor mu ya? Ediyorsa çıkar bence, ne gerek var?" dedim sonlara doğru somurturken. Taramalı tüfek gibi bin tane soru sordum çocuğa, umarım beyni yanmamıştır.

28
Karakter Talepleri / Ynt: Patent Başvuru ve Talepleri
« : 16 Şubat, 2022 11:15:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Eee, biz failledik... Ama tekrar deneyeceğiz sooo alın yine link. Son iki rp.

https://buyucedunya-rpg.com/index.php/topic,434.0.html

29
İksir Dersliği / Ynt: Özel Ders
« : 13 Şubat, 2022 23:58:39 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Profesör... Milyon tane deneme yaptık. Olmuyor! Bir kerecik lafımı dinleseniz de içine saf kakao atsak? Getirdim o kadar, bakın bence işe yarayacak." dedi kakao kabını profesöre uzatırken. Adam sonunda yenilgiyi kabullenip kabı aldı ve tekrar başladı iksire. Mirabelle yorgunluktan ölüyor olduğu için oturdu ve yüzünü avuçlarının arasına alarak adamı izlemeye başladı.

"Yaparsınız profesör! Dünyanın en yetenekli iksircisi sizsiniz profesör! Heh alın, acıkök vereyim... Kralsınız profesör!" desteğini de eksik etmiyordu tabii... Bu sefer de başarısızlıkla sonuçlanırsa ciddi ciddi oturup ağlayacaktı.

Hobaaa destek zarı.
This dice roll has been tampered with!
Rolled 1d20 : 3, total 3

30
Hastane Kanadı / Çikolata Kozmosu
« : 13 Şubat, 2022 21:03:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

Düello bittikten sonra Jimmy, hastane kanadına kaldırılmıştı. Franziska şeytanı bile çocuğa çok yüklenmemişti ve buna rağmen çocukcağız stupefy yediği an yere yapışmış, kıza kesin bir zafer kazandırmıştı. Franziska sonraki tura geçişini kutlarken zavallı çocuk hastane kanadına götürülmüş, Mirabelle ise gözlerini devirerek ortamdan ayrılmıştı. Hasta ziyaretine gidilirken çiçek götürmek adettendi ancak büyüyle yapılmış rastgele bir buket vermek istemediği için önce odasına uğradı. Özenle yetiştirdiği çiçeklerine bakınmaya başladı, en uygunu hangisiydi? Bakındı, bakındı... Sonunda kararını verdi ve çiçekleri birbirine kurdeleyle bağlayıp odasından ayrıldı.

Elinde bir buket çikolata kozmosuyla girdi hastane kanadına. Bu, Mirabelle'in favori çiçeklerinden biriydi. Adında çikolata geçerdi; ama vanilya gibi kokardı. Bu kadar sevmesinin sebebi de tam olarak buydu çünkü kendi çikolata rengindeki saçları da vanilya gibi kokuyordu. Birine hem geçmiş olsuna gidiyor hem de evlat edi-... arkadaş olmaya çalışıyordu, bu en iyi seçeneğiydi yani. Gözleri Jimmy'yi ararken diğer yatakların üstündeki çiçekleri fark etti. Sonra aradığı kişiyi buldu ama onun çiçeği yoktu. Üzüldü birkaç saniyeliğine, hemen ardından ortamdaki en güzel çiçeklere sahip olmasını sağlayacağı için gülümsedi. Neşeli neşeli çocuğun yanına geldi,

"Merhaba! Ben Mirabelle Starlight, az önce tribünlerde ciyak ciyak tezahürat ediyordum-" küçücük bir duraksamanın ardından yüzünün alt kısmını buketinin arkasına saklayıp gözlerini kaçırdı, "-eheh, pek işe yaramadı gerçi sanırım hm?" dedi tatlı tatlı. Tekrardan çocukla göz göze geldi ve kocaman gülümseyerek elindeki buketi uzattı. "Sana getirdim! Çok güzel kokuyor, belki iyi gelir hala üzerinde sersemlik varsa."

Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 8