17 Nisan, 2026 09:19:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - André Harris

Sayfa: 1 [2] 3 4 5
16
Öğrenci Postası / Ynt: Ares | Baykuşhane
« : 03 Temmuz, 2022 17:48:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
24 Haziran, 1866

Aziz dostum,

Hogwarts'taki son saatlerimiz de dahil olmak üzere uzun süredir evvelden konuştuğumuz husus üzerine hummalı çalışmalar içerisindeydim ve çalışmalarıdır, rötuşlarıdır gibi sebeplerden ne yazık ki haftalardır bir hayli meşguldüm. Bu sebeple ne yazık ki bu mektubu istediğim vakitten bir hayli geç bir vakitte kaleme alıyorum. Her ne kadar Hogwarts Ekspresi'ne geç kalmış olmamdan da dolayı konuşma fırsatı bulamamış olsak da seninle paylaşmak isterim ki malum hususta bir icat gerçekleştirmiş olabilirim! Daha yapılacak rötuşlar olsa da bu havadisi paylaşmak istediğim ilk dostlarımdan biri sensin, Tılsımın Zorlukları'ndan makaleme onay almayı başardım ve o da editoryalin ardından yakında yayımlanacak olsa gerek.

Lakin dostum, bu mektubun asıl amacı bu havadisi vermek değil. Geç yazmamın sebebi heyecanımı bir müddet paylaşamamış olmam da değil. Geçtiğimiz dönemki mahzun olaya karşın Godric's Hollow'a dönmeye niyetliydin sanırım. İyiliğini her ne kadar diliyor olsam da tahmin edebiliyorum ki çevren sayısız içi boş dilekle sarmalanmıştır ve bu sayısız ve yalnızca can sıkıcı dilekten biri olmak istemiyorum. Annemlerle konuştum ve eğer yazın bize uğramak istersen diye müsaade aldım. Eğer canın sıkılırsa, temmuzun son iki haftası haricinde, gelmeden önce bir baykuş gönderdiğin takdirde her türlü Oxford'a, evimize uğrayabilirsin. Biliyorsun, bir büyüsüz mahallesinde yaşıyoruz ve buradaki şartlar oradan biraz daha farklı fakat nadiren de olsa görüşme fırsatı bulduğum eğlenceli insanlar var. Son kanunlarımıza uygun olarak elbette ki bu eğlenceli kişiler kati suretle büyücü insanlar olup annem tarafından görüştüğüm öğrenildiğinde azarlandığım insanlar değiller... Ancak tamamen "kişisel tercih"lerden mütevellit büyüsüz satranç ve briç oynadığımızı söyleyebilirim. Briç daha önce oynamadıysan da hiç sorun değil! Senin zekana sahip birinin oldukça iyi oynayacağın kanaatindeyim. Akşamları beşten sonra ise binadaşın ve biricik kız kardeşim Cecilia Harris, sen ve ben beraber vakit geçirebiliriz.

Velhasıl kelam seninle görüşmeyi isterim dostum, dilerim ki bu mektuptaki davetime şu anda olmasa dahi yaz ayları içerisinde sıcak bakarsın.


En içten dileklerimle,
André Harris

17
Kara Göl / Ynt: Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde
« : 13 Haziran, 2022 20:50:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Hogwarts'ın tepesindeki gökyüzü, İngiltere standartlarına göre alışılageldik kapalılık ve sıkıcılıktaydı. Kumral saçlı oğlan ise boş vaktini geçirmek için arasında uzun kış aylarını geçirdiği ve dışarıdaki havadan daha da iç sıkıcı hale gelmiş taş duvarlardan kaçmış, kendisini Kara Göl kenarında bulmuştu. Hogwarts'taki ilk revirlik oluşundan itibaren pek çok anısı vardı bu civarda, özellikle deneyleriyle alakalı. Genellikle insanların sevgilileriyle geldiği bir bölge olan göl kenarının daha ayak altından uzak, yalnız olabileceği kesimlerinde bir söğüt ağacına yaslanmış vaziyette kendi halinde vakit geçiriyor, yanında getirdiği büyücü satrancı taktikleriyle alakalı kitaba göz gezdiriyordu. Oyalanmak adına harcadığı tüm çabasına karşın ise sıkılmaktan alıkoyamıyordu kendisini. Sosyal kabiliyetleri böylesine zayıf bir insan olarak yalnızlıktan bu denli sıkılması, acı bir ironiydi an içerisinde kitabından kafasını kaldırmış olan oğlan için.

Bu esnada biraz uzağından yükselen ve rüzgarın susturamadığı bazı sesler çalındı kulağına, odağını verecek daha iyi bir şeyinin olmamasından ötürü başını sesin geldiği yöne çevirmesiyle de gözleri irileşti ansızın. Orman sınırına doğru gördüğü ekip... William'lar mı oradaydı? Ama daha önemlisi, büyü mü kullanıyorlardı bir şeylere?! Sağa sola fırlayan ışık huzmeleri bir hayli belirgindi ve farklı renklerin görünümü bir çalışmadan ziyade çatışmanın varlığını ifade eder cinstendi. Hızlıca kütüphaneden aldığı kitabı çantasının üzerine fırlatıp doğruldu ve o yöne koşmaya başladı. Kahraman bir kişilik miydi ki André? Tabii ki hayır. Ne yapabileceğine dair bir fikri var mıydı? Katiyen hayır. Ama arkadaşlarının başının belada olabileceği ihtimali karşısında yanlarına koşmaktan alıkoyamamıştı kendisini. Yaklaştıkça hızlıca hareket eden minik mavi yaratıkları- cinperiler? Hayır, cızkıpırlar... Gerçi hangisi daha korkutucuydu emin değildi an içerisinde ama hararetli bir çatışma olduğunu fark edebilmişti. Asasını paltosunun cebinden çekip seslendi en yakınındaki simaya:

-Iris! Bu cızkıpı- Ne olu- İyi misin- Ya-Yardım ede- Siz-

Seslenmesinin ardından kendisine de bir anlık bakan, yüzündeki ifade ciddi mi, çevresindekiler adına utanan cinsten mi, korumacı mı yoksa endişeli mi çıkartamadığı -ki André hayatında zaten bunu kaç kere başarabilmiştir- Ravenclaw'lu sınıf arkadaşı asasından mavi bir ışık huzmesi göndermeyi tamamlamış, sanki kendisini de korumaya çalışacağı bir açı almıştı düello pozisyonuyla. Yerdeki dörtlü ekibin simalarını gördükten sonra kapüşonundan dolayı tanıyamadığı ancak havada süzülen çocuğun da -zaten başka kim havada kapüşonuyla süzülüyor olabilirdi- Alfred olduğunu tahmin etmek pek güç değildi. "B-Bu-Burada ne olu..." Yardım etmeye gelmiş olmasına karşın Iris'in kendisine verdiği karşılıkla kendisine gelmiş ve yerdeki gruba destek olmaya koyulmuştu. Daha doğrusu koyulmayı denemeye başlamıştı.

-Avi- (hayır, uçuşu zorlaştırayım derken cızkıpırları çevredekilerin hedef almasını da engelleyebilirdi)
-Ee... (ne, ne kullanabilirdi ki, Iris ve Peter'ın fikirleri aslında mantıklı gibi)
-Immobulu- (ilham!)
-Protego Tota-! (ama bu büyüyü başarabilir miydi ki)
-Protego Totalum!

Eğer büyüsü başarılı olursa, çevresindeki herkesi korumaya alabilirdi bir ümit; özellikle William, asasıyla neden olduğunu anlamadığı bir şekilde Alfred'e odaklanmış bir haldeyken değerli olabilirdi bu. Tabii tüm bu laf salatası sırasında bir büyüye karar verebilip icra etmeyi başaramadan önce kalçasında bir batma hissi yaşamazsa...

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 3, total 3
Destek 1d8 : 4, total 4
Talih 1d10 : 3, total 3

18
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Güç Puanı Talepleri
« : 10 Haziran, 2022 22:26:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
En son GP talebimi malum kanallar üzerinden 28 Mart 2022 tarihinde kayıtlı olarak yapmıştım, o vakitten sonraki taleplerimi geleceğe çetele de olması adına buraya taşımanın vakti geldi (:

Hayranlık:
[spoiler]https://buyucedunya-rpg.com/iksir-dersligi/andre-iris-iksir/msg2210/#msg2210
1x Fena RP
https://buyucedunya-rpg.com/diger-dunya-ulkeleri/izlanda-viking-izlerinin-bulundugu-koye-hos-geldiniz!/msg2328/#msg2328
2x Fena RP
https://buyucedunya-rpg.com/hastane-kanadi/aile-bulusmasi/msg2379/#msg2379
4x Fena RP
https://buyucedunya-rpg.com/buyu-kurami-dersligi/geri-sayim/msg2390/#msg2390
2x Fena RP
https://buyucedunya-rpg.com/quidditch-stadyumu/quidditch-dunya-kupasi-sampiyonasi/msg2410/#msg2410
4x Fena RP
https://buyucedunya-rpg.com/boston-wampus-kulubu/psikoz/msg2474/#msg2474
4x Fena RP
[/spoiler]
Toplam: +2 GP (+3 fazladan hayranlık kenarda dursun sonraki hesaplar için)

Online Süre:
André Harris (3 gün)
Locomotor (12 gün) (ve evet, sitede geçirdiğim tüm vakti oradan geçiriyordum insanlara sürekli yardım gerekebildiğinden n'apim :d, Büyücedünya RPG'ninkini almıyorum zaten :s:s)
Toplam: 15 gün (son talepte 14 gün idi o yüzden +1 GP)

Seviye:
André Harris (8. Seviye)
Arthur F. Moore (4. Seviye)
Erika Elsbeth Rothmann (1. Seviye)
Hızlıtetik J.V. (2. Seviye)
Harper Shaw (1. Seviye)
Toplam: 16 GP (son talep ettiğimde 12 idi o yüzden +4 GP)


Havuz Hesap Transferi:
Erika Elsbeth Rothmann -> +1 GP
Toplam: 1 GP


19
Diagon Yolu / Büyüsel Tanılar Üzerine Bir Çalışma: deprehensio
« : 10 Haziran, 2022 21:46:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[spoiler]Arkadaşlar bu bir RP falan değil, makale. Okumaya şe'etmeyin.[/spoiler]

Tılsımın Zorlukları - Haziran, 1866 Sayısı

[justify]
Girizgah
Büyü, insanlık tarihinin yazılı olmayan tarihinden beridir köklenen bir olgudur. Bugüne değin değerli taşlarla, rünlerle, kanla, asalarla ve burada teker teker sayılamayacak pek çok aracı ile icra edilmiş, pek çoğu günümüze değin gelmiş, pek çoğu günümüze gelişerek gelmiş, kimisi ise unutulmuş olarak varlığını sürdürmektedir. Tabii bu yazı; bütün bilinen, bilinmeyen, keşfedilmeyi bekleyen ve icat edilebilen büyüler üzerine yalnızca bir sayfalık, var olması imkansız, olsa dahi yanlış bilgilendirici olarak nitelendirilebilecek kadar kısıtlı bir çalışma olması amacıyla kaleme alınmadı. Bu yazının amacı, böylesine geniş bir büyü tarihi ve repertuvarının mevcut olduğu tarihimizde, en azından bilinen tarihimizde, büyü tanımlama metotlarının literatürdeki kısıtlılığını kapatmak üzere ilerletici, kapsayıcı bir çalışma minvalinde yapıldı.

Revelio, Homenum Revelio, Specialis Revelio. Hatta Verdimillous, Appare Vestigium. Günümüzde pek çok büyü, pek çok farklı unsuru tespit için standartlaşmış konumda olmasına karşın özellikle lanet kırıcı, arkeolog, antik rünler uzmanı, iksir ustası gibi kişiler için büyüsel tespit metotları hala bir hayli kısıtlı ve bu meslekleri olası hatalar karşısında ölümcül kılan unsurlardan birisi. Tanımlanamayan bir büyüsel etkinin art niyetli olup olmadığını yahut ne yolla, hangi zamanda, nasıl koşullar altında tetiklendiğini tespit etmek her senaryoda apayrı bir hibre sahibi olmayı ve apayrı iştigallerin icra edilmesini gerektirmektedir.

Büyü tarihi ve kuramındaki bu literatür eksiğini kapatmak adına Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'nda icra ettiğim hummalı çalışmaların mühim sonuçlara gebe olduğunu büyücülük dünyasıyla paylaşmaktan kıvanç duyuyorum. Öncelikle bu çalışmada emeği geçmiş Hogwarts Eski Aritmansi Profesörü Leydi Matilda Joan Ainsworth ve Hogwarts Tılsım Profesörü Mirabella Yamashita'ya sonsuz teşekkürü borç bilirim.

Açıklama
Bütün girizgahın ardından mevzubahis çalışmanın ne olduğuna gelecek olursak ise: Sihirsel Etki Saptama Tılsımı (Deprehensio) isimli yeni bir tılsım. Bu tılsım, tamamen akademik çalışmalara istinaden icat edilmiş olup makalenin geri kalanında aritmansi, büyü kuramı ve tılsım alanlarındaki analizlerini, bu büyünün çalışılarak öğrenilebilmesi adına kaleme alacağım.

Büyünün kelime kökeni: Deprehensio. Kuramsal ve Aritmansisel Analiz
Büyünün sihirli sözü olan "Deprehensio", Latince "saptama" kelimesinden (deprehendere) köken almasının yanı sıra büyüleştirilmiş kelime, nümerolojik olarak 1, 3 ve 7 sayılarına tekabül etmektedir. Latin dil ailelerinde analizi bu şekilde olmakla beraber diğer dil ailelerindeki icraları bu çalışma bünyesinde icra edilmemiş olup bu metindeki referanslar üzerinden kapsamsal genişletme çalışmaları yapılması dünya büyücülük toplumu adına faydalı olacaktır.

Bu kelimenin ardındaki sayıların manalarına gelecek olursak:
1- Öncülüğün ve aksiyonun sayısıdır. Her öncü, destekleyicilere ihtiyaç duyar. Bu büyü, halihazırda büyüsüz bir nesne/kişi üzerinde tamamen desteksiz ve bu sebeple etkisizdir. Lakin desteğini, rezonansını bulabildiği takdirde işlevini yerine getirebilecek ve hedef büyüleri tanımlayabilecektir.
3- Bağıntı ve bağlantının sayısıdır. Hedef nesne/kişi ile üzerine uygulanmış olan büyünün bağıntısını analizde önemlidir.
7- Araştırıcılığı ve analitik analizi ifade eder. Ele alınan unsurun doğasını ve zayıflıklarını tespitte önemlidir.

Bütün bu konseptlerin, tamamen kapsayıcı olunabilmesi adına mevcudiyeti elzemdir. Nitekim, bu büyüye literatürde en yakın büyü olan Specialis Revelio'dan daha kapsamlı ve analize açık bir tespit tılsımı varyasyonu elde etmek yegane amacımızdır.

Büyünün Asa Hareketi
Büyü, önümüzdeki olası etkiyi detaylı incelememizi sağlayan bir mercek işlevi görmektedir. Işık kırılmalarını nasıl mercek ortaya çıkartıyorsa, evrendeki büyüsel dalga kırılmalarını da bu "Deprehensio merceği" ile gözlemlediğimizden ötürü asa hareketi bir el merceği (büyüteç)tir.

Büyü Yapılırkenki Düşünce Yapısı
Tıpkı asa hareketinin prensibini aldığı üzere, evrendeki büyü dediğimiz muazzam ve muntazam ipliklerle dokunmuş görünmez ağı, adeta camdan girerken kırılan günbatımının kızıl ışık huzmeleri misali büyüsel merceğimizle görmeye çalışıyoruz. Her büyünün, evrende yarattığı bir rezonans vardır ve bu rezonansı görsel, işitsel, kokusal; geniş kapsamlı algısal bir konseptle algılarımızın ötesindeki evrenden algılayabileceğimiz bir konuma getirmeye çalışıyoruz. Aritmansi, astronomi, kehanet, büyü kuramı ve benzeri teorik konseptlerin düşünceleri de büyünün doğru icra edilişine katkı sağlamaktadır.

Büyünün Çalışma Prensibi
Asanın hedef gösterdiği kişi yahut nesne üzerindeki büyü etkilerini tanımlamak. Büyü icra edildiğinde ortaya çıkan en belirgin unsur; tılsımların mavi, transfigürasyonların turuncu, lanetlerin kırmızı ve iksirlerin yeşil bir hare ile nesne/kişi üzerinde gözle görülür biçimde parıldamaya başlamasıdır. Bu renklerin detaylı incelenişi, spesifik büyüye dair detaylı bilginin analiz edilebilmesini sağlar. Tabii nihayetinde büyünün spesifiklerini, doğasını yahut kendisini öğrenebilmek için o büyünün yahut iksirin, bu tılsımı icra eden kişi tarafından icra edilebiliyor yahut makul derecede biliniyor olması gerekir. İnsan, hakkında bir şey bilmediği bir büyüyü veya iksiri tanımlayamaz haliyle, değil mi? İşte tam olarak bu noktada işbu tılsım, hakkında bilgi sahibi olan büyülerin etkilerini bozmadan gözlemlememizi sağlarken hakkında olmadığımız büyüler üzerindeyse incelenebilecek ilimsel ipuçları sunuyor haresi ile. Bunlar, büyünün doğası, büyü prensibi, icra ediliş metodu, büyüyü icra eden kişinin kabiliyeti ve büyünün mevcudiyet süresi gibi değişkenlerle pek tabii dinamik unsurlar konumundadır. Asadan yükselen ışık huzmesinin hareketi, potansiyel iksir malzemesi kokuları, yıldız haritası parçaları gibi muhtelif elementler, söz konusu hareden elde edilebilecek muhtelif unsurlar arasındadır. Tüm bu veri, yeterince altyapı sahibi bireylerin elinde, büyüsel etkilerin tespiti konusunda muazzam bir işlem hızı ve güvenlik faktörü sağlayacaktır.

Sonuçlar
Büyü, doğru icra edildiği takdirde asanın ucundan açık buz mavisi bir hare yükselecek ve hedeflenen nesne yahut kişi üzerinde büyüsel bir etki var ise tılsımların mavi, transfigürasyonların turuncu, lanetlerin kırmızı ve iksirlerin yeşil bir hare ile nesne/kişi üzerinde gözle görülür biçimde parıldamaya başlaması sonucunu verecektir. Bu renkli harenin ilk var olduğu andan itibaren itina ile izlenmesi elzemdir zira hare üzerinde gerçekleşebilecek muhtelif gözlemsel fenomenler yalnızca kısa süreliğine kendilerini göstermektedirler. Tüm bu aşamaların doğru kat edildiği noktada büyünün doğru bir şekilde icra edildiği varsayılabilir. Yanlış gidebilecek büyü girişimleri süreç boyunca gözlemlenebilir bir hayati tehlike yaratmamış olsa dahi büyüsel deneylerin varoluşundaki risklerden mütevellit her daim yakınınızda bir refakatçi olmasını şiddetle tavsiye ederim.

Son Söz
Dilerim ki bu çalışma, önümüzdeki nesillerdeki büyü araştırmacılarına ve büyü ve bilgi arayışında hayatını riske atan bireylere önemli faydalarda bulunur. Ayrıca son bir teşekkür olarak özellikle muggle ilişkilerimizin bu denli hassas olduğu malum dönemde hiçbir açıklama yapılmaksızın Britanya Büyüceşurası tarafından kan durumu şahsımın da aralarında bulunduğu güruha adeta bir mimleme aracı olarak iliştirilmiş olan broşlardan doğan endişenin de bu büyünün icat sürecine sunduğu katkıyı yadsıyamayız. Kendilerine oldukları ilham için sonsuz teşekkürler. (!)[/justify]

André Harris
Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu VI. Sınıf Hufflepuff Öğrencisi

20
Karakter Talepleri / Ynt: Patent Başvuru ve Talepleri
« : 26 Mayıs, 2022 02:45:52 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]İcat Türü: Büyü
Büyü Tipi: Tılsım
Büyünün Adı: Sihirsel Etki Saptama Tılsımı
Büyünün Sözü: Deprehensio
Büyünün İcat Gerekçesi ve Amaçladıkları:
Bu büyünün icat hikayesi, geçtiğimiz günlerde dağıtılan bakanlık broşlarının bir tanesinin de André'ye verilmesi ve kumral saçlı oğlanın bu broşun olayını ve önemini merak etmesiyle başlar.

Harry Potter evreninde büyü bilimi ve araştırmaları üzerine çalışan kişilerin, lanet kırıcıların vb. kullanabilmesi için elverişli, sihir etkilerini tanımlamaya yarayan pek bir büyü bulunmamakta ve bu büyü icat edildiğinde -en azından şu anki planlamalara göre- büyü toplumuna duyurulacak olup herkesin büyü incelemesi içeren RP'lerini kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.

Büyünün Detaylı Anlatımı:
Büyünün olayı şudur: Asanın hedef gösterdiği kişi yahut nesne üzerindeki büyü etkilerini tanımlamak. Büyü icra edildiğinde ortaya çıkan en belirgin unsur; tılsımların mavi, transfigürasyonların turuncu, lanetlerin kırmızı ve iksirlerin yeşil bir aura ile nesne/kişi üzerinde gözle görülür biçimde parıldamaya başlamasıdır. Bu renklerin detaylı incelenişi, spesifik büyüye dair detaylı bilginin analiz edilebilmesini sağlar. Tabii nihayetinde büyünün spesifiklerini, doğasını yahut kendisini öğrenebilmek için o büyünün yahut iksirin, bu tılsımı icra eden kişi tarafından icra edilebiliyor yahut makul derecede biliniyor olması gerekir. İnsan, hakkında bir şey bilmediği bir büyüyü veya iksiri tanımlayamaz haliyle, değil mi?

15 Mart tarihli Mirabella Yamashita ile ettiğimiz münakaşa sonrası eklemesi: Peki büyü spesifik olarak nasıl tanınıyor? Büyünün icat sürecindeki başarı ve başarısızlıklara göre değişebilecek olmak suretiyle şimdilik plan, üzerine işbu büyünün yapılması sonucu rengarenk aura'larla parlamaya başlayan nesne/kişinin üzerine oluşacak bir tütsü/ışık oyunu ile asa hareketlerinin ve büyü yapıldığında oluşan rengin gözükmesi, ayrıca potansiyel olarak sihirli sözlerin nümerolojik karşılıklarının da süre yahut gösterim suretiyle gözükebilmesi yoluyla. Tabii herkes aritmansi üstadı değil, bu ikinci kısım herkese hitap etmeyebilir bu sebeple. Rafa kalkması olası.

Bu büyünün başka evrenlerdeki uygulamaları düşünülecek olursa bu büyü; Dungeons & Dragons, Pathfinder gibi masaüstü rol yapma oyunlarındaki Detect Magic, Read Magic, Read Aura gibi büyülerden kökenini almaktadır.

Ayrıca aritmansi, bir kehanet tekniği olmasının yanı sıra büyü analitiği için gerekli olan nümeroloji, sayısal analiz, büyüsel dalgalar, "gerçek isim" ve benzeri konseptleri ele alan sihir disiplinidir. Büyünün sihirli sözü olan "Deprehensio", Latince "saptama" kelimesinden (deprehendere) köken almasının yanı sıra büyüleştirilmiş kelime, nümerolojik olarak 1, 3 ve 7 sayılarına tekabül etmektedir.

Bu sayıların manalarına gelecek olursak:
1- Öncülüğün ve aksiyonun sayısıdır. Her öncü, destekleyicilere ihtiyaç duyar. Bu büyü, halihazırda büyüsüz bir nesne/kişi üzerinde tamamen desteksiz ve bu sebeple etkisizdir. Lakin desteğini, rezonansını bulabildiği takdirde işlevini yerine getirebilecek ve hedef büyüleri tanımlayabilecektir.
3- Bağıntı ve bağlantının sayısıdır. Hedef nesne/kişi ile üzerine uygulanmış olan büyünün bağıntısını analizde önemlidir.
7- Araştırıcılığı ve analitik analizi ifade eder. Ele alınan unsurun doğasını ve zayıflıklarını tespitte önemlidir.

Büyünün Zorluğu: Bu büyünün zorluğuna pek tabii kendim hariç GM'lerce karar verilecek olup şahsi önerim ve kanaatim aslen 3. Seviye bir Tılsım olmasının makul olacağı yönündedir. Ancak Anifors, Resifors ve benzeri değişken zorluklu büyüler gibi 4. Seviye üzeri sihirsel etkilerin tespiti için zorluğu dinamik olarak 4. Seviye olabilir yahut tespit ettikleri Yetenek Zarı başarısına göre değişkenlik gösterebilir.
[/justify]

Büyünün Gelişim Süreci: Başvuru onay yahut revizyon beklerken 1865-66 Eğitim Yılı | Güz Dönemi İksir Dersi'nde büyünün icat gerekçelerine dair nedenler Samuel Raymond Boleyn'in ve tayfasının isyanıyla desteklenerek oluşmuş oldu. Ayrıca altyapı çalışmalarına başlamış olmak adına bir ön çalışma RP'si bıraktım: Broş Meselesi Üzerine Bir Kütüphane Mesaisi

İcat etmek istediğiniz büyünün aura kısmı gayet uygulanabilir gözükürken, aritmansi kısmında büyünün açıklamasının diğer büyülere kıyasla fazla uzayabileceği, büyüyü karmaşık hale getirerek kullanılma arzunu baltalayabileceği göz önünde bulundurularak:

Büyülü cisim veya varlığın, işbu büyü kendisine yapıldığında bir aura yaymasının uygun olduğu, daha zorlu büyüler için yetenek zarını ilgili büyünün yapılış zorluğuna tekabül ettirmek gerekeceğinin makul bir zorluk olduğu görülmektedir.

Ancak cismin veya varlığın üzerinde bir büyünün varlığını ve bu büyünün cinsini tespit ettikten sonra bunu yalnızca aritmansi yoluyla çözmek yerine, büyünün gösterdiği etkilerin, verdiği reaksiyonların tetkik ve incelenmesi ile bulunmasının, bu noktada aritmansi yanında kehanet, astronomi veya doğrudan gözlem vb. yöntemler kullanılarak büyünün tespit edilebilmesinin daha geniş bir skalada problem çözme olanağı oluşturacağı göz önünde bulundurularak, büyünün aura ile beraber bir rakam göstermesi yerine:

Eğer düello anında kullanılıyorsa talih zarının, düello harici ise destek zarının büyünün cinsini ortaya çıkarma doğrultusunda büyücünün yetkinliğine göre bir ilim dalında kanıtlar bırakmasının daha uygun olduğunu ve bu doğrultuda bir düzenleme yapmanın büyünün kullanımını herkes için elverişli hale getireceğini düşünüyoruz.

Bu sebeplerle büyünüzün tılsım büyüleri arasında 3. seviye olarak siteye ekleneceğini, zorluğunun yaptığınız ön araştırmaların derinliği de göz önünde tutularak 14 olacağını belirtiriz.

RP'nizin sonundaki aşağıdaki kodu nokta (.) içermeyecek şekilde yapıştırmanız halinde icat sürecine başlayabilirsiniz. RP'nizin yazım kalitesi, büyü icat sürecinizin işlenişi, hazırlık için yapabileceğiniz RP'ler ve benzeri birçok şekilde zarınıza da muhtelif bonuslar alabilirsiniz. Size kalmış. Taban artınızın Biçim Değiştirme Kabiliyeti'niz olduğunu söyleyebiliriz.

Kod: [Seç]
[.roll]1d20[/roll]

-RP'nizi yazıp zarınızı attığınız vakit bu başlığın altına ilgili linkle yeniden uğrarsınız.
-Unutmayın, RP'nizin en az 500 kelime olması gerekmektedir.
-Zar komutunu önizleme yaparak atarsanız bozuk zar atarsınız ve bu zarları maalesef ki saymıyoruz. Bu sebeple zar komutunu yazmadan önce önizlemede bulunun ya da önizleme sonrası zar komutunuzu güncellemeyi unutmayın.
-Ayrıca tehlikeli bir büyü ile uğraştığınız için yanlış gidebilecek durumlarda karakterinizin muhtelif zararlar görebileceğini de unutmayın.
Mucitlik Sistemi Rehberi için TIK



Üstteki talebe istinaden giriştiğim büyü icadı RP'si, zarı 15 geldi. GM metni müsait bir aranızda girebilirseniz sevinirim. ^^
Link: Geri Sayım

[spoiler][/spoiler]

21
Büyü Kuramı Dersliği / Geri Sayım
« : 26 Mayıs, 2022 02:42:44 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify][spoiler]Tüm bu RP'lerin uğruna yazıldığı André'nin ilk büyü icadının bu başlıkta gerçekleşmesi dileğiyle...
André'nin Tılsım Notları
1865-66 Eğitim Yılı | Güz Dönemi İksir Dersi
Broş Meselesi Üzerine Bir Kütüphane Mesaisi
Çikolata Zanaatkarı
Leydi Ainsworth'ün Rehberliğinde
[/spoiler]

"...Eğer küçükken bir şekilde asasız bir şekilde büyü yapabiliyorduysak ve Afrika'da da evet, evet..." Kafasını kendisini onaylarcasına salladı kumral saçlı oğlan. "Asa, yalnızca kanalize etmek için bir araç, odağımızı, boru gibi. Bir uçtan diğer uca büyü içinden geçip... Bir saniye, bayağı bayağı boru kullanıyoruz..." Bakışlarını notlarından kaldırıp kıkırdamaya bıraktı kendisini. Kıkırdarken arkasına iyice yaslandı, kollarını gerdi. Kaç saattir camlarından kehribar ışık huzmeleri süzülen bu sınıfta yalnız başına oturuyordu? Üç? Dört? En son iki buçuk olmuştu. Köstekli saatine bakması bu soruyu cevaplayabilirdi ancak gerinmek daha tatlıydı an içerisinde. Daha çok gerindi, genişçe bir nefes verdi. "Afrika da... Hangi ülkeydi ya? Güney? Uruguay? Yok o Ameri... Nere? Ya... Urgathoa? Hayır..." "Yaaaa!" Sesli tepki vermekten kendini alıkoyamamıştı malum büyücülük okulunu hatırlayamaması karşısında. Uğraştığı iş için bunu bilmesi gerekli miydi? Katiyen hayır. Ama takılmıştı aklına işte. Bir cep telefonu da yoktu ki Google'dan baksın iki saniye... Yerinden doğruldu sandalyesini gacırdatarak zeminde. Kapıya yöneldi. Duraksadı. "Uvuvwevwe... Osas." Kafasını sallayıp kontrol edemediği düşünce trenini dağıtmaya çalıştı. Ne yapacaktı? İki kat yukarı çıkıp kütüphaneye gidip orada aradığı kitabı bulup aradığını bulana kadar sayfalarını mı arşınlayacaktı çalışmasıyla tamamen alakasız bir şekilde aklına takılan Afrika büyücülük okulunun adını ve ülkesini hatırlamak için?..

Galiba evet...



"Uganda ya... Uganda tabii... Zaten kaç lanet ülke var ki U ile başlayan? Bunun için... Neyse, fazla sürmedi en azından." Yüzünde memnun bir ifadeyle yalnız ve sıcak dersliğe döndüğü vakit tamamen bıraktığı gibi karşılamıştı çalışma ortamı kendisini. Zaten bir güne Hogwarts Ekspresi kalkacaktı, kimin ne işi olacaktı dersliklerde ki? Kimsenin yoktu işi falan. Kendisine iş çıkartmasa kendisinin de olmayacaktı... "İşlerim var," diyerek reddettiği quidditch maçı teklifini düşünerek camlardan dışarıyı süzdü biraz. Dört binadan ortaya karışık birkaç öğrenci, derslerin de bitiyor olmasından aldıkları yetkiyle maç organize etmişti sahada keyfine. Bakışları notlarına kaydı, sonra camdan dışarı bakıp mesafeden dolayı simalarını kati suretle seçemediği ancak süpürge üzerinde oldukları belli olan, uçuşan minik figürleri süzdü quidditch sahası üzerindeki. Değiyor muydu altı aydır kendisini adadığı bu uğraşı adına kaçırdığı aktivitelere, uykuya ve dinlenmeye? FYBS dönemi geliyordu ve seneye Karanlık Sanatlar dersini almasına müsaade edilmemesi dahi olasıydı. Potansiyel kariyer başarısını da uğruna feda ettiği ve sonunda amacına ulaşabilip ulaşamayacağından dahi emin olamadığı bu uğraşı için gerçekten değiyor muydu? "Büyü tespit büyüsü..." Zaten bir altıncı sınıf öğrencisinin başarabileceği bir şey olsa çoktan başkaları icat etmiş olurdu herhalde... Tüm hayalleri bozguna mı uğrayacaktı? Hayatı boyunca çokça büyü icat etmek istiyordu, bununla başlamayı denemesi gerçekten doğru muydu? Yetmiş yaşına gelse bile bu büyüyü icat etmeyi başarabilecek yetkinlikte olabilecek miydi?.. Pencere kenarındaki sıralardan birinin üzerine çökmüş, yanaklarından süzülen damlalar dudaklarında tuzlu bir tat bırakmaya başlamıştı.

"Profesör Yamashita bana fazla mı güveniyor? Leydi Ainsworth'ü etkilemeyi başarmış olmam bu büyüyü başaracağım anlamına gelmiyor ki..." Ancak bu çabasını şimdi bırakması kendisine inanmış ve desteklemiş insanların gözünde bir hayal kırıklığı olmasına da sebep olabilirdi. Bir hayal kırıklığı olmak istemiyordu. Yıllarca ailesinin hayal kırıklığı olmuştu. Bu yaz Fransa'ya "başarısız kardeş" olmanın üstüne "evden kaçıp kendisini cadı avcılarına yakalatmış sorumsuz kardeş" olarak gitmek istemiyordu. Hele ki hayatında ilk defa saygınlık duygusunu kendisine hissettirmiş bu okuldaki ailesinin, öğretmenlerinin gözünde hayal kırıklığı olmak istemiyordu. Altı ay... Altı ay bile değil, altı yıldır büyü teorisini anlamak için sayısız deney yapmış, sayısız not çıkartmış ve sayısız fedakarlık yapmıştı hayatından. Sadece son altı ayda altı kereden fazla hastanelik olmuştu büyüsünü icat etmeyi denerken ve Hogwarts'taki son senesine girerken hala elinde tek bir elle tutulur başarı yoktu. Tılsım dersinden O alan tek kişi kendisi değildi, üstelik diğer herkesin en az iki üç dersi daha O oluyordu bunun yanı sıra. Çalışkanlardı zira. Derslerine de çalışıyorlardı, kendisi gibi hiçbir yere varmayacak başarısızlıkların aksine. Quidditch bile oynuyorlardı şu anda dışarıda. İleride bir işe gireceği vakit kendisini kimse bu sebeple tercih etmeyecekti ki. Aklına ilk gelen isimler Iris, Eurus, Regina, Samuel olmuştu. Ve daha pek çoğunu sayabilirdi. Tılsımda kendisiyle aynı notları alıp derslerinin kalanında da kendisinden başarılı olan sayısız isim vardı. Üstelik boş da değildi başarıları. Haset mi besliyordu an içerisinde arkadaşlarına karşı? Hayır, hayır; onların başarıları için sevinmesi gerekirdi. İyi bir arkadaş olarak olumsuz hissetmemesi gerekirdi dostlarının başarılı olacağı düşüncesi karşısında. Yoksa o haz etmediği insanlardan ne farkı kalırdı ki? Ancak o halde neden arkadaşlarının başarılarının aklına gelmesiyle yalnızca hıçkırıkları kuvvetleniyordu?..



Kehribar, yerini kayısıya bırakırken hevesi kırılmış da olsa notlarına çalışmaya devam ediyordu genç porsuk. Ne yazık ki motivasyonu heyecandan strese dönmüş durumdaydı: Nitekim ailesi özellikle Mag Mell faciasının ardından yarıyıl tatili boyunca evde büyü yapmasına karşı tam anlamıyla sıkı yönetime geçmişti. Evine döndükten sonra katiyen bu icadı üzerine çalışmasına müsaade etmezlerdi "başına bir şey gelmemesi" adına. Tatilde staj başvurusu yapması gerekecekti bir yerlere ve mevcut boş eliyle nerelere girmeyi başarabilirdi zerre fikri yoktu. Elini doldurması gerekliydi. Bu altı aylık çabasına üç aylık zorunlu bir ara vermeyi yahut öğretmenlerine hayal kırıklığı olmayı da istemiyordu. Stres. Saf, katıksız bir stres idi motivasyonu. Gözleri notları üzerinde çılgınca gezer, kitaplar ve parşömenleri hunharca karıştırır ve umarsızca notlar alırken SYB dönemi stresi yanında Hak getire bir stres ile çalışıyordu an içerisinde. Bu. Büyü. İcat. Edilecekti. Sağlıklı mıydı şu anki düşünce şekli? Kesinlikle hayır. Fakat hiçbir zaman soğukkanlı olamamış oğlan şu psikolojik baskının altında mı koruyabilecekti metanetini? Kısa fıkraymış.

Akşam yemeği saati sona ermiş, kahvaltı sofrasından çantasına attığı kurabiyeleri bitireli saatler geçmiş ve karnı gurul gurul gurulduyordu asa hareketlerini son kez gözden geçirirken. Geçtiğimiz aylarda asasız büyünün temelleri üzerine yaptığı mesailer en azından bu noktada işine yarıyordu. Asasını anlamıştı, en azından anladığını umuyordu. Neden asa kullandıklarını ve nasıl kullanmaları gerektiğini, bunun nihayetinde büyü gücünü nasıl asanın içerisinden yahut dışarısından yönlendirebileceğini bir ölçüde kavramıştı. Duygularını ancak şimdi dizginlemesi gerekiyordu büyüyü doğru kanalize edebilmek için. Aslında belki de gerekmiyordu, nitekim hayatındaki ilk büyüsü, annesinin kızması ihtimaline karşı olan korkusuyla kontrolsüz bir stres altında icra ettiği basit bir tamir tılsımı idi. Tabii o zamanlar bu büyünün "Reparo" sözü ve belli bir asa hareketiyle istikrarlı bir şekilde icra edilebileceğinden bihaberdi yedi yaşında olmasından mütevellit.

Stresinin doğası üzerine olan düşünceleri adeta "lafın lafı açması" usulü süregelmiş ve ironik bir şekilde bir nebze de olsa sakinleşmesini sağlamıştı. Yerinden doğruldu. Sınıftaki bazı büyülü objeleri tanıyordu ve bunları test tahtası olarak kullanacaktı profesöründen aldığı müsaade ile. Önce notlarını toparlamaya başladı ama. Bugünün mesaisi, her türlü burada nihayete eriyordu. Ancak yine hastanelik olursa kendisinin bile dağınık olduğu takdirde çözümleyemeyeceği notlarının birbirine karışmasını kaldıramazdı. Sonrasında malum bir cam objeye yöneltti asasını, üzerinde bir hayalbozan tılsımı olduğunu bildiği. Kara ceviz asasını doğrulttu ve düşüncelerini canlandırmaya koyuldu. Büyü dalgalarını kırışına göre büyü karakteristiğini belli edecek bir mercek. Tıpkı... Tüm gün bu sınıfa pencereden giren kehribar ışık huzmelerinin cam sayesinde kırılışını görebildiği gibi! Bu yeni ilhamla pekiştirdiği asa hareketine istinaden zarif bilek hareketleriyle önce bir çubuk çizdi, sonrasında ise mercek olacak, kırılmaları gösterecek bir çember ve dudaklarını araladı: "Deprehensio!"

[spoiler=Lütfen çalış...]Tılsım Kabiliyeti: +3
Büyücülük ve Evren Manipülasyonu (800 Galleon, göster kendini): +1
GM'lerce belirlenmiş Zorluk: 14
This dice roll has been tampered with!
Büyü İcadı Girişimi 1d20+4 : 11 + 4, total 15[/spoiler]

[/justify]

22
Hastane Kanadı / Aile Buluşması
« : 22 Mayıs, 2022 01:55:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ekim, 1865

[justify]Sevgili anne, baba;

Bu mektup elinize ulaştığında muhtemelen ilk anda afallayacaksınız. Dostlarımın söylediğine göre bakanlık tarafından ölü ilan edilmişim. Kaçırılmıştım, kurtarıldım. Babam kendisini suçlamasın, kurtaran seherbazlar değildi zira, sanırım daire içerisinde onların önünü bile kesmişler. Zor günler olmuş olmalı. Ancak bu mektubu bakanlığı yahut ölüm haberimi eleştirmek için kaleme almıyorum. Hogwarts'taki dostlarım sayesinde kurtuldum. Dürüst olmak gerekirse ben de tam olarak kendime gelebilmiş değilim, haliyle bu parşömen parçasına da ne yazmam gerektiği konusunda düşüncelerimi pek toplayabildiğim söylenemez. Hoş, düşüncelerimi ne zaman tam anlamıyla toplayabiliyorum ki zaten?

Nitekim, bu mektubu sizlere hala yaşadığımı salık vermek ve özür dilemek için yazıyorum. Baloya gitmeme izin vermemiştiniz ve evden kaçtım. Sonrasında olanlar... En basit tabirle bir trajediydi. Şatoya döndüğümde Cecilia'nın verdiği tepkilere istinaden hepiniz için hazmetmesi zor bir havadis olduğunu anlayabiliyorum. Yaptığım yanlıştı, sorumsuzcaydı. Sizlerin metanetini böylesi bir hüzün ile sınadığım için özür dilerim.

Önümüzdeki Hogsmeade izinlerinin tümüne hava muhalefeti ne kadar şiddetli olursa olsun çıkacağım. Eğer görüşmek isterseniz, takvimi zaten biliyorsunuz. Ziyaretiniz beni fevkalade düzeyde bahtiyar eyleyecektir. Dilerim ki beni affedebilir yahut affedemiyorsanız dahi annemin yoğun çalışmalarından vakit ayırıp ziyaretime gelebilirsiniz. Sizinle vakit geçirebilmeyi terakkub ederim.


Sizlerle görüşmeyi tehannün ile irtikab eyleyen müşfik oğlunuz,
André




Hogwarts'a ulaşır ulaşmaz baykuşhaneden mektubunu göndermiş olsa da mektubunda verdiği sözü tutamayacağını Profesör Moore'un otoriter bakışlarıyla karşılaştığında işitmişti.

-Bay Harris, yaşadığınız olayların sıcağı sıcağına eminim ki dostlarınızla yahut yalnız başınıza eylemlerinizi düşünmek üzere vakit geçirmek istiyorsunuzdur. Lakin... Şu anda olmanız gereken yerin hastane kanadı olduğunu bilmeniz gerekiyor. Ve hayır Bay Harris, itirazlarınızı müşahedeniz sonuçlanana kadar değerlendirmeyeceğim, başka bir profesörün de değerlendireceğini zerre sanmıyorum.
-Profesör, ben ama a-
-Madam Morris müsaade ettiği andan itibaren arkadaşlarınızla özlem giderebilirsiniz, Bay Harris.

Yüzünde mimik oynamadan, duruşunu zerre bozmadan dikilişi, zebella herifin teki olduğu intibası yaratıyordu. Dışarıdan bakan bir göz için çocuğu zerre umursamayan bir bürokrat gibi gözüktüğü kesindi. Ancak şık giyimli bu otorite figürünün zerre umurunda değildi dışarıya verdiği izlenim. Doğru olanı yaptığına olan mutlak inancı sebebiyleyse yalnızca dik bakışlar gönderdi oğlana ikna olup yanında gelmeyi kabul edene kadar. Pek de uzun sürmedi.



Karanlık yerini fildişine bıraktı yalnızca bir anlığına, sonra yine karardı. Ardından fildişi yine belirdi, bu sefer kısmen daha uzun süreliğine. Karanlık ve aydınlık geçişi, yerini netleşmeye başlayan görsellere evrildi ve kulaklarına tanıdık, endişeli bir ses çalınmaya başladı. Gerinmeye çalışırken vücudunun tamamında, derisinin altında hissettiği sızıların idrakına varırken zihni, çevresinde olan biteni bir yapboz gibi birleştirmeye başlamıştı: Hastane kanadındaydı.

-Tüm temel tetkikleri yaptınız mı?
-Yaptık, hanımefendi.
-Yaraları vardı belirgin, kan yenileme iksiri?
-Verdik, hanımefendi. İksir ustalığınıza sonsuz saygım var fakat lütfen, biraz metanetli davranmanızı rica edeceğim.
-Ya sakinleştirme iksiri?
-Kendisinin bilinci uzun bir süredir travmadan kaynaklı olarak tam anlamıyla yerinde değil, hanımefendi. Bu sebeple...
-Yani vermediniz! İnsanlar sakin değilse bu uykularına da yansır! Uyanık olup gözünüzün önünde korkudan titremediği müddetçe ne yaşadığı umurunuzda değil mi madam? Oğlumun dosyası nerede? İncelemek istiyoru-

Yatağının biraz ötesinde ayakta hararetli bir şekilde tartışan iki kadının ve kenarda daha metanetli bir şekilde bekleyen adamın dikkatlerini hareketlenişi çekmiş olacak ki, ansızın sessizlik hükmetmişti beyaz ve sarı tonlarındaki odaya. Sessizlik ise kendisine en yakın konumdaki adamın sandalyesinden kalkarken yarattığı yüksek tonlu gıcırtı ile bozulmuştu. Bir an sonra kumral saçlı oğlanın bedenini iki kol hızlıca fakat nazikçe sarmalamış; oğlan, kafasını belirgin bir acı badem kokusu yükselen kahverengi ceketin bağrına basılırken bulmuştu.

-André, uyandın! Annenle ben... Hakkında "öldü" dediler ve... Yıkılmıştık. Şimdi ise buradasın. Nasıl, nasıl bahtiyar olduğumuzu tahmin bile edemezsin... Nasılsın? İyi hissediyor musun?

"Ben sizi biraz baş başa bırakayım," diye fısıldamıştı yüzünde büyük bir neşe beliren şifacı, az önce hararetle tartıştığı kadına. Babetleri mermer zeminde ufak fakat hızlı adımlarla pıtı pıtı sesleriyle uzaklaşırken sarışın kadın da eşinin yanına, kendine yeni yeni gelmeye başlayan oğlunun başucuna gelmişti.

-Ben, şey... Mektubumu aldınız mı? Özür dilerim, niyetim Hogs-
-Aldık. Profesör Moore durdurmuş gönderimi. Okul, bize daha hızlı haber vereceğinden ötürü kendisi teslim etti. Ama şu anda konumuz o değil, André. Yaptığın-
-Özür dilerim; anne, baba. Çok özür dilerim ben...
-Sence yalnızca bir özür yeterli mi genç bayım? Baloya gitmek istedin, 'hayır' dedik. İzinsiz bir şekilde evden çıktın ve duyduğumuza göre dışarıda büyü de kullanmışsın ki ona da daha sonra değineceğim, sorumsuzluk konusunda yepyeni bir ç-
-Patrice, bunları biraz daha sonra mı konuşsak? Cadı avcılarının elindeymiş, iki gündür de bilinci yerinde değilmiş. Oğlumuz yaşıyor. Şimdilik buna odaklanalım.

Kahverengi saçlı ve klasik giyimli adamın, son on sekiz yıldır eşinin sözünü kestiği sayılı anlardan birine şahit olmuştu kumral saçlı oğlan az önce. Görüşü, vücudunu sarmalayan suçluluk duygusundan dolayı bir hayli buğulanmış; yüzünün iki yanında birer şerit halini alan ıslaklığın anbean yanaklarından aşağı doğru uzayışını hissetmeye başlamıştı teninde. Bakışlarını bir anlığına metanetli adamın gözlerine çevirdi.

-Teşekkür ederim, ama... Annem haklı. Özür dilerim. N-Ne kadar dilersem dileyeyim de yetmeyecek biliyorum ama... S-Size y-yaşattığım her şey için çok özür dilerim. Özür d-d-dilemek dışında n-n-ne ya-ya-yapa...

Hıçkırıkları, sözünü bitiremeden evvel kontrolden çıkmış ve ağzı oynasa da ses telleri titreşememeye başlamıştı. Tüm vücudu sızlıyordu. Ama teninde hissettiği, işkencelerden kalma yaraların sızısı katiyen değildi an içerisinde. Suçluluktu. Korkuydu. Annesinden işittiği azar, ebeveynlerine çektirdiği ve boyutunu tahmin bile edemediği acıya sebep olmuşluğun yüreğine bindirdiği yüktü. Düzensiz nefes alış ve verişleri, yüzünü altındaki tenden lavanta kokuları yayılan beyaz ipek gömleğin, üzerindeki uzun etekli lacivert kadife ceketle kesiştiği noktaya bastırışıyla boğuklaşmaya başlamıştı. Uzunca bir süre bir şey demedi sarışın kadın. Şu anda bağrına bastırdığı evladını rahatlatmak istiyordu. Öte yandan böylesi bir sorumsuzluğu da yok sayacak, boş verecek değildi. Yalnızca sessizdi bu sebeple, hıçkırıklar zayıflayıp yok olana kadar da korudu sessizliğini. Sükunetin sarmaladığı ortama an içerisinde dışarıdan bakan birisi, söylenilecek söz bulunmakta zorlanıldığını düşünebilirdi. Fakat bu, malum yatağı sarmalayan üçlü için oldukça yanlış bir düşünce olurdu. Bugün, hepsi için, bir hayli uzun bir gün olacaktı...

[spoiler]Eh, bu konuda bir şeyler karalanması icap ediyordu. Konuşmanın detaylarını belki başka bölümde doldururum, kilitlenmişken burayı minik bir "aile girizgahı" minvalinde salayım :d[/spoiler][/justify]

23
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: [İzlanda] Viking İzlerinin Bulunduğu Köye Hoş Geldiniz!
« : 13 Nisan, 2022 21:26:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Havadan bir iki sohbet eşliğinde limana yürürlerken yanındaki Slytherinli cadının selamını yorumlamaya çalışıyordu kumral saçlı oğlan. Seremoniyel bir üslupla kendini tanıtmış olması, zihninde muhtelif düşüncelere gebe olmuştu. Sophia, bir soylu muydu? Gerçi üzerindeki kıyafetlerden her türlü tavrına kadar birçok unsuru, en azından kendi kısıtlı gözlemlerini, açıklayıcı olurdu bu senaryo. Fakat hiç tanıdığı bir selam da değildi az önceki. Yöresel bir selam, belki?

Düşünceleri derinleşmeye başladığı andan itibaren yol boyunca konuşmayı unutmuş olduğunu yalnızca gemiye varmaları ve sarışın cadının gemiyi incelemek üzere yanından ayrılmasıyla fark etmişti. Bir saniye, yoksa tüm sessizliği garip anlara sebep olmuş ve kızı kendinden mi soğutmuştu? Göz bebekleri irileşmiş, halihazırda soğuktan kızarmış yanakları, utanç duygusuyla iyicene kızarmıştı. Kafasını salladı sağa sola hızlıca. Belki yeni arkadaşının yalnızca gemiyi merak etmiş olduğunu yahut kendisi bir hata yaptıysa da toparlamayı başarabileceğini ümit ederek metanetini toparlamaya çalıştı. Yolculuk, yaptığı hesaplara göre normal koşullarda 2 günü aşkın süre alacak olsa gerekti. Bu süre zarfında zaten tamamen yan yana olacak halleri yoktu ya, yaratmış olabileceği olumsuz intibayı üzerinden temizleyebilirdi, en azından böyle umuyordu.

Çevresine dikkat ettiğinde Profesör Birthstone'dan oldukça farklı simalara da sahip olsalar tarzları itibarıyla oldukça benzerlik gösteren; kuvvetli, kudretli görünümlü kaslı mürettebat dikkatini çekmişti istemsizce. Acaba bu kişiler muggle mıydı? Nereden gemiye bindikleri düşünülecek olursa bu sorunun cevabı net bir hayır olsa gerekti. Ancak büyücü bir gemi mürettebatı acaba bir gemiyi nasıl yönetiyordu? Büyülerle mi? Yoksa denizcilik, muggle-büyücü ayrımı olmaksızın bir hayat tarzı mıydı? Düşününce Hogwarts Ekspresi'ni kim kullanıyordu sahiden? O da bir büyücü olsa gerekti. Bu sırada Hogwarts Ekspresi tamamen bir muggle treni gibi çalışıyor ve onu işleten bir makinist tarafından mı komuta ediliyordu? Zihnini birçok soru kurcalarken minik valiziyle beraber gözüne çarpan Michael'ın yakınlarına yönelip, "Selam, nasıl gidiyor?" dedi yüzünde ince bir gülümsemeyle. "Daha önce sanırım böyle bir gemiye hiç binmemiştim. Sahi, bir saniye, sen İzlanda'lıydın, değil mi? Her yıl gemiyle mi Londra'ya varıp King's Cross'a geliyorsun Hogwarts'a gelmek için? Buna benziyor muydu bindiğin gemiler?" İlgiyle binadaşını dinledikten ve kısa bir laflamanın ardından iki introvert insan arasındaki muhabbetlerde sıklıkla görülen bir fenomen olan ne denileceğinin bilinemediği sessizlikte, çevresini incelerken, bakışları yelken direğindeki ne olduğunu zerre bilmediği ancak antik rünler dersinde gördükleri garip rünlere benzer bir izlenim veren sembole takılmıştı. Sekiz kollu sembolün sekiz kolu da aynı noktadan aynı şekilde başlayıp farklı şekillerle sonlanıyordu. İzlanda'nın kendine has sekiz şeyi mi vardı? Tanrılar? Büyüyle alakalı bir şey? Aritmanside sekiz, güç ile bağdaşırdı. Geminin dayanıklılığı ya da hızıyla alakalı bir şey miydi acaba?

Bu sırada Sophia'nın Profesör Birthstone'a direkteki bir işareti sorduğunu fark etmesiyle odağı o tarafa yöneldi. İlgiyle doğrulup yerinden ikiliye yöneldi. İstemsizce. Ancak şaşırtıcıydı ki onu bu şekilde istemsizce harekete geçiren yalnızca merakı değildi bu sefer: Sophia ile ortak bir konuşma fırsatıydı da aynı zamanda.

Henüz resmi olarak yeni tanıştığı cadıyı peki neden bu kadar umursuyordu ki? Kendini ispatlamak, kendisine sosyal olabileceğini kanıtlamak mı istiyordu? Bunu yadsıyamazdı lakin hayır, bu değildi sebep. Daha çok... O derste söyledikleri miydi? Muhtemelen. Rikkat... Günümüz İngiltere ve Fransa'sının sosyal toplumu tamamen rikkat üzerine kuruluydu aslında. Belki de centilmenliğin, zarafetin en kıymet gördüğü dönemde yaşıyorlardı. Nitekim özellikle Fransa'da geçirdiği son yaz tatilinin ardından toplumu sarmalamış tüm bu nezaketin yapmacık olduğu hissiyatına kapılmadan edemiyordu. Sophia'nın nezaketi, inceliği böyle hissettirmemişti ama. Sanki tüm korkutucu bakışlarına, verdiği soğuk intibaya ve karakterinin üzerine yalnızca bakışlarıyla kurduğu muazzam baskıya karşın Slytherin'li cadının kendisine yahut başkalarına karşı nazik davrandığı anlarda, eylemlerinin arkasında gösterişten ziyade samimi düşünceler yer alıyor gibi hissediyordu.

Yalnızca ikilinin yanına gidip bunu kendisinin de merak ettiğini söylemesi kasıntı bir yaklaşma çabası olarak algılanabilirdi dışarıdan. Ve özellikle Sophia'ya karşı ihtiras hissettiği ve bu sebeple kendisine yakınlaştığı gibi bir intiba bırakmayı katiyen istemiyordu. Belki de kumral saçlı oğlanın özellikle karşı cinsten insanlarla yakınlaşmakta güçlük çekmesindeki yegane problem buydu: Karşı tarafa fazla samimi yahut ilgili davranması, o kişilere karşı duygular beslediğini düşündürtebilir ve o insanların kendilerinden soğumalarına sebep olabilirdi. Elbette ihtiras da hissedebildiği bir duyguydu kumral saçlı oğlanın ama bunu hemen, yeni tanıştığı insanlara karşı hissedebildiği söylenemezdi. Ancak birçok hemcinsinin kızlara benzer şekillerde yaklaşmaya çalıştığını biliyordu. Sosyal kabiliyetleri vasat altı olan oğlansa işte tam bu yüzden zorlanıyordu: Bir kıza dostane bir üslup çerçevesinde yaklaşmakla bir kıza yürümek arasındaki fark neydi? Davranışlarında bunu nasıl gösterebilirdi? Bilemiyordu, kararsız kalıyordu; bu sebeple de çekiniyordu. Yanlış anlaşılıp "sarkıntı", "rahatsız edici", "sapık" olarak nitelendirilmekten korkuyordu. Bu sebeple belki de oldukça basit olan samimiyeti karşı cinsten insanlarla kurmakta güçlük çekiyordu.

Tüm bu karmaşanın içerisinde alışıldığın dışı bir şekilde sohbete girmenin de yanlış anlaşılma ihtimalini azaltabileceğini ümit ediyordu an içerisinde. Kulağı ikilide, yelken direğine doğru yönelmişti bu amaçla ve asasını eline almıştı usulca. Zihni sorularla meşguldü, dalgın tavırlar içerisindeydi. Yalnızca bir noktada arkasındaki antik rünler profesörünün kendisine bakıp bakmadığını kontrol etmişti yapacağı eyleme girişmeden önce ve asasını rüne doğrultup sessiz bir şekilde henüz tamamlanmamış malum icadını icra etmeyi denemişti: Deprehensio. Umuyordu ki bu rüne dair bir şeyler öğrenebilir ve bunları Sophia ile konuşma materyali olarak kullanabilirdi...

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 3, total 3
Destek 1d8 : 8, total 8
Talih 1d10 : 3, total 3

[spoiler]Tabii algıları pek açık bir zat olduğu söylenemez André'nin. Bu sebeple Profesör Birthstone yahut başka kişiler kendisinin büyü girişimini isterlerse görmüş/müdahil olabilirler. Teknik olarak Hogwarts dışında büyü yapmayı deniyorum. Ve büyü kendi çalışmam olup icadı henüz tamamlanmadığı için büyüyü yaparsam da en iyi ihtimalle başarısız olurum, en kötü ihtimalle başıma iş gelir. Bir zar da atayım ayıp olmasın. Eh, kanaat insanların diyelim.[/spoiler]

[/justify]

24
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: [İzlanda] Viking İzlerinin Bulunduğu Köye Hoş Geldiniz!
« : 03 Nisan, 2022 23:41:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karşısındaki cadının sözleri karşısında dudaklarını büzdü. Yanakları kızarmıştı bile çoktan. Nitekim haklıydı siyah şapkalı cadı. Söze girmeden önce sağa sola bakınıp Profesör Birthstone'dan azar işitebilecek mesafede olup olmadığını kontrol etti. Sonrasında kıza, görece kısık bir sesle karşılık verdi: "Haklısın aslında. Sanırım Profesör Moore biraz gereğinden fazla çekinmeme sebep oluyor bazı şeyleri dile getirmekten..." Yüzünde mahcup bir ifade vardı.

Sözlerinin son anlarında bakışlarını yeniden mavi gözlerine yönlendirebildiği cadının yüzündeki gülümsemeyi o anda fark etti. Eğlenmiş miydi bu sohbetten? Yoksa rahatsız olmuş ancak kibarlığı elden bırakmamaya özen gösteren birisine mi aitti bu ifade? Gözlem yeteneği yerlerde olan Hufflepuff'lı, bu durum karşısında ne yapması gerektiği konusunda kararsızdı. Kesinlikle rahatsız etmiş olmalıydı karşısındakini. Sadece çekip gitmeli miydi? Teşekkürünü etmişti işte. Ama şu anda gitmesi, son anları daha garip kılar ve geri dönüşü olmayacak bir olumsuz izlenim bırakır mıydı? Kendi evhamları arasında yine kendisini boğmaya başlamış oğlanın işittiği soru adeta bir can simidi olmuştu kendisine.

Bakışlarını ilk defa uzunca bir süre olabilecek şekilde kızın yüzüne, gözlerine çevirebildi o noktada. Bu konudaki fikrinin sorulmasını beklemiyordu, şaşkındı. Öte yandan ise düşünceliydi. Kafasında bir şeyler vardı ancak hiç toparlanmış değildi bu çekinceler, ders esnasında yalnızca imkanını bulmuş ve kaçınmıştı yüzleşmekten. Bakışları sanki Slytherin'li cadının gözlerine değil de, arkadaki görünmez bir yereydi. "Sanırım... Korkuyordum..." Bir anlığına duraksadı; düşünceli bir şekilde kaşları çatıldı, devam etti konuşmaya: "Ama tam olarak dövülmekten değil aslında... Re'em kanı içince dayanıklılığımızın da artması gerektiğini biliyordum. Nasıl denir ki?.." Ders ortamını gözünde canlandırırken zihninde yankılanmıştı malum sözler: "Burada gerçekleşen ve gerçekleşecek şeylerin fazlasıyla barbarca olacağı kanaatindeyim." Evet, o sırada olayların içindeyken tanımlayamadığı ve sonrasında uygulamadan kaçınmanın rahatlığıyla üzerine pek de düşünmediği çekincesi buydu: Şiddet.

"Aslında senin de derste söylediğin gibi sanırım. Birine vurabilecek kadar güçlü olacak olsam bile, o kişinin canının acımayacağını bilsem bile birisine karşı şiddet uygulamak istemedim. Mantıksal olarak aslında hiçbir problem yok ama... Yine de birine zarar verme ihtimalimi düşünmekten alıkoyamadım kendimi sanırım düşüncesi karşısında."

Karşısındaki kızın tepkisine tüm odağını vermişti an içerisinde. Fakat bu esnada sert bir kış rüzgarı esmiş ve karşısındaki cadının özen gösterilmiş saçlarını dağıtarak dantelli şapkasını kapmıştı aralarından geçerken. Kumral saçlı oğlan kendisinden beklenmeyecek bir reaksiyonla sağ elini üzerindeki füme pardesüsünün iç cebine atıp göğe yöneltti ve biraz yüksek bir tonla şapkaya seslendi: "Accio!"

Eline geçen şapkayı çok ince bir baş reveransı eşliğinde karşısındaki cadıya uzattı yarı gururlu yarı mahcup bir gülümseme ile: "Kendi eşyalarımın sürekli uçuşması sebebiyle bu konuda biraz deneyim kazanmış olabilirim. Epoximise belki iş yapabilir, ama saçına sıkıntı yaratır mı bilemiyorum. Bu arada aslında SBD'lerden beri aynı derslerde denk geliyoruz ama resmi olarak tanışmamıştık sanırım. André. André Harris." Karşısındaki cadıyı, Sophia'yı dinlerken işittikleri tok ses tonlu takip talimatı ise ansızın silkelenmesine sebep olmuştu kumral saçlı oğlanın. Profesör Birthstone, kendilerini çağırıyordu. Yüzünde hem az önce yaşananlara hem de işittiği talimata istinaden belirmiş bir gülümseme vardı: Yolculuk, başlıyordu...

25
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: [İzlanda] Viking İzlerinin Bulunduğu Köye Hoş Geldiniz!
« : 03 Nisan, 2022 18:25:43 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ailesini bu geziye ikna etmesi pek kolay olmamıştı özellikle Mag Mell'de yaşananların ardından. Fakat profesörlerden birinin refakatçilik edişi, gezinin Scarlet Masquerade gibi duyulan bir olay olmaması ve bu dönem şaşırtıcı bir şekilde iksir dahil sıkıntılı derslerinden dahi belli bir düzeyde başarılı oluşunun kombinasyonu iznini almasını kolaylaştırmıştı. Altıncı kattaki derslikte kendi köşesinde tek başına bekliyordu an içerisinde zira yakından tanıdığı kimseyi en azından şimdilik sınıfta görmüyordu. Yakını olan birini görmüyor oluşu ise sosyal anksiyetesinin anbean kuvvetlenmesine sebep oluyordu. Aralarında sohbet eden insanlar varken kös kös yerinde oturmak, "ben asosyalim" diye bağıran bir tavırdı nitekim.

Gerçi André'nin asosyal olduğu bir sır değildi. Yine de kumral saçlı oğlan bu gerçeklikten olabildiğince kaçınmaya, kendisini sayılı arkadaşlarının yanına yamayarak "ortamın bir parçası" olarak göstermeye çalışıyordu her daim. Yalnızlığı kabullenebilecek yahut yalnızlığın altından kalkabilecek güce sahip değildi zira. Bu ruh hali bedenine de yansıyordu. Önünde belki zerre okumadığı kitabına odaklıymış gibi davranıyordu fakat dikkatli bir göz, göz bebeklerinin hareketlerinin ve sayfa çevirme hızının tutarsızlığını oldukça rahat fark edebilirdi. Hakeza gerginlikle sallanan bacaklarını da. Aslında Michael'ı sınıfta seçiyordu ancak her ne kadar sosyal hayat konusunda başarısız olsa da "ezik" olarak nitelendirilen bir kişi olmaktan daha sıkıntılı olacak bir durum varsa o da "ezik" olarak nitelendirilecek iki kişi yan yana olmaktı ve bu İzlanda gezisinde "ortamlardan" izole olmak istemiyordu an içerisinde. Eğer bir ortama kapak atabilirse sonradan Michael'ı bir şekilde ortama dahil etmeyi deneyebilirdi hem. Gerçi bu senaryo, an içerisinde ergenliğinin en iğrenç döneminde iğrenç bir insan gibi davranmasının daha az kötü hissettirmesi için vicdanına karşı uydurduğu bir bahaneydi muhtemelen.

Tüm bu sosyal gerilimleri esnasında malum sarışın bir cadıya takılmıştı gözleri. Sophia. Slytherin'e mensup sınıf arkadaşını bir anlığına süzerken aklına geçmiş bir karanlık sanatlar dersi gelmişti. Acaba o ders... Bir konuşma başlatmak için bahane olabilir miydi? Kafasının içinde tonla kötü hal senaryosu kurup bunlara karşı önlemler düşünürken devasa boyuyla biraz çekindiği bir figür olan Profesör Birthstone sınıfa girmiş, yoklama alıp bahçeye yollamıştı kendilerini. İzlanda mı yoksa bu adamın gereksiz tek bir kelime etmeye tenezzül etmeyen ruhu mu daha soğuktur diye düşünerek bahçeye yöneldi önceden hazırladığı eşyalarını alarak. Bahçedeki bekleme faslındaysa sonu gelmeyen, ilerledikçe sonundaki ışığın daha da uzaklaştığı karamsar düşünce trenini dağıtabilmiş ve sarışın kıza doğru adımlarını yönlendirmişti. "Selam, şey... Üzerinden biraz geçti gerçi ama..."

Kafasını gergin olduğu birçok zamandaki gibi sol eliyle kaşıyarak dağınık saçlarını daha çok dağıtmaya başlamışken üzerine yönelen bir çift safir mavisi göz, bünyesinde belirgin bir ağırlık yaratmaya başlamıştı ve bu sebeple gözlerini kaçırmıştı yere doğru. Daha doğrusu, karşısındaki cadının kişiliğinin ağırlığının altında ezilmişti bakışları ve yalnızca yerden yukarı kalkamıyorlardı an içerisinde. Lakin acilen konuşmaya devam etmesi lazımdı, terslenmesinin an meselesi olduğunu hissediyordu. Birkaç milisaniyeden uzun sürdüremeyeceği kaçamak bakışlarını yöneltti tekrar Sophia'nın gözlerine: "Re'em kanı içtiğimiz şu derste Profesör Moore'a itiraz ettiğin için teşekkürler, ben de sayende içmekten kaçınmış oldum. Teşekkür etmek istedim o yüzden..."

26
Lejant Alanı / Ynt: André Harris - Lejant
« : 02 Nisan, 2022 13:56:41 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Geçmiş Kurgular
Beyaz renkli başlıklar bireysel kurguları
Bej renkli başlıklar ana kurgunun parçası olan kurguları
Lavanta renkli başlıklar Hogwarts derslerini ifade etmektedir.



André'nin Tılsım Notları (Ekim, 1860)
[Solo]

Fransa Günlükleri: Neoklasisizmin Gölgesinde (Ağustos 1864)
[Solo]

Profesör, şey için gelmiştim... (Haziran 1865)
[Mirabella Yamashita ile]

Scarlet Masquerade (Ağustos 1865)
[Mirabelle Starlight, Mirabella Yamashita ile (Toplu Kurgu)]

Aziz Michael'ın Kanatları Altında (Eylül 1865)
[Aethelwulf Ares Caldecott, Mirabelle Starlight, Eurus Medea Soleil, Iris Ashworth, Michael Throd Sigurðsson ile]

Aile Buluşması (Eylül 1865)
[Solo]

1865-66 Eğitim Yılı | Güz Dönemi Kehanet Dersi (Ekim 1865)
[Toplu Kurgu]

Hogwarts'ta Hayatta Kalma Rehberi Kural 38: Gece 2'den sonra yat ve uyu (Kasım 1865)
[Mirabelle Starlight, Gaye Indie Lacroix, Regina Alexandrovna Romanovna, Aethelwulf Ares Caldecott, Anthony Noah Valois, Franziska Strömm, Eadwig Alger Boleyn, Douglas Noe Birthstone ile]

1865-66 Eğitim Yılı |Güz Dönemi Biçim Değiştirme Dersi (Aralık 1865)
[Toplu Kurgu]

Kuzişim gelmiş (Vol II) (Aralık 1865)
[Eadwig Alger Boleyn, Samuel Raymond Boleyn, Cwénhild Muirghéal, Meredith Vivienne Boleyn, Arthur F. Moore, Alexander Apollo Boleyn ile]

1865-66 Eğitim Yılı | Güz Dönemi İksir Dersi (Aralık 1865)
[Toplu Kurgu]

Andre-Iris | İksir (Aralık 1865)
[Iris Ashworth ile]

Broş Meselesi Üzerine Bir Kütüphane Mesaisi (Aralık 1865)
[Solo]

[Cadı Avcıları Soruşturması] André Harris Sorgusu (Ocak 1866)
[Seth Carter ile]

Broş Meselesi Üzerine Bir Kütüphane Mesaisi (Ocak 1866)
[Solo]

1866 Yılı, Birinci Dönem Karma Tılsım Dersi (Ocak 1865)
[Toplu Kurgu]

Çikolata Zanaatkarı (Ocak 1866)
[Solo]

Leydi Ainsworth'ün Rehberliğinde (Ocak 1866)
[Solo]

[İzlanda] Viking İzlerinin Bulunduğu Köye Hoş Geldiniz! (Şubat 1866)
[Douglas Noe Birthstone, Sophia Catherine Lorence ile]

Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde (Mart 1866)
[William N. Harker ve Iris Ashworth ile]

Geri Sayım (Haziran 1866)
[Solo]

Quidditch Dünya Kupası Şampiyonası (Haziran 1866)
[(Toplu Kurgu)]

Büyüsel Tanılar Üzerine Bir Çalışma: deprehensio (Haziran 1866)
[Solo]

Merlin'e Giriş: Seminer (Haziran 1866)
[Solo]

Need for Speed: Diagon Yolu (Ağustos 1866)
[(Toplu Kurgu)]

Geçmeyen Gece (Eylül 1866)
[Solo]

27
Lejant Alanı / André Harris - Lejant
« : 02 Nisan, 2022 13:56:18 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İlişkileri



En Yakınları
Mirabella Yamashita: En değer verdiği insanlardan biri. En sevdiği profesörü, idolü, kısmi bir anne figürü
Aethelwulf Ares Caldecott: En yakın dostlarından biri, kendisini zaman zaman "havalı çocuk" ortamlarına sokan sayılı kişilerden. Üstelik kendisine hayatını borçlu.
Eadwig Alger Boleyn: Her daim biraz mesafeli gözükse de değer verdiği ve kendi arkasını birkaç kere kollamış, yine "havalı çocuk" ortamlarında kendisine zaman zaman sahip çıkan bir dostu.
William N. Harker: Binasında en iyi anlaştığı insanlardan biri. Ana arkadaş ortamı farklı olsa da genel halleri, uçuk fikirleri ve büyüye dair heyecanı sebebiyle yakın gördüğü bir dostu. Zaten başkalarından öğrendiğine göre kurtarma ekibini toplayan isimmiş.
Mirabelle Starlight: Yüksek enerjisi -ve özellikle kendisini altıncı sınıfta stalk'lamaya başlamasından ötürü- bazı çekinceler beslediği ancak özellikle Scarlet Masquerade gecesi ve Aziz Michael olaylarından sonra en değer verdiği ve güvendiği insanlardan biri.
Iris Ashworth: Sık görüşmediği ancak eylüldeki malum olaylardan sonra daha sık görüşmeye başladığı ve tüm bu vakitlerde oldukça yakın ve destekleyici bulduğu bir dostu.
Charlotte Vera Rillian: Yanında en rahat ve kendisi olabildiği, olduğu haliyle kabul gördüğü insanlardan biri.



Arkadaşları
Samuel Raymond Boleyn: Yasak Orman'da bir hayli sıkıntılı hadiseler atlatmasıyla beraber güvenini kazanmış ve ilişkisi ilerlemiş bir arkadaşı.
Sophia Catherine Lorence: 1866 yarıyıl tatilindeki İzlanda gezisinde yakınlaştığı, yanında söylediklerine ve davranışlarına en dikkat ettiklerinden biri olsa da hayata bakış açısını çok yakın bulduğu bir arkadaşı.
Erika Elsbeth Rothmann: Sihirsel tespit tılsımının icadının ardından kendisini Amerika'daki kulübüne seminere davet eden, kendisini Merlin Tılsım Kulübü'nüne çekmeye çalışan, daha çok "profesyonel" bir ilişki içerisinde bulunduğu MACUSA'da mevki sahibi kontaktı.
Michael Throd Sigurðsson: Özellikle daha alt sınıflardayken zorbalıkların birçoğuna hedef olan insanlardan biri olarak belli bir "kader ortaklığı" hissini paylaştığı ve kendisini kurtaranlar arasında saf tutmuş binadaşı.
Jimmy Folke: Her ne kadar garip bazı tavırları olsa da karşılıklı nezaketlerinden dolayı kısıtlı da olsa sıcak bir sohbeti olan bir insan.
Gaye Indie Lacroix: Garip tavırları ve esprilerinin sınır zorlayıcılığından dolayı belli bir korku beslemesine karşın zaman zaman vakit geçirdiği bir binadaşı.
Eurus Medea Soleil: Hayatını kurtaran insanlar arasında olmasına karşın soğuk, mesafeli ve eleştirel tavırlarının sosyal anksiyetesini coşturduğu ve bu sebeple yakınlaşmakta zorlandığı bir kişi. Kendisi için "Ares'in kız arkadaşı" konumunda daha çok.
Anthony Noah Valois: Çok alakasız çevreleri olmasına karşın ortamlarda anlamsız bir şekilde sık denk geldiği ve bundan mütevellit ilişkisi ilerlemiş bir tanıdığı.



Uzak Durmaya Çalıştıkları
Lilith Louvremont: En yumuşak tabirle garip, daha çok korkutucu tavırları ve söylemleri sebebiyle aynı ortamda bulunduğu vakit hafiften çekinmesine sebep olan bir kız.
Mirina Blackbird: Aziz Michael "harekatı"na katkıda bulunmuş olmasından dolayı borçlu hissettiği ancak tüm korkutucu tavırları sebebiyle yakınlaşmaya çekindiği bir insan.
Franziska Strömm: Bir yılı aşkın süre boyunca sevdiği ancak yüz bulamadığı, en son bir akşam saati oynanan şişe çevirmece oyununda kendine attığı iftiralardan sonra nefret etmeye başladığı platoniği.

28
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 29 Mart, 2022 10:41:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Biçim Değiştirme: 10 -> 20 (10 GP)
Tılsım: 20 -> 30 (20 GP)

Talep ediyorum Locomotor isimli über nazik ve sempatiq GM bey :s:s

29
İksir Dersliği / Ynt: Andre-Iris | İksir
« : 29 Mart, 2022 02:34:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İksiri karıştırırken zaman zaman partnerinin kazana dönen bakışları sebebiyle tetikte olması gerektiğini hissediyordu André. Profesörün kendisine yönelen ifadesiz bakışlarıysa iyice gerilmesine sebep olmuştu. Aslında Iris kendisine karşı oldukça sabırlı yaklaşmıştı, tahmin edebileceğinden bile daha rahattı da ve bunların kesinlikle faydası oluyordu iksiri sakince yapmaya devam edebilmesine nitekim yine de dostunu yüz üstü bırakmak istemiyor, bu sebeple pür dikkat odaklanıyordu yaptığı işe. Evet, partnerinin sorun etmez tavrı iksiri daha da ciddiye almasına sebep oluyordu tam tersi bir etkiyle.

Şimdiye kadar iksirin renginin, en azından Iris'in bilgilerine göre bir an bile yanlış gitmemiş olması elbette ki rahatlatıcıydı, dostunu -en azından şimdilik- yüzüstü bırakmıyor gibiydi, haliyle de ilerleyen aşamalarda gülümseyebilmeye başlamıştı gerginliğini üzerinden atarak. Fasulyeler üzerine olan sohbet üzerine yaptığı yorum da rahatlayışını açığa çıkaran cinstendi: "Sayıları da az olmuyor ki neredeyse hiçbir zaman, suyunu çıkartmak için keseyim derken burnuna ağzına kaçıyor insanın bir de zıplayıp... Ve bunun en son ne zaman olduğunu ve kaç kere olduğunu sorma lütfen."

Pelinotlarını uygun renk değişimini sağlayana kadar düzenli temin etmek adına malzemelerin başına geçmiş, kazanı Iris'e emanet etmişti hassaslaşan ve renk değişimlerinin önemli olduğu aşamalarda. İksirin yapımının sonuna geldiklerinde duyduğu sözler bir anlığına şaşkınlıkla kaşlarının kalkmasına sebep olmuştu. "Taş-kağıt-makas? Bunu bilinirliğinin azlığına göre fazla heyecanlı sordun ama..." Neşeli hali alaycı üslubuna yansıyordu: "...Açıklamana gerek yok, merak etme. Ben varım buna kesinlikle. Yalnız... İksir sıkıntılıysa diye kaybedenimiz mi içsin ve mefta olsun yoksa çok iyi yaptığımız için kazanan daha da keyiflenmek için mi içiyor?.." Derslikte ilk defa, belki de göze batacak şekilde kıkırdamıştı kumral saçlı oğlan ama bunun pek bilincinde değildi: Iris'le bu sınav süresince deneyimlediklerinden mütevellit iksirden içmemiş olmasına karşın bir hayli keyifliydi zira.

Kurallar üzerine anlaşmalarının ardından kendinden uzun boylu cadının kazanması sonucu içi sarı sıvıyla dolu iksiri eline aldı ve karşısındaki kızın gözlerine baktı gözleri heyecanla parlayan bir şekilde. "Kendime zerre güvenmiyorum ama beni ölümümden azat etmişsindir, Iris, hatta bana sorarsan galibiyet ödülünü içiyorum," diyerek şişeyi fondipledi iksirlerinin başarılı olmuş olmasını ümit ederek.

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 2, total 2

30
İksir Dersliği / Ynt: Andre-Iris | İksir
« : 27 Mart, 2022 05:24:18 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Aldığı ilk tepki sonrası elindeki kavanozu usulca, sanki hiç almamışçasına yerine geri bıraktı üzerinde "kediotu" etiketi olan. Kendisine verilen talimatlar doğrultusunda başını anladığını ifade edercesine aşağı yukarı sallayıp "Tamamdır," diye karşılık verdi. Bir saniye duraksadı, itiraz etmek istercesine ağzını araladı parmağı öğretmeninden söz almak isteyen öğrenci misali havalanırken boyun hizasına. Nitekim Iris rafları incelerken bu hareketini görmemişken kendisi de vazgeçti itirazından.

Standart iksir suyunu kazana döküp hazırlamaya koyulduklarında düşünceliydi kumral saçlı oğlan. "Dört tam tur sonucunda maviye dönmemiş olursa ne yapacağız peki?"zZihninden geçen soruydu kazanın başına geçmiş ve uzun kaşığıyla iksirin içindeki solüsyonu usulca karıştırırken. Fakat kendisine yönelen soru, dikkatini dağıtmıştı bir anlığına. Kendi fikrinin sorulmasını beklemiyordu. Kendinden iksirler üzerine çıkacak bir fikirden hayır beklenir miydi ki?

İksir dersini almaya başladığı ilk yıldan itibaren çokça kez malzemelerin muhtelif sihirsel özelliklerinin kendilerini daha iyi dışa vurmalarını sağlayacağını öngördüğü, kitaplarda yazan tariflerin dışında metotlar uygulamaya koymaya çalışmıştı kumral saçlı oğlan. İksirin daha efektif olabilmesi için bazı materyalleri doğramak yerine un ufak etmek, malzemeler özlerini daha oturaklı salsınlar diye normalden kısık ateşte iksiri karıştırmak gibi. Fakat iksir yapmak, çay yapmaya düşündüğü kadar benzemiyordu ve yıllarca tüm girişimleri elinde, daha çok ise kazanında patlamıştı. Tüm olumsuz deneyimlerin aylarca, yıllarca yarattığı birikim ise oğlanın iksir yaparken artık yazılı tariflerin dışına çıkmayan bir yaklaşım edinmesine sebep olmuştu. "Yeterli" notlar alabiliyordu böylelikle iksir derslerinde en azından.

"Aslında... Ee... Malzemeleri alırken soracaktım ama... İksirde nane olduğuna emin miyiz?" Yanındaki koyu saçlı partnerine döndü sorusunu tamamlarken ve gördüğü manzara karşısında bir soru daha sorma gereği hissetti. İksirler konusunda güvendiği partnerinin bu alandaki otoritesini sorgulamak istemiyordu fakat gördükleri üzerine iksirler hakkında bildiği sayılı ve kısmi bilgilerinden birisi aklını kurcalamaya başlamıştı rahatsız edici miktarda. Göz temasını devam ettiremeyecek şekilde bakışlarını kaçırdı mavi gözlerden; partnerini, gözlerinin içerisine bakarak sorgulayacak cesarete sahip değildi zira: "Bir de şey... Fasulyelerin suyunu fazla çıkartmak sence güvenli mi? Sularının hafıza kaybına sebep olabileceğini anımsıyor gibiyim..."

Bu sırada kaçırdığı gözlerinin kaçış sebebinin çekince oluşunu gizlemek için aklına gelen yol ile karıştırışını hızlandırdı ve dört turu bitirince maviliği kontrol etmek üzere kazanına döndü. Sorularına cevap almadan evvel belirttiği çekincelerin üzerinde durulması ihtimalini azaltmak ve konuyu dağıtmak adına söze girdi hızlıca. Kendisine olabileceğinden düşük not almak uğruna destek çıkan dostunun kabiliyetlerini sorgulaması aptalca, düşüncesizceydi. "Neyse, boş ver; ıı, Iris, bu sanki yeterince mavi olmuş, kısık ateşte sarılaşana kadar bekliyorduk değil mi, ne dersin? Bir bakabilir misin? Tamam mıdır ilk aşama?"[/justify]

Yetenek 1d8 : 8, total 8
Destek 1d8 : 8, total 8
Talih 1d10 : 10, total 10

Sayfa: 1 [2] 3 4 5