17 Nisan, 2026 08:28:24 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Aile Buluşması  (Okunma sayısı 42 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı André Harris

  • Hufflepuff
  • 9. Seviye
  • İleti: 49
  • 30 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To André Harris
  • Güç Puanı: 33
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 30
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 40
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü, Seviye 2
  • Travma: En Büyük Hayal Kırıklığı
Aile Buluşması
« : 22 Mayıs, 2022 01:55:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ekim, 1865

[justify]Sevgili anne, baba;

Bu mektup elinize ulaştığında muhtemelen ilk anda afallayacaksınız. Dostlarımın söylediğine göre bakanlık tarafından ölü ilan edilmişim. Kaçırılmıştım, kurtarıldım. Babam kendisini suçlamasın, kurtaran seherbazlar değildi zira, sanırım daire içerisinde onların önünü bile kesmişler. Zor günler olmuş olmalı. Ancak bu mektubu bakanlığı yahut ölüm haberimi eleştirmek için kaleme almıyorum. Hogwarts'taki dostlarım sayesinde kurtuldum. Dürüst olmak gerekirse ben de tam olarak kendime gelebilmiş değilim, haliyle bu parşömen parçasına da ne yazmam gerektiği konusunda düşüncelerimi pek toplayabildiğim söylenemez. Hoş, düşüncelerimi ne zaman tam anlamıyla toplayabiliyorum ki zaten?

Nitekim, bu mektubu sizlere hala yaşadığımı salık vermek ve özür dilemek için yazıyorum. Baloya gitmeme izin vermemiştiniz ve evden kaçtım. Sonrasında olanlar... En basit tabirle bir trajediydi. Şatoya döndüğümde Cecilia'nın verdiği tepkilere istinaden hepiniz için hazmetmesi zor bir havadis olduğunu anlayabiliyorum. Yaptığım yanlıştı, sorumsuzcaydı. Sizlerin metanetini böylesi bir hüzün ile sınadığım için özür dilerim.

Önümüzdeki Hogsmeade izinlerinin tümüne hava muhalefeti ne kadar şiddetli olursa olsun çıkacağım. Eğer görüşmek isterseniz, takvimi zaten biliyorsunuz. Ziyaretiniz beni fevkalade düzeyde bahtiyar eyleyecektir. Dilerim ki beni affedebilir yahut affedemiyorsanız dahi annemin yoğun çalışmalarından vakit ayırıp ziyaretime gelebilirsiniz. Sizinle vakit geçirebilmeyi terakkub ederim.


Sizlerle görüşmeyi tehannün ile irtikab eyleyen müşfik oğlunuz,
André




Hogwarts'a ulaşır ulaşmaz baykuşhaneden mektubunu göndermiş olsa da mektubunda verdiği sözü tutamayacağını Profesör Moore'un otoriter bakışlarıyla karşılaştığında işitmişti.

-Bay Harris, yaşadığınız olayların sıcağı sıcağına eminim ki dostlarınızla yahut yalnız başınıza eylemlerinizi düşünmek üzere vakit geçirmek istiyorsunuzdur. Lakin... Şu anda olmanız gereken yerin hastane kanadı olduğunu bilmeniz gerekiyor. Ve hayır Bay Harris, itirazlarınızı müşahedeniz sonuçlanana kadar değerlendirmeyeceğim, başka bir profesörün de değerlendireceğini zerre sanmıyorum.
-Profesör, ben ama a-
-Madam Morris müsaade ettiği andan itibaren arkadaşlarınızla özlem giderebilirsiniz, Bay Harris.

Yüzünde mimik oynamadan, duruşunu zerre bozmadan dikilişi, zebella herifin teki olduğu intibası yaratıyordu. Dışarıdan bakan bir göz için çocuğu zerre umursamayan bir bürokrat gibi gözüktüğü kesindi. Ancak şık giyimli bu otorite figürünün zerre umurunda değildi dışarıya verdiği izlenim. Doğru olanı yaptığına olan mutlak inancı sebebiyleyse yalnızca dik bakışlar gönderdi oğlana ikna olup yanında gelmeyi kabul edene kadar. Pek de uzun sürmedi.



Karanlık yerini fildişine bıraktı yalnızca bir anlığına, sonra yine karardı. Ardından fildişi yine belirdi, bu sefer kısmen daha uzun süreliğine. Karanlık ve aydınlık geçişi, yerini netleşmeye başlayan görsellere evrildi ve kulaklarına tanıdık, endişeli bir ses çalınmaya başladı. Gerinmeye çalışırken vücudunun tamamında, derisinin altında hissettiği sızıların idrakına varırken zihni, çevresinde olan biteni bir yapboz gibi birleştirmeye başlamıştı: Hastane kanadındaydı.

-Tüm temel tetkikleri yaptınız mı?
-Yaptık, hanımefendi.
-Yaraları vardı belirgin, kan yenileme iksiri?
-Verdik, hanımefendi. İksir ustalığınıza sonsuz saygım var fakat lütfen, biraz metanetli davranmanızı rica edeceğim.
-Ya sakinleştirme iksiri?
-Kendisinin bilinci uzun bir süredir travmadan kaynaklı olarak tam anlamıyla yerinde değil, hanımefendi. Bu sebeple...
-Yani vermediniz! İnsanlar sakin değilse bu uykularına da yansır! Uyanık olup gözünüzün önünde korkudan titremediği müddetçe ne yaşadığı umurunuzda değil mi madam? Oğlumun dosyası nerede? İncelemek istiyoru-

Yatağının biraz ötesinde ayakta hararetli bir şekilde tartışan iki kadının ve kenarda daha metanetli bir şekilde bekleyen adamın dikkatlerini hareketlenişi çekmiş olacak ki, ansızın sessizlik hükmetmişti beyaz ve sarı tonlarındaki odaya. Sessizlik ise kendisine en yakın konumdaki adamın sandalyesinden kalkarken yarattığı yüksek tonlu gıcırtı ile bozulmuştu. Bir an sonra kumral saçlı oğlanın bedenini iki kol hızlıca fakat nazikçe sarmalamış; oğlan, kafasını belirgin bir acı badem kokusu yükselen kahverengi ceketin bağrına basılırken bulmuştu.

-André, uyandın! Annenle ben... Hakkında "öldü" dediler ve... Yıkılmıştık. Şimdi ise buradasın. Nasıl, nasıl bahtiyar olduğumuzu tahmin bile edemezsin... Nasılsın? İyi hissediyor musun?

"Ben sizi biraz baş başa bırakayım," diye fısıldamıştı yüzünde büyük bir neşe beliren şifacı, az önce hararetle tartıştığı kadına. Babetleri mermer zeminde ufak fakat hızlı adımlarla pıtı pıtı sesleriyle uzaklaşırken sarışın kadın da eşinin yanına, kendine yeni yeni gelmeye başlayan oğlunun başucuna gelmişti.

-Ben, şey... Mektubumu aldınız mı? Özür dilerim, niyetim Hogs-
-Aldık. Profesör Moore durdurmuş gönderimi. Okul, bize daha hızlı haber vereceğinden ötürü kendisi teslim etti. Ama şu anda konumuz o değil, André. Yaptığın-
-Özür dilerim; anne, baba. Çok özür dilerim ben...
-Sence yalnızca bir özür yeterli mi genç bayım? Baloya gitmek istedin, 'hayır' dedik. İzinsiz bir şekilde evden çıktın ve duyduğumuza göre dışarıda büyü de kullanmışsın ki ona da daha sonra değineceğim, sorumsuzluk konusunda yepyeni bir ç-
-Patrice, bunları biraz daha sonra mı konuşsak? Cadı avcılarının elindeymiş, iki gündür de bilinci yerinde değilmiş. Oğlumuz yaşıyor. Şimdilik buna odaklanalım.

Kahverengi saçlı ve klasik giyimli adamın, son on sekiz yıldır eşinin sözünü kestiği sayılı anlardan birine şahit olmuştu kumral saçlı oğlan az önce. Görüşü, vücudunu sarmalayan suçluluk duygusundan dolayı bir hayli buğulanmış; yüzünün iki yanında birer şerit halini alan ıslaklığın anbean yanaklarından aşağı doğru uzayışını hissetmeye başlamıştı teninde. Bakışlarını bir anlığına metanetli adamın gözlerine çevirdi.

-Teşekkür ederim, ama... Annem haklı. Özür dilerim. N-Ne kadar dilersem dileyeyim de yetmeyecek biliyorum ama... S-Size y-yaşattığım her şey için çok özür dilerim. Özür d-d-dilemek dışında n-n-ne ya-ya-yapa...

Hıçkırıkları, sözünü bitiremeden evvel kontrolden çıkmış ve ağzı oynasa da ses telleri titreşememeye başlamıştı. Tüm vücudu sızlıyordu. Ama teninde hissettiği, işkencelerden kalma yaraların sızısı katiyen değildi an içerisinde. Suçluluktu. Korkuydu. Annesinden işittiği azar, ebeveynlerine çektirdiği ve boyutunu tahmin bile edemediği acıya sebep olmuşluğun yüreğine bindirdiği yüktü. Düzensiz nefes alış ve verişleri, yüzünü altındaki tenden lavanta kokuları yayılan beyaz ipek gömleğin, üzerindeki uzun etekli lacivert kadife ceketle kesiştiği noktaya bastırışıyla boğuklaşmaya başlamıştı. Uzunca bir süre bir şey demedi sarışın kadın. Şu anda bağrına bastırdığı evladını rahatlatmak istiyordu. Öte yandan böylesi bir sorumsuzluğu da yok sayacak, boş verecek değildi. Yalnızca sessizdi bu sebeple, hıçkırıklar zayıflayıp yok olana kadar da korudu sessizliğini. Sükunetin sarmaladığı ortama an içerisinde dışarıdan bakan birisi, söylenilecek söz bulunmakta zorlanıldığını düşünebilirdi. Fakat bu, malum yatağı sarmalayan üçlü için oldukça yanlış bir düşünce olurdu. Bugün, hepsi için, bir hayli uzun bir gün olacaktı...

[spoiler]Eh, bu konuda bir şeyler karalanması icap ediyordu. Konuşmanın detaylarını belki başka bölümde doldururum, kilitlenmişken burayı minik bir "aile girizgahı" minvalinde salayım :d[/spoiler][/justify]
« Son Düzenleme: 23 Mayıs, 2022 01:13:34 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Locomotor »