17 Nisan, 2026 09:54:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat

Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6
46
Mali-Phali-Ty-Co Pub / Magna Purgatio: In flagrante delicto (Gizdüzen Üçlemesi Bölüm I)
« : 02 Mart, 2022 18:23:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Önem tek bir eylemden değil, içinde gerçekleştirildiği bağlamdan ve ondan doğan sonuçlardan gelir.

Son bir haftadır yatakta erken saatlerde uyanmış olsa da güne başlamayı seçmiyordu Alpharian. Normalde hiç böyle bir tembellik örneği göstermezdi ama değişik bir ağırlık vardı üzerinde, yataktan çıkmak fazla zor geliyordu. Yine de gün içinde fazla zamanı olmadığını bildiği için hazırlanmaya başladı. Kahvaltısını bugün de Mali-Phali-Ty-Co'da yapmak yerine başka bir şeyler denemek istemişti. Doğal olarak önce Korone'yi puba bırakması gerekiyordu tuvaletini yaptırdıktan sonra. Mali-Phali-Ty-Co'dan çıktıktan sonra elleri ceplerinde yürümeye başlamıştı; fırından yeni çıkmış Fransız ekmeklerinden alıp tereyağı mı sürerek yese, günün erken saatlerinde tutulmuş balıklardan mı alsa, kremalı tartlardan küçük bir ziyafet mi çekseydi yoksa... Kafasında bu düşünceleriyle biraz yürüyüp, biraz cisimlenerek Finchley taraflarına dek gitmişti. Adımları adamı eskiden ezbere bildiği sokaklara habersizce getirmişti, buralar bir zamanlar Tahtaparmak Çetesi'ndeyken çokça görev yaptığı yerlerdendi. Yaşlı Bill Payne'in çetesinden uzaklaştığı uzun yıllar boyunca pek uğramamıştı buralara, yine de değişmeyen sokakları mimarlığını kendi yapmışçasına iyi bilirdi. Kendisi gibi çetede olup büyüyen ve yaşlandığında kendi yasal işlerine başlayan eski bir dostunun dükkan açtığını duymuştu birkaç yıl önce. Buraya dek gelip ona uğramamak ayıp olurdu diye düşünerek adımlarını konumunu tam olarak bilmediği yeri bulma amacıyla atarken. Ara sokaklardan birinde, küçük bir dükkanın vitrininden içerideki hızlı çalışmanın sessiz görüntüleri seçilebiliyordu. Reuben'in Kobalt Tozları yazılı küçük bir yerdi ama içeride bir-ikisi çocuk en az 7 çalışan vardı. Alpharian dışarıdan bakıp eski dostu Kırpık Reuben'la göz göze geldiklerinde ikisinin de yüzü çocuklar gibi gülmüştü. Üstündeki önlüğü çıkarıp kapıyı açtıktan sonra arkadaşının üzerini kirletmemek adına kendini sarılmaktan son anda alıkoyan Reuben, çalışanlarına işaret ederek dükkanın kapısı önündeki dar yola iki sandalye ve küçük bir sehpa getirmelerini söylemişti. Daha sehpa yerleştirilmeden önlerine koyulan çaylarla birlikte iki eski dost konuşmaya başlamışlardı.

"Ryan, seni görmek ne güzel. Özellikle de tek parça!" diye başlatmıştı konuşmayı Reuben, "Seni de dostum, seni de..." diye yanıtladı Alpharian.
"Son yıllardan beri arkandan iyi sözler konuşan bir ben, bir de usta Payne kaldı. Giderken eşyalarını kırıp dökmeleri, o güzel çizimlerini yırtmaları... Tüm bunlar yaşanırken engel olamadığıma çok üzgünüm." demişti önlüğünün örtmediği yerler Mavi renkli hafif bir gradyanla kirlenmiş adam.
"Üzülmene değmez, boşver." sözleriyle arkadaşının üzüntüsünü az da olsa gidermek istemişti siyahlar içindeki adam. Reuben'in renklere olan ilgisini biliyordu; sokakta ya da hırsızlıkları sırasında buldukları renkli tebeşirlerle çizdikleri resimleri düşününce, çeteden ayrıldığında geride bıraktığı eserler şimdilerine göre bir eskiz kalitesinde bile sayılmazlardı ne de olsa.
"Doğrusunu söylemek gerekirse birkaç kardeşimiz erken saatlerde buradaydılar. Bu gün bile aramızdan ayrılışını kendilerine yediremeyenler var." diye devam etti Reuben, kısa bir anlığına ana yoldan geçen yayalara bakarak. Sonra da "Off, arkandan söylediklerini bir duysaydın var ya... Kesinlikle oturdukları yerden kalkmalarına bile zaman tanımadan gebertirdin hepsini!" diye ekledi sırıtarak. Evet, Reuben ve diğerleri sevdikleri kardeşleri Ryan'ın aralarından ayrıldığı ama zamanında elini kana bulamaktan da çok fazla çekinmeyen biri olduğunu ve bu yola girmiş birilerinin kan dökmekle ilgili işlerden uzak kalmayacağını iyi biliyorlardı.
"Hiç sorun değil!" diyerek geçiştirmişti Alpharian eliyle pis kokulu bir yığıntıdan havalanmış bir sineği kovarcasına, böyle şeylere harcayacak zamanı yoktu.
"Evet, evet... Hiç tam olarak çeteyi ailenin bir parçası olarak görme yanlısı olmamıştın değil mi?" diye iç geçirdi adam.
Bu sözü karşısında Alpharian'ın rahatsız edici bakışlarıyla karşılaştığında ise hızlıca;
"Üzgünüm, bazen ağzımdan çıkan sözlerin önemini düşünemiyorum" deyivermişti. Bu sözlerden sonra bir süre için sessiz kalıp çokça Mavi renkli işlemeleri olan seramik fincanlardan çaylarını yudumladılar. Reuben'in bu küçük dükkanından çıkan toz boyalarla yapıldıklarından kuşku yoktu, iyi kalitesi karşılığında yapılan maldan hammaddecisine örnek hediyeler verilmesi esnaflığın geleneklerindendi ne de olsa.
Sessizliği bozan yine Reuben'in çekinceyle başladığı sözleri olmuştu;
"Bak Ryan... Biliyorum eski yaşantımızdan biraz da olsa bir arınma arıyorsun ama.. kentte en az Şeytan denginde acımasız bazı insanlar var."
Eski dostunun bu sözüne karşı az da olsa havalanan bir kaşıyla odaklandı Alpharian. Bugün serüven aramıyordu tam olarak ama adamı susturmak yerine dinlemeyi seçmişti.
"Bu bölgedeki birkaç dükkan sahibi, açık stantlarda insanlara çürük et satmaya başladı. Son zamanlarda nasıl oldu bilmiyorum ama o etleri ucuz yolda elde etmenin bir yolunu buldular ve neden oldukları hastalıkları çok da önemsedikleri söylenemez" dedi Alpharian'dan gözlerini kaçırarak. Adamın sesindeki gizli nefret, bu durum karşısındaki yetersizliğini ve güçsüzlüğünü ortaya koyar biçimdeydi.
"Bunun sonucunda mahalleden birkaç çocuk öldü bile! Bu haksızlığın devam etmesine izin vermemeliyiz, buna bir son vermeye yardım etmek ister misin?" diye bitirdiği konuşmasının sonunda yüzünü Alpharian'a döndüğünde, adamın çoktan ayağa kalmış ve omuzlarındaki kısa pelerininin başlığını kafasına geçirmiş olduğunu görmüştü...

47
Kurgu Kutusu / Ynt: Cadı Avcıları Ekipman Anketi
« : 27 Şubat, 2022 16:22:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Fırıldak Diş


Normal kullanımında basık, daire biçimli bir gürz olarak görülse de; Canavarlar'ın etini ince parçalara ayırmak için bir diğerine ters yönde hızla dönen, tırtıklı dişlerle kaplı iki diskten oluşan mekanizmaya sahip bir testeredir. Sapında bulunan tetikle normalde düz görünümlü yüzeyinde dişlerin çıkması ve mekanizmayla direkt bağlantıda bulunan bir halatın çekilmesiyle içindeki çarkların dönüş hareketi sağlanır. Kullanım, üretim ve bakım zorluğu nedeniyle daha prototip seviyesinde olan ve diğer araçlara göre çok daha ender görülen bir yeni nesil Avcı aracıdır.

[spoiler][/spoiler]

[spoiler][/spoiler]








Efendim? Ne? Kirk mü Hammer? Hayır ya, yok öyle bi icat! 👀

[spoiler][/spoiler]

48
Kurgu Kutusu / Ynt: Cadı Avcıları Ekipman Anketi
« : 27 Şubat, 2022 16:01:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Hacı Logarius'un Tekeri


Tarihte Catherine'in Tekerleği ya da Kemik Kırma Tekerleği adıyla bilinen cezalandırma (ve işkence) aracının elde taşınan ve infazı oracıkta yapmayı sağlayan bir versiyonudur. Ağır oluşu ve kullanım zorluğu nedeniyle çok ender, yeterli kas gücüne sahip Avcı'ların kullanımda bulunan araç; normal bir Kemik Kırma Tekerleği'ne göre çok daha kalın biçimde tasarlanmış, tutma yerlerinin eşzamanlı içeriye doğru bükülmesiyle yarısının dışa doğru açılıp gerektiğinde daha çok hasar vermesi için mekanize edilmiştir. Teknik olarak ağır ve künt bir nesne, demirle biraz güçlendirilmiş kalın bir tahta tekerlekten daha fazlası değildir...

[spoiler][/spoiler]

[spoiler][/spoiler]

49
Kurgu Kutusu / Ynt: Cadı Avcıları Ekipman Anketi
« : 27 Şubat, 2022 15:29:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Gümçekiç


Nitrogliserin'le karıştırılmış ve kinetik enerjiyle tutuşan bir tür tablet biçimli barut kullanan, yeni çağın Avcıları tarafından çok yaygın olmasa bile yeni yeni kullanılmaya başlayan bir araçtır. Temelde minyatür bir fırınla donatılmış büyük bir çekiç olarak betimlenilebilir. Kullanım öncesi arkasındaki mahmuzlu horoz sapında bulunan tetikle açılarak oksijenle temasta bulunduğunda ve hedefe vurularak ateşlendiğinde, çarpma anında patlayarak bir alev dalgası yayar. Canavarları ezmek, sonra da yakmak için; kaba sadeliğiyle, yaratıklara karşı keskin bir nefreti olan Avcılar tarafından tercih edilir.

[spoiler][/spoiler]

[spoiler][/spoiler]

[spoiler][/spoiler]

[spoiler][/spoiler]

50
Karakter Talepleri / Ynt: Patent Başvuru ve Talepleri
« : 27 Şubat, 2022 14:21:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İcat Türü: Büyü
Büyü Tipi: Biçim Değiştirme
Büyünün Adı: Tümbiçim Uğursuzluğu/Omnimorph Hex
Büyünün Sözleri: Omnifors (Duo, Trio, Maxima?)
Büyünün Detaylı Anlatımı: Sitemizde 3 başlık altında toplanan "-fors" büyülerinin daha üst versiyonudur. Diğer büyüler gibi Hedef nesneyi herhangi bir hayvana (Anifors), hedef nesneyi herhangi bir cansız nesneye (Resifors) ve hedef canlıyı herhangi bir hayvana (MalAnifors) dönüştürmekten öte; Başkalaştırma ve Biçim Değiştirme durumu üzerinde tam, kısıtlamasız yetki sağlayan bir büyüdür. Hedef alınan kişilerin dönüşüm sırasında her seferinde azalan bir yeterlilikle 3 kez direnme olanakları (Neredeyse tam anlamıyla bir Poké Topu gibi) olsa da, dönüştürüldükten sonra geri çevirme büyüsü uygulanmadıkça bu durumdan kurtulma ya da düzelme şansları olmamalıdır (GM'lerin kararına göre değişebilir...). Özel nesnelerin (Büyünün zor işlediği, büyüye dirençli Ejder derisinden malzemeler vb.) bu durumda direnç göstermemeleri (yine, GM'in vereceği karara yönelik olarak) beklenilir. Eğer tanık olunduysa büyünün hedefi olan kişilerin büyüden etkilenme ve dönüşüm anları tutarsız anılar olarak kendilerince biliniyor olsa bile, dönüştükten sonra geri çevirilene dek yaşanacak durumlarla ilgili anıları, başka bir canlı varlığa dönüştürülseler bile olmaz. Eğer büyünün hedefi, insan düşünce yapısına yakın başka bir canlı varlığa dönüştürülürse komut anlama ve yanıt verme gibi yeteneklere sahip olur (Bir kez daha, GM onayına yönelik bir kurallanma durumu bu). Etkisi altında kalındığı süre, hedef için göz açıp kapayıncaya dek geçen bir süre ya da deliksiz bir uyku gibi algılanır.
Büyünün esin kaynakları başlıca; eski bir masaüstü oyun oturumunda DM tarafından yönetilen Kont Strahd von Zarovich karakterinin sinirini bozan oyuncu karakterini acılar içinde, yaşayan bir sandalyeye çevirmesi (D&D Polymorph büyüsünün DM destekli güçlendirilmişi), Piedmon adlı Digimon'un Clown Trick yeteneği (İnsanları ve Digimon'ları anahtarlığa çevirmek) ve Nightwatch filmindeki Olga (Ceza olarak bir Baykuş'a dönüştürülmüş ve özel zamanlarda geri insan olabilmesi sağlanmış.) karakterleri örnek verilebilir

Piedmon:
[spoiler][/spoiler]

Olga:
[spoiler][/spoiler]

Poké Topu (Gerek var mıydı? :D VARDI!)
[spoiler][/spoiler]



İcat Türü: Büyü
Büyü Tipi: Biçim Değiştirme
Büyünün Adı: Tümbiçim Geri Çevirme/Omnimorph Revert
Büyünün Sözleri: Omniverti
Büyünün Detaylı Anlatımı: Tümbiçim Uğursuzluğu büyüsüyle etkilenmiş canlı ya da cansız varlıkların özgün varlıklarına geri dönmelerini sağlar. Tekrardan başarılı bir Tümbiçim Uğursuzluğu uygulanmadığı sürece varlıklarına eskiden oldukları gibi devam ederler. Tümbiçim Uğursuzluğu'nun detaylı açıklamasında da belirtildiği gibi; önceki dönüşümleriyle ilgili anılar ya da bağlayıcı kısıtlamalar (Uzun süre hayvan biçiminde kalındığı için havyansı özellikler taşıma ya da "Askıya dönüştürüldüğü için insanların montlarını tutma isteği" gibi araçsal görev bilinci) taşımazlar.


Onay alındıktan sonra uygun RP'i yazılıp, buraya eklenilecektir.

51
Topiarii Sanctionem / Ynt: Magna Purgatio: Karanlık Leke - Bölüm I
« : 20 Şubat, 2022 17:12:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Selam. Ray'den bir haber var mı?" demişti Kenneth, Alpharian'ın onu gördüğü ve adamın kendine yaklaşmasını beklediği uzaklığı aşıp yanına geldiğinde. Diğerinden daha genç olan adam yanıt vermeden önce puba girmeyi seçmişti. Kapıyı açarken karşısındaki eski dostunun yüzüne baktığı için, kollarını tezgahın üstüne sanki güç gösterisi yapan bir canavar gibi elleri açık biçimde koyup küçük patlamacıklarla alevler saçan Ray'i daha görememişti. Kenneth'in o sorgulayıcı ama bir o seviyede de alaycı bakışının yüzüne oturduğunu gördüğünde düz gitmeyen bir ters işin varlığını kavrayabilmişti. Alpharian Karabarut Stout'ını ve etkilerini iyi biliyordu geçen haftalarda katıldığı ve stant açtığı kermesten. Gerçi normalde kullandıkları hep dinlenmiş ve demini almış içkiler olurdu; Raymond'ın daha bardağa dökülür dökülmez, işinin ustası kötü ruhlu simyacıların karıştırdıkları kaşığı eriten karışımlarını hazırlayışları gibi daha karışım tamamlanır tamamlanmaz içivermesinin tek nedeninin eğlenmek olduğunu savunabilirdi sorulmuş olsaydı kendisine.. bir de bu normalden daha etkili patlamacıkların varlığının. Yine de bu beklenilmeyen sahne Alpharian'ın da şaşırıp kalmasına engel değildi.
Kenneth'in "Şurada duran bizim İşgüzar-Ray değil mi? Güya iki haftadır hasta yatağında olan..." diye neredeyse tam anlamıyla boş olan Mali-Phali-Ty-Co duvarlarında yankılanan sesiyle öylesine sorması, eğer ne olduğunu bilmiyor olsalardı, oldukça mantıklı bir soru olurdu gerçekten... "Yoksa, ağzından çıkan kıvılcımlara bakarsak, Ray'e feci biçimde benzeyen bir ejderha mı?" diyerek şakasına da devam etmeyi unutmamıştı sayın Miller.
Yüzünde yorgun bir gülümsemeyle, son haftalarda gerçekleştirdiği tek kişilik Temizlik'leri nedeniyle az da olsa düşkün bir yorgunluğun eşiğinde bir kedi gibi dolanan Alpharian da boş durmamış; böylesi güzel bir espri olanağını kaçırmamıştı Doğal olarak:
"Ayıp değil mi ama bu senin yaptığın Raymond usta? Tamam, biliyoruz; aramızda Tılsım konusunda en bilgemiz sensin ama Biçim Değiştirme konusunda da benim beceri alanımın genişliğini göz ardı etmemeliydin..." diyerek söze girdi. Diğer iki arkadaşının yan yan "Ne anlatmaya çalışıyor yine bu deli?" bakışlarına yanıt olarak da kendini açıklamayı uygun bulmuştu bıyık altından gülerek;
"Kendini bir Ejderadam'a çevirmeyi amaçlamış işte, benden yardım almadan nasıl başarsın?" demişti kıkırdayarak.

Üçlünün bir araya gelmesinin ve Mali-Phali-Ty-Co Pub'ın, Scrinium la Phali'ye dönüştüğü bölümdeki gizli odalardan birinde sürdürdükleri yarım saatin sonrasında Raymond'ın uzun günlerdir içini kemirip bitiren düşüncelerinin yükü, alevli patlamalarla yaptığı konuşmasıyla birlikte paylaşılmasıyla, iki yakın arkadaşının omuzlarından gelen metaforik destekle az da olsa azalmıştı. Alpharian'ın örgütlerine her zaman için bağlı olduğu kaçınılmaz bir gerçekti ama, bugün böyle bir insan olmasında emeklerinin varlığı yadsınamaz biri olan Raymond'a karşı sorumlulukları ve kardeşsel bağlılığı daha güçlüydü her koşulda. Onun sorununu kendi sorunu gibi görürdü, o da kendisiyle ilgili konularda her zaman için böyle bir yaklaşımda bulunmaktan asla çekinmezdi. Bu durumlar Kenneth ve Omegan için de geçerliydi Doğal olarak. Birlikte olduklarında korkacaklar bir tek Ecel'in kendisi olabilirdi bu adamların, o nedenle Alpharian'ın Fabio Flores Callante'den ve yetenekleri ile deneyimlerinden korkusu yoktu; onun korkusu yalnızca Kaptan Farrell'ın gözleri ve kulaklarıydı. Kendisi için olsa, kaçıp saklanmak çok da büyü kbir sorun olmazdı. Alpharian av Thrawsunblat saklanıp yok olmak istese Farrell karış karış tüm Kuzey Yarım Küre'yi arasa yine bulamazdı. Raymond ve Kenneth kendisi gibi değildi ama; Davis ailesi ve Miller ailesi Av Thrawsunblat ikizleri gibi kolay kolay ortalıktan yok olamazdı öylece. Topiarii Sanctionem kurallarının ne derece keskin ve sert olduğunu biliyordu herkes, kuralların yanından yönünden dolaşamazdı hiçbir üyesi. İkisi de sorgusuzca Raymond'ın bu sorununda yardımcı olacaklardı ama bunu yaparken tek bir hata bile yapabilecek konumda değillerdi. Lautus Callante'nin cezasını vermek iyi tasarlanmış bir planla gerçekleşebilirdi, Farrell'ın düşmanı olmak ise asla kaçamayacakları bir hata olurdu. Bu küçük yangın dindiğinde Alpharian sevdiği herkesin zararsızca kurtulmuş olmasını istiyordu...

52
İlanlar / Topiarii Sanctionem Üyelik Başvuruları
« : 11 Şubat, 2022 13:56:41 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Çiçeği burnunda örgütümüze katılmak isteyen üyelerimiz için başvuru ve bilgilendirme başlığı (:

Örgütümüzün üssüyle ilgili tanıtımımız:
Mali-Phali-Ty-Co ve Scrinium la Phali Hakkında

Örgütümüzün liderinin görüşleri ve vizyonuyla ilgili:
"Kaptan Farrell'ın Bir Mektubu"

Örgütümüzün işleyişi ve katılım bilgileri:
"Güzel bir bahçe yaratmak için yapmamız gereken eylemler" (Evet, uzun bir yazı...)

Üzülerek, içeriği ve işleyişinin gerektirdikleri nedeniyle ayrım yapılmaksızın 18 yaşından küçük üyelerin katılımına kapalı olduğumuzu ve başvurunun yalnızca yetişkin karakterlere açık biçimde belirtmek isteriz.

Başvurularınız için;
Karakterin Adı ve Soyadı:
Karakterin Yaşı:
Karakterin Temel Kişilik Özellikleri:
Karakterin Çok Kısaca Geçmişi:
Lautus Tezi tipi ve konusu:
Sizi örgütle tanıştıran Caupo: (Londra içindenseniz bu seçenek Raymond Harvey Davis dışında biri olamaz ama NPC bir karakter yaratabilirsiniz)
Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: (Topiarii Sanctionem üyeliği Hizipler-üstü bir bağlılık olup, ana kurgu içindeki görevler göz önüne alınırsa örgütün görevleri Hizip Görevleri'nden önde tutulmalıdır. Mensubu olduğunuz hiziplerin görüşleriyle sizin ve örgütümüzün görüşleri çatıştığında, örgütü seçmenizin çok daha yararlı olduğunu belirtmemiz gereklidir.
Büyü Yatkınlıkları:
  • Biçim Değiştirme Gücü: #
  • Lanet Gücü: #
  • Tılsım Gücü: #
  • İksir Gücü: #
taslağını kullanabilirsiniz.


Örnek başvuru:
[spoiler]Karakterin Adı ve Soyadı: Alpharian av Thrawsunblat
Karakterin Yaşı: 34
Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Yaşadığı iki kişilikli yaşamı nedeniyle içinde bulunduğu ortamlara hızla uyum sağlayıcı bir kişiliği vardır. Bu kendisinin hem saldırı hem de savunma yöntemi olarak ele alınabilir. Örgüt kurallarına ve erdemlerine sonuna dek bağlı biri olsa bile, sözkonusu acı çeken hayvanlar olduğunda özdenetimini yitirebilen bir yapıdadır. Gerçekte soğuk, hesaplayıcı ve pratikliği önde tutan biri olsa bile; insanlar arasında mutlu, pozitif ve sesli kahkahalardan vazgeçmeyen biri olarak rol yapar.
Karakterin Çok Kısaca Geçmişi: Doğumundan sonra öksüz ve yetim kalmış, 13 yaşında da zorunluluktan dolayı Dünya'yı dolaşmaya başlamıştır. Yaşantısının büyük bir bölümünü çeteler içinde geçimini sağlayan bir başıboş olarak geçirmiş ve çok sayıda yararlı insanla tanışmıştır. 18 yaşında Raymond ile tanışıp örgüte davet edilmiştir.
Lautus Tezi adı, tipi ve konusu: "Hjemmesang", Çoksesli Kuş Senfonisi. Nota eğitimi verilmeden ve zorlanılmadan evcilleştirilmiş türlü egzotik ve yerli kuşun kendi aralarında sağladıkları bir uyum içinde yaratılmış yarım saatlik bir parçadır.
Sizi örgütle tanıştıran Caupo: Raymond Harvey Davis
Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: Özgür Orenda Kardeşliği
Büyü Yatkınlıkları:
  • Biçim Değiştirme Gücü: 25
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 13
  • İksir Gücü: 0
[/spoiler]

Üyelik ve diğer türlü tüm önemli bulduğunuz ya da kurgunuzu etkileyecek sorularınız için bana, Raymond Harvey Davis'e ve Kenneth Aldo Miller'a mesaj atabilirsiniz.

Ayrıca sitemizin, genel örgütlenme konusundaki bilgilendirme başlığına da buradan ulaşabilirsiniz:
Kulüp/Örgüt İşleyişi


(Hızlı kopyalama için taslak kodu:)
[spoiler]
Kod: [Seç]
[color=#85c0ff][b]Karakterin Adı ve Soyadı:[/b][/color]
[color=#85c0ff][b]Karakterin Yaşı:[/b][/color]
[color=#85c0ff][b]Karakterin Temel Kişilik Özellikleri:[/b][/color]
[color=#85c0ff][b]Karakterin Çok Kısaca Geçmişi:[/b][/color]
[color=#85c0ff][b]Lautus Tezi tipi ve konusu:[/b][/color]
[color=#85c0ff][b]Sizi örgütle tanıştıran Caupo:[/b][/color] [i](Londra içindenseniz bu seçenek [url=https://buyucedunya-rpg.com/index.php/topic,229.0.html]Raymond Harvey Davis[/url] dışında biri olamaz ama NPC bir karakter yaratabilirsiniz)[/i]
[color=#85c0ff][b]Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip:[/b][/color] [i](Topiarii Sanctionem üyeliği Hizipler-üstü bir bağlılık olup, ana kurgu içindeki görevler göz önüne alınırsa örgütün görevleri Hizip Görevleri'nden önde tutulmalıdır. Mensubu olduğunuz hiziplerin görüşleriyle sizin ve örgütümüzün görüşleri çatıştığında, örgütü seçmenizin çok daha yararlı olduğunu belirtmemiz gereklidir.[/i]
[color=#85c0ff][b]Büyü Yatkınlıkları:[/b][/color]
[list][li][b]Biçim Değiştirme Gücü:[/b] # [/li]
[li][b]Lanet Gücü:[/b] # [/li]
[li][b]Tılsım Gücü:[/b] # [/li]
[li][b]İksir Gücü:[/b] # [/li]
[/list]
[/spoiler]

53
Karakter Talepleri / Ynt: Diğer Talepler
« : 11 Şubat, 2022 01:17:05 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bizler (şimdilik);
- Kenneth A. Miller
- Raymond Harvey Davis
- Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat
- Oktaryus Ironheart
- Xavier Olineaux
olarak Topiarii Sanctionem adlı örgütümüzü açmak için başvurmak istiyoruz.

Örgütümüzün Londra üssü Mali-Phali-Ty-Co Pub içinde gizlenmiş olduğu için mekanın içinde oluşturulacak "Topiarii Sanctionem Alt Forumu" altında;
1. olarak RP yazılacak Ana Üs (Dizzardium Şatosu) Forumu
2. olarak RP yazılmayacak olan bilgilendirme başlığı amaçlı Tabulae'lerimizi içerecek "Libernium" Forumu
açılmasını, açıklama bölümü için de:
Latince'de "Güzel bahçe yaptırımları" anlamına gelir; "Güzel bahçe yaratmak için yapmamız gereken şeyler" amacıyla eyleme geçirilen, Latince'de "Büyük Temizlik" anlamına gelen Magna Purgatio'nun yandaşlarını betimler.
yazısının eklenmesini talep ediyoruz (:

"Attingendis impar auctoritas", Temizlik başlasın...

54
Apples & Oranges / Ynt: İki haftada bir kez, yarım saatten daha kısa
« : 10 Şubat, 2022 02:00:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kadının arkasından dükkana giren Gabriel'in "ARANIZDA İLK YARDIM BİLEN VAR MI?" biçimindeki yardım çığlıklarıyla aralarına dalması daha da çok karmaşıklaştırmıştı çoktan çözülmüş durumda olan sahneyi. Üzerinden şapır şapır sular akıyor biçimde duran adamın "SOĞUK SOĞUK TERLİYORUM ÖLECEĞİM SANIRIM. BU BAHSETTİKLERİ KIRMIZI ANTAPOLUS BÜYÜSÜNDEN MI YAPTILAR BANA ACABA HANİ BU ÖLDÜREN VE ÖLÜYÜ GÖRÜNCE BAŞKASINA BULAŞAN BÜYÜ?" diye saçmalaması iyice durumu korkutacak seviyeye çekmişti. Adamın ayakta sanrılar gördüğü ama sular seller gibi de terlediği ortadaydı. Alpharian'ın kolunda ayrılıp diğerlerine yapışarak boğazının kuruluğuyla ilgili böğürmüş, sonra da "Terler boğazımdan çıkıyor sanırım. ÖĞĞĞĞ!!" diyerek bir kez daha böğürdükten sonra bilincini yitirmişçesine yere düşmüş ve titreyerek.. havada süzülmeye başlamıştı?!

Sahneye biraz bir kurtarıcı gibi, biraz da er meydanına inmiş bir Valkyrie gibi inen Cornelia; çok da endişeli olmamış gibi duyulan bir ses tonuyla ama o düşünceyi destekleyen bir mimikle
"Yine hastalığı mı nüksetti acaba? Olamaz. Söylemiştim ona yedekte bulunduralım ilacı için gereken malzemeleri diye." diye söylenerek arkadaşının yanına eğilip düşüncelerine "Şimdi hallediyoruz..." sözlerini de ekleyerek biraz önce Alpharian'ın sözleriyle tokatladığı adamları yardıma çağırmıştı. Bu dağınıklık sırasında Alpharian'ın zeminde hareketlenen ayağına çarpan küçük bir şey vardı; Gabriel'in şu kendine kakalamaya çalıştığı broştu, adam yere düştüğünde cebinden fırlamış olmalıydı. Eğilip aldı Alpharian, ne de olsa ödemesini hazırlamıştı biraz önce...

Ortalık birkaç dakika öncesine göre çokça düzelmiş gibi bir duruma geldiğinde, en sonunda, yeniden karşı karşıya gelebilmişlerdi Alpharian ve Cornelia, kadının yorgun bir sesle
"Çok üzgünüm. Aksiliklerle dolu bir gün oldu. Bunca aksiliğin ortaya çıkması için de ayağını dükkâna sürümen gerekiyormuş sanırım..." sözleriyle birlikte. Alpharian bu minik "Gittiğim yerleri karıştırıyor muyum ben ya hu?" kuşkulanmasıyla birlikte küçük bir gülümsemeyi yüzüne kondurduktan sonra kadın arkadaşının düzeleceğini anlatarak biraz da olsa rahatlatmıştı. Sonrasında Cadı;
".. biz de yarım kalan alış-verişimizi tamamlayalım diyorum. En azından sizin de değerli vaktinizden daha fazla çalmamış oluruz. Anlaşmamız hala geçerli mi?" diye sormuştu. Alpharian soruya karşı şaşkınlığını mimikleriyle belirterek
"Rica ederim, Cornelia; sizinle iletişime geçtiğim bu kısa zaman dilimleri bu yolda harcandıkları için değerli olarak düşünülebilirler yalnızca. Anlaşmamız her zaman için geçerli." yanıtını verdi. Tezgaha serdiği kumaşı kadına sunmak için geri toparlarken, Cornelia'nın da ödenecek Galleon'ları hazırlamasını bekliyordu. Bir an için, yüzünde oldukça muzip bir gülümsemeyle uygulamayı uygun bulduğu bir plan için asasını sessizce yerinden çıkardı. Hızlıca iç cebinden çıkardığı kartvizitlerinden birini tezgaha bıraktıktan sonra asasının küçük bir hareketi ve Alpharian'ın fısıltısıyla güzel Cadı'nın adını paylaştığı Yabangülü bitkisinden yaşayan ve gerçek bir küçük bir üye, tek bir çiçeğiyle minyatür saksısında var oluvermişti. Bu minik sürprizin çok kolay biçimde görülmemesini istediği için ödemesini alacağı para kesesini aldığında Cornelia'nın boş kalan eline bırakıvermişti. Başka gözlerin ve kulakların dinlememesini istercesine kadına
"Sizin için..." diye fısıldayıp yüzünden düşürmediği muzipliği devam ettirerek tezgahtan hızla uzaklaşmıştı.

Alpharian dükkandan çıkmadan önce oturduğu yerden kendisine bakan Gabriel'e;
"Yakala!" diyerek biraz önce yarattığı sahte para kesesini göndermeyi unutmamıştı. Düşünüyordu da zorunda kalmasa kapısından girmeyeceği yerlerde, yolda görse üzerine kaldırım taşı diye bile basmayacağı tiplerle iletişimde bulunmak zorunda olmaktan nefret ediyordu Alpharian... Belki buraya iki haftadan daha uzun süre aralıklarında gelmeyi düşünebilirdi bile. Böyle yerlere gidip, böyle işler yapınca kirlenmiş gibi geliyordu ona, hızla evine gidip temizlenmek istedi. Kirlenmek demişken, ne tür bir sıvıyla ıslandığını bilmediği kolunu asasını çıkarıp kurulamıştı sanki nemli kaldığı her an artan bir lekelenmeyle kirleniyormuş gibi gelen bir düşünceyle olabildiğince hızlı davranarak. Hazır asası elindeyken cebinden çıkardığı broşa "Reducto." komutunu vererek yok etti. Hiçbir zaman işine yaramayacak bir şeydi zaten ve bir daha bu adam tarafından bu takı için rahatsız edilmek istemiyordu kesinlikle. Gabriel gibi bir dalaverecinin Cornelia gibi bir çiçeğe de hoyratlığını sıçratıyor oluşu gerçekten sinir bozucuydu bu adam için. Taş kaldırım yolda ilerlerken "Keşke Cornelia buradan başka bir yerde çalışıyor olsaydı!" düşünceleri doldurmuştu Alpharian'ın kafasını…

55
Hogsmeade Kermesi / Ynt: RAY! Mini-Mali-Phali-Ty-Co!
« : 05 Şubat, 2022 17:28:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Stantta durma işi çok da eğlenceli gelmemişti Alpharian için; bolca müşterisi olmuştu, evet, ama insanların dostlarıyla mutlu mutlu zaman geçiriyor olmalarını kıskanmamış desek hatalı bir çıkarımda bulunmuş olurdu dışarıdan bakan birisi olsa. Korone yeri geldiğinde yaşlı bir paspas gibi durduğu yerde yatıyor, yeri geldiğinde standa yaklaşan müşterilere türlü oyunlar yapıp tam bir şirinlik muskası olarak görevini layığıyla yerine getiriyordu. Yine de tüm bunlar, Galleon'ların şıkırtısı bile, Alpharian'ın yüzünde müşterilerine gösterdiği sahte gülümsemeler dışında bir etki bırakamıyordu. Şimdi burada Omegan'la birlikte tatlı tatlı eğlenebilmek, yaşayamadıkları çocukluklarının tadını çıkarabilmek vardı iki kardeş olarak. Haydi belki yanlarına yeni yeni arkadaş oldukları; Raymond, Finn ve Kenneth dışında tanıştıkları başka birileri daha olabilirdi. Belki şu Moore soyadlı adam, ya da biricik tatlı gülümsemesiyle Cornelia... Cornelia demişken, şu karşıdan gelen ve attığı adımları gönyesinden az da olsa kaymış adam.. Gabriel değil miydi bu?!

Yanındaki Kızıl saçlı ilgi mıknatısı adamın birkaç adım başı hayranlarınca öpülüş molaları verdikleri yolculuklarında ilerleye ilerleye Mini-Mali-Phali-Ty-Co!'ya dek gelmişlerdi bile. Alpharian'ın normalde alacağı olsa bile görüşmekten çekineceği Gabriel daha kendisini görmemişti yoğun ilgi ve öpücük içinde kalan arkadaşına bakıp durmaktan.
"Gel diğer tezgahlara da bakalım yoksa benim elimden bir kaza çıkacak Xavier kankam." diye adama seslenip yüzünü döndüğünde, Alpharian'ı gören gözlerindeki ışıltı dinmişti sanki. Duyguları tam karşılığını almıştı da, onu gördüğünde Alpharian'ın yüzündeki sahte müşteri gülümsemesi de düşüp gitmişti işte. Ne olduğunu anlamayan Korone bir babasına, bir de standın önündeki adama bakıyor, minişlik mi yapsın, hırlamaya mı başlasın çözemiyordu.
"Iyy, sen misin? Ne satıyo’n? Bronş mu satıyo’n?" diye sordu Gabriel o yabansı Amerikan aksanıyla, sanki birkaç hafta önceki görüşmelerinden sonra olanlardan haberi yokmuşçasına. Sonrasında yanlarına anca varabilen adamla tanıştırmıştı Alpharian'ı:
"Ryan, Xavier. Xavier, Ryan" diyerek. Alpharian elini uzatıp nedense kendisinin de biraz içinde öpme isteği uyandırır gibi olduğu adamla sessizce tanışırlarken. Gabriel de bu arada; "Yeni arkada..- OHA!" dedikten sonra adamın arkasına saklanıp fısıldayarak: "Laaan, Wolfgang bu..." diye bitirdi sözlerini o dilindeki sokak sözleriyle birlikte gelen kaba yabancılığıyla.

Çoğu suikastçının çok iyi bilmek zorunda olduğu "Açık alanda saklanmasını iyi bil!" erdemlerinden biri Alpharian'ın yaşamını adadığı yolunda unutmaması gereken bir şey olsa bile Gabriel'in bu konuda çok usta olmadığı ortadaydı. Xavier'ın kahkahalarıyla birlikte yüzündeki sert mimiklerin biraz olsa yumuşadığını ve kıkırdamamak için kendini zorladığını gören Alpharian, gelecek olan fırtınaya hazırlamaya çalışıyordu kendisini. "Göstermeyin beni. Bir şey düşüneceğim." demişti Gabriel. Alpharian bıyık altından gelen gerçek gülümsemesiyle devam edip "Ah be adam, hiç mi bıkmazsın?" diye söylendi içinden kendi kendine. Standında görev yapan katilin havaya kalkmış bir kaşıyla birlikte Gabriel'in
"Ryan, canım cicim güzel arkadaşım. Bana bir kıyak yaparsan, ben de ileride sana bir kıyak yaparım? Hm?" deyişinin üzerine yalnızca sessiz kalıp sertçe onaylarcasına kafasını sallamakla yetindi ve dinlemeye devam etti; "Tamam dinle..." sözüyle birlikte gelen teklifi.
Ne uz yılandı bu Gabriel, Alpharian için; istemese de yakınında bulunup arada sırada bulaşmayacak olsa, uzaktan izlemesi eğlenceli bir adamdı kuşkusuz. Neydi şimdi plan? Yiğitlik içkisi yerine rakibine Uwu-Moe içirmekle ayağını kaydırmak ha... Yine de neden kendisi için Sevgi Pıtırlatıcı Kölsch ısmarladığını ne sormak, ne de düşünmek istemiyordu. Gabriel'in devamında gelen küçük tiyatrosuna yeni karşılaştıkları "Alexander Turner" adına karşı tepki vermeyerek Xavier'la birlikte dingin bir uysallıkla uydular ve durumun gelişmesini izlediler sabırla. Alpharian aldığı ücretine ve ileride kendisine borçlu olacak bu düzenbazın borcunu unutmaması dileğiyle satışını yaptı:
"Biralar biralar, açılmasın aralar! Bir çift Siegbräü Bockbier, biyrööğğnn!" diyerek.
Yolluk bardaklarını doldurmuştu müşterilerinin, ne de olsa satış gösterileri ve sunumum da anlaşmamızla birlikte rolünün bir parçasıydı Alpharian için. Müşterileri içkilerini alıp uzaklaşmışlardı hızla.

Neyse ney, kimsenin işi bu satıcıyı ilgilendirmezdi. Hepsi yaşını başını almış koca koca adamlardı ne de olsa, uyarı yazısı da açık açık ortada ve okunaklıydı ayrıca. Alpharian standına yaklaşan yeni müşterilerine hazırladı bunalımlı sahte gülümsemesini:
"Parram olsa da ben alsam! Dünya'ca ünlü Davis biraları, biyrööğğnn!"

56
Hogsmeade Kermesi / RAY! Mini-Mali-Phali-Ty-Co!
« : 05 Şubat, 2022 02:02:48 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kermesin açılacağı ilk saatler sırasında geç kaldığını düşünerek hızlı hızlı yürüdüğü, asasının ucunda başının üstünde taşıdığı standıyla değişik bir görüntü oluşturuyordu Alpharian Av Trawsunblat Hogsmeade sokaklarında. Bu ufak köyün böyle cıvıl cıvıl insanla dolu oluşu biraz da olsa bencil bir düşünceyle bu adamın arada bir Korone'yi yürüyüşe çıkartmalarında yolundan sapıp uysal ve dingin havasında yalnızlığının tadını çıkardığı bir yer olarak benimsediği bir yerdi. Şimdi de olmadık kalemden insanlar doluşuvermişti. Sözde Hogwarts adına açılmış bir öğrenci kermesi olacaktı ama her hizipten çığırtkanlar, ne olduğu belirsiz insanlar ve gizli polisçilik oynamaya çalışan birçok yeni yetme Seherbaz'ın kol gezdiğini herkes görebilirdi. Arkasından babasına yetişmeye çalışan minik bir Cocker Spaniel'in çıtılı pıtılı pati sesleriyle birlikte hoflaya puflaya söylenmeyi de eksik etmiyordu. Yanından geçtiği insanlar sözcük sözcük söylediklerini duyuyorlardı ancak yalnızca kendini yavru köpek gibi takip eden biri olsaydı:
"Ya işte neymiş efendim Raymond zaten hastaymış, barmensiz Pub'ı kapatmak gerekirmiş, başka kimseye güvenilmezmiş, Kenneth çok yaşlıymış..." söylenmelerini anlamlı bir sırayla algılayabilirdi.

Adam kermesin düzenleneceği avluya vardığında çoktan her yerin insanlar ve stantlarla dolup taştığını görse bile, köy muhtarının heyet mermurlarınca Mali-Phali-Ty-Co Pub için ayırdıkları küçük alanı bulması zor olmamıştı. Standı yere indirip, şişeleri ve bardakları bir Muggle gibi büyü kullanmadan dizmesi yalnızca 7 dakikasını almıştı Alpharian'ın ve bu bir rekor sayılabilrdi.
"Çatla da patla Finn! Senden daha iyi bir barmen olacağım ilerde..." diye içinden kendi kendine söylenmeden edememişti. En sonunda menünün yazdığı tableti de stanttaki uygun bir yere yerleştiren adam, asasının çevik bir sallanışıyla Pub'ın kapılarındaki eşsiz Muggle oymacılığından az da olsa esinlenilmiş el emeği panoyu ışıklandırmıştı; "Mini-Mali-Phali-Ty-Co!" yazısı kermesin her yerinden görünebilecek biçimde ışıldamıştı işte... Siyah kalın kadifeden ceketini çıkarıp üzerine Bordo ve Mor renkli çizgiler taşıyan yeleğini giymiş, saçlarını geriye atıp servis şapkasını takmış ("Biyrööğğnn!" diyen dönercilerin, Erdal Bakkal'ın taktığından), göğsüne "Ryan" adı yazılı pirinçten yakalığını iliştirmiş ve en son da kurdelesini düzelttikten sonra Korone'yi "Stant güzeli" olarak ortaya yerleştirmişti. Bu Nesunt'lar karşısında soğukkanlı bir ölüm makinesi olan katil, okullu çocuklara ve eğlenmeye gelmiş yetişkinlere satış yapmaya hazırdı artık.


Not:
1 - İçkiler yalnızca In-RP olarak ücretlidir ve site içi Galleon'unuzdan alınmayacak olsa da RP'inizi yazarken "Parası ödeniyor" biçiminde yazmanız okuyucular için daha güzel olacaktır.
2 - Diğer stantlar gibi burada da ilk tadımdan sonra RP'inizin sonunda bir zar atmanız gerekmektedir ancak bu sefer istediğiniz içkiden seçme hakkınız vardır ve RP sonunda atacağınız 1d3'lük zar, içkiden etkilenme oranınızı ortaya çıkaracaktır.
(1 "Çakırkeyf", 2 Sarhoş, 3 "Zom olma" durumu biçiminde)
3 - Yine diğer stantlarda olduğu gibi serüven yaşamak isteyen üyelerimiz "Gözü kapalı biçimde" içerikleri anlaşılmayacak biçimde şişelenmiş "Deneme ürünü" olarak sunuma koyulmuş içkilerimizden 1d7'lik zar atarak içebilirler.
4 - Raymond amcanız izin vermediği, Alph.. Ryan amcanız da başına bela almak istemeyen biri olduğu için yaşı tutmayan karakterlerimize yalnızca 1 ve 7 numaralı ürünler satılacaktır!
(Pişşt, yaramazlık yapmak isteyen gençler olursa ürünleri alkolü biraz azaltılmış olarak masa altından servis alabilirsiniz. Bunun için biraz RP'inizi güzel bir içerikle yazarsanız onaya gerek olmadan otomatik olarak satın almış olursunuz (: )

1 - Ta Osmanlı İmparator'luğundan buraya tarifi bozulmadan getirilmiş olan, tüketim sonrası gaz çıkartıldığında anüsten renkli renkli baloncuklar çıkartan ve alkolsüz servis edilen
"Hüsn-î Şenlendirici Malt İçeceği"


2 - Geğirince burun deliklerinden ufak patlamacıklar yaratan hastalık iyileştirmenin en eğlenceli yolu
"Karabarut Stout'u"


3 - 11 gizli çiçek özünden, en tatlı Pirinç ve Mısır lapalarından üretilmiş ve içene gerçek mutluluğa yakın bir ses tonuya kahkahalar attıran
"Şerbetli Kadın Lager'i"


4 - Yalnızca yiğit oğlu yiğitlerin cenk öncesi ve sonrasında baş başa içtikleri bir ritüel içkisi. İki kişilik porsiyonda servis edilir, içim sonrası bilek güreşi ya da Grekoromen güreşi gibi bir güç gösterisi yapılmazsa, içeriğindeki malzemeler nedeniyle "Er Meydanı'ndan kaçan bir namert gibi" altına sıçırtır diyareye neden olan
"Siegbräü Bockbier'i"


5 - Çin'in en uzak merkezlerinde tarifini bulan Kehanetçi'nin yıllar sonra Dünya'yı kırıp geçirecek bir hastalıkla bağdaştırılacağını duyurduktan sonra krizler geçirip öldüğü, ilk damıtanın kör olduğu ama içenleri en az iki saat kötü şanstan uzak tutucu bir ferahlık sezgisi yaşattığı
"Gorana Pilsen'i"


6 - İyi öpücükler! İçeriğindeki özel ve yalnızca Patlar-Uçlu Keleker kuyruklarında bulunan etkiyi verebilen gizli tat karakterine sahip sevişgen sevgililerin birası. Biraz mayhoş, biraz ağızda patlamalı eğlenceli
"Sevgi Pıtırlatıcı Kölsch"


7 - Biraz kırların üstünde esen yel, biraz tüm Dünya'yı sarabilecek bir sevgi, azıcık da Toz Pembe gözlük camları... Bu alkolü çok hafif esintide olan biradan içen kişi en az iki saat çevresine sevgi saçacak, en kötü durumlardan bile sevinecek bir yön bulacak
"Uwu-Moe-Ale"

[Üretici Davis Ailesi ve Mali-Phali-Ty-Co Pub çalışanları yaşanacak problemlerden sorumlu değildir. Değişecek konuşma biçimi durumunuzu göz önünde bulundurarak sosyal iletişime geçiniz. Alkol dostunuz değildir. Lütfen bilinçli tüketiniz.]

57
Yetişkin Postası / Bağımsız Yorumcu & Sanat Eleştirmeni Ryan Kirkhammer'ın Ofisi | Baykuşhane
« : 01 Şubat, 2022 15:57:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

Haftaiçi:
08:15 ~ 16:32 arası

Haftasonu:

GÖNDERMEYİNİZ!

58
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 28 Ocak, 2022 18:02:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Efenim şu üst raftan tozunu sildikten sonra çekirdeksizinden 1'er kilo
2. ve 3. Seviye Animagus gücü rica edeyim (10GP)

Geriye kalan 15 GP'yi ise; Stat'larımı

Alpharian
BD: 25
Lanet: 12
Tılsım: 13
İksir: 0

Omegan
BD: 10
Lanet: 25
Tılsım: 15
İksir: 0

Olarak respec'liyorum.
(Oh be bitti sonunda hesaplama derdi!)

Yaşasın Muhteşem Büyüceyol İndirimi (:

59
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Güç Puanı Talepleri
« : 06 Ocak, 2022 19:10:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Seviye
3 -> 4
4 -> 5

Üstüne 2. 24 saatimin dolmasıyla gelen GP'larımın tahsillendirilmesini arz eder, sayın çalışanlarımızın gözlerinden öperim.

60
Cheshire Cat's Circus / Ynt: Pratik bir teklif
« : 06 Ocak, 2022 01:25:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

Böüyvün eğffendhim, Çöğişeyıhr, bö-bö-böğradann... sözleriyle kendini karşılayan ve patronunun ofisine doğru Alpharian'ı buyur eden canlının ne olduğunu tam olarak kestirememişti adam. Bir Cincüce ve Ev Cini başarısız bir akrobasi numarası sırasında havada çarpışmış, bu durum yaşanırken de aralarına kavga eden bir Keler ve Bizarcık katılmış da çıkan arbedede Tanrıların ilenci bu dörtlünün üstüne üşüşmüş diye var olmuş gibiydi... Ağzını açtığında dilinden damağından yuvarlana yuvarlana dökülüp giden ama arada bir diğerinden düşman kuzenlermişçesine ayrık duran dişleriyle çarpışan sözlerini anlayabilmek için olması gerekenden daha fazla saniye harcamak gerekiyordu ama tam anlamıyla sözleri anlaşılmayacak gibi de değildi sanki? Aksak adımlarla ilerlediği koridorcuğun sonunda duran boyalı ve vernikli tahtadan ofis odasının arkasından boğuk konuşmalar ve bir marangozun atölyesinden yadırganmayacak yükseklikte tahtaya vurulma sesi geliyordu. Yaratığı-.. aman, işte; Chesire Cat Sirki'nin Yönetici'sinin uşağı görevindeki bireyin olanca hızıyla içeri girip kapattığı kapı arkasında bir süre beklemeyi seçti Alpharian.

Önce içerden sözleri seçilemeyecek bir bağırış daha, sonrasında da küçük bir çarpışma sesinin daha sonrasında artık daha fazla neler olduğunu anlama isteğine dayanamayan adam düzgünce kapıyı tıklatıp içeri girmişti. "Belki Yönetici'nin kapısı çalınmadan ofisine girilmesiyle ilgili problemleri vardır?" diye düşünmeden edemedi adam çünkü içeri girdiğinde karşısında biraz önceki gürültünün yaşanmayacağını düşündürtecek düzende bir oda bulunuyordu. Üstüne odaya girdiğinde tüm konuşma da kesilmişti. Çok da uzun süre beklememişti Alpharian ama tam odaya giren biriyle odasına girilen birinin konuşmaya başlaması gereken zaman diliminden birazcık fazla geçmişti ve adam:
"Aaaa! Sen, sen... Hii, habersiz geldin! Girişte sana güzel sirkimiz içeri girebilesin diye daha diz bile çökemeden, zıplaya zıplaya girdin bir de! Kapısız köyden mi geldin güzelim ya? Özel içeceğimizden de içmedin, tarifi hazırlamaya o kadar uğraşmıştım oysaki! Hüüüü!" diye konuşmayı başlatmıştı. Alpharian'ın biraz önce uşakla yaşadığı şaşkınlıktan bir seviye daha yükseğe çıkmasını sağlayacak biçimde, gerçekten de iki gözü iki çeşme ağlamaya başlamıştı bu.. nasıl anlatmak uygun kaçardı şimdi? Bu sefer de bir soytarı ile bir palyaço kavgaya tutuşmuş, bu sırada da... Yok, hayır. Bu yaşına gelmiş Alpharian Av Thrawsunblat'ın bu kişiyi tam anlamıyla tanımlayacak düşgücünü besleyecek yabansılıklarla dolu bir anısı yoktu gerçekten. Nereden çıktıklarını adamın görmediği iki küçük saksı, artık Chesire adlı kişi olduğu kuşku götürmez biçimde kesinleşen adamın fışkıran yaşlarıyla dolmaları için uygun açılarla masanın üstünde yer edinmişlerdi. Tam da kendinden daha genç olduğunu bildiği ama görünüş olarak daha yıpranmış görüntüdeki adama "Bitkiler tuzlu suyu sevmezler ama!" diyecekken adamın birden;
"Neydi canımcığım senin adın? Rian? Riané? Rain? Raine? Rainé? Ri... Hıı, Ryan. Memnun oldum şekerim. Niye gelmiştin bakayım sen? Bana haber vermeden geldiğine göre çok önemli bir şey olmalı. Çok çok çok önemli bir şey değilse bak şuna çeviriveririm seni ha!" sözleriyle bir kez daha şaşıracağı bir görüntüyle karşı karşıya bırakılmıştı.

Chesire'ın gösterdiği yöndeki bitkilerdeki bir değişiklik... Yok hayır, bu sefer bir şeyin başka bir şeyle çarpışmasından ortaya çıkacak ürünler değillerdi ama gerçekten de çok Doğal durmuyorlardı. Nedir şimdi, bu Sirk Yöneticisi insanları bitkilere mi çeviriyordu? Bunca zamanlık eğitimiyle bile Alpharian böylesi bir şeyi denemeye kalkışmayacağını biliyordu, böyle denemelerin sonu hiçbir zaman iyiye gitmezdi. "Yoksa bu uşak?" düşüncelerine dalamadan içsesinden uzaklaştırılan Alpharian'a Chesire;
"Söyle hadi, neden buradasın?" diyerek düzgün zemin sağlamıştı sonunda. Duruşunu düzeltip, boğazını temizledikten sonra;
"Ryan. Ryan Kirkhammer. Çalışanınız Qian Fenhua ile kısa bir süre önce tanışmıştık. Yanılmıyorsam 4 ya da 5 ay önce olmalı." diyerek kendini tanıtmıştı bu ana dek sessiz kaldığı iletişimde ve el sıkışmak için elini uzatmadan önce.
"Kendisinin ünü bazı çevrelerce bilinen biri olduğunu duymuştum. Sihirli materyallerle ilgili çalışmalarında hatasız olduğunu söylemişlerdi. Eğer uygun koşullarda anlaşabilirsek, kendisiyle işbirliği içinde yaptırmayı düşündüğüm bir araç var." dedi ve sol bileğindeki gizli bıçağını gösterme amacıyla çekivermişti.

"Gördüğünüz üzere, Londra gibi tehlikeli bir yerde herkesin kendini koruma yolları olmalı. Takdir edersiniz, bu yalnızca Muggle işi savunma yollarıyla değil; yeri geldiğinde biz Büyücü'ler için de kullanışlı olabilecek bir araç." diye sözlerine devam etti bıçağı ortaya çıktığı hızda, göz açıp kapamadan bile hızlı biçimde geri yerine çekerek. İç cebinden çıkardığı birkaç parşömene yazılı olan taslak planını sunmadan önce ise çektiği asasıyla birlikte masanın üstüne kollarıyla dayanarak Chesire'a olabildiğinde yaklaşıp;
"Ancak her şeyden önce, böyle bir planın aramızdan başka bir yere sızmaması adına Fidelius Tılsımı ile antlaşmamız gerektiğini belirtmem kaçınılmaz..." diyerek bir kedi dinginliğinden uzaklaştırmadığı ses tonuyla Chesire'ın gözlerinin içine "iki renkli" gözleriyle bakarak.

Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6