17 Nisan, 2026 09:46:25 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Rosalind Faith Lacroix

Sayfa: [1]
1
Hogwarts Zindanları / Ynt: Gri Yankı
« : 27 Mart, 2022 01:03:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]
“For the moon never beams, without bringing me dreams

   Of the beautiful Annabel Lee;

And the stars never rise, but I feel the bright eyes

   Of the beautiful Annabel Lee;

And so, all the night-tide, I lie down by the side

   Of my darling—my darling—my life and my bride,

   In her sepulchre there by the sea—

   In her tomb by the sounding sea…
”



Rosalind, kendi halinde yazarlık ile uğraşmaya başlamasından ölümüne kadar pek çok hikaye yazmıştı. Kimisi kendinden bir parça taşırken, kimisi olmak istediği kişi ya da bulunmak istediği bir yeri anlatmıştı paragraflarca ancak hiçbir zaman kendini anlatmamış, anlatamamıştı. Sözcükler bir türlü parşömen parçasına dökülmek bilmemişti zihninden. Bazen, içinden geçenleri kimseye açamayacağını düşündüğü anlarda denemişti bunları yazmayı, ama her seferinde parşömen parçasını buruşturup atmıştı. Neden kendini anlatacaktı ki hayal gücüyle yaratabileceği topraklarda dolaşmak varken? Neden güvenli bölgesinin kapılarını aralayacaktı aptal bir bunalım uğruna? Düşüncelerinin zihninde güvende olduğuna inanıyordu, bir başkasını ilgilendirmezdi. Fakat bunun yanlış olduğunu, çok değer verdiği o ‘güvenli bölge’si tarafından yavaş yavaş zehirlenmeye başladıktan sonra anlayacaktı. Kontrol halen kendi ellerindeyken cazip bir seçenekti düşünceler âleminde yaşamak, çünkü dünyevi yaşantının bunaltıcı temposundan yalnızca o zaman uzaklaşabiliyordu kısmen de olsa.

Derken bir şeyler üst üste binmeye başlamış, sahip olduğu duvarlar fazla yüke maruz kalmıştı, dolayısıyla çatlamaları kaçınılmazdı. Zihnindeki uğultularla o zaman tanışmıştı Rosalind, ve sesler içeride birileri işkence lanetine maruz bırakılıyormuş gibi çığlık atıyordu adeta. Bir şeyler tersti, ne kadar süre bu şekilde yaşadığınıysa hatırlamıyordu; tek bildiği artık kafasını koparıp atmak istediğiydi, hiçbir şey düşünmek istemiyordu, sessizliğe ve en çok da huzura ihtiyacı vardı. Tabii, kimse içinde kopan bu tufanları görmedi, bozulmuş kişiliğinin bir parçası bildiler beceriksiz dışavurumlarını. Ve arkasından ‘o kız hasta’ dediler.

Haklılardı belki de, hastaydı gerçekten ama ne zaman bundan şikâyet etmişti ki?

Perde arkası pek çok insanın umurunda değildi, kendi doğrularına göre yargılar, etiketler yapıştırır ve buna göre yaşamalarını isterlerdi. Rosalind hiçbir zaman o dar korseleri giyip sosyeteye mükemmel kız evlat izlenimi veren biri olmak istememişti, evet, gözlerin onun üzerinde olmasını severdi ancak işin içine zorunluluk girdiği zaman bundan nefret ediyordu. O sadece yazar olmak istemişti, adının kapağın üstünde olup olmaması önemli değildi -ki zaten bulundukları dönem gereği böyle bir şey söz konusu bile olmazdı- ve bir kişinin bile olsun okuduğunu görmek yeterdi ona. En azından düşünceleri birilerine ulaşmış olacaktı.

Bu hayali hiçbir zaman gerçekleşmedi ve gerçekleşemeyecekti de; Rosalind Faith Lacroix, 1 Eylül 1865 Tarihinde öldü, yani bedenen.

Bir şeyler onu buraya, Hogwarts’a, bağlı tutmuş, gidememişti annesinin ona anlattığı büyülü bahçeye. Yeterince istememişti belki de ölümü ya da sadece korkmuştu. Her şeyin, sevdiklerini ve yaradanın ona sunduğu nimetleri terk etmenin, bir bedeli vardı; o ise bu eyleminin sonucunda lanetli bir hayatla cezalandırılmıştı, artık dünyevi yaşamın bütün zevklerinden mahrumdu, çikolatanın tadını o kadar özlemişti ki! Ama en kötüsüyse yazamıyor oluşuydu, kaçmak istediği düşüncelerinin içine geri dönüşü olmaz bir biçimde saplanmıştı. Ödediği en ağır bedel işte buydu.

Yine gümüş nedamet yaşları döktüğü elem dolu bir gecede amaçsızca süzülüyordu Hogwarts’ın her bir köşesindeki örümcek ağına kadar ezberlediği bahçeye bakan koridorlarında. Bulutları delip göklere uzanan kulelerle dans eden rüzgârın uğultusu, feryat eden bir Banshee’nin çığlıkları gibi yankılanıyordu bilinmeze uzanan arazide. Rosalind, ayazın bir zamanlar teninde yarattığı etkiyi hatırlamaya çalışmıştı, betimleyebilecek doğru kelimeleri bulabiliyor olsa da bir porselen bebek kadar hissizdi, kaybettiklerinden bir diğeri.

Baharda açan beyaz zambaklar kadar tanıdık bir melodi erişti kulaklarına, saydam bedeninin o tarafa süzülmesine izin verdi adlandıramadığı bir duygu ile. Sözlerini biliyordu, defalarca duymuştu. Yaklaştıkça daha da yükseldi melodi, kendisi de eşlik ediyordu şimdi istemsizce. Yaşayan hiçbir varlık bulunmadığı için boş denebilecek bir odaya kadar sürdü yolculuğu, usulca yaklaştı içerdekinin yanına.

Hayalet kız kardeşlerin şarkısının bu dünyadan olmayan tınısı tüm şatoda yankılanacaktı.[/justify]

2
1865-1866 Eğitim Öğretim Yılı / Ynt: III. Kompartıman
« : 19 Kasım, 2021 14:48:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Londra o gün kasvetliydi her zamankinden, sisli ve sanki her daim orada olduğu bilinen büyü varlığını daha da bir kuvvetli hissettiriyordu. 1 Eylül en az kutsal bayramlar kadar önemliydi Britanya büyücüleri için, her şeyden daha çok sevdikleri çocuklarını büyünün adabını ve inceliklerini öğrenmeleri için Hogwarts denilen okula uğurlayacaklardı uzun bir süre geri dönmemek üzere; oradan mezun olduklarında ise yegâne topluluklarına yaraşır bireyler olacaktı her biri. Birkaç hafta önce gerçekleşen Mag Mell kıyımından olsa gerek Peron Dokuz Üç-Çeyrek’e alışılmışın dışında bir kalabalık hâkimdi, başlarına bir şey gelir korkusundan olsa gerek hiçbir aile çocuklarını yalnız bırakmaya cesaret edememişti ancak Rosalind ve kız kardeşleri bu kategoriye dâhil olamamıştı ne yazık ki.

Rose, ailesinin ilgisizliğine alışmıştı, hatta bağımsızlığına düşkün yanının işine geliyor bile denebilirdi, istediği saatte istediği eylemi gerçekleştirebilmesini sağlıyordu bu ihmalkârlıkları, bir gün başına bir iş gelecek olsa bile değerdi.

İtmekten yorulduğu bavul arabasını peronda önüne çıkan ilk arkadaşına kitledi bir takım duygusal sömürü içeren cümleler silsilesi ile; edindiği bir alışkanlıktan dolayı yolda karşılaştığı arkadaşı sayılabilecek insanlara selam vermeyi de ihmal etmiyordu, öyle aşırı geniş bir arkadaş çevresine sahip olmasa da lazım olduğunda işine yarayacak insanları elinin altında tutmaya özen göstermeyi öğrenmişti.

Lokomotifin buharlı düdüğü öttüğü sırada artık kendilerine bir yer bulmanın zamanı geldiğine kanaat getirdi Rose, ona kurbağa kartı koleksiyonunu gösteren çocuk ile vedalaştı ve tam kız kardeşlerini bulmak için etrafına bakınacaktı ki onların –en azından Gaye ve Cecilia’nın- peşinden geldiğini fark etti. Şaşkınlığına engel olamamıştı, tanıdığı Cecilia ona mutlaka çıkışırdı bu kadar oyalandığı için, genç kızın üstünde uykusuzluğun da ötesinde bir durgunluk vardı o gün.

Kompartımanlar arasında ilerlediler, insanların yürümeyi beceremediği sıkışık alanlardan nefret ederdi Rosalind, bu yüzden olabildiğince çabuk bir yere geçmek ve varış noktalarına ulaşana kadar kafasını yasladığı camdan kaldırmamayı arzuluyordu. Üçüncü kompartımana ulaştıklarında sonlandı arayışları, genç kız hemen bir yere kurulurken transta gibi hareket eden kız kardeşinin kapıdan geçerken tökezlemesine kahkaha atmadan duramamıştı.

En küçük kardeşleri Gaye, akıl almaz bir hızla uykuya dalmıştı, Rosalind her zaman onun bu yeteneğine hayran olmuştu, kendisinin uykuyla arası pek yoktu nihayetinde; az sonra ablaları Lorraine de aralarına katılmış ve dörtlü tamamlanmıştı.

Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu kumral saçlı kız, belki bir saat bile olmamıştı tren harekete geçeli, ancak dışarıdan bakan bir gözlemci rahatlıkla kompartımandaki kızların kafasını kurcalayan meseleler olduğunu anlayabilirdi. Gaye en küçükleri ve en mantıklılarıydı, hiçbir şeyle uğraşmamak için uyumayı seçmişti; Lorraine en büyükleri ve en olgunlarıydı, düşüncelerini uzaklaştırmak için sevdiği bir kitaba gömülebilmek için çabalayıp duruyordu; geriye Cecilia ve kendisi kalıyordu, en zeki, en asi… Rosalind, genç kızı harekete geçiren neydi bilmiyordu ancak ilk kez pencereye davrandığında amacını anlamıştı. Kaçmak, kurtulmak, özgür olmak istiyordu ya da bunların hiçbirini istemiyordu fakat sebebi her neyse oldukça haklıydı.

Hayatları mükemmeldi çoğu insana göre, onları seven bir aileleri vardı, hiçbir zaman yoksulluk nedir öğrenmemişlerdi, her istediklerini elde etmişlerdi… Dolayısıyla kimse madalyonun öteki yüzünde ne olduğunu öğrenemeyecekti, Rosalind pencereyi sonuna kadar açan kız kardeşine son bir kez gülümsedi ve hemen peşinden atladı…
[/justify]

öldüm mü 1d10 : 5, total 5

3
Seçmen Şapka/Heykeller - Öğrenci Karakter Başvuruları / Rosalind Faith Lacroix
« : 20 Ekim, 2021 12:38:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Rosalind Faith Lacroix

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Rosalind’i tanımlayan bir kelime varsa o da üşenmektir, canlıların zorunluluktan yerine getirdiği pek çok eylemi gerçekleştirmek zor gelir ona. Zihni her zaman çeşitli parlak fikirlerle doludur ancak bunların pek azının dünyaya yararlı olduğu söylenebilir. İnsanlardan gerçekten nefret etse de onları manipüle etmekten, onlardan sıkılıncaya kadar zevk alır. Başına buyruk hatta asi denilebilecek bir yapısı yüzünden kısıtlamalara gelemez, dolayısıyla kurallar ile arasında feci sorunlar vardır. Duygularını ifade etme konusunda ise genellikle çuvallar, yalnızca en yakınları bilir onun iç dünyasını. Ancak saklayamaması kaçınılmaz olan bir şey varsa o da kararsızlığıdır, bazen bu huyunun çevresindeki en sabırlı kişinin bile çıldırmasına neden olduğu bir gerçektir.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Lacroix kardeşlerin büyük yarısında bulunan Rosalind ailenin anne figürü olduğunu iddia etse de aslında en çok arkası toplanması gereken kişilerden biridir. Vurdumduymazlığı üşengeçliğinin önüne geçtiği zamanlarda gerçekleştirdiği eylemler, ailedeki ilginç kurallardan bazılarının konmasına neden olmuştur. Örneğin, biri evden çıkacağı zaman mutlaka nereye gideceğini haber vermek zorundadır, Rosalind bunun saçmalık olduğunu düşünür tabii ki de. Kavga ve gürültünün eksik olmadığı aile ortamları genç kızı evlilik kavramından tövbe ettirmiş, aptal olduğunu düşündüğü babası ise karşı cinsteki pek çok kişiye ön yargı ile yaklaşmasına neden olmuştur. Kız kardeşlerine oldukça bağlıdır, onlarla sık sık tartışsa bile sonrasında içten içe pişman olduğu bir gerçektir.

İstediğiniz Sınıf: VI

Karakterinizin BYS Sonucu: Kendince geliştirdiği kopya taktikleri sayesinde derslerin bir kısmından ucu ucuna geçmiş, bir kısmından ise yalakalık yaptığı profesörlerin ona acıması sayesinde paçayı kurtarmıştır. Karanlık Sanatlar’a olan doğal yeteneği sayesinde en yüksek sonuç KSKS dersinden gelmiştir.

İstediğiniz Bina: Adminlerimiz hangisine layık bulursa :)

Büyü Yatkınlıkları

Biçim Değiştirme Gücü: 3

Lanet Gücü: 10

Tılsım Gücü: 6

İksir Gücü: 2

4
Avatar & İmza / Ynt: Avatar Kayıtları
« : 02 Ekim, 2021 20:00:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Rosalind Faith Lacroix - Saoirse Ronan

Sayfa: [1]