17 Nisan, 2026 09:30:10 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Kont Sati Von Richmond

Sayfa: 1 ... 5 6 [7] 8
91
Birleşik Krallık / Cadı Mahkemesi Kayıtları - 10 Eylül 1865
« : 24 Kasım, 2021 21:30:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Aşağıda okuyacağınız metinler ve RP serisi 18 yaş altı kimselerin okuması için olumsuz içerikler barındırmaktadır!

Çırılçıplak bir kadın, paslı, soğuk demirlerden ibaret bir sandalyeye kollarından ve bacaklarından zincirlerle bağlanmıştı. Kızıl saçları darmaduman olmuş şekilde başının etrafından omuzlarına kadar dökülüyordu. Vücudu, taze yara bere içerisinde güçsüz ve çaresiz bir şekilde, akıbetini bekleyen bir kurban gibi...

Üzerine gün ışığı vurmaktaydı tepesindeki tavanda mevcut, bir pencere boyutlarındaki açıklıktan. Antik bir mahkemeyi andırıyordu bulunduğu izbe ve köhne mesken. Görkemli bir yapı denebilirdi, şayet harabe halinde olmasaydı. Birkaç mum, belki bir düzine, etrafındaki taş tırabzanların üzerine, kadının çevresinde bir daire oluşturacak biçimde dikilmişti. Ancak verdikleri ışık, bu viranenin uğursuz duvarlarını bile aydınlatmaya muktedir değildi. Gerisi ise köhne, boğucu bir karanlık.

Bilinci daha yeni yerine geliyordu kadının. Son birkaç günde yaşadıklarını anımsayabilirdi. Birkaç bulanık görüntü... Koluna bağlanmış kablolar ve serumlar... Cılız bir ışıkta telkin edilen sözler... “Öldürmelisin!” Kontrolsüz tepkiler ve daha çok telkin... “Öldüreceksin! Sen bunun için yaşıyorsun! Kel...” Hatırlayamayacaktı hepsini. Neler duyduğunu o son birkaç gün içinde... Belki bir cümle daha. “Koşullandırmanın son aşamasına geldik, sorgucu için hazır.” Bir şeyler olmuştu ama ne? Bilinçaltına bir takım refleksler, şartlar süpürülmüştü günü gelince açığa çıkacak... Ama neydi bunlar, kestiremeyecekti.

Bilinci yerine geldiğinde bir takım fısıltılar duyacaktı köşelerden. Mumların ulaşamadığı karanlıklardan gelen sesler. Kendi aralarında fısıldaşan birileri... Her yerdeydiler! İçi su dolu bir havuz vardı karşısında. Kirli bir su birikintisini andırıyordu. Üstünde yüzen çer çöp, sarıya kaçan bir renk tonu ve suda gezindiği buradan bile görülebilen kara tortular...

Kukuletalı, kolsuz birer atlet giymiş iki tane iri yarı adam çıkıverdi karanlıktan ve kadının sandalyesine yaklaştılar ellerinde alet çantalarıyla. Çantaları yere koyup bir şeyler kurcalamaya başladılar. Sonra da kızıl cübbeli bir suret belirdi kadının tam önündeki balkonun tırabzanına yaklaşan. Mum ışığının alttan vurduğu soluk yüzünde kemerli bir burun, beyaza çalınmış sakallar ve meymenetsiz bir ifade. Dudaklarını aralamasıyla tok sesi yankılandı bu antik, harabe salonda.

[spoiler]
[/spoiler]

“Sessizlik! Mahkememiz başlamış durumdadır. Şimdi, söyleyeceklerime kulak verin!”

Fısıldamalar kesildi. Kati bir sessizliğe büründü içerisi. Kızıl cübbeli konuşmaya devam etti.

“Benim adım Engizitör Gabriel. Bugün burada bu melanet cadının sorgusu ve yargılanması için toplandık! O yüzden yüksek müsaadeniz ve Tanrının bana bahşettiği yetkiye dayanarak mahkemeyi başlatıyorum.”

Alçak balkondan aşağı doğru inen merdivenlerin yolunu tuttu. Kirli su dolu havuzun başına geldi ve yüzünü sandalyedeki kadına çevirdi. Gözleri karanlıktan mı görünmüyordu, yoksa gözlerin olması gerektiği yerler boşluktan mı ibaretti?

“Sen! Şeytanın baştan çıkarmasına alet olmuş kadın... İsmin nedir?”

92
Yetişkin Karakter Başvuruları / Ynt: Zoe S. Runeterra
« : 24 Kasım, 2021 05:15:51 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Alt koridordan geliyorlar, support atsanıza- ne, başvuru mu!? Ehm... Çok pardon! Affınıza sığınırım ki, başvurunuzu görmemişim genç adam. Bir anlığına hatlar karışmış da. Hemen ilgileniyorum.

Runeterra ailesi demek... Ne güzel bir soy adı. Sürgün hayatı yaşamanıza ne kadar üzüldüğümü ifade edemem efendim. Hareketli bedeniniz nedeniyle zayıf bir yapıya sahip olmanız ve bu sebeple çekicilik katsayınızı arttırmanız da dikkat çekici. Ah, bu benim çok sevdiğim sihirli bir numaramı hatırlattı. Eğer dilerseniz, sizi daha da zayıf hale getirmek suretiyle çok daha çekici birisi kılabilirim. Britanya'nın güzel ve alımlı kadınları zati alinize bayılacaklar genç efendi. Şimdi izleyin! Hokus pokus!

[spoiler]
[/spoiler]

Şimdi, bu çekiciliğinizle baş edecek bir kadın tanımıyorum pek muhterem genç adam. Eminim ki, Britanya gecelerinin tozunu atacaksınız. Basın hayatınızda başarılar dilerim.

Kont Sati Von Richmond! Alt-üst koridor ayırt etmeden vazifesini yerine getiren sorumlu kişilik... Zayıflık için büyücedünyanın Muzaffer Kuşhan'ı! Birinci sınıf bir diyetisyen büyü makinesi...

93
Yetişkin Karakter Başvuruları / Ynt: Erean ''Eri'' Harith Grinner
« : 24 Kasım, 2021 05:03:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Gerçekten kişiliğiniz karşısında bir kıyıdan bir kıyıya savrularak sürüklendim beyefendi. Özellikle her şart altında ve her koşulda konuşabilmenize, söz sanatlarına naçizane olan ilgime rağmen, bir hayli imrendiğimi söylemek pek mümkün genç adam.

Kütüphanecilik gibi güzide bir mesleği kaybolmaktan kurtaracak olan kişi siz olabilir misiniz acaba? Meslek seçiminizin konuşkan karakterinizle uyuşmadığı muhakkak. İzin verin, size kütüphanede çok konuşmanız halinde kendi kendinize hangi büyüyü uygulamanız gerektiğini göstereyim. Presto-Changeo!

[spoiler]
[/spoiler]

İşte genç efendi, bu sayede kütüphanede konuşmanıza engel olabilirsiniz. Umarım işletmeniz, hayırlara vesile olur efendim.

Kont Sati Von Richmond! Kitap kurdu, sahafların dostu... Okuyan ve okunanların yanında! Kütüphanenizin biricik cambazı...

94
Avatar & İmza / Ynt: Avatar Kayıtları
« : 24 Kasım, 2021 04:53:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Marseille Artemisia - Lily-Rose Depp
Einar Selvik- Einar Melker Selvik
Reina Carter - çizer: Shal E. (Çizim, karakterin adı bulunmamakta)
Taylor LaShae - Zara Beatrice
Paul Wilson-Cory Grüter-Andrew
Erean Harith Grinner-Toby Regbo
Xavier Olineaux - Xavier(Helix Waltz/Oyun Karakteri)
Billie Piper - Arawan V. R. Craiden
Meredith Vivienne Boleyn - Daisy Ridley
Persephone Eloise Somnia - Victoria Pedretti
Hugh Laughton-Scott - Tzchernabaugh Ixpuztec
Alice Pagani - Mirina Blackbird

Başvurularınız şipşak hokus pokusla listelerde yerini almıştır pek saygıdeğer hanımefendi ve beyefendiler. Lütfen başvurularımızda ünlü/çizer adını önce, karakter adını sonra yazacak şekilde Örn:"ünlü ismi - karakter ismi" gibi yazabilirsek, copy-paste süreci- öhm öhm! Yani, sihirli dokunuşlarımız daha hızlı olabilir, siz değerli site mensuplarımıza belirtmek isterim.

Kont Sati Von Richmond! Copy-paste sihirinde bir dünya markası... İyi günler diler!

95
Mag Mell - Bar / Ynt: Scarlet Masquerade
« : 23 Kasım, 2021 13:39:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kanla yoğrulmuş karanlık geceyi dolduran çığlıklar, yaralıların çaresizce inlemeleri ve ölülere dökülen ağıtlar. Bir kabus gecesi yaşanıyordu bugün Mag Mell'de. Hemen dışarda, balo salonuna bakan büyük pencerelerin önünde ise purosundan son bir nefes daha aldı kızıl cübbenin sahibi. Bir Engizitör kostümünü andırıyordu kıyafeti. Yanında kukuletaları ve bol dökümlü cübbeleriyle minyatür kuleleri andıran yarım düzine siluetle beraber, pencereden görünmekte olan can pazarını andırır manzaranın tadını çıkarıyor gibiydiler.

Parmaklarıyla vurduğu purosunun külü, sonbaharın taze esintisine kapılıp arkasında atıl şekilde beklemekte olan at arabalarının tekerlerine doğru savruldu. Kukuletalılara doğru çevirdi başını. Kapüşonu gözlerini kapatıyor, yüzünü kara bir gölgeyle kaplıyordu. Ak düşmüş sakalıyla kemerli burnunun arasına sıkışmış dudakları aralandı belli belirsiz ve şu sözler döküldü peşinden de. “Çocuk... ve Seherbaz.”

Kukuletalı kimseler at arabalarının başına geçtiler. Arabaların pencerelere dönük kapıları açıldı...



Kızıl saçlı seherbaz barın arkasından eline geçirebildiği silah benzeri, bıçak, şişe fark etmeksizin ne bulabilirse cadı avcılarına fırlatmaya başlamıştı. Yanına yaklaşmaya cüret edeni ise buna kalkıştığına pişman ederek birer birer etkisiz hale getiriyordu. Melon şapkalı bir tanesinin kafasında şişe parçalamış, şişenin kırık parçasıyla başka bir cadı avcısını güzelce haklamıştı. Fırlattığı çatal ve kaşıklar ise tam hedefini bulmuştu, öyle ki cadı avcıları artık devirdikleri masaları siper olarak kullanmaya başlamışlardı. Yediği birkaç okun da kadını durduramadığını fark edince, kral kılığındaki cadı avcısı, üzerine bir takım şişelerden döktüğü sıvılarla kaplı kılıcını çekerek kendisine yaklaşmıştı. Cwenhild’in bıçakla karşılık verdiği bu mücadele, ne yazık ki pek uzun sürmemişti. Kralın çift eliyle birden kavrayıp savurduğu koca kılıcı, kadının yırtık eteğinden sarkan bacağını bulmuş ve ciddi bir yaralanmaya sebebiyet vermişti. Topallayarak bara yaslanan kızıl saçlı seherbaz, önce elindeki son silahı olan kırık şişe parçasıyla direnmeye niyetlense de, bir süre sonra başının kuvvetli bir şekilde döndüğünü fark etmiş ve bilinçsizce yere yığılmıştı. Gecenin sonunda bir Kral tarafından kucaklanmak suretiyle bilincini kaybettiği yerden kaldırılacak ve belirsizliğe götürülecekti. Sorgulanmak üzere tabi ki...



Ne talihsizlik ki, kızıl saçlı kadının barda yaşadığı heyecan esnasında göremediği ve yanından sürünerek geçen melek kostümlü Lucien de tam o esnada masaların birisinin altından emekleyerek çıkışa varmaya çalışıyordu. Seherbazın tam önünde yere yığıldığını görünce bir an çığlığı koyacak gibi olsa da, bir şekilde kendisine mukayyet olabildi. Masaların altından emekleyerek kaçma planını şu ana kadar başarılı bir şekilde icra ettiği söylenebilirdi. Hatta en son girdiği masaya takılan kanatları, emeklemesiyle birlikte masayı da hareket ettiriyor ve karanlıkta ona doğal bir kamuflaj sağlıyordu. Bu yönden bir hayli talihli sayılabilecek genç adam, bir melek kılığında geldiği baloyu bir masa kılığında terk ediyordu.



Mag Mell'in sahibi Isolde ise, kel arkadaşının desteğiyle terk etmek üzereydi bu kanlı baloyu. Yaşananların sorumluluğuna dair bir ibare barındırmıyordu yüzündeki ifade. Şansı yaver gidecekti ki, içeriyi en iyi bilen kişi olarak kolayca çıkışa varacak, ancak uğradığı hasar yapılacak büyülere rağmen can sıkıcı derecede büyük olacaktı.



Şövalye kılığındaki delikanlı ve Tılsım Profesörü Yamashita’nın mücadelesi ise salonun diğer köşesinde tüm hızıyla devam ediyordu. Andre’nin alkol şişeleriyle yangın çıkarma ve cadı avcılarının önüne set çekme planı başarıya ulaşmış gibiydi. Mirabella ise giydiği kat kat kumaşı kullanarak aynı şekilde kaçacakları yol için alevden bir barikat çekmeyi başarmıştı. Cadı avcıları ise bu ikiliye yaklaşamayacaklarını anlayınca uzak mesafeden vurabilme güdüsüyle germeli yaylarına başvurmuş ve kısa boylu kadını hedef almaya başlamışlardı. İkili bara ve arkasında mutfağa açılan kapıya doğru dolu dizgin koşmaya başladıkları esnada, kadının sırtına saplanan birkaç ok, ruh emici kostümünü aşmış ve vücuduyla temas etmişti. Buna rağmen tüm gücüyle ve haliyle öğrencisinin de desteğiyle, sendeleyerek ilerlemeye gayret gösteriyordu. Tam barı aşıp, mutfak kapısına doğru hareketlenmişlerdi ki salonun öbür ucunda, büyük bir şangırtıyla iki adet zıpkın; saplarına halatlar bağlı olduğu halde pencerelerden fırlayıvermiş ve tam da barın arkasındaki kapıya isabet etmişlerdi. Zıpkınların kapıya saplanmasıyla bağlı bulundukları yerlerden kopan halatlar, garip bir mekanizmayla dönerek savrulmaya başlamış ve profesörün hemen önünde, kapıya doğru ilerlemekte olan genç büyücüye isabet etmişlerdi. Seri şekilde daireler çizmekte olan halatlar, birkaç saniyeden kısa bir süre içerisinde çocuğun etrafında dönerek onu hareket edemeyeceği ölçüde bağlamışlardı. İpler, üzerlerine bir sıvı sürülmüş gibi ıpıslaktı ve çocuğun kostümüne değdikleri anda kati bir surette kenetlenmişlerdi. Öyle ki genç büyücünün vakti olsa dahi bu halatlardan ve oluşturdukları bağdan kendisini bir süre daha kurtaramayacağını söylemek pekala mümkündü.

Halatlar bir mekanizmayla çalıştırılmış gibi gerisingeri, son sürat çekmeye başladılar Andre’yi. Profesör, elinden kayıp giden çocuğun kollarını yakalayabilse de, çocuğu çeken gücü durdurmak için gösterdiği çaba nafileydi. Hatta kendisi de halatların çekildiği pencerelere doğru sürükleniyordu kesin bir surette. Yine de Andre’yi bırakmamak için direndi. Birkaç okun daha etini deldiğini hissetti. Cadı avcılarını uzak tutmak için oluşturdukları alev duvarına kadar bırakmadı, etrafı halatlarla mumyalanmış gibi çevrilen ve kaskatı kalmış çocukcağızı. Alevlerin içerisine girdi bir anlığına, sonra da kendisine bakan nefret dolu gözleri gördü, şapkaların altında yuvalanmış. Sonrası ise zifiri karanlık. Derin yaralar ve yanık izleriyle kaplı bünyesi daha fazla dayanamadı bu umarsız şiddete. Yarın sabah gözlerini St. Mungo hastanesinde açacağı su götürmezdi.

Çocuk ise halatların ucunda at arabasına kadar çekildi son sürat. Bir tabutu andırır kutunun tam içerisine çekti halatlar onu. Çelik kapak kanadı. Kilitler takıldı. At arabası, ağır tıngırtılar eşliğinde engebeli bir arazide yola koyuldu bilinmeze doğru.



Bir sabah yağmuru söndürmeye başlamıştı Mag Mell'de yanan alevi. Tavanda oluşan çatlaklar temizletecekti zemindeki kan lekelerini. Çok kayıp verilmiş, çok can yanmıştı dün gece burada. Mazide kalması gereken bir savaşın, yeniden ilanını duyuruyordu manzara.

Hayatın içinden gerçek bir kesit izlediniz.


Cwénhild Muirghéal: Cesaretinin bedelini az daha canıyla ödüyordu. Cadı Avcıları tarafından sorgulanmak üzere alıkonuldu. Akıbeti henüz bilinmiyor.

Isolde Aideen O'Malley: Umursamazlık huyuydu. Tavernasını yaktılar. Bana mısın demedi. Şimdi beş parasız sokaklarda... Şaka, şaka. Bir ara büyülerini Mag Mell'in tadilatına harcasa iyi olacak. Harabeye döndü güzelim mekan.

Lucien Vanidestine: Şansı hep yaver gitti. Şiir gibi kaçtı. Bahtın açık olsun masaadam!

André Harris: KAÇIRILDIN! Nerede olduğu ve akıbeti bilinmiyor. Cadı avcıları tarafından kaçırıldı. Evet... Tarafından!

Mirabella Yamashita: Sorumluluk sahibi bir profesör olarak elinden geleni yapsa da öğrencisini kurtaramadı. Yanık izleri ve yaralarının iyileşmesi için St. Mungo'da bekleniyor. Kendisine acil şifalar diliyor, geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

96
Mag Mell - Bar / Ynt: Scarlet Masquerade
« : 14 Kasım, 2021 18:47:28 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Soytarı falcının buruşuk ve boyalı parmakları son bir kez daha gitti tarot kartlarına. Aralarından bir ölüm kartı sıyrıldı isteksizce ve düştü süzülerek masaya. Mumun cılız alevi can verdi. Karanlıkta çakmak çakmak yanan bakışların yolları kesişti. Bir karartıya boyandı salon. Kısa bir sessizlik ve hemen peşi sıra yükselen Lumosla aydınlatılmış asalar...

Şaşkınlık belirtisi olduğu besbelli iniltilerin arasından ve asaların erişemediği karanlık noktalardan, Latince fısıltılar yükseldi belli belirsiz.

“Sancte Michael Archangele, defende nos in proelio, contra nequitiam et insidias diaboli esto praesidium.”

Falcı ve Kralın bulunduğu masadan bir tıkırtı duyuldu önce. Karanlığın içerisinde bir kumaşın sıyrılmasını andıran bir hışırtı işitildi peşinden de. Gizem dolu ama tehditkar gözlerden gelen bakışlar doğruldu kalabalığa yönelen...

“Imperet illi Deus, supplices deprecamur: tuque, Princeps militiae caelestis, in virtute Dei, in infernum detrude satanam aliosque spiritus malignos...”

Müzikler de mumlar gibi söneli çok olmuştu. Latince sözlerin hangi büyüyü fısıldadığını anlamaya çalışan dikkat kesilmiş kulaklar ve bu kulakların duyumsayabildiği, katıksız bir sessizliğin ortasında ritmik bir tempoyla yükselen bir takım çıtırtılar, kavrulan mobilyaların yaydığı, yanık ahşap kokusu. Eriyen vernikten düşen yapışkan bir maddenin damladığı yüzler... Asaların ışığında bir gösterinin başlama işaretini verircesine sahneyi dolduran bir sis bulutu yükseliyordu şimdi beyaz mermerden tavana.

“...qui ad perditionem animarum pervagantur in mundo. Amen!”

Tahtalardan ve yaylardan kurulu mekanizmaların sesini andırır tıkırtılar duyuldu önce. Sonra da hızla yayından fırlamış okları andıran ıslık sesleri yankılandı duvarlarda. Çığlıklar duyuldu ardı ardına koyuverilen. Birbirlerine doğrulmuş asalar, kanlar içerisinde yere yığılan büyücüler, cadılar... Pencerelerde, salona vurmakta olan cılız ay ışığını dahi çok görmüş gibi gölgeleyen karartılar belirdi. Cadı avcısı kılığındaki kadının vahşi yüzü göründü kısa bir süreliğine, sonra da kollarındaki mekanizmadan fırlayan birkaç ok daha. Cisimlenmeye başlayan büyücülerin birbirleri ardına çıkardıkları tok seslerle kaçmaya yeltendiği duyulmuştu ki, bir kilise korosunu andırır tonda salonu inleten şu sözler işitildi hep bir ağızdan söylenegelen.

“Malleus Maleficarus!”

Cisimlenme çabaları sekteye uğramaya başladı ansızın. Asalardan savrulan lanetler ve tılsımlar etkisini yitirdi bir anda. Hayretle karışık bir çaresizlik okundu yüzlerden ve hayıflanma dolu sövgüler dudaklardan. Kanatları koparılmış birer serçe gibiydi davetliler adeta, alışkın oldukları büyülerden yoksun ve avcının karşısında çırılçıplak kalmış bir av kadar aciz. Üst kattaki yangının dumanı kan kırmızısı bir renge bürünürken duvarlarla beraber, yukarıda kana bulanmış ipliklerle gerilmiş gibi duran korkutucu bir sembol yayılıyordu tavanın yüzeyine.


Maziye gömülmüş olan korkular, tekrar açığa çıkmıştı artık...

Can havliyle koşuştular dört bir yana büyücüler, cadılar. Sayılarını kestiremedikleri karartılar takip ediyordu onları. Ellerinde ay ışığında parlayan hançerler, bileklerinden fırlayan oklar, devasa arbaletler, parmaklarında dönen uzun şişler ve muhtelif kesici, delici aletlerle kuşanmış olarak ilerleyen kimi şapkalı, kimi kostümlü figürler. Soytarı falcı, haşmetli kral, cadı avcısı kılığındaki rahibe ve yine bu rahibe gibi giyinmiş  püriten kostümler içerisindeki başkaları. Parmaklarından damlayan kırmızı lekeler, yere düşenlerin kostümlerini rastgele bir kırmızıya boyamaktaydı umarsızca. Kan kokusu karışıyordu şimdi, yanık ahşaptan yayılan ise.

Bir keşmekeş, bir koşuşturma sardı içerisini şimdi. Cadı avcıları kovalıyor, asalarını kullanmaktan dahi aciz kalmış olan büyücü ve cadılar olanca güçleriyle kaçıyorlardı.

Cadı avı başlamıştı! Bakalım gelen zarlara göre kimler, cadı avcılarının hedefi olacaktı?
(Aşağıda üç kısım halinde yazılacak metinlerdeki şahısların kim olduğunu, metnin peşinden atılan zar belirleyecektir. Zarda hangi rakam gelirse, listede o rakama karşılık gelen kişi ilgili metinin muhatabı olacaktır. Eğer zarın birden fazla şekilde aynı gelmesi halinde, listedeki bir sonraki hedef seçilmiş sayılacaktır.)

1- Ronald Archibald
2- Oliver Twist
3- Aşıklar
4- Çılgın Şapkacı
5- Isolde Aideen O'Malley
6- Tanrı
7- İncili Kadın
8- Gümüş İşlemeli Siyah Maske, Üç Çift Siyah-Beyaz Kanat
9- Vampir
10- Mirabelle Starlight
11- Cwénhild Muirghéal
12- Şövalye
13- Dick Dickerson
14- Ruh Emici


O halde, Cadı Avı Piyangosu başlasın!


AV I
Kaçmaya çalışan büyücü ve cadılardan bir tanesi çıkışa yönelmeye çalışmış, ancak koşuşturan kalabalığın içinden sıyrılamadığı gibi kendisini barın arkasında bulmuştu sürünerek. Barın hemen öteki tarafında cadı avcısı suretindeki karartıların gezindiğini duyabiliyor ama kendisini görüp göremediklerinden emin olamıyordu. Acaba bu kişi, kim olsa beğenirdiniz?

Çıkmaz çıkmaz demeyin, şansınızı deneyin, Cadı Avı Piyangosu!
Rolled 1d14 : 8, total 8



AV II
Davetlilerden bir tanesi çıkışı kaplayan kalabalığı aşmaktan ümidi kesmiş bir şekilde üst kata yönlendirdi adımlarını. Merdivenleri çıktığında karşısında bulduğu asma balkonun zemini alevlerle sarılmıştı. Yanan perdeler rüzgarla birlikte savrulmakta ve bu asma balkondan geçişi bir hayli zorlu kılmaktaydı. Arkasından gelen cadı avcıları ise silahlarına davranmış, ellerinde halatlar, hançerler ve germeli yaylarla saldırmak üzere yerlerini almışlardı. Acaba bu talihsiz büyücü/cadı kim olsa gerekti?

Çıkmaz çıkmaz demeyin, şansınızı deneyin, Cadı Avı Piyangosu!
Rolled 1d14 : 14, total 14



AV III
Gecenin son talihlisi ise çıkış yolu olarak pencereyi tercih etmiş bir davetliydi. Sağda solda muhtelif masalar ve sandalyelere eşlik eden, birkaç cadı avcısı dikilmişti karşısına. Karanlıkta birbirlerini güçlükle görmekle beraber, üst katı kavuran yangını hisseden tabloların dehşetle dolu çığlıkları ve en güvende gördükleri tabloya doğru kaçışmaları sessizliği yırtıyor ve adımların duyulmasını güç kılıyordu. Acaba pencereyle arasına cadı avcıları girmiş olan bu talihsiz şahıs kim olacaktı?

Çıkmaz çıkmaz demeyin, şansınızı deneyin, Cadı Avı Piyangosu!
Rolled 1d14 : 12, total 12



Not:
1- Her üç metin için zarla belirlenen kişilerin, düştükleri durumdan nasıl kurtulmaya çalışacaklarına dair bir RP yazmaları ve bu RP’yi güncel tarihle 21.11.2021 günü, saat 23:59’a kadar göndermiş olmaları gerekmektedir.

2- Yazacağınız RP’lerde ne yaptığınızı değil, ne yapmaya çalışacağınızı yazarak düello zarı atmanız, çabalarınızın başarılı olup olmayacağını daha sonradan yazılacak olan GM metnine bırakmanız gerekmektedir.

3- Seçilen kişiler bu tarihe kadar RP'lerini atmadıkları takdirde cadı avcılarının hedefi olacak ve karakterleri bu cadı avcıları tarafından itinayla ÖLDÜRÜLECEKTİR! Zarlarınızın başarısız veya başarılı olması durumunda kaçıp kaçamadığınız veya başınıza nelerin geldiği de yine GM metninde belirtilecektir.

4- Piyangomuzun üç talihlisi dışında tüm davetliler, balodan kaçmış kabul edilecektir.

5- Mekanda bulunan tüm davetlilerin büyü yapması yahut cisimlenmesi, kestiremediğiniz bir sebepten ötürü engellenmiş durumdadır.

6- Başarılar!


97
Seçmen Şapka/Heykeller - Öğrenci Karakter Başvuruları / Ynt: Aethelwulf Ares Caldecott
« : 12 Kasım, 2021 16:22:57 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ah, ne kadar da Angloakson bir isim küçük beyefendi! Yoksa Nothingam'ın içinden misiniz? Belki de Ares'ten sebep anne tarafınız Helenistiktir. Zeus'un tapınağını geçince, Atina manavının hemen iki sokak ilerisinde mi oturuyordunuz? Wessex Krallarının isimlerinden gelen ve soylu bir kurt anlamı taşıyan güçlü bir isim ile devamında da savaş tanrısının ismi... Daha ne kadar iddialı olabilirdi adınız acaba?

Politika ile uğraşan büyümüş de küçülmüş, çapkın bir delikanlı demek. Sizde Britanya Büyücedünyası'nın Churchill'i olabilme potansiyeli görüyorum genç adam. Ama dikkat edin, romantizm aklınızı başınızdan almasın.

Soylu kurt isminize layık olması için size şapkamdan heybetli bir gri kurt çıkartıp hediye etmek isterim. Hem de kuzeyin krallarına yaraşır bir Gri Kurt! Lütfen bu hediyemi kabul edin genç efendi... Abra kadabra!

[spoiler]
[/spoiler]

Hay aksi! Ne yazık ki bütçemiz düşük olduğundan Gri Kurdu canlandıracak efektleri beceremedik... Artık bununla idare edeceksiniz genç efendi!

Kont Sati Von Richmond! Kukla- Kurtların Efendisi... Düşük bütçeli yapımların aranan hokkabazı! Evinizin prodüktörü...

98
Godric's Hollow / Cadı Çekici - Sorgu Mahalli
« : 09 Kasım, 2021 01:52:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Magnus Pearson’un müstakil evi, meraklı gözlerden uzak tutulması ama aynı zamanda dışardan merak edilmemesi maksadıyla görünmez şeritlerle çevrelenmişti. Öyle ki bahçe kapısından eve uğramaya çalışan bir büyücü, ayağının görünmez şeritlere takılması sebebiyle tökezlemiş ve kendisini yüzü koyun yere kapaklanmış halde bulmuştu. Postasını getirmeye niyetlenen bir baykuş ise şeritlerden bir tanesine yakalanmış ve Seherbazların hummalı çalışması sayesinde güçlükle kurtarılabilmiş, kasaba sakinlerinin destek alkışlarıyla beraber özgürlüğüne kavuşturulmuştu. Nihayetinde görünmez şeritlerin birer sorun teşkil ettiği kanaatine varan Seherbaz Büro, iki güvenlik zabitini süpürgeleriyle beraber evin önüne dikmiş, kendilerini gelen geçen büyücü ve cadıları uyarmak üzere görevlendirmişti. Ancak bu iki zabit, ne yazık ki dönüt yemekten dikkatlerini işlerine yeterince verememişler, birkaç gelecek postası muhabirinin güvenlik şeritlerini Revelio büyüsü yardımıyla ortaya çıkarıp, cinayet mahallinden şipşak fotoğraf çekmelerine engel olamamışlardı.

Nathanial, Edward ve Cwenhild’in kasabaya varmaları da tam bu esnada gerçekleşmişti. Üç kafadarın önce Magnus Pearson’un evini bulmaları gerekecekti. Bunun için etrafta kısa bir soruşturma yapmaları yahut izleri takip etmeleri yeterli miydi?

Ardından ise görünmez şeritlere takılmadan uçan at arabalarını eve yaklaştırabilmeleri gerekiyordu. Nitekim güvenlik zabitleri daha fazla dönüt almak için fırının yolunu tutmuşlardı ve kendilerini uyaracak kimse yoktu. Ayrıca arabayı süren testraller bugün, pek bir huysuz uçuyordu. Acaba görünmez şeritler bu arabaya bir sorun yaratacak mıydı?

Seherbazlarımız Godric’s Hallow’daki Magnus Pearson’un evine vardıklarında yalnızca iki stajyer ve bir adet ev cini onları karşılayacaktı. Stajyerler, seherbazların incelemesi için son hazırlıkları gerçekleştirmiş ve evin tamamını incelemeye hazır hale getirmişlerdi.

Evin içerisine girdiğinizde üzerinize yoğun bir yanık et kokusu hücum ediyor, kana boyanmış duvarlar ilk başta eksik bırakılmış bir badana sanılsa da kısa sürede kimliğini ele veriyordu. Maktul ise salonda, bir sandalyede ayak bileklerinden ve kollarından ince tellerle sandalyeye bağlanmıştı. Vücudundaki muhtelif yara berelerden çok ağır bir işkenceden geçirildiğini söyleyebilmek mümkündü. Duvarlardaki izler ve lekeler, duvarlara bile işkence yapıldığına dair bir izlenim oluşturuyordu. Adamın çalışma ve yatak odası ise allak bullaktı. Sanki bir fırtına kuşunun gazabına uğramış gibi etrafa saçılmış çeşit çeşit evrak, fotoğraflar ve şiddete maruz bırakılmış ahşap mobilyalar, kilitli çekmeceler.

Tüm bunların yanında, evin kapısından içeriye adımınızı attığınız anda garip bir hissiyata kapılmaya başlıyordunuz. Kötümser bir his bu; sizi rahatsız eden, midenizde karıncalanmaya yol açan, ruhunuzu sömüren ve kapıdan içeriye girdiğiniz gibi sizi avucuna almış olan karanlık bir his. Halsizlik kaplıyordu bedeninizi ve karamsarlık sarıyordu ruhunuzu. Bu evde her ne halt karıştırılmışsa, hayırdan çok şer taşıdığı muhakkaktı.

Cinayet mahallinde incelenecek çok şey vardı. Seherbazlar tüm bu soruşturmayı beraber yürütmeye kalkabilirlerdi. Ama bu durumda tüm soruşturma uzun sürecek ve sonradan yaptıkları işlere kendilerini yeterince veremeyeceklerdi. Ya da her birisi belli başlı işleri üzerine alarak, görev paylaşımıyla soruşturmayı yürütebilirlerdi. En nihayetinde seçim de, karar da onlardaydı.

Öncelikle ev cininin sorgulanması gerekiyordu. Kendisi, Gobble adında ürkek ama geveze bir mahlukattı. Konuşmamakta pek bir ısrar ediyor, utandığını ve korktuğunu sıkça beyan ediyor ama bir kez dökülmeye başladığında susmak nedir bilmiyor, ağzına geleni bir güzel söylüyordu. Öyle ki, kendisini susturabilene aşk olsundu.

Magnus Pearson’un cesedi ve işkence gördüğü salon da kesinlikle incelenmesi gereken yerlerden birisi olarak dikkat çekiyordu. Adamın vücuduna saplandığı bariz ne idüğü belirsiz iğne ve kesici aletlerin yan ısıra, derisine kazılan kimi işaretler ve duvarlardaki derin sıyrıklar da burada ne uğursuz işlerin döndüğü konusunda fikir vermekten bir hayli uzaktı. Her ne olursa olsun bu salonda durabilmek ve bu cesedi inceleyebilmek için sağlam bir mideye ihtiyacınız vardı.

Yine Magnus Pearson’un çalışma ve yatak odası... Tam bir curcunanın ortasında kalmış bu odalarda, gazetecinin daha önceden tuttuğu notları, detaylı çalışmalarını ve kısa vadede yapacağı haberlerin planlarını görmek mümkündü. Henüz haber olma olgunluğuna erişememiş olduğu pek muhtemel kimi skandal olayların da havadisini, yere saçılmış fotoğraflar ve notlardan alabilmek olasıydı. Anlaşılan o ki, Magnus Pearson'un heybesinde daha ne bomba haberler gizleniyordu.



Notlar:
1- Cinayet mahalinde yapmaya kalkıştığınız asıl iş için yalnızca bir tane düello zarı atınız.

2- NPC’lere destek olduğunuz işlerde veya zara bağlı olmasını istediğiniz diğer meselelerde normal zar atmanız kafidir.

3- Cinayet mahaline varmadan önceki problem ve meseleleri anlatısal olarak çözebilir yahut NPC’lere bıraktığınızı belirtebilirsiniz.

4- NPC’leri kontrol edebilir veya tamamen GM kontrolüne bırakabilirsiniz.

5- Cinayet mahalinde her seherbazın bir işi devralması gibi tüm işleri beraber yapmaya kalkışmanız da mümkündür.

6- Tüm işleri beraber yapmaya niyetlenmeniz halinde işlerin yalnızca yalnızca bir tanesinde ekibin liderliğini üstleniniz ve o işi yapabilmek için Düello Zarı atınız. Diğer işlerin her birisi için başka bir NPC’ye liderlik veriniz ve yalnızca destek amaçlı normal zar atınız.

7- Tüm işleri beraber yapmaya niyetlenmeniz halinde, ikinci ve üçüncü işlerin zorluk değeri artacaktır
.

99
Seçmen Şapka/Heykeller - Öğrenci Karakter Başvuruları / Ynt: Iris Ashworth
« : 05 Kasım, 2021 02:35:08 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Hmm.. Yardımsever bir çift ebeveyn. Şartlandırılmış gibi yetiştirilmiş bir genç hanım... Dikkat edin, sokaklarda sizin gibilere göz açtırmayan seherbazlarımız var; siz yardım faaliyetlerinizi gerçekleştirirken, gösteri hakkınızı engellemek isteyebilecek.

Size sokaklarda başınızı beladan kurtaracak birkaç numara öğretmeme izin verin efendim. Hokus pokus!


İşte böyle ciuv ciuv ışık saçarak başınıza bela olacak seherbaz kolluk güçlerinden kaçınabilirsiniz. Bilirsiniz ki, gösteri ve protesto hakkı engellenemez!

Kont Sati Von Richmond! Uslanmaz hayırsever sihirbaz... Büyüleri ise hakkını arayanın yanında! Bir asa hareketiyle dünyada açlığı bitirebilecek hokkabaz!

100
Seçmen Şapka/Heykeller - Öğrenci Karakter Başvuruları / Ynt: Apollon Silvermoon
« : 05 Kasım, 2021 02:16:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Selamlar genç delikanlı. Okula olan ilgin gerçekten takdir edilesi. Ama bunun yerine usta bir büyücünün yanında mesleğin ustalıklarını kavramak istemez miydin? Benim çıraklarım, Hogwarts'tan mezun büyücüleri şapkadan tavşan diye çıkarır. Bunu da belirtmek isterim.

Bak sana Hogwarts'ta öğretilmeyecek bir numara yapmamı ister misin? Alakazam!


Nasıl? Şok oldun değil mi? O asa ile gezen nerdlerden daha iyi olduğum kesin!

Kont Sati Von Richmond! Sihirli parmakların madrabazı... Hogwarts'ın kıskandığı sihirbaz. Asaların Efendisi!


101
Seçmen Şapka/Heykeller - Öğrenci Karakter Başvuruları / Ynt: William N. Harker
« : 05 Kasım, 2021 02:00:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Küçük efendi, küçük efendi... Görüyorum... Gelecekten bir görüntü görüyorum. Şekerler görüyorum. Çay içen bir beyefendi görüyorum. Ve, ve bir kuş sesi ciyaklıyor etrafta.

Siz de görüyor musunuz küçük efendi. Kehanet küremdeki görüntüyü görebiliyor musunuz? Çekinmeyin bakın. Dikkat edin, sihrin kendisidir bu. Ucuz bir numara değil.



Aman tanrım neler görüyorum... Kendinize dikkat edin genç efendi. Geleceğiniz çok... GAK!

Kont Sati Von Richmond! Kuşların efendisi. Kehanetleri ve geleceği avucunun içi gibi bilen kişi hokkabaz!

102
Seçmen Şapka/Heykeller - Öğrenci Karakter Başvuruları / Ynt: Mirina Blackbird
« : 05 Kasım, 2021 01:41:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ah, ne kadar da mükemmel bir başvuru örneği! Yoksa sizi canlandıran kişi, über muhteşem kurgu yazarı, muazzam GM, oyunların efendisi, o malum şahıs mıdır?

İzin verin şahaneniz karşısında naçizane sihirli numaralarımdan birisini yapayım...


Sizin büyülü karakteriniz karşısında bu numara nedir ki matmazel! Karakteriniz tabi ki onaylandı. Aksi düşünülebilir miydi acaba?

Kont Sati Von Richmond! Yağcıların efendisi... Bot yalamada, iltifat sıkmada ve yancılık yapmada dünya markası. Kendi başvurusunu kendi onaylayan cefakar sihirbaz.

103
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / Cadı Çekici
« : 19 Ekim, 2021 18:39:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

Egnast Twinkle - Baş Seherbaz

“Lanet olsun! Oğlumun Quidditch maçını yine kaçırdım.”

Nahoş meselelerin soruşturma konusu olacağı o tatsız günlerin havadisiydi bu hayıflanma. Baş Seherbaz’ın, yanında sekreteri olduğu halde asabi tavırlarla büroya girişinden belliydi nitekim ne gibi bir üslup takınacağı.

Her zaman giyindiği o şık takımı normalde olduğundan daha da bol duruyordu şimdi üzerinde. Paltosunun etekleri, sürtündüğü yerin tozunu dumanını birbirine katarken bir eliyle de grotesk boyutlardaki silindir şapkasını düzeltmeyi ihmal etmemişti. Özenle kesilmiş bir gazete kupürünü seherbazlara doğru umarsızca fırlatıverdiği esnada bağırıp çağırmaya başlamıştı çoktan. “Sizi beş para etmez, ahmak sürüsü! Gazete okumadan mı geliyorsunuz işe? Yoksa sizin yerinize birer şipşakçı mı almalıyım büroya!?”

Gazete kupürü, üzerinde büyük harflerle yazan haberle beraber sihirli bir şekilde süzülmeye başlamış, bürodaki seherbazların önünden, her birisine yalnızca başlığı okuyacağı kadar zaman tanıyarak birer birer geçtikten sonra da ilk bulduğu masaya usulca konmuştu. Aralarından birkaçı haberi okumak üzere kağıt parçasına yaklaşmaya başlamıştı şimdi. Haberin başlığında devasa puntolarla, “Carmilla Sanguina’nın Gizemi” yazıyordu. Devamı ise şu şekildeydi.

“Carmilla Sanguina...

Bir zamanlar muggle dünyasında Elizabeth Bathory olarak da bilinen bu vampir-büyücü alaşımı canavarı belki tanımayanlarınız vardır. O halde ben size söyliyeyim kim olduğunu...

İki yüz yaşlarında bir vampir, kurbanlarının kanlarıyla yıkanan bir büyücü... Denir ki gençliğini bu kanlara borçluymuş. Denir ki, kanla icra ettiği ritüeller için ağıllar kurmuş, içinde mugglelar ve kimi haz etmediği büyücülerden.

Ve ritüeller elbette...

İnsanın en derin arzularına, korkularına hükmeden, bir veba salgını gibi köyleri, canlı cansız tüm varlıkları bozan, yozlaştıran, kudurtan ritüeller.

Faal zamanlarında katlettiği mugglelar ile Londra Köprüsünü inşa edebilirdiniz. Sebep olduğu acılardan döktürdüğü gözyaşları ile Kew Botanik Bahçesindeki tüm bitkilerin bir yıllık su ihtiyacını giderebilirdiniz.

Peşinde bir grup fanatikle 1700’lerin sonlarına kadar dehşet saçmayı sürdüren bu sistematik cani hakkında pek sevgili büyücedünyanın baş sorumluları ne yaptılar peki biliyor musunuz, sayın okuyucularım?

Hiçbir şey yapmadılar... Evet, hiçbir şey!

Bütün bu meselelerin üstünü örtmek için getirdikleri o absürt gizlilik yasası hariç tabi, hiçbir şey!

Birkaç tane mühürle durdurabileceklerini sandılar, tüm rünlerin hakimini. Kayıplara karışan izler, bir anda kesilen saldırılar. Sonrası ise... Sonrası yok. O güne dair kayıtları tek tek incelemiş birisi olarak söylüyorum size okurlarım, bu zalim büyücünün yok edildiğine dair bir tane bile kanıt bulunamadı şu ana kadar. Tüm büyücedünyanın adını lekelemiş, bizi şeytanlarla iş tutan ucubeler gibi göstermiş o caninin hesabı kesildi mi?

Sizce ne oldu akıbeti?

Mugglelara bir özür borçluyuz. Bu gerçekle yüzleşmeliyiz pek sayın okurlarım. Onlar, bize çektirdikleriyle yüzleşir ve hesaplaşırken; biz, hiçbir şey olmamış gibi saklanamayız! Saklanmamalıyız!

Uyanın, ey büyücedünya sakinleri!

Sizlere ithaf ettikleri tüm o şeytani sıfatları hak etmiyormuşsunuz gibi uyanın bu gaflet uykusundan.

...ve doğru olanı yapın, bütün bu yok saymalara rağmen!”


(Bu haberi yalnızca Seherbaz Büro üyeleri ve 'Gelecek Postası - 28 Temmuz 1865' eşyasına sahip olan karakterler bilebilir)

Seherbazların haberi okumasını sabırla bekleyen Egnast ise, gergin bir volta atmaya başlamıştı büronun içerisinde. Sekreterinin, hareketli bir cismi izleyen şaşkın bir kedinin gözlerini andırır bakışları arasında, sabırsızlanıp söze girdi nihayet. “Magnus Pearson, 32 yaşında... Gelecek Postası muhabiri! İçinizden bazıları onu Carmilla Sanguina’ya dair yaptığı şu haberle tanıyor olabilir. Evinde vahşice öldürülmüş bir halde bulunmuş. Ev Cininden gelen bir baykuşla haberimiz oldu, buna inanabiliyor musunuz? Evinde öldürülen bir büyücü ve bunu ihbar eden bir ev cini. Ne kadar da işe yaramaz mahlukatlar şunlar. Bir cin cüceden sonra en işe yaramaz yaratıklar, şu ev cinleri olabilir.” Dediği lafların, yarı cin cüce olmasından kaynaklı kısa boylu tabiatıyla gözden kaçmaz bir ironi oluşturduğu su götürmezdi.

Aniden volta atmaya bir son verip seherbazlara çevirdiğinde keskin bakışlarını, kuşkusuz boyunu aşan bir öfkenin alevleri yayılmaktaydı gözlerinden. “Pek çoğunuz, daha yeni taşradan atandı buraya. Burası Londra beyler, bayanlar! Köyde muggleların mücevheratlarını çalan burnukları kovalama devri buraya kadardı! Burada burnunuzu çevirdiğiniz her bir noktada kafayı yemiş bir büyücünün muggle dünyasına tacizlerini, kontrolden çıkan vampirlerin kazık saplamanız gereken organlarını ve burnunu olmadık yerlere sokan kimi büyüsüzleri nasıl çizgide tutmanız gerektiğini öğreneceksiniz! Bu meseleyi aydınlatmak üzere üçünüzün derhal cinayet mahalline intikal etmesini istiyorum! Cesedi iyice bir inceleyin, ev cinini yumuşakça(!) sorgulayın ve evi didik didik edin! Bakalım, şu meşhur cadı çekicinin işi olabilir mi bu cinayet?”

“Cadı Çekici” demesiyle seherbazların birkaçının gözbebekleri büyümüş, yüzlerine karamsar bir gölge çökmüştü. Bay Twinkle’ın, son dönemde belirli metotlarla sorgulanarak öldürülen büyücü ve cadıların cinayetlerine sebebiyet verdiğine inanılan, Cadı Çekici namıyla bilinen muhtemel bir seri katili işaret ettiği besbelliydi.

104
Yetişkin Karakter Başvuruları / Ynt: Seth Carter
« : 04 Ekim, 2021 02:43:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İki kişi birbirini sever de kavuşurlarsa meşk olur. Birisi kovalar, öbürü kaçarsa aşk olur. İkisi de sever, ancak birleşemezlerse, işte o zaman efsane olur...

Sihirli bir numaraya ne dersin peki? Ah, ihtiyacın yok ya aslında... Aşk, en büyük sihirdir evlat. Bak şimdi kulağının arkasından ne çıkaracağım. Hop! Abrakadabra! Kırmızı bir gül... Bu gülü, bir sihir gibi kullanman ve sevdiceğine bağışlaman dileğiyle genç adam...


Kont Sati Von Richmond! Sevenleri kavuşturan illüzyon ustası! Sevgi ve sihir kelebeği! Yuvanızı yapan kişi hokkabaz!

105
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 03 Ekim, 2021 03:05:18 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Dükkanımıza hoş geldiniz beyfen- hanımefen... Eh, bireyfendi... Demek animagus istiyorsunuz! O halde  size sihirli bir numara yapmama ne dersiniz? Bakınız önümdeki şapkanın içi son derece boş. Bakalım sizin bahtınıza hangi animagus düşecekmiş? Hokus pokus!


Ah, tavşan çıktı. Tavşan animagisi olmak istemez miydiniz? Ama gördüğüm kadarıyla cepleriniz bomboş. Başka bir hokus pokusla cebinizden 25 Güç Puanı çıkartmadığımız takdirde, bu özel güce kavuşmanız mümkün gözükmüyor. Evet... Gösterimiz buraya kadardı.

Ben, Kont Sati Von Richmond! Sihirbazlar Kralı! Büyünün Efendisi! Sihirle kalınız efendim.

Sayfa: 1 ... 5 6 [7] 8