17 Nisan, 2026 08:52:50 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Victoria Sanchez

Sayfa: 1 2 [3]
31
Çin İmparatorluğu / Anıların Eziyeti
« : 12 Haziran, 2022 23:58:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Sally söylediğinin kardeşini şok etmesine kendisini hazırlamıştı. Etrafta onlarca cadı avcısı varken kendisinin büyücü ailesine mensup olduğunu bilmenin nasıl bir etki yaratacağı tahmin edebiliyordu. Bir an şaşkınlıktan dilinin tutulduğunu sandı. Ancak kardeşinin yüzüne baktığında durumun bu olmadığını fark etti. Gayet sakin, buna karşın düşünceli duruyordu. Acaba duyduklarını anlayamamış mıydı?
"Kardeşim, dediğimi duydun mu?"
Şaşkınlıktan ağzı açılsa, bir ton soru sorsa bir şekilde baş edebilirdi. Ne de olsa her şeyi anlattığı takdirde kardeşi durumu kavrayabilir, daha dikkatli olabilirdi fakat sessiz kalmasıyla baş edemiyordu. Dilini mi yutmuştu da bu denli suskundu?
Victoria her şeyi yavaş yavaş anlamaya başlamıştı. Gizemli kaza, annesinin ani ölümü, hafıza kaybı... Annesi vefat ettikten sonra çıkan onlarca problemin sebebi büyü olmalıydı. Ablasının amcalarına zaman zaman büyük iltimaslar geçmesinin de nedeni bu olmalıydı. Aklına anılar doluşmaya başlıyordu. Bir ateşi anımsar gibi oldu fakat birden görüntü kesildi. Victoria ne olduğunu anlamadan ablasına baktı. Yüzündeki endişeyi görünce bir süredir dalgın olduğunu fark etti.
"Özür dilerim abla, devam et lütfen."
Sally kardeşinin halinden memnun değildi. Belki de anlatması için henüz erkendi. Biraz daha dinlenip gücünü topladıktan sonra anlatmalıydı. Günlerdir midesine bir lokma yemek girmemişti üstelik.
"Kardeşim önce karnımızı doyuralım. Sonra anlatacağım."
Victoria itiraz etmeye niyetlense de ablasının kararlı tutumunu kıramadı. Üstüne yalnızca bir fincan su içtiği için gözleri bulanık görmeye başlayınca istemese de ablasının önerisini kabul etmek zorunda kaldı. Sally kardeşinin yüzünün düştüğünü görünce yanağını öptü.
"Endişelenme, karnını doyurduktan sonra anlatacağım. Sağlığına dikkat etmelisin. Diğer her şey sonra halledilebilir."
"Tamam abla."
Ablası yataktan kalkıp kapıdaki hizmetkarlara yemek getirmelerini söylerken Victoria yine düşüncelere dalmıştı. Gördüğü ateş aklına geldi. Ateşin önüne gelen her şeyi yuttuğunu hatırlıyordu. İnsanların çığlıklarını, yoğun et kokusunu, boğucu dumanı anımsar gibiydi. Nerede olduğunu bilmiyordu fakat tanıdık geliyordu. İçindeki dehşet dolu his unutulmazdı. Nasıl olmuştu da böyle bir trajedeyi unutmuştu? Büyü bu kadar kuvvetli bir şey miydi? Eğer öyleyse tüm bu yıkıma neden olan büyücü kimdi ve onunla ne ilgisi vardı? Bunların cevaplarını bir türlü bulamıyordu. Daha da acısı bulmaktan korkuyordu. Ya bunların müsebbibi bir büyücü değilde de oysa?
Kalbinde bir acı hissedince iki büklüm oldu. Nefesi kesilmeye başlamıştı. Annesinin katili o muydu? Belki de her şey onun suçuydu. Her şeyin sorumlusu oysa kalbindeki acının nedeni neydi? Kendi yaptıklarıyla bile baş edemiyor muydu? Victoria gözleri kapanıp karanlığa gömülmeden önce fısıldadı.
"Hala çok zayıfım."

32
Çin İmparatorluğu / Sır
« : 11 Haziran, 2022 00:16:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Küçük kız gözlerini açtığında bir an nerede olduğunu anlayamadı. Anılar aleminden çıkmıştı ancak kafası hala bulanıktı. Bazı şeyleri hatırlamış olsa da ne herkesin dilinden düşürmediği kazayı ne de o gün annesinin gözyaşı dökmesine neden olan olayı hatırlamıyordu. Annesini öyle çaresiz görmek kalbini acıtmıştı. Onun hiçbir zaman yere düşmeyeceğini sanarak büyümüştü ancak gerçekle yüzleşince nefesi kesilmişti. Bunca yıl ona güç verdiğini sanıyordu fakat aksine ayağına bağ olduğunu anladı. Bu farkındalık onu öyle derinden üzüyordu ki hemen yanı başında ona endişeli gözlerle bakan ablasını göremiyordu. Bu yüzden ablası ona seslenince irkildi.
"İyi misin kardeşim?"
Kafasını çevirip ablasının yüzüne bakınca annesi öldüğünden beri görmediği bir şeyle karşılaştı. Ablasının gözleri şişmiş ve kızarmıştı. Gözaltları uykusuzluktan morarmaya başlamış, dudaklarının rengi çekilmişti. Her daim örnek bir leydi olan ablası saçlarını bile doğru düzgün toplayamamış, kırışmış elbisesini bile düzeltmemişti. O anda fark etti ki annesine nasıl yük olduysa ablasına da aynı şekilde yük oluyordu. Onların kendisine karşı olan derin sevgi ve alakası onları zayıf kılıyordu. Victoria ne kadar zayıf, acınası bir halde olduğu fark edince ne yapacağını bilemedi.

Yatakta ablasının da yardımıyla doğruldu. Tüm vücudu uyuşmuş gibiydi. Her gün etrafta koşan, ağaçlara tırmanan haylaz bir çocukken şimdi yatakta doğrulmak bile eziyet gibiydi. Ablası ona gülümseyip başını okşayınca kendisini her zamankinden daha küçük hissetti. Bir Sanchez olarak savaşmayı öğrenmeliydi. Öğrenmeliydi ki annesi gibi ablasını da kaybetmesin.
"Boğazın kurumuştur. Su getirmelerini söyleyeceğim."
Ablasının arkasından bakan küçük kız zayıf bir şekilde gülümsedi. Her daim ablasının arkasına saklanmış, her türlü sıkıntısında ona koşmuştu. Ablası ise onu bir kez olsun geri çevirmemiş, elinden geleni ardına koymamıştı. Şimdi sıra ondaydı. Soyadına yakışır bir şekilde davranma vakti gelmişti. Bir Sanchez'e kimse emir veremez, zorlayamazdı. Kim olursa olsun buna müsaade etmeyecekti.
Ablası hizmetkardan aldığı tepsiyi kardeşinin yatağının yanındaki küçük sehpaya koyup fincanı ona uzattı. Victoria elini uzatsa da o kadar titriyordu ki fincanı tutamayacağı aşikardı. Bunun gören ablası suyu ona kendi elleriyle içirdi. Victoria'nın aklındaki bulutlar dağılmaya başlamıştı. Küçükken de Victoria her hasta olduğunda, ki bu normalden çok olurdu, ablası başında sabahlar, annesinin onu uzaklaştırma çabaları hep başarısızlıkla sonuçlanırdı. Bunu hatırlayınca hafifçe gülümsedi. Ablası da bunu fark etmişti.
"Ne oldu küçük kardeşim?"
"Hasta olduğumda da hep sen beni kendi ellerinle beslerdin. Onu hatırladım."
Sally duyduklarına inanamamıştı. Victoria geçmişini hatırlıyor muydu? Kocaman açılmış gözleri endişe ve umut doluydu. Eğer Victoria geçmişini hatırlıyorsa her şey daha da zorlaşacaktı fakat hatırlamıyorsa da söylenen her şey onun kafasını karıştıracaktı. Sonradan bunlar hakkında endişelenmenin yersiz olduğuna karar verdi. Ne de olsa buradan gitmesi için her şeyi anlatması gerekecekti.
"Neyi hatırlıyorsun?"
Victoria ablasının sesindeki gerginliği fark etmişti. Merak etmeye başladı. Savaşçı annesinin yenilmez kızını bu kadar geren, onu bu denli ikileme sokan ne olabilirdi? Neyi hatırlamaması gerekiyordu?
"Bazı şeyleri abla. Bana hastayken baktığını, babamın bizi bir kadın için bıraktığını ve annemin yıkıldığını."
"Babamızı hatırlıyor musun?"
Sally'nin sesi dehşet doluydu. Ona "baba" derken bile nefreti açıkça belli oluyordu. Yaptığı affedilmez bir şeydi, bu yüzden Victoria ablasının öfkesini anlayabiliyordu. Başını aşağı yukarı salladı.
"Her şeyi değil ama. Sadece ufak tefek anılar."
Sally başını anladım anlamında salladı. O rezil adamı hatırlıyor olması iyi bir şeydi. Her ne kadar onun annesine olan ihaneti küçük Victoria'yı yaralayacak olsa da ileride bir gün karşılaşırlarsa ne yapması gerektiğini biliyor olacaktı. Victoria'nın karakteri de göze alınırsa hiçbir şekilde o adamı affetmeyecekti. Sonrasında kardeşinin dediği bir şey dikkatini çekti.
"Annem o adamın gidişine üzülmedi bile. Ne yıkılmasından bahsediyorsun?"
Victoria, ablasının kafasının karışmasını anlayışla karşılamıştı. Ne de olsa orada yalnızca annesi ve Victoria vardı. Başını bile eğmeyen bir kadının yıkılması olasılık dahilinde bile değildi ancak özverili bir anne olarak kızlarının başına gelecek herhangi bir belaya mani olamazsa, üstüne çocuklarından biri zarar görürse bu onun yıkılması için yeterliydi. Fakat Victoria, ablasına bunu nasıl anlatacağını bilemiyordu. Sonuçta sonrasında ne olduğunu hatırlamıyordu. Belki de hiçbir şey olmamıştı. Belki de hepsi onun aklındaydı. Gerçek bile olmayabilirdi, böyle bir durumda olayı açıklamanın bir manası yoktu.
Victoria yalnızca susmayı tercih etti. Ablası da onun kararlı yüzünü görünce üstelememeye karar verdi. Nasıl olsa konuşmaları gereken daha önemli mevzular vardı. Ayrıca emindi ki kardeşi zamanı gelince ona her şeyi anlatacaktı. Her zaman olduğu gibi...
Şimdi ise daha önemli bir konuyu konuşmak için kendisini hazırlamalıydı. Sally kardeşinin yatağına oturup kardeşinin hala güçsüz ve soğuk eline uzandı. Victoria, ablasının yüzünden ciddi bir şey konuşacaklarını anlamıştı. Kendisini her şeye hazırlamalıydı.
"Kardeşim, sana uzun zaman önce söylemem gereken bir şey var."
Victoria, ablasının lafını böldü.
"Bunun benim kayıp hatıralarımla bir bağlantısı var mı?"
Sally acı bir şekilde gülümsedi. Kardeşi her zamanki gibi olayı anlatmadan çözmüştü. Böyle tatlı, akıllı bir kardeşi uzaklara göndermek zorunda kalmak canını yakıyordu. Bunu zorunlu kılan herkesten intikam almalıydı. Fakat şimdi anlatması gerekenlere odaklanmaya çalıştı.
"Evet,Victoria. Bu annemizle, kazayla ve senin hafıza kaybınla ilgili. "
Sally konuyu uzatmanın bir katkısı olacağından şüpheliydi. Kardeşi de gerçekleri duymayı herkesten çok hak ediyordu. Birden söylemeli, olayı buracıkta bitirmeliydi. Bunca yıllık sır, onca kayıp ve acıya sebep olan sırrı bilmek Sanchez ailesinin kızının hakkıydı. Derin bir nefes aldı.
"Victoria, biz büyücüyüz."

33
Çin İmparatorluğu / Karar
« : 10 Haziran, 2022 00:42:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Victoria yatağında baygın bir şekilde yatarken ablası yanında diz çökmüş, kardeşinin elini tutmuş bir şeyler fısıldıyordu. Küçük kız kıpırdanmaya başladığına ablası gözlerini kocaman açıp ayağa kalktı.

"Victoria?"diye seslendi.

Bir ses gelmemişti ancak parmakları oynamıştı. Sally derin bir nefes alıp gözyaşlarına boğuldu. Hizmetkarlara seslendi.

"Hekim... Hekimi çağırın!"

Efendilerinin emriyle koşarak hekimi çağırmaya gittiler. Sally kardeşinin yanına geldi, diz çöktü. Öncd kardeşinin elini öptü. Küçük, yumuşak elleri buz kesmişti. Ardından yaklaşıp alnını öptü. Yavaş yavaş rengi sarıdan kırmızıya dönüyordu. Yakında kendine geleceğini umuyordu Sally. Tek ailesini kaybetmeye dayanamazdı. Bu ailede kalmasının tek nedenini kaybederse bedelini herkese ödetirdi.

Kardeşi normal bir hayat sürsün diye çok fazla karanlığa bulanmış, pek çok cana kıymıştı. Uyanması için de bittabi canlara kıyabilirdi. Sırrını açığa çıkarmak pahasına da olsa kardeşini uyandırırdı.
Annesinin ona vasiyetini aklından bir an olsun çıkartmamış, o vahim kazanın tekrarlanmaması için elinden geleni ardına koymamıştı. Zira bir Sanchez olmak bunu gerektirirdi. Kanlı bir savaşa girmek pahasına ailesini koruması gerekiyordu. Bir abla ve bir Sanchez olarak görevi buydu.

Onu hiç kimsenin merhametine bırakmayacaktı. Ne amcaları ne de bir başkası onları yönetemeyecekti. İmparator bile olsa ailesini korumak için karşısına almaya hazırdı. Herkesten sakladıkları güçlerini açığa çıkartmasının vakti gelmişti. Kardeşini bu hale sokanların yatacak yeri olmayacaktı. Onu korumak için her şeyi yapardı. Her şeyi...

 Eğer kendi gücünü bulması gerekiyorsa ona tüm gerçekleri açıklar, yapması gerekeni yapardı. Onu kendi başına eğitemeyecekse eğitebilecek birini bulurdu. Bunun için dünyanın öbür ucuna gitmesi gerekiyorsa giderlerdi.

Sally kardeşinin solgun yüzüne bakarken geleceklerini görebiliyordu. Çin'de onlara rahat vermeyeceklerdi. Aileleri ne kadar soylu ve köklü olursa olsun hepsiyle savaşamazlardı. Böyle bir savaşın kardeşini tehlikeye atacağını bilmese  savaşırdı. Annesinin kızı olarak küçük bir zorluktan korkuyor değildi. Üstelik bu savaşta yalnız değildi. Yıllardır annesinin eğittiği onlarca öğrencisi de bu savaşa gözü kapalı girerdi. Fakat kardeşinin gitmesi gerekiyordu. Kendi ellerindeki kanı ona bulaştıramazdı. Kardeşi çok uzaklara gitmeliydi, döndüğünde ise ona kusursuz bir hayat sunmalıydı.
 Karar verilmişti. Gelen mektubu ilk gördüğünde yapması gerekeni biliyordu. Şimdiki durumda Victoria için daha güvenli bir yol yoktu. Küçük kardeşi uyanıp sağlığına kavuştuğu an yola çıkacaktı. Sally, onun yanına güvendiği iki korumaya verecek ve başına bir fenalık gelmediğine emin olacaktı. Ardından Victoria, her şeyi öğreneceği, güvende olacağı yere gidecekti.

Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'na.

34
Çin İmparatorluğu / Ynt: Geçmiş I
« : 10 Haziran, 2022 00:15:50 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Anılar aklına doluştukça nefesi kesildi bir an fakat toparlanması gerekiyordu. Şu anda onları yarı yolda bırakan birinin arkasında üzülecek durumda değildi. Daha önemli bir mevzu vardı çözülmesi gereken.
"Anne, ablam nerede?" diye tekrarladı sorusunu Victoria.
Kalbi bir güvercinin kanat çırpısı gibi hızla atıyor, midesi kasılmaya başlamıştı. Babasını kaybetmişti, ablasını kaybedemezdi. Annesinin çalıştığı zamanlarda ona annelik etmiş, her derdiyle ilgilenmiş ablasını kaybederse, buna dayanamazdı. O olmazsa yaşamın anlamı kalmazdı. Victoria'nın yüzü bembeyaz kesilmişti. Hayatında hiç bu kadar korktuğunu hatırlamıyordu.
"Güvende."
Annesinin sesi boğuk çıkıyordu.Annesi zoraki gülümsemesini silmiş, kapıya bakıyordu. Gözlerinden anlaşıldığı kadarıyla birinin gelişini bekliyordu. Ablasının o kapıdan gireceğini mi düşünüyordu? Victoria tekrar kalkmaya çalıştığında annesi onu serbest bıraktı. Küçük kızının omzuna gelen saçlarını toplamak için uzanan genç kadının eli Victoria'nın saçlarına ulaşamadan ittirildi. Küçük kız öyle endişeliydi ki annesinin elini ittirdiğini bile fark etmemişti.
Ayağa kalkıp kağıttan yapılmış pencereye yöneldi. Dışarıda her şey sakindi. Görünürde hiçbir canlı yoktu. Her zaman kalabalık olan konakta kimsenin olmaması hayre alamet değildi fakat kalabalık olmasının da Victoria'yı iyi hissettirip hissettirmeyeceği muallaktı.
Victoria'ya göre iki seçenek vardı. Ya güvendelerdi ya da henüz felaket her neyse onları bulmamıştı. Henüz bulamamıştı. ​Victoria arkasını dönüp son kez annesine sordu.
"Ablam nerede?"
Victoria'nın sesi kendisinden beklenmeyecek kadar sert ve kararlıydı. Endişesini gizlemeye gayret ediyordu ki zaten yıkılmanın eşiğindeki annesi daha fazla yara almasın. Ancak planladığı gibi olmamış, annesini korumaya çalışırken incitmişti. Bu da anı ona bir olayı anımsatmıştı ancak düşünecek ne zamanı ne de hevesi vardı.
 Annesi daha fazla dayanamayıp gözyaşlarını boğuldu. Hıçkırıkları Victoria'nın kalbini acıtıyordu ancak annesinin yanına gidip onu teskin edemiyordu. Olduğu yere çakılıp kalmış, hiçbir şey düşünemiyordu. Her daim güçlü gördüğü annesi birden yıkılmıştı. Her türlü zorluğa göğüs germiş, yıllarca türlü sorunlarla mücadele etmiş ancak evlatlarına zarar geleceği korkusuyla perişan olmuştu. Yoksa bu korku değil miydi? Ablasına ne olmuştu da savaşçılığıyla ün salmış annesi bu denli parçalanmıştı?

35
Çin İmparatorluğu / Geçmiş I
« : 07 Haziran, 2022 02:02:44 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Victoria gözlerini açtığında kendisini annesinin dizine yatmış bir halde buldu. Bir an nerede olduğunu anlamakta güçlük çekti. Annesi ona her zamankinden farklı bakıyordu. Şefkat, sevgi dolu gözleri korkuyla doluydu. Victoria'nın saçını okşayan elleri buz kesmiş, titriyordu. Dudaklarını o kadar ısırmıştı ki kanatmıştı. Yaraların kapanmasına izin vermeden tekrar ısırıyordu. Bu sahne küçük kıza tanıdık geldi. Nereden geldiğini bilmediği bu anı onu içten içe yiyordu. Herkesin bahsettiği o kazanın ürünü olan hafıza kaybının ona unutturduğu anılardan biri miydi?
Victoria kalkıp etrafa bakmaya çalışınca annesinin soğuk eli onu engelledi. Küçük kızı tekrar dizine yatırdı. Kanlanmış dudaklarıyla zoraki bir şekilde gülümseyen annesi kızının saçına okşamaya devam etti.
"Anne?" diye seslendi küçük kız.
Annesinin ona bakan gözleri korkuyla doluydu. Savaşçı annesini bu kadar korkutan tek bir şey olabilirdi. Evlatlarının başına gelen ya da gelecek olan bir felaket. Victoria bunu fark edince gözleri fal taşı gibi açıldı. Başını yana çevirip kaldıkları odaya baktı. Annesinin vefat etmeden önce girmekten en korktuğu odaydı burası. Birkaç kez neden bu kadar korktuklarını bilmedikleri odaya girmiş, olağandışı bir şey görememişti.
Dikkatinin dağıldığını fark edince annesi kızının çenesinden zarifçe tutup kafasını çevirdi. Endişesini gizlemeyese de gülümsemeyi kesmiyordu. Sanki onları gelecek olan felaketten kurtaracak şey gülümsemekmiş gibi davranıyordu.
"Her şey yolunda kızım."
Victoria içten içe annesinin ona yalan söylediğini biliyor ancak karşı çıkmak istemiyordu. Annesinin ona yalan söylemesinin tek nedeni onu korumak olabilirdi. Ona tüm kalbiyle güveniyordu, eğer planı olmasaydı bir odanın içinde, hiçbir hizmetkar olmadan oturmazdı. Hiçbir şeyin yolunda olmadığını söylemek isterdi fakat yapamadı. Onun yerine güvenli olduğunu düşündüğü bir soruyu sordu.
"Ablam nerede?"
Annesinin beti benzi attı,bembeyaz kesildi. Titreyen dudaklarını ısırdı. Gözlerinden akan bir damla yaş Victoria'nın yanağına düştü. Küçük kız ne olduğunu anlamakta güçlük çekiyordu. Annesini hiç böyle görmemişti.

Yetenek 1d8 : 4, total 4
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 4, total 4

36
Çin İmparatorluğu / Her Şeyin Başlangıcı
« : 06 Haziran, 2022 01:25:25 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Victoria annesinin sunağının önünde diz çökmüştü. Sunağın önünde annesinin en sevdiği, en küçük kızının kendi elleriyle yaptığı ay keklerinin bulunduğu bir kase özenle yerleştirilmiş; annesinin ruhunun huzur bulması için yaktığı tütsüler ise hemen yanındaydı. Victoria'nın önünde ise altın yaldızlı kağıtlar duruyordu. Onları hemen çaprazındaki demir bir kutu içindeki ateşin içine atıyordu. Bu ritüelin annesinin, zaten tertemiz olduğuna inandığı, ruhunu temizlemesini umut ediyordu.
Arkasından birinin yaklaştığını hissedince hareketleri yavaşlamış ancak ses gelmeyince kağıtları yakmaya kaldığı yerden devam etmişti. Bir tomar kağıdı yaktıktan sonra annesine döndü. Başını zemine dayayıp saygılarını sunduktan sonra ayağa kalktı.

Ablasının en gözde yardımcısı onu büyük bir sabırla bekliyordu. Leydisinin ona döndüğünü dönünce eğilip selam verdi. Victoria'nın yüzü gelen kötü haberlerin kokusunu almış gibi tiksinti doluydu. Küçük olmasına rağmen neler olduğunu kestirmesi güç değildi.

"Ablam nereye gelmemi istedi?" diye sordu hizmetkarın konuşmasını beklemeden.

"Gölün kenarında sizi bekliyor leydim."

Victoria başka bir söze ihtiyaç duymadı. Her zaman ona öğretildiği gibi başı dik bir şekilde ablasının, Sanchez ailesinin başının, yanına doğru yürümeye başladı. Sanchez ailesinin başına üşüşmüş akbabalar babasının ortadan kaybolmasının üstüne annesinin hazin ölümüyle uğraşan gençlere musallat olmuşlardı. Annelerinin ölümünün üzerinde geçen 49 günü bile zor beklemişlerdi. Aileyi geçici olarak yöneten Sally'nin yetkilerini bırakmasını istiyor olmalılardı. Ancak ablası bir avuç yaşlı adama boyun eğecek kadar zayıf değildi. Anneleri onları böyle bir duruma hazırlıklı olmaları için yetiştirmişti.

Çin'de yaşayıp da ailelerinde tek bir erkek olmadan ticaret yolunu yönetmelerinin nedeni yine annelerinin öğretileriydi. Kimseye, hangi koşulda olurlarsa olsun boyun eğmeyeceklerdi.
Göle yaklaştığında konaktaki değişimi sezmişti. Herkes diken üstünde gibi davranıyor, Victoria'yla göz göze gelmekten çekiniyorlardı. Kazadan sonra hiç leydilerinin yüzüne bakamamış olsalar da hiç bu kadar kaçmamışlardı. Victoria arkasına bakıp ablasının hizmetkarının yüzünü inceledi. Onun da diğer hizmetkarlardan farkı yoktu. Gergin dudakları, kaçırdığı gözlerini görünce emin oldu. Kesinlikle hoşlanmadığı bir şeyler dönüyordu. Adımlarını hızlandırıp göle vardı.

Ablası annelerinden kalmış sandalyeye kurulmuş gölü izliyordu. Konağın aksine sakin olan gölü izlerken iç çekti. Victoria hızla ablasının yanına gidip selamladı. Selamını hızlıca tamamlayıp kararlı bir ifadeyle sordu.

"Neler oluyor abla?"

Sally, kardeşinin her zamanki gibi lafı dolandırmadan aklındakileri sormasına karşılık gülümsedi. O da aynısını yapmalıydı, ancak bu seferki durum o kadar kolay değildi.

"Otur kardeşim."

Eliyle yanındaki sandalyeyi işaret etti. Victoria istemeye istemeye oturdu. Ayaklarını durmadan çimin kapladığı zemine vuruyor, sabırsızlığını açıkça belli ediyordu. Yine de ablası söze girmeden tekrar bir şey sormadı.

"Kardeşim, aile büyükleri bir teklif sundu."

"Ne teklifi? Yine senin aile reisliğini bırakmanı söyledilerse..."

Sally, kardeşinin sözünü kesti.

"Bu sefer benimle alakalı değil."

Victoria gözlerini kocaman açıp ablasının ağzından çıkacakları merakla bekledi. Belli ki mevzu kendisiyle ilgiliydi. Yoksa ablası bu denli telaşlı gözükmezdi.

"Senin en büyük amcamızın ikinci oğluyla nişanlanmanı istiyorlar."

Victoria kulaklarına inanamamıştı. Hızla ayağa kalktı. Sai, Victoria'dan beş yaş büyüktü. Evlilik çok da imkansız değildi. Üstelik yaşına göre oldukça çevik, akıllı, karizmatikti de. Saraya birkaç yıl önce girmiş, denilenlere göre bakanlardan birinin de gözüne girmeyi başarmıştı. Dışarıdan bakan biri için cennetin kutsadığı bir evlilik olabilirdi ancak Victoria böyle bir evlilik istemiyordu. Ablasının da onunla hemfikir olduğunu hiç şüphesi yoktu.

"Ne cüretle böyle bir teklifte bulunurlar? Bunun tehdit değil de teklif olduğuna emin miyiz?"

Victoria duyduklarıyla deliye dönmüştü. Ablasını reislikten indiremediler diye kardeşine mi saldırıyorlardı? Hem de öyle sinsi bir yöntem kullanmışlardı ki diğer asiller bile onları destekleyecekti. Hatta konuyu imparatora taşımaya karar verirlerse onay alacakları da neredeyse kesindi.

"Bunu yapamazlar!"

Victoria çığlığı etraftaki kuşları ürkütmüştü. Ablasının en yakın yardımcısı bile yerinde zıplamıştı. Leydisi her daim tatmin edilmesi zor, soğuk, hizmetkarların çekindiği biri olmuştı lakin onu ilk kez bu şekilde görüyordu. Aklını kaçırmış gibi bir o yana bir bu yana mekik dokuyor, durmadan "Olamaz." diye sayıklıyordu. Tepkisinde haksız değildi ancak aşırı olmadığını söylemek de güçtü.

Ablası kardeşinin bu haline daha fazla dayanamayıp ayağa kalktı. Kardeşini omuzlarından tutup durdurdu. Yüzüne bakıp güç verircesine gülümsedi. Esen rüzgarın bozduğu saçların bir tutamı kulağının arkasına tutuşturdu.

"Endişelenecek bir şey yok. Seni o akbabaların eline bırakacak değilim."

Ardından kardeşine sıkıca sarıldı. En son annelerinin ölüm haberini aldıklarında bu kadar sıkı sarılmışlardı. Victoria bir şeylerin ters gittiğini fark etmiş ancak ablasını kollarında az da olsa şifa bulmuştu. Kalp atışları normale dönmüş, aklındaki tilkiler biraz olsun sakinleşmişti. Yine de endişesi bakiydi.

"Abla, ne yapmayı planlıyorsun?"

Ablası ondan uzaklaşıp belinden bir mektup çıkarttı. Üzerindeki mühür tanıdık gelmiyordu. Ayrıca Çin'de bulunan kağıtlara da benzemiyordu.

"Bu nedir?"

Victoria merakla ablasının elindeki mektuba bakarken Sally açıklamaya başladı.

"Uzun hikaye. Sana çok önceden anlatmam gerekirdi fakat annem kazadan sonra iyileşmeni beklememizi söyledi."

Victoria ablasının lafını bölmeden dinlemeye başladı. Sally'nin sesi bir masal anlatır gibiydi. Çok küçükken annelerinin ona anlattığı gibi. Anılar birden aklına hücüm ederken gözleri karardı. Kendi karanlığa bırakmadan önce aklındaki son şey bir annesinin anlattığı bir masalın adıydı.

Büyücülerin Yaşamı

37
Seçmen Şapka/Heykeller - Öğrenci Karakter Başvuruları / Victoria Sanchez
« : 04 Haziran, 2022 17:40:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Victoria Sanchez

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Genel olarak arkadaş canlısıdır fakat bazen ne diyeceğini bilmediği için saçmalar. Yardımseverdir. Belaya bulaşmaktan pek hoşlanmaz. Rahat olmadığı ya da yeni girdiği ortamlarda genelde susup etrafı izlemeyi tercih eder. Zeki fakat üşengeçtir.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Küçüklüğünde geçirdiği bir kaza sebebiyle geçmişi pek hatırlayamayan Victoria, bu zamana kadar ablasının himayesinde yaşamıştır. Annesini küçük yaşta kaybetmiş, babası da uzun zamandır ortalık gözükmüyordur. Bir büyücü okuluna davet edildiğini öğrendiğinde oldukça şaşırmış, ablasıyla konuştuğunda ailesinin sırlarını öğrenmiştir.

İstediği sınıf: I.sınıf

İstediğiniz Bina: Slytherin

Sayfa: 1 2 [3]