1
Hogwarts Bahçesi / Ynt: Yol I: Başlangıç
« : 19 Mayıs, 2023 00:42:08 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]
Bulunduğum an içerisinde adrenalin vücudumdan taşıyordu resmen. Diana ile plan yapmaya çalışıyorduk sahiden değil mi? Bizim için değerli olan şeylerin peşinden gidecektik. Cesur olmalıydım. Vazgeçmek diye bir kelime tedavülden kaldırılmıştı artık benim nezdimde. Son derece de kararlıydım, yeni döneme başlarken pes etmeyeceğim konusunda iç sesimle anlaşmaya varmıştım her halükarda. Kendimle olan motivasyon ekleme sürecim bittiğinde vücut dilime yansıyan sevincimle birlikte karışan heyecanımın baskınlığını dizginlemem gerektiğinin bilincine Diana'nın uyarısıyla hemen bir çekidüzen verdim.Omuzlarımı dikleştirirken ses tonumu ayarladım, normal bir günmüş gibi ve biz sürekli Diana ile sohbet eden iki arkadaşmışız gibi. Aksi halde olduğum yerde sevinç çığlıkları atacaktım. Boğazımı temizleyerek "Tamam, tamam... Sakinim." dedim. Sakin olmazsam bana güvenebilecek gibi gözükmüyordu zaten Diana. Kırıcı bir tavırdı bu sergilediği. Dudaklarım çizgi halini tekrardan benimserken "Böyle bir durumda bizi zor duruma sokar mıyım sence? Biraz inancın olsun." diye söylediğimde kırgınlığımı lanse etmemeye çalışmıştım. Ne kadar başarılı olduğum tartışılırdı. Hem kırılmanın da vakti değildi. Çok anlaşamadığımız malumdu. Ortak değerler üzerinde buluşabilsek yeterdi. Kendimi üzmeyecektim. Yüzüm gevşerken Diana'da fikre sıcak bakmaya başlamış gibi duruyordu. Hafta sonunu beklemekten başka çaremiz yoktu. İşte, bu noktada ben de Diana'nın az önce söylediği gibi kanatlı bir hayvan olmak isterdim. Kesinlikle bir baykuş olmazdım ama bulunduğumuz anda yol kat ettirebilecek herhangi bir kanatlara sahip canlı olsam yeterdi.
Diana aklından geçen planlamayı sunduğunda başımı salladım. Dikkat çekmememiz gerekliydi. En ufak hata bizim başımıza çorap örebilirdi. Özellikle de okuldaki öğrencilerinin birçoğu bize Eadwig ile Samuel'i sorarken kendimi daha çok tetikte olmak zorunda hissediyordum. Bir şey biliyormuşuz da saklıyormuşuz gibi davranıyorlardı. Diana'nın da başına sürekli bir kalabalığın üşüşüp kızı bunalttıklarını görmüştüm. Bana göre işin garibi ise bana da bir şeyler sorulmasıydı. Eadwig ile olan iletişimimiz malumdu. Evet, ev adresini biliyor olabilirdim ama olan bitene dair hiçbir şey bilmiyordum. İnsanların gözünün bu kadar çok bizim üzerimizde dolandığının daha önce hiç bu kadar farkında olmamıştım. Ayrıca, söylentilere göre Bakanlık işin içindeyse gizliliğin üst düzey olduğu kanısındaydım. O yüzden doğrusu ne ise gittiğimizde öğrenecektik. Mühim olan mevzuyu öğrenmek de değildi. Sevdiğimiz ve değer verdiğimiz insanların yanında olmak istiyorduk, ne olursa olsun. Kararlı bakışlarımla onayladım Diana'yı o yüzden."Gün ışımadan bile çıkabilirim ortak salondan. Olabildiğince erken buluşmaya çalışalım uygun olursa. Umarım yokluğumuz kahvaltıda fark edilmez." derken aynı odayı paylaştığım kızlara halsizlik numarası çekmeyi düşünüyordum. Hastalandığım zaman huysuz olduğumu bildikleri için yanıma hiç yaklaşmayacaklarını önceki deneyimlerimden öğrenmiştim. Uyurgezer olduğumdan sabahları yatağımda olmamam gözlerine batmazdı da. Buraya kadar hiçbir sorunum yoktu. Wonk'un çalışma stilinin sorusuyla zihnimden koparıldığımda elimi çeneme götürdüm düşünceli bir tavırla. Kulağımda bir yandan da Gryffindorlu cadıdaydı. Büyü yapamayacağımız aşikardı. Kendi güvenliğimizi de düşünmemiz gerekliydi. Adaya gitmenin tehlikeli bir yolculuk olacağını ikimizde biliyorduk. Kafamda her söylediğini toparlamaya çalışıyordum. Çenemi sıvazlarken kıstığım gözlerimi araladım. Dedikleri gayet uygundu bana. Hazırlıksız yola çıkmamız büyük aptallık olurdu. Yavaş yavaş sessizleştiğim noktadan girecektim konuya. Wonk, kişileri gözlemlerdi. Karakteristiğine uygun bir şey isterdi. Her verileni o yüzden kabul etmezdi. Gerçek bir değeri olmalıydı karşı tarafın sunacağı eşyanın. Başımı yana yatırıp Diana'yı süzdüm şöyle bir. "Önce Wonk konusunu halledelim. Hmm..."
Kısa bir anın ardından devam ettim:"Wonk, dediğim gibi tuhaftır biraz. Ona gelenleri test etmeyi sever. İlk olarak seni tanımak için birkaç soru soracaktır. Özel sorular değil, elbette, merak etme. Az çok tanıdığım şekliyle yola çıkarak senden cesaretini temsil eden bir şey isteyebilir. Tabi, bu sadece benim öngörüm. Elinde elma ile bile gitsen senin için değeri olduğunu anladığında onu isteyebilir. Kandırılmak istemez, kim ister zaten? Pis bir ağzı da var. Wonk ile ikinci bir görüşme yapmayacağımız için önden götüreceğin eşyayı seçsen iyi olur."
Wonk'a elimde benim için önemi olan her şeyi vermiştim neredeyse. Köşeye acil durumlar-aile tarafından- için ayırdığım bir iki eşya vardı yalnızca elimde. Hala büyükannemlerle ilgili mektupları neden baykuş ile gönderemiyor olduğumu anlayamasam da sorgulamakla uğraşmak istemiyordum. Zamanı geldiğinde öğreneceğimden emindim. Her şekilde Eadwig için elimde ne var ne yoksa verecektim.
Düşünülmesi gereken bunca şey olması canımı sıkıyordu. Diana hazırlık işini kendi halledeceğini söylese dahi ben de elim boş gidemezdim ya. Belki şansımız yaver giderdi ve hiç büyü kullanımını gerektirecek bir durumla karşılaşmazdık ki büyü de kullanamayacak olduğumuz gerçeği plan yapma çabamızın en başından beri beynimin bir köşesini tırmalarken güveneceğimiz şey mantığımız ve kas gücümüz mü olacaktı? Diana'yı uzaktan tanımama rağmen farklı zeka türlerimiz ve farklı yeteneklerimiz olduğunu net bir biçimde görebiliyordum. Bu bizim için avantaj sayılırdı bana göre ancak o ne düşünürdü hiçbir fikrim yoktu. Yine de ihtiyacımız olabileceğini düşündüğüm birçok eşyayı çantama sığdırabilirdim. Limana gidecektik sonuçta. Akla gelen ve gelmeyen her şeye ihtiyacımız olabilirdi. Belki kılık değiştirmek için birkaç parça eşya uygun düşerdi. Yiyecek, içecek ve muggle parası iş görebilirdi. Şimdiden listelemeye başlamıştım gerekli olanları ama yatakhaneye gidince her şey kafamda daha da net bir hale bürünürdü. Kafamı sallayarak Diana'ya son düşüncelerimi iletmek için üst vücudumu biraz daha eğdim söyleyeceklerim duyulmaması için."O zaman anlaştık. Son hazırlıklarımızı yapıp yola koyulalım. Yan yana birlikte çok sık gözükmesek daha iyi olacağından eğer akşam yemeğinden sonra aklına bir şey takılırsa veya eklemek istediğin bir şey olursa az önceki çiçeklerin bulunduğu yerdeki taşlığın arasına not sıkıştırabilirsin, her ihtimali değerlendirelim diye söylüyorum yani..." Göz ucuyla çiçeklerin olduğu tarafı işaret etmiştim. Diana'nın bunu yapacağını düşünmesem de bize iletişim yolu açmak birden aklımda yer edinmişti. Onun için tuhaf olduğumu biliyordum. Benliğimi inkar edemezdim ya. Diana ile kanımızın hemen birbirine kaynamasını beklemiyordum ama ortak bir amaç uğruna birbirimizle anlaşabilirdik. Kızın garip bakışlarıyla daha fazla karşılaşmak istemediğimden kısa kessem iyi olacak gibiydi."Başka bir şey yoksa... Gideyim ben şimdi, görüşürüz (?)." demiştim şaşkın bir yüz ifadesiyle. Bulunduğumuz durumda göz önüne alınırsa iletişim konusunda harika değildim. Bir iki adım gerileyip etrafı kolaçan ettim hemen. Kalabalık bir Hufflepuff grubunun arkasından olduğum yerden atılarak aralarında kaynayıp geçtim hızlıca. Önce mutfağa uğramalıydım. Bizim mutfağın emektarlarının ağzından renk belli etmeden bir şey duymuşlar mı diye bilgi edinmeye çalışacak ve aynı zamanda da bize yolluk yiyecekler ayıracaktım. Bu işimin en kolay kısmı sayılabilirdi. Adımlarım arasında daha çok yeni günün nelere gebe olacağına dair düşünceler vardı. Ve, o da şüphesiz ki bilinmezlikten ibaretti.
Bulunduğum an içerisinde adrenalin vücudumdan taşıyordu resmen. Diana ile plan yapmaya çalışıyorduk sahiden değil mi? Bizim için değerli olan şeylerin peşinden gidecektik. Cesur olmalıydım. Vazgeçmek diye bir kelime tedavülden kaldırılmıştı artık benim nezdimde. Son derece de kararlıydım, yeni döneme başlarken pes etmeyeceğim konusunda iç sesimle anlaşmaya varmıştım her halükarda. Kendimle olan motivasyon ekleme sürecim bittiğinde vücut dilime yansıyan sevincimle birlikte karışan heyecanımın baskınlığını dizginlemem gerektiğinin bilincine Diana'nın uyarısıyla hemen bir çekidüzen verdim.Omuzlarımı dikleştirirken ses tonumu ayarladım, normal bir günmüş gibi ve biz sürekli Diana ile sohbet eden iki arkadaşmışız gibi. Aksi halde olduğum yerde sevinç çığlıkları atacaktım. Boğazımı temizleyerek "Tamam, tamam... Sakinim." dedim. Sakin olmazsam bana güvenebilecek gibi gözükmüyordu zaten Diana. Kırıcı bir tavırdı bu sergilediği. Dudaklarım çizgi halini tekrardan benimserken "Böyle bir durumda bizi zor duruma sokar mıyım sence? Biraz inancın olsun." diye söylediğimde kırgınlığımı lanse etmemeye çalışmıştım. Ne kadar başarılı olduğum tartışılırdı. Hem kırılmanın da vakti değildi. Çok anlaşamadığımız malumdu. Ortak değerler üzerinde buluşabilsek yeterdi. Kendimi üzmeyecektim. Yüzüm gevşerken Diana'da fikre sıcak bakmaya başlamış gibi duruyordu. Hafta sonunu beklemekten başka çaremiz yoktu. İşte, bu noktada ben de Diana'nın az önce söylediği gibi kanatlı bir hayvan olmak isterdim. Kesinlikle bir baykuş olmazdım ama bulunduğumuz anda yol kat ettirebilecek herhangi bir kanatlara sahip canlı olsam yeterdi.
Diana aklından geçen planlamayı sunduğunda başımı salladım. Dikkat çekmememiz gerekliydi. En ufak hata bizim başımıza çorap örebilirdi. Özellikle de okuldaki öğrencilerinin birçoğu bize Eadwig ile Samuel'i sorarken kendimi daha çok tetikte olmak zorunda hissediyordum. Bir şey biliyormuşuz da saklıyormuşuz gibi davranıyorlardı. Diana'nın da başına sürekli bir kalabalığın üşüşüp kızı bunalttıklarını görmüştüm. Bana göre işin garibi ise bana da bir şeyler sorulmasıydı. Eadwig ile olan iletişimimiz malumdu. Evet, ev adresini biliyor olabilirdim ama olan bitene dair hiçbir şey bilmiyordum. İnsanların gözünün bu kadar çok bizim üzerimizde dolandığının daha önce hiç bu kadar farkında olmamıştım. Ayrıca, söylentilere göre Bakanlık işin içindeyse gizliliğin üst düzey olduğu kanısındaydım. O yüzden doğrusu ne ise gittiğimizde öğrenecektik. Mühim olan mevzuyu öğrenmek de değildi. Sevdiğimiz ve değer verdiğimiz insanların yanında olmak istiyorduk, ne olursa olsun. Kararlı bakışlarımla onayladım Diana'yı o yüzden."Gün ışımadan bile çıkabilirim ortak salondan. Olabildiğince erken buluşmaya çalışalım uygun olursa. Umarım yokluğumuz kahvaltıda fark edilmez." derken aynı odayı paylaştığım kızlara halsizlik numarası çekmeyi düşünüyordum. Hastalandığım zaman huysuz olduğumu bildikleri için yanıma hiç yaklaşmayacaklarını önceki deneyimlerimden öğrenmiştim. Uyurgezer olduğumdan sabahları yatağımda olmamam gözlerine batmazdı da. Buraya kadar hiçbir sorunum yoktu. Wonk'un çalışma stilinin sorusuyla zihnimden koparıldığımda elimi çeneme götürdüm düşünceli bir tavırla. Kulağımda bir yandan da Gryffindorlu cadıdaydı. Büyü yapamayacağımız aşikardı. Kendi güvenliğimizi de düşünmemiz gerekliydi. Adaya gitmenin tehlikeli bir yolculuk olacağını ikimizde biliyorduk. Kafamda her söylediğini toparlamaya çalışıyordum. Çenemi sıvazlarken kıstığım gözlerimi araladım. Dedikleri gayet uygundu bana. Hazırlıksız yola çıkmamız büyük aptallık olurdu. Yavaş yavaş sessizleştiğim noktadan girecektim konuya. Wonk, kişileri gözlemlerdi. Karakteristiğine uygun bir şey isterdi. Her verileni o yüzden kabul etmezdi. Gerçek bir değeri olmalıydı karşı tarafın sunacağı eşyanın. Başımı yana yatırıp Diana'yı süzdüm şöyle bir. "Önce Wonk konusunu halledelim. Hmm..."
Kısa bir anın ardından devam ettim:"Wonk, dediğim gibi tuhaftır biraz. Ona gelenleri test etmeyi sever. İlk olarak seni tanımak için birkaç soru soracaktır. Özel sorular değil, elbette, merak etme. Az çok tanıdığım şekliyle yola çıkarak senden cesaretini temsil eden bir şey isteyebilir. Tabi, bu sadece benim öngörüm. Elinde elma ile bile gitsen senin için değeri olduğunu anladığında onu isteyebilir. Kandırılmak istemez, kim ister zaten? Pis bir ağzı da var. Wonk ile ikinci bir görüşme yapmayacağımız için önden götüreceğin eşyayı seçsen iyi olur."
Wonk'a elimde benim için önemi olan her şeyi vermiştim neredeyse. Köşeye acil durumlar-aile tarafından- için ayırdığım bir iki eşya vardı yalnızca elimde. Hala büyükannemlerle ilgili mektupları neden baykuş ile gönderemiyor olduğumu anlayamasam da sorgulamakla uğraşmak istemiyordum. Zamanı geldiğinde öğreneceğimden emindim. Her şekilde Eadwig için elimde ne var ne yoksa verecektim.
Düşünülmesi gereken bunca şey olması canımı sıkıyordu. Diana hazırlık işini kendi halledeceğini söylese dahi ben de elim boş gidemezdim ya. Belki şansımız yaver giderdi ve hiç büyü kullanımını gerektirecek bir durumla karşılaşmazdık ki büyü de kullanamayacak olduğumuz gerçeği plan yapma çabamızın en başından beri beynimin bir köşesini tırmalarken güveneceğimiz şey mantığımız ve kas gücümüz mü olacaktı? Diana'yı uzaktan tanımama rağmen farklı zeka türlerimiz ve farklı yeteneklerimiz olduğunu net bir biçimde görebiliyordum. Bu bizim için avantaj sayılırdı bana göre ancak o ne düşünürdü hiçbir fikrim yoktu. Yine de ihtiyacımız olabileceğini düşündüğüm birçok eşyayı çantama sığdırabilirdim. Limana gidecektik sonuçta. Akla gelen ve gelmeyen her şeye ihtiyacımız olabilirdi. Belki kılık değiştirmek için birkaç parça eşya uygun düşerdi. Yiyecek, içecek ve muggle parası iş görebilirdi. Şimdiden listelemeye başlamıştım gerekli olanları ama yatakhaneye gidince her şey kafamda daha da net bir hale bürünürdü. Kafamı sallayarak Diana'ya son düşüncelerimi iletmek için üst vücudumu biraz daha eğdim söyleyeceklerim duyulmaması için."O zaman anlaştık. Son hazırlıklarımızı yapıp yola koyulalım. Yan yana birlikte çok sık gözükmesek daha iyi olacağından eğer akşam yemeğinden sonra aklına bir şey takılırsa veya eklemek istediğin bir şey olursa az önceki çiçeklerin bulunduğu yerdeki taşlığın arasına not sıkıştırabilirsin, her ihtimali değerlendirelim diye söylüyorum yani..." Göz ucuyla çiçeklerin olduğu tarafı işaret etmiştim. Diana'nın bunu yapacağını düşünmesem de bize iletişim yolu açmak birden aklımda yer edinmişti. Onun için tuhaf olduğumu biliyordum. Benliğimi inkar edemezdim ya. Diana ile kanımızın hemen birbirine kaynamasını beklemiyordum ama ortak bir amaç uğruna birbirimizle anlaşabilirdik. Kızın garip bakışlarıyla daha fazla karşılaşmak istemediğimden kısa kessem iyi olacak gibiydi."Başka bir şey yoksa... Gideyim ben şimdi, görüşürüz (?)." demiştim şaşkın bir yüz ifadesiyle. Bulunduğumuz durumda göz önüne alınırsa iletişim konusunda harika değildim. Bir iki adım gerileyip etrafı kolaçan ettim hemen. Kalabalık bir Hufflepuff grubunun arkasından olduğum yerden atılarak aralarında kaynayıp geçtim hızlıca. Önce mutfağa uğramalıydım. Bizim mutfağın emektarlarının ağzından renk belli etmeden bir şey duymuşlar mı diye bilgi edinmeye çalışacak ve aynı zamanda da bize yolluk yiyecekler ayıracaktım. Bu işimin en kolay kısmı sayılabilirdi. Adımlarım arasında daha çok yeni günün nelere gebe olacağına dair düşünceler vardı. Ve, o da şüphesiz ki bilinmezlikten ibaretti.