17 Nisan, 2026 08:27:44 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Kont Sati Von Richmond

Sayfa: [1] 2 3 ... 8
1
Gizem Dairesi / Ynt: Rapor
« : 23 Ağustos, 2022 21:46:13 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Luna'nın sorusu üzerine oluşan sessizliği Twinkle'ın göz bandı niyetine tuttuğu delikten çıkan dumanların fosurtusu bozmuştu. Göz bandı dumanı doğrudan karşı tarafa üfürdüğü için duman kütlesi beyaz saçlı cadının suratının orta yerine vurup dağılmaktayken genç cadıyı da nefessiz bırakmaktaydı.

"Çünkü bugün öğrenebileceklerinize ve alacağınız vazifelere hazır olduğunuzu bilmem gerekiyor. Lakin merak duygunuzun bir büyücü için hem tehlikeli hem de faydalı olabileceğini bilmelisiniz. Ustalarımdan birinin de dediği gibi; 'Bu dünya iki şeyden yıkılacak. Ya binadan, ya meraktan...'"

Purosunu masasındaki kül tablasında sabırsızca söndürürken Luna'nın getirdiği evraklara şöyle bir göz attı.

"Gizem dairesi büyücülük aleminin sırlarına vakıf olmak için kurulmuştur. Doğru. Amma velakin, son dönemde saf merak duygumuzu gidermekten çok daha mühim meselelerle uğraşmaktayız. Gizemli meseleleri çözümlemekten haz aldığınızı söylemiştiniz. O halde izin verin genç bayan, sizi hazzın doruklarında gezdireyim. Benim gibi bir eski başseherbazın neden bu dairenin başına getirildiğini merak etmişsinizdir illa. Açıkçası Aziz Michael kilisesinde yaşananlardan sonra emekliliğimi isteyip beni bu hale getiren cadı avcılarını haklamak dışında bir emelim yoktu."

Puroyu tuttuğu elini kaldırdığında serçe parmağının olması gereken yerde gümüş bir parmaklık dikkat çekmekteydi. İşin ilginci bu parmaklığın gereğinden fazla uzun, üzerinde minik çarklara sahip tuhaf bir mekanizmaya sahip olmasıydı. Ne işe yaradığını tahmin etmek güçtü.

"Gerek Madam Beringer'ın talepleri, gerekse Sihir Bakanımız Seth Carter'ın arzusu doğrultusunda gizem dairesinde çalışmaya devam etmenin en iyisi olacağı yönünde karar almak durumunda kaldım. Emelimiz, cadı avcılarının kilisede gerçekleştirdiği sapkın ritüelin maksadını açığa çıkarmak ve onları ne pahasına olursa olsun durdurmaktı. Bunun için Gringotts bünyesinde çalışan özel bir ekibin yeteneklerinden faydalanmak ve onları bakanlığımıza bağlamak durumunda bile kaldık."

Ofisin çıkış kapısına doğru ilerlerken konuşmaya devam etti kısa boylu adam. Luna'ya bakarken bakışlarını yukarıya doğru kaldırması bulunduğu duruma hakimiyetini zerre etkilemez gibiydi.

"Bugün gerek bu cevval ekibin çalışmaları, gerekse sizin gibi daire çalışanlarımızın özverisiyle hedefimize çok yaklaştık. O yüzden, şimdi sizinle Aziz Michael Kilisesinin kalıntılarına kısa bir ziyaret gerçekleştireceğiz. Tabi, yeni vazifenizi ve bu vazifenin içeriğini gerçekten merak ediyorsanız. Malum, merak önemli bir güdü."

2
Birleşik Krallık / Ynt: Nerelere geldik böyle?
« : 23 Ağustos, 2022 18:20:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kapı gürültülü bir şekilde açıldığında oldukça kilolu ve bir o kadar uzun bir kadın, üzerinde basma etek ve bol bir kıyafetle çıktı karşısına. Kızıl saçları bukleler halinde omuzlarına düşüyor, yine de yaşını saklamaya yetmiyordu. Nitekim yüzünde yer eden derin kırışıklıklar ve yorgun bakan gözleriyle bir hayli bıkkın bir hali vardı. Kapısının sık sık çalındığını tahmin etmek mümkündü. Adamı boydan boya bir süzdükten sonra havada duran ayağını fark edip söze girdi.

"Herhalde burkulmuş ayağınıza derman bulmak için çaldınız kapımı bayım. Ama sizi tanımıyorum. Bu köyden değilsiniz herhalde değil mi?"

3
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 23 Ağustos, 2022 18:03:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Xander'in olağanüstü performansı sebebiyle Salem Cadı Engizisyonunda kademe atlamasını talep ediyorum. (5 GP)

Bu olağanüstü devam ettirmek için yatırım yapmamın gerektiğini düşünerek Zehirli Ok (5 tanesi 1 GP),
Yanıcı Ok (5 tanesi 1 GP) alıyorum.(2 GP)

Henüz bunları atacak bir arbaletim olmasa da her an olabileceğine inanarak hazırlık yapacağım. Şimdiden teşekkürler ve 10 tane ok aldığım için bana bunları gönderecek gm arkadaştan özür diliyorum :)

Xander'e oklarını kullanması için Keman Yayı almaya karar verdim. (10 GP)

Her iki talep de işlenmiştir efendim.

4
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Güç Puanı Talepleri
« : 23 Ağustos, 2022 17:46:28 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
frp'lermi istemeye geldim. Hadi bakalım.

Victoria ile başlıyorum.
0>6 için 6
Toplam: 41 frp
https://buyucedunya-rpg.com/cin-imparatorlugu/yolculuk/msg2558/#msg2558 = 2 frp
https://buyucedunya-rpg.com/cin-imparatorlugu/her-seyin-baslangici/msg2420/#msg2420 = 4frp
https://buyucedunya-rpg.com/cin-imparatorlugu/gecmis-i/msg2424/#msg2424 =2frp+2frp
https://buyucedunya-rpg.com/cin-imparatorlugu/karar/msg2487/#msg2487 =1frp
https://buyucedunya-rpg.com/cin-imparatorlugu/sir/msg2498/#msg2498 =4frp
https://buyucedunya-rpg.com/cin-imparatorlugu/anilarin-eziyeti/msg2521/#msg2521 =2frp
https://buyucedunya-rpg.com/boleyn-adasi/uzaklardan-gelen/msg2557/#msg2557 =10frp
https://buyucedunya-rpg.com/cin-imparatorlugu/olumcul-sirlar/msg2587/#msg2587 =1frp
https://buyucedunya-rpg.com/boleyn-adasi/goklere-uzanan-altin-kuleler/msg2599/#msg2599 =12frp
https://buyucedunya-rpg.com/cin-imparatorlugu/iyilesebilen-yaralar/msg2635/#msg2635 =1frp


Luna'yla devam ediyorum.
0>4 için 4
Toplam:11frp

https://buyucedunya-rpg.com/diger-dunya-ulkeleri/polonya-mektup-geliyor/msg2624/#msg2624 =1frp
https://buyucedunya-rpg.com/ispanya/sansli-mary/msg2629/#msg2629 =1frp
https://buyucedunya-rpg.com/godric-s-hollow/lanetli-magara/msg2633/#msg2633 =8frp
https://buyucedunya-rpg.com/st-mungo-sihirli-hastaliklar-hastanesi/magaranin-biraktigi-izler/msg2831/#msg2831 =1frp


Xander'le devam ediyorum.
0>3 için 3
Toplam:18 frp

https://buyucedunya-rpg.com/amerika-birlesik-devletleri/gettysburg-iblisinin-sonu/msg2768/#msg2768 =3frp
https://buyucedunya-rpg.com/fransa/leydi-delacroix-in-yakalanisi-ve-sorgusu/msg2813/#msg2813 =7frp
https://buyucedunya-rpg.com/birlesik-krallik/tehlike-canlari-caliyor/msg2823/#msg2823 =8frp


Toplam: 13+7

Şimdiden teşekkürler :) Hesabımda bir yanlışlık olabilir, kontrol ederseniz sevinirim. Asa alışverişi rp'sindeki bir tane frp'yi bilerek hesaba katmadım. Bir sonrakine katarım, tam 7'ye bölünmesine engelledi.

Luna'nın toplamda 12

Xander'in ise toplamda 35 frp'si olduğu belirlenip toplam 88 frp'den 12 güç puanı, seviyeden ise 13 güç puanı hanenize işlenmiş olup 4 frp sonrasında kullanılmak üzere ekstra kalmıştır efendim.

5
Gizem Dairesi / Ynt: Rapor
« : 23 Ağustos, 2022 17:07:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[spoiler]
[/spoiler]

Luna içeriye girdiğinde ofisi neredeyse koyu bir duman kütlesinin sarmış olduğunu fark etti. Öyle ki, yağmurla ıslanmış pencerelerden dışarıdaki manzaranın görülemediğini anlaması için bir safari maceracısı gibi dumanları budayarak pencereye yaklaşması gerekecekti. Bu göz gözü görmez atmosferde raporunu aktarmaya çalışırken, buğuya sebep olan dumanın kaynağını hararetli konuşmasından sonra öksürmesiyle fark edecekti beyaz saçlı cadı. Twinkle fosur fosur tütün tüttürmekteydi!

Konuşmasını bitirdikten ve istemsizce öksürdükten sonra dumanların yavaşça aralanarak uzun melon şapkasıyla masasına kurulmuş olan yarı cincüce adamı görünür kıldığını fark etti. Egnast Twinkle bir elinde purosu, tüm dikkatini masasındaki kağıtlara ve tüm o evrak yığınının içerisinde tuhaf küpe odaklamıştı. Birkaç kez asaya benzer bir çubukla dürttüğü küpün tepki vermesini beklercesine duraksadıktan sonra sabırsızlıkla çubuğu masaya vurup "Hay senin gibi küpün!.." diye hayıflanmış, peşinden de bakışlarını -daha doğrusu bakışını- genç cadıya çevirmişti.

Nitekim eski baş seherbaz, yeni gizem dairesi başkanının bir gözünü o lanet kilisede kaybettiğini bilmeyen yoktu. Twinkle'ın alnını çevreleyen deri kuşaktan göz bandı, tam gözünün olması gerektiği yerde yuvarlak, siyah bir deliğe sahipti. Twinkle huzursuzca elindeki puronun dudak kısmını bu deliğe yerleştirdi. Ucunda yanan ateş bir süreliğine kızıllaştıktan sonra puroyu uzaklaştırmasıyla yoğun bir duman kütlesi gözündeki delikten havaya salınmıştı.

"Bana öyle bakmayın Bayan White! Konuşurken tüttürebilmemin pratik bir yolu olması benim kabahatim değil."

Kadının şaşkın bakışlarından konuyu uzaklaştırmak istercesine devam etti.

"Rapor diyordunuz, evet. Bu mağaranın nasıl bir şer yuvası olduğuna dair tahminlerimin yanılmadığını görüyorum."

Masasından kalkıp ufak adımlarla pencereye doğru ilerledi.

"Lakin bir zamanlar bana seherbazlık mesleğindeki maharetimi kazandıran bir ustamın da dile getirdiği gibi... 'Büyük oyunlar dönüyor yeğenim.' O mağarada edindiğiniz bulguların beklentilerimi karşılamasını da tam olarak buna bağlıyorum. Büyük resmi görmeliyiz. Sanırım yapbozun en önemli parçalarından birisini bu araştırmayla tamamladığınızı itiraf etmem gerek. Vakayı ilk size devrettiğim esnada taşıdığım şüphelerin yersiz olduğunu göstermiş oldunuz."

Gerisingeri dönerek daire çalışanı cadının yanına yaklaştı.

"Söylediklerimin ne anlama geldiğini merak ediyorsunuzdur umarım. Hepsini açıklayacağım. Ama öncesinde merak ettiğim bir şey var Bayan White." Puroyu bir kez daha gözündeki deliğe sokup derin bir nefes alırken devam etti. "Sizin gibi genç bir cadının gizem dairesinde görev almayı istemesinin sebebi neydi? Lütfen bu konuda bana dürüst olun."

6
Avusturya / Ynt: Görev - Madendeki Esrar
« : 23 Ağustos, 2022 16:24:40 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Hava yavaştan kararmakta, ufka kadar uzanan fundalıkları sapsarı bir renge boyayan kavruk güneş, farkına varılması güç bir hızla batının engebeli tepeleri ardında sönmeye hazırlanmaktaydı. Mirabella Yamashita, Hogwarts'ın çekik gözlü fedaisi, bir yabancıdan öte görülemeyeceği topraklarda, adı ahalice mübalağaya bulanmış lakırdılara pelesenk olan esrarlı madenin izindeydi.

Revelio büyüsünü yapmasının ardından, Muggleların duyumsamalarından arındırdığı arazinin kayalardan ibaret dağ yamaçlarında kıpırdayan taşların sesini duydu önce. Bir heyelanın habercisi gibi hareketlenen taşlar birbiri ardına yuvarlanırken, zelzeleyi andıran bir gürültü adeta yeri sarstı. Kaya parçaları birbirlerinin üzerine binmek suretiyle aralanmaya, arkalarında karartılar ve gölgelerle dolu dar bir koridoru açık edercesine iki yana doğru yuvarlanmaya başlamışlardı. Adeta dev yükseltilerin arasında bir geçit misali açılan taştan bir zemine sahip koridor, tılsım profesörünün önünde tüm heybetiyle dikilmekteydi şimdi. Taş koridorun hemen girişindeki kayaya asılmış eski püskü bir tahta tabela ise, üzerinde ziyaretçilere yolu gösterircesine "Grosswardein Aytaşı Madeni" yazısının silik bir siluetini barındırıyordu. Appare Vestigium'un verdiği güçle bu tabelanın gösterdiği yola doğru ilerleyen adımlardan bir takım büyülü varlıkların bu yolu kullandığı izlenimini almak kolaydı.

Taş koridorun engebeli yolları batmakta olan güneşin ışıklarından nasibini almamaktaydı. Özellikle sarkık kayaların altına sinmiş gölgelerde sanki her an karanlığı yırtıp atılacak bir canlının sebep olacağı türden kıpırtılar sezilmekteydi. Akşam üstü rüzgarının sektiği duvarlarda yankılanan uğultular haricinde taş koridora tam bir sessizlik hakimdi. Bir süre ilerledikten sonra tılsım profesörü kayalık zemine gömülü rayların olduğu uzun ve dar bir açıklığa denk geldi. Ray hattının bittiği yerde paslanmış vagonlar, içleri boş oldukları halde hurdaya çıkarılmışçasına bir köşeye istiflenmişlerdi. Raylar ileride koridorun diğer ucundaki tahta desteklerle kuvvetlendirilmiş alçak kemerli bir kapıya kadar varıyor ve kapının ardındaki karanlıkta gözden kayboluyordu.

Sessizliği bozan şey ise yükseltilerden aşağıya yuvarlanan taş parçaları oldu. Homenum Revelio dolayısıyla herhangi bir insanın izine denk gelmemişti profesör. Lakin Appare Vestigum aracılığıyla yükseltilerin engebeli kayalıklara ve minik mağaralara elverişli olduğu noktalarda bir takım sihirli canlıların hareketlerini sezinlemesi mümkündü.

Nihayet genizden gelen bariton bir ses, vurgulu bir Almancayla kayalıklardan yükseliverdi.

"Kimdir o? Kontesss Dolingen'in kardeşşlerinden birissi misssin yoksa sssen de?"

"Ona hiç benzemez Wachast. Uykudan gözünün önünü göremez oldun dummkopf!"

"Onun kadar soluk değil ama çok güzel değil mi? Böylesini hiç görmemiştik."

"Bu kadar utanmıyor olsam onu akşam yemeğimize davet edelim derdim."

"Saçmalama Scheize, Verona yabancılarla konuşmayın demedi mi?"

"Belki de insanlar göndermiştir o- hapşu! Maden için... Hık... Neden sormuyoruz?"

"Akıllıca. Hadi soralım o zaman! Ey yabancı! Nereden geliyorsun? Ne işin var burada? Seni buraya kim gönderdi? Cevap ver!"


Mirabella birden fazla olduklarına emindi. İnsan olmadıklarına ve sihirli birer yaratık olduklarına da. Onları aşağıdan göremese de, yüksek kayalıkların karanlık köşelerine sinmiş olduklarını gelen seslerden ayırt edebiliyordu. Yankılardan tam olarak hangisinin konuştuğunu ve nerede olduklarını kestirebilmek ise epey güçtü.

7
Kurgu Kutusu / Ynt: Cadı Sorgusu
« : 18 Ağustos, 2022 23:28:13 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Selamlar Avcı!

Avladığın cadıların şeceresini tutarken şirazemiz kaydı. Karşımızda bu ölçüde şapkadan tavşan- aman pardon kınından kılıç çıkaran bir avcı görmeyi beklemiyorduk.

Attığın göreve GM metni girmek yerine bir dahaki II. veya III. seviye cadı avı görevinde Leydi Delacroix sorgusundan öğrendiklerini kullanmanı sağlayacak bir avantaj sunacağız.

Kan ve gözyaşı seninle olsun avcı...

8
Knockturn Yolu / Ynt: Larry, Larry, Larry...
« : 13 Ağustos, 2022 23:01:13 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kadın şişe dibi gözlüklerini düzelttikten sonra her iki kadına da meraklı bakışlarını yöneltmiş, sorgular bir ifadeyle söze girmişti. "Seçim çalışması için geldiğinizi sanıyordum. Anlaşılan o ki, mevta kardeşim ilginizi daha çok çekmiş gibi. Ah bu arada ne kabalık, bir şey içer miydiniz diye sormadım bile."

Her iki kadına da içecek talepleri olduysa şayet bunları sunmak üzere içki rafına hareketlendi. El yordamıyla kılıcı rafın altında bulunan ahşap dolaba dayamış ve sonrasında yine el yordamıyla şişelerden içecekleri hazırlamaya başlamıştı. Bu yaşlı kadının yakını veya uzağı görmekte oldukça zorlandığı kolaylıkla fark edilebilirdi. İç geçirip söze girdi Sophie Morgan. "Çok uzun zamandır bir başıma ve yalnız yaşıyorum. Larry... Anlarsınız ya, pek evcil bir insan değildi. Ev cinlerinden de pek hazzetmezdi. Onların dillerini sıkı tutamadıklarını söylerdi."

Misafirlerine içeceklerini sunduktan sonra kendisine de bir kadeh ateş viskisi doldurmuş halde geniş kanepeye yerleşti. Kılıcı ise içki rafına yaslanmış halde bırakmıştı. Isolde ve Carolina, az önce mutfağa doğru ilerlemiş olan siyah kedinin usulca oturma odasının eşiğine kadar sokulduğunu fark etmişlerdi. Bu kedi öyle sessizdi ki, etraflarını iyicene gözlüyor olmasalar varlığını fark etmeleri mümkün değildi. Sophie kaldığı yerden devam etti. "Larry bu soy meselesini hep fazla umursuyordu. Bize miras kalan yadigarları toplamak gibi bir huyu vardı. Bir de tabi şu bitmek bilmez kara büyü aşkı. Ah! Ama meraklanmayın, Larry bir karıncayı bile incitemezdi. İncitmek istemeyeceğinden değil, beceremezdi sadece."

Konuşmasının bu noktasında yaşlı kadın kıkırdamadan edemedi. Siyah kedi eşikten içeriye o kara kafasını sokmuş konuşulanları dinlercesine kulak kabartmıştı. Yaşlı kadın sözlerini sürdürdü. "Bu merak ettiğiniz portreyi kendisi getirmişti. Kılıcı da öyle... Her ikisi de ailemizin yadigarlarındanmış. Tablodaki kişiyi sormuştunuz. Ah! Bunları anlattığıma inanamıyorum. Kusura bakmayın genç hanımlar. Gerçekten zırvalık ama... Larry bunlara inanıyordu."

Söyleyeceklerini tartmak maksadıyla kısa bir duraksadı. Kara kedi biraz daha yaklaştı. "Tablodaki kadın, Morgana La Fay. Larry'nin söylediğine göre, nasıl denir bilemem ama, bizim onun soyundan geldiğimize inanırdı. Düşünsenize benim zavallı Larry'im, Morgana'nın, Mordred'in torunu. Kelimenin tam anlamıyla safsata. Kardeşimin hep soy ismimiz yüzünden böyle hezeyanlara kapıldığını düşünüyordum esasında."

Kadının bakışları az önce rafın yanına bıraktığı kılıca dönmüştü. Daha doğru bir ifadeyle, uzağı göremeyen gözleriyle kılıcı arıyor gibiydi. "Eh, dolayısıyla Kral Arthur'un soyundan geldiğimizi... İnanabiliyor musunuz? Şuradaki antika demir parçasının Excalibur olduğuna? Benim zavallı Larry'im!"

[spoiler]
[/spoiler]

9
Sorgu Evi / Ynt: Şanslı Meredith'in Son Rodeosu
« : 11 Nisan, 2022 17:03:25 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Rüzgara kapılıp savrulan bir elbise misali yükseldi yarı şeffaf, yarı ağarmış özü. Ölümcül soruların soğuk, keskin yüzlerini tadanların ahiret yeriydi bu sorgu evi. Türlü türlü işkenceye dayanamayan bedenlerin feragat ettiği nice çilekeş ruhun, ahşap döşemelere kazınmış feryatlarını duymak, duyumsamak mümkündü burada pekala.

Kimileri kasvetli geceyi yırtan o haykırışların duvarları aşmasını bekler, aslında bunu bir hayli isterlerdi. Bu nedenle sorgu evini, kasabanın ortalık yerine inşa etmişlerdi. Bir başka sefil ruhun daha bu cehenneme sürüklendiği her gecenin, itinayla kasaba ahalisinin hafızasına nakşedilmesi lazımdı. Böylece unutmayacaklardı, kurtuluşları için ödedikleri ve ödettikleri bedelleri.

Şanslı kızın belki de bu geceki tek şansı, ölüm meleğinin biraz sabırsız davranmasıydı. Böylece acılar bitmiş, ölüm ve doğumun doğal ve engellenemez döngüsü harekete geçmişti. Ruhu yükselirken ölü bedeninden sıyrılıp kasabanın üzerinde, kendisini sonsuz bir döngüde tekrar edecek ve bulanık düşüncelerin esiri olacak zihni yeniden doğdu. Gözlerini açtı. Yeni bir başlangıç... Ve ayaklarının altında onun canını alan kasaba!

Ama gördüğü canlılar, işlerine güçlerine koşturan kasaba halkından gayri kimselerdi. Kendisi gibi yarı saydam siluetler, ağarmış onlarca, yüzlerce ruh. Karınlarının üzerinde alevli taşlarla türlü işkencelere maruz bırakılan, zincire vurulmuş, korkunç hayallerin pençesinde çığlık çığlığa ağlayan, kırbaçlanan, acılar çeken yüzlerce ruh! Öyle çoktular ki, baktığı her yerde görmek mümkündü. Her birisi ayrı bir zulme mahkum edilmiş gibiydiler.

Çalı çırpı üzerinde bağlandığı direkte alevler içerisinde kavrulan ama asla ölmeyen, çektiği acılar ise sonsuza dek sürecek olan zavallı bir rahip, kırbaçlandığı derisinden kanlar akan ama asla ölmeyen yargıç kıyafetli adamlar, üzerlerine en ağır taşların konulduğu ve olmayan kemiklerinin çatırtısını duyabildiğiniz kasaba halkından kimselerin çığlıkları... Geldiği yer bir işkence odasıysa Meredith'in, burası ruhlar için bir işkence kasabasıydı!

Kendi türlerinin yapması gerektiği gibi bu kasabadan ayrılamıyorlardı. Sanki ruhları burada sonsuz bir ceza ve işkenceye tabi tutulmaktaydı. İşkence edilmeyenlerin bile mutsuzlukları, huzursuzlukları, çektikleri çileler, yüzlerinden okunmaktaydı. Bir ruhun fiziksel acı çekemeyeceğini düşünmüş olanlar, belli ki cehennemi asla görmemiş olanlardı. Yahut bu kasabanın 'gizli' vaziyetini.

"1693'ten beri her birimizin maruz kaldığı kadere şahit oldunuz genç bayan!"

Meredith, tok bir sesle konuşan bu sesin geldiği yöne çevirdi bakışlarını. Uzun şapkalı, gözlüklü, saydamsı bir adamın ona doğru süzülerek artık fiziksel bir varlık ifade etmeyen bünyesini aşıp, kasabaya doğru ilerlediğini fark etti. Neden sonra durup tekrar arkasını döndü bu şapkalı zat.

"Ah! Siz, bizden değilsiniz. Buralarda yenisiniz sanırım. Şu, yakalayıp astıkları cadılardan birisi olduğunuzu zannediyorum. Eğer öyleyse, kabalığımı affedin matmazel. Salem Cehennemine hoş geldiniz. Bendeniz Bartholomew Barebone! Hayatım, sizin aşağılık türünüzü saklandığı deliklerden çıkartıp, tüm dünyaya deşifre etmeye çalışmakla geçti. Böylece üzerimizdeki zavallı Bay Corey'in sebep olduğu-" Türlü türlü metotlarla işkenceler halinde acılar çeken sefil ruhlara yukardan küçümser bir bakış fırlatıp devam etti. "...ruhlarımızı bu nahoş ve sonsuz işkencelere maruz bırakan lanetten kurtulabileceğimizi ve sizlerden intikam alabileceğimizi tahayyül ederdim. Ah, ne ahmaklık!"

Şapkasını çıkartıp içini eliyle düzeltirken, sanki bununla bir fark yaratabilecekmiş gibi, yüzüne hoşnut bir ifade yerleşmişti. "Amma velakin geldiğimiz noktada, işte burada, kendi cehennemimizdeyiz. Bağırıp duranlara, ağlayıp sızlayanlara, kısaca bu gürültülü ahaliye aldırış etmeyin. Herkesin cehennemi farklıdır burada. Kimisi mobilyasız ufak bir odaya tıkılır tahammül edemeyeceği türden insanlarla ve kendisinden sonsuza dek onlarla yaşaması beklenir. Kimisi ise sıcak ızgaralara yatırılıp metal şişlere geçirilir, cızbız edildikten sonra da iblislere servis edilir. O yüzden görecekleriniz sizi şaşırtmasın! Nasıldı o laf? 'Cehennem başkalarıdır' mıydı, yoksa 'Herkesin Cehennemi Kendine' miydi? İşte, onun gibi bir şey bayan! Umarım ziyaretinizden keyif alırsınız!"

Şapkasını tekrardan başına geçirirken, o bulanık, yarı şeffaf gözlerinde bir kıvılcımın tutuştuğunu fark eder gibi olacaktı kızıl saçlı cadının, zavallı hayaleti. "Benim cezama gelince-" dedi, yavaş hareketlerle başını olumsuz anlamda iki yana sallarken. "Benim cezam, sonsuza kadar sizin türünüzün sırlarını ortaya çıkarmak için beyhude bir mücadele vermekti genç bayan! Hem de hiçbir cadı ve büyücünün ruhunun burada çok uzun kalmadığını düşünürsek, beni çıldırtan bir süreçti itiraf etmem gerekir. Ama neyse ki, artık siz varsınız... O yüzden artık sorularımı cevaplayabilecek, cadıların gizli alemlerini ortaya çıkartabilecek bir şahidim var!"

Hayalet ansızın, tüm varlığını hızlıca Meredith'ten arta kalan yegane varlığa, zavallı cadının ruhuna doğru atılmak üzere hareketlendirdi. En korku dolu kabuslarında bile göremeyeceğiniz bir arzu, bir delilik ve ürpertici bir merak duygusuyla sarılmış bakışlar... Salyalar saçarcasına sorular dökülen dudakları, peşi sıra insanın üzerine karabasan gibi tebelleş olan varlığı ile beraber ebediyete kadar dur durak bilmeden Meredith'e yönelteceği soruları birer birer sıralamaya başlamıştı.

"Bir okulda eğitim aldığını biliyorum cadı! İsmi nedir ve nerededir!? Ayrıca örgütlendiğiniz, hiyerarşik bir kurumunuz dahi var, değil mi!? Söyle! İtiraf et! Biliyorum, cadı. Benden kaçamazsın! Bütün dünya öğrenecek sizin o melun aleminizi!"

10
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Cadı Avcıları Sorgusu
« : 06 Nisan, 2022 00:02:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İnce sakallı, ince yüz hatlarına sahip olan cadı avcısının gözlerinde bin bir türlü laneti ve söylenmeyi görebilmek pekala mümkündü. Nitekim Zain'e olabildiğince çıkışmış olsa da, yoğun ve devamlı şekilde süren sinir harbi duyularını yormuş ve direncini törpülemişti. Nitekim kıvama da gelmişti en nihayetinde. Başında o sivri şapkası olmadan kel kafası açığa çıkmış, aldığı darbeler nedeniyle oluşan şişlikler birer boynuz gibi kabarmıştı tastamam kafatasında.

Seth Carter'ın maskesinin ardında ışıldayan gözlerinin tesiri de kolayca yayılmıştı belki bu sebeple cadı avcısının zihnine. Ayırt etmesi zor görüntüler belirecekti ilk önce, ardından da bir sihirli resim galerisini hızlıca turluyormuşçasına akın edeceklerdi müstakbel sihir bakanının zihnine. Boca edilen onca anıyı ayıklayabilmek bir hayli zordu. Nitekim Bay Carter'ın aklında dört adet mühim soru vardı.


O gece, Meredith’in Motke’yi öldürdüğünü söylemişlerdi. Beni düelloya çağıran Cadı Avcısı da adımı biliyordu. Bu bilgileri bizden kim taşıyordu onlara?

Başlarında kim vardı? Kimden emir alıyorlardı?

O gece Hoffman'ı katleden Cadı Avcısı kimin nesiydi?

Mühürü neden kırmışlardı? Kim kırmıştı?


İzbe bir sokağın karanlığında, bulanık bir görüntü... Bir dükkanı andırıyordu. Kapının üzerinde yazan numara güçlükle okunuyor, "138" veya "IBB"  olduğuna dair tahmin yürütecek kadar anlaşılabiliyordu. Dükkanın kapısı aralandı... İçeride ise tozlu, eski püskü eşyalar... Ne olduklarını çıkarmak bu bulanık görüntüde pek mümkün değildi. Ve üstelik gece geç bir saatti. Tek tük gaz lambalarının yaydığı ışıklar ise üzerine kağıtlar, tüy kalemler ve moke derisinden pembe ve şık bir cüzdanla donatılmış masada sona ermekte, adeta masaya kurulmuş bir gölge tarafından emilmekteydi. Görüntü bu etrafına karanlık yayan masaya yaklaştı. Bir cansararın korkucu silueti belirdiğinde ise tam karşısında, Bay Carter dahi korkudan yerinden zıplayacak gibi oldu. Masanın hemen arkasında süzülmekte olan bu melun varlık, üzerindeki kara cübbenin kollarını birer pençe gibi kaldırıp uzandı görüntünün sahibine doğru.

"Kaçma!" dedi, hemen arkadan duyulan cılız bir kadın sesi. "Kaçarsan avını kovalar. Kardeşlerinin başlarına gelecekleri öğrenmeden, ölmek istemezsin." Görüntü sesin geldiği yöne döndü. Kimsecikler yoktu. Koyu bir sessizlik. Sanki şeffaf bir tülbendin arkasından görüyormuş gibi dünyayı, solgun bir manzarası o tozlu dükkanın.

Derken görüntüler birbirine girdi. Bir kasaba belirdi hemen arkasından da. Sokaklarında karalara bürünmüş, hacılara ve seyyahlara özgü sivri şapkalarla gezen erkekler, yanlarında ise beyaz önlüklerle süslenmiş uzun ve siyah etekli kadınların yürüdüğü bir kasaba. Mahkeme salonunu andıran bir bina... Tahtaları gıcırdıyordu merdivenlerini çıktıkça. İkinci katına kadar sokuldu görüntünün sahibi. Üç tane kızıl cübbeli zat gözüktü hemen ardından da... Ortalarında ise tekerlekli sandalyeye kurulmuş, genç bir oğlan. Basık alınlı, saçları dümdüz ve neredeyse alnını perdeleyecek perçemleriyle, bir farenin gözlerini andıran ufak noktalardan ibaret bakışlarını dikmişti önündeki kitaplara ve defterlere. Bir şeyler çiziyordu kalemiyle. Defteri kaldırdı ve kızıl cübbeli, yüzleri kendisine dönük halde ayakta bekleyen üçlüye gösterdi.

Beyaz bir gelinlik, kızıl bir kılıç, kara bir kedi ve soluk bir şırınga çizilmişti deftere. "Bu dördü..." dedi basık yüzlü genç oğlan. "Efendimizin bilgeliği ummanlara sığmaz! Bu dördü kurtaracak bizleri lanetten. Sizleri huzura kavuşturacak bu dördü."

Görüntünün sahibi belli ki eğildi yerlere kadar. Ahşap tahtalara gömüldü her şey. Tahtalara güçsüzce yansıyan odanın sarı ışığı hariç karanlığa gömülmüştü dünya. Ancak sesler susmadı. "Yedi mührü de kıracaklar. Her birinden vakıf olduğu güçleri alacaklar. Sonra da bizleri huzura kavuşturacaklar. Ne Corey'in laneti kalacak biz arındırıcıların üzerinde o günden sonra, ne de ölümle yaşam arasına sıkışmış atalarımızın azabı... Kurtulacaksınız Araf'tan... Ve bizler kıyameti getireceğiz efendimizin lütfuyla büyülülerin üzerine!"

Onaylayan homurdanmalar duyuldu belli belirsiz. Sonrasında ise hareketlenen sandalyenin tekerlerinden yayılan gıcırtılar. "Kalkın bayım!" dedi genç oğlan. "Deyin ki Aziz Michael kilisesinin koruyucusu Roseborough'a, azap çeken ruhların kurtuluşu yakındır. Beyaz olan, ilk mührü kırsın."

"Sonra Kuzu’nun yedi mühürden birini açtığını gördüm. O anda dört yaratıktan birinin, gök gürültüsüne benzer bir sesle, 'Gel!' dediğini işittim. Bakınca beyaz bir at gördüm. Binicisinin yayı vardı. Kendisine bir taç verildi ve galip gelen biri olarak zafer kazanmaya çıktı."

Görüntünün sahibi ilk kez konuştu. "Emriniz başım üstüne, Efendi Barebone!" Sesi, sorgudaki cadı avcısının tok sesini andırıyordu.

11
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Çocukların Sorgusu
« : 05 Nisan, 2022 22:59:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Gözlerine bir perde gibi inen ve dahi soluk almasını birkaç saniyeliğine engelleyen saç tellerinden başını çevirdikten sonra göz pınarlarından taşan ıslaklığı kollarıyla silmeye yeltenmişti ufaklık; ışıksız bir odanın siyah perdelerini aralamış ve yağmur taneleriyle süslenmiş bir pencerenin bulanıklaştırdığı hüzünlü manzarayla baş başa kalmış kimse gibi bir matem havası vardı duruşunda. Nasıl ki sıcak bir kahveye katılan katı bir şeker, fincanın dibine çöküp çözülürse aheste aheste; çocuk da tüm katılığının dağılıp gittiğini hissediyordu belki de ilk kez şefkatli kollarda.

"Bilmiyorum. Gerçekten, bilmiyorum. Lanetimizi kaldırmanın bir yolunun kilisede olduğunu söylemişlerdi ama... Kendi aralarında konuştuklarını duydum sadece. Bir zamanlar çok kötü bir cadının gücüne ket vurmak için inşa edilen mühürler olduğunu söylediler. Bunları kıranları, kırdığı mühre göre Tanrı'nın mükafatlandıracağını ve bu mükafatlarla bizlerin üzerindeki laneti kaldıracaklarını söylediler. Engizitörlere gelince, onları görmedim hiç. Sadece Gabriel Hazretlerinin seçilmişlere gözüktüğünden söz etmişlerdi. Raphael'in ise bu seçilmişleri iyileştirmek için geleceğini. Michael geldiğindeyse, iblisin tohumlarını haklamak için göğü yaracağından söz ederlerdi."

Güçsüzce çöktü sandalyesinde, sözcükler düğümlenmişti boğazında bir anlığına. "Mahşerden bize gönderilenlerin kıyamet alametleri olmalı bu. Ahir zamanda yaşıyoruz. Eskiden büyümek istemezdim. Şimdiyse büyüyemeden ölmekten korkuyorum. Ve ruhumun Araf'ta sıkışmasından..."

Bakışlarını hevesle kaldırdı kadına doğru. Sıkışmışlığın eseri ifadesiyle dudaklarını büzüştürüp kadına yaklaştı. "Buradan gidebilir miyim artık? Gidebilir miyiz?" Aniden kadının söyledikleri aklında birer şimşek gibi çaktı. Belki de gerçekten bu vesileyle, şu ana kadar sormadığı nice sorunun cevabını bulabilmeye hazır bir kaşif gibi meraklı sorularını sıraladı arka arkaya. "Hem ben, uçan süpürgelere bindiğinizi duymuştum. Doğru mu gerçekten bu? Ben de binebilir miyim? Peki kaynar kazanda çocuk kaynattığınızı duymuştum, gerçek mi bu? Onları yiyor musunuz? Bir de, bir de... Hah! Oyuncak bebekleri oynattığında bu bebeklerle büyülediğiniz insanları da oynatıyormuşsunuz. Bebeğin kolunu kırdığında o kimsenin de kolu kırılıyormuş mesela. Gerçekten yaptın mı hiç bunu? Nasıldı!?"

Ardı ardına sorduğu soruların peşinden de muzip bir gülümseme takındı. "Eh, artık soru sorma sırası bana geçmiş olmalı değil mi?"

12
Knockturn Yolu / Ynt: Larry, Larry, Larry...
« : 23 Mart, 2022 17:19:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yaşlı kadın, Isolde'nin sorusuna cevap vermeden önce siyah saçlı cadıya doğru birkaç adım daha atarak yaklaştı. Şişe dibini andıran gözlük camlarının ardından Malleylerin ışıltılı varisini süzmeye başladığında, yanıt vermekte aceleci olmamasının; sorunun cevabını düşünmekten ziyade karşısındaki genç ve güzel kadını bir yerlerden çıkartmaya çalıştığından kaynaklandığı aşikardı. Dudaklarını büzüştürdü Bayan Morgan. Bir kaşı havaya kalktı peşinden de. Elini uzatarak kılıcı kavradı ve onu, üzerinde durduğu tutacaklardan kaldırarak şöyle bir tarttı.

Kılıcın altın işlemeli sapındaki rünleri o anda fark etmişti Isolde. Kabzanın tam alt ucunda ejderha işlemeli bir mühür, tüm ihtişamıyla parıldamaktaydı. Kabzanın demirle birleştiği balçak kısmında ise bu ejderha deseninin daha ufak halleri, Kelt motifleri olduğu şüphe götürmeyecek tuhaf desenlerle çevrelenmişti. Üzerinde sırayla ejderha, süvari, aslan, kupa ve kale sembolleri işlenmiş demir parçası ise hayli ağır gözükmekle beraber, yaşlı kadının bu ağır demiri zorlanmadan kaldırması şüphe uyandıracak cinstendi.

Parmaklarını demiri süsleyen desenlerde gezdiren Bayan Morgan, nihayet bakışlarını Isolde'ye doğrulttu. "Üzgünüm hanımefendi! Kardeşim Larry, bin bir zorluk içerisinden geçerek ulaşmıştı bu yadigara. Bu kılıcın, köklü soyumuzdan bize kalan yegane miras olduğunu söylerdi. Gasp edilen haklarımızın kanıtı olarak... Ve daha bir çok şey de söylerdi elbet bunlarla ilgili. Her ne kadar, dediklerinin çoğu bana safsata gibi gelse de, yahut doğru olsa dahi pek işe yarar gözükmese de, bu kılıcı onun namına korumak kardeşime karşı son görevimdir hanımefendi. Bu yüzden-" Bir anlığına soluklanıp bakışlarını kılıcın tutacaklarına, oradan da duvardaki tabloya kaldırdı. Tablodaki asilzade kadın, yeşil gözleri, siyah saçları ve pek özgün yüz hatlarıyla kendisine hat safhada benzemekte olan Malleylerin kızına çevirmişti bakışlarını.

[spoiler=Esrarengiz Tablo]
[/spoiler]

Bir kaşı şaşkınlıkla havaya kalkan yaşlı kadın, tablosunda, odanın ve civar mıntıkaların yegane hükümdarı gibi salınan soylu kadına dikmişti bakışlarını. "...asıl sahibi çıkıp gelmediği sürece mezarından, başkasına satmam söz konusu olamaz bu kılıcı!"

13
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Güç Puanı Talepleri
« : 17 Mart, 2022 19:49:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
8. seviye oldum. En son 5. seviyeyken istemişim.

3 gp alayım.

Seth Carter Havuzcuğum.

Edit: Online sürem de 3 gün olmuş. En son 1 günken istemişim. Oradan da 2 gp alabilir miyim havuzuma.

Talep işlenmiştir beyefendiciğim! Ayrılmadan evvel adam asma numaramızda gönüllü olmak istemez miydiniz acaba?

Lütfen, kaçmayın! Son derece güvenli bir sihirdir efendim.

14
Karakter Talepleri / Ynt: Patent Başvuru ve Talepleri
« : 17 Mart, 2022 19:39:25 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]İcat Türü: Büyü
Büyü Tipi: Tılsım
Büyünün Adı: Sihirsel Etki Saptama Tılsımı
Büyünün Sözü: Deprehensio
Büyünün İcat Gerekçesi ve Amaçladıkları:
Bu büyünün icat hikayesi, geçtiğimiz günlerde dağıtılan bakanlık broşlarının bir tanesinin de André'ye verilmesi ve kumral saçlı oğlanın bu broşun olayını ve önemini merak etmesiyle başlar.

Harry Potter evreninde büyü bilimi ve araştırmaları üzerine çalışan kişilerin, lanet kırıcıların vb. kullanabilmesi için elverişli, sihir etkilerini tanımlamaya yarayan pek bir büyü bulunmamakta ve bu büyü icat edildiğinde -en azından şu anki planlamalara göre- büyü toplumuna duyurulacak olup herkesin büyü incelemesi içeren RP'lerini kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.

Büyünün Detaylı Anlatımı:
Büyünün olayı şudur: Asanın hedef gösterdiği kişi yahut nesne üzerindeki büyü etkilerini tanımlamak. Büyü icra edildiğinde ortaya çıkan en belirgin unsur; tılsımların mavi, transfigürasyonların turuncu, lanetlerin kırmızı ve iksirlerin yeşil bir aura ile nesne/kişi üzerinde gözle görülür biçimde parıldamaya başlamasıdır. Bu renklerin detaylı incelenişi, spesifik büyüye dair detaylı bilginin analiz edilebilmesini sağlar. Tabii nihayetinde büyünün spesifiklerini, doğasını yahut kendisini öğrenebilmek için o büyünün yahut iksirin, bu tılsımı icra eden kişi tarafından icra edilebiliyor yahut makul derecede biliniyor olması gerekir. İnsan, hakkında bir şey bilmediği bir büyüyü veya iksiri tanımlayamaz haliyle, değil mi?

15 Mart tarihli Mirabella Yamashita ile ettiğimiz münakaşa sonrası eklemesi: Peki büyü spesifik olarak nasıl tanınıyor? Büyünün icat sürecindeki başarı ve başarısızlıklara göre değişebilecek olmak suretiyle şimdilik plan, üzerine işbu büyünün yapılması sonucu rengarenk aura'larla parlamaya başlayan nesne/kişinin üzerine oluşacak bir tütsü/ışık oyunu ile asa hareketlerinin ve büyü yapıldığında oluşan rengin gözükmesi, ayrıca potansiyel olarak sihirli sözlerin nümerolojik karşılıklarının da süre yahut gösterim suretiyle gözükebilmesi yoluyla. Tabii herkes aritmansi üstadı değil, bu ikinci kısım herkese hitap etmeyebilir bu sebeple. Rafa kalkması olası.

Bu büyünün başka evrenlerdeki uygulamaları düşünülecek olursa bu büyü; Dungeons & Dragons, Pathfinder gibi masaüstü rol yapma oyunlarındaki Detect Magic, Read Magic, Read Aura gibi büyülerden kökenini almaktadır.

Ayrıca aritmansi, bir kehanet tekniği olmasının yanı sıra büyü analitiği için gerekli olan nümeroloji, sayısal analiz, büyüsel dalgalar, "gerçek isim" ve benzeri konseptleri ele alan sihir disiplinidir. Büyünün sihirli sözü olan "Deprehensio", Latince "saptama" kelimesinden (deprehendere) köken almasının yanı sıra büyüleştirilmiş kelime, nümerolojik olarak 1, 3 ve 7 sayılarına tekabül etmektedir.

Bu sayıların manalarına gelecek olursak:
1- Öncülüğün ve aksiyonun sayısıdır. Her öncü, destekleyicilere ihtiyaç duyar. Bu büyü, halihazırda büyüsüz bir nesne/kişi üzerinde tamamen desteksiz ve bu sebeple etkisizdir. Lakin desteğini, rezonansını bulabildiği takdirde işlevini yerine getirebilecek ve hedef büyüleri tanımlayabilecektir.
3- Bağıntı ve bağlantının sayısıdır. Hedef nesne/kişi ile üzerine uygulanmış olan büyünün bağıntısını analizde önemlidir.
7- Araştırıcılığı ve analitik analizi ifade eder. Ele alınan unsurun doğasını ve zayıflıklarını tespitte önemlidir.

Büyünün Zorluğu: Bu büyünün zorluğuna pek tabii kendim hariç GM'lerce karar verilecek olup şahsi önerim ve kanaatim aslen 3. Seviye bir Tılsım olmasının makul olacağı yönündedir. Ancak Anifors, Resifors ve benzeri değişken zorluklu büyüler gibi 4. Seviye üzeri sihirsel etkilerin tespiti için zorluğu dinamik olarak 4. Seviye olabilir yahut tespit ettikleri Yetenek Zarı başarısına göre değişkenlik gösterebilir.
[/justify]

Büyünün Gelişim Süreci: Başvuru onay yahut revizyon beklerken 1865-66 Eğitim Yılı | Güz Dönemi İksir Dersi'nde büyünün icat gerekçelerine dair nedenler Samuel Raymond Boleyn'in ve tayfasının isyanıyla desteklenerek oluşmuş oldu. Ayrıca altyapı çalışmalarına başlamış olmak adına bir ön çalışma RP'si bıraktım: Broş Meselesi Üzerine Bir Kütüphane Mesaisi

İcat etmek istediğiniz büyünün aura kısmı gayet uygulanabilir gözükürken, aritmansi kısmında büyünün açıklamasının diğer büyülere kıyasla fazla uzayabileceği, büyüyü karmaşık hale getirerek kullanılma arzunu baltalayabileceği göz önünde bulundurularak:

Büyülü cisim veya varlığın, işbu büyü kendisine yapıldığında bir aura yaymasının uygun olduğu, daha zorlu büyüler için yetenek zarını ilgili büyünün yapılış zorluğuna tekabül ettirmek gerekeceğinin makul bir zorluk olduğu görülmektedir.

Ancak cismin veya varlığın üzerinde bir büyünün varlığını ve bu büyünün cinsini tespit ettikten sonra bunu yalnızca aritmansi yoluyla çözmek yerine, büyünün gösterdiği etkilerin, verdiği reaksiyonların tetkik ve incelenmesi ile bulunmasının, bu noktada aritmansi yanında kehanet, astronomi veya doğrudan gözlem vb. yöntemler kullanılarak büyünün tespit edilebilmesinin daha geniş bir skalada problem çözme olanağı oluşturacağı göz önünde bulundurularak, büyünün aura ile beraber bir rakam göstermesi yerine:

Eğer düello anında kullanılıyorsa talih zarının, düello harici ise destek zarının büyünün cinsini ortaya çıkarma doğrultusunda büyücünün yetkinliğine göre bir ilim dalında kanıtlar bırakmasının daha uygun olduğunu ve bu doğrultuda bir düzenleme yapmanın büyünün kullanımını herkes için elverişli hale getireceğini düşünüyoruz.

Bu sebeplerle büyünüzün tılsım büyüleri arasında 3. seviye olarak siteye ekleneceğini, zorluğunun yaptığınız ön araştırmaların derinliği de göz önünde tutularak 14 olacağını belirtiriz.

RP'nizin sonundaki aşağıdaki kodu nokta (.) içermeyecek şekilde yapıştırmanız halinde icat sürecine başlayabilirsiniz. RP'nizin yazım kalitesi, büyü icat sürecinizin işlenişi, hazırlık için yapabileceğiniz RP'ler ve benzeri birçok şekilde zarınıza da muhtelif bonuslar alabilirsiniz. Size kalmış. Taban artınızın Biçim Değiştirme Kabiliyeti'niz olduğunu söyleyebiliriz.

Kod: [Seç]
[.roll]1d20[/roll]

-RP'nizi yazıp zarınızı attığınız vakit bu başlığın altına ilgili linkle yeniden uğrarsınız.
-Unutmayın, RP'nizin en az 500 kelime olması gerekmektedir.
-Zar komutunu önizleme yaparak atarsanız bozuk zar atarsınız ve bu zarları maalesef ki saymıyoruz. Bu sebeple zar komutunu yazmadan önce önizlemede bulunun ya da önizleme sonrası zar komutunuzu güncellemeyi unutmayın.
-Ayrıca tehlikeli bir büyü ile uğraştığınız için yanlış gidebilecek durumlarda karakterinizin muhtelif zararlar görebileceğini de unutmayın.
Mucitlik Sistemi Rehberi için TIK

15
Knockturn Yolu / Ynt: Larry, Larry, Larry...
« : 17 Mart, 2022 18:47:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Koyu bir sis tabakasının bile gölgeleyemeyeceği kadar güzel olan bu iki kadına, sokaktan geçen kimselerin yönelttiği o iştahlı bakışlar, insanı kendisine anadan üryan kalmış hissettirecek kadar ürperticiydi kuşkusuz. Yine de o iştah, Carolina'nın kim olduğunu nihayet yüzüne bakarak fark ettiklerinde birer birer solmaktaydı gözlerde. Posterlerde yüzünü gördükleri kadın değil miydi bu?

Dar bir ara sokakta, dar bir kapının hemen önünde duraksamıştı ikisi birden. Carolina kapıyı çalarken çıkan tok ses, bu cüsseli ahşap parçasının içi boşmuş gibi tüm sokakta yankılanan bir takırtı çıkarmıştı. Öyle ki, bu ara sokakta başka birisi daha olsa duymaması imkansız olurdu bu gürültüyü. Kısa, gergin bir sessizlik sardı yine de etraflarını.

"Kimdir o?" Yaşlı bir kadının sesi duyuldu peşinden de kapının ardından gelen.

Carolina Roslin Ó Dubhghaill, özgüven içerisinde tam ismini zikretti karşılık olarak. Eh, artık müstakbel bakan olarak isminin bazı kapıları açmasını beklerdi. Beklediği gibi de oldu zaten. Kulak tırmalayan bir gıcırtı ile ardına kadar aralandı, ahşap, çürük kapı.

Dibi olmayan bir kuyuyu andıran gözlükleri, bu gözlüklere rağmen kolayca seçilebilen kırışıklıkları, kızıla çalan dağınık saçları ve üzerinde yeşil bir gecelik olduğu halde onları karşılayan ufak tefek bir kadın açmıştı kapıyı. İlerlemiş yaşına rağmen alımlı olduğu söylenebilirdi. Ufak gözleri, biçimli çenesi ve düzgün burnuna bakarak bunu iddia edebilmek mümkündü en azından. Şaşırmış bir ifadeyle gülümsedi yaşlı kadın.

"Ah! Bayan Roslin! Sizi burada görmek..." Kapıda konuşarak kabalık ettiğini düşünmüş gibi davet etti ikisini birden içeriye. İki kadın, önde Carolina ve arkada Isolde olduğu halde içeri girerken, kadın birkaç saniyeliğine Isolde'ye yaklaştırdı gözlerini ve dikkatle süzdü. Sonrasında da içeri buyur etmeyi sürdürüp kapıyı kapattı. "Seçim çalışmalarınız için geldiniz sanıyorum Bayan Roslin. Sizi destekleyenlerin evlerini ziyaret etmeniz büyük bir incelik. Hatta artık kimsenin tenezzül etmediği bir nezaket..."

Giriş holü, bu ufak eve kıyasla oldukça geniş gözüküyordu. Limon yeşili duvarlarda ve bu duvarları süsleyen raflarda türlü antika eşyalar mevcuttu. Bir düşünseli çanağı, sinsioskop, pusula çarkı, rulo halinde nizami dizilmiş sihirli define haritaları ve daha pek çok sıra dışı alet edevat, bir süs eşyası gibi raflarda yerini almıştı. Yaşlı kadın, her iki bayanın önünde saygıyla başını eğerek kendisini tanıttı. "Benim adım Sophie Morgan. Buralarda beni koleksiyoncu sanırlar. Ama asıl koleksiyoncu olan ne yazık ki kardeşimdi. Ah, ruhu şad olsun! Bu evde artık tek başıma yaşıyorum."

İki kadını da holün hemen sağındaki oturma odası olduğu anlaşılan şirin mobilyalarla bezeli odaya davet etti. İki kadın da oturma odasına yönelmeden evvel holün sol ve en uç tarafındaki odanın dışarıya ışık vurmayacak şekilde sıkı sıkıya kapalı olduğunu fark edeceklerdi. Holün tam ortasındaki çerçevede asılı olan, hareketli bir fotoğraf ise diğer süs eşyalarının yanında dikkat çekiciydi. Sıcak bir gülümsemeyle konuklarını karşılayan bu fotoğraftaki genç kadının yaşlı cadıya benzediği dikkat çekebilirdi.

[spoiler]
[/spoiler]

Tam oturma odasına hareketlendiklerinde Carolina, ayaklarına sürtünen bir kedinin varlığını hissetti irkilerek. Siyah kedi, paytak paytak yürüyerek sıkı sıkıya kapalı arka odanın hemen yanından mutfağa sapmıştı şimdi.

Oturma odasına girdiklerinde ise Isolde, davet edildikleri yeşil koltuklara hareketlenirken tam karşı duvardaki aynalı rafların üzerinde bir hareket fark edecekti. Dikkatli baktığında duvara yatay şekilde asılı görkemli bir kılıç ve hemen üzerinde bulunan boylamasına uzun bir tablo olduğunu, tablonun yegane konuğu olan siyah uzun saçlara sahip, bir kraliçeyi andırır endamı ve beyaz teniyle, asil görünümlü, çok güzel bir kadının kendisine göz kırptığını görecekti. Kadının üzerinde uzun etekli bir elbise, elinde ise tablonun altında duran kılıca benzer bir kılıç vardı. Sessizliği Sophie'nin sorusu böldü. "İçecek bir şey alır mıydınız hanımlar?"

Sayfa: [1] 2 3 ... 8