17 Nisan, 2026 09:06:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Balian d'Ibelin

Sayfa: 1 2 [3] 4 5
31
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Güç Puanı Talepleri
« : 06 Nisan, 2023 16:25:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Merhaba karakterimin güç puanlarını talep etmek adına buradayım.

Balian d'Ibelin

Seviye: 5 -->8  3GP

FRP:

1-https://buyucedunya-rpg.com/kara-gol/snowflake/msg3216/#msg3216
     7 FRP

2-https://buyucedunya-rpg.com/seherbaz-buro/flashback-pomegranate-flower/msg3221/#msg3221
     43 FRP

3- https://buyucedunya-rpg.com/seherbaz-buro/fb-eyvahlar-olsun!/msg3236/#msg3236
     19 FRP

4- https://buyucedunya-rpg.com/diger-dunya-ulkeleri/fb-dried-rose/msg3252/#msg3252
     18 FRP

5- https://buyucedunya-rpg.com/sihirli-yaratiklarin-bakimi-dersligi/sihirli-yaratiklarin-bakimi-dersi-186667/msg3261/#msg3261
     7 FRP

6- https://buyucedunya-rpg.com/seherbaz-buro/fb-saf-guc!-bilgi/msg3290/#msg3290
     19 FRP

7- https://buyucedunya-rpg.com/hogwarts-arazisi/sihirli-yaratiklarin-bakimi-dersi-1866-67/msg3295/#msg3295
      4 FRP

8- https://buyucedunya-rpg.com/diger-dunya-ulkeleri/fb-bindik-bir-alamete!/msg3342/#msg3342
      12 FRP
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

   Toplam FRP:129 FRP --> 18GP
   

Seviye ve frplerin toplamı ile 21 güç puanı ve bu güç puanlarının Balian karakterinde topanmasını rica edeceğim.







32
Okul Müdürünün Ofisi / Ynt: Çocukları Pistten Alalım
« : 05 Nisan, 2023 13:10:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Mistle camları açmalı. Burası sigara ve umutsuzluk kokuyor. Skittle, masanın üzerindeki şişelerin tozunu al. Flake, kıyafet dolabının altında duran ayakkabıların yerlerini... Neyse sadece üç çift varmış." Pervaza sürtünen perdenin sesi düşlerin tatlı karanlığını tek bir pençe hareketi ile yarıp geçmişti. Ne kadar çabuk sabah olmuştu? Son zamanlarda herhangi bir çekidüzen kaygısı olmayan uykusunun bu deliksiz geceyi neye borçlu olduğunu sorgularken sağ göz kapağının kötü şekillendirilmiş plastik gibi sert ve soğuk bir obje tarafından yukarı çekildiğini hissetti. "Bay d'Ibelin kalkın, yatağınızı toplamamız gerekiyor." Gözkapaklarını açmaya çalışan patlak gözlü cincücenin tacizinden rahatsız olan Balian, yaratığı savuşturduktan sonra ellerini pencereye karşı siper ederek olduğu yerde doğruldu. Güneş ışınlarının parçalanmış uykusundan içeri sızmasını engellemek istemiş olsa da gecenin bir yarısı engelleyebileceği herhangi bir güneş ibaresi olmadığını anlaması uzun sürmemişti. "Scaramouche'nin dili aşkına... Bu da ne şimdi? Yatağımı toplamak için beni kaldırmanız değil kalkmamı beklemeniz gerekmiyor mu? Saat kaç?" dedi uyurken sönmeye terk ettiği tütününü yanı başında duran küllükten almaya çalışırken. El yordamıyla yaktığı kibritle tütünü ateşe verdi. Uyanmasına vesile olan aynı soğuk pençeler bu defa elindeki sigaraya müdahale etme ihtiyacı duymuşlardı. "Saat tam olarak 01:00 ve Baş yönetici tüm odaların temizlenmesini emret.. Ah! Görüyor musunuz sakar Mistle'ın yaptığını." Eline geçirdiği tütünü çarşafa düşüren Mistle, Balian'ın sırtının arkasındaki yastığı çekip deli gibi çarşaflara vurarak açılan deliğin genişlemesini engelledi. "Odanızda sigara içeceğiniz zaman camı açmalısınız Bay d'Ibelin. Kalkın ve yüzünüzü yıkayın. İksir Profesörünün odasında bulunan yıllıktaki halinize benziyorsunuz." Balian, kalın kapaklı defterdeki o garip fotoğraf gözlerinin önüne gelince gülümsedi. Dövülmekten ağzı yüzü eğrilmiş yorganını üzerinden attıktan sonra Flake'in getirdiği terlikleri giyip, gömleğini üzerine geçirdi. "Harrington hala ayakta mı?" Aynalı masasının üzerindeki ahşap at kılı tarağı aldı ve gecenin soğuğunu buyur eden pencereye doğru ilerlerken dağınık saçlarını fırçalamaya koyuldu. "Ah Profesör Harrington çok çalışıyor. Mistle, açılış yüzünden kendine biraz fazla yüklendiğini düşünüyor. Eğer bir süre daha başını evraklardan kaldırmazsa gözlerinin altı Profesör Golovanov'unkiler gibi mosmor olacak. Bay d'ıbelin! Henüz pencereleri silmedik, gömleğiniz leke olacak!" Kalçasını yerleştirmiş olduğu pervazdan aşağı sarkan Balian durmadan mırıldanmakta olan evcinini kendisini bacaklarından çekmeye çalışana kadar umursamadı. Odasının bulunduğu cepheden kuleleri görmek mümkün değildi bu sebeple baş yöneticinin uyanık olup olmadığını anlamak için bakışlarını müdürün odasının karşısındaki duvara çevirdi. Duvar aydınlıktı ve Harrington'ın silüeti az çok seçilebiliyordu. "...ve işte! Derdi de dermanı da işkoliklik denen güdüyle valtz yapıyor." Büyücünün uyanık olduğundan emin olduktan sonra kendini Mistle'ın ufak pençelerine bırakıp bedenini içeri çekmesine izin verdi. Balian elindeki tarağı masanın üzerine bıraktıktan sonra aynadaki yansımasını kontrol etti ve masada duran gaz lambasını eline aldı. Bu sırada koridorun öbür ucundan yatağın içindeyken yatağını kapatmaya çalışan cincücelerin istilasına uğrayan bir profesörün daha sesini duyunca gözlerini devirip odasını düzenlemekte olan yaratıklara baktı. İnsanın işini sevmesi güzel şeydi fakat bu yaratıklar bazen biraz fazla abartmıyorlar mıydı?

***

Ateşin gaz lambasının çatlak camından süzülen rüzgarla imtihanı Balian kulelere varana kadar sürmüş, taş duvarlara yansıyan titrek ışığın gözlerini yormasına sebep olmuştu.Melvin baş yöneticinin kendisini hemen görmek istediğini söyleyip kayıp olmuştu. Balian da bugün bir şekilde kendisi ile görüşmek istiyordu.Ancak Melvin'in simasından anladığına göre pek iç açıcı bir şey için davet edildiğini zannetmiyordu. Koridora hakim olan süküneti bozan nevcihan kapının sağ köşesine konuşlanmış Gargoyle'nin tok sesi oldu. "Bugün ne çok telaşlı büyücü ve cadılar var ama buna üzüleceğini pek sanmıyorum. Sanırım senin bir sokak kedisi olduğuna dem vurmaktan garip bir haz alıyor. Aristoteles'in Büyük İskender'e yazdığına göre kalın dudaklar aptallığı gösterirlermiş. Merlin, Tudor'un diline düşürmesin. Bir bakalım... Siyah gömlek,saçlar özenle taranmış, siyah cübbe ve... O ayakkabılar Fransız yapımı falan mı? En son 1800 yılında Nottingham'da bir katedralin dış cephesinde yer almıştım. Görmeyeli moda ne kadar da değişmiş." Genç adamın bir saraylı edasıyla reverans verdiğini gören taş yaratığın kahkahası dişlerinin arasından süzülen soğuk nefesine karıştı. "Bu akıma 'Cincüceler Okuldaki Profesörleri Yataklarından Kovup Odalarını Temizliyorlar Modası' adını verdim. En azından bu gece, bahsi geçen moda anlayışına mensup birçok kişi ile karşılaşabilirsin." Balian, bir gorili andıran portatif vücudu, upuzun kepçe kulakları, gözlerini gölgeleyen çatık kaşları ve buz gibi gırtlağından süzülen gür sesi ile canayakın bir imajdan çok daha uzakta bir yerde duran bu yaratığı şu kraliyet zırvası hayaletin aksine çok severdi. Gargoyle ürkütücü mizacı ile teşrif edenlere gözdağı vermek üzere müdürün kapısını gözlese de adının önüne Sir ünvanı getirilen hayalet bozmasından hatrı sayılır derecede daha kibardı. Genç adam asasını Gargoyle'nin ağzına yerleştirmek üzere elini cübbesinin cebine attı fakat parmakları herhangi bir ahşap obje ile buluşamadı. Mahcup bir ifadeyle yaratığın da görebilmesi için cübbenin ceplerini ters çevirdi. "Lütfen bana gerisin geri aşağıya inip asamı almam gerektiğini söyleme." Gargoyle'nin kahkahaları gürül gürül akıp boşlukta birbirlerine girdiler. "O halde dileğin sessiz kalmam yönünde. Bir yatakhane tılsımı olmak için neler vermezdim. Okulun en tenha yeri olan kulelerde tabloların kulaktan dolma dedikodularını dinleyerek günler geçmiyor. Nottingham'da taş zihnim suret çöplüğüne dönmüşken burada gördüğüm tek şey yaşlı Harrington'ın nursuz cemali. Yapabileceğim tek şey kapıda olduğunu söyledikten sonra izin geldikten sonra odaya çıkman olacaktır. Belki bu esnada bana bir şeyler söylersin ha?" Yaratığın odada yankılanan sesi boğuk bir şekilde kulağına ilişse de ne dudaklarının oynadığını görmüş ne de tam olarak ne dediğini anlayabilmişti. Bu yalnız yaratığın kalbine elindeki gaz lambasından daha büyük bir sıcaklık yayacağını umarak gülümsedi ve eli ile Gargoyle'nin çenesini okşadı. Bir süre düşündükten sonra zihninde beliren ilk cümleleri rastgele bir ritme diziverdi.

"Clarence nehrinin deryasında yaşayan bir kral mı?
Ya da kalesinden çıkmayan bir titiz bir prens?
Yüreğimin dehlizlerinde, tüm yeşil ispinoz ve keten kuşlarına yetecek binbir odalı bir kafes var.
Çıplak ayakları "yaban" mersinlerini çiğnemeye cüret ettiğinde, duyacak aşkın sesini en derinde."


"Hmmm demek Clarence nehri ve yaban mersini. Metafor konusunda bir ustasınız genç Balian. Meteliksizler Kralına başarılarınızı iletirdim... Tabi eğer Notre Dame'ın tepesinde olsaydım. Eğer nihayet kadrodan çıkarılmayı becerirsen, şarkılarını gidip Paris'in idrar kokan sokaklarında icra edebilirsin. Böylece Meteliksizler Kralı, asi Çöl Faresi'ni birinci ağızdan dinlemiş olur. Hem gitmişken tayininin büyücedünyaya çıkmasını iple çeken dostum Victor'a selamımı da söylersin. Katedralin kuzey cephesinde, şu uzun boylu ve biraz düşünceli duran. Ah, Notre Dame'ın tepesinde olmak için neler vermezdim. Yine de bir Nottingham değil..." Balian, Gargoyle'nin taş bedeninin kaç yılında yapıldığını bilmiyordu. Neden kendisine cins isimle hitap edildiğini de. Belki de çivisini oyuklarına batıran zanaatkâr yarattığı esere o kadar önem vermemişti. Tıpkı Balian'ın ebeveynleri gibi. Bakanlık isimsiz bireylerin varlığını kabul etmiyordu. Ne garip! İsimsiz olmak yasaktı ve Balian ismini taşımasının belki de tek sebebi buydu. Arkadaşı Jonathon ile kütüphaneye girdikleri bir gece, yaklaşık 14 yaşındalardı ve içinde bebek isimleri olan bir sözlük bulmuşlardı. Kapağı açık pembeydi ve toplumun tüm paternal yasalarını benimsemiş gibi duruyordu. Balian'ın anlamının "soylu" olduğunu öğrendiklerinde genç Balian'ın güldüğünü gören Jonathon ona asaletin kağıt üzerinde olsaydı büyücü karteli Guzmán'ın eşinin kulaklarından incilerin eksik olmayacağını söylemişti. Yine de ailesi, her kimlerse, oğullarına ve onu terk etmek üzere oldukları kadere daha uygun bir isim seçmişlerdi. Zira Jonathon'ın adının tek başına bir anlamı bile yoktu. 32 kilometrelik upuzun bir nehir ile Kuzey Yarımkürede yetişen bir dağ bitkisinin arasında ne gibi bir bağlantı olabilirdi de bu iki kelimeden bir isim türemişti? Kim bilir, belki de Jonathon herhangi bir isim ile sınıflandırılamayacak kadar derin bir büyücüydü. Ya da ailesi Black adını verip Jonathon ismini pek de önemli olmayan bir akrabalarının hatrına koymuşlardı. Bilemiyordu. Belki de ona kendi kaderini yaratma yetisi verilirken Balian ironik bir isim ve yaşam ile cezalandırılmıştı.Çok da inanmadığı dini kitaplardan birinde (sanırım İncil'di) yeni doğan bebeklerin ailelerinin günahları yüzünden cezalandırılabileceklerini duymuştu.

Balian'ı, düşüncelerindeki çok ama çok fazla "belki"nin arasından tutup çıkaran onu ani bir hareketle kendine doğru çeken Gargoyle olmuştu. Bu kaba davranışın sebebi muhtemelen bu esnada kapının açılmasıydı ve Gargoyle dediklerinin üçüncü bir kişi tarafından duyulmasını istemiyordu. Kulağına eğildi. "Bugün Aziz Yuhanna Krisostomos Bayramı. Aziz Yuhanna aşk, bağlılık ve arkadaşlığın koruyucusudur. Sende bu saydıklarımdan bolca var. Umarım anlatabilmişimdir. Aynı hataya iki defa düşme, akıllı davran." Adamın kollarını saran pençelerini gevşetti ve az önceki sözlerini bastırmak adına etrafta rahat bir şekilde de duyabileceği bir şekilde bağırdı. "Çok ama çok güzel bir şarkıydı sevgili Balian. Bir dahaki ziyaretine kadar sana borçlandığım kupleleri düşüneceğim!" Taş yaratığın söyledikleri Balian'ın kaşlarının umutsuzca kalkıp suratının asılmasına sebep olmuştu. Ayakları onu içeriye, o'nun varlığını bildiği yere sürüklerken, bakışları uzun bir süre taş yaratığın olduğu yönde kaldı. Gargoyle en az Müdür Viridian döneminden beri Hogwarts'daydı... Ah bir saniye. O zaman 1700'lerde Nottingham'da olması mümkün değildi. Her neyse... Müdire Mole döneminden beri baş yöneticinin kapısını gözlüyordu. Yöneticiler ve özel hayatları hakkında 1700'den beri biriktirdiği bilgileri ele geçirebilecek olsalar, Gelecek Postası yazarları çıplak ellerle kuleye tırmanıp yaşlı Gargoyle'yi bir balyozla paramparça ederlerdi.

Bedenini, önceden buz gibi kesilmiş odaya doğru çeviren Balian bir süre olduğu yerde kaldı. Medusa'nın kellesi Harrington'ın ellerindeydi ama yılanlar... Yılanlar Balian'ın bedenini sarmışlardı. Adaletin terazisi bir kez daha kırılmıştı, pirinç zincirleri birer iplik gibi havada sallanıyordu.İçerisi düşündüğünden kalabalıktı.Boleyn çocukları ve tanımadığı hoş bir kadın.Acaba bu güzel koku o inkar edilmesi güç güzel teninden mi geliyordu?Gözleri kadının gözleri ile denk geldiği anda ise alelacele kaçırmıştı mavişleri.Boleyn çocuklarının halini gördüğünde ise sıkıntılı bir durumun ortasına düştüğünü anlamakta zorluk çekmemişti.Kulağına çalınan dedikodular doğru muydu?Eğer doğruysa kendisinin de Boleyn ailesi ile olan yakınlığından dolayı mı buraya davet edilmişti? Birden kan basıncı yükselmeye başlamış ve elleri terlemeye başlamıştı.Boğazında ise ufak bir kuruluk hissediyordu.Gözleri bir baş yöneticiye bir de tanımadığı kadına ilişiyordu.Nefesini düzenleyip,boğazını temizledikten sonra başıyla hem baş yöneticiye hem de hoş kadına başıyla selam verip "Saygıdeğer baş yöneticim,beni çağırmışsınız." dedikten sonra düşünceleri onu daha çok rahatsız etmeye başlamıştı.Dolunay vakti yakın değildi öyle değil mi? Daha yeni yeni toparlanmaya başlamıştı.Bir yenisini daha kaldıracak durumda değildi.

33
Sihirli Yaratıkların Bakımı Dersliği / Sihirli Yaratıkların Bakımı - Duyuru
« : 04 Nisan, 2023 23:18:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Sevgili son sınıf öğrencileri!

Birinci dersimizin ilk kısmına erken ve hemen bir şekilde katılan öğrencilerimiz,okul arazisine yapılacak olan Sihirli Yaratıklar Kulübesi'nde listede bulunan 3x seviyesinde olan istediği yaratık ile yakın bir iletişim hakkına sahip olacak ve 100'er galleon hediye verilecektir.

Kazananlar:
1- Diana Destinee [Gryffindor]
2- Charlotte Vera Rillian[Hufflepuff]

Ayrıca derse verdikleri önemden dolayı binalarına +5 puan vermeyi uygun gördüm.



Dersimize gelemeyecek olanlar özel mesaj ile bildirebilirler.Artık rolün devam etmesi gerekiyor.İkinci kısıma geçmemiz gerekiyor!
 
Not: Mazeretini bildirip ilk kısma gelemeyeceğini söyleyen arkadaşlar ikinci kısma gelmezlerse tam puan kırılacaktır.






34
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: FB - Bindik bir alamete!
« : 04 Nisan, 2023 17:39:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Uğursuz bir gündü. Sabahın köründe içine düştüğü koşuşturmaca yüzünden güne oldukça kötü başlamıştı. Konsey üyelerinden birinin sebep olduğu karmaşayı çözebilmek için verdiği uğraş yüzünden tüm enerjisini kaybetmiş gibi hissediyordu. Bakanlığın odasına giden koridorlarını adımlarken takındığı o soğuk ifadeyi görenler, bakışlarını başka yöne çevirip, bir an önce Balian'ın görüş açısından çıkmak için adımlarını hızlandırıyordu. Sadece Jacop onun peşine takılıp, olanları öğrenebilmek için sorular sorma cesaretine sahipti. Genç d'Ibelin büroya adım attığında hemen dibinde bitmişti elinde tuttuğu fincanla. Seherbazın ihtiyacının sıcak bir kahve olduğunu çok iyi biliyordu.

"Sihir bakanımız bu üyeleri seçerken çok düşünmüşlerdir kesin..." kalkarken duvara doğru dönen koltuğunu düzeltip otururken konuşuyordu bir yandan "Jacop bana hemen bir kahve..." konuşmasını bitirmeden masasına koyulan fincanı görünce sustu. "Teşekkürler." eli boğazına bir yılan misali saran kravatına gitti ve sonunda kurtuldu eziyetinin bir kısmından. "Kravatlara hala alışamadınız bay d'Ibelin." dedi Jacop, birkaç dedikodu öğrenme fırsatı bulmuşken bu odayı terk edemezdi tabi. Kahvesinden aldığı bir yudumun rahatlatıcı etkisini hissetmeye çalışırken "Günlerdir yaşadıklarımı ne sen sor Jacop, ne ben söyleyeyim." dedi ve imalı bakışlarını çalışana çevirip "Sorma yani." diyerek hevesini kıracaktı Jacop'un. Sonra bakışları masasının üzerinde gezindi, odasına uğrayamamıştı son günlerde yoğunluktan dolayı. Gözle görülür bir değişiklik yoktu, " Ben yokken gelen giden oldu mu buraya ?" diye sordu. "Hatırladığım kadarıyla bayan Gray birkaç kere gelip gitti, sizi bulamayınca bir not yazdı ve çıktı. " Jacop cevaplarken yüzüne hınzır bir gülümseme yerleşmişti. Birkaç adımla yaklaştığı masanın çekmecesini işaret etti. Balian meraklanmıştı, önemli bir şeylerin döndüğünü anlamak zor değildi söz konusu Nora olunca. Çekmeceyi açıp, notu bulabilmek için elini içine attı. "Birde bayan Spencer geldi. Tek seferlikti onun ziyareti, onunda bir not bıraktığını biliyorum. Onu okumaya fırsatım olmadı, içeriğini bilemiyorum. Siz gelmeden belki birkaç saat kadar önce, peş peşe geldi ikisi de." gencin konuşması bittiğinde, diğer notun içeriğini öğrenebilmek için sessizce bekleyişe geçti. Bu sırada Balian iki not kağıdını da elinde tutuyordu, önce Nora'nın yazdıklarını okuyacaktı.

Balian,
İki gündür sana ulaşmaya çalışıyorum ama bir türlü seni ya bulamıyorum yada yalnız değildin. Adras bana beklediğimiz mektubu gönderdi. Tekrardan çiftliğe gideceğim, sena ulaşamadığım için mektup bırakıyorum umarım bunu görürsün. Bu gün Yunanistan da ki çiftliğe gidip Adras ile konuşacağım. Umarım işe yarar bilgiler ile dönerim.


Nora Gray


Ne hissedeceğini bilememişti önce. Çünkü cadıyı oraya tek başına göndermek hiç bir zaman iyi bir fikir gibi gelmiyordu. İlk sefer başarıyla tamamlamıştı görevini ama hala içinde Adras'ın her şeyi öğrenebileceğine dair duyduğu o korku vardı. Öğrenirse Nora'nın sonu olurdu bu, Balian içinde taşıyamayacağı felaket bir yük binerdi sırtına. İkinci nota geçti, Persephone'nin durup dururken neden konuşmak istediğine dair hiç bir fikri yoktu.

Birini öldürmemi istedi Balian. Kendi için. Annemi kullanarak. Ne yapacağımı bilmiyorum. Bir daha masum birini öldürmek istemiyorum. Öldürmek istemiyorum...

Ne bir hitapla başlamıştı yazdıklarına ne de ismini eklemişti. Jacop söylemese isimsiz ve anlamsız bir not olacaktı bu. Ama okudukları zihninde bir anlam oluşturmaya başladığında, elindeki not kağıdı süzülerek yere düştü. Edith'e birisini öldürme emrini verebilecek tek kişi Adras'tı. Geçmişte yaşananları ve genç cadının annesini ona karşı kullanabileceğini biliyordu. 'Adras birisini öldürtmek istiyor.' bu cümle belki de binlerce kere tekrarlandı zihninde. Nora'nın bugün çiftliğe Adras ile buluşmaya gitmesi tesadüf olamazdı. Bu nota göre cadıyı arkadaşını öldürtmek için kullanacaktı. "Benim hemen çıkmam lazım. Nora tehlikede." diyebildi kendi kendine. Yapbozun parçaları kusursuzca birleşiyordu, Nora ölümüne doğru gidiyordu şu anda. Belki de varmıştı. Yaşadığı pişmanlık ve korku onu odasından çoktan çıkartmış, ne yapacağını bilemez halde koridorlarda yürürken aklında  sadece bakanlıktan bir an önce çıkmak vardı. Sıkı sıkıya kavradığı asası ile affedilmez laneti yapmaya bile hazırdı. 'Kendine gel Balian!' bir şeyler düşünmezse aklından geçenlerin hepsi gerçek olacaktı. Tek yapabileceği çiftliğe gitmekti, anında çok iyi bildiği topraklara cisimlendi. Yetişmeliydi.

Çocukluğunun geçtiği tanıdık toprakla buluşunca, bir işaret görmeyi bekleyen gözleri rastgele gezindi etrafta. Her şey fazlaca olması gerektiği gibiydi, sessiz değildi ama huzurlu bir sakinlik vardı. Çiftlik evinden içeri girdiğinde gözleri girişteki salonda bekleyen Matthew'i gördü. Kaldırdığı ve tam olarak onun bedenine doğru hizaladığı asasıyla ilerlerken fark edildiğinde, zihnindeki her şeyin gerçek olduğunu anladığı bir bakış gördü Matthew'in gözlerinde. "Balian." şaşkınlık ve korkuyla söyleyebildiği tek kelime olmuştu çünkü Balian ona doğru gönderdiği güçlü bir sersemletme büyüsü ile onu duvara yapıştırmıştı. Dağılan mobilyalar ve duvara çarpan bedenin çıkardığı ses bir birine karıştı. Düzgün düşünemeyen Balian, içindeki öfkeyle birkaç kez daha aynı büyüyle vurdu zaten hareket etmeye hali kalmayan adamı. Evin içinde çıkan kargaşayı duyamıyordu, tatmin olduğunda Matthew'in yanına birkaç adımda varıp eğildi. Kanlar içinde kalan gömleğinin yakasından tutup, gözlerinin içine bakmak için kafasını kaldırdı. Diğer elinde hala asası ona doğru tutulmuş şekilde bekliyordu. "Nora nerede?" tüm gücüyle bağırdığında, açılan güç bela dudaklardan hafif bir kahkaha duyuldu "Demek adı buydu." yediği yumruğun etkisiyle yeniden yere düşen kafayı, bu sefer saçlarından tutarak kaldırdı "Nerede dedim." ilk attığı yumrukla kana bulanan elini tekrar kaldırmıştı ki Matthew güç bela çıkarabildiği kelimeler ile "Depodadır. Geç kaldın." dedi. Balian duyduğu bu cümle ile orada bıraktı Matthew'in kanlar içindeki bedenini. Düşünecek ne vakti ne de hali vardı. Kendini, çiftlikte malların toplandığı depoya attığında, korkudan titrediğini bile fark etmemişti. Endişe tüm vücudunu sarmıştı 'Ya ölmüşse, ya yetişemediysem?' soruları dönüp duruyordu kafasında. Boş bakışlarla kocaman depoda gidebileceği yönü kestirmeye çalışırken gelen keskin bir çığlık sesi ile irkildi. Sesin geldiği yöne doğru koşmaya başladı, bacaklarındaki titreme onu yavaşlatıyordu ama depoyu tam olarak bilemediğinden cisimlenemiyordu. Gittiği yönün doğruluğundan emin bile değildi. Ama sonunda çığlığın sahibi ile karşılaşacaktı ve bu kişi Nora değil, Edith olmuştu. Yere attığı bedenine sarılarak ağlıyordu, Balian neler olduğunu umursamadan eğildi ve kızın omuzlarından tutarak sordu "Nerede o?" Genç cadı tanıdık simayı görünce yüzünde beliren umut dolu ifadeye bakılırsa çokta geç kalmamış gibiydi. İşaret ettiği merdivenlere doğru koşmaya başladı. Demir basamaklardan çıkarken kulaklarında çınlıyordu çıkan ses, bacaklarının dermanının kalmadığını hissettiği bir anda en yükseğe çıkabilmişti. Başka bir odaya açılan kapıyı açmak için tekmesini kullandığından, kapının duvara çarpma sesi yankılanmıştı boş depoda. Odanın balkon gibi bir yerdi ve korkuluklarının bir bölümümün kırıldığını gördü. Anında oraya cisimlendi ve aşağıya baktığında gördüğü manzara, Nora'nın kanlar içinde kalan bedeninden başka bir şey değildi. Buradan düşmüştü yada düşürülmüştü. Yine cisimlendi, bu sefer Nora'nın yanı başındaydı. Genç cadının ona bakan yorgun bakışlarıyla karşılaşınca rahatladı ama hayatı hala tehlikedeydi. Hemen yanına, dizlerinin üzerine çöktü ve yarasına göz attı. Çok kan kaybetmişti. "Nora, sen tanıdığım en güçlü kadınsın." dedi titrek bir sesle "Buradan sağ salim kurtulacaksın." 

35
Seherbaz Büro / Ynt: FB - Saf güç! Bilgi...
« : 01 Nisan, 2023 13:35:03 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Şapkacı kız mı?" hiç beklemediği bir yerden vurmuştu Nora Balian'ı. Kelimeler boğazında düğümlenmişti adeta. Her şey yolunda giderken bir anda terk edip gitmişti biricik şapkacı kızı. Ağustos ayından beri ondan tek bir haber bile alamamıştı. Yaşadığı onca şeyin altında ezilen bedeni birde bu yükün altında kalmıştı. Şaşkın bakışlarla soruyu soran kadına bakmaya başladı, sanki ona ceza vermek istiyor gibiydi. İşin garip tarafı başarmıştı da. Biliyormuydu yani onu terk edip gittiğini ? "Nora o gitti. " dedi buruk bir ses tonuyla, ama hayır, onun kazanmasına izin vermeyecekti bu küçük sürtüşmeyi. Kendisini zorladı ve yüzünde ki o silik, dertli ifadeyi yok etti ve "Artık yalnızım anlayacağın. Evlenmek pek bana göre değil." dedi ve göz kırptı. Perde çektiği ve dışarıdan özenle sakladığı duygularına ışık tutup göstermediğini umuyordu. Ama kalbinde çıkarttığı fırtına yakıp yıkmaya devam edecekti uzunca süre. Bir an odasında yalnız kalıp bu duyguyla yüzleşmeyi istedi. Sevdiği, daha doğrusu sevmeyi istediği kadını yine kaybetmişti. Bu sefer Syrinx'den daha çok yıkıma uğramıştı. Tek bir kelime söylemeden, ardında bir iz bırakmadan çekip gitmişti. "Biliyor musun Nora seninle konuşmak gerçekten güzel, geçen birkaç yılda değişmemişsin. Tam tersine güçlenen bir kadın görüyorum karşımda." dedi ve ayağa kalktı. Oturduğu yerden başını kaldırıp meraklı gözlerle onu izleyen kadının yanına kadar gitti. Artık yalnız kalmak istiyordu bu yüzden "İzin verirsen üzerinde çalışmam gereken konular var. Asıl işimizi hallettiğimize göre, sohbetimizi sonraya da bakabiliriz. " gitmesi gerektiğini anlayan Nora'nın da ayağa kalktığını gördü. Aralarında çok bir boy farkı yoktu cadının giydiği topuklu ayakkabılar sayesinde. "Bugün için teşekkürler." dedi ve elini uzattı. Nora'da çok beklemeden tokalaşıp veda etmek üzere elini uzattı. Son kez selamladıktan sonra, sinir bozucu topuklularının çıkarttığı ses eşliğinde kapıya doğru gitti ve kapıda son kez attığı bakışın ardından odadan çıktı. Balian ise yüzleşmek zorunda kaldığı duyguları ile başbaşa kalmış halde oturup kalmıştı koltuğuna.

SON

36
Seherbaz Büro / Ynt: FB - Saf güç! Bilgi...
« : 01 Nisan, 2023 01:42:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Kahveyi ben Yunanistan'dan getirtiyorum. Beğenmene sevindim." dedi kadının dediğine karşılık olarak "Ne zaman içmek istersen, önceden haber vermek şartıyla, odama gelip bana eşlik edebilirsin." diye ekledi. Birde gergin bir ortamdaki atmosferi anında değiştirme yeteneğine sahipti Nora. Ajan kimliğine bürünmeden önce de vardı bu yeteneği ve ajan olduktan sonra ancak çok tecrübeli bir büyücü yada cadı düşmezdi onun bu tuzağına. Adras'ın şüphelenmemesi her ne kadar güzel bir haber olsa da bu ya yaşlandığı için hislerinin köreldiğine yada umursamayacak kadar yükseklerde olduğuna bir işaretti. Balian her iki durumda da Adras'tan kurtulacaktı, öyle yada böyle, ama gücünü arttırmış olması olasılığı daha mantıklı görünüyordu. Nora'ya söylemese de, Adras'ın onda bir şeylerin ters olduğunu anladığı noktaların var olabileceğini biliyordu. Hatta emindi, sadece önemsememişti.

"Baş seherbaz olmak benim gençliğimde en çok istediğim şeylerden biriydi, bilirsin." iş konuşma faslı bittiğinden, Balian kısa bir sohbetin fena olmayacağını düşündü "Bakanlığın kendi içinde sürtüştüğü yıllarda seçilemesem de sonunda istediğim koltukta oturuyorum." dedi sağ eliyle koltuğuna hafifçe vurdu "Peki sen Nora, hedeflediğin yere gelebildin mi? Daha yükselmeyi düşünüyor musun?" koltuğunu masasına yaklaştırıp dirseklerini masasına dayadı. "Yoksa koltuğumda gözün mü var?" ne kadar alaycı bir ifade ile sorulmuş olsa da gerçeklik payı da vardı sorunun. Ondan gelen cevabı ilgiyle dinledikten sonra uzun süredir aklında yatan diğer bir konuyu gündeme getirmek isteyecekti.
"Asıl merak ettiğim konu benden daha iyisini bulabildin mi?" terk eden taraf kendisiydi ve bu soruyu sormakla büyük bir akılsızlık ettiğini bilse de susturamadı kendisini. Zihninde kendisine küfürler ederken dışarıdan gayet hınzır bir ifadeyle Nora'dan gelecek yanıtı bekliyordu. Bu soru, büyük ihtimalle, sohbetlerinin kısa sürmesine ve kadının gururuyla birlikte bu kapıdan çıkıp gitmesine neden olacaktı. Ama cevabını merak ediyordu.

37
Seherbaz Büro / Ynt: FB - Saf güç! Bilgi...
« : 31 Mart, 2023 18:42:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kadının kararlı tavırları ve konuşmaları, Balian'ın onun hakkındaki düşüncelerinin biraz daha hayranlığa doğru ilerlemesine yol açmıştı. Çevresinde pek çok cesur kadınla birlikte çalışıyordu, seherbazlık korkaklara göre bir meslek değildi. Ama bu seferki olay suçu sabit olan bir suçluyu yakalayıp, sorgulamanın ötesinde bir şeydi. Adras çoğu suçludan daha zeki ve tecrübeliydi. Üstelik elinde tuttuğu siyasi ve ekonomik güç olağanüstü bir kalkan oluyordu yaşlı adam için. Şuan daha iyi anlamıştı o yaşlı kurdun konseyde sahip olduğu koltuğun nedenini; yenilmez olma yolunda kalkan olarak görüyordu orayı. Ama Balian bir yolunu bulup delecekti o kalkanı ve ulaşacaktı amacına. Neye mal olursa olsun bırakmayacaktı bu işin peşini. Kız kardeşinin ve ölmesine sebep olduğu nice masum insanın intikamını alacaktı. Bu yolda zaman zaman çaresiz kaldığını hissetmek de bu işin bir parçasıydı. Bu işte tek başına olmadığını bilmek biraz daha rahatlamasına neden oluyordu gerçi. Şimdilik yanında Nora var olsa da zamanı geldiğinde ona yardımcı olacak, taşın altına elini koyabilecek başkalarını da tanıyordu.

"Pekala Nora senin dediğin gibi olsun. Başka bir çare bulamacağımız konusunda haklısın." karar verilmişti sıradaki hamleleri Adras'a değilde onun çevresinden bir kişiye karşıydı. Ama Balian bu işin sonrasını, varılabilecek sonuçları da konuşmak istiyordu. "Diyelim ki adamımız tamam dedi ve bizimle iş birliğine sıcak baktı." konuşurken aklına önemli bir şey gelmişcesine heyecanla dikti kadına gözlerini "Bu arada aklında bu adamı yanımıza çekmeye yarayacak bir fikir var olduğunu sayıyorum." aslında bir soru cümlesiydi bu, daha sonra asıl konuşmasına devam edecekti "Daha sonra ne olacak ? Yani sadece ikimiz yetmeyiz bu adamı yakalama konusunda. İş o raddeye gelirse güvenilir yardımcılara da ihtiyacımız olacak." diyerek bitirdi söyleyeceklerini. Her şeyin yolunda gideceğini umarak daha sonrası için de bir plan yapmaları gerektiğini düşünüyordu. Koskoca konsey üyesini tutuklamak isteyecek daha sonrada yargılamaya gücü yetecek bakanlık çalışanlarına ihtiyacı olacaktı. Bu konuda güvendiği dostları vardı ve Nora'ya bu isimleri söylemeden önce kadınında fikirlerini dinlemek istiyordu bu konuda. Bu sırada ikisininde boşalan kahve fincanları yenileriyle değiştirilmişti. İçeri giren çırağı başıyla selamlayıp teşekkür etmeyi ihmal etmedi baş seherbaz. Güzel kahve kokuları eşliğinde konuşmak daha zihin açıcıydı.

38
Seherbaz Büro / Ynt: FB - Saf güç! Bilgi...
« : 31 Mart, 2023 12:18:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Birileri kendini tehlikeye atmadığı müddetçe Adras var olmaya devam edecekti. Bu uğurda başkalarının canının yanmasındansa kendini ateşe atmayı tercih ederdi Balian. Ama karşısındaki başarılı cadı buna itiraz ediyor ve aklına gelen farklı yolları denemeye hazır görünüyordu. Bir yolunu bulacaklarına inanıyordu. Doğrusu; Nora gibi bir cadıyla birlikte çalışmak ve onun tavsiyelerini, tecrübelerini duymak Balian'ın içini rahatlatan tek durumdu. Nedenini anlamadığı bir şekilde, bu işin kendileri ve İngiltere halkı için kazançlı biteceğine dair bir his yatıyordu içerisinde. Şimdiye kadar yaşadığı kayıpların haricinde hayatın ona kattığı artılar buna neden oluyordu. Mesela ne kadar uzakta da olsa güvenliğinden emin olduğu küçük kızı ve biricik Lilith'i ona ayrı bir yaşama sevinci aşılıyordu. Şimdi de daha önce hayatının en zorlu dönemlerinde ona duygusal bağlamda yardımlarını esirgememiş Nora vardı yanında. Yine vardı hem duygusal hem de stratejik açıdan.

Az önce masaya bıraktığı dosyadan açtığı bir sayfayı açtı ve Balian'a doğru uzattı. Nasıl yaptıysa, pek hoş olmayan metotlar kullandığı çok açıktı, öğrenmişti aralarında bir ticaretin yada bir buluşmanın gerçekleşeceği tarihi ve mekanı öğrenmişti. Balian'ın bakışları kağıtta yazanları incelemeye başladı. Nora, "Bir daha ki ticaret burada gerçekleşecek" dedi parmağını dosyanın üzerindeki bilginin üzerinde sabitleyerek "Suç üstü yaparsan amcan neler olduğunu anlayabilir ve elindekileri saklaya bilir zaten bulmamız zor olan şeyler daha da zorlaşır" haklıydı, ama daha epeyce vakitleri vardı burada yazanlara göre. Daha sonra konuşmasını "Balian gitmeni istemiyorum ama şu Ramin denilen adamı ben bulmaya ve onu sıkıştırmaya çalışacağım" diyerek bitirdi. Mavi gözlerini kağıttan çevirip, kadının ciddi ve kendinden emin yüz hatlarında gezdirdi. Güzelliği cidden hiç değişmemişti, böyle bir durumda bile baş seherbazın aklını karıştırmaya yetiyordu. Derin bir nefes verirken kendini koltuğunda geriye attı ve yaslandı. Sağ kolunu dirseğinden destek alarak koltuğun kenarına sabitlerken eliyle çenesini kaşıdı. Cadının söylediklerinin ne oranda başarılı veya tehlikeli olabileceğini düşünüyordu. Nora'nın, hala bu olayda elini taşın altına koyması gerekenlerden birisi olup olmadığını tartıyordu zihninde. "Sen şimdi bu Ramin denilen deliyle konuşup, bizimle iş birliği yapmaya ikna edeceğini mi söylüyorsun?" diye sordu iyice emin olmak için. Nora kafasını sallarken kollarını birbirine bağladı ve "Peki bu Ramin denilen delinin Adras'a ihanet edebilecek birisi olduğundan emin misin?" diye devam etti soru sormaya. Ramin ihanet etmek yada arkadan iş çevirmek konusunda, maddi destekle, bu listede en başta yer alacak kişi olurdu. Tabi aynı şeyi Balian ve Nora tarafı için de yapabilirdi. Aslında bakanlıkta ajan olan cadı Yunanistan'a bir gazeteci kimliğiyle gitmişti, o delinin olası bir tehlikeli durumda Nora'yı ele vermesi kaçınılmazdı. Kadın cevap vermeden önce "Sana güvenmediğimden değil ama seni tehlikeye atmak istemiyorum Nora. Planımız işe yaramazsa, Adras'ın başarılarını sıraladığı listeye baş sıralardan girebilirsin." konuşurken sesindeki nefret açığa çıkıyordu "Öldürdüğü yada ölümüne sebep olduğu kişilerin listesinden bahsediyorum." diye ekledi. Nora'ya iyice düşünmesi için vakit tanıyordu ayrıca.   

39
Hogwarts Arazisi / Sihirli Yaratıkların Bakımı Dersi - 1866 -67
« : 30 Mart, 2023 18:21:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
*DERSİMİZ 1. VE 2. SINIFLAR İÇİNDİR!


Nevcihan pencerelerin altın çerçevelerinden kendine sızacak yer bulan rüzgarın aldatıcı ıslığı, düstursuz bir ritim ile yankılanıyordu Hogwarts'ın taş duvarlarında. Kısmen uykusuz geçen bir gece, sonra kısmen uykusuz geçen bir gece daha... Kardeşinin yerinin muamma olduğu açıklandığından beri geceler yarım kalıyor, ay iki kere doğmadan bir gece etmiyordu. Kendini Liebanalı Beatus'un vahiy yazmalarındaki gibi hissediyordu. Onun sersemlemiş meleklerini ilk defa ölümünden sonra meczup yuvasına dönen yaşlı Hugo'nun evinde görmüştü. İyi hoş adamın biriktirmiş olduğu bu parşomenler kısa bir süre sonra yırtılıp çeşitli çingene ateşlerinin etrafında dudaktan dudağa olduklarından daha "keyif verici" bir varyasyonda dolaşmışlardı. Porselen hazneli gaz lambasının titrek ışığı altında bedeninin izbe bir köşesinde unutmuş olabileceği iç huzurunu aradı tüm gece. Birçok açığı olduğunu düşündüğü kaçırılma senaryosunu zihninden atalı yaklaşık 4 gün oluyordu. Eski bir bakanlık çalışanı kaçırılacak ve kimsenin bununla ilgili bir fikri olmayacaktı? Bu olayın birbirinden ayırt edilmesi güç hakiki ve yalancı şahitler güruhundan izole bir şekilde ilerlemesi ihtimal dahilinde değildi. Peki ya Matthew gibi sorumluluk sevdalısı bir adamın ailede katılacağı ilk merasiminden mahrum bırakacak kadar önemli olan şey ne olabilirdi? Neden kimseye haber vermemişti? Daha da önemlisi neden kendisine bir süre etrafta olmama ihtimalinden hiç ama hiç bahsetmemişti? Zihnindeki soru işaretleri kanca gibi birbirlerine geçerlerken beklentilerini gözden geçirdi. Sahip oldukları ortak geçmişin ve akrabalık düsturunun mevkilerine etki etmesini asla talep etmemişti. Sadece ufak bir ima... Ufacık bir ima bile yeterliydi yokluğunda soluğunun ciğerlerindeki kömürleri tutuşturmaması için.

Ay kararıp güneş şeftali rengine dönerken bileğinden asılı bir tavşanın yorgunluğuyla en azından birkaç saat de olsa uyuyabilmişti. Hafif aralık perdeden süzülen güneşin cemaline dokunması ile şişmiş gözleri endişe içinde geçecek yeni bir güne daha merhaba demişlerdi. Değil yatağı açmak, gün içinde giymiş olduğu elbiseyi bile çıkarmaya tenezzül etmemiş olduğunu yatağının yanındaki çok da büyük olmayan ahşap elbise dolabına yöneldiğinde ancak fark etti. Giyinmek için üzerindeki elbiseleri çıkarırken kaslarını açmaya çalıştı. Sanki etinin katmerleri bir daha ayrılmamak üzere birbirlerine yapışmışlardı. Seherbaz olduğu zamanlarda almış olduğu siyah takım elbisenin vakur motifleri giyilmekten yavaş yavaş eskimeye başlamışlardı. Tıpkı bir zamanlar pahalı sayılan İspanyol marka ayakkabılarının kumaşlarının yapışık oldukları topuktan yavaş yavaş kendilerini bırakmaları gibi. Saçlarını hızlıca tarayıp sandalyenin üzerine fırlatılmış olan cübbesini de alarak odayı terk etti.

Uyku yoksunluğundan kızarmış gözleri ile büyük salondaki yerini aldığında soluk benizli büyücünün oturması gereken koltuğun bomboş olduğu gerçeğiyle bir defa daha karşılaştı. Her geçen gün dünya etrafındaki koltuklar için dönerken akrabasının koltuğu zamana hapsolmuş vaziyette Balian'a bakıyordu, tıpkı bir hayalet şehir gibi. "Bay d'Ibelin... Bay d'Ibelin? Bahçede bulunan Sihirli Yaratıkların bulunduğu dersliğinizin camlarından süzülen dumanın sebebini sormam da bir sakınca var mı?" Dış dünya ile iletişimini asgari seviyede tutan düşsel bir sirkülasyon eşliğinde kahvaltısını ederken pek de iyi çağrışımlarda bulunduğu söylenemeyecek bir ses adını birkaç kere söylemek suretiyle giymiş olduğu iki katlı zırhı kırmıştı. Birkaç gün önce ufak bir tartışmaya tutuşmuş olduğu kişinin dudaklarından dökülenler gözlerinin fal taşı gibi açılmasına sebep olmuştu. Kaynatmakta olduğu çörekotu ve rezenenin altını kapayıp kapamadığı kesinlikle dün gece aklını kurcalayan sorulardan biri değildi. Masadaki profesörlerin sorgulayan bakışları ile göz göze gelince tereddütlü bir tebessüm kondurdu dudaklarına. "Derslikten gelen dumanların sebebi yeni ekmiş olduğum moskof çalıları. Anlaşılan camı açık unutmuşum ve dün gece yağan yağmur hali hazırda yaprakları alevden olan bitkilerin sönmesine sebep olmuş.Kurutulmuş yaprakları Fuphup'larımın yaralarına iyi geliyor." Gerçekleri söyleyip meziyet bakımından "Çingene de kapaklı sahan olmaz" deyişi ile özdeşleşmek istemiyordu. "İzninizle..." Heyecandan hızlanan kan dolaşımı yüzünden kızaran yanaklarını, şişmiş göz altları ile kamufle ettiği için garip bir şükran içine giren Balian profesörleri nazik bir şekilde selamladıktan sonra masadan kalktı. Endişeli olduğunun anlaşılmaması için adımlarının yavaş olmasına özen gösteren Balian fureter bakışları ile öğrencilerine gülümseyerek sakince salonu terk etti.

Profesörlerin göz hizasından kayıp olur olmaz koridorlarda koşuşturmaya başlayan Balian avluya vardığında bir an duraksadı ve kulübeye yani onun minik sihirli yaratıkların bulunduğu dersliğine en kestirme yoldan ulaşmak için köşedeki çitlerden atladı. Yolda bir iki öğrenciye hafifçe çarpmış olsa da yanmakta olan kulübe sebebiyle durup özür dileyecek vakit bulamamıştı Ayakkabıları yağmurun ıslatmış olduğu toprağa birbiri ardına vururken Avurdu Keseli Fareler ile Hogsmeade'in kirli sokaklarında yankesicilik yaptıkları günler geldi aklına. Kulübe'ye [Derslik] vardığında çoğunluğu cam olan yapının yanan sazdan çıkan duman gibi tüttüğünü gördü. Bir öğrenci camı kırmaya çalışırken bir diğeri seranın kilidini açmaya debeleniyordu "Sorun yok çocuklar! Sorun yok! Geri çekilin!" Öğrencilerini sahte bir telkin cümlesi ile uzaklaştırdıktan sonra kemikli elleri ile cübbesinin ceplerini aramaya koyuldu. Neyse ki anahtarı da son günlerdeki dalgınlığının kurbanı olmamıştı. Kilidi açtıktan sonra öğrencilerin beklediği taraftaki ön kapıyı kapayıp dumanın çıkması için arka taraftaki kapıyı açtı. Ocağın bulunduğu kısım şafak gibi parlıyordu. "Metolojinx Recanto!" Kulübeye dolan yağmur bulutlarının alevleri söndürmesiyle derin bir nefes aldı. Seradaki gerginliği alması amacıyla kaynatmaya kalkıp altını kapatmayı unutmak sureti ile kulübeyi neredeyse umarsız alevlere kurban ettiği rezene ve çörek otunun kokusunun karışmış olduğu duman ciğerlerinin yanmasına sebep olmuştu. Islak cübbesini çıkarıp masasına bıraktıktan sonra ön kapıyı ayağı ile hafifçe ittirdi. Süzülmekte olan dumanlarla beraber dışarı çıktığında tüm öğrencilerin endişe içindeki bakışları ile teker teker göz göze geldi. "Merhaba ben Balian d'Ibelin. Zihninde, diğer akrabaları ve arkadaşlarından biraz daha fazla önemsediği kardeşinin şanlı kayboluşundan başka birşeye yer bırakmadığı için Sihirli yaratık kulübesinin bir kısmını yakan profesörünüz." Birkaç kere öksürüp ceketinin kollarını düzelttikten sonra kemikli ellerini öğrencilerin sakin olmaları için anaç bir şekilde iki yana kaldırdı. "Sakin olun çocuklar.Bitki bilim Profesörün inadı yüzünden Sihirli yaratıklara iyi gelecek bazı bitkilerin burada yetiştiriyorum. Kulübenin camını açık unutmuşum ve alevli moskof çalıları dün gece yağan yağmur sebebiyle biraz... sönmüşler." Öğrencilerin dikkatini başka yöne çekmek için adımlarını göl kenarında beklemekte olan testral arabalarınına yöneltti. Ellerini önünde birleştirip öğrencilerine nazik bir şekilde gülümsedi. "1. ve 2. sınıfların ilk Sihirli Yaratıkların Bakımı dersine hoşgeldiniz. Çoğunuz ile Slytherin bina profesörü olmam hasebiyle tanışıyor olsak da diğer bina öğrencileri adına kendimi tanıtmamda fayda var. Ben Balian d'Ibelin. Bu sene Sihirli Yaratıkların Bakımı dersini beraber işleyeceğiz. Sizin yaşınızdayken bir çoğunuz gibi Kehanet dersini alamadığım için Syb seçmek mecburiyetinde kaldım, bu sebeple dersime karşı önyargılarınızı anlayabiliyorum. Lakin sizler geleceğin yetenekli büyücü ve cadıları olarak, evrenimizde yaşayan bütün varlıklardan tutun birçok alanda onların yaşantılarından faydalanmak mecburiyetinde olduğunuz gerçeğini kabullenmek zorundasınız. Bu senenin bir takım siyasi çalkantılardan ötürü herkes için pek de iyi geçmediğinin farkındayım. Bu sebeple ilk dersin şerefine sıkıcı konuları geçip direkt bir Sihirli yaratıkla sizi tanıştırmak istiyorum." Öğrencileri kulübenin diğer tarafına geçmelerine yardım ettikten sonra hepsine oturmaları için yer gösterdi.Sizlere bugün birçok cadının ve büyücünün çok sevdiği burnuklar'dan bahsedeceğim en azından benim için öyle..Profesör nazikçe kıkırdadı ve birkaç öğrenci ona eşlik etti ardından sözlerine devam etti.Burnuklar hakkında aranızda bilgisi olan var mı?

40
Seherbaz Büro / Ynt: FB - Saf güç! Bilgi...
« : 30 Mart, 2023 16:15:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Nora koltuğuna geçerken Balian kadının verdiği cevaba gülümsemeden edemedi. Evet, hala hatırlıyordu kahvesini nasıl içtiğini; zevklerinin aynıydı. Balian'a bu kahve sevdasını aşılayan da bir yerde bu cadı olmuştu zaten. Kapıyı kapatmadan önce, her gün kahvesini hazırlattığı gençten bu sefer iki tane fincan istedi. Asıl meseleyi konuşmak için onu hazır bekleyen koltuğuna doğru hızlı adımlarla ilerlerken, ceketinin iç cebindeki gazeteyi çıkarıp masasının üzerine attı. Kurtulmak için can attığı ceketi de çıkartıp masanın hemen yanında bekleyen aynalı vestiyere asmıştı. Nihayet koltuğuna oturduktan sonra, Nora'nın konuşmaya başlamasını bekledi.

Kendisinden birkaç yaş daha genç olan kadının düz ses tonu ile söylediği cümleleri dinlerken, küçük bir hayal kırıklığı yaşadı. Normalde koruma kullanma gibi bir huyu yoktu yaşlı adamın ama siyasete girmek çoğu fikrini değiştirmiş olmalıydı. Dosyaları inceleme fikrinin pek mümkün olmadığı konusunda hem fikirdi. Ayrıca yaptığı yasa dışı işleri birisinin gizlice odasına girip bulabileceği riskini çoktan düşünmüş ve iyi bir çözüm yolu bulmuş olmalıydı Adras. Balian bu şekilde ellerine bir şey geçiremeyeceklerini düşünüyordu artık. Nora'yı da aşan bir istekti bu. Aslında daha fazlasını umuyordu ama Nora'nın elinden gelenin bu olduğunu gördüğünden böyle düşünmeye hakkı olmadığını biliyordu. Koskoca konsey üyesiydi karşısında ki. "Bir daha gitme fikri bana biraz tehlikeli geliyor. Çiftliğe ondan habersiz girmeyi denemeyi düşündüm ama bu daha da tehlikeli. Adras şüphelenirse işimiz çok zorlaşır. Bulabileceğimiz şeyler varsa onları daha derinlere saklayacağından hiç şüphem yok." dedi kadının söylediklerine karşılık. Bu arada kahveleri de gelmişti. Fincandan dışarı tüten dumanın yaydığı kokuya bayılıyordu. Karışık haldeki zihnini rahatlatan bir terapi gibiydi. Aldığı bir yudumun ardından konuşmaya devam edecekti. "Elinden geleni yaptığını görüyorum Nora, ama bu adamı durdurmazsak birçok masum insanın canı yanacak gibi görünüyor. Öncelikle şu silah satıcısı ile alakalı olarak neler planladığını öğrenmemiz gerek." şimdilik ellerinde olan bu küçük ama önemli bilgiyi kullanarak yol kat etmeyi istiyordu Balian. Yaptıklarını ortaya dökemiyorlarsa yapacaklarını engellemek ikinci seçenekleriydi. Nora'nın da kendi olanaklarını kullanarak araştırma yapmış ve bir dosya hazırlamıştı. Adamın resmini Balian'a gösterirken "Sana bahsettiğim adam bu, amcanın sağ kolu bu isimden bahsetti tamda amcanla konuşurken" dedi. Eline aldığı dosyayı incelerken, geçen birkaç gün içerisinde aklında birleştirdiği birkaç parçayı kadına sundu "Ramin denilen adamında amcamdan pek bir farkı yok. İkisi de gözümde deli ve sadece gücü önemseyen insanlar. İş yaptığı yada yapacağı adamlardan sadece birisi bu." dosyayı masanın üzerine bıraktıktan sonra bakışlarını kadınınkilere sabitledi. "Kendine benzeyen bir sürü adamla iş birliği yapmaktan çekinmiyor. Ve benim bu adamı nasıl yakalayacağımıza dair tek bir planım bile yok." sesine yansıyan umutsuzluk, kahvenin güzel kokusunun yarattığı o güzel hissi kemirip yok etmişti. "Suç üstü yapmaktan başka bir çare gelmiyor aklıma, onu kızdıracak bir şey biliyor olsaydık bu planımız çok iyi işleyebilirdi." bu yolda gerekirse kendini feda etmeyi bile düşünüyordu baş seherbaz. Lanetlerden pek çok zaman kurtulmayı başarmıştı ama birçok gözün önünde Adras'tan gelen bir lanetin önüne seve seve atlardı.   

41
Seherbaz Büro / Ynt: FB - Saf güç! Bilgi...
« : 30 Mart, 2023 11:50:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
23 Ağustos 1860

Hayatının 16 yılını bakanlığın koridorlarını adımlamakla  geçmişti. Aldığı nefeslerin yarısının kaynağı burasıydı yani. Ayakları alışmıştı artık, ezbere yürüyordu. Balian, sırtına binen sorumluluklarıyla birlikte attığı adımların daha da ağırlaştığını hissediyordu. En başta stajyer olarak geldiği bu yere şimdi Baş Seherbaz olarak giriyordu. Aslında yıllar içerisinde değişen, yükselen rütbesiyle birlikte artan sorumlulukları olmuştu. Hem halkın hem de ailesinin ondan beklentileri artmıştı. Tecrübeli büyücünün en çok zoruna giden konu ise şüphesiz çok fazla masumun ölümüne sebep olmuş Adras amcasıyla aynı çatı altında çalışmaya başlamak olmuştu. Rütbesini kendi çabaları sayesinde elde etse de bunu basına ve halka inandırmak neredeyse imkansızdı. Hedeflerinden vazgeçmek gibi bir düşüncesi asla olmamıştı lakin sırtındaki yükler onu yıkmadan bu duruma bir çare bulmalıydı. Bu Adras belasını hem İngiltere'den hem de kendi hayatından atmanın bir yolunu bulmak zorundaydı.

Endişeleri eski dostu Nora ile çalışmaya başladığında azalmıştı bir nebze. Zeki ve çalışkan, tuttuğunu koparan bir kadın olduğunu biliyordu. İnatçı tavrını hala kaybetmemişti. Ama onu bu işe sokmuş olmak ayrı bir yük daha yüklemişti Balian'a. Ondan istediği ricayı kabul etmekle elini büyük bir taşın altına koymuştu Nora. Balian bu taşın asla yerinden oynamayacağına güvenmek istiyordu. Günlerdir beklediği güzel haberin, cadıdan gelecek bir mektubun yolunu gözlüyordu birkaç gündür. Ve sonunda masasına bırakılan zarfı görüp, istediklerini alabilecekti. En başta Nora'nın görüşmesini sağ sağlim bitirdiğinin göstergesiydi.

"Merhaba Balian.
Sana burada kısaca bahsedeceğim ama istersen bürona gelip de konuşabiliriz. Yunanistana gittim evet bunu başardım dediğin kişiyle görüştüm tabi gizli kimlikle. Fakat yarım kaldı acil işi çıktığı söylenildi ve ilginç bir şeyle karşılaştım. Keşke sana onun ile ilgili bir şeyler söyleyebilseydim ama elime geçen tek bilgi Drejlaskov soy adındaki silah tüccarı olan adamla çalışması. Evet yanlış okumadın bir silah kaçakçısı ile çalışıyorum umarım bu bilgi işine yarar göndereceğin mektubu bekliyor olacağım."


Sevgiler
Nora Gray

Mektubu okumayı bitirdiğinde hızlı şekilde masasından kalkıp odasından çıktı. Kapının önünde dikilirken, büroda çalışmakta olan birkaç çaylağın merakla kendisine baktığını görebiliyordu. Aralarından en çalışkan olanı olduğunu düşündüğü birisine seslendi "Martin di değil mi? " diye sordu sesindeki telaşlı tını ile. Kendisine seslenildiğini duyan gençte telaşlanmıştı haliyle "Buyrun efendim." dedi resmi olarak. Balian ast üst ilişkilerinden pek haz etmezdi, ona göre bütün rütbeler aynı saygıyı hak ediyordu. Tabi bunu boşverdi ve "Odama gelmen gerek. Hadi acele et." dedi ve beklemeden açık bekleyen kapıdan odasına girdi. Masasına oturmadan ama ona dayanarak içeri gelen genç seherbazın içeri girişini bekledi. "Kapıyı kapat. Ve senden isteyeceğim şeyi de kimseye söyleme." dedikten sonra masasında ki mektubu eline aldı tekrar. Bu sırada kapının kapanma sesi duyulmuştu odada. Elinde ki kat izleri belli kağıdı tekrardan gözden geçirdi " Bir silah kaçakçısı, Soy adı Drejlaskov." genç seherbaz kendini kanıtlamak istercesine atılacaktı "Ramin Drejlaskov!" diye. Balian mavi gözleriyle süzdüğü gence uyaran bir bakış attı. "Bir isim sormak için çağırmadım seni elbette. Arşivde bu adamla ilgili ne varsa bulmanı istiyorum. Muggle irtibat dairelerini de kullanabilirsin." seherbazın bir şey soracak gibi olduğunu görünce "Ne olursa olsun bul ve bana getir. Ve kimsenin haberi olmasın. Başka birinden bu ismi duyarsam.." yine dikmişti mavi gözlerini gence. "Tabi. Başka isteğiniz ? " çıkmadan önce sordu ve "Çabuk ol." cevabını aldıktan sonra odada yalnız başına kaldı Balian. Bundan sonrası için düşünmesi gerekiyordu.

25 Ağustos 1860

Araştırmalarının sonuçlarını kısa bir değerlendirmeden geçirdikten sonra sıra bunları ikinci bir kişinin tecrübe ve akıl süzgecinden geçirme vakti gelmişti. Adras'ın bir silah tüccarıyla iş yapıyor oluşu pek süpriz değildi ama sonuçları çok kötü olacaktı. Silah ticareti muggle dünyasında popüler bir şeydi. Büyü dünyası genelde asa yada iksirlerle hallediyordu işlerini. Yaşlı adamın masum insanları katletmeye yarayacak silahlarla bu kadar ilgilenmesi hic hayra alamet değildi. Aralarındaki anlaşmanın büyüklüğünü tahmin edememek, Balian'ın endişelenmesine yol açmıştı. Hemen aklındaki isme mektup yazmak için kağıdını ve kalemini hazır etti. Mektuplaşma sakıncalıydı ve sabahın erken saatkerinde yüz yüze görüşmek istediğini yazan parşömeni, Nora'ya ulaştırması için baykuşuna verdi.

Öğle arasından dönerken içtiği kahvenin tadını dilinden atmaya çalışıyordu. Herzamanki gittiği restorant ne olduysa bugün tarihinin en berbat kahvesini getirmişti Balian'a. Öyle ki gazetesini bile okumamış, odasında güzel bir kahve keyfiyle birlikte, ceketinin iç cebinde, sonraya saklıyordu. Adımlarının çıkarttığı sesle ritmik olarak yürümeye devam ederken karşıdan gördüğü, pek şık giyinmiş, kadın silüetini gördü. Biraz yaklaşınca Nora'yı tanıdı ve yüzüne yerleştirdiği gülümseme ile karşıladı eski dostunu ve sevgilisini. İşler iyi gitseydi belki şimdi evli bile olabilirdi bu kadınla. Onu soy adıyla selamladığını duymak komik gelmişti. "Balian de lütfen, geçirdiğimiz onca günü unutmuşsun anlaşılan. " diyerek cevapladı ve kapıyı açtıktan sonra ilk olarak içeri geçmesini bekledi. "Bir ara hatırlatmak isterim aslında. Güzel günlerdi..." sevgilisi varken flört etmezdi ama karşısındaki kadını kızdırmak için konuşmuştu. Topuklarını vurarak içeri geçerken izledi Nora'yı. Geçen yıllar boyunca hiç yaşlanmamıştı. Gerçi Balian daima genç kalmayı sağlayacak bir iksir yada büyü varsa bunu Nora'nın bulacağına emindi. "Ne içmek istersin? Az önce içtiğim faciadan sonra iyi bir kahve alacağım ben." sanki hiç bir şey yokmuş gibi neşeli çıkıyordu sesi. Fırtına öncesi sessizlik misali.

42
Sihirli Yaratıkların Bakımı Dersliği / Sihirli Yaratıkların Bakımı | Duyurular
« : 28 Mart, 2023 13:58:09 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Merhaba arkadaşlar,

Hepinizin bildiği üzere artık yeni profesörünüz ben oluyorum.Benden önceki Profesörün neden ayrıldığı hakkında hiç bir bilgim yok. Umuyorum ki onu çıldırttığınız için gitmemiştir. Aksi takdirde bununla nasıl başa çıkabilirim bilmiyorum. Bundan sonra birlikte bu dersi devam ettireceğiz. Sizden küçük bir ricam olacak. Sizi tanımak amacıyla bir forum doldurmanızı rica ediyorum. Ders ile alakalı olarak memnun olmadığınız ve sevdiğiniz şeyleri yanına not etmenizi istiyorum. Böylece bu dersi daha keyifli hale nasıl getirebileceğimizi çözebiliriz.

Sevgiler.
Profesör Balian d'Ibelin


Öğrenci tanıma formu;

Adınız - Soyadınız:
Binanız:
Sınıfınız:

Daha önce ders hakkında sevmediğiniz şeyler nelerdir?
Daha önce ders hakkında sevdiğiniz şeyler nelerdir?
Eğer bir sihirli yaratık olsaydınız ne olurdunuz?
Eklemek istediğiniz her hangi bir konu var mı? Varsa nedir?

43
Sihirli Yaratıkların Bakımı Dersliği / Sihirli Yaratıkların Bakımı Dersi -1866/67
« : 28 Mart, 2023 11:38:51 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Dersin başlangıç tarihi: 28.03.2023
Derse yazmak için son gün: 10.04.2023

Dersimiz son sınıflar içindir!!!

Sizden beklenenler rol oyununda açıkça belirtilecektir, sorusu olan herkes bana discord üzerinden veyahut site üzerinden özel mesaj yoluyla ulaşabilir.





Bir gün önceden panoya astığı duyurunun yerinde olup olmadığını görmek için, kapının sol yanına ilerledi Balian; oysa ki yol sağ taraftandı ve sırf bu yüzden pek çok öğrencinin duyuruyu kaçıracağını düşünmüştü. Hogwarts'ta pek çok şey göz ardı ediliyordu ve Balian bu konularda sadece mutsuzdu. Kendi zamanından beri bir adım bile ileri atılamamış olması, bugüne kadar ki müdürlerin ayıbıydı, Balian içten içe kendini doldurup sinirlenmekle yetindi ve elinde tuttuğu mendili biraz buruşturmuş bulundu. Aynı mendile hafifçe öksürdükten sonra içe doğru katladı ve ceketinin cebine sıkıştırdı. Siyah pantolonu ve siyah gömleğinin üzerine giydiği pelerini ile gölgeler içindeydi, aslında hep böyle giyindiğinden alışılmışın dışında bir durum söz konusu değildi, en alışılmadık durum içindeki heyecanın kahveyle birleşmesi ve çarpıntıya yol açmasıydı. Sesini de denememişti, eğer düzgün çıkmaz ise sınıfa rezil olacağını düşündü; yeni gelen profesörler asla sevilmez, eskileriyle kıyaslanır. Sihirli yaratıklar, kendisine güvendiği yegane konuydu. Anlatım konusunda ise, eh işte, doğruyu söylediği sürece öğrenciler dikkatlice dinleyip birkaç çıkarım yapmalıydı.
Dersliğe, yaklaşık beş dakika önceden geldi Balian, zira bir gece önceden ateş yakmış ve çevresini büyülü bir fanus aracılığıyla kapatmıştı; böylece, kontrolsüz yanan sihirli alevlerden külbükül oluşacak ve derslik yanmayacaktı.Büyülü fanusu ortadan kaldırıp ateşi söndürdü. Geriye kalan külbükül, bir yılan gibi sürünerek ortaya çıktı. Balian ortamın ışığını azalttı ve külbükül için karanlık noktalar sağladı. Yaratık, yerlerde sürünürken Balian masasına geçti ve öğrencilerin gelmesini bekledi.Siyah pantolonu ve siyah gömleğinin üzerine giydiği pelerini daha rahat oturabilmek için düzeltirken yerleşti sandalyesine. Seherbazlık bürosundan alışkın olduğu şekilde bacaklarını uzatacakken bunun doğru olmadığına karar verdi. Her an bir öğrenci gelebilirdi ve bir profesörün bu şekilde doğru olmazdı herhalde.  Bu sırada, havaya bir saat süreli kum saati sabitledi, öğrenciler geldiğinde bu altın yaldızlı saatin çok az bir kısmı alt tarafa dolmuştu ve saat akmaya devam ediyordu.

Beş dakika içinde öğrenciler, dersliğe kum saati gibi dolduğunda Balian kapıyı, basit bir büyüyle açılabilecek biçimde kilitledi. Yalnızca öğrenciler kaçmasını istemiyordu. "Balian d'Ibelin," diye kendisini tanıtırken, bir yandan asa ile tahtaya ismini yazdı. Hemen altına ise şöyle: Külbükül. "Eski seherbaz ve yeni Sihirli yaratıkların bakımı profesörünüz oluyorum. Buraya gelmek için epey uğraştım." Kendisinden gurur duyarak bahsetmişti, övünülecek tek tanı bu olduğu için, kendisi hakkında pek konuşma gereği duymadı; Balian zamanında böyle bir profesörü olsa belki daha da başarılı olurdu. "İsminizi yazıp, yoklamayı imzalarken bir yandan beni dinleyin," diye buyurdu, boş bir parşömen kağıdını, en öndeki öğrenciye, suratına bakmadan uzatmıştı. Şimdi masanın önüne poposunu dayamış, aklı ise külbükülde. Çoktan karanlık bir yerlere yumurta bırakmış olmalı, kumların çoğu yerinde; ama azalması uzun sürmez. "Dersimizin konusu, geçen senenin de konusu olan ve tahtada ismi yazan Külbükül yaratığı. Eğer geçen sene az da olsa derslerinize dikkat ettiyseniz ya da en azından ders kitabımıza merak edip göz gezdirdiyseniz, alevler arasında doğduğunu bilirsiniz." Sınıfın nabzını yoklayıp tepkilerini gözden geçirdikten sonra devam etti. "Kontrolsüz, sihirli alevler arasından doğan Külbükül'ün doğum için tek yöntemi bu değildir; bütün Külbüküller cinsiyetsiz olup doğurganlık yetisine sahiptir. Öyle ki, bir Külbükül alevlerin arasında doğduktan sonra, bulunduğu yerde hemen karanlık yerler arar ve yumurtalarını oraya bırakır." Kumlar yerinde durmuyor. "Bu Külbükül bir saat içerisinde kendi kendine yok olurken, yumurtalarının saptanması ve acil olarak dondurulması gerekmektir. Şimdi lütfen asalarınız olmadan ellerinizi havaya kaldırınız ve basit bir Z harfi çizerek şu sözleri söyleyin: Duro." Sınıfın bunu yapmasını bekledi, hemen sonra ise devam etti. "Bu büyü taşlaştırma büyüsü, yumurtayı bu şekilde dondurabilirsiniz. Sonrasında ise bu yumurtaları aşk iksirinde kullanabilirsiniz; çok güçlü aşk iksirleri hazırlayabileceğinizden eminim. Yani, bu yumurtaları dondurduktan hemen sonra, İksir profesörünüz Bay Aldrik Solaris' teslim edersiniz, o derste de yararı olacaktır. Ancak şimdi," Ellerini hızlı bir şekilde çırptı ve sınıfı bir deyişle uyandırdı. "Sınıfta bir Külbükül olduğunu söylemek durumundayım. Karanlık noktalara acilen bakın ve gördüğünüz kum saati dolmadan yumurtaları dondurun. Acele edin!" Ellerini tekrar çırptı ve sınıfı kaos ortamında bıraktıktan sonra yerine oturdu, kol saatini kontrol etti. "Kırk beş dakikanız var. Yumurtaların bulunduğu yerler, yani karanlık noktalar buzlu, bu yüzden dikkat edin kaymayın; yumurtaların ise epey sıcak olduğunu biliyoruz. Sıcak soğuk oyunundan bir farkı yok yani. Ancak söylemeliyim ki, eğer zamanında bulamazsanız, hepimiz cayır cayır yanarız." Saatini tekrar kontrol etti, sürenin bitmesine on dakika kala, devreye girecekti.


____

*Her öğrencinin en az bir yumurta bulmasını ve yaptığı Duro büyüsü ile bir Düello zarı atmasını istiyorum.Sihirli günler dilerim.

44
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 27 Mart, 2023 16:31:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Merhabalar Balian karakterim için üçüncü seviye zihinbend rica edeceğim.

45
Seherbaz Büro / Ynt: FB - Eyvahlar olsun!
« : 27 Mart, 2023 00:52:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Nora'nın böyle bir konuya bile sergilediği alaycı yaklaşım, 70 yaşına kadar  aynı kalacağının bir göstergesiydi. Gazetelerde yazanları okuduysa, ki onunda gazete okuma alışkanlığı olduğunu biliyordu, bu soruyu sorması kaçınılmazdı. Amacı sırf alay etmek olmayan Nora, belki de tepkisini de ölçmek istemişti Seherbazın. Arkadaşının bu konuda hissettiklerini merak etmiş olabilirdi. Eski günlerin hatırına, hala önemsiyor olmalıydı. Çünkü Balian içinde aynı şeyler geçerliydi. Ona duyduğu saygı, mesleki saygıdan çok tanışmışlığın ve yaşanan güzel hatıraların bir eseriydi. Yine en zor zamanında ondan yardım istemeye çekinmemiş, direkt girmişti yardıma ihtiyacı olduğu konuya. Genç ajan da, Balian'ın bu zor isteğini pek yadırgamıştı verdiği şaşkın tepki dışında. Her iki tarafta hala aynı saygıyı duyuyordu birbirine.

Balian, birkaç dakika bakakalmıştı kadında ki bu vurdum duymazlığa karşı. Aklına estiği için konuyu bambaşka bir açıdan ele almıştı. Duyduğu soru, aklındaki düşüncelerinde duraksama yaşamasına neden olmuştu. Birkaç dakikalığına ciddiyetten ödün verecekti. ''Gazeteleri okudun değil mi?'' başka bir soruyla başladı cümlesine, verdiği derin ve dertli nefesle birlikte koltuğuna yeniden yaslandı. ''Basın yerli yersiz konuşur, işleri bu.  Bu işgüzarların ağzı torba değil ki büzesin.'' diye devam etti, sinirli değildi ama sitem vardı cümlelerinde. Gerekli cevabı verdiğine kanaat getirdikten sonra son konuşmasını yapmak için hazırlandı. Aslında sorduğu bu yersiz soru, cadının eski arkadaşından gelen bu ricayı geri çevirmediğinin de bir göstergesiydi. Balian'ın, ona olan güveni bu konuda tamdı. Nora'nın iş başına geçtiğinde ne kadar ciddi ve başarılı olduğuna, ordudayken sayısız defa tanık olmuştu. O kalın topuklularla yürürken dikleşen başının içerisinde gezinen tilkilerden haberdardı Balian. Üstelik o tilkilerin hiç birisinin de kuyruğu birbirine değmezdi.

''Senin nasıl çalıştığını bildiğimden, yapacağın her hamleye güvenim tam. Ama Adras çok zeki bir büyücü ve tecrübeli bir iş adamı. Bir de yaveri var ek olarak. İsmi Matthew, ona da dikkat et, Adras çok güveniyor ona. Aklıma gelmişken ekleyeyim.''verdiği son bilgiden, öğrendiği andan beri memnun değildi. Adras'ın yaşlanmış olması, bu genç yaver yüzünden, gereksiz cinayetlerine engel olmuyordu. Kız kardeşinin ölümünde bu Matthew denilen adamında parmağı olmalıydı, belki de o öldürmüştü. Balian, kesinleşmemiş bu bilgiler yüzünden çılgına dönmek üzereyken, son umudu Nora'nın ona edeceği yardımlar olmuştu ister istemez. Genç cadı onaylayan bakışlarla süzmeye devam ediyordu. Eski seherbaz, onun bu sessiz hallerinin, kendisinden isteneni özümsemeye çalıştığının bir göstergesi olduğunu biliyordu. Bu yüzden konuşmasına devam etti ''Benim bildiklerim seni yanıltabilir. Anlatmamam daha iyi. O yüzden senin en baştan başlaman gerekecek. Senden ek olarak tek istediğim şey, kendine dikkat etmen. Gerisi hep sana kalmış.'' konuşması esnasında köstekli saatini çıkarıp bakmıştı. İşler baş seherbazı beklediğinden daha fazla vakit ayıramayacaktı ne yazık ki. Ayağa kalkıp ''Benim işlere geri dönmem gerekiyor Nora. Önemli bir şey olduğunda baykuşunu yada bizzat seni bekleyeceğim.'' dedi genç cadıya. Yüzüne takındığı gülümseyen ifade ile elini uzattı Balian'a. ''Görüşmek üzere.'' dedi ve havadaki eline karşılık verdikten sonra onu kapıya kadar yolcu etti. Giderken topuklularının çıkarttığı ses iyice uzaklaşana kadar arkasından baktıktan sonra hemen kapının dışında bekleyen Jacob'a içeri girmesini işaret etti. Boş bardakları toplaması gerekecekti ve içeriye imalı bir gülüş sergileyen sinir bozucu bir ifadeyle girdi. Balian, uyarı amaçlı''Bu ziyaretten kimsenin haberi olmazsa sevinirim, Jacob.'' derken yavaş adımlarla masasına dönüyordu. ''Milla hanım duymasın Balian bey, ama bu bayanda amma güzelmiş. '' bardakları elinde tutmaya çalışan genç Jacob'un bu yorumu şaşırmıştı Balian'ı. ''Sen Milla'yı nereden biliyorsun? '' dedi şaşırmış şekilde ama cevap vermesine bile müsaade etmeden ''Hadi işinin başına!'' diyerek dışarı yolladı otoriter bir ağızla. Bakanlıkta dedikodular cidden hızlı yayılıyordu. Jacob'un parmağının olabileceği çok açıktı. Girmediği oda, tanımadığı bakanlık çalışanı yoktu. Balian, ona tebrik buluşması için mektup atanların, bu görüşmeden haberi olmamasını diledi. İşinin başına dönmesi uzun sürmedi. 

SON

Sayfa: 1 2 [3] 4 5