17 Nisan, 2026 08:28:41 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Sihirli Yaratıkların Bakımı Dersi - 1866 -67  (Okunma sayısı 50 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Balian d'Ibelin

  • Hogwarts Profesörü
  • 11. Seviye
  • İleti: 67
  • 56 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Balian d'Ibelin
  • Güç Puanı: 17
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: tunahan
  • Meslek: Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği
  • Biçim Değiştirme Gücü: 25
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 3
Sihirli Yaratıkların Bakımı Dersi - 1866 -67
« : 30 Mart, 2023 18:21:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
*DERSİMİZ 1. VE 2. SINIFLAR İÇİNDİR!


Nevcihan pencerelerin altın çerçevelerinden kendine sızacak yer bulan rüzgarın aldatıcı ıslığı, düstursuz bir ritim ile yankılanıyordu Hogwarts'ın taş duvarlarında. Kısmen uykusuz geçen bir gece, sonra kısmen uykusuz geçen bir gece daha... Kardeşinin yerinin muamma olduğu açıklandığından beri geceler yarım kalıyor, ay iki kere doğmadan bir gece etmiyordu. Kendini Liebanalı Beatus'un vahiy yazmalarındaki gibi hissediyordu. Onun sersemlemiş meleklerini ilk defa ölümünden sonra meczup yuvasına dönen yaşlı Hugo'nun evinde görmüştü. İyi hoş adamın biriktirmiş olduğu bu parşomenler kısa bir süre sonra yırtılıp çeşitli çingene ateşlerinin etrafında dudaktan dudağa olduklarından daha "keyif verici" bir varyasyonda dolaşmışlardı. Porselen hazneli gaz lambasının titrek ışığı altında bedeninin izbe bir köşesinde unutmuş olabileceği iç huzurunu aradı tüm gece. Birçok açığı olduğunu düşündüğü kaçırılma senaryosunu zihninden atalı yaklaşık 4 gün oluyordu. Eski bir bakanlık çalışanı kaçırılacak ve kimsenin bununla ilgili bir fikri olmayacaktı? Bu olayın birbirinden ayırt edilmesi güç hakiki ve yalancı şahitler güruhundan izole bir şekilde ilerlemesi ihtimal dahilinde değildi. Peki ya Matthew gibi sorumluluk sevdalısı bir adamın ailede katılacağı ilk merasiminden mahrum bırakacak kadar önemli olan şey ne olabilirdi? Neden kimseye haber vermemişti? Daha da önemlisi neden kendisine bir süre etrafta olmama ihtimalinden hiç ama hiç bahsetmemişti? Zihnindeki soru işaretleri kanca gibi birbirlerine geçerlerken beklentilerini gözden geçirdi. Sahip oldukları ortak geçmişin ve akrabalık düsturunun mevkilerine etki etmesini asla talep etmemişti. Sadece ufak bir ima... Ufacık bir ima bile yeterliydi yokluğunda soluğunun ciğerlerindeki kömürleri tutuşturmaması için.

Ay kararıp güneş şeftali rengine dönerken bileğinden asılı bir tavşanın yorgunluğuyla en azından birkaç saat de olsa uyuyabilmişti. Hafif aralık perdeden süzülen güneşin cemaline dokunması ile şişmiş gözleri endişe içinde geçecek yeni bir güne daha merhaba demişlerdi. Değil yatağı açmak, gün içinde giymiş olduğu elbiseyi bile çıkarmaya tenezzül etmemiş olduğunu yatağının yanındaki çok da büyük olmayan ahşap elbise dolabına yöneldiğinde ancak fark etti. Giyinmek için üzerindeki elbiseleri çıkarırken kaslarını açmaya çalıştı. Sanki etinin katmerleri bir daha ayrılmamak üzere birbirlerine yapışmışlardı. Seherbaz olduğu zamanlarda almış olduğu siyah takım elbisenin vakur motifleri giyilmekten yavaş yavaş eskimeye başlamışlardı. Tıpkı bir zamanlar pahalı sayılan İspanyol marka ayakkabılarının kumaşlarının yapışık oldukları topuktan yavaş yavaş kendilerini bırakmaları gibi. Saçlarını hızlıca tarayıp sandalyenin üzerine fırlatılmış olan cübbesini de alarak odayı terk etti.

Uyku yoksunluğundan kızarmış gözleri ile büyük salondaki yerini aldığında soluk benizli büyücünün oturması gereken koltuğun bomboş olduğu gerçeğiyle bir defa daha karşılaştı. Her geçen gün dünya etrafındaki koltuklar için dönerken akrabasının koltuğu zamana hapsolmuş vaziyette Balian'a bakıyordu, tıpkı bir hayalet şehir gibi. "Bay d'Ibelin... Bay d'Ibelin? Bahçede bulunan Sihirli Yaratıkların bulunduğu dersliğinizin camlarından süzülen dumanın sebebini sormam da bir sakınca var mı?" Dış dünya ile iletişimini asgari seviyede tutan düşsel bir sirkülasyon eşliğinde kahvaltısını ederken pek de iyi çağrışımlarda bulunduğu söylenemeyecek bir ses adını birkaç kere söylemek suretiyle giymiş olduğu iki katlı zırhı kırmıştı. Birkaç gün önce ufak bir tartışmaya tutuşmuş olduğu kişinin dudaklarından dökülenler gözlerinin fal taşı gibi açılmasına sebep olmuştu. Kaynatmakta olduğu çörekotu ve rezenenin altını kapayıp kapamadığı kesinlikle dün gece aklını kurcalayan sorulardan biri değildi. Masadaki profesörlerin sorgulayan bakışları ile göz göze gelince tereddütlü bir tebessüm kondurdu dudaklarına. "Derslikten gelen dumanların sebebi yeni ekmiş olduğum moskof çalıları. Anlaşılan camı açık unutmuşum ve dün gece yağan yağmur hali hazırda yaprakları alevden olan bitkilerin sönmesine sebep olmuş.Kurutulmuş yaprakları Fuphup'larımın yaralarına iyi geliyor." Gerçekleri söyleyip meziyet bakımından "Çingene de kapaklı sahan olmaz" deyişi ile özdeşleşmek istemiyordu. "İzninizle..." Heyecandan hızlanan kan dolaşımı yüzünden kızaran yanaklarını, şişmiş göz altları ile kamufle ettiği için garip bir şükran içine giren Balian profesörleri nazik bir şekilde selamladıktan sonra masadan kalktı. Endişeli olduğunun anlaşılmaması için adımlarının yavaş olmasına özen gösteren Balian fureter bakışları ile öğrencilerine gülümseyerek sakince salonu terk etti.

Profesörlerin göz hizasından kayıp olur olmaz koridorlarda koşuşturmaya başlayan Balian avluya vardığında bir an duraksadı ve kulübeye yani onun minik sihirli yaratıkların bulunduğu dersliğine en kestirme yoldan ulaşmak için köşedeki çitlerden atladı. Yolda bir iki öğrenciye hafifçe çarpmış olsa da yanmakta olan kulübe sebebiyle durup özür dileyecek vakit bulamamıştı Ayakkabıları yağmurun ıslatmış olduğu toprağa birbiri ardına vururken Avurdu Keseli Fareler ile Hogsmeade'in kirli sokaklarında yankesicilik yaptıkları günler geldi aklına. Kulübe'ye [Derslik] vardığında çoğunluğu cam olan yapının yanan sazdan çıkan duman gibi tüttüğünü gördü. Bir öğrenci camı kırmaya çalışırken bir diğeri seranın kilidini açmaya debeleniyordu "Sorun yok çocuklar! Sorun yok! Geri çekilin!" Öğrencilerini sahte bir telkin cümlesi ile uzaklaştırdıktan sonra kemikli elleri ile cübbesinin ceplerini aramaya koyuldu. Neyse ki anahtarı da son günlerdeki dalgınlığının kurbanı olmamıştı. Kilidi açtıktan sonra öğrencilerin beklediği taraftaki ön kapıyı kapayıp dumanın çıkması için arka taraftaki kapıyı açtı. Ocağın bulunduğu kısım şafak gibi parlıyordu. "Metolojinx Recanto!" Kulübeye dolan yağmur bulutlarının alevleri söndürmesiyle derin bir nefes aldı. Seradaki gerginliği alması amacıyla kaynatmaya kalkıp altını kapatmayı unutmak sureti ile kulübeyi neredeyse umarsız alevlere kurban ettiği rezene ve çörek otunun kokusunun karışmış olduğu duman ciğerlerinin yanmasına sebep olmuştu. Islak cübbesini çıkarıp masasına bıraktıktan sonra ön kapıyı ayağı ile hafifçe ittirdi. Süzülmekte olan dumanlarla beraber dışarı çıktığında tüm öğrencilerin endişe içindeki bakışları ile teker teker göz göze geldi. "Merhaba ben Balian d'Ibelin. Zihninde, diğer akrabaları ve arkadaşlarından biraz daha fazla önemsediği kardeşinin şanlı kayboluşundan başka birşeye yer bırakmadığı için Sihirli yaratık kulübesinin bir kısmını yakan profesörünüz." Birkaç kere öksürüp ceketinin kollarını düzelttikten sonra kemikli ellerini öğrencilerin sakin olmaları için anaç bir şekilde iki yana kaldırdı. "Sakin olun çocuklar.Bitki bilim Profesörün inadı yüzünden Sihirli yaratıklara iyi gelecek bazı bitkilerin burada yetiştiriyorum. Kulübenin camını açık unutmuşum ve alevli moskof çalıları dün gece yağan yağmur sebebiyle biraz... sönmüşler." Öğrencilerin dikkatini başka yöne çekmek için adımlarını göl kenarında beklemekte olan testral arabalarınına yöneltti. Ellerini önünde birleştirip öğrencilerine nazik bir şekilde gülümsedi. "1. ve 2. sınıfların ilk Sihirli Yaratıkların Bakımı dersine hoşgeldiniz. Çoğunuz ile Slytherin bina profesörü olmam hasebiyle tanışıyor olsak da diğer bina öğrencileri adına kendimi tanıtmamda fayda var. Ben Balian d'Ibelin. Bu sene Sihirli Yaratıkların Bakımı dersini beraber işleyeceğiz. Sizin yaşınızdayken bir çoğunuz gibi Kehanet dersini alamadığım için Syb seçmek mecburiyetinde kaldım, bu sebeple dersime karşı önyargılarınızı anlayabiliyorum. Lakin sizler geleceğin yetenekli büyücü ve cadıları olarak, evrenimizde yaşayan bütün varlıklardan tutun birçok alanda onların yaşantılarından faydalanmak mecburiyetinde olduğunuz gerçeğini kabullenmek zorundasınız. Bu senenin bir takım siyasi çalkantılardan ötürü herkes için pek de iyi geçmediğinin farkındayım. Bu sebeple ilk dersin şerefine sıkıcı konuları geçip direkt bir Sihirli yaratıkla sizi tanıştırmak istiyorum." Öğrencileri kulübenin diğer tarafına geçmelerine yardım ettikten sonra hepsine oturmaları için yer gösterdi.Sizlere bugün birçok cadının ve büyücünün çok sevdiği burnuklar'dan bahsedeceğim en azından benim için öyle..Profesör nazikçe kıkırdadı ve birkaç öğrenci ona eşlik etti ardından sözlerine devam etti.Burnuklar hakkında aranızda bilgisi olan var mı?

Çevrimdışı Victoria Sanchez

  • Slytherin
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victoria Sanchez
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Hogwarts I. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: -
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Hayvanlarla Konuşma, Seviye 3
Ynt: Sihirli Yaratıkların Bakımı Dersi - 1866 -67
« Yanıtla #1 : 12 Nisan, 2023 01:57:09 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Victoria ders alacağı yerin önüne gelirken etrafındaki her şeyi incelemişti. Her şey göz alıcı ve anlaşılmazdı. Etrafındaki üst sınıfların bir bakışı bile fazla gördüğü şeylere küçük kız ağzı açık bakıyordu. Dersin verileceği yere geldi. Ancak burada ateşle karşılaşmayı beklemiyordu. Hayatı boyunca ateşlerden uzak durması konusunda öğütlenmişti. Ateş tehlikeliydi. Victoria ailesinin bu endişesini anlıyordu ancak neden bu kadar ısrarla onu ateşten tutmaya çalıştıklarını bilmiyordu. Hele ki ateş bu kadar ilginçken. Ailesinin bu uyarılarını görmezden gelmek istedi. Ateşin büyüsüne karşı koyamayarak birkaç adım ilerledi. Gözlerinde ateşin büyüyen dalgaları dışında hiçbir şey yoktu. İstemsizce gülümsediğini fark bile etmedi. Etrafındakilerin bağırışlarını ya da önündeki engeli görmüyordu. Bir adım daha atacak ki kapı profesör tarafından açılıp yağmur yağmaya başladı. Victoria, ateşe olan takıntısına mı şaşırsa yoksa yağmur yağmasına mı şaşırsa, bilemedi.

Birkaç büyü görse de hiçbirine hakim değildi. Bu yüzden gördüğü her şey onun için yeni ve paha biçilmezdi. Profesör kendini tanıtırken büyülerden birinin annesini geri getirip getiremeyeceğini düşündü. Yoksa ölüm, büyü karşısında bile yenilmez miydi? Yoktan yağmur bulutları oluşturabiliyor, uçabiliyorlar ancak ölüme deva bulamıyorlar mıydı?

Derin düşüncelerinden çıkmasını profesörün sorusu sağlamıştı. Sihirli yaratıklar hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Daha büyüleri, büyünün nasıl işlediğini bile bilmiyordu. Bir asanın önemini bile Yüce Boleyn'le okul alışverişi yaparken öğrenmişti. Ve pek çok diğer şeyi de...


Victoria merakla profesöre baktı. Başını hafifçe iki yana sallarken gözlerinde öğrenmek istediğini haykıran bakışlar vardı. Kulağına fısıldanan sözleri görmezden gelmenin tek yolu bilmekti. Gerçekleri, doğruları bilmek... Bilgi güçtü. Güç ise onun ve ailesinin kurtarabilecek tek şeydi. Öyle olmalıydı.