31
St. Mungo Sihirli Hastalıklar Hastanesi / Ynt: O Yüce Adam, Şimdi Mecruh
« : 04 Mart, 2022 03:16:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Victorine’in onu derinden sarsan bir anısı yoktu; hiçbir zaman sevmemiş ya da aşkın ne olduğunu deneyimlememişti. Değer verdiği tek varlık güçtü. Arzulayıp da elde edemediği hiçbir şeyi yoktu, aksine o her zaman arzulanan olmuştu. Yıllar önce annesi bu hastanede kendi canına kıydığında zirveye giden engellerinden biri kalkmıştı; diğeriyse babasıydı, onu da Büyüceşura’ya girdikten sonra kendi elleriyle ortadan kaldırmıştı. Neyse ki, Boleyn Adası’nda yaşanan Boleyn Adası’nda kalırdı, gerisinin bir önemi yoktu.
Seth Carter ise onun tam tersiydi. Sevmişti, aşık olmuştu ve sonra hayatının aşkını kaybetmişti. Bütün bu yaşadıklarına rağmen yaşama ve ideallerine sımsıkı tutunan bir adam olmayı başarmış, yolundan sapmamıştı. Victorine kahramanlık için kılını bile kıpırdatmazdı, bu adam ise kendini doğrudan alevlerin içine atmıştı. Aptallıktı. Yine de bu aptallığını takdir ediyordu, nihayetinde hayatta kalmayı başarmıştı değil mi?
“Burası çok havasız,” dedi ve odanın kapalı perdelerine yöneldi oturmadan önce. Adamın tek kelime etmesine fırsat vermeden araladı camları, parlak gün ışığının odaya girmesine izin verdi. “Daha iyi.”
Gök mavisi gözlerini adamın yüzüne çevirdi nihayet, ışıkta daha net gözüken bütün o deforme olmuş derisini dikkatle inceledi. Kadının bakışlarında herhangi bir iğrenme ifadesi yoktu, çok derinlerde içten bir anlayış vardı yalnızca. “Halk, sizden çok daha korkunç canavarları yöneticileri olarak seçti defalarca ve defalarca. Nurdan maskelerinin ardındaki iğrenç yüzlerini saklamakta ustaydı pek çoğu. Peki, gerçekten bu konuma gelmeyi hak ediyorlar mıydı Bay Carter?”
Üzerinde ‘B’ harfi işlemesi bulunan çantasından kundaklanmış, koyu kırmızı, kadife bir kumaş yığını çıkardı. “Bütün o yalancılar ve güç meraklıları başa geçebiliyorken neden sizin gibi gerçek idealleri olan bir politikacı geçemesin? Önemli olan güzel bir yüze sahip olmak mı yoksa Britanya Büyücedünyasının saygısını kazanmış bir lider olmak mı? Biliyorsunuz, bu saygıyı size kazandıracak olan şey yalnızca adımlarınızı doğru bir biçimde atmaktan geçer, Bay Carter. Bu yüzden geldim, size bu yolda rehber olabilmek için.”
Kundaklanmış kumaş tomarını adama uzattı.
“Küçük bir hediye, eğer kabul ederseniz.”
[/justify]
Seth Carter ise onun tam tersiydi. Sevmişti, aşık olmuştu ve sonra hayatının aşkını kaybetmişti. Bütün bu yaşadıklarına rağmen yaşama ve ideallerine sımsıkı tutunan bir adam olmayı başarmış, yolundan sapmamıştı. Victorine kahramanlık için kılını bile kıpırdatmazdı, bu adam ise kendini doğrudan alevlerin içine atmıştı. Aptallıktı. Yine de bu aptallığını takdir ediyordu, nihayetinde hayatta kalmayı başarmıştı değil mi?
“Burası çok havasız,” dedi ve odanın kapalı perdelerine yöneldi oturmadan önce. Adamın tek kelime etmesine fırsat vermeden araladı camları, parlak gün ışığının odaya girmesine izin verdi. “Daha iyi.”
Gök mavisi gözlerini adamın yüzüne çevirdi nihayet, ışıkta daha net gözüken bütün o deforme olmuş derisini dikkatle inceledi. Kadının bakışlarında herhangi bir iğrenme ifadesi yoktu, çok derinlerde içten bir anlayış vardı yalnızca. “Halk, sizden çok daha korkunç canavarları yöneticileri olarak seçti defalarca ve defalarca. Nurdan maskelerinin ardındaki iğrenç yüzlerini saklamakta ustaydı pek çoğu. Peki, gerçekten bu konuma gelmeyi hak ediyorlar mıydı Bay Carter?”
Üzerinde ‘B’ harfi işlemesi bulunan çantasından kundaklanmış, koyu kırmızı, kadife bir kumaş yığını çıkardı. “Bütün o yalancılar ve güç meraklıları başa geçebiliyorken neden sizin gibi gerçek idealleri olan bir politikacı geçemesin? Önemli olan güzel bir yüze sahip olmak mı yoksa Britanya Büyücedünyasının saygısını kazanmış bir lider olmak mı? Biliyorsunuz, bu saygıyı size kazandıracak olan şey yalnızca adımlarınızı doğru bir biçimde atmaktan geçer, Bay Carter. Bu yüzden geldim, size bu yolda rehber olabilmek için.”
Kundaklanmış kumaş tomarını adama uzattı.
“Küçük bir hediye, eğer kabul ederseniz.”
[/justify]



