1
Birleşik Krallık / Ay Işığı ve İzmaritler
« : 18 Eylül, 2022 17:08:39 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »[youtube]https://youtu.be/vh6APLWMZqs[/youtube]
⎯⎯⎯ ♢ ⎯⎯⎯
[justify]Londra’nın sokakları buram buram is kokuyor, binaların arasında dolaşan ılık esinti bu havayı maskeleyecek daha hafif kokuları kente getirmeye çalışıyor ancak yeni yakılmış sigara dumanı buna engel oluyordu. Ara sokakta duvara yaslanmış iki sima seçiliyordu, ellerinde birer sarma sigara ile uzaklara dalmışlar, gecenin manzarasını seyrediyorlardı. Gecesini bulamayan gündüzün ve batmak bilmeyen güneşin uzun mesaisi bitmiş, ay tepedeki yerini alalı saatler olmuştu. Bu saatte Londra’nın sunacağı tek manzara kasvet ve şehri bir çarşaf gibi örten sis tabakasıydı, terk edilmiş hissiyatı uyandırıyordu insanda, şehrin bütün ruhu çekilmişti sanki.
Parmakları arasına sıkıştırdığı sigaradan derin bir nefes çekti yüzünde yara izi olan oğlan. Sigara asla onu iyi hissettirmiyor, hatta yapması gerektiği halde zihnini yatıştırmaya da pek yaramıyordu ama yine de vücuduna, tükenmişliğin geride kaldığını ve yeni bir döngünün başladığının sinyalini veriyordu. Ona kendini normal hissettiriyordu, yatıp uyuma kısmını atlasa da yatağa yatmadan önce yapılan rutin şeyler kadar basit ve rahatlatıcıydı.
Koca bir yazı devirmişlerdi, elindeki o yazın son sigarasıydı belki de. Gerçi ayın kaçında olduklarını anımsamayacak kadar kaybetmişti zaman kavramını. Geçen pazartesi Ağustos’un son haftasına girmişlerdi. Bugün günlerdense pazardı. O halde yarın… Hogwarts’ın ilk günüydü.
Bu gerçeği fark ettiğinde duraksadı. İnanamıyordu, zaman kavramını o kadar uçup gitmişti ki yazın son gününe geldiklerini tamamen unutmuştu. Gerçi geri dönüp dönmeyeceğinden de emin değildi. Hogwarts’ı sevmediğinden değil, artık gerekli görmediğinden. Zaten büyüleri ezberlemişti ve diplomanın ona sunacağı meslek imkânlarını istediğini düşünmüyordu. Kendi yolunu çizmeyi seçmek istiyordu Ares. Ama Eurus’u vardı işte, yaz boyunca mektuplaşmalar haricinde görüşememişlerdi, ondan daha fazla ayrı kalma düşüncesi kalbine bir hançer gibi saplanıyordu. Genç kız nasıl da güzelleşmiştir şimdi…
Bir başka nefesi verirken yanındaki simaya çevirdi bakışlarını. Çökmüş gözaltları ve solgun teniyle günlerdir tek bir düzgün uyku çekmediği izlenimi veriyordu tıpkı kendisi gibi. Onun o anda zihninden geçenleri okuyamıyordu fakat menekşe rengi gözlerinden derin düşüncelere daldığını anlayabilecek kadar tanıyordu genç kızı. Başta tesadüfen karşılaşmış olsalar da birlikte sigara içmek için köşeye çekildikleri geceler yakınlaştırmıştı onları, karşılıklı iç dökerlerdi tüttürürken. Athelia’da kendini görürdü çoğu zaman, kaybolmuş fakat bir o kadar da özgür bir ruha sahipti. Arkadaşlıklarını güçlendiren de bu benzerlikti belki.
“İnanabiliyor musun?” dedi, ortamın atmosferini dağıtmak adına. “Yarın son sınıf olacağız.”
Hayatının yedi senesini geçirdiğin okulda son yıl demekti bu. Bütün o edindiğin arkadaşlar ve hatta ailem dediğin insanlarla anılar biriktirdiğin okulda son yıl. Hogwarts’ta son bir yıl.[/justify]





