17 Nisan, 2026 09:03:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Ay Işığı ve İzmaritler  (Okunma sayısı 41 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Aethelwulf Ares Caldecott

  • Ravenclaw Bina Başkanı
  • 9. Seviye
  • İleti: 47
  • 157 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Aethelwulf Ares Caldecott
  • Güç Puanı: 0
  • Sevgilim, aşığım sana
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Ravenclaw
  • Biçim Değiştirme Gücü: 7
  • Lanet Gücü: 5
  • Tılsım Gücü: 5
  • İksir Kabiliyeti: 4
Ay Işığı ve İzmaritler
« : 18 Eylül, 2022 17:08:39 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[youtube]https://youtu.be/vh6APLWMZqs[/youtube]

⎯⎯⎯ ♢ ⎯⎯⎯

[justify]Londra’nın sokakları buram buram is kokuyor, binaların arasında dolaşan ılık esinti bu havayı maskeleyecek daha hafif kokuları kente getirmeye çalışıyor ancak yeni yakılmış sigara dumanı buna engel oluyordu. Ara sokakta duvara yaslanmış iki sima seçiliyordu, ellerinde birer sarma sigara ile uzaklara dalmışlar, gecenin manzarasını seyrediyorlardı. Gecesini bulamayan gündüzün ve batmak bilmeyen güneşin uzun mesaisi bitmiş, ay tepedeki yerini alalı saatler olmuştu. Bu saatte Londra’nın sunacağı tek manzara kasvet ve şehri bir çarşaf gibi örten sis tabakasıydı, terk edilmiş hissiyatı uyandırıyordu insanda, şehrin bütün ruhu çekilmişti sanki.

Parmakları arasına sıkıştırdığı sigaradan derin bir nefes çekti yüzünde yara izi olan oğlan. Sigara asla onu iyi hissettirmiyor, hatta yapması gerektiği halde zihnini yatıştırmaya da pek yaramıyordu ama yine de vücuduna, tükenmişliğin geride kaldığını ve yeni bir döngünün başladığının sinyalini veriyordu. Ona kendini normal hissettiriyordu, yatıp uyuma kısmını atlasa da yatağa yatmadan önce yapılan rutin şeyler kadar basit ve rahatlatıcıydı.

Koca bir yazı devirmişlerdi, elindeki o yazın son sigarasıydı belki de. Gerçi ayın kaçında olduklarını anımsamayacak kadar kaybetmişti zaman kavramını. Geçen pazartesi Ağustos’un son haftasına girmişlerdi. Bugün günlerdense pazardı. O halde yarın… Hogwarts’ın ilk günüydü.

Bu gerçeği fark ettiğinde duraksadı. İnanamıyordu, zaman kavramını o kadar uçup gitmişti ki yazın son gününe geldiklerini tamamen unutmuştu. Gerçi geri dönüp dönmeyeceğinden de emin değildi. Hogwarts’ı sevmediğinden değil, artık gerekli görmediğinden. Zaten büyüleri ezberlemişti ve diplomanın ona sunacağı meslek imkânlarını istediğini düşünmüyordu. Kendi yolunu çizmeyi seçmek istiyordu Ares. Ama Eurus’u vardı işte, yaz boyunca mektuplaşmalar haricinde görüşememişlerdi, ondan daha fazla ayrı kalma düşüncesi kalbine bir hançer gibi saplanıyordu. Genç kız nasıl da güzelleşmiştir şimdi…

Bir başka nefesi verirken yanındaki simaya çevirdi bakışlarını. Çökmüş gözaltları ve solgun teniyle günlerdir tek bir düzgün uyku çekmediği izlenimi veriyordu tıpkı kendisi gibi. Onun o anda zihninden geçenleri okuyamıyordu fakat menekşe rengi gözlerinden derin düşüncelere daldığını anlayabilecek kadar tanıyordu genç kızı. Başta tesadüfen karşılaşmış olsalar da birlikte sigara içmek için köşeye çekildikleri geceler yakınlaştırmıştı onları, karşılıklı iç dökerlerdi tüttürürken. Athelia’da kendini görürdü çoğu zaman, kaybolmuş fakat bir o kadar da özgür bir ruha sahipti. Arkadaşlıklarını güçlendiren de bu benzerlikti belki.

“İnanabiliyor musun?” dedi, ortamın atmosferini dağıtmak adına. “Yarın son sınıf olacağız.”

Hayatının yedi senesini geçirdiğin okulda son yıl demekti bu. Bütün o edindiğin arkadaşlar ve hatta ailem dediğin insanlarla anılar biriktirdiğin okulda son yıl. Hogwarts’ta son bir yıl.[/justify]
« Son Düzenleme: 19 Eylül, 2022 18:11:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Lady MacDeath »

Çevrimdışı Athelia Kallistê O'Malley

  • Ravenclaw
  • 3. Seviye
  • İleti: 9
  • 126 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Athelia Kallistê O'Malley
  • Güç Puanı: 0
  • The boys, the girls, they all like Carmen
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Işık
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Ravenclaw
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 2
  • İksir Kabiliyeti: 9
Ynt: Ay Işığı ve İzmaritler
« Yanıtla #1 : 18 Eylül, 2022 17:13:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Athelia ne zaman mor bir elbise giyse babası ona gözlerini öne çıkardığını söylerdi. O yıllarda herhangi bir elbisenin kadınların özelliklerini öne çıkarması beklenmezdi; gerçek kıvrımları, kişilikleriyle ve boyanmamış güzellikleriyle birlikte korselerin arasına sıkıştırılırdı. Ana fikir hepsinin birbirine benzemesiydi, en azından o öyle düşünürdü. Denizle çevrelenmiş İngiltere'nin dalgaları tek vuran şeyin insanları olduğu Londra'sında yaşıyordu; kalabalığın arasında yürürken gözlerin hiçbir kadının üzerine toplanmaması gerekirdi, ne kadar güzel olursa olsun o da diğerleri gibi gözükmeliydi. Eğer cinsel ilişkilerde yeterince deneyimsizseniz sizin kadınınız bir tanrıça olurdu. Kadınlar içinse deneyim diye bir şey yoktu; belki de  bu yüzden erkeklerine hizmet ederken seslerini çıkarmıyor, daha iyisi olabileceği ihtimali üzerinde durmuyorlardı. Athelia ise güzeldi, güzellik kelimesinin sözlük karşılığıydı belki de; yürürken insanların ona bakmasına yol açıyor, bundan çekinmiyordu. Bu yüzden hiçbir insan nefretle maskelenmiş aşkını ona sunmaktan kendini durduramıyordu.

Arkadaşıyla buluşacağı sokağa doğru ilerken her bir adımı sokak ışıklarıyla aydınlatılan hatlarını zarafetle oynatmış, dudaklarında purolarıyla caddelerde terör estiren beyefendilerin tacizlerini görmezden gelmişti. Eteği bileklerini gösteriyordu; elbisesinden bir ton daha koyu ayakkabıları kaldırım taşlarında ritim tutuyor, adımını fazla uzun tuttuğundaysa gizli olması gereken bedeni bir sima şeklinde görünüyordu. O güne kadar bütün giysilerini ona çalışan terzilere diktirmiş, tasarım aşamalarında kendi sözünden başkasını kabul etmemişti. Elbiseleri bağnaz insanların ahlaksızlık olarak adlandıracağı, onunsa umursamadığı kumaşlardan yapılırdı; renkleri o seçer, kol ve boy uzunluklarını o belirlerdi. Üvey annesi böyle elbiselerle herkesin ona fahişe diyeceğini söylemiş, o duymazdan gelmişti. Ona ne dediklerini umursamıyordu, en azından kendisini durumun böyle olduğuna kandırmıştı; o, arkasından bakakalan, "hanımefendi..." mırıltılarıyla önünde eğilen, şapkasını çıkaran veya savsak bir reverans yapan erkekleri görmemeyi öğrenmişti.

Duvar kenarında dalgın bakışlarını şehrin görünmeyen kısımlarına diken Ares'e katıldığında bütün şehir karanlığa gömülmüş, güneşin yanıltıcı ışıklarında birer beyefendi olan adamlar kendilerinden bile gizledikleri dürtülerine teslim olmuşlardı. Çok değil, yalnızca birkaç sokak uzakta bir fahişenin önünde diz çöken kişi Ulaştırma Bakanından başkası değildi. Athelia ise hiçbir şeyin farkında değilmiş gibi oradan geçip gitmiş, sabırsız bir şekilde parmaklarıyla duvarda ritim tutan arkadaşını üzerine duman üfleyerek selamlamıştı.

Birkaç dakika öncesinin acısından hala gözleri kızarık olan Ares'i sigarayı dudaklarından ayırmadan, boğuk bir sesle cevapladı. "Ne derler bilirsin, eğlenirken zaman hızlı geçer." Dumanı geri üflerken hafifçe öksürdü. "Çıtıpıtı sevgilinle evlilik planlarına başladınız mı bari?"
[spoiler][youtube]https://www.youtube.com/watch?v=L6K8Uq88BEQ[/youtube][/spoiler]

Çevrimdışı Aethelwulf Ares Caldecott

  • Ravenclaw Bina Başkanı
  • 9. Seviye
  • İleti: 47
  • 157 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Aethelwulf Ares Caldecott
  • Güç Puanı: 0
  • Sevgilim, aşığım sana
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Ravenclaw
  • Biçim Değiştirme Gücü: 7
  • Lanet Gücü: 5
  • Tılsım Gücü: 5
  • İksir Kabiliyeti: 4
Ynt: Ay Işığı ve İzmaritler
« Yanıtla #2 : 19 Eylül, 2022 20:23:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Ares, bu soruyu Eurus’a sormaktan uzunca bir süredir kaçınıyordu. Eurus ile evlenmek, onunla bir aile kurmak istiyordu, buna genç kıza defalarca itiraf da etmişti ama… Artık bir aile kurmak için yeterli niteliklere sahip olduğundan emin değildi. Ona verebileceği hiçbir şeyi yoktu, ne parası ne mirası ne de bir evi. Miras ile ona geçenler öyle aman aman şeyler değildi ve Eurus, onunla evlendiği için pişman olursa kahrolurdu. Sevgilisinin hayatı boyunca rahat etmesini istiyordu, en azından bir evcinleri olmalıydı fakat Ares kendine zor bakıyordu. “Biz…” dedi afallamış bir ifadeyle. “Şey daha konuşmadık…”

Sigarasından bir nefes çekti ve bitmiş izmariti yere atıp ayağıyla ezdi. “Ona aşığım, biliyorsun. Biraz aptalca bir cümle ama…” Duraksadı.

Dördüncü sınıfın sonuydu Eurus’la çıkmaya başladıklarında, Ares tam pes etmek üzereyken kabul etmişti kız onun teklifini. Ares haylaz bir çocuktu fakat yakışıklıydı da bir o kadar; ona bakmayan, ilgi duymayan kız yoktu Hogwarts’ta, bu ilgi oğlanın hoşuna giderdi ve sırf daha fazlası için kızların peşinden koşar, onlara iltifatlar sıralardı. Eurus’u da o zaman fark etmişti, çok güzeldi ve anında ondan etkilenmiş, kendinden emin bir biçimde kıza çıkma teklifi etmişti. Onu kimse reddetmemişti çıkma teklifi ettiğinde, ta ki Eurus’a kadar.

Genç büyücü o günden sonra bütün kızları bir kenara bırakmış, Eurus ile onu reddettiği için uğraşmaya başlamıştı. Ancak o ne zaman onun üstüne gitse kız da hiç altta kalmadan kendisine karşılık veriyordu ve bu genç büyücünün ona bakış açısında önemli bir değişikliğe yol açmıştı zamanla. Ares onun hakkında her yeni bir şey öğrendiğinde kızdan daha çok hoşlanmaya başladığını fark etmişti ve derken Eurus’un kalbini kazanmayı kendine edindiği bir görev haline gelmişti. Eurus diğer kızlardan farklıydı, yapmacık değildi bir kere, tavırları tamamen doğaldı ve kendinden emindi. Ares ne zaman ona aşık olduğunu hatırlamıyordu fakat üçüncü sınıfa geldiklerinde koridorlarda “Eurus, aşığım sana!” diye bağırdığını çok net hatırlıyordu.

“Onu mutlu etmek, Büyük Britanya’nın en mutlu kadını yapmak istiyorum. Ama bazen Hogwarts’tan sonra benim gibi kimsesiz biriyle olmak onu mutlu edecek mi diye düşünmeden edemiyorum, anlarsın ya?”

Cebinden metal bir kutu çıkardı ve kibritle yeni bir sigara yaktı oğlan. Eurus’tan başka kimsesi kalmamıştı, onu da kaybetmekten deli gibi korkuyordu.

Bütün çabalarının çıkmaza girdiği dördüncü sınıfta -kız her ne yaparsa yapsın onu savuşturmanın bir yolunu buluyordu özellikle uğursuzluk büyülerinde üzerine yoktu- uzaktan izlemeye başlamıştı Eurus’u. Onu rahat görebileceği bir yere oturur ve bıkmadan usanmadan izlerdi, ‘sapık’ damgası yemekten de korkmuyordu, zaten Hogwarts’ta onun Eurus’a aşık olduğunu bilmeyen yoktu o dönem.

“Eurus, Eurus o kadar güzel ki…” dedi oğlan sigarasından çektiği nefesi verirken. “Onun acı çektiğini görmeye dayanamam ben. Eurus ne düşünüyor bilmiyorum ama ben onun her şeyin en iyisine sahip olmasını istiyorum.” Kurduğu cümleyi düşününce kendi kendine güldü bir an. “Klişe bir adamım değil mi? Her neyse, senin Hogwarts sonrası için planın var mı?”
[/justify]