46
Seherbaz Büro / Ynt: FB - Eyvahlar olsun!
« : 26 Mart, 2023 20:28:06 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karşısındaki cadıdan gelen kilo aldığına dair yorumu duyunca bir an afalladı. İlerleyen seneler dobralığından hiç bir şey götürmemişti gerçekten. Aklına geleni anında söyler, konuştuğu kişiyi öyleyece bırakırdı. Ama en ufak bir kötü niyeti olmazdı bunu yaparken tamamen samimiyetinden ileri gelen cümlelerdi bunlar. Yinede gözleri kendi vücudunda gezindi, belki birazcık göbek bölgesinden kilo almış olabilirdi. Biraz da yüzünden... 36 az bir sayı değildi yaşına göre. İşine gelip giderken yürümeyi sıklaştırması gerekecekti anlaşılan.
Balian'ı azcık utandıran yorumunun ardından, neden ajanlık mesleğini seçtiğini açıklamaya başladı. İlgiyle dinlerken, gerçekten şuanki mesleğinin ona ne kadar uygun olduğunu düşünüyordu. Askerliği bıraktıktan sonra yaşadığı boşluğuda hayal edebilmişti. Bakanlıkta getir götür işleri bu karakterde birisine asla uygun değildi. Düzdenli bir hayatın içerisinde düşünemiyordu Nora'yı. "Seni elinde çay tepsisi ile hayal edemiyorum bile." diyerek onayladı kadının kendisi hakkında anlattıklarını.Şuan 27 yaşında olmalıydı cadı, aynı yaşta Balian evlenip boşanan 13 yaşında bir kız çocuğu babasıydı. Bağımsız ruhunu beslemeye yarayan seherbazlık mesleği bir kurtuluş yoluydu aslında yaşadıklarından. Şimdi durum biraz daha farklı olsa da her zaman memnundu hayatından. Kızı için daha az endişe edeceği bir hayat seçmek zorundaydı. Bu hayat bile zaman zaman tehlikeliydi ama bu kadarını da hakediyordu. "Senin gibi bir seherbaz olmayı düşünmedim değil ama bütün gün bakanlığın gönderisini uygulayamam ve neticede tada bakanlığa bağlı ajan oldu hem adrenelin hem de serbestlik" Balian koltuğunda geriye yaslanırken derin bir nefes verdi duyduklarıyla birlikte. Bulunduğu bu mevki öyle bir sorumluluk yüklemişti ki ona, kimsenin haberi yoktu. Kalbinin kötülük ve karmaşa için attığından emin olduğu Adras, koskoca konsey üyeliğine gelerek meydan okumuştu resmen kendisine. Baş Seherbazlığa atanması ise tuz biber ekmişti endişelerine. "Yapacaklarımı yakından izle ve hiç bir şey yapama." demek istiyordu. Etrafta dönen dedikodular biricik yeğeninin terfisine yardım ettiği yönünde olsada kulaklarını buna tıkayacaktı Balian. Öncelikli görevi bu halkı korumaktı ve bu yolda bayağı bir çalışması gerekecekti. Adras hakkında dikkatli olacak ve onun hakkında olabildiğince bilgi öğrenip yapacağı hamleleri önleyecekti. Balian askerlikten sonra neden seherbazlığa döndüğünü sormuştu bu sırada. Aklındakileri anlatmanın tam sırasıydı. "Seherbazlık da düzenli bir hayatı garantileyen meslek değil. Pek çok kez ölümden döndüm. Tabi evde beni bekleyen bir kızım ve sevdiğim olunca, Londra'ya dönmem gerekti. Bende halihazırda beni bekleyen eski işime geri döndüm. Askerlik zaten planlarımda olan bir şey değildi." diyerek açıkladı kendisini. Daha sonra asıl konuya geldi "Aslında Nora senden küçük bir ricada bulunacağım. Konuyu uzatmadan direkt sorayım, amcam Adras'ı olabildiğince yakından tanıman ve takip etmen mümkün mü? " soru karşısında şaşıran cadının şaşıran gözlerle baktığını ve konsey üyesi olan Adras'ı mı diye sorduğunu duydu. Haklıydı biraz zor bir istekti ama bu işin altından kalkabilecek sayılı kişilerden biriydi. "Evet zor bir şey istiyorum farkındayım. Ama kendisiyle tanışınca sende anlayacaksın bunu neden istediğimi. Ama bir söz vermeni isteyeceğim senden. Canını tehlikeye atacak en ufak durumda bıracaksın bu işi." koltuğunda huzursuzca kıpırdanıp, ellerini masanın üzerinde birleştirdi. Bir an tereddüt etse de tek başına bir işe yaramıyordu çabaları. Bir şekilde toparlıyordu arkasını Adras. Kız kardeşinin meselesinde olduğu gibi, deliller yetersiz kalıyordu her seferinde. Ama Nora gibi bir ajan, en küçük detaydan dağlar kadar şey çıkarabilirdi. Bir kadın gözü olaylara daha karmaşık açılardan bakma yetisine sahipti.
Balian'ı azcık utandıran yorumunun ardından, neden ajanlık mesleğini seçtiğini açıklamaya başladı. İlgiyle dinlerken, gerçekten şuanki mesleğinin ona ne kadar uygun olduğunu düşünüyordu. Askerliği bıraktıktan sonra yaşadığı boşluğuda hayal edebilmişti. Bakanlıkta getir götür işleri bu karakterde birisine asla uygun değildi. Düzdenli bir hayatın içerisinde düşünemiyordu Nora'yı. "Seni elinde çay tepsisi ile hayal edemiyorum bile." diyerek onayladı kadının kendisi hakkında anlattıklarını.Şuan 27 yaşında olmalıydı cadı, aynı yaşta Balian evlenip boşanan 13 yaşında bir kız çocuğu babasıydı. Bağımsız ruhunu beslemeye yarayan seherbazlık mesleği bir kurtuluş yoluydu aslında yaşadıklarından. Şimdi durum biraz daha farklı olsa da her zaman memnundu hayatından. Kızı için daha az endişe edeceği bir hayat seçmek zorundaydı. Bu hayat bile zaman zaman tehlikeliydi ama bu kadarını da hakediyordu. "Senin gibi bir seherbaz olmayı düşünmedim değil ama bütün gün bakanlığın gönderisini uygulayamam ve neticede tada bakanlığa bağlı ajan oldu hem adrenelin hem de serbestlik" Balian koltuğunda geriye yaslanırken derin bir nefes verdi duyduklarıyla birlikte. Bulunduğu bu mevki öyle bir sorumluluk yüklemişti ki ona, kimsenin haberi yoktu. Kalbinin kötülük ve karmaşa için attığından emin olduğu Adras, koskoca konsey üyeliğine gelerek meydan okumuştu resmen kendisine. Baş Seherbazlığa atanması ise tuz biber ekmişti endişelerine. "Yapacaklarımı yakından izle ve hiç bir şey yapama." demek istiyordu. Etrafta dönen dedikodular biricik yeğeninin terfisine yardım ettiği yönünde olsada kulaklarını buna tıkayacaktı Balian. Öncelikli görevi bu halkı korumaktı ve bu yolda bayağı bir çalışması gerekecekti. Adras hakkında dikkatli olacak ve onun hakkında olabildiğince bilgi öğrenip yapacağı hamleleri önleyecekti. Balian askerlikten sonra neden seherbazlığa döndüğünü sormuştu bu sırada. Aklındakileri anlatmanın tam sırasıydı. "Seherbazlık da düzenli bir hayatı garantileyen meslek değil. Pek çok kez ölümden döndüm. Tabi evde beni bekleyen bir kızım ve sevdiğim olunca, Londra'ya dönmem gerekti. Bende halihazırda beni bekleyen eski işime geri döndüm. Askerlik zaten planlarımda olan bir şey değildi." diyerek açıkladı kendisini. Daha sonra asıl konuya geldi "Aslında Nora senden küçük bir ricada bulunacağım. Konuyu uzatmadan direkt sorayım, amcam Adras'ı olabildiğince yakından tanıman ve takip etmen mümkün mü? " soru karşısında şaşıran cadının şaşıran gözlerle baktığını ve konsey üyesi olan Adras'ı mı diye sorduğunu duydu. Haklıydı biraz zor bir istekti ama bu işin altından kalkabilecek sayılı kişilerden biriydi. "Evet zor bir şey istiyorum farkındayım. Ama kendisiyle tanışınca sende anlayacaksın bunu neden istediğimi. Ama bir söz vermeni isteyeceğim senden. Canını tehlikeye atacak en ufak durumda bıracaksın bu işi." koltuğunda huzursuzca kıpırdanıp, ellerini masanın üzerinde birleştirdi. Bir an tereddüt etse de tek başına bir işe yaramıyordu çabaları. Bir şekilde toparlıyordu arkasını Adras. Kız kardeşinin meselesinde olduğu gibi, deliller yetersiz kalıyordu her seferinde. Ama Nora gibi bir ajan, en küçük detaydan dağlar kadar şey çıkarabilirdi. Bir kadın gözü olaylara daha karmaşık açılardan bakma yetisine sahipti.