1
Sorgu Evi / Ynt: Şanslı Meredith'in Son Rodeosu
« : 14 Mart, 2022 22:05:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Avucunda sıkı sıkıya kavradığı o çelikten zinciri savurdu bir kez daha.
“...ve ben bilemeyebilirim yaşarken, yine de yalvarırım sana Yüce Tanrım!”
Zincirle dağladı vurduğu et parçasını!
“Son gün bulmama izin ver onu, bazı ruhların nasıl döndürüleceğini karanlıktan...”
Bir kez daha vururken zinciri, çelik halkaların bir kırbaç gibi şakladığını duymuştu kulaklarında.
“...ve izin ver bazılarımız durabilsin ayakta ve söylesin!”
Bir kez daha! Bir kez daha! Acı! Daha fazlası gerek...
“...onları nasıl da sana kazandırdıklarını!”
Son bir kez daha savurdu zincirleri. Son bir kez daha vurdu kendi sırtına, kendi etine. Tutmuş olduğu her bir poker kartı için. Acının verdiği his ve arınmışlığın getirdiği ruhani huzur kapladı bünyesini.
Çırılçıplaktı sorgu odasında. Kimsecikler yoktu. Christoph, sorgu çantasıyla gelecekti birazdan. Ona biraz oyalanmasını söylediğinde tam olarak ne kadar oyalandığını dahi bilirdi. Sırtındaki taze yaralara dokundu Adelhard. Kanla lekelenen parmaklarına baktı tatmin hissiyle. Bugün, bu akşam son dökülen kan olmayacaktı bu.
Kıyafetlerini ağır hareketlerle üzerine geçirmeye başladı. Cübbesinin önünü iliklerken Christoph girdi elinde sorgu çantasıyla odaya. “Kasabada huzursuzluk hakim, Peder. Engizitör Gabriel... Aziz Michael kilisesinde yaşanan olaylardan bir rahip sağ kurtulmuş sanırsam.”
Son düğmeyi de ilikleyip, yakasını düzelttikten sonra Christoph’un elinden sorgu çantasını kapıp masaya yerleştirdi. Ahşap yüzeye serdiği kadife kumaşın üzerine çantadan çıkardıklarını dizerken de, cevap verdi kendisini sabırsızlıkla bekleyen adama.
“Engizitöre birazdan orada olacağımı ilet Christoph! Bu akşamın talihlisi geldiğinde yanına varacağım.” Christoph başını sallayıp gerisingeri çıkarken sorgu evinden eklemeyi de unutmadı. “Kilisede gördüklerimize dair tek kelime etme ona. Benimle yüz yüze gelmeden neler bildiğimi öğrenmesini istemiyorum.”
Kapı kapandı arkasından. Yaşlı rahip de çeşitli metallerden ve kesici alet edevatlardan oluşan setini dizmeyi tamamlamıştı. Tam o esnada çalan evin kapısına kulak kesildi. “İçeri gel evlat!”
Kapıya arkası dönük olmasına rağmen gelenin Uriel olduğunu anlaması çok uzun sürmemişti. Ayakkabılarındaki demir çarkı yağlaması gerektiğini ne zaman anlayacak... Masadan ayrılıp eldivenlerini giyerken adamın sıkı bir maskeye sahip yüzüyle karşılaştı. Yanında beklediği bir sima ile birlikte. Kızıl cadı! “Şanslı Meredith!” dedi gayrıihtiyari.
Uriel’in yakınmalarına aldırış etmeden kızıl saçlı kızı kolundan çekiştirerek sorgu sandalyesine oturttu. Kollarını ve bacaklarını iyice bağladıktan sonra masasına dönerken maskeli silahşora de gelmesini işaret edercesine yanına çağırmıştı. Envaı çeşit kesici, delici, ezici aleti bir koleksiyon sahibi gibi gururla gösterirken eliyle, söze girmişti nihayet. “Şimdi beni iyi dinle evlat. Sorguyu nasıl yapacağınız tamamen sizin uzmanlık alanınız. Lakin bu alet edevatlardan faydalanabilirsiniz. Normalde şüphelinin cadı olup olmadığını tespit için tüm vücudunu yoklayıp iblisin işaretlerini aramamız lazımdı ama... Bu kızdan şüphemiz olmadığı aşikar. Şimdi dikkatini bana ver, sana bunları nasıl kullanacağını anlatacağım.”
Ucundaki delikler süngeri andıran, çan boyutlarında bir aleti gösterdi. “Kurşun Süzgeci! Bir sapın ucuna takılan süzgeçten oluşan kurşun süzgecinde, aletin içerisine eritilmiş kurşun, katran, kaynar su ve kızgın yağ koyacaksınız. Sonra da bu süzgeci kurbana çevirip şu mandalı çekiyorsunuz. Bu kadar basit!”
İkişer tane ucu olan çift taraflı bir metal çatal çıkardı sonrasında. “Kafir Çatalı! Çatalın bir ucu kurbanın çenesine dayanır, diğer ucu da kurbanın göğüs kemiğine... Kurbanın ölmemesi için asla uyumaması lazım, eğer uyursa veya başı bir şekilde öne düşerse çatal hem çeneden hem de göğüsten delip geçecektir. Sorgu esnasında kurbanı ayık tutmak için en uygun alettir.”
İnce, sivri bir penseyi andıran demirden bir makası kavrayıp gösterdi maskeli silahşora. “Dil Koparıcı! Kurbanın dilini tek hamlede sorunsuz şekilde kesmek için tasarlanmış büyük ebatlı bir makastır esasen. Kurbanın ağzını zorla açtıktan sonra dilini kavrayacak şekilde, demir dil koparıcıyı yerleştiriyor ve bu vida vasıtasıyla kurbanın dilini güzelce sıkıyorsun. Vidayı sakın fazla çevirmeyin! Yoksa kızın dilini koparırsınız ve tüm çabamız boşa gider evlat!”
Kıskaç gibi duran bir başka alete uzandı sonrasında. Elinde biraz çevirdikten sonra da anlatmaya başladı. “Meme Koparıcı! Kullanmadan önce kor haline gelene kadar ateşte ısıtınız, sonra da koparılacak memeye yerleştirip, sivri kısımlar memenin içine geçecek şekilde, sıktıktan sonra bir anda çekmeniz gerekiyor. Bu acıya en dirayetli cadı bile dayanamaz!”
En sonunda da armudu andıran şekliyle, bir el çanını andıran başka bir alet daha çıkardı. “Istırap Armudu! Cadıların en büyük korkusu... Kurbanın mahrem noktalarına soktuktan sonra bu vida vasıtasıyla armudu açıyor ve artık nereye soktuysanız oranın parçalanmasını sağlıyorsunuz. Sadece bunun nasıl çalıştığını göstererek konuşturduğum sayısız cadı olmuştur evlat!”
Istırap armudunu tekrardan aldığı yere, masaya bıraktıktan sonra da sehpasının üzerinden inciline uzandı. Kapıya doğru hareketlenmişti. Tam çıkmadan evvel son bir kez daha dönüp baktı Uriel’e. “Unutmayın! Bu cadıdan diğerlerinin isimlerini ve Herr Motke’yle ilgili bildiklerini öğrenmek zorundayız! Tanıdığı bütün cadıların isimlerini ve adreslerini, Herr Motke’nin kimle işbirliği yaptığını ve kime çalıştığını... Aksi takdirde, ona ölümü kolay bahşetmeyeceksiniz evlatlar! Unutmayın, hiçbir karanlık sır sizin aydınlığınızdan kaçamaz. Verebileceğiniz acılardan da... Tanrı sizleri kutsasın!” Kapıyı çekerek uzaklaştı sorgu evinden.
Bu gece daha tüm hesapları kapatmamıştı.
“...ve ben bilemeyebilirim yaşarken, yine de yalvarırım sana Yüce Tanrım!”
Zincirle dağladı vurduğu et parçasını!
“Son gün bulmama izin ver onu, bazı ruhların nasıl döndürüleceğini karanlıktan...”
Bir kez daha vururken zinciri, çelik halkaların bir kırbaç gibi şakladığını duymuştu kulaklarında.
“...ve izin ver bazılarımız durabilsin ayakta ve söylesin!”
Bir kez daha! Bir kez daha! Acı! Daha fazlası gerek...
“...onları nasıl da sana kazandırdıklarını!”
Son bir kez daha savurdu zincirleri. Son bir kez daha vurdu kendi sırtına, kendi etine. Tutmuş olduğu her bir poker kartı için. Acının verdiği his ve arınmışlığın getirdiği ruhani huzur kapladı bünyesini.
Çırılçıplaktı sorgu odasında. Kimsecikler yoktu. Christoph, sorgu çantasıyla gelecekti birazdan. Ona biraz oyalanmasını söylediğinde tam olarak ne kadar oyalandığını dahi bilirdi. Sırtındaki taze yaralara dokundu Adelhard. Kanla lekelenen parmaklarına baktı tatmin hissiyle. Bugün, bu akşam son dökülen kan olmayacaktı bu.
Kıyafetlerini ağır hareketlerle üzerine geçirmeye başladı. Cübbesinin önünü iliklerken Christoph girdi elinde sorgu çantasıyla odaya. “Kasabada huzursuzluk hakim, Peder. Engizitör Gabriel... Aziz Michael kilisesinde yaşanan olaylardan bir rahip sağ kurtulmuş sanırsam.”
Son düğmeyi de ilikleyip, yakasını düzelttikten sonra Christoph’un elinden sorgu çantasını kapıp masaya yerleştirdi. Ahşap yüzeye serdiği kadife kumaşın üzerine çantadan çıkardıklarını dizerken de, cevap verdi kendisini sabırsızlıkla bekleyen adama.
“Engizitöre birazdan orada olacağımı ilet Christoph! Bu akşamın talihlisi geldiğinde yanına varacağım.” Christoph başını sallayıp gerisingeri çıkarken sorgu evinden eklemeyi de unutmadı. “Kilisede gördüklerimize dair tek kelime etme ona. Benimle yüz yüze gelmeden neler bildiğimi öğrenmesini istemiyorum.”
Kapı kapandı arkasından. Yaşlı rahip de çeşitli metallerden ve kesici alet edevatlardan oluşan setini dizmeyi tamamlamıştı. Tam o esnada çalan evin kapısına kulak kesildi. “İçeri gel evlat!”
Kapıya arkası dönük olmasına rağmen gelenin Uriel olduğunu anlaması çok uzun sürmemişti. Ayakkabılarındaki demir çarkı yağlaması gerektiğini ne zaman anlayacak... Masadan ayrılıp eldivenlerini giyerken adamın sıkı bir maskeye sahip yüzüyle karşılaştı. Yanında beklediği bir sima ile birlikte. Kızıl cadı! “Şanslı Meredith!” dedi gayrıihtiyari.
Uriel’in yakınmalarına aldırış etmeden kızıl saçlı kızı kolundan çekiştirerek sorgu sandalyesine oturttu. Kollarını ve bacaklarını iyice bağladıktan sonra masasına dönerken maskeli silahşora de gelmesini işaret edercesine yanına çağırmıştı. Envaı çeşit kesici, delici, ezici aleti bir koleksiyon sahibi gibi gururla gösterirken eliyle, söze girmişti nihayet. “Şimdi beni iyi dinle evlat. Sorguyu nasıl yapacağınız tamamen sizin uzmanlık alanınız. Lakin bu alet edevatlardan faydalanabilirsiniz. Normalde şüphelinin cadı olup olmadığını tespit için tüm vücudunu yoklayıp iblisin işaretlerini aramamız lazımdı ama... Bu kızdan şüphemiz olmadığı aşikar. Şimdi dikkatini bana ver, sana bunları nasıl kullanacağını anlatacağım.”
Ucundaki delikler süngeri andıran, çan boyutlarında bir aleti gösterdi. “Kurşun Süzgeci! Bir sapın ucuna takılan süzgeçten oluşan kurşun süzgecinde, aletin içerisine eritilmiş kurşun, katran, kaynar su ve kızgın yağ koyacaksınız. Sonra da bu süzgeci kurbana çevirip şu mandalı çekiyorsunuz. Bu kadar basit!”
İkişer tane ucu olan çift taraflı bir metal çatal çıkardı sonrasında. “Kafir Çatalı! Çatalın bir ucu kurbanın çenesine dayanır, diğer ucu da kurbanın göğüs kemiğine... Kurbanın ölmemesi için asla uyumaması lazım, eğer uyursa veya başı bir şekilde öne düşerse çatal hem çeneden hem de göğüsten delip geçecektir. Sorgu esnasında kurbanı ayık tutmak için en uygun alettir.”
İnce, sivri bir penseyi andıran demirden bir makası kavrayıp gösterdi maskeli silahşora. “Dil Koparıcı! Kurbanın dilini tek hamlede sorunsuz şekilde kesmek için tasarlanmış büyük ebatlı bir makastır esasen. Kurbanın ağzını zorla açtıktan sonra dilini kavrayacak şekilde, demir dil koparıcıyı yerleştiriyor ve bu vida vasıtasıyla kurbanın dilini güzelce sıkıyorsun. Vidayı sakın fazla çevirmeyin! Yoksa kızın dilini koparırsınız ve tüm çabamız boşa gider evlat!”
Kıskaç gibi duran bir başka alete uzandı sonrasında. Elinde biraz çevirdikten sonra da anlatmaya başladı. “Meme Koparıcı! Kullanmadan önce kor haline gelene kadar ateşte ısıtınız, sonra da koparılacak memeye yerleştirip, sivri kısımlar memenin içine geçecek şekilde, sıktıktan sonra bir anda çekmeniz gerekiyor. Bu acıya en dirayetli cadı bile dayanamaz!”
En sonunda da armudu andıran şekliyle, bir el çanını andıran başka bir alet daha çıkardı. “Istırap Armudu! Cadıların en büyük korkusu... Kurbanın mahrem noktalarına soktuktan sonra bu vida vasıtasıyla armudu açıyor ve artık nereye soktuysanız oranın parçalanmasını sağlıyorsunuz. Sadece bunun nasıl çalıştığını göstererek konuşturduğum sayısız cadı olmuştur evlat!”
Istırap armudunu tekrardan aldığı yere, masaya bıraktıktan sonra da sehpasının üzerinden inciline uzandı. Kapıya doğru hareketlenmişti. Tam çıkmadan evvel son bir kez daha dönüp baktı Uriel’e. “Unutmayın! Bu cadıdan diğerlerinin isimlerini ve Herr Motke’yle ilgili bildiklerini öğrenmek zorundayız! Tanıdığı bütün cadıların isimlerini ve adreslerini, Herr Motke’nin kimle işbirliği yaptığını ve kime çalıştığını... Aksi takdirde, ona ölümü kolay bahşetmeyeceksiniz evlatlar! Unutmayın, hiçbir karanlık sır sizin aydınlığınızdan kaçamaz. Verebileceğiniz acılardan da... Tanrı sizleri kutsasın!” Kapıyı çekerek uzaklaştı sorgu evinden.
Bu gece daha tüm hesapları kapatmamıştı.
