16
Büyük Salon / Ynt: 1866-1867 Yılı Hogwarts Açılış Seremonisi - Slytherin-Thunderbird Masası
« : 19 Mart, 2023 17:58:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Annem mi nasıl? Profesör annemi neden karıştırıyorsunuz şimdi? “Elbette iletirim.” dedim yeni profesörümüzün annemi tanıması, bir de ona saygılarını iletmemi istemesinden sonra yüzümde oluşan hafif gülümseme ile. Seremoni nasıl unutulmuş olabilir ya? Koskoca Hogwarts değil mi burası? Yeni müdüre yazıklar olsun. Birinci sınıfları bırakalım Hogsmeade’de dilensinler o zaman neden getiriyoruz ki buraya? Profesör, Victoria’yı alıp dışarıda beklememi söylediğinde kafamla onayladım. Yanımdaki kıza gelmesini işaret ettim ve daha demin geldiğimiz yoldan tekrar yürümeye başladık. Geri dönerken gözüm Hufflepuff masasına kaymasın mı? Orada da binasının sarısının aşırı yakıştığı mavi gözlü güzelimi görmeyeyim mi? Bana mı bakıyordu? Kızı gördüğüm gibi gözlerimi kaçırdım ve tekrar yürüdüğüm noktaya diktim bakışlarımı. Şuan bu salak kapıya bakacağıma onun gülen yüzüne bakmak isterdim. Kafama sıçayım. Göğsümden kulaklarıma kadar yanarken açtım kapıyı. Sakinleşmek için derin nefes alıp Victoria geçsin diye tuttum. Profesör çok bekletmedi bizi. Victoria da hiç konuşmadı. Ben de Charlotte’a turuncu rengin ne kadar yakıştığını yüzümde bomboş bir ifade ile düşünüp durdum. Hediye almak istiyorum ona. Benden geldiğini bilmesini de istemiyorum. Hediye eline geçtiğinde gülümsemesini görmek istiyorum. Keşke Samuel’in karşısında öyle bir hareket yapmasaydım ya. Kuzenimle birlikte olsalardı gözüm arkada kalmazdı belki de.
Profesör gelip onu takip etmemizi söyledi. O zaman şöyle alıcı bir gözle baktım kendisine. Şekli şemali düzgün bir adama benziyordu. Bana çok hafiften Sihir Kuramı profesörü Moore'u hatırlattığı için burun kıvırdım. Bu tarz soğuk nevaleler hep güzel kadınları çekiyorlar ama yıkıklar. Haksızlık değil mi benim gibi kaliteli erkeklere? Ah, profesör Yamashita ah... Benimle akşam buluşmayı kabul etmedi. Birlikte koridorları, merdivenleri geçip müdür yardımcısının odasına gittik. Victoria’ya kendi aramızda minik bir seremoni düzenlerken profesöre “Böyle şey olamaz.” dedim ellerimi bağlayıp. “Yeni müdür geldiği gibi geleneklerimizi çiğneyip atmış. Seneye kayıkları da kaldırır artık.” Omzumu silktim. “Neyse mezun olacağım zaten.” Şapka benim söylenmelerim bittiğinde yüksek sesle binamın adını bağırınca alkışladım Victoria’yı. Slytherin masasının hep birlikte alkışlaması kadar görkemli değildi ama gerekliydi. Birlikte tekrar büyük salona yürüdük. “Teşekkürler Profesör d'Ibelin.”
Profesör hızlı adımlarla inip bizi geride bırakınca asamı çıkarıp Victoria’ya doğrulttum. Şöyle bir sallayıp üstündeki kıyafeti Slytherin formasına çevirdim. Böyle çok daha doğru gözüküyordu gözüme. Şimdi bu çocuk kız mıydı erkek miydi ya? Saçları kısa, ama böyle erkekler de oluyor. Sormak kabalık sanki. Sormayacağım. “Şimdi masaya oturabilirsin.” dedikten sonra Slytherin masasına kadar kızı peşimde yürüterek ilerledim. Yürürken de anlatmaya başladım bilmesi gerekenleri. “Yemekten sonra birinci sınıfları Slytherin Ortak Salonuna götürüp şifreyi söylüyorum. Kendi kafana göre gitme. Hogwarts karışık bir okul ilk başlarda kaybolabilirsin bu yüzden erken uyan. Son senemde Slytherin’in hem Quidditch, hem de bina kupasını almasını istiyorum. Bir sorunun olursa ilk iki hafta içinde çözmene yardım ederim. Daha sonra sadece usulünü söylerim.” Masanın sonuna kadar geldikten sonra elimle kıza yerini gösterdim kibarca. “Anlamadığın bir şey yoksa... Afiyet olsun.” [/justify]
Profesör gelip onu takip etmemizi söyledi. O zaman şöyle alıcı bir gözle baktım kendisine. Şekli şemali düzgün bir adama benziyordu. Bana çok hafiften Sihir Kuramı profesörü Moore'u hatırlattığı için burun kıvırdım. Bu tarz soğuk nevaleler hep güzel kadınları çekiyorlar ama yıkıklar. Haksızlık değil mi benim gibi kaliteli erkeklere? Ah, profesör Yamashita ah... Benimle akşam buluşmayı kabul etmedi. Birlikte koridorları, merdivenleri geçip müdür yardımcısının odasına gittik. Victoria’ya kendi aramızda minik bir seremoni düzenlerken profesöre “Böyle şey olamaz.” dedim ellerimi bağlayıp. “Yeni müdür geldiği gibi geleneklerimizi çiğneyip atmış. Seneye kayıkları da kaldırır artık.” Omzumu silktim. “Neyse mezun olacağım zaten.” Şapka benim söylenmelerim bittiğinde yüksek sesle binamın adını bağırınca alkışladım Victoria’yı. Slytherin masasının hep birlikte alkışlaması kadar görkemli değildi ama gerekliydi. Birlikte tekrar büyük salona yürüdük. “Teşekkürler Profesör d'Ibelin.”
Profesör hızlı adımlarla inip bizi geride bırakınca asamı çıkarıp Victoria’ya doğrulttum. Şöyle bir sallayıp üstündeki kıyafeti Slytherin formasına çevirdim. Böyle çok daha doğru gözüküyordu gözüme. Şimdi bu çocuk kız mıydı erkek miydi ya? Saçları kısa, ama böyle erkekler de oluyor. Sormak kabalık sanki. Sormayacağım. “Şimdi masaya oturabilirsin.” dedikten sonra Slytherin masasına kadar kızı peşimde yürüterek ilerledim. Yürürken de anlatmaya başladım bilmesi gerekenleri. “Yemekten sonra birinci sınıfları Slytherin Ortak Salonuna götürüp şifreyi söylüyorum. Kendi kafana göre gitme. Hogwarts karışık bir okul ilk başlarda kaybolabilirsin bu yüzden erken uyan. Son senemde Slytherin’in hem Quidditch, hem de bina kupasını almasını istiyorum. Bir sorunun olursa ilk iki hafta içinde çözmene yardım ederim. Daha sonra sadece usulünü söylerim.” Masanın sonuna kadar geldikten sonra elimle kıza yerini gösterdim kibarca. “Anlamadığın bir şey yoksa... Afiyet olsun.” [/justify]