17 Nisan, 2026 09:36:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Mirabelle Starlight

Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6 7 8
61
Düello Salonu / Ynt: [Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
« : 05 Şubat, 2022 19:11:41 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İddialı birine çattık! Benden güçsüz olduğunu düşündüğüm biri olsa neyse ama şu an durumu kestiremiyorum. Neyse ki keko kuzeni gibi değil bu. Son zamanlarda gizli gizli büyü müyü çalışıyorum falan iyi hoş da, hiç insana karşı uygulamalı denemedim. Samuel'i dikkatle izliyorum ama yüzümde masum bir gülümseme var, hiçbir şey düşünmüyormuşum kafam boşmuş gibi davranıyorum. En ufak hamlesini bile gözlemleyeceğim, gözümü bile kırpmayacağım. Neyse dur, cici kız rolü Samuel'i keser mi ki?

"Ehehe, Samuel! Sana karşı olduğum için çok mutluyum, hihi!" dedim tatlı tatlı. "Lütfen bana karşı biraz nazik ol, olur mu? Ben büyü yapmakta kötüyüm zaten... Kazanacağını biliyoruz, beni çok zorlama hm?" Lütfen ye. Bak saçımı iki kulak yaptım bugün, çok şekerim! Benden sana zarar gelmez! Okulda genelde büyülü kavgaya girişmekten çekinirim ama herkes benim önüne geleni döven, cazgır bir kız olduğumu biliyor.

62
Düello Salonu / Ynt: [Son 16] Franziska Strömm v Eadwig A. Boleyn
« : 05 Şubat, 2022 17:38:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Franziska! Eadwig'in! Pantolonunu! Aman tanrım. Biz manzaradan nasibimizi alamıyoruz ulan! Kucağımda patlamış mısır var, yanımdakilere veriyorum falan ama asıl manzarayı göremiyoruz, neye yarayacak? Ciğerlerimi havayla doldurup bağırdım,

"BOLEEEEEYN! ÇIKAR CÜBBEYİ, ÇIKAR! MANZARAYI GÖREMİYORUZ! ÇIKAR DA KIÇINA BAKALIM ASLAN PARRRÇASI!" en fazla döver.

63
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
« : 04 Şubat, 2022 14:17:10 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yanağı okşanırken yine sırnaşmamak imkansızdı Mirabelle için. Kadının kurduğu ilk cümle, kızının isteklerini reddeder gibiydi. Haliyle kızın kaşları çatıldı hafiften, yine terk edilmeyecekti değil mi? Kendini kanıtlamak için bir kilise de kendisi mi yakmalıydı illa? Ses etmeden bakıyor, devam etmesini bekliyordu. Kadın da aynen öyle yaptı ve Mirabelle'i memnun edecek şeyler söyledi. Kimseye söylememe işini başarabilirdi, zaten ortalıkta 'Ben Carmilla'nın kızıyım' diye gezinse kimse ciddiye bile almaz hatta bir taraflarını dönüp gülerlerdi. Gülümseyerek başını salladı.

"Tamamdır, söz. Ben hayatımda hiç Cwénhild ya da Carmilla diye biriyle karşılaşmadım, tanımıyorum, haberim yok. Profesör Lowell da durduk yere bayıldı, başında uyanmasını bekledim. Dümdüz, sıradan bir öğrenciyim sadece." dedi, son dediği hoşuna gitmemiş gibi değiştirme ihtiyacı duydu, "Yok yok o kadar da değil. Son cümleyi geri alıyorum, sıradan olmak için fazla harikayım. İkinci istediğin ne peki?"

64
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
« : 03 Şubat, 2022 01:35:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Mirabelle'in annesinin çok güzel bir gülüşü vardı. Her ne kadar sorduğu soruyla beraber bu gülümsemeyi soldurmuş olsa da görmüştü sonuçta, annesinin gülmesine sebep olabilmek güzeldi. Sonra Cwenhild, Carmilla'yla olan durumu açıklamaya çalıştı. Karışıktı, hala tam olarak nasıl olduğunu anlamasa da artık birkaç şeyi yerine oturtabilmişti. Basitçe; bir beden iki ruhu taşıyordu. Anladığını belli eder gibi başını salladı. Kadın, bir süre Mirabelle'i izledi, Mirabelle de tatlı tatlı gülümseyerek izlemesine izin verdi. Ardından kendisine sarılan kadına sımsıkı sarıldı. Başına kondurulan öpücükle kıkırdadı ve istemsizce kedi gibi sırnaştı annesine. On altı yıl beklediğine değmişti. Yapılan açıklamayı uslu uslu dinledi.

"Aslında..." dedi annesine iyice yapışırken. "Affetmeyecektim. Hep istenmeyen bir çocuk olduğumu düşünüp üzülüyordum! Hatta arada sana çok bilendiğim olmuştu, sorumsuz, önüne gelenden hamile kalıp çocuğunu atan kadınlardan olduğunu düşünürdüm. Sonra bu olasılık hemen aklımdan silinirdi gerçi, bu kadar mükemmel bir şeyi dünyaya getirebilmek için en az bu kadar harika olmak gerekiyor." muzipçe kıkırdadı. "Ama sonra Profesör Lowell bana seni anlattı, kesin çok iyi bir annem vardır diyordum ama bu kadarını da beklemiyordum. Hem mantıken beni tamamen bırakmadın ya? Geceleri izlendiğimi hissedip tırstığımda meğer biricik annem dibimdeymiş- benle konuşmaya gelmese bile. O hayranlık duyulası mükemmel annemin bende olmayan bir kusuru var gerçi..." dedi, çekildi, sahtecikten kızgın bakmaya çalıştı ama gülesi geliyordu.

"Kendi çocuğundan korkuyor ama gidip cadı avcılarına kafa tutuyor!" başını annesinin omzuna yasladı. "Bir daha yapmamasını isterdim ama sanırım daha büyük işlere girişecek gibi. Keeeeeşke ben de büyük işlere girişsem canım annemle!" son cümlesini birazcık daha yüksek sesle söylemişti. Bir iki saniye durdu. Sanki tutuşunu gevşetse kaçıracakmış gibi annesine iyice yapıştı. Normalde yetişkinlerin yanında böyle tavırlardan kaçınır, onların yaşıtı gibi davranmaya çalışırdı ancak şu an içinden küçük bir çocuk gibi davranmak, mızmızlanmak, sırnaşmak, boş boş konuşmak geliyordu. "Bundan önce yanımda olmamanın cezası ben ölene kadar yanımda kalmak. Haliyle benden önce ölme gibi bir şansın da yok. İtiraz kabul etmiyorum."

65
Hogsmeade Kermesi / Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« : 02 Şubat, 2022 14:49:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kermese gidemeyeceği için üzülen öğrenciler vardı ve Mirabelle onları çok iyi anlıyordu, daha önce izin olmadığı için bazı etkinlikleri kaçırmıştı ve arada hala hatırlayıp üzülürdü. Gerçi bu sadece birinci sınıfta olmuştu çünkü bazı kitaplarda okuldan Hogsmeade'e açılan bir kapı olduğunu görmüş, denemiş ve gerçekliğini doğrulamıştı. O zamandan beri ne zaman okuldan çıkmak istese elini kolunu sallaya sallaya çıkardı. Yani... Çoğu zaman. Madem bu ayrıcalığa kendisi sahipti, bugün üzülen öğrenciler de olmalıydı!

"Bakın, size ben hiçbir şey söylemedim tamam mı?" demişti karşısındaki öğrencilere. "Biz ayrılınca çaktırmadan çıkın, profesörlere görünmeyin. Onun dışında bir sorun yok. Bana borçlusunuz ama ha! Hadi iyi eğlenceler, muah!" diyerek yanlarından ayrılmış, kağıt üstündeki annesi olduğu için Mirabelle'in yasal yollarla dışarı çıkabilmesini sağlayan Profesör Lowell'ın yanına gitmişti. Yanda bir de Cynthia diye çirkin, tipsiz, hayırsız bir yaratık vardı ancak genç cadı o şeyi görmezden gelmeye karar verdi, sataşası yoktu bugün. Topluca kermes alanına gittiler, buram buram yemek kokusu Mirabelle'in ağzının sulanmasına sebep olmuştu, şimdi gördüğü her şeyi yemeden nasıl dayanacaktı bu kız?

Mutlu mutlu geziniyor, bir şeyler kemiriyor, daha fazla kemiriyor, her şeyin tadına bakıp mutlu olduğunu belli eden sesler çıkarıyordu. Bu mutluluğu şeye kadar sürdü tabii... Adrian'dan gelen bir turtaya kadar. Sinirle çocuğa döndü, yakasına yapışacaktı ki çocuğun 'Yemek savaşı' diye bağırmasıyla bir durdu, düşündü. Düşünürken de yüzündeki turtayı yalamayı ihmal etmedi. "TAMAM LAN KABUL, YEMEK SAVAŞI!" diye bağırdı. Sonra bir masaya çıktı, kendine ses yükseltme büyüsü yaptı ve konuşmaya başladı. "BİRİCİK ARKADAŞLARIM, BU YIL ÇOK ZOR ZAMANLAR GEÇİRDİK DEĞİL Mİ? KAOS DOLU BİR YILDI! O YÜZDEN YILIN SON AMA BU SEFER EĞLENCELİ KAOSUNU BAŞLATMAMA İZİN VERİN, MÜSAADENİZLE, 1865 ARALIK AYI BÜYÜK YEMEK SAVAŞINI RESMİ OLARAK BAŞLAMIŞ SAYIYORUM!" dedi. Adrian'ın sahne ışığını yüzsüzce çaldıktan sonra lafı bittiği gibi üstüne her yerden çeşit çeşit yemekler fırlatıldı. Masadan atladı, diğerlerinden geri kalmayacaktı elbette. Önüne gelene acımadan fırlatıyordu yemekleri, yüzüne bir şey geldiği an utanmazca alıp yiyor, hatta yapabildiğinde ağzıyla yakalayıp tadını çıkarıyordu.

Farkında değilmiş gibi yaparak büyük bir şerbetli tatlı kazanını Profesör Urswick'in üstüne uçurup ters çevirerek içindeki her şeyi kadının üstüne boşaltmak, yaptığı en eğlenceli şeydi. Hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etti tabii...

66
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Satın Alım Talepleri
« : 02 Şubat, 2022 14:04:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
15 GP ile güzelinden bir kabiliyet uçuşu yaşamak istiyorum
Biçim Değiştirme Gücü: 5+5
Lanet Gücü: 5+15
Tılsım Gücü: 6+9
İksir Kabiliyeti: 5+1

Biçim Değiştirme Gücü: 10
Lanet Gücü: 20
Tılsım Gücü: 15
İksir Kabiliyeti: 6

67
Güç Puanı Dükkanı / Ynt: Güç Puanı Dükkanı - Güç Puanı Talepleri
« : 02 Şubat, 2022 14:00:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
2 gün-->5 gün
Şuradan 3 gp alıvereyim
4. seviye-->8. seviye
şuradan da 4 gp alıvereyim

68
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
« : 02 Şubat, 2022 13:42:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Mirabelle, anlatılanları şok içinde dinliyordu. Muggle'ların, özellikle kilisedekilerin acımasız olduklarının farkındaydı ama bu kadarını beklemiyordu. Sürekli kaçtığı, anlatılan hiçbir şeyi dinlemediği için kendisiyle gurur duyuyordu şu an. Ya onlar gibi korkunç biri olup çıksaydı? Annesi anlattıkça kızının midesi bulanıyordu. Zaten cisimlenince gelen mide bulantısı hala üstündeydi. Elleriyle ağzını kapatarak kendini tutmaya çalıştı, dinlemeye devam etti. Detay istediğini biliyordu ancak kadın tam detay vermiyor olsa bile Mirabelle bu isteğinden pişman olmuştu. Normalde en iğrenç şeylerden bile etkilenmez, güler geçerdi ama şu an durum farklıydı. Bu bahsedilenleri kendi kanından biri yaşamıştı, o rezil kilise itleri bu kızın annesini elinden alacaklardı. Kiliseye karşı iyice bilenmişti, önce arkadaşı André'ye zarar vererek nefretini kazanmışlardı ve şimdi de annesine olanları duymuş, iyice çıldırmıştı. Tüm bunlara rağmen Cwénhild, annesi, kendini kanıtlamış ve başarılı bir şekilde kaçabilmişti. Fakat konu yine Carmilla'ya gelmişti, anlamıyordu.

"Biliyorsun... Yardımımı istemende sakınca yok. Daha bebek olabilirim ama bir şeyler yapabilirim, cidden!" dedi sırıtarak. "Hatta beni yalnız bırakmaman daha iyi. Kendi başıma gidip dalmamı istemezsin, değil mi? Aslında..." Yetimhaneye son gidişinde olanlar bir bir gözünün önünden geçti. İşi tamamen batırmıştı, arkadaşları o kadar uğraşmışken o anda o büyüyü yapmasa durum daha farklı olurdu belki de. "Ben onu çoktan yapmış olabilirim belki..." dedi masum masum, sessiz bir mırıltı halinde. "Bir ihtimal gidip dalmış olabilirim... Beni büyü yaparken görmüş olabilirler falan... Öhöm! Ama konu bu değil, bir şey olursa beni nerede bulacağını biliyorsun!" dedi, gülümsedi. "Ayrıca hala Carmilla olayını anlamıyorum. Onu da açıklayıver, nasıl kurtardı? Bir olduk falan filan bir şeyler de dedin..."

69
VI. Kat / Ynt: [Bir Garip Hogwarts] Sessiz Koridorlarda Bir Pusu
« : 02 Şubat, 2022 13:25:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ben yine bir mallık ettim, gecenin köründe dışarılarda sürtüyorum. Bu saatte koskoca Mirabelle Starlight nereye gidiyor sorgulamayın, biliyorsunuz! Ravenclaw'u koymuşlar okulun en tepesine, Hufflepuff kapısına gidene kadar gece bitiyor zaten. Kuleye kapatılmış prensesler gibi hissediyorum bazen kendimi. Dur, zaten öyleyim. O Slytherin'li yılanlar niye yerin dibinde? Sürüngenler oraya layık olduğu için! Heheh, eğlendim. Hiç sevmiyorum o yeşilli şerefsizleri, zaten bina sorumluları da çomarın önde gideni... Hufflepuff neden ilk katta bilmiyorum, mutfağın yanına koymuşlar bir de. Bari hazır oraya gitmişken bir de mutfağa uğrayayım, ev cini aşkolarımla sohbet edip bir şeyler aşırayım. Ne güzel plan değil mi?

Ama yok... Güzelin yüzü güler mi? İlerden şangır şungur sesler geliyor, bir de birisi bağırıyor. Aklıma uyup odama döneyim, sıcacık yatağıma yatayım, mışıl mışıl uyuyayım... Yok! İlla gidip o Hufflepuff çevresinde dolanıp mutfağa uğrayacağım! İnatçılığım kendime karşı çalışmasaydı dünya çok daha güzel olabilirdi. Şimdi bir de merak ettim bu bağırtı ne, şıngır şıngır metal sesler ne... Tam seslerin geldiği yönü takip ediyordum ki, serçe parmağımı bir şeye geçiriverdim. Üst üste konulmuş metallerden oluşan garip bir yığındı bu, ne olduğunu zerre sorgulamak istemiyorum. Ben çarptığım an hepsi yıkıldı, bütün koridoru inleten bir ses çıktı, beraberinde de küfür eden bir adet Mirabelle... Sonra ilerideki şangır şungur sesler bir yakınlaşır gibi oldu. O an anladım ki... Ben bitmiştim. Hiçbir şey olmamış gibi usul usul sessizce odama dönmeye karar verdim, hızlı ama ses çıkarmadan gidiyordum ki... Kulağımın dibinden bir şey FİYUUUUV diye geçti.

Mızrak lan bu! Şokla arkama döndüm, iki tane dev gibi şövalye üstüme koşuyor, ne oluyor be? Mızrağı yerden aldım, topuklarımı bir yerime vura vura kaçmaya başladım. Ağırmış bir de bu, sağa sola yamula yamula gidiyorum. Gıcığıma gitti aslında, şunlara bir tane çaksam mı? Mızrağı bırakıp asamı çıkarttım, ikisine dönüp 'Immobulus!' diye bağırdım. Durdular bir süreliğine. Yere attığım sivri mızrağı bir güzel aldım, önce şövalyeleri dürttüm, şöyle bir yokladım cidden donmuşlar mı diye. Donmuşlar evet. Bunları birisi delirtmiş, o kişi her kimse ona saldırıyormuşçasına mızrakla vurmaya başladım bunlara. Donnn, donnn diye ses koridorda yankılanıyor, ben yarınlar yokmuşçasına çakıyorum. Zırhları yamulmaya başladı falan derken bir tanesi hareket etmeye başlayınca anladım naneyi yediğimi.

"Ee, iyi geceler abicim size, güzellikuykumualmamlazımhadibaybaaay!" cümlemin sonunu hızlı hızlı, bağırarak bitirdim çünkü yine depar atmaya başlamıştım. Bunlar yine peşimde, şanslıyım ki az öncekine kıyasla biraz daha yavaşlar. Mızrak ağırlık yapıyor ama bırakmak da istemiyorum belki işime yarar diye, zaten kaybolmuşum bulamıyorum yolumu! Arkaya rastgele fırlattım, galiba şövalyelerden birine çarptı çünkü bayağı ses geldi ama bakmadım ne olduğuna. Bilirsiniz normalde korkusuzumdur, mükemmel savaşırım falan ama bir yandan aklım André'de, gidip bakamadım çocuğa, bir yandan da karnım aç ona yanıyorum. Ne güzel gidip yemek pişirecektim... Ben buna üzülürken metal sesler yaklaşmaya başladı, panikle asamı çıkarıp yine ikisine bir büyü savurdum, "Anifors!"

Sesler kesildi bir. Neye dönüştüklerine bakmak için döndüm, bir tanesi kediye dönüşmüş. Çok şekerdi! Yalanıyor falan! Sonra diğerine baktım... Sıçmışım ben. Bu da bir çeşit kediye dönüşmüş, evet, ADAM ASLANA DÖNÜŞMÜŞ! Niye bir işim de rast gitmiyor ki şu okulda? Bakıştık bir süre, sonra bu kükremeye başlayınca ben yine topukladım. Sonra yolumu buldum, canım ortak salonumun önüne gelmişim! Uslu uslu açayım dedim, yok, illa bilmece soracak. 'Yirmi bir gözüm var ama görmem, ben neyim?' diyor. "Zar be, zar!" dedim açtım kapıyı daldım içeri. Son anda girmişim belli ki, çünkü bir şey kapıya vuruyor! Neyse canım, bundan sonrası beni ilgilendirmez. Ortak salondan çıkmak isteyenle düşünsün onu da. Ben yatıyorum.

70
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
« : 02 Şubat, 2022 12:53:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yanağına konulan elle birlikte kedi gibi sırnaşmaktan alıkoyamadı kendini. Kafası karışık bir şekilde karşısındaki kadını dinliyordu. Balo'yu hatırlattı kadın ona, bahsi geçtiği an istemsizce titredi. İki ırktan birinin yok olmasını istemezdi aslında, barış ve huzur sağlanmasını tercih etse de mümkün olmadığının elbet farkındaydı. Mirabelle bencil bir kızdı, eğer ki kendisi yaşayacaksa başkalarına zarar gelmesi onu çok da üzmezdi. Ancak oturmayan şeyler vardı ve cevabını hala alamamıştı. Öldü bilinen annesi şu an karşısında Carmilla'dan bahsediyor, hakkındaki dedikoduları onaylıyor ve bir kere daha annesi olmayı reddediyordu.

"Umarım zekasını aldığım ebeveynim sen değilsindir..." dedi, derince iç çekip devam etti. "Muggle mı öldürüyorsun? Tamam, kolay gelsin, beni ilgilendirmiyor. Kilise mi yaktın? Ellerine sağlık, aynısını ara tatilde kendim yapmayı düşünüyordum, beni zahmetten kurtarmış oldun. Carmilla olayından bir halt anlamadım ama umurumda da değil açıkçası, şeytanmışsın şuymuş buymuş beni ilgilendirmiyor. Şeytanın kızı olmak aşırı havalı olurdu ama bunu geçelim şimdi. Annelik yapamam da ellerim kanlı da bilmem ne de, eğk eğk eğk, kendini bana bir kere gösterdin bile! Kene gibi yapışacağımın farkındasın değil mi? Profesör Lowell çok tatlı kadın ama onun vereceği sevgiyi ve hayatı istediğimi kim söyledi? Zaten bana haber vermeden kafasına göre beni yoldan kedi kaçırır gibi almış, sabır ya..." nefes almadan konuştuğunu fark edince duraksadı, nefesini düzene soktu. "Ayrıca," eliyle mezarı gösterdi. "Şurada olmadığına göre biraz daha açıklama gerekmiyor mu sence de? Balo günü ne oldu, nasıl hayattasın? Ben öldüm muhabbetini sonraya sakla. Muggle'lar sana ne yaptı da bu kadar düşman kesildin? Meraklı kızın her şeyi detaylarıyla bilmek istiyor anneciğim, hadi kırma beni de doğru düzgün anlat!"

71
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
« : 02 Şubat, 2022 04:19:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bir süre o şekilde yazıları okumaya devam etti kız, ta ki yabancı adım sesleri duyana kadar. Alışkanlıktan eli belindeki asasına gitti ve kimin geldiğine baktı. Gelen kişinin başında kapüşonu vardı ancak Mirabelle yerde olduğu için yüzünün bir kısmını biraz görebiliyordu. Görse bile haliyle tanımamıştı da, olsun. Kişi, profesörün adını söyledi, elinden çıkan şey profesöre giderek kadının bilincini yitirmesini sağladı. Düşmemesi için hemen öne atılan kızın kadını kucağında taşıyacak hali yoktu ya, yere yatırdı. Sonra da tekrar kişiye baktı, karşısındaki ise kapüşonunu indirerek yüzünü sergiledi. İşte şimdi tanımıştı karşısındaki kişiyi.

Doğruldu, sonunda ayaktaydı. Geldiğinden beri bacaklarını büktüğü için hafiften karıncalanmışlardı, sessizce 'ow' demekten alıkoyamadı kendini. Önündeki kadına bakmaya başladı ancak bir şey demedi. Ne yapması gerektiğine dair en ufak bir fikri bile yoktu şu an. Ağzını açtı, kapattı. Bir şeyler demeye çalıştı, vazgeçti. Yerinde kıpırdandı ama bir şey yapmadı. İç çekti, yine karşısındakine, annesine baktı birkaç saniye. Sonra mezara koyduğu sevimli buketi aldı. Tatlı tatlı gülümseyerek kadına verdi, "Sana getirdiğime göre orada durmasının bir anlamı yok." dedi. Bir saniye bile geçmeden yüzü düştü, bu sefer sinirliydi. Genelde Mirabelle'den bekleyeceğiniz ama bu durumda yapacağını düşünmeyeceğiniz bir şey yaptı; tüm gücüyle annesine okkalı bir tokat çaktı. On altı yıldaki tüm olumsuz duygularını bu an için saklıyormuş gibiydi sanki. "Bunu niçin yaptığımı biliyorsundur, söylememe gerek yok." dedi. Sonra ifadesi yumuşadı, şefkatli bakıyordu bu sefer. "Bu da sonunda bana kendini gösterebildiğin için." dedi ve annesine sarıldı. "Çok fazla açıklama borçlusun gerçi... Açıklamadan kastımın beni bırakman olmadığını belirteyim de." diye mırıldandı göz ucuyla annesine ait mezara bakarken.

72
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
« : 02 Şubat, 2022 03:36:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Babasının bilinmediği gerçeği kızda bir şok etkisi yaratmış, "nE?!" diyerek kendini dramatik şekilde arkaya atmıştı. Ancak profesörünün lafını bölmeden dinlemeye devam etti. Annesinin çok sarhoş olduğunu kendisi birinci elden deneyimlemişti, tavernaya her geldiğinde yarınlar yokmuşçasına içen seherbazın oraya ne kadar çok uğradığını o çevredeki çoğu kişinin biliyor olması gerekirdi zaten. Sonrasındaysa konu birden annesinin öğrencilik yıllarındaki aşk hayatına kayınca konu ilgisini ne kadar çekmişse artık, kendini attığı yerden doğrularak dinlemeye başladı.

Adamın sürekli reddedildiğini duyunca eliyle alnına vurmadan edemedi Mirabelle, kendisinden bugüne kadar kimsenin bu kadar hoşlanmadığı gerçeği bir yana hep reddedilen taraf olduğunu da fark edince kişisel saldırıya uğramış gibi hissetti. Eğer ki babası bu kişiyse Mirabelle adamı cidden lanetleyebilirdi. Yıkık gibi reddedilmek genetik olmamalıydı! Profesöre göre bu kişi büyük ihtimalle babasıydı ancak bir isim alamıyordu. Kendi çabalarıyla araştırıp bulmak zor değildi ancak bunu yapmak istediğinden emin değildi. Şimdi de aklına soracak bir şey gelmiyordu. Hayatta kalan akrabalarını mı sormalıydı? Emin olmasalar bile babası olduğunu düşündükleri kişinin nasıl biri olduğunu mu sormalıydı? Yine az önceki pozisyonuna döndü, profesöre değil mezara bakıyordu tekrar. Çok bir şey yazmıyor olmasına rağmen üstünde yazanları tekrar tekrar okuyordu. "Hmm..." dedi tekrar, öylesine.

73
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
« : 02 Şubat, 2022 02:51:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yine sessizce dinlemek Mirabelle'in yöneldiği ilk seçenekti. Görünüşe göre annesi iyi bir anne olamamaktan korktuğu için direkt anne olmamanın onun için daha iyi olacağını düşünmüştü. O kadar yanılmıştı ki! Mirabelle, ona ne kadar kötü davransanız da etkilenmeyen, yüzsüz yüzsüz hiçbir şey olmamış gibi devam edebilen bir çocuktu. Büyürken o korkunç ortamda değil de annesiyle büyüseydi nelerin değişeceğini çok merak ediyordu şu an, belki annesi haklı çıkardı ve ilgisiz, zalim bir anne olurdu. Biliyor muydu acaba bunu kızının asla umursamayacağını?  Belki de korktuğunun tam aksi olurdu, mükemmel bir anne kız ilişkileri olurdu. Sonuçta ikisi de kendi ayaklarının üstünde durabilen bağımsız, özgür ruhlu insanlardı, büyük ihtimalle çok kavga ederlerdi ama işin sonunun kötü olacağına inanmıyordu.

"Karşılaştığım en cesur seherbaza bak sen... Cadı avcılarına kafa tutuyor ama on altı yaşındaki çıtı pıtı, kesinlikle zararsız bir kızdan korkuyor." diye mırıldandı.

Gerçi, aynısını kendisi de yapmıyor muydu? Ciddi ilişkilerden kaçınıyor, uzun süreli samimiyet kuramıyor, ileride çocuk sahibi olmaya dair en ufak bir düşünce aklından geçse panikliyordu. Sırf kendisi terk edildiği için, kendi çocuklarına aynı şeyi yaşatmak istemezdi. Hiçbir zaman aile sıcaklığını tam anlamıyla tatmadığı için nasıl davranacağını bilemez, başarısız olur, kendinden nefret ettirirdi ailesine. Sonra birden aklına bir şey dank etti, annesi Meryem Ana değildi ya? Bir babası da vardı!

"Umm... Peki ya... Peki ya babam?" diye sordu. "Kaza kurşunusun demeyin, yeminle şuraya bayılır kalırım!"

74
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: Sevgisiz Büyümüş Bir Kadın
« : 02 Şubat, 2022 02:16:48 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"A dostlar! Biricik güzel kraliçeniz çok önemli bir şey yapmaya gidiyor! Ben yokken eşyalarıma ya da çiçeklerime zarar gelirse ortak salonu yakacağım. Bensiz çok eğlenmeyin tamam mı?" diye ortak salondan bağırarak ayrıldı Mirabelle. Bugün biraz... İlginç bir gün olacaktı onun için. İstemsizce giyimine özen göstermişti yine ama süslenmemişti, sürekli taktığı marjinal, şıngır şıngır takıları ya da rengarenk elbiselerinin yerini oldukça sade bir görünüm almıştı. Eh, doğal güzel olduğu için çok da bir şey değişmiyordu ya! Güzelliğini kanına borçluydu belki de.

Bugününü yine son zamanlarını birlikte geçirmiş olduğu profesörüyle, daha doğrusu kağıt üstündeki annesiyle, önemli bir yerde geçirecekti. Bu kadın sayesinde kendi annesini tanıyabiliyor, her seferinde ne kadar benzediklerini duydukça kıkırdıyordu. Profesör Lowell anlaşılır şekilde bahsi geçen bu hanımın kötü özelliklerini biraz hafifleterek anlatıyor olsa da Mirabelle'in bir gününü düşündüğünüz zaman aslında nasıl olduğunu hayal etmeniz zor olmuyordu. Ah be annesi, her şeyini verdin de bir kızıllığını mı veremedin?

Bahçeye çıktığında serin hava sayesinde gülümsedi, bahar havasını tercih ediyor olsa da soğuğun da kendine has bir sevimliliği yok muydu? Karda bıraktığı izlerden keyif alarak, arada zıplayarak, yerdeki karları tekmeleyerek profesörün yanına gitti. Çok bekletip bekletmediğini soracaktı ancak karşılaştığı sıcak gülümseme ne diyeceğini unutturdu kıza. Kendisine uzatılan eli tuttu ve cisimlenmeyi gözlerini kapatarak bekledi. Mirabelle'in nadir(?) zayıflıklarından biri de buydu, cisimlenirken hep başı döner, midesi bulanırdı ancak kimseye de söylemez, güçlü sert kız rolü çakmaya devam ederdi. Geldikleri yer, bir aile mezarlığıydı. Midesinin dans ederek onunla uğraşma çabalarını görmezden geliyor, profesörünü takip ediyordu. Bir mezarın önünde durdular, annesinin mezarının önünde. Şu saniyeye kadar bundan etkileneceğini düşünmemişti, hayatı boyunca 'Aman canım, ölmüşlerdir, öldülerse de bana ne?' diyerek görmezden gelmişti sonuçta. Ancak şu an bunu yapamıyordu, annesinin ne zaman, nerede ve neden öldüğünü bilmek özellikle daha çok koyuyordu kıza. Profesör konuşunca bir şey demedi, ne diyeceğini bilmiyordu ki!

Sadece gülümsedi ve çantasından, sürekli saçında tuttuğu kurdelesi ile birbirine bağlanmış bir çiçek buketi çıkarttı. Bu çiçeklerin ismini söylemesine bile gerek yoktu, kendi adını taşıyanları getirdiği tahmin edilebilirdi zaten. Dizleri yukarı bakacak, kalçası yere değmeyecek şekilde yere çöktü, kollarını bacaklarına sardı ve çeneini dizlerine yaslayarak mezara bakmaya başladı. Bir şey demedi, ağzından sadece bir "Hmm..." sesi çıktı.

75
Yasak Orman / Ynt: Annem ve Kızım II
« : 31 Ocak, 2022 21:48:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karşısındaki profesörün ağlamaya başlamasıyla şaşırdı, blöfünün işe yarayacağını hatta bu kadar etkili şekilde işe yarayacağını düşünmemişti. Kadın gerçekleri dökmeye başladığında yanına oturdu ve uslu uslu, yüzünde minik bir gülümsemeyle dinledi. Cwenhild isminin çok yabancı gelmediğini düşünüyordu deminden beri, haklıydı da. Tavernada sürekli gördüğü, bazen 'müessesemizden' diyerek patronunun kaliteli içkilerini araklayıp ikram ettiği kızıl seherbaz, annesiydi. Mirabelle'in hayatından silmek istediği bir günde cesaretini kanıtlarken ölmüştü, gurur duyulacak bir şeydi bu. Duyunca yüzünün düşmesi gerekiyordu ancak gülümsemesi genişlemişti, artık insanlar ona ailesinden vurduğunda nasıl bir insanın kızı olduğunu hatırlayacak, üzülmek ya da sinirlenmek yerine gülmeye başlayacaktı.

"En baştan dürüst olsaydınız bu kadar çemkirmezdim!" diye girdi lafına mızmızlanırmış gibi bir sesle, "Doğruyu söylediğiniz için teşekkürler. Affetmemek için çok sebebim yok aslında, sarhoş olunca olay çıkarıp başıma iş açtığı ya da bahşiş vermediği için kızabilirim sadece." Kıkırdadıktan sonra devam etti, "Ara tatilde Diagon Yolu'ndaki evimize gitmek için sabırsızlanıyorum. Benim kulübem kışın buz gibi oluyor be! Ay, buz gibi demişken artık içeri mi geçsek? Siz çağırınca üstümü bile değiştirmeden direkt formamla geldim, donuyorum ya!" dedi ayağa kalkıp kadına elini uzatmadan önce. Eh, Mirabelle çok da kin tutabilen bir kız değildi.

Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6 7 8