17 Nisan, 2026 09:30:39 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Marigold Adeena Godwinson

Sayfa: 1 [2]
16
Yetişkin Postası / Ynt: Raiden Minamoto | Baykuşhane
« : 20 Nisan, 2022 11:17:43 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

17

18
Yetişkin Postası / Ynt: Aldrik Solaris | Baykuşhane
« : 20 Nisan, 2022 11:17:07 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

19
Birleşik Krallık / Ynt: Bir Şanssızlık Tragedyası
« : 20 Nisan, 2022 02:41:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
“Burada daha soğuk yazları
Bin kere daha kaybedeceğim aklımı
Âlemi kaplamış sis ve kasvet
Hala korkuyorum yeni bir şeyden
Elimi sıkıca tut, bir başka geceyi atlatacağız
Uzun değil, şarap ve gül rüyaları
Ayrılır yolumuz aniden sonra kapanır kapılar
Ölüm o kadar da korkunç değil
Sen yanımdayken.”

[justify]Gözyaşları yanaklarından yavaşça süzüldü elindeki deri ciltli deftere, saman rengi kâğıtla buluşan gümüşi yaşlar zümrüt yeşili mürekkebi dağıtmasın diye sayfayı değiştirdi Goldie. İnce, kibar bir el yazısıyla yazılmış sözcükler sonlanıyordu burada, sırf karalanmış birkaç satır daha bulabilmek için çevirdi sayfaları ama defterin kalanı boştu. Birden kendini fazlasıyla yalnız hissetti; sanki ablasının düşünceleriyle dolu bu eskimiş sayfaları okurken hemen yanı başında, onunla beraberdi. Ve şimdi gitmişti. Daima ve sonsuza dek.

Günlüğüne hayallerini ve umutlarını yazmıştı Meredith; ulaşabildiği herkesi kurtarmak istediğinden bahsetmiş, dünyayı hiçbir ayrımcılığın olmadığı, adil bir yer yapmak istemişti. En çok da bundan mahrum kalmış insanlara sevgiyi öğretmek istemişti. Böylesine saf ve temiz bir ruh, şerle kirlenmiş şu dünyaya fazla gelmiş olacak ki Tanrı çok sevgili kulunu yanına çağırmıştı erkenden. Ona layık değildi bu diyar, bu genç yaşında göçüp gitmesinin başka bir anlamı olamazdı.

Ablasının aileden aforoz edildiği günü daha dünmüş gibi hatırlıyordu Goldie. Bundan altı yıl önceydi, iki kardeşin ömründen çalınmış, kalbinde taşıyamayacağı kadar ağır altı koca yıl. Yüce Boleyn ise büyük bir zevkle silmişti onun adını aile anıtından. Gittiği, orayı terk ettiği için üzülen olmamıştı. Aksine, Boleyn’lerin yüz karasının ölmesini dilemişti pek çoğu. Ailenin adını lekeleyen kimsenin yaşamaya hakkı yoktu.

Goldie, o gün ona veda edememişti ve bu ilk pişmanlığı bile değildi.

Katedralde sürekli hareketlerini düzelttiği için ondan nefret etmişti. Büyüleri öğrenmede kendisinden daha iyi olduğu için ondan nefret etmişti, özellikle defalarca denediği halde beceremediği lanetleri tek seferde yapmasından. Saçının ondan daha güzel olmasından nefret etmişti; bunu dile getirdiğinde ise sırf onu iyi hissettirmek için papatyalarla süslerdi ablası ve buna rağmen hiçbir zaman Meredith’inki gibi göz alıcı durmazdı. Kendisinin aksine, düşüncelerini korkusuzca dile getirmesinden nefret etmişti, eğer bunu yapmasaydı şimdi birlikte olurlardı.

Zamanın duracağı aklına gelmemişti.

Ne olursa olsun aralarındaki kan bağının haricinde sahip olduğu en iyi arkadaş olmuştu Meredith, her şeyini paylaşabildiği bir sırdaş ve daima yanında olan bir dost. Onu çok sinirlendirdiği, ağlattığı ya da kalbini kırdığı zamanlar olsa da sonunda, zor zamanlarında yanı başında olmuş, en kötü gününde bile kendisini güldürmeyi başarmıştı. Ondan nasıl nefret edebilirdi? O lanetli günde birbirlerini son kez görmüş olduklarını bilseydi eğer, hiç düşünmeden koşardı peşinden. ‘Gitme!’ demek için değil, onunla birlikte gitmek için.

Yaşamın sonsuz olmadığı gerçeği bir şekilde insana çarpmanın bir yolunu buluyordu işte; en beklenmedik zamanda geliyordu ölüm, sinsice soğuk kemikli ellerini uzatıyor ve alıyordu sevdiklerini elinden. Geriye sadece solmuş hatıralar kalıyordu, yarım kalmış planlar ve ‘keşke’ler.

Deri ciltli defteri göğsüne bastırdı ve sıkı sıkı sarıldı Goldie, gözyaşlarının akıp gitmesine izin verdi.

Boş bir tabut gömeceklerdi bugün. Ablasını tanıyan herkese mektup yollamıştı cenaze yapacaklarının haberini vermek için. Düzgün bir biçimde uğurlanmayı hak ediyordu, en azından bu sefer ona veda etmiş olacaktı. Tek elvedalarının işe gitmeden önce söylenenlerden olması için nelerini verirdi oysa. Mavi gözlerindeki gülümsemeyi bir kez daha görmek, sesinin o sıcak tınısını işitmek… Aradan geçen zamanda yaşamlarındaki değişimleri konuşacaklardı daha, Goldie okuduğu Muggle kitaplarından bahsedecekti ablasına.

Eklemleri bembeyaz kesilene kadar öyle kaldı. Kapı vurulmamış olsaydı daha dururdu da. Persephone’u içeri aldı sessizce, ikisi de birbirinden daha dağılmış haldeydi, genç cadının çoğunlukla söyleyecek bir şeyleri olurdu fakat bu sefer sözcükler ondan uzaktı. Şimdi tüketmenin bir manası da yoktu zaten. Mezarlığa cisimlendiler, biraz şarap ve bir parça da hüzünle.[/justify]

20
Birleşik Krallık / Ynt: Rüya Görenler
« : 13 Nisan, 2022 16:34:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Büyücüler yer altına çekildi çekileli Londra Muggle'ların oyun alanı haline gelmişti; usta işçilerinden elinden çıkma, son model atlı arabaları sokaklar boyunca geziyor, şehirdeki insan kalabalığı kapkara bir tuval halini almışken aralarından yükseliyordu özensizce serpilmiş gri direkler; yağmurla ıslatılan kaldırımlara ışık yayıyorlardı. Cübbeli dostlarımızdan eser yoktu, uzun bir süre de olmayacaktı; onlar yer altına çekilmiş, şehirde kaldıkları süre boyunca izole olmayı, konumlarındaki tuhaflıkları gizlemeyi başarmışlardı. Meredith Boleyn isimli cadının banal bir yaz günü, yağmurlu Eylül'ün kapıyı ilk çalışlarının duyulduğu 1859 Ağustos'unda yerleştiği apartman dairesi de böyle bir yerdi; bir o kadar olağanüstü, bir o kadar da tekdüzeydi.

Sokağa bakan camların kenarları renk renk mevsim çiçekleriyle donatılmış, mevsim kış olsa dahi o ferah bahar havasının esintileri hissediliyordu tek odalı dairede. Kızıl cadının kişiliğini yansıtıyordu dairedeki her bir detay; sevgi dolu, içten ve insanın ruhunu güvenle dolduran türden. Meredith’in masallarda anlatılacak, büyülü bir hayatı olmamıştı belki ama o sahip olduğu yaşam enerjisiyle çevresine daima ışık saçmış ve başkalarının yaşamını iyileştirmeye çalışmıştı. Bunun karşılığındaysa hiçbir şey istememişti, asılmış bir suratın güldüğünü görmek bile yetmişti ona.

Goldie’nin hafızalarında yer etmiş ablası da pek farklı değildi bu betimlemelerden. Birlikte oldukları süre boyunca kendisini koruyup kollamış, bir kız kardeşten de öte olmuştu onun için.

Aralarına bir mesafe girmiş olsa da koparmamışlardı iletişimlerini, dertleşmek için başvurdukları ilk adres yine birbirleri olmuştu. Bu mektuplar sayesinde Meredith’in Londra’daki adresini bilen sayılı kişilerden biriydi genç kız, hatta defalarca kaçıp yanına gelmek istemiş ama ona engel olmuştu ablası. Ailesinin gözünde kötü bir konuma düşmesini istememişti çünkü. Her defasında “biraz daha dayan, söz veriyorum seni alacağım oradan,” yazmıştı. Genç cadı ona inanmış ve yıllarca bunun hayalini kurmuştu. Nereden bilebilirdi ki altı yıl önce ayrılmış yollarının bir daha kesişmeyeceğini?

Hala gerçek gibi gelmiyordu. Kapı birazdan açılacak ve özlemle bekledikleri o kavuşma anı gerçekleşecekti. Bunca yolu bu yüzden gelmişti zaten, onu yanına çekmek için düzenlediği küçük bir şakaydı yalnızca.

Kucağında sevdiği kar beyazı tüyleri olan kedi, kızın yanaklarında süzülen yaşları yaladı usulca. Dairedeki altı kediden en yaşlısıydı, insanın içini okuyabiliyormuş gibi bakan masmavi gözleri vardı. O bakışlarda bir anlığına ablasının ruhunu görürmüş gibi olmuştu Goldie, her şeyin yolunda olduğunu söylemeye gelmişti sanki.

-Merry! Merry!

Balonun sönme sesi gibi bir ses ve beraberinde yankılanan telaşlı çığlıklar ile irkildi genç kız. Kediyi yavaşça yere bıraktı ve oturmaktan sıcacık ettiği kadife koltuktan ayrıldı ne olduğuna bakmak için. Misafir beklemiyordu. Gerçi Meredith bekliyor olabilirdi tabii, bu mütevazı daire ipuçlarıyla dolu olsa da onun Londra’daki yaşamı hakkında hiçbir fikri yoktu.

Salonun ortasında, oldukça korkmuş ve yardım için yalvaran mavi bakışları buldu Goldie; elbisesi kan ve terle kaplıydı, saldırıya uğramış gibi korkuyla titriyordu. “Persephone!” diye seslendi genç cadı, bir tutam şaşkınlık ve bir tutam da beklediği kişiyi görememiş olmanın getirdiği bir hayal kırıklığı ile. Tanıyordu bu simayı, ablası kadar yakın değillerdi ama eskiye dayanan bir arkadaşlıkları vardı.

Esmer olan diğerini fark eder etmez gözlerini kaçırdı küçük bir çocuğun yapacağı gibi. “Meredith yok mu?”

Genç cadı bu soru üzerine donakaldı, birine nasıl açıklayacağı üzerinde düşünmemişti hiç. Kendi bile sindirememişti ki gerçeği! “Yo-yok,” diye kekeleyerek girdi söze. Kadının yanına geldi usulca, bir elini omzuna koydu. “Üzerini temizleyelim ve bir çay yapıp bu konu-”

Pers ise hala bambaşka bir düşünce alemi içerisindeydi. “Her neyse, sen de idare edersin,” dedi kendi kendine. “Gitmemiz lazım, hemen!”

“Ne-”

Bir başka patlama sesi ve iki beden hiçliğe karıştı o anda.[/justify]

21
Avatar & İmza / Ynt: Avatar Kayıtları
« : 12 Nisan, 2022 15:47:36 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Marigold Adeena Godwinson - Carey Mulligan

22
Yetişkin Karakter Başvuruları / Marigold Adeena Godwinson
« : 12 Nisan, 2022 15:43:57 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Marigold Adeena Godwinson

Karakterin Yaşı: 20

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Öne çıkan özellikleri muzip, meraklı ve hayalperest olmasıdır. On dokuzuncu yüzyıl Muggle dünyasında öne çıkmaya başlamış düşünce akımlarına karşı da bir merakı vardır. Ama asıl bağımlığı hayvanlardır. Onlara karşı biraz farklı bir ilgisi olduğu söylenebilir.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Goldie her şeyin başında Boleyn ailesinin bir üyesidir; belli bir ağırlık, politik düşünce tarzı kanında akan, genetiğine işlenen bir şeydir. Ancak üç kolun en sessizinde dünyaya geldiği için bütün dramalardan uzakta ve el üstünde tutularak büyütülmüş, dünyaya karşı umut besleyebilmiştir damarlarında akan asil kana rağmen. Ablası Meredith’in aksine ailenin dışlanan üyesi olmamıştır hiçbir zaman; ondan ders almış, o isyankar düşüncelerini yüksek sesle dile getirmeden, el bebek gül bebek büyümeyi başarmıştır. Meredith’in annesi onu doğururken ölmüş, Marigold’unkiyse o henüz 6 yaşındayken yaşama veda etmiştir, her ne kadar ablası ile aynı anneden gelmemiş olsalar da ne onlar, ne de ebeveynleri yadırgamıştır bu durumu, onları birbirinden ayırmadan sevmişlerdir. Babaları Goldie 10, Meredith 16 yaşındayken nedeni bilinmeyen bir biçimde vefat eder. Genç cadı hiçbir zaman aile yoksunluğu çekmemiştir çünkü yaşamını geçirdiği ve ailenin büyü mirasını öğrendiği katedrallerde daima onu kollayan birileri olmuştur. 1866 yılında ablasının ölüm haberi geldiğinde Londra’ya dönecek ve bunun üzerine gidecektir.

İstediğiniz Meslek: Şifacı

Karakterinizin Mensubu Olduğu Hizip: Özgür Orenda Kardeşliği

Büyü Yatkınlıkları
Biçim Değiştirme Gücü: 3 + 2
Lanet Gücü: 3
Tılsım Gücü: 14 + 1
İksir Gücü: 10

Örnek RP: Ares, Isolde, Meredith, Rosalind, Victorine (ehehe)

Sayfa: 1 [2]