17 Nisan, 2026 09:30:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Nicholas Ezra Urswick

Sayfa: 1 [2]
16
Aziz Michael Kilisesi / Ynt: Mahşer Gecesi
« : 21 Şubat, 2022 22:37:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Gözlerimin önünden yavaşlatılmış bir sahne geçiyor gibiydi. Normalde her şey çok hızlıdır, farkında olmadan geçip gider çevremdekiler. Ama şu anda, odaklıydım. Normalde olmadığı kadar. Sanki biliyordum neler olacağını. Karşımdaki kadına gönderdiğim yeşil ışığı gözlerimle takip ediyordum. Ama daha ona ulaşamadan ortada büyüm ile buluşmuş, bana uçan demir parçasını gözlerim ile seçmiş ve takip ettiğim rotayı değiştirmiştim. Bana geliyordu, tam olarak yüzüme doğru. Kaçmak için bir şansım dahi yoktu, ani bir kararla başımı sola çevirmem ile boynumda hissettiğim acının tüm vücudumdaki fonksiyonu durdurması bir oldu. Kan akışını yön değiştirdiğini hissediyordum. Artık vücudum için değil kilisenin taş duvarları için akıyordu kanım. Kafam yere çarptığında ve bütün vücudum yere serildiğinde bu şiddetin etkisiyle boynumdaki hançer de hareket etmiş, dudaklarım arasından bir acı serzenişi çıkarmamı sağlamıştı ama bunun etkisi sadece daha fazla acıydı. Ses çıkaramıyordum ve ağzım kanla doluyor gibiydi. Gözüme sıçrayan kandan bunu algılayabiliyordum o an. Sonuna mı geldim peki gerçekten? Katherine gözümün önüne geldi. Çok akıllı bir kız. Şu an burada olsa bana hangi büyü ile yardım etmesi gerektiğini o kadar iyi bilirdi ki... Daha 11 yaşında olmasına rağmen beni koruyabilirdi. Böyle demek istemiyorum ama favorimdi o. Bensiz umarım daha mutlu olurlardı. Cynthia ile büyürlerse korkunç olacaklardı ilerde. Beyinleri yıkanırdı. Keşke biraz daha şey öğretebilseydim. Eğlenmeyi bilmeleri gerekiyordu çocuklarımın. Seth neden beni buraya çağırdın abi? Kızamıyorum da şerefsize, beni kaç kere kurtarmıştır şimdiye kadar... Yoldaşım. Lanet olsun. Gözümden bir damla yaş süzüldü. Artık acıyı hissedemiyor gibiydim.

Kimseden yardım beklememem gerekiyordu. Böyle bitemez. Hogwarts'a geri döneceğime ve çocuklara onları eve getireceğime söz verdim. Eloise kim bilir yine neler çizmişti. Görmem lazımdı. Daha Frederic'in büyümesine şahit olacağım ben. Benim bir kopyam yapacağım onu... Ölemem ben. Gözlerim kapandı bu sırada. Açmak istesem de boynumdaki acıdan düşüncelerime söz geçirememeye başlamıştım. Ağzımı aralayıp büyü tekrar etmek istedim ama boğazımı dolduran kanla beraber boğulmaktan kurtulamıyordum. Zorla yerden destek alarak kalkmaya çalıştım. Son bir güç ile doğrulup sola dönecektim ve boğulmadan büyümü gerçekleştirecektim. Doğruldum büyük bir acıyla, gözlerim kapalı bir şekilde asamı buldum sağ elimin çevresinde. Ardından içimden "Vulnera Sanentur"u tekrar etmeye başladım gözüm kapalı bir şekilde ancak bu çok uzun sürmeyecekti. Acıyla kendimi tekrar yere attım. Gözlerimi son kez açabildiğimde birinin adımlarını seçebilmiştim ama görüşüm o kadar bulanıktı ki bir şey ifade etmiyordu bu bana. Kalan son enerjim ile St. Mungo'ya cisimlenmeye çalışırken gözlerim tamamen kapanmış ve bilincim kaybolmuştu.

Yetenek 1d10 : 6, total 6
Destek 1d10 : 2, total 2
Talih 1d10 : 9, total 9

17
Aziz Michael Kilisesi / Ynt: Mahşer Gecesi
« : 21 Şubat, 2022 21:02:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Geçtiğim köşeden önüme gelene başladım fırlatmaya  büyümü. Bazılarını tutturup oldukları yerde donmalarını sağlıyordum ama gözlerimi kırpıştırıp saldıranların kim olduğunu gördüğümde durdum istemsizce. Ulan çocuk bunlar! Ellerinde de hançerler, üzerime koşuyorlar! Arkaya doğru birkaç adım atmaya çalışırken "Veletlere bak sen!" diye de yanımdakilere sesleniyordum. Kafayı yemişler bunlar! Benim de bunlar yaşında çocuklarım var, hiç böyle asabi değiller. Arkaya zıplayarak hançer darbesinden kaçarken "Silahla- şaka- olmaz! Öğretmedi mi anneniz?" diye bağırarak durdurmaya çalışıyordum. Ama bunlar büyümüş de küçülmüş, bana mısın demiyorlar! Arkamdan da saldır, öldür falan diye ses geliyor. "Minicik çocukların yanında öyle mi söylenir!" diye kızmaya başladım arkama doğru ama kim bilmiyorum hiç. Hayır ben çocuğa da saldıramam ki şimdi bir şey yapacağım, başlayacak mesai: yok efendim siz evde çocuklarınıza da mı böyle davranıyorsunuz, siz bir de baba olacaksınız... Çok biliyorum ben yiyeceğim lafları. Valla bıçaklanırım da bunlara saldırmam... Derken benim yerime Cornelia yetişti kurtarıcım olarak. Kadın da az önce iki yerinden ok yedi, gelmiş beni kurtarıyor. Helal olsun, ne denir ki? O yetmedi Raiden de bunlar Sersemletmeye başladı. Uyusun bebeler. "Ekip işi dediğin budur işte." diye seslendim bunlara. Ardından da şu çocuklara kötü örnek olan, kafayı yemiş bağıran manyak sesi bulmak için ilerlemeye başladım. Onu gördüğümde çenesini kapatması için bir büyü fırlatmaya hazır asamı havada tutuyordum. Rahibe benzeri birini gördüğümde de hiç acımadan dosdoğru yolladım büyümü. "Flipendo!" Zamanım kalırsa Mimblewimble büyüsünü de atarak dilini dolayacaktım ki bağıramasın cırtlak sesiyle.

Yetenek 1d10 : 5, total 5
Destek 1d10 : 3, total 3
Talih 1d10 : 6, total 6

18
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / Ynt: [Carmilla/Cwénhild Soruşturması] Eadwig Alger Boleyn Sorgusu
« : 21 Şubat, 2022 02:35:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Eadwig sıkıntı çıkarmadan konuşmaya başladığında sessizce onu dinlemeye başladım, bu sırada da sözünü kesmemek için kendimi çok zor tutuyor bu yüzden üç saniyede bir sigaramdan yeni bir nefes çekiyordum. Tam konu derinleşmeye başlamıştı ki kapının çalınması ile sorguyu bölmek zorunda kaldım. Gerçekten annesini çağırmadıklarını umuyordum. Çocuk fark etmeden ceketi çekiştirerek görüntümü düzelttim çıkmadan önce, ardından beklemesini söyleyerek araladım kapıyı. Bir yandan da mola verdiğim için sevinecektim aslında ama sekreter kızın söyledikleriyle keşke dedim, keşke hiç bulamasalardı beni. "Bak, de ki şu an Bay Urswick inanılmaz önemli bir toplantıda. Bu sorgu yapılmazsa dosyadaki karışıklık çözülmüyormuş de. Asla, bugün içinde bitmez; hatta sabaha kadar sürermiş ki suratını görmek dahi mümkün-" Eşimin çığırma sesi ve tak tak adımlarıyla sözüm kesilmiş, sekreter kızla beraber bakışlarımız sol koridora doğru dönmüştü. Cynthia iki çocuğumuzu da kolundan tutmuş, daha üç yaşındaki Frederic'i havada uçurarak peşine takmış, arkalarından da kalan ikili beraber koştura koştura yanımıza geliyorlardı. "SEN BENİM NE KADAR İŞİM OLDUĞUNU BİLMİYOR MUSUN? NE YAPACAĞIM BUNLARLA! KIZ ÖĞRENCİLERİMİZE VERDİĞİM CEZA SIRASINDA BİR ANDA OĞULLARIM SINIFA DALDILAR! Kızlar kısa kısa etekleriyle oğullarımın aklını mı çelsin istiyorsun? NEREME SOKAYIM BUNLARI ŞİMDİ! ZİNDANDA MI YATSINLAR?" Her cümlesinde bir adım geri atmıştım, o da iki adım üzerime gelmişti. En son sigaramdan nefes almaya dahi korkar şekilde ellerimi arkamda birleştirmiş gülümsemeye çalışıyordum sadece. Etraftan bize çevrilen kafalara da alttan elimle "deli bu" hareketi yapıyor, ben de sanki anlamamışım ne dediğini gibi suçsuz bir ifade takınmaya çalışıyordum. Sekreter kız arada karımın sözünü kesip "Lütfen sessiz o-" demeye çalışmış ama benim onu "Şşş." diye uyarmamla geri susmuştu. Hiç boşuna uğraşmasına gerek yoktu, Cynthia daha fazla bağıracaktı ona. Bırakın döksün içini, çıldırsın, dövsün beni istiyorsa... Ne yapalım? Bizim de sınavımız buymuş.

"GÖZLERİNİ NASIL BAĞLAYACAĞIMI ŞAŞIRDIM! HEMEN KULEYE KİLİTLEDİM SAKLANSINLAR DİYE! BU KIZLAR NE FENA SEN BİLİYOR MUSUN? BİLİRSİN TABİ, SENİN BİLMEDİĞİN ŞEY YOK Kİ..." Cynthia bana bağırmaya devam ederken hava uçan çocuğumu kaptım ve kucağıma aldım. Korkmuş duruyordu ve ağlamaya başlamıştı. "Şşşş, yok bir şey." diyerek sallamaya başladım kucağımda. "ANCA BEBEKLE İLGİLEN TABİ. 3 YAŞINDAKİ ÇOCUĞU BÖYLE YOLDA GETİRİRSEN NASIL KORKMASIN?" "Bakıcıları da gelmedi mi?" "NE BAKICISI? BEN ONLARIN PİS ELLERİNİN BEBEĞİME DOKUNMASINA İZİN VERİR MİYİM?" "Ama sen yokken onlar bakıyor zat-" "BEN BİLMEZ MİYİM NEDEN GELMEK İSTEDİKLERİNİ! ZATEN KESİN ONLARIN FİKRİYDİ, SENİN AKLINA GİRİYOR O İFFETLER! Kovdum hepsini, çocuklarımı yollarda süründürmüşler..." "Cisimlendik hayat-" "AKILLARI ŞAŞMIŞ YOLDA!" İçerden gelen kapıya vurma sesiyle o tarafa döndüm. "Cynthia, o kadar önemli bir sorgum var ki... Bunlara vakit ayırmak isterdim ama-" "BUNLAR DEDİĞİN SENİN ÇOCUKLARIN! BEN Mİ DEDİM 5 TANE YAPALIM DİYE?" "Aylardır bende! Özlemiyor musun çocukları-" "HER GÜN RÜYAMDA GÖRÜYORUM! HEER GÜN!" Gözleri mi doldu? Yanımdaki kıza baktım. Korkuyla bizi izliyordu. Ağlayacaktı galiba. Eloise ile Katherine'e sarılmaya başladı ve hıçkırarak başladı tekrar konuşmaya. "Yavrularım onlar benim. Hığk. Onları korumak için ben her gün. hığk. bu sistemi düzelymeye çalışıyorum. Her şey onlar için ama değerimi anlamıyorsun." Öyle miymiş? Katherine de şaşkın bir ifadeyle bana bakıyordu. Sırıttım. "Hayatım, sen çok çalışıyorsun ama-" "ÇOK ÇALIŞIYORUM! BAŞKA DERDİM YOKMUŞ GİBİ ÇOCUKLARLA DA BEN Mİ İLGİLENECEĞİM! ALACAKSIN BUNLARI!" Aha, başladı yine. İki üç adım daha geriye atmış kapıya ulaşmaya çalışıyorken sağ kapıdan Seth çıktı telaşla. Cynthia'yı gördüğü anda bakışları netleşti. Saygılı bir şekilde eşime yaklaşıp olayı çözümlemek istercesine konuşmaya başladığını görünce Frederic'i sekreter kızın kucağına bıraktım, ardından da "İçeri birkaç dilim tatlı yollasanız ya. Bir de bana kahve." diye fısıldadıktan sonra Katherin'in yanağına da bir öpücük kondurarak odaya kaçtım.

Kapıyı kapatınca derin bir nefes aldım. O kadar uzun sürmüştü ki bunalmıştım ama burada olduğum için hiç bu kadar mutlu olmamıştım açıkçası. Bu sorgu olabildiğince uzayabilirdi artık. Hiç niyetim yoktu bitirmeye. Oturdum çocuğun karşısına, ceketimi düzelttim, boğazımı temizledim. "Evet Bay Boleyn." dedim. "Eşimi tanıyorsunuzdur: Profesör Urswick. Ziyarete gelmiş çocuklarla. Size de korkmamanız gerektiğini ve ne biliyorsanız anlatmanız gerektiğini söylemek istemiş. Aranızın çok iyi olduğunu duydum. Eşim sizi seviyor ise, ben de severim. Birbirimize bir şans daha verelim mi?" dedim gülümseyerek. Güzel bir noktaya değinmiştim. Okuldaki birkaç çocuğun Eadwig hakkında verdiği bilgiler arasında vardı. Hiç beklemediğiniz kişilerin daha sormadan anlatacağı garip ayrıntılar gerçekten sizi şaşırtabiliyor. Sadece çocukların boşboğazlığından öğrendiğimiz küçük bir ayrıntıydı sadece. "Çok önemli bir yerde kalmıştık. Kusura bakmayın mola verdiğimiz için ancak sizin için de bu dinlenmenin bazı anılarını hatırlamanızda yardımcı olabileceğini düşünüyorum. Aslında size sormak istediğim başka bir konu var." dedim ve tekrar ayağa kalkarak yandaki dosyalardan birini açıp içinden kanıt olarak bulundurduğumuz mektubun bir kopyasını çıkardım. Önüne getirip sakin bir şekilde bıraktıktan sonra karşısına oturdum tekrar ve bacak bacak üzerine atıp yeni bir sigara yaktım. "Buyrun, inceleyebilirsiniz." dedim işaret ederek. "Carmilla'nın ve birkaç kim olduğu bilinmeyen büyücünün Hogsmade'de görüldüğü akşamlardan birinde, bütün Baykuşhane karışmış diye biliyoruz. Babanıza göndermek istediğiniz bu mektup ile alakası nedir sizce?"

19
Aziz Michael Kilisesi / Ynt: Mahşer Gecesi
« : 21 Şubat, 2022 01:24:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Büyüyü attım ama karizmamı bozdu bu karar, cılız bir ışıkla birlikte asamdan gelen çatırdama sesiyle bozulmuştum oldukça. Kimsenin bunu fark etmediğini umarak asamı kendime yaklaştırdım ve incelemeye başladım ne olduğunu. Lanet olsun ki çatlak derin duruyordu. Bu ortamda hiç de uygun değildi kullanmaya ama görevi bırakıp gidemezdim, en azından bir süre daha devam edecektim burada durmaya. Daha Seth'i görmemiştim bile. Cornelia'nın talimatları üzerine savrulan kumların üzerinden içeriye girdik. Girerken yüzüme yapışan kumları boştaki elimle silip bıyıklarıma takılan parçacıkları silkelemekle uğraşıyordum. "Off... Ne pis bir ortam!" diye söylenirken dilime de yapıştı! Tükürüp dilimi temizleyeyim derken Cornelia'nın bahsettiği koruma büyüsünü yapamadığımdan kadın, üzerine gelen oklardan kaçamamış. Karnına ve omzuna saplanan oklarla birlikte yere düştüğünü gördüğümde "Hayır ya amaann." diyerek önce kendimi korumak için tehlikenin geldiği tarafa baktım, ardından asamı herhangi bir saldırıya karşı büyü yapmak üzere önümüze doğru tutarak Cornelia'nın yanına eğildim. "İyi misin? Tam savuşturuyordum, son anda..."

Sonra baktım herkes dağılıyor etrafa, Raiden'ın girmeye çalıştığı karşıdaki odadan alevler geliyor. Alev de hiç sevmem ben, bıyıklarımı ve saçlarımı hiç tehlikeye atmak istemiyorum. Hem Raiden güçlüdür, halleder orayı. Cornelia da kendi canının derdine düşmüş, iyileştirmeye çalışıyordu yarasını. "Ben iyileştirme büyülerinde iyi değilimdir ama sen buradan uzaklaş, ben hallederim kalanını." diyerek göz kırptım kıza. Sonra da asam ile kendimi korumaya ve orta alandaki kalabalığa oldukça gözükmemeye çalışarak Raiden'ın sağındaki odaya koştum hızla. Ardından kapının kenarındaki kolona vücudumu gizlemeye çalışarak kenardan asamı uzattım ve içeride gördüğüm kişilere tek tek "Immobulus." diye bağırmadan büyümü tekrarlayarak durdurmaya çalıştım.

Yetenek 1d10 : 10, total 10
Destek 1d10 : 7, total 7
Talih 1d10 : 7, total 7

20
Aziz Michael Kilisesi / Ynt: Mahşer Gecesi
« : 20 Şubat, 2022 23:25:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ay bugün bir uyandım, müthiş bir huzur. Valla kendi kendime dedim ki benden iyisi yok. Çocuklar gitmiş, evde kimse yok, bana özel kahvaltı hazırlayıp yatağıma getirmişler… Her şey süper anladığınız üzere. Zaten öğlene kadar da uyumuşum. Evde ses seda olmaması harika bir duygu. Çocuk zor biliyor musunuz, hele 5 çocuk… Yatağıma atlayıp zıplamaya başlamalarıyla güne uyanmaktan ben çok sıkıldım. Koskoca asilzade insan… Bu veletlerin saygı nedir, büyüklere nasıl davranılır bir bildikleri yok. Karımın da eksikliği. Sen o kadar çocuğu fırlat fırlat dur, sonra gel de ki ben kariyer yapacağım. Sen önce gel kendi çocuklarını eğit be kadın. Gitti Hogwarts’a, beni de bu manyak hayvanlarla birlikte bıraktı. Neyse sonra akşama doğru Seth’ten bir mektup geldi. Beni bir göreve çağırdığını anlatıyordu kısaca. Uzun mektupları okumadığı bildiğinden tek tek kelimelerle belirttiği kısa ve öz bir mektup. Ben de tam belirttiği saatte cisimlendim bahsettiği yere. Baktım yanımda Cornelia var. Çok ciddi duruyor, bu karı zaten hep böyle. Sıkıcı biraz. Ama ayrı bir seksepalitesi de var. Sohbet etmeye çalışıyorum arada da havamı korumak için fazla yılışmıyorum. Daha zamanı var bunu yapmam için. Gittim yanına, “Tam ne dönüyor şimdi burada-“ diyordum ki bir baktım Bombarda fırlatmış önünüze doğru. Sıçradım tabi şaşırarak. Hayvan gibi karizma ama. Bir kadına böyle tehlikeli büyüler çok yakışıyor. “Vaay, sinirliyiz galiba.” dedim ona. Sonra etrafıma bakınmaya başladım. Ben de mi yapsam? “Bombarda Maxima!” diye onun yaptığı tarafa bir büyü de ben yolladım. Bizim de bir karizmamız var.

Yetenek 1d10 : 4, total 4
Destek 1d10 : 6, total 6
Talih 1d10 : 2, total 2

21
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / Ynt: [Carmilla/Cwénhild Soruşturması] Eadwig Alger Boleyn Sorgusu
« : 12 Şubat, 2022 00:43:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Şapşal mı dedi o? Hemen cama döndüm refleksle. Suratım şapşal mı duruyormuş ya? Elimle yanağımı ittirdim yukarı doğru. Yoo çok güzel bir suratım var bence. Saçma çocuk. Sana kim sorduysa? Fikrini merak eden mi var oğlum bak dalacağım şimdi kafa göz. Çocuklarım bile bana şapşal demiyor! Yoksa diyor mu? Benjamin bana öyle bir şey mi demişti dün? Şapşal değil de “şapalak” gibi bir şeydi. Çok şaplak atılası bir suratım var demekmiş. Ciddi olabilirler miydi? Sensin şapalak demek lazımdı ona da. Sen kim, 5 yaşında velet bana şaplak atmak isteyen… Babalarıyım ben ulan!

Ay dalmışım ya, bu çocuk da başlamış anlatmaya. Neyse Seth dinlemiştir başlarını diyerek ben de odaklanmaya çalıştım karşımdaki küçüğe. Carmilla bunun bir arkadaşına eziyet etmiş güya. Arkadaşlarla toplanmışlar falan filan anlatıyor bir şeyler. Sonuna kadar dinledim anlatmayı bırakmasın diye. Sonra başladım. “Bir dakika şimdi yavrum. Siz, Bay Boleyn, Slytherin öğrencisi değil misiniz?” Bir kahkaha patlattım. “Slytherin öğrencileri ne zamandan beri arkadaşlarını bu çapta önemsiyor? Hem de büyük özgüven... Cesaret de var bi yandan. Kendi güvenliğinizi düşünmeden Carmilla’yı bulmaya gittiniz. Doğru mu anladım?” Bu velet benle dalga geçiyor olmalı. Korkak ödlek bunlar, arkadaşını önemsiyormuşmuş. “Sanki piknik yapmaya gidiyormuş gibi Yasak Ormana gittiniz, HA?” Daha büyük bir kahkaha patlattım kendimi tutamayarak. O kadar güldüm ki hatta, gözümden yaş geliyordu. “Pşşt,” diye camın arkasına seslendim. “Duyuyor musunuz? Bu bıcırıklar doğruyu öğrenmek için meraktan girmişler ormana. Ayhh… Çok güldüm.” Öyle merak göte… İşte AHAHAHAHA. Neyse neyse. Sakinleştim biraz. “Ee, buldunuz tamam. Alınma bana, alışıldık bir durum değil. Türünüzün tek örneğisiniz Bay Boleyn! Ve arkadaşları ve kuzeni..? Evet, Carmilla Hanımefendinin hayatınızı kurtarması kısmının detayını verebilir misin?” Boğazımı temizledim. “Ciddiyetle sizi dinliyorum.” Son olarak dayanamayıp ekledim. "Çok ilginç bir hikaye oluyor. Hem nöbetteki profesörlere yakalanmayıp, hem de aynı zamanda Carmilla'yı aramakta olan Seherbazlardan önce nasıl oldu da ŞAK diye kadının yerini buldunuz, lütfen biraz daha anlatın."

Bundan sonrasında Eadwig konuşmaya başlayana kadar ikiniz odada bekliyorsunuz. Konuşmamak için ne kadar uzatırsanız karşınızdaki adamın o kadar sıkıldığını göreceksiniz. Birkaç sigara yakabilir, sizi konuşmanız için zorlayabilir, masaya kafasını dayayıp oflamalar eşliğinde bir süre yatabilir. Konuşsanız da konuşmasanız da sonunda bir kapı tıklamasıyla mola verdiğinizi söyleyerek dışarı çıkacak. Yarım saat gelmeyecek. Ancak bu sorgunuzun bittiği anlamına gelmiyor. Ne kadar uzatırsanız o kadar bekleyeceksiniz. Bu tüm gün de olabilir.

22
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / Ynt: [Carmilla/Cwénhild Soruşturması] Eadwig Alger Boleyn Sorgusu
« : 10 Şubat, 2022 16:41:33 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Çocuk bana Bıyık diye hitap edince garip bir şekilde hoşuma gitti ve gülümseyerek bıyığımı kıvırmaya başladım tekrar. Dediklerini sessizce dinliyordum. Profesörlerin ve seherbazların onu ortada bırakması çocuğu üzmüş gibiydi. Tekrar annesinden bahsedince derin bir nefes verdim. "Çağırdık ya anneni. Sabırlı olsana sen biraz küçüğüm?" dedim ve ayağa kalktım tekrar. Hofff. Darlıyor beni. İki dakika sohbet edeceğiz bitecek işte, samanlıkta iğne aramak gibiydi bu. Cama çevirdim yüzümü, kendimi inceledim. Sabahtan beri ne kadar yorulduğumu fark ettim ve sinirlenmeye başladım. Göz altlarım çökmüştü uykusuzluktan. Yok artık! Geri döndüm ve masaya ellerimi vurdum ses çıkararak. "Bakın Bay Boleyn, kendinize çocuk gibi davranılmasını istemiyorsanız anneniz gelmeden konuşmaya başlayın. Eğer ağlamaya devam edecekseniz de söyleyin bakalım, o ormana girerken anneniz yanınızda mıydı? Büyük cesaret göstermişsiniz, öyle değil mi? Babanıza bile karşı çıkıp Carmilla'yı savunmuşsunuz? Carmilla'nın aklınıza girdiğini, hatta beyninizi yıkadığını gösteriyor bu!" Kaşlarım çatıktı, sinirlendirmişti beni bu küçük piç. "Seni gözetim altında Bakanlık'ta tutmam için elime daha çok sebep veriyorsun. Anlat. Carmilla ile neden buluştun?" Bence Carmilla ile buluşmamıştı ama kendini açıklaması için üzerine suçlama atılması gerekiyordu, yoksa elindeki bilgileri kendine saklayacaktı.

23
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / Ynt: [Carmilla/Cwénhild Soruşturması] Eadwig Alger Boleyn Sorgusu
« : 10 Şubat, 2022 02:58:24 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Tamam tatlım." dedim ve ayağa kalktım. "Bu kadar ağlayacaksan anneni de çağıralım buraya. Senin yerine de konuşmasını ister misin?" Cama tıklattım sanki haber vermelerini söylüyormuşum gibi. Asla bir aile üyesinin sorgu sırasında yanına gelmesine izin vermezdik ki. Blöf atıyordum. Öyle olsa şu an burada ben değil çocuğun babası Apollon Boleyn sorgu yapıyor olurdu. Bıyıklarıma laf ediyordu. Yerden az önce fırlattığım eldivenimi aldıktan sonra geri karşısına oturdum. Kötü mü bıyığım? Kesmeli miydim ya gerçekten? Hmm. Bu velet nereden anlasın, daha tüyleri çıkmamış sübyanın. Kösedir bu hatta ama şimdi üzmek istemiyorum. "Zeytinyağından daha çok bal işe yarar aslında, belki işine yarar bir gün." dedim sırıtarak. Sonra ciddileştim. Valla sıkıldım şimdiden, başlasın anlatmaya. "Neyse Bayan Boleyn anlatır sana o konuları. Ben anlamadım sen zaten niye bu kadar korktun ki? Tehdit mi ediyor seni?" Ardından çekinmesin diye ekledim. "Biz her öğrenci gibi senin de güvenliğini sağlamak için aranızda geçen sohbeti soruyoruz. Sonuçta birkaç hafta öncesine kadar bu kadınla konuşmakta bir sorun yoktu. İstediğini yapmış olabilirsin. Bu yüzden bir Hogwarts öğrencisini yargılayacak değiliz."

24
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / Ynt: [Carmilla/Cwénhild Soruşturması] Eadwig Alger Boleyn Sorgusu
« : 10 Şubat, 2022 01:47:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bu sabah zorla işe getirildim. Seth Bey bir bebeyi sorgulamamı istiyormuş. Hastayım dedim, evde zaten 5 bebe var yenisini ne yapayım dedim, sen yap daha iyisin kralım.. dedim.. yediremedim. Hayır bir de gerçekten hasta olmuş gibiyim! Dün yıkandıktan sonra saçlarım uzun süre ıslak kalmıştı. Başım da çabuk ağrır benim. Kesin kaptım şifayı. Eminim! Ama evdeki hizmetliler de az değil. Bitki çayı verin bana diyorum, doktor çağırın diyorum; yok ceketiniz ütülendi, kahvaltınız hazır... Ben onu mu soruyorum? Ah ah... Karım beni okulda asayişi sağlamak uğruna aylardır terk etmiş olmasaydı yataklara düşmezdim belki de! Yok bu da yemedi işte. Zorla sürükledi gaddar herif. Sabahın köründe oturttu beni dosyaları inceleyeyim diye ama bakış dur, bir türlü girmedi aklıma. Değişik değişik şeyler düşünüyorum. Yatak odamdaki perdelerin renklerini mi değişsem, bıyığımı mı kessem, saçımı boyatsam rengine yazık mı olur... Çocuklarımın saç renklerine kayıyor aklım sonra. Baskın kadın nasıl yaptıysa sadece bir çocuğumuz sarışın çıktı. Korkulur senden Cynthia. Sonra durduruyorum kendimi, azıcık yararlı ol diyorum ama nafile. Dosya okumak için Seherbaz olmadım ki ben. Niye oldun diye sorarlar adama o zaman da. Bilmem ki, ben istemiyordum bunu. Ben şu an evimde içki yudumluyor olmayı tercih ederdim.

Sonunda çocuğu getirmeye gittiler. Öyle olunca başladım düşünmeye. Bir şeyler biliyordum ama eh işte. Seherbaz kızlardan biri bana "Bitiremedin mi?" deyince arkama yaslandım gerinerek. "I-ıh." dedim. Dalga geçmesini bekliyordum ama tuttuğu dosyayı, birkaç sayfa çevirdi. Sonra anlatmaya başladı bütün olayı. Yarım saat içinde çocuk gelmiş sorgu odasının kapısını tekmeliyordu ama az önce günümü kurtaran kız sayesinde biliyordum nasıl olaylara karıştığını. Biri anlatınca ilginç bir konuya dönüşmüştü valla. Şimdi annesine ağlayan bu çocuktan böyle bir olay örgüsüne sahip olmasını beklemezsiniz.

Camın arkasından Seth ile beraber büyük bir sessizlik içinde çocuğun yaptıklarını izliyorduk. Kapıyı tekmelemesi, birkaç yumruk, sinir krizi, oturmayı reddedişi ve bize el hareketi çekmesi. "Canım bira çekti." dedim Seth'e bu sırada. İçkiye fena halde ihtiyacım vardı. "Beni hasta yatağımdan kaldırdın, yok mu bir güzellik?" dedikten hemen sonra yalan olmasın diye öksürdüm. Cidden hasta hissediyorum ama!  En azından yoruldum yani. Sonra işe odaklanmam için Seth'in bana güvendiği ve yapabileceğimi söylediği anlamlı birkaç cümleyle beraber çıktım odadan. Evet evet, haklıydı. Yapabilirdim. Sıçacaktım bu çocuğun ağzına. Geldi sanki çok onunla sohbet etmek için yer arıyormuşuz gibi triplere girdi.  Senin yüzünden buradayım saatlerdir velet...

İçeri girdim ve bir elimle bıyıklarımı çevirirken diğer elimle yavaşça geri kapadım kapıyı. Masanın diğer tarafına doğru yürürken çocukla bakışmıyor ve eldivenlerimi özenle çıkarmakla uğraşıyordum. Oturdum, parmağım sıkışmıştı eldivenin içinde. Çıkaramayınca sinirlenerek çekiştirmeye başladım ve "Hoff." diyerek fırlattım sağa doğru. Cama çarpıp yere düştüğünde sakince diğer tekini çıkarmaya başladım. Annesine şikayet edeceğini söylemişti az önce."Annenle çok iyi anlaşırız Eaddy." dedim bıyık altı gülümseyerek ve başım öne eğikken çocuğa çevirdim gözlerimi. Annesini tabii ki de tanıyordum. Soyluyum ben! Bu kendini ne sanıyorsa? "Buradan çıktıktan sonra istediğini anlatabilirsin ona. Ama Victorine de Sihir Bakanlığı tarafından istenilen bir uygulamaya karşı çıkamayacaktır en nihayetinde. Uzatmayalım derim." Ah! Bıyığım acıdı. Yüzümü buruşturarak elimi çektim ve masada birleştirdim parmaklarımı. "Şimdi. Ormandan başlayalım. Anlat bakalım, niye gittiniz? Carmilla mı çağırdı?"

25
Karakter Talepleri / Ynt: Diğer Talepler
« : 09 Şubat, 2022 00:20:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterimi açtığım zamandan bu yana baya zaman geçti ve yeni yazmaya başladım. Kurgusunda değişiklikler yapmak istiyorum.

Öncelikle kurgu değişikliği sebebi ile karakterimin mesleğinin Asilzade yerine Seherbaz olarak değiştirilmesini rica ediyorum. Karakter ailesi tarafından "şirketin başına geç" misali, sırf "Bakanlık'ta bizden de birileri olsun" denerek Seherbazlık yapmaya zorlanan bir soyludur. Çok da meslek aşığı bir karakter olmasını beklememek gerekir tabi bu yüzden.

Statları bu şekildeydi:
Biçim Değiştirme Gücü: 9
Lanet Gücü:7
Tılsım Gücü:15
İksir Kabiliyeti:4


Şöyle güncelleyebilir miyiz?
Biçim Değiştirme Gücü:10
Lanet Gücü:10
Tılsım Gücü:15
İksir Kabiliyeti: -


26
Hogsmeade Kermesi / Ynt: Hôtel Plaisir Caché
« : 08 Şubat, 2022 16:27:06 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Sabah vodkaya abanmanın o kadar da iyi bir fikir olmadığını anca saatin 12’yi vurduğunu gösteren ses ile birlikte anlayabilmiştim. Yaklaşık iki saattir baş dönmesi ile beraber odamda turlar atıyor, arada balkona çıkıp kafamı yağan kara uzatarak kendime geliyor, ardından bir yatağa yatıp bir ayağa fırlayarak devam ediyordum bardağımı yudumlamaya. Duramıyorum yerimde, kimse anlamıyor! Evde de böyleyim ben. Evdeki hizmetliler çocuklarla ilgilenmeleri gerekirken bana gelip çok içmememi, etrafa içki dökmememi, sabah sarhoş olmamam gerektiğini söyleyip uyarılarıyla kafamı şişiriyorlar. Size ne diye bağırmak istiyorum. “SİZE NE?” Huuff, sesli çıkmasını planlamamıştım. Olsun, çok iyiydi. Herkes duysun umursamadığımı. Evettt, bennn, kimseyi ilgilendirmiyorum. İstediğimi içerim. Balkona çıktım, “KİMMMSE-“ Hhahahah hayal görmeye başladım. Karımı halisüne ediyorum artık. O kadar mı sarhoşum yaa ben? İçeri döndüm ve aynaya eğilip yüzümü incelemeye başladım. Gözlerim bayıklaşmış, burnum da soğuktan kızarmaya başlamış, göz altlarım yorgunluktan morarmış biraz da. Bir tokat geçirdim yanağıma. “Kendine gel.” Söylediklerim beynimde tekrara düşüyor, sanki yankılanıyordu. Bardağı yere bıraktım ve zorlukla aynanın karşısında geri dikildim. “Göre göre, onu mu görüyorsun hayalinde?” Parmağımı aynaya yaslayarak tehdit etmeye başladım karşımdaki sarhoşu. “Hayır. Sen... Sana kimse karışamaz!” Kıkırdayarak balkona geri çıktım. Gözüm misafirimi arıyordu. Nerede kalmıştı artık sıkılıyordum! Kızacaktım geldiğinde. Anlamamış mıydı şiirimi? Daha az gizli atma şansım yoktu ama. Sonra paranoyak karım... Tam şu anda çığlığını duyduğum karım... “Hayalim böyle olamaz...” diye mızmızlanarak aşağıya çevirdim kafamı. Evet, oradaydı işte: Cynthia. Başından aşağı bir kazan dolusu şerbet dökülen tatlı eşim. Yok bu bir hayal ürünü değildi, kanlı canlı, biraz da şerbetli karşımdaydı işte. Ne zamandır görüşmüyorduk? En azından 2 ay geçmişti herhalde. Hım, iyi bakmış kendine.

Yanından sıyrılan tanıdık suratı görünce yüzüme bir tebessüm yerleşti. Güzel, misafirim bulmuştu yolu. Kapıya girişini izledim gözlerimle derken... Vuhuu, düşüyordum neredeyse. Biraz fazla mı eğiliyorum ben? UPS. Elimden aşağı uçan cam bardağı izlerken kıkırdamıştım yine. Sonradan ise Cynthia’ya yakalanma düşüncesiyle kendimi içeri attım. Düşünebilmiştim neyseki ya. Çok göz önünde bir yerdeydik. Hayatta buraya gelmezdi karım, ama yine de biliyorum ki 6. hissi çok kuvvetlidir. Uyuyacağım diye gidip mutfakta takılırken az yakalamadı beni, sonra kovulan kızı düşününce üzücü bitmişti tabi o hikaye. Bu sefer tepki alan sadece karşı taraf olmazdı ama, bir şey hissetmesi anında başım büyük derde girebilir. Perdeleri kapadım iyice, sonra da yatağa fırlattım kendimi. Çok mu dağınığım acaba? Iıh, çok da fark etmez. Daha az sarhoş olayım yeter.

Kapı açılma sesiyle dirseklerim üzerinde doğrularak odaya giren kişiye baktım. Yanakları, aynı saç rengi gibi kızarmaya başlamıştı soğuktan. Sadece yanakları değil tüm yüzünün renk değiştirdiğini görebiliyordum. Heyecanlanıyordu. Aramızdaki mesafeye rağmen kalbinin atışını duyabiliyordum. Üzerindeki elbiseye kaydı gözüm, gülümsedim. Hediyelerimi seviyordu, ben de ona hediye vermeyi seviyordum. Ben doğrulurken yanıma gelip aynı bir kedi gibi kollarını belime dolayıp kafasını da göğsüme yasladığında ben de bir kolumu ona sardım. Eğilip saçlarından derin bir nefes aldım. Çok tatlı yeni açmış bir çiçek gibiydi kokusu. “Hoş geldin küçüğüm. Bir an küçük notumun sana ulaşmadığını düşünmeye başlamıştım.” Ardından bu fazla yakın teması garipseyerek ayağa kalktım, aynanın karşısına geçerek kendimi izlemeye başladım. Arada sırada kendime bu kızın hala küçük olduğunu hatırlatmam gerekiyordu. Hem biz arkadaştık sadece, bunun güveniyle geliyordu yanıma. Amaan, bana neyse bundan. Geri döndüm misafirime. “Naber tatlım? Gezinizde karmaşalar var gibi gördüm.” Az önceki olayla ilgili bilgi almak istiyordum, tek amacım Cynthia’nın durumunu kontrol etmekti aslında ancak bunu direkt sormak istememiştim. Ardından yaklaştım ona doğru. “Ama sen uslu bir kızsın, öyle değil mi? Olanlara karışmamışsın. Onlar gibi çocuk değilsin...” Saçlarını okşamaya başladım. Tanıdığımda hiç de küçük gibi değildi bu kız. Nasıl anlamadım ki? Geri çekildim. İÇSEK Mİ BİRAZ DAHA? “Okulda çok sıkılmıyor musun? Bence biraz eğlenerek gönderelim seni geri.” Çantamın kapağını açarak içinden bir şarap şişesi çıkardım. “Bunu seveceğini biliyorum. Kavunlu. Aynı...” Kokusu gibi. “Güzeldir.” Hopp düşme. “Takıldım, iyiyim. ” diyerek kıkırdadım. Ardından da kıza bir kadeh şarap doldurmaya başladım.

27
Yetişkin Postası / Ynt: Cynthia Jean Urswick | Baykuşhane
« : 06 Şubat, 2022 17:55:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Sevgili eşim,

Mektubunuzu aldım. Neden böyle tepki verdiğinizi açıkçası anlamış değilim. Çığırtkanınızı bütün köşk ahalisi ile beraber dinledik, beni düşürdüğünüz duruma bir bakın. Çocuklar, annemiz bizi istemiyor mu şeklinde sorularla kafama üşüştüler.

Yanınıza gelme kararı, tamamen kendi öz iradem ile vermiş olduğum bir karardır. Kimden bahsediyorsunuz? Orada aklınızı karıştıran, size yanlış bilgiler veren biri mi var? Eğer öyleyse gelip ağzının hakkını vermem gerekiyor. Hem çocuklar da çok üzüldüler. Bakıcılarımız da işten ayrılmak istediklerini söylüyorlar. Nasıl başa çıkacağımı bilemiyorum karıcığım. Senin fikirlerin benim için her zaman önemli olmuştur. Bir de senin konuşmanı öneririm.

Anladığım kadarıyla Katherine’in okula başlaması pek uygun değilmiş. Aslında buradaki öğretmenleri ile de görüştüm, gitmesini doğru buluyorlar. Burada kardeşleri ile oyun oynamak istiyormuş, derse odaklanmalıymış. Öğretmeninin sizinle görüşmesini istedim, onun da mektubu yakında elinize ulaşacak.

Lütfen ağzınıza kötü kelimeler almayın. Tek isteğim sizi korumak ve ailemizin birliğini sağlamak. Eğer benim gelişimin bu kadar tehlike oluşturacağını düşünüyorsanız sadece çocuklar ile bakıcılarının gelmesi daha doğru olacaktır.

Ertesi gün yola çıkacaklar, her şeyi hazırladık.

Görüşmek üzere,
Sevgili eşiniz Nicholas Urswick

ps: Fotoğraf göndermeyi unutmayın!

28
Yetişkin Postası / Nicholas Ezra Urswick |Baykuşhane
« : 05 Şubat, 2022 16:13:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »

Mektuplarınızı gözlüyorum,
Asilzade Kont Urswick

29
Yetişkin Postası / Ynt: Cynthia Jean Urswick | Baykuşhane
« : 05 Şubat, 2022 15:40:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
-Kermesten bir hafta sonra eline ulaşmış bir mektup-

Lady Urswick,

Sizleri uzun süredir göremiyoruz. Tahmin edersiniz ki iki oğlunuz da yokluğunuzda tabiri caiz olmak üzere ortalığın canını oldukça fazla sıkmaktalar. Bu düzensizlik, umarsızlık ve kuralsızlık sıfatları nereden geliyor anlamış değilim. Açıkçası sizin de isteğiniz üzerine Katherine'in Hogwarts'a yazılmak için kardeşini beklemesi üzerine verdiğiniz kararın ne kadar da yanlış olduğunu fark etmek üzereyim. Rica ediyorum yetkililerle konuşunuz ve ikinci dönem kızımızın birinci sınıfa başlamasını sağlayınız. Bu kararı en başında bu yönde vermemiz gerekirdi. Kendi çalıştığınız kurum hakkında kızların güvenliğinin sağlanamayacağına olan bu bitmek bilmez inancınız beni oldukça şaşırtıyor.

Okuldaki durumunuza gelecek olursak, duyduğum kadarıyla küçük yaşlı büyücüler tarafından sizleri rahatsız edenler varmış. İsterseniz aileleri ile konuşabilir veya gelip ağızlarının payını verebiliriz. Görüşmemiz halinde çocukları da görme fırsatı yakalarsınız. Belki de birkaç haftalığına bakıcıları ile beraber yanınıza bırakırım, ne dersiniz? Bu sırada gezide yaşanan olaylar ile ilgili de tanıdıklarımla iletişime geçerek çıkartabileceğimiz ceza ile ilgili fikir danışmış olurum. Bana kalırsa o haydutlar bir Kontes'e nasıl davranmaları gerektiğini bu şekilde anlayabilirler. Bakanlık'tan tanıdıklarımla görüşeceğim bu konuda. Tam yedi gün sonraya randevu aldım, ondan bir gün önce de yanınıza gelmiş oluruz.

Kızımız Eloise sanırım sanatçılık yönünde ilerliyor. Size göndermemde ısrarcıydı. Kardeşleri, ben ve sizi çizmiş. Ona özel bir mektup göndermenizi bekliyor.

Görüşmek üzere.


Kocanız,
Nicholas Ezra Urswick.



Mektubun içinde çıkan resim
[spoiler][/spoiler]

30
Yetişkin Karakter Başvuruları / Nicholas E. Urswick
« : 03 Kasım, 2021 00:56:34 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Nicholas Ezra Urswick

Karakterin Yaşı: 33

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: ENFP
Urswick Ailesi'nin küçük ve şımartılmış çocuklarından biri Nicholas.
Enerjik, hayalperest, dost canlısı, meraklı, umursamaz ve oldukça duygusal bir yapıya sahip. Kadınlara çok düşkün, parasını olduk olmadık yerlere harcar, gereksiz büyük hediyelerle sevdiklerini şımartmayı sever, sinirlendiği zamanlar sayılıdır ama insanlara karşı çok pisleştiği de olabilir. Ayık kafasıyla olabildiğince kibardır ama ayık yakalamak zor olabilir. Maceraları sevdiği gibi plansız davranır ve ne zaman nerede olduğunu, kimlerle ne işler çevirdiğini anlamak çok güç olabilir. Eşini genelde bu plansızlığıyla delirttiği çok olmuştur.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Daha 18 yaşındayken hem aileler arası bağ kurulması amacıyla hem de daha fazla ortalıkta sorun çıkarmaması için evlendirilip sorumluluğundan kurtulmak istenen ortanca kardeşlerden biri. Ergenliğini oldukça "yaramaz" ve umursamaz geçirdiği gibi yaklaşık 15 yıl sonra bile aynı şekilde uslanmaz, ders çıkarmaz ve aynı hareketlere devam eden bir yapıya sahip. Hufflepuff binasında geçirdiği popüler Hogwarts yılları bittikten sonra bir süre okuldan mezun olmanın getirdiği rahatlıkla aile parasıyla geçinmiş, sonrasına eli iş tutsun diye 1-2 yıllığına Bakanlık'a çalışmaya gönderilmiş ama sonunda hiçbir yere bağlanarak sorumluluk almak istemediğini, hatta bu sorumlulukları istese de altıdan kalkamayacağını fark ederek aile büyüklerinin topraklarını işletmeye ve keyif çatmaya başlamış. Şu anda kaldıkları kasabada dükkanlardan aldığı kiralar ve bu tarz gelirlerle bir köşkte 5 çocuğuyla ve eşi Cynthia ile mutlu mesut yaşamakta.

İstediğiniz Meslek: Toprak Sahibi/Dük

Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: Matushka Üçüncü Enternasyonel

Büyü Yatkınlıkları: 30 +  2

    • Biçim Değiştirme Gücü: 8
    • Lanet Gücü: 5
    • Tılsım Gücü: 15
    • İksir Gücü: 4
Örnek RP: Blaze'in iki rpsinden birine bakılabilir.....

Sayfa: 1 [2]