16
Boleyn Adası / Ynt: Göklere Uzanan Altın Kuleler
« : 16 Ağustos, 2022 04:28:27 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bilmiyordu. Victoria ablasının ona büyücü olduklarını ve güvende olması için koşarcasına kaçması gerektiğini söylemişti yalnızca. Ağzından da ailesi ve annesinin ölümü ile ilgili birkaç şey kaçırmıştı. Her zaman olduğu gibi boşlukları doldurmak küçük kıza kalmıştı. Belki de bundandı sürekli insanları inceleyip çıkarım yapması.
Küçük kız, kadının elindeki asaya aç gözlerle baktı. Büyü dedikleri şeyi bu çubukla mı yapıyorlardı? Ne tuhaftı! Yine de küçük kız öğrenmek istiyordu. Asa onu güçlü bir şekilde çekerken umursamıyormuş gibi davranamazdı. Gözlerini asadan çekmeden ağzını açtı.
“Öyle mi?” dedi dalgın bir ifadeyle.
Başka büyücü okulları olduğunu duymuştu ancak haklarında hiçbir şey bilmiyordu. İsimleri de dahil. Küçük kız büyüler hakkında, dolayısıyla da kanı hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyordu. Kafasındaki sesler de onu onaylar gibiydi. Bilmeliydi! Buraya gelmesinin amacı da bu değil miydi? Bu sebeple laflarını yutmak pahasına eliyle pencerenin kenarındaki koltukları işaret etti.
“Kabalığımı bağışlayın, sizi ayakta bıraktım. Oturmaz mıydınız?”
Kanı hakkında bilgi sahibi olmak için gerekirse düşmanına bile iyi davranırdı ki karşısındaki yalnızca meraklı bir kadındı. Hem kalede iyi anlaştığı birileri olması işine gelirdi. Kim bilir, belki de ileride işi düşerdi? Ne de olsa bu buz gibi soğuk kalede neyin gerekli olduğunu bilmek için müneccim olmak bile yeterli gelmeyebilirdi.
Çin’den ayrıldığından beri ilk kez meraklı gözlerle birine baktı. Ayrıca ilk kez bir şeyi öğrenmek istedi. Genç kadın onu geri çevirmezdi ya?
Küçük kız, kadının elindeki asaya aç gözlerle baktı. Büyü dedikleri şeyi bu çubukla mı yapıyorlardı? Ne tuhaftı! Yine de küçük kız öğrenmek istiyordu. Asa onu güçlü bir şekilde çekerken umursamıyormuş gibi davranamazdı. Gözlerini asadan çekmeden ağzını açtı.
“Öyle mi?” dedi dalgın bir ifadeyle.
Başka büyücü okulları olduğunu duymuştu ancak haklarında hiçbir şey bilmiyordu. İsimleri de dahil. Küçük kız büyüler hakkında, dolayısıyla da kanı hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyordu. Kafasındaki sesler de onu onaylar gibiydi. Bilmeliydi! Buraya gelmesinin amacı da bu değil miydi? Bu sebeple laflarını yutmak pahasına eliyle pencerenin kenarındaki koltukları işaret etti.
“Kabalığımı bağışlayın, sizi ayakta bıraktım. Oturmaz mıydınız?”
Kanı hakkında bilgi sahibi olmak için gerekirse düşmanına bile iyi davranırdı ki karşısındaki yalnızca meraklı bir kadındı. Hem kalede iyi anlaştığı birileri olması işine gelirdi. Kim bilir, belki de ileride işi düşerdi? Ne de olsa bu buz gibi soğuk kalede neyin gerekli olduğunu bilmek için müneccim olmak bile yeterli gelmeyebilirdi.
Çin’den ayrıldığından beri ilk kez meraklı gözlerle birine baktı. Ayrıca ilk kez bir şeyi öğrenmek istedi. Genç kadın onu geri çevirmezdi ya?