16
Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi / Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Çocukların Sorgusu
« : 11 Mart, 2022 17:44:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Elmalı tart ile turnayı gözünden vuran Cornelia, küçük çocuğun dilinin çözülmesini sağlamış gibiydi. Artık biraz daha rahatlayarak arkasına yaslandı otururken. Ancak vakit ilerledikçe çocuğun anlatacaklarından sonra içine bir ateş düşecekti. Kendi geçmişinden gün yüzüne çıkan acıları harlanacaktı. Babasından bahsetti ilk hala adını bilmediği ufaklık. Fabrikada çalışıyormuş adamcağız. Cornelia, sanayileşmenin gram katkısını göremiyordu evrene. Evet, belki ilerleyeceklerdi bulundukları tarih diliminde ama büyük bir yıkımın gelişinin ayak sesleri olacaktı gümbür gümbür. En azından Cornelia buna inanıyordu. İşsizliğin artışı, kas gücüne artık daha az duyulan ihtiyaç ile saatlerce belki bir boğazlık karın tokluğuna çalışmak… Etten, kemikten, kandan olanı sömürmek… Nefret ediyordu demir tadı veren bu tiksinç hayattan.
Öte yandan, maddi durumun yetersizliğinden ve insanların ihtiyaçlarından kilisenin nasıl da kolayca faydalandığı açık bir şekilde ortadaydı. Dini hiç sorgulamamış hatta üstüne bir kez olsun hiç düşünmemiş olan cadı dinin addettirildiği durumu gördükçe sinirleniyordu. Öfkesini yöneltebileceği o kadar çok şey vardı ki kadının… Buram buram pislik kokuyordu kilise ve öğretileri. Çocuğu bölmemeye karar verdi Cornelia. Onun eteğindeki bütün taşları dökmesini istiyordu. Döksün ki niceleri kurtulsun. Küfürbaz müfürbaz ama kadın ona baktıkça ve çocuk konuştukça bam teline dokunuyordu bir şeyler. Sürünün en küçüğü olmak. Hafife alınmak. Farklı olmak. Ucube olarak görülmek. Hangi bağlamda?
Bez bebeği duyunca yutkundu Cornelia. Bir dönem kendini böyle hissettiği olmuştu. Çocuğun Victoria’sının aksine, yırtık pırtık ruhuna yama yapılarak bir sürü elbiselerle süslenerek başkalarının isteği doğrultusunda eylemlerine hatta düşüncelerine şekil vermek zorunda kalmıştı. Bir zamanlar hangi rafta görürse görsün bez bebekleri buğulu gözlerle onlara bakardı camın arkasından. Anlatılanlarla bağ kurabiliyordu ama daha farklı bir şekilde. Bayan Bennett’in elinden aldığı bordo ipi anımsadı. Duvara fırlatmıştı bir paçavra gibi. Hırçınlaşmıştı ama bir şey yapamamıştı, dizleri hala o anki gibi titriyordu sanki. Kafiydi bunca acı.
Buhranını dizginledi. Güçlü olmak için ve sağlıklı bir şekilde hissettiklerini bastırmak için eğitilmişti Ulysess tarafından. O olmasa ne yapardı kim bilir? Minnet duydu tekrardan. Kulağı düşüncelerinin ezilmişliği altındayken bile çocuktaydı. Büyülenmiş tüy kalemin not ettiklerini kontrol etti göz ucuyla. Anlam veremediği çok şey vardı. Sırayla üstünden gidilmeliydi hepsinin. Boğazını temizledi. Tartı yememişti çocuk. Zorlamayacaktı. Masada duran su dolu bardağı önüne doğru çekti çocuğun. Hala pis cadıydı Cornelia. Buruk bir gülümseme belirdi dudaklarının kıvrımında. Ciddiyetini bozmadı ama. Naif bir yaklaşımla “Hala bana adını söylemedin.” dedi ilk. Öğrendikten sonra kafasının bir köşesini kurcalayan kısımlara değinecekti. Aklına bir şeyler geliyordu Cornelia’nın anlatılan hikâyeden ötürü ancak konduramıyordu. Olabilir miydi? Efsaneden ibaret değil miydi? Cadı Avcıları, kiliseler, eğitimleri, topladıkları çocuklar… Çok fazla belirsizlik hâkim. Kesin bir sonuca ulaşmak için hala yetersizdi eldeki bulgular. “Sınandığınızı söyledin. Ne şekilde? Hangi yeteneklere göre kiliselere ayrılıyordunuz? Üç büyük disiplini anlat bana.“ dedikten sonra “Sen bir ucube değilsin.” diye ekledi. Eklemeden yapamazdı. Hala bir çocuktu o. Yanlış yönlendirilmiş bir çocuk. “Farklı olabilirsin ama bir ucube asla değilsin. Farklı olmak güzeldir. Herkes gibi olmak çok sıkıcı. Hem birçok açıdan farklı olabilirsin. Benim gördüğüme göre farklılığın cesaretinden geliyor. Yaşına göre çok cesursun. Bu benim düşüncem. Peki, ailenin hangi konseptte farklı olduğunu düşündüğünü biliyor musun? Sence nasıl bir farklılığın var? Kilisede bunun üzerine durulmuş anlaşılan. Tanrı’nın lütfu sana nasıl bir güç bahşediyor?” Eğer bu sorularına cevap alabilirse diğer kiliseleri soracaktı şekillenen konuşmanın geleceğiyle beraber (Yazar burada zarı yüksek gelirse onu da sormuş gibi sayılmasını isteğini belirtiyor asdfj). Gabriel ve Raphael. Ne öğrenebilirse ona göre sorularını dizecekti. Dini mekanlardan o kadar uzaktı ki Cornelia kiliselerin adlarını öğrenmesine rağmen gerçeğin kilitli kapılar ardına kapatıp farklı bir imajla yansıtılıp yansıtılmadığından emin olamıyordu. Diğer kiliselerin yerlerini biliyor olabilir miydi? Hepsi Britanya sınırlarının içerisinde miydi? Sorgudan sonra not alınanlarla birlikte Seth ile değerlendirmeliydi çoğu şeyi.[/justify]
Öte yandan, maddi durumun yetersizliğinden ve insanların ihtiyaçlarından kilisenin nasıl da kolayca faydalandığı açık bir şekilde ortadaydı. Dini hiç sorgulamamış hatta üstüne bir kez olsun hiç düşünmemiş olan cadı dinin addettirildiği durumu gördükçe sinirleniyordu. Öfkesini yöneltebileceği o kadar çok şey vardı ki kadının… Buram buram pislik kokuyordu kilise ve öğretileri. Çocuğu bölmemeye karar verdi Cornelia. Onun eteğindeki bütün taşları dökmesini istiyordu. Döksün ki niceleri kurtulsun. Küfürbaz müfürbaz ama kadın ona baktıkça ve çocuk konuştukça bam teline dokunuyordu bir şeyler. Sürünün en küçüğü olmak. Hafife alınmak. Farklı olmak. Ucube olarak görülmek. Hangi bağlamda?
Bez bebeği duyunca yutkundu Cornelia. Bir dönem kendini böyle hissettiği olmuştu. Çocuğun Victoria’sının aksine, yırtık pırtık ruhuna yama yapılarak bir sürü elbiselerle süslenerek başkalarının isteği doğrultusunda eylemlerine hatta düşüncelerine şekil vermek zorunda kalmıştı. Bir zamanlar hangi rafta görürse görsün bez bebekleri buğulu gözlerle onlara bakardı camın arkasından. Anlatılanlarla bağ kurabiliyordu ama daha farklı bir şekilde. Bayan Bennett’in elinden aldığı bordo ipi anımsadı. Duvara fırlatmıştı bir paçavra gibi. Hırçınlaşmıştı ama bir şey yapamamıştı, dizleri hala o anki gibi titriyordu sanki. Kafiydi bunca acı.
Buhranını dizginledi. Güçlü olmak için ve sağlıklı bir şekilde hissettiklerini bastırmak için eğitilmişti Ulysess tarafından. O olmasa ne yapardı kim bilir? Minnet duydu tekrardan. Kulağı düşüncelerinin ezilmişliği altındayken bile çocuktaydı. Büyülenmiş tüy kalemin not ettiklerini kontrol etti göz ucuyla. Anlam veremediği çok şey vardı. Sırayla üstünden gidilmeliydi hepsinin. Boğazını temizledi. Tartı yememişti çocuk. Zorlamayacaktı. Masada duran su dolu bardağı önüne doğru çekti çocuğun. Hala pis cadıydı Cornelia. Buruk bir gülümseme belirdi dudaklarının kıvrımında. Ciddiyetini bozmadı ama. Naif bir yaklaşımla “Hala bana adını söylemedin.” dedi ilk. Öğrendikten sonra kafasının bir köşesini kurcalayan kısımlara değinecekti. Aklına bir şeyler geliyordu Cornelia’nın anlatılan hikâyeden ötürü ancak konduramıyordu. Olabilir miydi? Efsaneden ibaret değil miydi? Cadı Avcıları, kiliseler, eğitimleri, topladıkları çocuklar… Çok fazla belirsizlik hâkim. Kesin bir sonuca ulaşmak için hala yetersizdi eldeki bulgular. “Sınandığınızı söyledin. Ne şekilde? Hangi yeteneklere göre kiliselere ayrılıyordunuz? Üç büyük disiplini anlat bana.“ dedikten sonra “Sen bir ucube değilsin.” diye ekledi. Eklemeden yapamazdı. Hala bir çocuktu o. Yanlış yönlendirilmiş bir çocuk. “Farklı olabilirsin ama bir ucube asla değilsin. Farklı olmak güzeldir. Herkes gibi olmak çok sıkıcı. Hem birçok açıdan farklı olabilirsin. Benim gördüğüme göre farklılığın cesaretinden geliyor. Yaşına göre çok cesursun. Bu benim düşüncem. Peki, ailenin hangi konseptte farklı olduğunu düşündüğünü biliyor musun? Sence nasıl bir farklılığın var? Kilisede bunun üzerine durulmuş anlaşılan. Tanrı’nın lütfu sana nasıl bir güç bahşediyor?” Eğer bu sorularına cevap alabilirse diğer kiliseleri soracaktı şekillenen konuşmanın geleceğiyle beraber (Yazar burada zarı yüksek gelirse onu da sormuş gibi sayılmasını isteğini belirtiyor asdfj). Gabriel ve Raphael. Ne öğrenebilirse ona göre sorularını dizecekti. Dini mekanlardan o kadar uzaktı ki Cornelia kiliselerin adlarını öğrenmesine rağmen gerçeğin kilitli kapılar ardına kapatıp farklı bir imajla yansıtılıp yansıtılmadığından emin olamıyordu. Diğer kiliselerin yerlerini biliyor olabilir miydi? Hepsi Britanya sınırlarının içerisinde miydi? Sorgudan sonra not alınanlarla birlikte Seth ile değerlendirmeliydi çoğu şeyi.[/justify]
Yetenek 1d10 : 6, total 6
Destek 1d10 : 6, total 6
Talih 1d10 : 8, total 8
Destek 1d10 : 6, total 6
Talih 1d10 : 8, total 8