17 Nisan, 2026 09:50:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Yeni dostluklar  (Okunma sayısı 82 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Balian d'Ibelin

  • Hogwarts Profesörü
  • 11. Seviye
  • İleti: 67
  • 56 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Balian d'Ibelin
  • Güç Puanı: 17
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: tunahan
  • Meslek: Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği
  • Biçim Değiştirme Gücü: 25
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 3
Yeni dostluklar
« : 18 Nisan, 2023 16:18:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Adras d'Ibelin

Yunanistan

Çifliğin beyazlara büründüğü, soğuk bir kış günüydü. Arazide ki çiftlik evine giden yollara biriken karı küremek, bu soğukta hayvanlarla pek uğraşmayan çalışanlara kalmıştı.  Emektar çalışanların hepsi zararsız, yerli muggle köylülerden seçilmişti özel olarak. Cadıların bir bir toplatılıp yakıldığı günlerde, dikkat çekmemek için kurulmuş bir düzendi bu. Aileden bir kişinin bile bu kanlı eylemlere kurban gitmemesinden, oldukça işe yarayan bir düşünce olduğu çok açıktı. Ne kadar söylenti olsa da büyüden bir haber köylüler kalkan olmuşlardı bu dedikodulara ve sonraki yıllarda muggle iş adamlarıyla güzel bağlantılar kurmalarını kolaylaştırmıştı. d'Ibelin ailesinin soyundan gelen, diğer cadı ve büyücüler de devam ettirmişti bu düzeni. Ta ki bu son yıllara kadar. Ailenin sahibi olduğu bu çiftlik gelişen teknolojinin ve siyasi olayların kurbanı olmaya başlamıştı. Gelirin büyük çoğunluğunu getiren muggle aileler, savaşlar yüzünden fakirleyince et, süt, yumurta gibi gıdalardan vazgeçmeye başlamışlardı bile.

Çiftliğin işletmesinde söz sahibi olan Adras, işe yeni aldığı genel müdürü ile yaptığı istişareler sonucunda, siyasetin yönlendirdiği ekonomiye el atmaya karar verdiler. Bu daha çok genç genel müdür Matthew'in fikriydi ve Adras'ı bu fikre ikna edebilmişti. Oldukça parlak düşünceleri olan bu gence, kendi yeğeninden daha fazla güvendiği gerçeği yavaş yavaş gün yüzüne çıkacak gibiydi. Bu doğrultu da Matthew, yeni iş adamlarıyla ortaklıklar kuruyor gerek legal, gerekse illagal yollarla Adras'ı memnun edebiliyordu. Bu iş adamlarıyla kurulacak bağlantılardan ve işlerin gidişatından tam olarak Matthew sorumluyken, Adras'a sadece bu iş adamlarıyla yüz yüze konuşup, anlaşmak kalıyordu. İlerleyen yaşı zaten bu ölçüde izin veriyordu çalışmasına. Genlerden gelen, yaşlanınca kendisini daha çok gösteren astım hastalığı da ciddileşmekteydi. İksirler aracılığıyla kontol altında tuttuğu bu hastalık, gençliğinden beri onu esir ettiğinden, çevresindekiler çok sık olmayan öksürük krizlerine alışmışlardı.

Üç katlı çiftlik evinin, üst katta, cumbalı ve her yeri rahatça görebilen bir manzaraya sahip çalışma odasındaydı Adras ve sağ kolu Matthew. Yeni ve oldukça güçlü bir ortaklık hakkında malumat veriyordu genç müdür Adras'a. Yaşlı adam da ilgiyle dinliyor ve zihninde değerlendiriyordu ona anlatınları. "Ramin Drejlaskov, yirmili yaşlarının sonunda bir silah tüccarı. Safkan bir büyücü..." Genç adam araştırıp, not aldığı bütün bilgileri okuyordu ayakta dikilirken. Adras, iş yapacağı kişilerin geçmişiyle ve aile bağlarıyla ilgilenen biriydi, herkesle çalışmayı istemezdi. Bu doğrultuda genç Matthew'e oldukça iş düşse de, üstüne düşeni layıkıyla yapar emrinde çalıştığı yaşlı adamı memnun ederdi çalışlanlığıyla. "Beş-altı sene önce, başından geçen trajik bir olay var efendim. Bu olay sonrası güç sarhoşu olmuş ve içindeki vahşi kişiliğin ön plana çıkmasına neden oldu. Artık insanları gram umursamaz, kendi dışında herkesten nefret eden biri olmuş, kaostan beslenen ve beslenmek için kaosu körükleyen, yeri geldi mi kaos çıkaran biri haline gelmiş. Bu olay tam olarak.." gayet düz bir sesle konuşmasına devam edecekken bu kadar detaya ihtiyaç duymayan Adras elini kaldırarak, "Fazlasına gerek yok evlat." diyerek Matthew'i durdurdu. "Sen gerekli bağlantıları kur ve beni bu genç delikanlı ile görüştür bakalım." dedikten sonra da müdürün hızla odadan çıkmasını izledi. Eğer isterse burada, çiftlik evinde ağırlayabilirdi Ramin denilen silah tüccarını. Ondan gelecek habere göre İngiltere'de ki bir otelin restorantı da uygundu. İngiltere de birkaç fincan çaya hayır demezdi. Hem de Gringotts'a gidip halledilmeyi bekleyen birkaç finansal işlem vardı. Belki yeğeni Balian ile de küçük bir görüşme ayarlayabilir ve Lilith'in torunu ile evlenmesi meselesini tekrardan konuşurlardı. Torunu neredeyse 25 yaşına girmek üzereydi. Zihninde beliren düşünceleri, yemek saatinin geldiğini haber veren, çiftlikteki tek cadı çalışan olan, hizmetçisi haber verecekti. İksir yapımında usta olan bu genç kadının bu çiftlikte bulunma amacı Adras'a yardım etmekti. Ağır adımlarla, yemek masasının bulunduğu ikinci kattaki geniş odaya gitti. Torunu ve karısı Elizabeth, Adras gelmeden yemeğe başlamamışlardı. Yaşlı adam da sofrada ki yerini alınca yemek saati başladı. Bugün oldukça yorucu bir gün olmuştu Adras için ve yeni bir ortaklık daha gelecek gibiydi.
« Son Düzenleme: 19 Nisan, 2023 11:14:58 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Balian d'Ibelin »

Çevrimdışı Darren Shan

  • Büyücü
  • 7. Seviye
  • İleti: 28
  • 176 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Darren Shan
  • Güç Puanı: 20
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Darren Shan
  • Meslek: İksir Üstadı
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: 9
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 18
Ynt: Yeni dostluklar
« Yanıtla #1 : 18 Nisan, 2023 22:41:08 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Ramin Drejlaskov

Londra,

Karlı bir Londra sabahıydı. Kabanının yakalarını kaldırmış, yüzüne vuran hafif rüzgardan bu şekilde korunuyordu. Etrafta koşuşturan eldiven ve atkıları ile çocuklar çoğu insan için güzel ve sevecen bir görüntü oluştursa da, Ramin bu insanlara burnunu kıvırarak bakıyordu. Onun için bu görüntüde sevgi ile bakılacak bir şey yoktu. Canını sıkan bir şeyler vardı. Güne oldukça kötü başlamıştı zaten. Evinde kahve bitmişti ve ayağına bir cam parçası batmıştı. Üstelik evde bir şeyin kırılmadığına yemin edebilirdi. Yine de vardır bir keramet diyerek giyinmiş ve evden çıkmıştı. Son zamanlarda işlerinin iyi gitmediğinin farkındaydı, ufak çeteler dışında büyük çaplı insanlardan kimse gelip ondan silah almıyordu. "Sanki kar yağınca silah sıkılmıyor." diye mırıldandı. Sinirleri tepesindeydi ve biraz daha aksilik görürse güzel şeyler olmayacağını biliyordu. Kendisini son zamanlarda daha iyi tanımaya başlamıştı. İçindeki öfkeyi kontrol etmek konusunda gittikçe kötüleşiyordu. Etrafındaki çoğu kişiye zarar vermiş, öfke krizleri küçük çaplı yıkımlara neden olmuştu. Eğer silahları sevseydi çıkıp sağa sola ateş ederdi ancak işiyle ters düşecek bir şekilde silahlardan nefret ederdi. Silah onun için ilkel bir aletti sadece, bir büyücü asla silaha ihtiyaç duymamalıydı. Ara ara küfür ederek Damian'ın onu çağırdığı yere doğru adımlarını sıklaştırdı. Hava soğuktu ve zaten iyi gitmeyen tüm bu şeylerin üstüne bir de hastalık ile uğraşamazdı. İyi çocuktu Damian, İtalyan mafyasına çalışan biri için silah alıyordu ondan. Kiralık katil ya da onun gibi bir şeydi adam. Adını söylemiyor onun yerine Damian'ı yolluyordu. İsmi pek umursamıyordu yine de işin içinde gizem olmasından hoşlanmazdı. Son zamanlarda ise katilin başka birisi için çalıştığını bu yüzden de Damian'ın artık ona çalışmadığını biliyordu ancak genç eleman boş durmak yerine kendi çapında bir suç çetesi kurmuştu. Polisin bile ilgisini çekmeyecek kadar çerez sayılırlardı ancak potansiyelleri gözlerinden okunuyordu.

Buluşacakları parka geldiğinde etrafta pek insan yoktu. Kar yağışı hafiften hızlanmış, rüzgarın da etkisiyle sinir bozucu bir hal almıştı. Damian'a küfürler ederken karşıdan genç çocuğun sakalsız yüzünü gördü. Esmerdi ancak siyahi değildi, yine de bir zenci gibi davranmaktan zevk alıyordu. Sinir bozucu biri olduğundan şüphe yoktu ancak yine de iş işti ve karşındaki kişinin kim olduğu hakkında çok düşünme fırsatınız olmazdı. "Özür dilerim bay Drejlaskov." Çocuğun sesi bir mafya olmaktan çok uzaktı, ince ve çatallıydı. Kendini her seferinde gülmemek için zorlardı Ramin. "Bu soğukta yaptığın saygısızlığı başka biri olsa alttan almazdım Damian." Suratında küçük bir gülümseme vardı. Karşısındaki çocuğa sevgi besliyordu. En azından beş parasız kalmasını engelliyordu. "İstediğin iki tabanca ve tabanca başına dört şarjör bu çantanın içinde. Ama elinde para göremiyorum." Bir kaşı havaya kalkmış, suratı ciddileşmişti. "Beni sikmek gibi bir amacın yoktur umarım Damian?" Karşısındaki çocuk bir iki adım geriledi, gerginlik yüzünden ve çıkardığı kesik gülme sesinden belli oluyordu. "H... Hayır Bay Drejlaskov. Sadece elimde yeterli para yok ama sizi arayan birini biliyorum. Sizinle Wiltons'da görüşmek istiyormuş saat 5 gibi." Çocuğun titrek sesi Ramin'i biraz olsun mutlu etmişti. Wiltons, Londra'nın en eski restoranlarından biriydi ve orada iş görüşmek isteyen birisi ufak bir çeteden fazlası olmalıydı. Çantayı yere koyup karın içinde ayağı ile çocuğa doğru itti. "Adamın ismini bana söyler misin?" Ellerini arkasında birleştirmiş kulağını çocuğa doğru yakınlaştırmıştı. "Matthew diye bir adam Bay Drejlaskov." İsim Ramin'in hafızasını yenilemesini sağlamıştı. Bir kaç gün önce birebir görüştüğü bir adamdı, tekrar onunla iletişim kurmak için düzenli müşterilerinden birini kullandığına göre neyi nasıl yapacağını çok iyi biliyor olmalıydı. Rakip olarak düşündü karşısındaki adamı, gerçekten iddialı bir rakip olurdu. Hatta işini elinden bile alabilirdi. "Yüzümü unut Damian, bir kez daha." Yüzündeki gülümseme ile çocuğa göz kırptı ve ellerini cebine sokup çocuğun yanından geçip gitti.

Wiltons, orta büyüklükte, daha çok deniz ürünlerinin satıldığı oldukça eski bir restorandı. 1700 yılında açılmış ve hala daha işliyordu. Karidesin en iyi yapıldığı yer olarak biliniyordu, bir kaç kez orada yeme fırsatı olmuştu. Gerçekten de hakkını vererek yapıyorlardı. Restoranın kapısından içeri girdi, saati beşe yaklaşıyordu. Gözüyle restoranın içini taradı ancak gözüne yemek yiyen bir çiftten başkası ilişmedi. Anlaşılan buluşacağı kişi daha gelmemişti. Paltosunu çıkarıp vestiyere bıraktı ve restoranın tam ortasındaki masaya oturdu. İki kişilik bir masaydı, üzerindeki beyaz örtünün ortasına restoranın amblemi olan İngiliz beyefendisi görünümlü bir karides işlenmişti. Elinde bir kadeh beyaz şarap tutuyordu. Yanına gelen garsona menüden bir şişe Baron De Ladoucette gösterdi. Canı feci şekilde beyaz şarap çekmişti. Kazağının kollarını sıyırıp ellerini masanın üstünde birleştirdi ve aklından bir şarkı tutturdu. Beklerken eğlenmek için güzel bir aktiviteydi.

I dreamed a dream the other night.
Lowlands, lowlands away me John.
My love she came,dressed all in white.
Lowlands away.

Çevrimdışı Balian d'Ibelin

  • Hogwarts Profesörü
  • 11. Seviye
  • İleti: 67
  • 56 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Balian d'Ibelin
  • Güç Puanı: 17
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: tunahan
  • Meslek: Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği
  • Biçim Değiştirme Gücü: 25
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 3
Ynt: Yeni dostluklar
« Yanıtla #2 : 19 Nisan, 2023 00:02:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Adras d'Ibelin

Londra'nın kış aylarında büründüğü boğucu havaya rağmen, herkes memnun görünüyordu hayatından. İngiltere'nin her tabakadan kesimi, telaşlı telaşlı bir yerlere kosturuyordu. Büyücü olduğu ve bakanlıkta çalıştığı giyiminde ki resmilikten ve elinde tuttuğu asasından açıkca belliydi. Bir ihtimal Gringotts'da çalışan bir görevli de olabilirdi. Köşe başında bekleyen ve üşümüş olduğu allaşan yanaklarından belli olan gazeteci muggle çocuk ise gelen geçene elindeki kağıt parçalarını satmaya çalışıyordu. Yine çocuğun önünü keserek zorla gazetesinden sattığı bir adam ise onu bekleyen arabasına binip uzaklaşmıştı.  Karın örttüğü Londra sokakları oldukça kalabalıktı bu telaşlı insanlar yüzünden. İlginç bir şekilde, buraya ayak bastıktan kısa süre sonra alışılıyordu burada ki havaya. Adras havasından nefret ettiği Londra'nın, tanındık restorantlarından birinin önünde, geçirdiği bu dakikalarda hem çevresini inceliyor hemde düşünüyordu. Kafasını meşgul eden oldukça düşünce vardı. Bazı fikirler oldukça derin ve kirli kuyulara açılırken, bazıları oldukça berrak bir okyanus gibiydi. Okyanusun berraklığı, derinlik konusunda insanı yanıltacak kadar tehlikeliydi. Katarakt denilen bir illet yüzünden azalan görüşünün elverdiğince tanımaya çalışırken bu şehri, camını tıklatan bir el ile irkildi ve bakışlarını elin sahibine cevirdi. Matthew'i görünce elinde  eklettiği asasını oynatmasıyla birlikte çevrilen kolun açtığı cam dışarıyka direkt bağlantı kurmasını sağlamıştı. Soğuk hava yüzünü okşarken "İçeri gidebiliriz efendim." diyen sağ kolunu duydu. Bahsettiği Ramin isimli genç ile görüşmesi ve kendisinin gelmesini haber vermesi için Matthew'i göndermişti ilk önce.


Beklediği haberin gelmesinin ardından, yine asasıyla kapattı at arabasının camını. Arabadan inmek üzere adımını dışarı attı Adras. Kar yağışı durmuştu. Ama yolda meydana gelen çukurların, yer yer eriyen kar sularıyla dolabileceğini hesaba katmamıştı yaşlı adam. Üzerine giydiği şık ve pahalı görünen lacivert takım elbisenin, pantolonunun paçalarına sıçramıştı çamurun kirlettiği kar suyu.. Matthew, Adras için İtalya'dan özel olarak getirtmişti bu takımı. Genç adamın her an sağlam bir fırça bekleyen bakışları Adras'ın üzerinde gezinmeye başlamıştı. Yaşlı adamın giyimine ve karşısındaki kişide bırakacağı ilk izlenime ne kadar önem verdiğini biliyordu. Beyazlamış sakallarında gezinen elleri de gerginliğinin göstergesiydi. Ama beklenmedik şekilde hiç sesini çıkartmamıştı bu duruma. Tek yaptığı, gelecekte iş ortağı olabilecek kişinin beklediği restoranta yürümeye devam etmek olmuştu. Bu gerginliğinin asıl nedeni yapacağı görüşme olmalıydı ki daha öncelerde sorun ettiği şeyi şuan görmezden gelmişti. Geride kara bulutların kapladığı gökyüzünün ufak bir yansımasını gösteren küçük su birikintisini bırakıp, içeri girdi Adras ve Matthew.

30 yıldır deniz ürünleri ağırlıklı yemekleriyle ünlenmiş bu eski ama şık görünen restoran belki de ilk defa böyle siyasi ve ekonomik anlamlar içeren bir toplantıya şahit olacaktı. Yada bu Matthew'in Adras'ı memnun edebilmek amacıyla uydurduğu bir bilgi de olabilirdi pek tabii. Karides yada kral yengeç yerken, siyaset yada büyük bir ekonomik iş birliğinden bahsetmek çokta abes değildi doğrusu. Her halukarda deniz kenarında yetişen Adras için, gayet güzel bir mekandı. Çok sevdiği levrekten çatalına aldığı parçayı ağzına götürürken, ülkelerin kayıplar vermesini sağlayacak silahların sevkiyatı hakkında keyifle konuşacaktı yaşlı adam. Asıl amaç birkaç yıl sonra Türkler tarafından planlanan Kıbrıs hareketı için, Rum kesiminin ihtiyacı olacak silahı yine Anadolu üzerinden onlara ulaştırmak olacaktı. Et, yumurta, süt üreten d'Ibelin ciftliği mükkemmel bir paravan olacaktı bu sevkiyat için. En azından Matthew öyle düşünmüştü. Et kokan silahlardan oldukça memnun kalacaktı Rum'lar lakin yine de sonuç onlar için pek iç açıcı görünmüyordu. Yine Matthew'in düşüncesine göre silahlı çatışmalarda kazanacak Türk milleti, bu başarısını masa başında yani siyasi anlamda sürdüremeyecekti. En azından bu olayın siyasi yankıları çözülene kadar yıllar geçecekti. Bu durumdan kazançlı çıkacak tek taraf, kısa vade de d'Ibelin ailesinin banka hesapları olacaktı.

İçeri girdiğinde Matthew'in bakışlarıyla işaret ettiği masada oturan genci gördü Adras. Elinde destek almak için kullandığı hediye bastonu vardı hala. Yavaş adımlarla Ramin isimli gencin, Adras'a göre oldukça gençti, oturduğu masaya vardığında hemen karşına yerleşti ve elindekini masanın kenarına dayayarak bıraktı. Ramin'in bastonun üzerinde ki işlemelere bir süre göz gezdirdiğini görünce " Bir aile dostunun hediyesiydi. Üzerindeki işlemeler Yunan mimarisinden eşsiz örnekler taşır. " diyerek başladı söze. Bulduğu her fırsatta mensubu olduğu milleti övmekten geri kalmazdı asla. Bastonun tutma yerine işlenmiş kurt kafası ise sahibinin animagus yeteneğine bir göndermeydi. Bu detayı atladı tabi yaşlı adam.

"Matthew sana bahsetmiştir umarım yapacağımız işin detaylarını?" diye sorarak Ramin'in bu iş hakkında ki düşüncelerini ve bilgisini merak etmişti. Bu sırada gelen garsona bir levrek ve çok sevdiği yeşilliklerden oluşan bir salata siparişini vermişti. Alkol içmeye pek niyeti yoktu. Garsonla birlikte, siparişlerin tam ayarında olması için, oradan ayrılan Matthew'in gidişini izledi. Şimdi Ramin ve Adras yalnız kalmışlardı. Yaşlı adam sorduğu sorunun cevabını ve siparişini beklemeye başlamıştı.

Çevrimdışı Darren Shan

  • Büyücü
  • 7. Seviye
  • İleti: 28
  • 176 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Darren Shan
  • Güç Puanı: 20
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Darren Shan
  • Meslek: İksir Üstadı
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: 9
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 18
Ynt: Yeni dostluklar
« Yanıtla #3 : 19 Nisan, 2023 11:13:06 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Ramin Drejlaskov

Tüm bu silah satma işlerine beş sene önce başlamıştı. Önce ufak tefek tabancaları alıyor sonra bunları sokak çetelerine kar payı koyarak satıyordu. Başlarda sadece günü çıkarmak için yaptığı bu işi daha sonrasında tanıştığı bir adam sayesinde biraz daha ilerletmişti. Tek seferde yüklü miktarda alım yapan bir İtalyan mafyasıydı adam. Yaptığı hamle riskli bir hamleydi ancak yine de o zamana kadar biriktirmiş olduğu tüm parayı iç savaştan çıkmış bir ülkenin depolarına yatırdığında mafyanın ondan istediği silahın 3 katına sahip olmuştu. O günden sonra da tüm kazancı beşe katlanmıştı. Kısa sürede mafya yoluyla adını duyurmasına rağmen ülkeler ile temasa geçmiş ve İsrail gibi güçlü bir alıcı edinmişti. Atılan her kurşunun hedefi bulacağına inanarak yaptığında daha fazla zevk aldığını fark etmesiyle bundan sonra hayatının daha da değişik bir hal alacağını öngörebilmişti. Şimdilerde ise işleri oldukça kötü gidiyordu ve birikmiş parasını günü çıkarmak için harcıyordu. Hiç çalışmasa bile ona uzun süre yetecek kadar parası vardı ancak yine de her şey gibi bir gün bu parası da bitecekti ve o zaman yapacak bir şeyi kalmayacaktı.

Kapının üstündeki ufak zil çaldığında düşüncelerinden sıyrıldı. İçeri iki kişi girmişti. Birisi daha önce iletişim kurduğu Matthew isimli genç adamdı ancak diğer adamı, ki kendisi saçı sakalı ağarmış oldukça yaşlı ancak yine de duruşu ile heybetli gözüken biriydi, tanımıyordu. Genç adamın kafası ile oturduğu masayı işaret ettiğini görünce duruşunu düzeltti ve misafirlerini beklemeye koyuldu. Bardağındaki beyaz şaraptaki son yudumu da içtikten sonra bir kadeh daha doldurdu kendisine. Yaşlı adam bastonunun çıkardığı 'tak' sesleri ile masaya yanaşıp oturdu. Tahmin ettiği gibi muhattabı bu adamdı. Masanın yanına dayadığı bastonu oldukça güzel görünüyordu. Baştan aşağı süzdü bastonu ancak en sevdiği kısmı baş kısmındaki işleme olmuştu. Yaşlı adamın otoriter ses tonu ile yaptığı küçük tanıtım konuşmasını suratındaki sıcakkanlı gülüş ile izledi. İş konuşurken, özellikle de önemli bir iş konuşurken, suratından gülümsemeyi eşlik etmezdi. Gülümsemesi onun ruh halini ifade edecek bir biçimde şekil alırdı suratında. Adamın sakin ses tonu bu işi daha önce yaptığının bir göstergesiydi. Demek ki karşısında öylesine silah almak isteyen biri yoktu. Zaten Matthew'un yaptığı açıklamaya bakılacak olursa Akdeniz'e yüklü miktarda silah göndertecek birinin bu işlere yabancı olmasını bekleyemezdi Drejlaskov.

"Az biraz bilgim var Bay..." Matthew'un ismi söylediğine emindi ancak aklında sadece soyadı kalmıştı bu yüzden bozuntuya vermeden sözüne devam etti. "... d'Ibelin. Kıbrıs'a gönderilecek yüklü miktarda silahtan ve işin sorunsuz olması gibi bir çok laf kalabalığı ile karşılaştığımı söylemeliyim." Şimdi ise suratında muzip bir gülümseme vardı. Karşısındaki adamın onun için önemsiz biri olduğunu belli etmek istiyordu. Onun için karşısındaki adamın hiçbir önemi yoktu. Her ne kadar bu durumda Drejlaskov'un ona ihtiyacı olsa da adama asıl onun Drejlaskov'a ihtiyacı olduğunu düşündürmek istiyordu. Eğer işi burada tamamlarsa hem sağlam bir müşteri edinmiş olacaktı hem de cebine uzun zamandan sonra yüklü miktarda para geçmiş olacaktı. Böylece daha sonraki işlerinde müşterilerine daha iyi mallar gösterebilecek ve bu camiada daha prestijli bir hal alacaktı. Her halükarda masadan karlı kalkan Drejlaskov'du. "Ancak yine de aç karnına iş konuşmayı pek sevmem." Suratındaki gülümsemesi şimdi de sinsi bir hal almıştı. Yüzündeki ince yarık gibi duran ağzından köpek dişleri görülebiliyordu. Çocuksu sesi yaramazlık yapacakmış gibi çıkmış, sinir bozucu bir hal almıştı. Amacı karşısındaki kişinin sınırlarını öğrenmekti ve bunun için istediği kadar ileri gidebilirdi. Garson gelip ikisinin yemeklerini masaya koyup sessizce gitti. Kendi siparişini daha önceden vermiş, misafirleri geldiğinde onların verdiği siparişle aynı anda gelmesi için garsonu tembihlemişti. Mekanda söz sahibi olduğunu göstermek istiyordu, gerçek ise bu restorana sadece bir kaç kez gelmiş olduğuydu. Çatalını karidesli salatasına batırıp küçük bir lokma aldı. Ağzının içinde yavaş yavaş çiğneyip yuttuktan sonra şarabından aynı lokması gibi küçük bir yudum aldıktan sonra masanın üstündeki işlemeli mendil ile ağzını sildi. Dudakları daima kırmızı parlak renkteydi ve şimdi şarap ile ıslandığı için sanki içtiği beyaz şarap değil de bir yudum kan gibi duruyordu. "Başlayalım mı?" Tüm dişlerini göstererek sırıtıyordu artık. Adamın beyaz sakallarına bakarken ismini tam olarak hatırlamıştı. Adras d'Ibelin...

Çevrimdışı Balian d'Ibelin

  • Hogwarts Profesörü
  • 11. Seviye
  • İleti: 67
  • 56 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Balian d'Ibelin
  • Güç Puanı: 17
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: tunahan
  • Meslek: Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği
  • Biçim Değiştirme Gücü: 25
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 3
Ynt: Yeni dostluklar
« Yanıtla #4 : 19 Nisan, 2023 16:28:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Adras d'Ibelin

"Az biraz bilgim var Bay d'Ibelin. Kıbrıs'a gönderilecek yüklü miktarda silahtan ve işin sorunsuz olması gibi bir çok laf kalabalığı ile karşılaştığımı söylemeliyim." genç bir iş adamının kendisini yüceltmeye çalışmasının eseriydi bu cümleler. Adras seksen yaşına gelene kadar çoğu iş görüşmesinde karşılaştığı taktiklerden biriydi bu. Yirmili yaşlarının sonunda olan bir adamın tepeye ilerlemek için birilerini ezmesi gerektiğini kendisi de tecrübe etmişti zamanında. Basamak basamak yükselmek için, önünde duran basamaktaki kişiyi yada kişileri ezip geçmekten başka şansın yoktu bu camiada. Hatta Ramin'in konuşmasının sonunu süsleyen muzip gülüşü bile beklendik bir hareketti yaşlı adam için. Ama yaşanmışlıkların da izleri vardı o gülüşte. Adras bunu göz ardı etmeyecekti. O yüzden Ramin'in sinir bozucu davranışlarına katlanmakta zorlanmayacaktı. Ramin, birden en yüksek basamaklara tırmanmak isteyen bir iş adamından başkası değildi. Her ne yaşadıysa hayatında onu bulunduğu konumdan memnun hissettirmeyecek kadar etkiliyor olabilirdi. Ama seksen yaşında ki bir kurtla aşık atabilmesi için biraz daha vakit vardı. Bir Türk atasözünün de dediği gibi; daha kırk fırın ekmek yemesi gerekliydi. Tabi Adras'ın fazla kibirli davranıp, bu işi berbat etme niyeti yoktu. Bugün olabildiğince alttan alacaktı karşısındakini.

Aslında Adras'ı, karşısındaki kişiye anlayışlı olmaya başka bir neden itiyordu. Bir anı vardı aklını kurcalayan. Ramin'in "Ancak yine de aç karnına iş konuşmayı pek sevmem." dediğini duyduktan sonra o anı zihninde bir film misali oynamaya başlamıştı. Yüzünde beliren sinsi ama samimi gülüş, sesinde oluşan sinir bozucu ama bir o kadarda oyuncu tını onu öyle bir yere götürmüştü ki, geçmişin nefesine kurduğu barikat yüzünden göğsünde hissettiği sıkışma pek iyiye işaret değildi. Bu sırada, masaya gelen siparişlerle birlikte beliriveren Matthew'le göz göze geldi. İlacına olan bağımlılığını göstermekten nefret etse de bu iş görüşmesi Adras için oldukça önemliydi. Elini, göğsünde oluşan baskıyı sağ koluna anlatmak amaçlı ceketinin sol cebine bastırdı. Daha sonra masada duran çatalı almak için aşağı indirdi. Durumu anlayan Matthew, belirdiği hızda gerekli iksiri getirmek için yeniden terk etti mekanı. Hafif ama acıtan öksürükleri başlamıştı. Ramin'in sorduğu soruyu duymamıştı bile o an.


Yunanistan, Yıllar Önce

"Kardeşim, bence bu aileye iki kurt fazla. Gel sen vazgeç bu işten." Andas muzip ve sinsi bir ifade ile ikiz kardeşi Adras'ı sinir etmeye çalışıyordu. Kendisi başarıyla animagus olabilmişken, Adras'ın hala büyük bir hırsla bu büyü için uğraşması komik geliyordu ona. Kardeş olmaları bile Adras'ın rekabetçi ruhunu öldürememişti. Andas'ta kardeşinin zıttı bir yapıya sahipti bu konuda. Daha muzipti. Yirmili yaşlarındaki bu iki genç, mezun olduktan sonraki yıllarını farklı yollarda geçirselerde huyları değişmemişti. İkisi de özgürlüğüne düşkün ve zeki gençlerdi ama, Andas daha kaygısız bir yapıya sahipti olaylar karşısında. Onun aksi yönde olaylara daha ciddi taraftan bakan Adras ise kafayı takmıştı animagus olabilme yoluna. İlginç bir şekilde de bunu ilk başaran Andas olmuştu.

O gün babaları tarafından onlara verilen görevleri de aksatmışlardı Adras'ın inadı yüzünden. "Babam bizi elinde asasıyla çiftlik içerisinde kovalamadan önce işlerin başına geçmemiz gerek Adras. Konuşmamız gereken işler olduğunu söylemişti daha bu sabah." dedi yüzünü buruşrurup "Ne sıkıcı." diye de ekledi. Sonra yaşlı çınar ağacının gölgesinde oturdukları yerden kalktı ikizlerden biri. "Seni biraz daha ciddiyete davet ediyorum sevgili kardeşim. " Adras'ta kalktı ve ellerini üzerine yapışan tozu toprağı silkelemek için kullandı. "İş bizi bekler. Hadi gidelim." dedi sonrada. Ciftliklerine doğru yavaş adımlarla ilerlemeye başladılar. Ama Andas'ın neşeli sesiyle söyledikleri yankılandı geniş çimenliklerde. "Ancak yine de aç karnına iş konuşmayı pek sevmem." Çokta uzak mesafede olmayan evlerine ilk vardıklarında yapacakları şey güzelce karınlarını doyurmak olmuştu o gün. Daha sonra babalarından bir ton azar ve nasihat işitmişlerdi tabi.


Şuan

d'Ibelin ailesi iş konusunda oldukça katı kurallara sahipti. Geçmişte olduğu gibi bugün de iş görüşmelerine Adras katılır ve son kararı o verirdi. Şimdi mezarında huzurla uyuyan babaları ikiz kardeşine pek güvenmez, Adras'ın işe verdiği ciddiyeti bilirdi. Ramin, yemeğini yemeye devam ederken, Adras gözünün önünden geçip giden o anıyla boğuştu kısa süre. Bazen oluyordu aklına geldiği ve uzun süre de mesgül ediyordu zihnini böyle anılar. Ama şuan ne yeriydi nede sırasıydı geçmişi deşmenin. İmdadına yetişen ilacını tek dikişte bitirdikten sonra önünde bekleyen levreğine baktı. Yavaşça kavradığı çatalıyla, kılçıktan kurtardığı bir parçayı ağzına atıp çiğnedi. Tadı enfesti. Balık yemeyi çok severdi zaten. "Uzun uzun konuşacak değiliz. İş hakkında gerekli bilgiye sahip olduğuna göre, kabul edip etmediğini bilmek yeterli olacaktır şuan için." konuşurken sesinin otoriter ve emin tonda çıkmasına özen gösterdi. Az önceki kısa da olsa yaşadığı zor anı hafızasından silmek istemişti. İşi aceleye getirmek gibi bir niyeti yoktu ama uzun uzadıya konuşulacak bir şeyde yoktu. Kalan işi Matthew hallederdi.

Çevrimdışı Darren Shan

  • Büyücü
  • 7. Seviye
  • İleti: 28
  • 176 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Darren Shan
  • Güç Puanı: 20
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Darren Shan
  • Meslek: İksir Üstadı
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: 9
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 18
Ynt: Yeni dostluklar
« Yanıtla #5 : 19 Nisan, 2023 20:40:43 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Ramin Drejlaskov

"Konuşulacak bir şey her zaman vardır Bay d'Ibelin." Dişlerini göstererek gülmeye devam ediyordu. Çatalını önündeki sıcak yemeğin küçük bir lokmasına batırıp ağzına götürdü, yavaş yavaş çiğnedikten sonra yuttu. Üstüne beyaz şaraptan aldığı bir yudum ile ağzını temizledi ve masanın üstündeki karides işlemeli mendil ile ağzının ıslaklığını aldı. Tüm bunları oldukça yavaş yaparak karşısındaki adama psikolojik baskı kurmaya çalışıyordu. Para konusunu konuşmamışlardı ve şu an silah bulmak pek mümkün değildi. Soğuk Savaş yüzünden silahların Rusya'dan gelmesinde ufak tefek sıkıntılar çıkabiliyordu. Bu tarz sıkıntıları aşmak için de yine paraya ihtiyaç oluyordu.

Ellerini masanın üstünde birleştirip hafifçe önce eğildi. Gözlerini adamın gözleri ile hayali bir iple bağlamış gibi hissediyordu. Kanında akan kanın sıcaklığı ve adrenalin onu bu iş için heyecanlandırıyordu. "Bay d'Ibelin. İstediğiniz silahların ufak bir listesini sizden tekrar rica ediyorum. Bununla birlikte eğer hafızam bana ihanet etmiyorsa istediğiniz silahları Rusya'dan temin edip oradan Kıbrıs'a iletmem gerekecek. Bu da geminin bazı karasularında sıkıntı yaşamasına sebep olur. Ancak yine de paranın aşamayacağı bir sorun yoktur." Suratında tekrar sinsi bir gülümseme vardı. Konuyu paraya hızla bağlamak onun için önemli bir şeydi. Paranın devamlılığını sağlayarak kendi hayatını bir şekilde idame ettiren diğer insanlar gibi o da önceliğine parayı koymuştu. Karşısındaki adamı tekrardan süzdü. Yunanistan'da bir çiftliğin sahibi, zengin, dışarıdan temiz görünen ama burada oturduğuna göre o kadar da temiz olmayan bir adamdı. Drejlaskov için iştah açıcı bir yemekti bu. İstese tüm parasını alırdı. Tehdit etmekten bir adım olsun geri durmayacaktı.

"Önerdiğiniz parayı adamınız sayesinde öğrenmiş olabilirim ancak bu parayı ilk seferde kabul etmiş olsam da şu an o paranın üç katını istiyorum. Sizin gibi zengin birine bunun pek etki etmeyeceğini düşünüyorum. Ve tek şansınızın ben olduğumu, işin sonunda kâr edeceğinizi de hesaba katarsanız eğer bu teklifimin yerli yerinde olduğunu göreceksiniz." Ellerini kucağına çekip arkasına yaslandı. Hamlesini yapmış karşısındaki yaşlı kurdun cevap vermesini bekliyordu. Satranç oynamayı çok severdi ancak bu daha çok dama gibiydi. Yanlış bir hamlesinde tüm taşlarını kaybedebilirdi. Yine de suratındaki gülümse oldukça içtendi ve rahat olduğunu gösteriyordu.

Çevrimdışı Nora Gray

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 42
  • 211 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Nora Gray
  • Güç Puanı: 25
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Nora
  • Meslek: Seherbaz
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 8
  • Lanet Gücü: 13
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ynt: Yeni dostluklar
« Yanıtla #6 : 20 Nisan, 2023 12:23:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Matthew Silver

Sohbetin başından beri orada bulunarak adamı inceliyordu Matthew. Karşısında gördüğü en rahatsız edici adam vardı sanki. İçindeki mide bulantısını adamın ettiği her hareket daha çok arttırıyordu. Adras'ı böyle bir adamla tanıştırmak onun için üzücü ve vicdan azabı çektirecek bir davranış olsa da yine de ellerindeki en iyi imkan buydu, bu yüzden sesini alçak tutması en iyisi olacaktı bu sohbette.

İki iş adamının sohbetinden sıkılmaya başlamıştı ki bir çakala benzettiği silah tüccarı masanın üstüne eğilip bir şeyler gevelemeye başladı. Öncelikle işin zorlu olduğundan bahsetti sonra ise konuyu paraya getirdi. Önce duyduklarına anlam veremedi ve aklından tekrar cümleleri geçirdi. Tam üç katını istiyordu. Konuşulan paranın azımsanmayacak bir para olduğunu ve ilk görüşmede paranın yeteceğini söyleyen bu adam şimdi ise paranın tam üç katını istiyordu. Adamın cümlesini bitirmesi ile birlikte öksürerek söze girdi. "Bay Drejlaskov, sizinle bir ay önce konuştuğumuzda paranın yeterli olduğunu ve bir sorun çıkmayacağını söylemiştiniz. Şimdi ise bizden bu paranın üç katını istiyorsunuz." Sesinin tonunu bir tık yükselttikten sonra sözlerine devam etti. "Karşınızda Yunanistan'ın ve Fransa'nın en saygın kişilerinden biri oturuyor ve siz kalkıp onu açık açık soymaya çalışıyorsunuz." Koluna dokunan el ile duraksadı. Adras ondan susmasını istiyordu. Bir adım geri çekildiğinde Adras hafif bir kahkaha ile gülüyordu. Patronunun davranışlarına hiçbir zaman anlam verememişti zaten.

Çevrimdışı Balian d'Ibelin

  • Hogwarts Profesörü
  • 11. Seviye
  • İleti: 67
  • 56 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Balian d'Ibelin
  • Güç Puanı: 17
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: tunahan
  • Meslek: Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği
  • Biçim Değiştirme Gücü: 25
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 3
Ynt: Yeni dostluklar
« Yanıtla #7 : 20 Nisan, 2023 13:51:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Adras d'Ibelin

Buluşma tam da Adras'ın istediği gibi devam ediyordu. Ramin isimli bu genç iş adamıyla her halukarda iş yapacağı kesinken, onu tanımaktı bu yemeğin amacı. Kendisinden büyüklerin söylediği bir özdeyiş vardı "Bir insanı yemek yerken yada ayrılırken tanımak gerek." diyen, Adras çok inanırdı bu söyleme. Yemek yemekle meşgul olan beyin rol yapmaya yada sır saklamaya adapte olamıyordu belli ki. Kendisi iştahla yemeye başladığı balığı bırakıp, karakter analizi yapmakla meşgul olmaya başlamıştı bir süre sonra. Bu adamın hareketleri, eğer yaşasaydı, Andas'ınkiyle öyle paralellik gösterirdi ki... Ramin biraz daha zeki ve ahlaksız olabilirdi ama. Silah tüccarlığı yapmak bir yana dursun, yapanlara savaş açtığı bir cemiyet kurup başına geçerdi.

Kardeşinden asla bir iş adamı olmayacağını düşünürdü o yaşıyorken. Bundan elli yıl öncesinin ticaret şartları şuanki karışık ve sertleşmiş piyasadan oldukça farklıydı tabi. Halkı savaş kıtlığı vurmamıştı şimdi olduğu gibi. Karşısında oturan silah tüccarı ait olduğu bu dünyaya, çölde yaşayan bir çakal misali ayak uydurmuştu. Ağzından dökülen sinsi cümlelere, gülünç hareketlerine aldırış etmiyordu. Onun yaşlarında olsaydı, Adras'ta böyle bir karaktere bürünürdü. Şuan oldukça soğuk ve kibirli bir izlenim veriyordu çevresine. Böyle olmasaydı katlanamazdı bu adama gerçi, ayn yardımcısı Matthew gibi. Ramin'e baktıkça gözlerinden dışarı akan iğrenme duygusunu sezmişti Adras. Uzun süredir elini sürmediği çatalını tekrardan kullanmak istediği sırada, silah tüccarının anlaştıkları parayı üç katına çıkartmak istediğine dair söyledikleri doldurmuştu restorantı. Koskoca mekanda sadece üç kişinin bulunması dışarıdan gülünç yada garip duruyor olmalıydı. Tabi kimse içeridekilerin asıl kimliğini bilmediğinden, o geniş zemini saran duvarların şahit olduğu konuşmaları umursamıyordu. İki belki de daha fazla ülkeyi birbirine düşürme planlarının en önemli basamaklarından biri çıkılıyordu. Adras bu uğurda, üç değil beş katına bile razıydı. Ölümden ve karmaşadan beslenen, zevk alan bir yapısı vardı geçmişten gelen. Catalına batırdığı kavunu ağzına atarken, yanda hiç içilmeden duran kadehi fark etti. Bir yudum dahi olsa, boğazından aşağıya doğru inen o mayhoş tada karşı aşırı bir istek duymuştu o an. Rahatsız olmuştu. Eli sabırsızca uzandı şaraba doğru. Matthew'in itiraz yüklü konuşmaları eşliğinde rahatlatacak yudumu boğazından aşağı gönderirken hissettiği keyif inanılmazdı. Çok beklemeden ikinci bir yudumla daha ödüllendirdi kendisini. Üzüm gerçekten tanrıların, İngilizlerin Merlin'i, Hintlilerin Buda'sı tarafından kutsanmış olmalıydı. Zihnini ve bedenini soktuğu bu birkaç dakikalık zevk tünelinden, konuşan müdürün koluna giden eli ile birlikte çıktı. İşe dönme vaktiydi, nerede kalmıştı ? Tabi ki para meselelerinde. Önce hafif bir kahkaha attı. Matthew gerçekten sevmemiş olmalıydı bu adamı. "Muggle yazar sever misiniz ?" bakışları içeride ki her iki adamda da dolaştı meraklı biçimde " Yeğenim, Balian, Shakespeare okur sürekli. Geçenlerde laflarken ona ait birkaç sone okumuştu bana" hatırlamak için gözleri yukarı kaydı, elleri masada duran peceteye gitti bu sırada '' Kılavuzu para olana her kapı açıktır.'' konuştuktan sonra ağzını sildiği peçeteyi yerine bıraktı. Kırışan göz kenarlarından hafifçe gülümsediği anlaşılıyordu. "Beş katını vereceğim, aslında Matthew ilgilenir bu işlerle ben pek karışmıyorum artık. İşinde gerçekten iyi." dedi son olarak tok çıkan sesiyle. Yaşlansa da değişmeyen kalın ve tok bir sesi vardı Adras'ın. Gençken aldığı diksiyon dersleri işe yaramıştı.

Çevrimdışı Darren Shan

  • Büyücü
  • 7. Seviye
  • İleti: 28
  • 176 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Darren Shan
  • Güç Puanı: 20
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Darren Shan
  • Meslek: İksir Üstadı
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: 9
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 18
Ynt: Yeni dostluklar
« Yanıtla #8 : 20 Nisan, 2023 15:23:01 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Ramin Drejlaskov

Yaptığı tekliften sonra Adras'ın evcil hayvanı olarak gördüğü Matthew'ın ona çıkışması hoşuna gitmişti. Adamın tok ses tonunun gittikçe artan sertliği Drejlaskov'un suratında artan bir gülümsemeye sebebiyet vermişti. Son söz hakkı daima büyük kurtta olduğu için Matthew'ın safsatalarının onun için bir önemi yoktu, asıl önemli olan karşısında oturan koca kurdun söyleyeceği sözlerdi. Parmakları ile ritim tutarken bakışlarını Matthew'ı susturduktan sonra gülen Adras'a doğru çevirdi. Tahmin ettiği gibi sağ kolu olarak gördüğü adamın sözleri onun için sadece görev edinilmiş bir çıkışmadan ibaretti. Son söz yine Adras'a ait olacaktı. Gözlerini açıp bakışlarını Adras'a çevirdi. Adamın babacan sesi kulaklarına güzel bir ninni okuyordu sanki. Aklına babasının ona yatmadan önce anlattığı hikayeler geldi.


İNGİLTERE - GEÇMİŞ

"Bir zamanlar küçük bir kız varmış, annesi onu annanesini görmeye yollamış..." Babası bu hikayeyi ona kırkıncı kez filan anlatıyordu ve Ramin artık bu hikayeden sıkılmıştı. "Ama baba kırmızı başlıklı kızın hikayesini duymak istemiyorum artık." Gözlerini devirerek memnuniyetsiz bir ses tonu ile söylemişti cümlesini. [Color==green]"Farklı bir şey anlat artık."[/color] Babasının bu tarz mırın kırınlara laf etmediğini biliyordu. Onu gıdıklayarak güldürdü ve alnından öptü. "O zaman sana biraz korkunç bir hikaye anlatayım. Hem belki bu akşam korkup bizimle yatarsın." Son cümleyi söylerken göz kırpmıştı. Ufak Ramin'in onlarla uyumasını severdi babası. "Eskiden Rusya'da ufak çocukları kaçıran bir cadı varmış..."

İNGİLTERE - GÜNÜMÜZ

"...Baba Yaga." Fısıldayarak tekrar etmişti babasının anlattığı hikayenin kötü karakterini. Karabasan... Gözlerini hızla kırpıp tekrar konuya döndü. Shakespare sevdiği bir yazardı ama o daha çok Rus edebiyatı ile ilgileniyordu. Ancak onu daha çok ilgilendiren kısım Adras'ın sözlerinin devamıydı. Ona tam tamına 5 katını vermeyi kabul etmişti. Bu Drejlaskov için oldukça yüklü bir paraydı ve kendisi için bir özgürlük yaratacaktı. Gözleri paranın arttığını duyunca parladı. Elini Adras'a uzattı, her ne kadar üç kağıtçılık yapmış olsa da işini layığıyla yapmak istiyordu bu yüzden de burada daha fazla oturup zaman öldüremezdi. "Para özgürlüktür." Suratındaki sinsi gülümseme yerini mutlu bir gülümsemeye kaptırmıştı. "Anlaştık diyebiliriz sanırım?"

Çevrimdışı Balian d'Ibelin

  • Hogwarts Profesörü
  • 11. Seviye
  • İleti: 67
  • 56 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Balian d'Ibelin
  • Güç Puanı: 17
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: tunahan
  • Meslek: Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği
  • Biçim Değiştirme Gücü: 25
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 3
Ynt: Yeni dostluklar
« Yanıtla #9 : 20 Nisan, 2023 20:30:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Büyücü: Adras d'Ibelin

Adras çok mantıklı bir insan olarak görmezdi kendisini, gençken mantığın çoğu zaman başarıya engel olduğu durumlar tecrübe emişti. Bu yüzden mantıkla hareket etmek gibi bir huyu yoktu. Mesela tamda şu anlar da mantığı bir silah tüccarıyla iş yapmaması gerektiğini söylerken, o tam tersi yönde, duygusal hareket ediyordu. Hırs ve öfke denilen iki duygunun ağır bastığı; kararlılık, acımasızlık, gurur, üstünlük gibi duyguların da araya karıştığı bir yumak yön vermişti hayatına. Ölene kadar da böyle devam edecekti, bir zararını görmekten çok yararlı işler yaptığını düşünüyordu. Hatta az önce maddi anlamda oldukça büyük bir miktar ödeyeceği bir kontrata imza atılmıştı sözlü olarak. Yazılı kısmı Matthew'in ilgilenmesi gereken bir işti.

Mantıklı olmamak, zekayı kullanmamak anlamına da gelmiyordu. Zeka, içinde oluşturduğu duygu yumağını kontrol etmesine yardım ediyordu. Fazla hırsın yada fazla öfkenin sebep olacağı kayıplar, telafisi olmayan hatalara neden olabilirdi. İşte genç yaştan beri geliştirmek için çaba harcadığı zekası devreye girerek, duygularını hizaya sokmasına yardım ediyordu. Tabi çok genç yaşlardayken öğrenmesi gereken bir bilgi olmuştu bu. Fazla öfkenin onun hayatına getirdiği bir felaket, çok fazla boşluk açmıştı kalbinde ve hayatında. Animagus büyüsünde bile zayıflatmıştı onu bu duygusal boşluk. Kaç senedir bürünmediği, yada bürünmekten kaçındığı, kurt silüeti de zekasının ona bir armağanı olmuştu. Tabi yavaş yavaş kaybetme aşamasına getiren de yine aynı beynin bir ürünüydü. 

Ramin'i incelerken, onunda bu aşamalardan geçtiğini anlamıştı Adras. Öfkeyi de tecrübe etmiş olmalıydı, kaybetmenin verdiği o buruk hissi de. Bu yüzden Ramin'in büründüğü bu garip kişiliğe aldırış etmeden, kendi işinin yürüyüp yürümediğiyle ilgilendi yaşlı büyücü. Bunu biraz da  genç adamında bahsettiği, paranın vereceği özgürlük sağlıyordu. Ramin'e istediğinden daha fazla parayı teklif ederek kazandığı özgürlük, daha fazla getirecekti Adras'a. Bu da daha fazla özgürlüğe işaretti. Bu döngü sonuza kadar devam eden bir kazanımdı.

''Benim yolum oldukça uzun.'' elindeki çatalı ve kaşığı bıraktıktan sonra, Matthew'e garsonu çağırması için bir bakış attı. Konuşurken oldukça keyifli bir ses tonu vardı. ''Arabayla seyahati seviyorum biliyor musun? Cisimlenme gerçekten iyi bir numara ama bu arabalar da harika bir zeka ürünü. Muggle dünyasının silahlardan başka bir alana, otomobil sektörüne, yönelmesi beni şaşırtmıyor değil.'' bu sırada gelen garson boşalmış tabakları ve bardakları toplamaya başlamıştı ''Ama çoğu muggleın bizim çiftlikteki keçilerden bir farkı yok. '' daha fazla konuşmasının gereksiz olduğunu düşünerek lafını burada kesti. Ramin'in ona uzattığı eli, ayağa kalktıktan sonra sıktıktan sonra kendi başına çıkış kapısına yöneldi. Onun düşüncesine göre hem iyi bir müttefik hemde iyi bir rakip kazanmıştı bu yemekte. Basamakları çıkarken ayağının altında hissettiği diğer bedenlerden ayrı bir haz alıyordu. 

SON