Karakterin Adı ve Soyadı: Amaya Glory
Karakterin Yaşı: 23
Temel Kişilik Özellikleri: Her şeyden önce hırslı olan birisi. Amaca hizmet eden her yol mübahtır anlayışına sahiptir. Eğer bir yarışma içindeyse -bu arkadaşlar arasında yapılan büyücü satrancı bile olabilir- kesinlikle bambaşka birine dönüşür ancak bu anlar haricinde genellikle iyi birisidir. Kendisinden gerçek bir gülümseme koparmak ne kadar zor olsa da insanlara yardımcı olmaya ve yüzlerindeki gülüşün sebebi olmaya bayılır. İksirler konusunda annesinden gelen bir yeteneğe ve takıntıya sahiptir. Eğer bir iksir üzerinde çalışıyorsa rahatsız edilmekten cidden hoşlanmaz. Rahatsız eden birisi bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalır. Genellikle çevresi tarafından insanlara boyun eğmeyen, hırçın ancak yeri geldiğinde de olgun davranan birisi olarak tanımlanır.
Kısaca özgeçmişi:
Deli gibi yağmurun yağdığı bir Haziran akşamı dolmuştur. Hatta annesinin anlattığına göre bol yağışlı olan İngiltere o yıl büyük bir kuraklık yaşamıştı ve insanların mahsullerinden hiç umudu kalmamıştı. Annesinin birden suyu gelip de sancısı yüzünden çığlıkları evi inletmeye başlayınca gök gürültüsü de ona karışmış, ardından bardaktan boşanırcasına yağmur başlamıştı. Amaya'nın dünyaya geldiğinde olan ağlamalarına yağmurun sesi ve gök gürlemeleri eşlik etmişti. Bir hafta süre boyunca hiç kesilmeden yağan yağmur çiftçilerin umudu olmuştu. Annesi ona gece yağmuru anlamına gelen Amaya ismini koymuştu. Amaya tek kardeşti ve babasını hiç tanımamıştı. Annesi ona babasına çok benzediğini,sürekli kendisine onu hatırlattığını söylerdi. Amaya da böyle olduğunu düşünüyordu çünkü annesi bir esmer güzeli sayılırdı. Atalarını Mezopotomya'ya dayandırır ve bu yüzden bu kadar esmer olduğunu söylerdi. Annesine göre ondan bu kadar sarışın ve beyaz birisinin çıkması bir mucize ve babasının mükemmel genetiğiydi. Babasının nasıl öldüğüyle alakalı pek bir şey bilmezdi, hatta babasına benzediği hariç pek bir şey anlatmazdı annesi. Sadece babası muggle'dı ve annesi hamileyken sadece muggle'ları etkileyen bir hastalık yüzünden ölmüştü. O günden sonra da annesinin tek dayanağı işi ve Amaya olmuştu.
11 yaşına kadar Amaya annesinin yanında iksirlerin ve büyülerin arasında büyümüştü. Annesinin muggle ve büyücülere iksir sattığı dükkanında oradan oraya koşturur, bir gün annesi gibi bir cadı olmak için hayaller kurardı. Belki o gösterişli Hogwarts'ta okur, ardından çok bilinen bir iksir ustası olurdu ancak annesi böyle olacağını düşünmüyordu. Onun normal bir muggle olduğundan emindi. Babasına bu kadar benzeyen bir kız büyük ihtimalle ondan muggle özelliklerini de almıştı. Amaya bu düşünceye hiçbir zaman inanmadı, o her zaman bir gün Hogwarts'a kabul edileceğinin hayaliyle yaşadı. 11 yaşında dilekleri kabul olmuştu, Hogwarts'a gidesiye kadar içi içine sığmamıştı. Sonunda Hogwarts'a geldiğinde hayallerinden bile daha güzel olduğunu fark etmişti.
Hogwarts'taki yıllarının nasıl geçtiğini anlayamadı. Tıpkı istediği gibi iksir konusunda çok başarılıydı. İksir profesörleri hep ondan övgüyle bahsediyordu, genellikle zaten en yüksek notları o alıyordu. Fazla arkadaşı olduğu söylenemezdi. Evet; birçok insanı tanıyor, arkadaşlıklar kuruyordu ancak sadece iki kişi onun dostuydu. O ikisi hariç diğer insanlara dostu diyemezdi. Hogwarts'tan mezun olduktan sonra o iki kişiyle asla bağlarını koparmamaya çalıştı. Mezun olduktan sonra ilk 5 yıl kendini bitkiler üzerine araştırmalar yapmaya ve annesine yardım etmeye adadı ancak bir gün annesi böyle olmayacağını, kendisine bir meslek bulması gerektiğini söylediğinde birden boşluğa düşmüştü. Evet, annesi haklıydı. Böyle annesine yardım ederek hayallerini gerçekleştiremeyecekti büyük ihtimalle. Ne yapacağını birkaç hafta düşündü ve ardından bir fikir geldi aklına. Tüm hayatı boyunca Hogwarts'ta olmayı dilemişti ve tılsımlarla iksirde oldukça iyiydi. Belki de Hogwarts'ta bir şifacı olabilirdi. Bu fikirden sonra hızla yapması gereken başvuruları yaptı ve Hogwarts'tan heyecanla kabulünü bekledi. Neyse ki Hogwarts onu geri çevirmemiş ve kabul etmişti.
İstediğiniz Meslek: Hogwarts'ta şifacı artı olarak gizliden öğrencilere ve profesörlere iksir satar
Büyü Yatkınlıkları
Lanet Gücü:6
Biçim Değiştirme Gücü:3
Tılsım Gücü:7
İksir Gücü:14
[spoiler]Mavi pervazlı ve sonuna kadar açık olan pencerelerden gelen insan seslerinin artmasıyla derin bir nefes aldı. Yatağına uzanmış bir şekilde büyücülük dünyasının tarihi ile alakalı bilmediği birkaç bilgiyi öğrenmek için bir kitap okuyordu. Sesler yüzünden bütün odağı gitmişti bu yüzden kaldığı yeri unutmamak için kitabın arasına bir kağıt parçası sıkıştırmayı ihmal etmeden kitabı kapattı. Ayaklarını öne ve arkaya ritimli olarak sallarken karnından gelen sesleri duyması pek uzun sürmemişti. Mavi ve krem renginde olan yatağında yavaşça doğrulup etrafına baktı. Angel'ı göremeyince endişelenmişti. Yavaşça kaşlarını çatıp ayağa kalkarken başını da hareket ettiriyordu. Birden duyduğu miyav sesiyle yüzüne minnak bir tebessüm yerleştirdi. Sesin geldiği yere doğru eğildi. Yatağın hemen altına saklanmış olan Angel'ı görmesi pek uzun sürmemişti. Minnak patileriyle fare şeklinde olan oyuncağını oynuyordu. Betty ona gülümsediğinde Angel da ona karşı bir miyav sesi çıkarmıştı.
"Acıktın mı bakalım?" Angel birkaç küçük miyavlamanın ardından hızla oyuncağını bırakıp Betty'e doğru hızla yürümeye başlamıştı. Betty eğildiği yerde doğrulduğunda Angel da onun ayaklarına sürtünüyordu. Betty kıkırdayarak onu eğilip kucağına aldı.
"Birisi benim gibi acıkmış, mutfakta neler varmış bir bakalım." Angel'ı kucağında yumuşak bir şekilde tutmaya devam ederek odasından çıktı. Yavaş adımlarla birlikte mutfağa girdikten sonra ilk olarak Angel'ın mama paketinin hep olduğu yere gitti. Betty'nin kokusundan pek hazmettiği ama Angel'ın en çok sevdiği mamayı, bir eline aldı. Yavaşça Angel'ı yere bıraktıktan sonra mama kabına doğru yürüdü ve normal ölçüde mama koydu. Angel hızla yemeye başlarken su kabının içindeki suyun bitmiş olduğunu fark eden Betty yavaşça kabı aldı ve ilk olarak mama paketini yerine koydu ve kaba musluktan biraz su doldurdu. Kabı tekrardan mama kabının yerine koyduktan sonra derin bir nefes alıp tezgahın üstünde duran tencereye doğru ilerledi. Tencerenin kapağının açtığında domates çorbasıyla gülümsedi.
"İdare edeceğiz artık..." Kendi kendine mırıldandıktan sonra yavaşça bir çorba kasesi eline aldı ve tencerenin içindeki çukur kaşıkla kaseye doldurdu. Yanına bir dilim ekmek aldıktan sonra sandalyeyi çekip oturdu. Bir süre boyunca ekmeği ve çorbayı bitirmeyi denerken yemeğini bitirdikten sonra mırıldanarak yalanan Angel'a bakıp gülümsedi, tam o sırada kolunu hareket ettirmişti ve üstünde birden oluşan ıslaklıkla birkaç küfür mırıldandı, başını çevirdiğinde tam da tahmin ettiği gibi çorbanın kalanını üstüne boca ettiğini gördü.
"Merlin aşkına, neden ben?" Beyaz renklerde olan tişörtü ve şortu artık beyaz değil kırmızı ve ayrıca domates gibi kokuyordu. Yüzünü buruşturup saçlarına bulaşmadığını görmenin haklı sevinciyle ayağa kalktı. Yere ve masaya dökülen çorbayı sonra temizleyebilirdi, kirli kıyafetlerle durmak onun çıldırtırdı aksi takdirde. Ne olduğunu anlamak için yanına gelen Angel'a ufak bir şekilde gülümsedikten sonra hızla kendi odasına doğru yürüdü. Üstünde morun güzel tonuyla Betty yazan odasının kapısını açtıktan sonra hızla gardırobuna yöneldi. Eline ilk gelen pijamaları giydikten sonra saçını elindeki lastik tokayla topladı.
Aynaya bakıp bedeninde hiçbir bulaşık olmadığına kanaat getirince derin bir nefes aldı. Aklına hala mutfakta olan yemek bulaşıkları gelince yüzünü buruşturdu. Sakar olması onu oldukça yoruyordu. Yavaş adımlarla ilerleyip mutfağa girdiğinde Angel'ı görememişti. Büyük ihtimal oturma odasında bir yerde uyuyordu. Tezgahın üstünde duran sarı bezi alıp hızla ilk yeri sildi. Bir kere daha sudan geçirdikten sonra masanın üstünü iyice temizledi. Sarı renteki beyazı katlayıp eski yerine koyduktan sonra etrafına biraz bakındı. Gözü pembe ve mor renkteki bitkilere takılmıştı. Yavaşça onları doğru ilerledi. Toprağının ıslak olduğunu görünce gülümsedi.
"Demek ki babam sulamış." Kendisi biraz unutkan olduğu için birkaç çiçeği kurutmuş olabilirdi ama çok eskide kalmıştı tabii ki de bu olay(!) Derin bir nefes aldıktan sonra kendisine bir kahve yaptı. Oturma odasına geçip gramafondan sakin bir müzik açtıktan sonra yavaşça pencereye doğru ilerledi. Pencereden dışarıdaki insanların telaşlı bir şekilde etrafa koşturmasını, çocukların bağırışlarını dinlemeye ve izlemeye başladı.[/spoiler]