17 Nisan, 2026 08:30:14 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: [Büyüceşura Soruşturması] Samuel/Eadwig Boleyn Sorgusu  (Okunma sayısı 134 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Nicholas Ezra Urswick

  • Bakanlık Çalışanı
  • 6. Seviye
  • İleti: 21
  • 2280 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Nicholas Ezra Urswick
  • Güç Puanı: 15
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Es
  • Meslek: Baş Seherbaz
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
[Büyüceşura Soruşturması] Samuel/Eadwig Boleyn Sorgusu
« : 05 Nisan, 2023 02:29:06 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Boleyn Adası Çıkartması ve Çocukları Pistten Alalım konularından sonra oluşmuş bir görevdir.

***
Sihirsel Yaptırım Dairesi çalışanlarının ve Seherbazların katılımına açıktır.

Özel olarak sorgu ile görevlendirilen Seherbaz Bartemius Rosier'in konuya yazması zorunludur.

Samuel Boleyn ve Eadwig Boleyn okuldan izin alınarak Bakanlık'a getirilmiştir. Sorgu sonrası evlerine kadar bir bakanlık çalışanı eşlik edecektir. Bu konuya yazmaları zorunludur.

Yanlarında gözetmen olarak bulunan Profesör d'Ibelin ile ilgilenecek bir Bakanlık çalışanı atanmıştır. Dilerlerse konuya yazabilirler.


Bulgularınızı soruşturma konusuna özetlemeniz önemle rica olunur. LİNK


***

Samuel Raymond Boleyn ve Eadwig Alger Boleyn'in ailenin çalışmalarına yakından şahit olmasının dosya için önemli bir kaynak olmasının yanı sıra adada bulunan tehlikeli ortamın çocuklar üzerine etkisinin de araştırılması ve süregelen bir istismar yaşanıp yaşanmadığı tespit edilmelidir. Ayrıca kayıp olan Eadwig'in babası ve eski Baş seherbaz Apollo Boleyn hakkında bilgi edinilmesi hususi meselelerdendir. Aynı şekilde Samuel'in de babası ve annesi 3 gündür bulunamamıştır.
Bilgilerinize sunulur.



« Son Düzenleme: 09 Nisan, 2023 22:43:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Nicholas Ezra Urswick »

Çevrimdışı Samuel Raymond Boleyn

  • Gryffindor Bina Başkanı
  • 12. Seviye
  • İleti: 77
  • 399 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Samuel Raymond Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Es
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Gryffindor
  • Biçim Değiştirme Gücü: 20
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Telepati, 3. Seviye
Ynt: [Büyüceşura Soruşturması] Samuel/Eadwig Boleyn Sorgusu
« Yanıtla #1 : 09 Nisan, 2023 22:34:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Okul koridorlarından Bakanlık'a uzanan yol boyunca bir bez bebek gibi hissetmiştim kendimi. Birilerinin yanında sürüklenen, içi boş. Yani duygu patlamalarım tamamlanmış ve yerini derin bir uçurumun tepesinde aşağıda kopan fırtınayı izleyen birine dönüşmüştüm. Fırtınadan kopan esintiler arada içimi ürpertiyordu ancak ayaktaydım.

Victorine'in cenazesinin planlandığını duyduğum andan sonra bu anlatılanların gerçek olmadığı konusunda var olan inancım tamamen sönmüştü, çok cılız bir şekilde hâlâ durumun farklı olabileceğini umuyor ama bunun bir reddetme mekanizması olduğunu biliyordum. Eadwig benden daha kötü durumdaydı. Onu kendine getirdiğimi düşünürken aslında çok sarstığımı sonradan fark etmiştim, belki de onun için bu durumu kabullenmek en sağlıklı seçenek olmamıştı. Zaten iyi değildi günlerdir, bir de üzerine üzülsün diye kafasının içine girmeye çalışır gibi sarsıp durdum. Onun için bütün bu olanları kabullenmek zor olmalı, anlamalıydım. Bundan sonra daha çok yanında olmam gerekiyor kuzenimin. İkimiz de tek kardeşiz, kuzenden öteyiz. Babamın da isteği buydu zaten, ona destek olmam. Üstelik benden özür de dilemişti müdürün odasında. Aramızdaki bütün soğukluğun ve gereksiz meselelerin kapanması için yeterli bir adımdı bu. Şöyle bir durumda başka hiçbir sebep geçerli değildi aramıza girmeye.

Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi içerisinde ilerlerken ne Profesör d'Ibelin'in dediklerini ne de Bayan Guendolen'ın yaptığı açıklamaları dinleyebildim. Gözüm, aşina olduğum sorgu odalarındaydı. Sadece yazın yaptığım stajda değil, aynı zamanda geçen sene Cornelia'nın alnımdan terler akıttığı sorgulanmam sırasında da tatmıştım bu deneyimi. Dört gözle aradığım söylenemezdi. Bizi aynı bir posta mektubu gibi elden ele devrederek sorgulanacağımız odaya kadar ulaştırdılar sonunda. İçeri girerken Eadwig'in omzunu kavramış ve sıkıca sarmıştım destek olmak için. "İyi olacağız." dedim sadece.

Tek yapmam gereken şey babamın mektubunu gizlemekti, ki bu sırada mektubu Büyük Salon'da kahvaltı yaptığım masa kenarında bıraktığımı hatırladım. Lanet olsun. Kafam nerede? Yok. Kendime gelmem lazım artık. Umarım Diana görüp almıştır. Babam ne demişti tekrar düşünüyorum, teslim olacağını söylemişti. Ama şu anda ortada olmadığını söylediler. Bahsettiği işlerini tamamlayamadı mı yoksa başına bir şey mi geldi? Her ne olursa olsun, ben bir saat öncesine kadar hiçbir şey bilmiyordum ve bu şekilde devam edeceğim hayatıma. Karşıma kim gelirse gelsin, suçlu hiçbir yanımız yoktu ve şu anda sorgulanıyor olmamızın sebebini dahi açıklamamışlardı. Karşıma ilk geçecek kişiye bunların hesabını sormakla başlayacaktım. İkimizin de odada yalnız olduğu son birkaç dakika içerisinde kuzenime döndüm anlık bir sinirle. "Yas tutmamıza bile izin vermeden bu lanet olası odaya soktular bizi yine, sanki bir kaçakmışız gibi! Ne vardı birkaç gün bekleseler ha? N'oluyoruz sanki? Bu çaresiz halimizden faydalanmalarına izin vermeyeceğim ama Eady merak etme." dedim kararlı bir şekilde.
« Son Düzenleme: 09 Nisan, 2023 22:45:08 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Samuel Raymond Boleyn »

Çevrimdışı Eadwig Alger Boleyn

  • Slytherin Bina Başkanı
  • 13. Seviye
  • İleti: 93
  • 326 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Eadwig Alger Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 24
  • Lanet Gücü: 20
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 20
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye
Ynt: [Büyüceşura Soruşturması] Samuel/Eadwig Boleyn Sorgusu
« Yanıtla #2 : 10 Nisan, 2023 02:28:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Müdürün odasında, müdürün yanında sigara içmek de bir başarı sanırım. Orada, d’Ibelin ve bakanlıktan gelen kadınla birlikte anahtar yolculuğu yaparken, bakanlığa yürürken burnumu çeke çeke, içime içime ağladım. Hala şaka olmasını istiyordum ama Samuel’in düşünceleri ve babasının mektubu yüzüme gerçeği vulmuştu. Bakanlıktan gelen kadın annemi görebileceğimi söylemişti. Şuan tek istediğim buydu. Annemi görmek istiyordum. Bu baskın olayını öğrenmek istiyordum. Cadı avcıları basmıştır diye düşünmüştüm ama amcam mektubunda seherbazlara teslim olmaktan bahsetmişti. Yani… Bakanlık baskın düzenlemişti evimize. Babam seherbazdı. Direkt baskında yer alması gerekli değil miydi? Kendisine ulaşılamıyormuş ya, öğrenip kaçmış olmalıydı. Annemi yalnız başına bırakmak tam onluk bir hareket! Sorgu olayının nedeni belliydi. Bizden bir şeyler öğrenmeye çalışacaklardı. Samuel’in bildiği, mektupla sınırlı olmalıydı. Ben ise her şeyi aşırı sonra öğrenmiştim. Ailenin bize bunları söylememesine sinirlenmiştim sinirlenmesine ancak bildikleri bir şeylerin olduğu da anlaşılıyordu. Baksana şuan direkt sorguya çekiliyorduk ve eğer bir şeyler biliyor olsak, ağzımızdan laf almak aşırı kolay olacaktı. Bana sorarsanız, amcam Samuel’e o mektubu atarak aptallık etmiş, kuzenimi zor duruma sokmuştu. Ne kadar aptallar! Peki ama babam? Yani kanun dışı bir şeyler olduysa babam da bunun farkında olmalıydı. Baş seherbazken sakladıysa… Bu yüzden mi baş seherbazlıktan aldılar onu? Bakanlık koridorlarında kesik kesik nefes alarak ağlarken çevreme bakındığımda kendisini görmeyi umdum. Dedikleri gibi kayıp ise, burada olmayacaktı. Zaten ne zaman doğru zamanda karşıma çıkmıştı ki? Bakanlık çalışanların bakışları ise yargılayıcıydı. Böyle olması çok daha iyiydi. Müdür ve bize bu haberi veren kadın çalışan gibi acıyarak bakmalarını istemiyordum. Beni bu duruma düşürmemeliydiniz anne.

Sorgu odasına girerken Samuel elini omzuma koyup kendisine çekti. Söylediğine karşı bir şey söyleyemedim. Sadece yüzüne baktım ve onayladım kafamla. İçeri geçip yan yana oturduk. Avcumla yanağımdaki yaşları sildikten sonra tekrar bir sigara yakmak için harekete geçtim. Ellerim titriyordu stresten. Kuzenim ben biraz başarısız bir şekilde sarma sigaranın ucunu yakmaya çalışırken sinirle konuşmaya başladı. Yas tutmamıza bile izin vermediklerini söyledi. Samuel’in bu odaya daha önce de gelmiş olmasının sebebi bendim. Şimdi de ailelerimiz yüzünden buradaydık. Kaçacağımızı düşündükleri için getirdiklerini düşünüyorum ancak Hogwarts’tan nasıl kaçacağız ki? Bu yeni seçilmiş Sihir Bakanı konuşmalarında eşitlikten bahsedip duruyor ancak amacı eşitlik değil işte. Amacı safkan aileleri bastırmak. Hepmizi sindirmek. Peki ama bunu yaparken annemi katletmek? Samuel bizden yararlanamayacaklarını söylediğinde ağzımdaki sigarayı yakmayı 3. kez başaramamıştım. Ağzım dolu olduğu için “Kafam çok karışık.” dedim kuzenime. Sonunda tutuşunca içime çektim dumanı. Sigarayı tuttuğum elin bilek içini kaşımın üstüne bastırıp kafamı aşağı eğdim dudaklarımın okunmasını engellemek için. Sessizce konuşarak verdim dumanı. “Kanunsuzluk ailemize yapışıp kalmamalı. Eğer… Denilenler doğru ise artık başta biz varız. Ve doğru olanı yapmalıyız." Deminden beri ağlasam bile sesime bu hüzünü yansıtmamak için çok çabalamıştım.

“Senin için önemli değildir. Soyadımızdan tiksiniyorsun. Benden de haz etmediğini biliyorum." dedim. Kuzenime uyuz olduğumu sürekli kendime söylesem de onun benim için çok değerli olduğunu farketmiştim. Zaten tüm sinirim de ona olan sevgimdendi belli ki. Aileden uzaklaşmasını istemiyordum çünkü bir safkan olarak, bizim gibi yüksek bir ailenin mensubu olarak yaşamasının onun için en iyi olduğunu düşünüyordum. "Ama birlikte geçirdiğimiz çocukluğumuzun hatrına bana son kez yardım et Samu. Sonra sana söz veriyorum. Ne karşında dururum, ne yoluna çıkarım. Sadece bil ki... Sorunun... Olursa... Kapım... Hep... Açık...” Sonlara gelirken iyiden iyiye dişlerimi sıkarak ağlamıştım çaresizliğime. Ne yazık ki sesim de kırılmıştı git gide. Samuel’e karşı bunca sene verdiğim savaşta yenilmiş bir halde kafamı kaldırıp kuzenime baktım. Sigara tutan elimin ağzımın önünde durmasına dikkat ederek “Ne yapmalıyım?” diye sordum. “Kendi içimizde kirlerimizden arınabilir miyiz? Yoksa bakanlığa güvenebilir miyiz? Onlar… Annem onlar yüzünden ölmüş olmalı ama… Doğru olan bakanlık ise? Samu ben bilemiyorum… Lütfen…”[/justify]


Çevrimdışı Samuel Raymond Boleyn

  • Gryffindor Bina Başkanı
  • 12. Seviye
  • İleti: 77
  • 399 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Samuel Raymond Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Es
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Gryffindor
  • Biçim Değiştirme Gücü: 20
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Telepati, 3. Seviye
Ynt: [Büyüceşura Soruşturması] Samuel/Eadwig Boleyn Sorgusu
« Yanıtla #3 : 12 Nisan, 2023 23:24:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Odaya kimse gelmeden önce, uzun sürmese de Eadwig'le sohbet etme fırsatı yakalamıştık. Kafasının karışık olduğunu söylediğinde sesli bir nefes vererek güldüm. "Al benden de o kadar." dedim. Ayağımı sallayıp duruyor, dört duvar arasında sanki bana yardımcı olabilecek bir detay bulacakmışım gibi etrafı izliyordum. Eadwig kısık bir tonla konuşmaya başladığında ona dönmeden dediklerine kulak kesilmiştim. Yapılanların düzeltilmesi gerektiğini mi söylemişti o? Vay be kardeşim diye bağırarak sarılmak istedim, yapmadım. Ailesinin nasıl yaratıklar olduğunu gördüğü için gurur duymuştum ancak bu sevinç gösterisini somut hale getirecek içsel kaynağım yoktu. Şunları düşünüyordum; Eadwig'in yerinde herhangi başka bir şımarık velet olsaydı annesiyle babasına yapılanın bir haksızlık olduğunu savunarak histeri krizlerine girerdi. O ise doğru olanın ne olduğu kaygısındaydı. "Biz..." dedim söylediğini tekrar ederek. Bundan sonra başta biz varız. Fark etmeden tekrarladığım ve duyma ihtiyacı hissettiğim o cümle. Kendime ait göremediğim bir sorumluluk. Dahil edildiğim bir cümleye karşı yükselen beklenmedik heyecan. Son olarak ise gözlerimin dolmasıyla hissettiğim acizlik. Kafamı iyice ters tarafa çevirerek parmaklarımı da masaya vurmaya başladım ritimle. "Şu an bilgi hanemiz kumsaldaki bir kum tanesinden hallice Eady, doğruyla yanlışı da tartışırız bir gün mutlaka.” dedim. Dedim demesine ancak kafama da girmişti bir kere bu çelişki. Bir tarafta soyadım, varlığımı saymayan bir aile, beni bana karşı dolduran bir insan sürüsü vardı. Kendimi kanıtlamış, her şeyi onlarsız başarmaya başlamış ve özgürlüğümü neredeyse kazanmak üzereydim. Sadece birkaç ay sonra, daha fazla değil, mesleğimi elime almış ve onların hanedanlığından tamamen çıkmış olacaktım. Şimdi de böyle tutmuşlardı beni. Onların sırlarına ortak olma noktasına sokmuşlardı, ölüleri bile bir dertti bana.

Kuzenim sözlerime karşılık düşüncelerimi dile getirircesine soyadımızdan tiksindiğimi söylediğinde kafamı kendi kendime onaylarcasına sallamıştım. Fakat bu, meselenin önemli olmadığı anlamına gelmiyordu. Ondan haz etmediğimi dile getirdiğinde tek kaşımı kaldırarak kuzenime dönmüş, ettiği lafı ayıplarcasına ağzımı açmıştım ki çok daha cılız bir şekilde devam etti konuşmaya. Gözleri ve burnunun ucu durmadan ağladığından dolayı kırmızılıklar içindeydi, sözleri benim de gözlerimi iyice doldurmuştu şimdi. Yardım dileniyordu benden, anılarımızın hatrına. Sanki yeni anı biriktiremezmişiz gibi bir de son kez diye ekliyordu. Aptal çocuk. Nasıl bırakabilirim seni bu halde? Üstelik benim de sana ihtiyacım varken?  "Saf saf konuşma, zaten kimsemiz kalmamış..." Sinirle konuşacağımı düşünürken cümlenin ortasında titreyen sesimle yutkunup ortada bırakmıştım. Ne yapacağım diye sayıklıyordu kuzenim aynı sırada. "Beni dinle." dedim kararlılıkla. Gözlerimi cübbemin koluna sildim sertçe ve burnumu çektim, ona doğru eğildim. "Yanlış olduğunu düşündüğün bir şey varsa, anlat. Zaten olan olmuş. Ama kendi geleceğini zora sokacağını farkında ol. Benim umurumda değil. İstersen mirası paylaşırız, istersen beraber sürünürüz, istersen korursun adınızı ve sefasını çekme şansı yakalarsın. Fark etmez, ben yanındayım senin. Tamam? Sakin ol, sana güveniyorum ben ortak. Sen de bana güven." dedim. Çok kararlıydım. Eadwig'in annesiyle babası kadar kötü olamayacağına emindim, ona bu sözü vermek bu yüzden çok kolaydı.

"Ben sana ne yapacağımı söyleyeyim. Ben bir şey bilmiyorum. Babam hiçbir şey anlatmadı zaten. Sadece amcamlarla ortak bir iş yaptıklarını ve şu anda ortada olmadığını biliyorum. Bana aptalca bir mektupla haber vermeye çalışmış, hiçbir yardımını görmediğim bir mektup o da. Bir şey bildiğim yok yani, senden farklı değilim." Artık daha kararlı ve kendimden emindim. Bunları dile getirebilmek düşüncelerimi yavaş yavaş daha iyi netleştirmemi sağlıyordu. "Ayrıca benim derdim soyadımızla değil, onu taşıyanlarla. Bu kanunsuzluklar da cabası Eady! Adımızı tekrar temize çıkarmak, saygınlığına ulaştırmak da bizim elimizde, bunu biliyorsun. Belki de bu sorgu doğru bir şeydir. Adımızı bozanlar için ben kendimi derde atacak değilim. Senin de bir boka karışmadığını biliyorum, o yüzden tehlikeye girmene izin vermem. Bundan emin ol, rahat ol. Bir şey yapamayacaklar."

Daha bir ay öncesine kadar burada çalışıyordum, sohbetim olmasa da sima olarak çok iyi hakim olduğum seherbazlar vardı. Beni de tanıyorlardı elbette, üstelik Cornelia ile karşılaşırsam kendimi tutmaz anlatırım diye düşünüyordum. "Sonra da eve gideceğiz birlikte." dedim onu sakinleştirmek için son olarak.

Çevrimdışı Eadwig Alger Boleyn

  • Slytherin Bina Başkanı
  • 13. Seviye
  • İleti: 93
  • 326 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Eadwig Alger Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 24
  • Lanet Gücü: 20
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 20
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye
Ynt: [Büyüceşura Soruşturması] Samuel/Eadwig Boleyn Sorgusu
« Yanıtla #4 : 17 Nisan, 2023 03:48:14 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Samuel de ağlamaklı olmuştu. Nasıl olmasın ki? Durduk yere çıkan olaya bak! Şimdi de beni sakinleştirmek adına konuşuyordu. Benim istediğim sakinleşmek değil ki kuzen. Benim istediğim bir çıkış noktası. Kendi geleceğim dediğinde iyice bir iç çektim. Mantıklı düşünmeye çalışıyorum ama annemin artık hayatta olmadığı düşüncesi sürekli mantığımın önüne geçiyor. O olmazsa ben ne yapacağım? Ada önemli değil. Zaten bütün yaz her şeyi ile ben ilgilenmiştim. Annem de babam da bakanlıktaydı. Benim endişelenmem gereken bu kara leke olmalıydı. İleride, geleceğimde gelip yüzüme vurmamaları gerekiyordu olayı. Yine de… Annem gerçeği… O kadar acıtıyordu ki. Samuel ailemizin umrunda olmadığı tekrar ediyordu. Benim bildiğimin dışında tek bir şey söylüyordu ama. Yanımda olduğunu. Bana “ortak” dediğinde gözlerinin içine bakıp acı acı gülümsedim istemeden. Çocukken oynadığımız oyunların da sonları kötü biterdi ama çok eğlenirdik. Mirası paylaşsam da, birlikte sürünsek de, kendime alsam da benim yanımda olacağını söylediğine inanamıyorum. Beni sevmediğine, sıkıcı bulduğuna, Charlotte’a bana inat olsun diye yavşadığına emindim oysa ki. Yani ne anlamalıydım bu söylediğinden? Gerçekten de aile değil de… Sadece benim için mi uğraşacaktı yani bu durumla?

Samuel hiçbir şey bilmediğini söylediğinde tekrar ellerim titreyerek sigaramı dudaklarıma koydum. İçime çektim dumanını kuzenimin zaten bildiğim bir şeyi bana söyleme çabasını dinlerken. Ardından boğuk bir sesle “Biliyorum.” dedim Samuel yerine karşımda duran masaya bakarak. Nereden biliyorsun diye sorsa, düşüncelere ve anılara girebildiğimi söylerim direkt. Ailemden saklayacak bir şeyim yok benim artık. Korktuğumu sakladım, duygularımı sakladım, düşüncelerimi sakladım, güçlerimi sakladım… Ebeveynlerimin benden yaptıklarını sakladığı gibi her şeyi sakladım. Sonuçlarını görebiliyorum artık. Samuel aklımdan geçenleri söylüyordu bir bir. Kafamı sallıyordum her dediğine. Gönlümden geçenleri bastırmam gerekiyordu. Doğru olanı, mantıklı olanı yapmam gerekiyordu.

Gerekiyor muydu gerçekten?

Burnumu çektim. Şimşek hızla bitirmiş olduğum sarma sigaranın sonunu gözlerimi diktiğim masanın sonuna bastırarak söndürdüm. İki elimi de gözlerimi silmek için kullandım. Burada her şeyi bitirebilirdim aslında. Samuel’in iki kelimesine bakardı. Asasından çıkan bir affedilmez lanet ile tüm dertlerimden arınacağım. Ne saçmalıyorum ya! Düşünme artık ölümü. Döndüm Samuel’e, belinde duran asaya indi gözlerim. Tekrardan ölümü düşündüm bir anlığına. Tüm bunları temizlemek aşırı zor olacak. Üstelik sonu kesin de değil. Gözlerimi kaçırıp tekrar önüme döndüm. “Her şey daha da çıkmaza giriyor. Önce Rillian, sonra kalın kafalığım, şimdi de… Off!” Bir of çekip beni bu duygusallıktan uzaklaştıracak şeyleri düşünmeye çabaladım kendimi. Samuel için bu düşüncelerden uzaklaşmalıyım. O yanımda olacağını söylerken, onu bırakıp gidemem. Yoksa gidebilir miyim ki? Ben olmazsam bu dertlerden muaf olmaz mı? Gözlerim aydınlandı birden. Samuel’den bunu isteyemem tabi ki çünkü başına çok büyük bir dert açarım. Psikolojisini de bozarım. Çok basit bir mektup ile, kendi kendime hallederim. Aşırı zor olmamalı. Ailemiz de artık sorun olmayacağı için Samuel de rahatlar. Düşüncesi ve planlaması bile içimi rahatlattı. Tek yapmam gereken Samuel’e rol kesmek.

“Haklısın kuzen. Benim saklayacak bir şeyim yok. Senin de. İkimiz de temiziz. Tüm bu işlerin çözülmesi için Bakanlık’la birlikte çalışalım. Zaten ben de öyle olmasını isterim. Eğer bir borcumuz çıkar ise, öderiz. Ben de senin başına dert açılmasına izin vermeyeceğim ortak. Söz.“[/justify]


Eadwig ve Samuel'in Bakanlık ile anlaştıklarını var sayarak bitiriyorum bu konuyu. Adaya açacağım konu.



-SON-