17 Nisan, 2026 08:31:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Ney Maxima?  (Okunma sayısı 51 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Cindern Luaith O'Vanian

  • Büyücü
  • 1. Seviye
  • İleti: 1
  • 741 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cindern Luaith O'Vanian
  • Güç Puanı: 0
  • Coimhéad fearg fhear na foighde!
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Cindern L. O`Vanian
  • Meslek: Bakanlık Karşıtı
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 15
  • Tılsım Gücü: 15
  • İksir Kabiliyeti: 1
Ney Maxima?
« : 27 Mart, 2023 17:22:18 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Maxima diyeceksiniz be arkadaşım!" diyerek son sözlerini de Çığırtkan'a yazmayı bitirmişti adam. Bu insanların anlayacakları yoktu. Hükumetin ters tarafına her an düşebilecekleri operasyonlar içindeyken diyalog kurduklarında gerçek adlarıyla seslenmemeliydiler. Herkes adını gizlemeliydi, HERKES! Çay servisi edeninden, "Mal" tartanına; sokak dikizleyicisinden, elebaşı kendisine dek hem de.
"Gerekirse bileklerine künye yapıp takılır ağabey?" diye bir ses yükseldi odanın merkezindeki masanın kenarındaki yancısından. Cindern yalamayı yarım bıraktığı Kırmızı zarfı ellerinden masaya düşürecekti neredeyse; "BUDUR İŞTE BE CALLU-.. amaan, Giordano." diye yanıtladığında. Doğru demişti "Kulaksız Callum", bu adamlar yapmaları gerekenleri unutmayana dek künye taktırmak güzel olurdu. Güzel olurdu ama hangi demircide, kime yaptıracaklardı ki böyle gizli bir işi? örgüt içinde yeterince Biçim Değiştirme büyüsü bilen de yoktu üstüne.
"Olmaz, olmaz.. yok birader yapamayız şimdi. Akıllarında tutsunlar işte ne var?!" diye eliyle neredeyse Callum'u tersleyerek Çığırtkan'ı gönderiverdi. Geniş makam masasının sol ön köşesinde hem yerini yer etmiş, hem de kaburgalarında izini tutturmuş yancı Callum umursamazcasına omuz silkip çay fincanından sütü bol bir yudum daha almıştı höpürdeterek. Çok konuşkan bir adam değildi zaten, önerileri patronu tarafından beğenilmediğinde de babasının misafirler yanında payladığı bir genç kız gibi daha da soğurdu konuşmaya.

Hemen bir kat aşağıdaki sandalyede oturup kapıyı bekleyen; örgütte Manus kod adlı, sokaklarda "Dikiştutmaz" takma adlı yaşlı Edward'ın kulaklarını davul gibi döven Çığırtkan'ın sesi binada yankılanırken umutsuzca iç geçirdi Cindern. Böyle de pratik ve yüreği bol bir adamdı, rahatını bozarak aşağı inip bağırmak yerine Çığırtkan göndermek gibi çılgınlıkları olurdu. Yormazdı kendini. Kimine göre klinik olarak deli denilebilirdi ama çok önemsemezdi bunu, çok daha önemli problemleri vardı usunda; çünkü Bakanlık'ın aç gözlü soluğunu ensesinde sezebiliyordu neredeyse her "Mal" kaldırışında. Çok da büyük vurgun ya da yasa dışı iş de yapmıyordu uzaktan bakılsa. Elemanlarının alın terleriyle çaldığı eşyaların parasıyla alıyordu aldıklarını, tek sorun paranın kaynağıydı; onu da eğer durdurup soran olursa sorun yaşanırdı. Bu nedenle elemanların oldukça kafasını karıştırıyordu bu örgüte katılan yeni kurallar. Yetmezdi gerçi böyle küçük şeyler, daha çok güvenlik gerekiyordu. Yıllar önce acınası biçimde ölen babacağızından kalan bu iki katlı yazıhaneyi iyice örgüt evine çevirmek gerekiyordu çünkü büyük işlere atılmaya başlayacaklardı. Bugün bu planı doğrultusunda çağırdığı ve gelmelerini beklediği iki adamı sabırla, ortalığı dağıtmadan beklemesinin nedeni de buydu zaten. Kalktığı koltuğundan masasını aydınlatan penceresine doğru dönmüş, Callum'un çayını höpürdetme sesleriyle birlikte gelene gidene bakıyordu. Sağlam bir büyüyle güvene almaları gerekiyordu burayı. Ne de olsa derin geçitleriyle buranın kökleri antik Londra'ya dayanan bodrumlarını depo olarak kullanacaklardı. Derken bir sarman kedi atladı pencerenin eşiğine ve patisiyle cama dokunmaya başladı. Cindern pencereyi açarken ofisin meşeden yapılma kapısı çalındı ve içeri "Arnavut" Charles, yeni adıyla "Pluma" kafasını uzattı ve "Misafiriniz geldi Patron..." diye haber verdi. Koca göbeği ve uzun boyuyla bilinen adam içeri girdiğinde, kedi Cindern'in masasından atlayıp yanına varmıştı bile. Solgunluktan Kahverengi'den Turuncu'ya kaçan bol yamalı ceketiyle sıska olan, kolları üzerinden yukarı doğru katlanmış kirli Beyaz gömleğiyle yenleri ve sırtı bolca aşınmış Mor renkli ceketli kalınca olan iki kılıksız adam Cindern'in karşısında duruyorlardı.

Cindern iki eli arkasından iki dirseğine tutunmuş biçimde belini destekleyerek asil bir duruşla karşılarına geçip:
"Dinleyin ulan develer!" diye söze başladı. "Öncelikle yeni ofisime hoşgeldiniz eski dostlarım. Biliyorum siz ilk günlerden beri Tahtaparmak Çetesi'nin adamlarısınız ama biliyorsunuz, önemli bir işim düşmemiş olsa çağırmazdım sizi..."
Sokaklarda "Hınzır Nicholas" ve "Çınar Malcolm" adlarıyla bilinen bu ikili Hınzırlar Kolektifi çetesi elebaşının eski Hogwarts günlerinden tanıdıklarıydı. Ayrıca çevrelerde bilinen en büyüsel insanlar onlardı; diğerleri gibi hiç gitmemiş ya da ilk yılından kovulmamışlardı Hogwarts'tan ne de olsa. İkili onaylarcasına bakışlarla neden buraya çağırıldıklarının açıklanacağı konuşmayı beklerken sessizliği bir kez daha Callum'un höpürdetişi bölmüştü. Zaten eski patronunun kulaklarından birini kesmesinin ve onun da Hınzırlar Kolektifi'ne kaçıp katılmasına neden olan alışkanlığı da buydu ya, neyse. Volta atarak sözlerine devam etti elebaşı adam; "Bu gördüğünüz güzel yer artık çetem için bir sığınak, mallarım için de bir depo olacak. Ancak bunun için sağlam bir sihirle donatılmış, kale gibi dayanıklı bir yer yapmak gerekli burayı." diye. İkili bir diğerine baktığında yapmaları gerekecek eylemler kafalarında dönmeye başlamıştı bile. "Madam'a gideceksiniz beyler. Kapı üstüne kapı gerekecek bize: servis pencereleri, rögar kapakları, sürgüler... Hepsi de büyülenecek ama! Gereken malzemeleri sağlarız." dedikten sonra da "Ne de olsa malzemeden bol neyimiz var?" diye ekledi delice bir kahkaha patlatarak. İkilinin kaslı olanı karşılaştıkları durumu tam kavrayamamış olmalıydı ve sordu: "Öyle iş olur mu be?" diye. Nicholas da, Cindern'in delice bir sinirle kendilerine ekşimemesi için hemen söze dalarak: "Sen Madam'dan iyi mi bileceksin? Olursa o olur der.. olmazsa da, yine o bilir?"
Cindern bu sözler üstüne uzun boylu Malcolm'un kulağını çekip yanağına ufak bir tokat attı acıtmadan, "Biz bilecek olsak, üçümüzün burada işi ne aslanım?" diyerek. Sonra da odada dolaşmayı bırakıp koltuğuna geri oturarak sözlerine devam etti: "Nicholas yiğidim de doğruyu söylüyor. Yine de ben kendi ayarlamadığım hiçbir işi sağlam görmem beyler, böyle olduğu için sizler yalnızca teklif notumu göndereceksiniz. E biraz da tatlı dilinizi ve tanınmışlığınızı kullanıp kandırmanız da gerekebilir."

Masasının çekmecelerinden birini açıp çıkardığı nota son kez göz gezdirdikten sonra ne gerektiğini anlayan Callum'un yardımıyla birlikte mum eritip mühürledikten sonra asasıyla da ayrıca "Geminio" diyerek büyüleyip kopyasını çıkarmıştı. Bu taktik genelde yaptığı işlerin peşinden koşması gerekmesin diye bulduğu bir yoldu; eşyanın gerçeğinde yapılan değişimler kopyasına da yansıyıp iletişimleri hızlandırıyordu. Gerçi şömineye kafasını sokarak da bunu yapabilirdi belki ama eski düşmanlarından birinin bu yöntemle öldürüldüğünü düşündükçe içi ürperirdi. Saçının bir tutamı böyle şeyleri düşüne düşüne beyazlamıştı zaten. Yerinden kalkıp notlardan birini kendisini bekleyen ikiliye, diğerini de Callum'a uzatıp:
"Tamam, haydi artık Madam Coco'ya gidin; ne de olsa her şey onda bulunur. Ha bundan sonra da artık kapıdan geçerken bizim yaşlı Dikiştutmaz'a.. amaan işte, Manus babaya parolayı söyleyin de girin..." diyerek misafirlerini yollamıştı. Nicholas bu sefer pencereden kedi olarak değil, insan olarak çıkıp gitmişti. Ofis misafirlerden boşaldığı sırada notu baştan bir kez daha okuyan Callum, kuşkulu bir bakışla Cindern'e "Bu yazdığımız parola, büyü değil miydi?" diye bir soru yöneltmişti cahilce. Okullu değildi işte, nereden bilsindi ki?
"Ne büyüsü ya hu, yok öyle bir şey. Olacak ama. Büyüleştireceğiz. Kapılarımızın parolası olacak. İçinde kod adım da geçecek." diye yanıtladı yancısını, adam çarpık asasını havaya sallayıp mırıldanmaya çalışırken. Cindern adamı korkutmak için çektiği asasını ona doğrultup;
"Okuman yok mu adam? İlk sözcük 'Yuspar' ya işte.. bir sözü söyleyemedin on saatte. Bak bak, büyü yapacağım şimdi sana;
Yuspar Avorus Maxima!?
"
« Son Düzenleme: 10 Nisan, 2023 11:19:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Cindern Luaith O'Vanian »