Dünya Ülkeleri > Diğer Dünya Ülkeleri

FB - Dried rose

<< < (2/2)

Maskeli Kişi:
Npc Büyücü: Adras d'Ibelin


Kahvesini bitirdiği vakit, içeri giren oldukça şık ve kararlı figürü gördü Adras. Kadının bir gazeteci, hemde çaylak, olabileceğine ihtimal vermezdi başka şartlar altında görse. Attığı adımlardan dışarı taşan tecrübe ve kendinden emin vücut dili şaşırtmıştı yaşlı adamı. İçeri girer girmez konuşmaya başlaması da ilginç gelmişti, direkt ismiyle hitap etmişti. Oturduğu koltukta, kahve fincanını masaya yeni bırakmışken yakalanan Adras gözlerini kendisini açıklamaya çalışan kadından ayırmayarak. "Sizi rahatsız ettim evet biliyorum ama bu benim için çok önemli"  ne kadar eğrelti duruyordu bu telaşlı cümle genç bayanın dudaklarında. Ciddi tavırlarını fark ettiği kadının anlattıkları dikkatini çekmişti."Öncelikle sizden gerçekten çok özür diliyorum lütfen beni anlayın aileniz ile ilgili size attığım mektup gerçek değil sadece size ulaşabilmek için bu yolu denedim" bir şeylerin yanlış yada eksik olduğunu, zaten içeri girdiğinde sezmişti. Yüzüne yayılan gülümsemeye engel olamadı. Adras, ellerini masanın üzerinde birbirine kenetleyerek dinlemeye devam etti. "Hakkınızda merak edilen o kadar çok şey var ki bide dedikodular benim de bu işe tutunup yükselmem için bunu yapmaya mecbur kaldım" konuşmasını bitirdikten sonra derin bir nefes alan kadını gözleriyle süzdü. Mektupta yazanlardan haberi yoktu Adras'ın, Matthew söyleme gereği duymamıştı. Belki de işinde yükselmek isteyen, hırslı bir gazetecinin konsey üyelerinden birisine ulaşabilmek için söylediği basit yalanları anlamıştı. "Pekala genç bayan, mektubunuzu okuma fırsatım olmadı..." konuşmasına devam etmeden önce çekmeceden zarfı çıkarttı ve kadının görebileceği şekilde masaya koydu "Zaten Matthew okudu ve değerlendirdi. Bende sadece zarf var. Anlayacağın, mektupta yazanların pek bir önemi yok Bayan..." ismi hatırlamak için zarfa baktı ama gözlükleri olmadığından okuyamamıştı. Boşverdi. "Neler bilmek istiyorsunuz ? Bilmeniz gerekenleri anlatacağım, şuan daha iyi bir işim yok. " yılların etkilediği yaşlı sesiyle cevapladı.

"Öncelikle kişisel sorulardan bahsetmek istiyorum dedikoduları en sona bırakalım dedim. Bize Bay d'Ibelin'in kim olduğunu açıklar mısınız? d'Ibelin ailesinin biraz tarihinden de bahseder misiniz?" gelecek cevabı yazmaya hazır şekilde, elinde kalemiyle bekleyen gazetecinin sorusu Adras'ı güldürdü. Kahkaha atmadı ama hatırı sayılır seste bir homurtu çıkarmıştı.

"Dedikodular....Hiç birisi doğru değil ama sence onlar mı mesleğinde yükselmeni sağlayacak?" bir soruyla başladı konuşmaya "Bu sorduklarını, bu çiftlikte çalışan herhangi birisine sorsan söyleyebilir. Ama benim ağzımdan birkaç cümle duymak için geldiğin ortada. Ben hedefleri ve hırsları oldukça bol olan bir iş adamıydım. Şuan İngiltere'ye huzur ve refahı getirmeyi görev edinmiş bir adamım. Zenginin daha zengin, fakirinse zenginleşmesini isteyen bir siyasetçi diye yazabilirsin." ilk soruyu cevapladığını düşünerek ikinci sorunun yanıtını düşündü. "d'Ibelin ailesinin tarihi gerçekten uzun, Matthew sana bununla alakalı gerekli belgeleri verecektir. Bu yaşlı adamı yormak istemezsin heralde."bu sırada içeri gelip kapının yanında beklemeye başlayan hizmetçisine seslendi "Misafirimize bir şeyler ikram etmeden olmaz." konuşmasını, yeni soruyu duymak üzere bitirdi Adras. Hizmetçi kızın gelip "Ne alırdınız?" diyen ince sesi duyuldu kısa süre sonra.

Nora Gray:
Çok mu konuşmuştu acaba karşısındaki adamı sıkmış mıydı. Sözlerini bitirdikten sonra derin bir nefes almıştı ve adama bakmaya devam etmişti. Onu kovup kovmayacağını merak ediyordu adama açık ve net bir şekilde buraya gelmek için yalan söyledim ailenizde hiç bir sorun yok demişti. Dikkatini toplayıp bu işten nasıl kurtulacağını düşünüyordu bir B planı bulması gerekiyordu. Gerçi dikkatini dağıtan şeyler vardı yani şuanda içinde bulunduğu yer o kadar güzeldi ki. Hayatında bir daha göremeyeceği  yerlerden birisiydi. Bakışlarını etrafta gezdirdikten sonra bu güzel çiftliğin sahibi olan adama geri çevirdi. Adam masasının yanındaki çekmeceden bir zarf çıkarmıştı zarfın onun gönderdiği zarf olduğunu anladı. " Elizabeth" diye fısıldadı adama ama adamın umursamadığını gördü. Yaşlı adama sorularını sormuş ve cevaplarını beklemişti. Adamın ağzından çıkan tüm sözcükleri tüy kalemi sihirli bir şekilde not alıyordu. O sırada içeri birinin girmesiyle irkildi. Neredeyse kendisi yaşıtlarında bir kadın duruyordu. Kadının karşısındaki adamın getir götür işlerini yapanlardan biri olduğunu varsaydı. Daha sonra bakışlarını adama çevirmişti adamın sorusu ile. "Sade kahve" dedi genç cadı bakışlarını kapının önünde duran kadına çevirip. Karşısında ki adam da istediği şeyi söyleyince kadın kısa süre içinde oradan ayrıldı.

"Bay d'Ibelin peki ilham aldığınız birisi veya birileri var mı?" diye sordu röperta'ına devam etmek amaçlı. Bu kadar ilerlemesiniz elbette bir sebebi veya ilham aldığı birileri olması gerekiyordu. "Sizin bu kadar ilerlemenizi ve bu duruma gelmenizi sağlayacak şey nedir?" diye devam etti. "Nelere dikkat ediyorsunuz?" diye ekledi son kez. Buraya gelmeden önce adama soracağı soruları adeta aklında bütünleştirmişti. Aslında başka şeyler sorması gerekiyordu bu meslek değil de bam başka şeyler öğrenmesi gerekiyordu adamdan ve bu hiçte kolay olmayacaktı. Arkadaşı Balian'ın neden bu konu hakkında bu kadar canının sıkkın olduğunu burada daha iyi anlayabiliyordu. Burası bir aile yuvası değildi burası buram buram kokan gücün doğduğu yerdi adeta. Kısa süre içersinde kahvesi gelmesi ile beraber gülümsedi genç cadı. Hizmetçi kadın kahvesini hemen önünde bulunan sehpaya bırakmış yanına da bir bardak su koymuştu. Genç cadı kadına teşekkür ettikten sonra kadın gözden kaybolmuştu tekrardan. Eline aldığı su bardağından bir yudum aldıktan sonra onu sehpanın üzerine geri bırakmış ve bakışlarını adama çevirmişti. Meraklı bir gazeteci havası vermek istiyordu adama yoksa bunların hiç birinin önemi yoktu. 

Maskeli Kişi:
Npc Büyücü: Adras d'Ibelin

Genç gazetecinin tiz sesiyle çalışanından istediklerini dinledi. İstediği sade kahve bile kadının hayatında ki ihtişamlı sadeliği gözler önüne seriyorken seçtiği bu meslek şaşırtıcıydı. Belki de kadının sakladığı, derinlerde olan, saklı bir hayat daha vardı. Bunu hissetmek Adras'ı düşündürmüştü. İsminin Nora olduğunu bildiği bu kadın bir şeyler mi saklıyordu ? Herkesten mi yoksa sadece Adras'tan mı?

"Bay d'Ibelin peki ilham aldığınız birisi veya birileri var mı? Sizin bu kadar ilerlemenizi ve bu duruma gelmenizi sağlayacak şey nedir? Nelere dikkat ediyorsunuz?" sorduğu bu üç soru aslında hep aynı yere çıkıyordu. Kendisini açıklamak için cümleleri uzatması, gazeteciliğin getirdiği bir özellik olmalıydı. Adras cevap vermeden önce geçmişini; yaşadıklarını, yaşayamadıklarını ve yaşamak istediklerini düşündü. Çok fazla yaşanmışlık vardı, istediklerinin çoğunu elde etmişti. Ama yaşayamadıkları, elindeki her şeye bedeldi. Elinde tuttuğu gücün Sofia'sını geri getirebileceğini bilse, çoktan feda etmeye hazırdı her şeyini. Ama bu mümkün değildi. Hayatta olsaydı, gücü, mutluluğu, umudu, huzuru Sofia'sı olurdu.

"İlham... Çok klasik bir cevap olacak ama ilhamım kalbim, yani kendim. Siz yen, nesil böyle söylüyorsunuz galiba" yüzünde hafif bir gülümseme eşliğinde kurdu son cümleyi. Ama zihninde yankılanan kelimeleri bağırmak istiyordu.
'Benim kalbim Sofia, ben demek o demek..'

"İlerleme göreceli bir kavram, ben hep en tepeyi hedefledim. Şu anki durumuzu bu hırsıma bağlayabiliriz." gülümseme yerini bu konuşmaya bıraktığında, gözleri kadınınkilerle buluştu. Durmadan bir şeyler yazan tüy kalem biraz siniri bozmuştu Adras'ın. Görmezden geldi. Zihni bu sefer daha sinsi kelimeleri toplamıştı etrafına.
'En tepeye çıkarken, bir sonraki basamakta duranları ezme hırsım...'

"İş yaparken beraber çalıştığım kişilere ve onların hırslarına dikkat ederim. Bir de insanlarımın refahı ve mutluluğu çok önemli. Yaptığım işler ülkemi kalkındırmak, zenginin daha zengin, fakirin de..." bir an duraksadı doğru cümleyi kurmak istiyordu "Benim amacım fakirliği bu topraklardan silmek." diyerek bitirdi konuşmasını. Bu sırada içeri Matthew girdi. Söylemek istedikleri var gibiydi. 

Maskeli Kişi:
Npc:Matthew Silver

Misafirleri içeri gireli bir saati bulmuştu. Matthew kapının önünde durmuş elinde çakmağı ve ağzında sigarası etrafı izliyordu. Yağmur durmuş, yerdeki su birikintilerinde bir iki ördek oynuyor, diğer çalışanlar da yavaş yavaş işlerinin başına gidiyorlardı. Kendini düşündü Matthew. Nasıl olmuştu da buralara gelmişti? Aslında her şey o kadar hızlı gelişmişti ki, şimdi düşününce ayrıntıları hatırlamak çok zor geliyordu ona. Sigarasından son bir nefes çekip yere attı ve sivri burunlu siyah iskarpinlerinin ucu ile sigarasını ezdi. Yağmur yüzünden ayakkabısı ve pantolonun paçaları kirlenmişti. Burun kıvırdı. Arkasını dönüp binaya girdi ve evrak işlerine yöneldi. Yeni bir haber olup olmadığını merak ediyordu. Evrak işlerinden içeri girdiğinde masanın başında oturan yaşlı kadına selam verdi. "Selam Amy. Bugün nasılsın bakalım." Suratındaki gülüşü sıcak ve sevecendi üstelik Amy onun için anne yarısı gibiydi. Bu yüzden onunla olan iletişimini daima iyi tutardı. "Yeni bir mektup var mı?" Amy titreyen elleri ile masanın üstünde duran kağıdı aldı ve Matthew'a uzattı. Tek kelime laf etmemişti çünkü dilsizdi. Ya da Mathew öyle zannediyordu. Üç çocuğu da öldükten sonra bir daha konuşamamıştı.

Matthew kağıdı alıp inceledi. İngiltere'den gelmişti. Mührü kırıp açtı.



Sayın d'Ibelin.

Sizinle görüşmek istediğim bir konu var. Mektup elinize ulaştığında Yunanistan sınırları içerisinde olacağım. Konunun aciliyeti ve önemi bu kağıt üzerinde belirtilemeyecek kadar yüksek. Bu yüzden mevcut planlarınızı iptal etmenizi ve zaman ayırmanızı "rica etmek" durumundayım.

Ramin Drejlaskov


Mektubu iki defa okuduktan sonra Amy'e teşekkür edip hızlı adımlarla odadan çıktı. Mektup kısa ve öz yazılmıştı. Her ne kadar bu silah tüccarını sevmese de iş ciddiyete varınca o adamı sorgulamak onun işi değildi. Adras'ın odasına gelince üstünü başını düzeltti. Paçalarındaki çamura küfür ettikten sonra kafasını kaldırdı ve kapıyı çaldı ve içeri girdi. Masanın üstüne süzülen tüy kalem dikkatini çekmişti. Sonra işin ciddiyetini kavrayıp önce gazeteci kadına döndü. "Sizden özür diliyorum ancak çok önemli bir mesele olmasaydı inanın konuşmanızı bölmezdim. Ancak sohbetinizi burada bitirmeniz gerekiyor ne yazık ki. Bay d'Ibelin ile görüşülmesi gereken oldukça acil bir durum söz konusu." Acil kelimesinde vurgu yapmıştı. Yeri geldiğinde ortaya çıkan sert ses tonu biraz da tehditkardı bu yüzden kadının itiraz edeceğini düşünmemişti. Ardından Adras'a döndü. "Bay d'Ibelin özrümü kabul edin. Bay Drejlaskov şu an Yunanistan'da ve sizinle acilen görüşmesi gereken bir konu olduğunu söylüyor." Ramin'in ismini söylerken tereddüt etmemişti. Onun için bu ismi anmanın bir sıkıntısı yoktu. Ancak yanıldığını daha sonra anlayacaktı.

Nora Gray:
Karşısındaki adam tek tek sorularını cevaplarken genç cadı düşünüyordu. Hırslı ve başarılı bir adam gibi duruyordu anlattıkları ve gördükleri karşısında ama içindeki adamı bilmiyordu. Asıl Adrası görmeyi çok merak ediyordu bu kadar hırslı biri karşısında. Genç cadı soğumaya yüz tutmuş kahvesini masasının üzerinden alıp bir yudum daha aldı. Kafasında ki baz soruları sorarak için tam konuşmaya geçecekti ki içeriye adamın sağ kolu odan onu buraya getiren genç adam girdi. Nora ona küçük bir bakış attıktan sonra önüne döndü. Acil mesele mi şimdi mi. Bakışlarını karşısındaki adama çevirdiğinde adam hazırlanıyordu adeta. Buraya kadar mıydı şimdi eli boş mu dönecekti. Bir şeyler bulması gerekiyordu yada ikinci defa gelmesi. Adama yüzünde oturttuğu sahte gülümsemeyle bakıyordu.

Bay Drejlaskov mi diye tekrar etti içinden. Karşısındaki adam o silah tüccarıyla mı iş yapıyordu. Ne konuştuklarını öğrenmesi gerekiyordu ama bunun mümkün olmadığını görebiliyordu. Karşısındaki adam ayağı kalktığında genç cadıda ayağı kalktı. "Bay d'Ibelin sizinle tekrardan görüşmeyi çok isterim" dedi ve adama gülümsedi. Neler döndüğünü öğrenmeliydi, arkadaşına Balian'a eli boş dönmeyi göze alamazdı gerçi Drejlaskov ismini duyunca bunun bile yetebileceğini düşünüyordu. İngiltereye döndüğünde Balian ile konuşmalıydı. Genç cadı karşısındaki adama teşekkür ettikten sonra kendisi için açılan kapıda dışarı çıktı. Hemen önünde bulunan hizmetçi kadın ona yolu gösterirken bahçeye çıktılar. Genç cadı karşısındaki kadına teşekkür ettikten sonra İngiltereye gitmek için cisimlendi.

SON...

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git