İngiltere Büyücedünyası > Seherbaz Büro

FB - Eyvahlar olsun!

<< < (2/2)

Balian d'Ibelin:
Karşısındaki cadıdan gelen kilo aldığına dair yorumu duyunca bir an afalladı. İlerleyen seneler dobralığından hiç bir şey götürmemişti gerçekten. Aklına geleni anında söyler, konuştuğu kişiyi öyleyece bırakırdı. Ama en ufak bir kötü niyeti olmazdı bunu yaparken tamamen samimiyetinden ileri gelen cümlelerdi bunlar. Yinede gözleri kendi vücudunda gezindi, belki birazcık göbek bölgesinden kilo almış olabilirdi. Biraz da yüzünden... 36 az bir sayı değildi yaşına göre. İşine gelip giderken yürümeyi sıklaştırması gerekecekti anlaşılan.

Balian'ı azcık utandıran yorumunun ardından, neden ajanlık mesleğini seçtiğini açıklamaya başladı. İlgiyle dinlerken, gerçekten şuanki mesleğinin ona ne kadar uygun olduğunu düşünüyordu. Askerliği bıraktıktan sonra yaşadığı boşluğuda hayal edebilmişti. Bakanlıkta getir götür işleri bu karakterde birisine asla uygun değildi. Düzdenli bir hayatın içerisinde düşünemiyordu Nora'yı. "Seni elinde çay tepsisi ile hayal edemiyorum bile." diyerek onayladı kadının kendisi hakkında anlattıklarını.Şuan 27 yaşında olmalıydı cadı, aynı yaşta Balian evlenip boşanan 13 yaşında bir kız çocuğu babasıydı. Bağımsız ruhunu beslemeye yarayan seherbazlık mesleği bir kurtuluş yoluydu aslında yaşadıklarından. Şimdi durum biraz daha farklı olsa da her zaman memnundu hayatından. Kızı için daha az endişe edeceği bir hayat seçmek zorundaydı. Bu hayat bile zaman zaman tehlikeliydi ama bu kadarını da hakediyordu. "Senin gibi bir seherbaz olmayı düşünmedim değil ama bütün gün bakanlığın gönderisini uygulayamam ve neticede tada bakanlığa bağlı ajan oldu hem adrenelin hem de serbestlik" Balian koltuğunda geriye yaslanırken derin bir nefes verdi duyduklarıyla birlikte. Bulunduğu bu mevki öyle bir sorumluluk yüklemişti ki ona, kimsenin haberi yoktu. Kalbinin kötülük ve karmaşa için attığından emin olduğu Adras, koskoca konsey üyeliğine gelerek meydan okumuştu resmen kendisine. Baş Seherbazlığa atanması ise tuz biber ekmişti endişelerine. "Yapacaklarımı yakından izle ve hiç bir şey yapama." demek istiyordu. Etrafta dönen dedikodular biricik yeğeninin terfisine yardım ettiği yönünde olsada kulaklarını buna tıkayacaktı Balian. Öncelikli görevi bu halkı korumaktı ve bu yolda bayağı bir çalışması gerekecekti. Adras hakkında dikkatli olacak ve onun hakkında olabildiğince bilgi öğrenip yapacağı hamleleri önleyecekti. Balian askerlikten sonra neden seherbazlığa döndüğünü sormuştu bu sırada. Aklındakileri anlatmanın tam sırasıydı. "Seherbazlık da düzenli bir hayatı garantileyen meslek değil. Pek çok kez ölümden döndüm. Tabi evde beni bekleyen bir kızım ve sevdiğim olunca, Londra'ya dönmem gerekti. Bende halihazırda beni bekleyen eski işime geri döndüm. Askerlik zaten planlarımda olan bir şey değildi." diyerek açıkladı kendisini. Daha sonra asıl konuya geldi "Aslında Nora senden küçük bir ricada bulunacağım. Konuyu uzatmadan direkt sorayım, amcam Adras'ı olabildiğince yakından tanıman ve takip etmen mümkün mü? " soru karşısında şaşıran cadının şaşıran gözlerle baktığını ve konsey üyesi olan Adras'ı mı diye sorduğunu duydu. Haklıydı biraz zor bir istekti ama bu işin altından kalkabilecek sayılı kişilerden biriydi. "Evet zor bir şey istiyorum farkındayım. Ama kendisiyle tanışınca sende anlayacaksın bunu neden istediğimi. Ama bir söz vermeni isteyeceğim senden. Canını tehlikeye atacak en ufak durumda bıracaksın bu işi." koltuğunda huzursuzca kıpırdanıp, ellerini masanın üzerinde birleştirdi. Bir an tereddüt etse de tek başına bir işe yaramıyordu çabaları. Bir şekilde toparlıyordu arkasını Adras. Kız kardeşinin meselesinde olduğu gibi, deliller yetersiz kalıyordu her seferinde. Ama Nora gibi bir ajan, en küçük detaydan dağlar kadar şey çıkarabilirdi. Bir kadın gözü olaylara daha karmaşık açılardan bakma yetisine sahipti.

Nora Gray:
Karşısındaki genç seherbazın hafiften utandığını görünce güldü. Ne vardı bunda bu kadar utanacak yani kaç sene önce görmüşlerdi birbirlerini, genç cadı daha yirmisine yeni girmişti o zamanlar  şimdi ise yirmi dört yaşında genç bir ajandı. Balian ise kendisinden altı yaş büyüktü.Zaman geçtikçe insanlar değişirdi bir iki sene bile ne kadar önemliydi aslında belki büyücü dünyası için küçük bir sayı olabilirdi fakat insanın değişmesi için saniyeler bile yetebiliyordu.

Genç seherbazın sözlerini duyduğunda küçük bir gülüme oluşturdu yüzünde genç cadı. Kendisini o da o halde düşünemiyordu. Elinde alüminyum yada gümüşi kaplama bir tepsi üzerinde fincanla bir oradan diğer büroya koştururken ve koltuk altına sıkıştırdığı dosyaları düşürmemek için şekilden şekile girmesi, hayır hayır öyle bir meslek ona göre değildi stajyerlik zamanında bunu yeteri kadar yapmıştı.

Bir yere bağlı kalmayı sevmiyordu genç cadı. O bulduğu olayları çözmek yada olayları çözerken özgür olmak istiyordu. Elbette ihtiyaç duyduğu şeyler olacak yada rapor hazırlayıp sunması gerekir ama yinede bir seherbaz gibi her gün çözdüğü olaylar karşısında rapor hazırlamak yada sürekli seherbazlık bürosuyla iletişim halinde olmak onu kısıtlıyordu. Babasının mesleğine elbette saygı duyuyordu her yürekli olan kimsede bu mesleği yapamayacağını biliyordu. Hogwarts'ta ki gibi binaya seçilmek gibi değildi bu Gryffindorlular cesaretin simgesiydi ama seherbazlık cesaretten çok akıl işiydi. Bu düşünceyi kendisi bir Gryffindorlu olduğu için aklına gelmişti. Genç seherbazın sözlerini duyduğunda düşüncesinden sıyrıldı. Soğumaya başlayan kahvesinden bir yudum daha aldı sonra bir yudum daha ve son yudumu da aldığında bardağı boştu artık. Boş bardağı masanın üstüne geri bıraktığında bakışlarını genç adam çevirdi.  Hayat garantisi olan bir yer var mıydı bakanlıkta aslında sadece bakanlıkta değil sihir dünyası içinde geçerliydi bu. Büyücü ve cadıların hayatının garantisinin pek olmadığını genç cadıda iyi biliyordu. Genç adam söylediklerinden sonra başka bir konuya atlamıştı adeta. Ondan bir şey mi isteyecekti. Genç cadı bu konuyu ciddi almak için kendisini adeta dikleştirdi ve bakışlarını Balian'a odakladı. Amcasından bahsediyordu, Adras mı diye geçirdi içinden sonra aklına gelen düşünceyle "Şu bakanlıkta konsey üyesi olan adam mı, ondan mı bahsediyorsun?" diye sordu şaşkınlıkla karışık bir durumla. Konsey yeniydi hem de çok yeni ve üyelerinin kimler olduğunu araştırmıştı genç cadı ve bunlardan birinin de Balian'ın amcası olduğunu biliyordu. Amca yeğenin aralarında geçen sürtüşmeyi bilese Balian için yalan yanlış yazı yazan gazetelere inana bilirdi. "Baş seherbaz konsey üyesi olan amcasının torpiliyle yükseldi" Nora bunlara saçmalık deyip yırtıp atmıştı korlanmış ateşin içine gazeteyi. Emindi ki Balian'ın o haberleri gördüğüne. Şimdi den çıkan dedikodular insanın sinirini bozacak cinstendi. Balian'ın sözlerini duyduğunda düşüncelerinden yine sıyrıldı. Ondan tehlikeli bir iş istiyordu aslında böyle görevler onun işiydi yani kaç kere böyle işlere karşılaşmıştı sayısını unutmuştu genç cadı ama Balian'ın istediği. Genç cadı gerilen ortamı birazda düzeltmek için "Hayrola amcanın gözünde yerin mi var" diye kıkırdadı. Balian'ı tanıdığı için böyle bir şeyin olmayacağını biliyordu sadece işin içinde farklı bir durum vardı. Adrasın hakkında çok fazla bir bilgiye sahip değildi sadece geçmişi ve şimdiki hali o kadar, onun hakkında detaylı bir araştırma yapması gerekecekti.

Balian d'Ibelin:
Nora'nın böyle bir konuya bile sergilediği alaycı yaklaşım, 70 yaşına kadar  aynı kalacağının bir göstergesiydi. Gazetelerde yazanları okuduysa, ki onunda gazete okuma alışkanlığı olduğunu biliyordu, bu soruyu sorması kaçınılmazdı. Amacı sırf alay etmek olmayan Nora, belki de tepkisini de ölçmek istemişti Seherbazın. Arkadaşının bu konuda hissettiklerini merak etmiş olabilirdi. Eski günlerin hatırına, hala önemsiyor olmalıydı. Çünkü Balian içinde aynı şeyler geçerliydi. Ona duyduğu saygı, mesleki saygıdan çok tanışmışlığın ve yaşanan güzel hatıraların bir eseriydi. Yine en zor zamanında ondan yardım istemeye çekinmemiş, direkt girmişti yardıma ihtiyacı olduğu konuya. Genç ajan da, Balian'ın bu zor isteğini pek yadırgamıştı verdiği şaşkın tepki dışında. Her iki tarafta hala aynı saygıyı duyuyordu birbirine.

Balian, birkaç dakika bakakalmıştı kadında ki bu vurdum duymazlığa karşı. Aklına estiği için konuyu bambaşka bir açıdan ele almıştı. Duyduğu soru, aklındaki düşüncelerinde duraksama yaşamasına neden olmuştu. Birkaç dakikalığına ciddiyetten ödün verecekti. ''Gazeteleri okudun değil mi?'' başka bir soruyla başladı cümlesine, verdiği derin ve dertli nefesle birlikte koltuğuna yeniden yaslandı. ''Basın yerli yersiz konuşur, işleri bu.  Bu işgüzarların ağzı torba değil ki büzesin.'' diye devam etti, sinirli değildi ama sitem vardı cümlelerinde. Gerekli cevabı verdiğine kanaat getirdikten sonra son konuşmasını yapmak için hazırlandı. Aslında sorduğu bu yersiz soru, cadının eski arkadaşından gelen bu ricayı geri çevirmediğinin de bir göstergesiydi. Balian'ın, ona olan güveni bu konuda tamdı. Nora'nın iş başına geçtiğinde ne kadar ciddi ve başarılı olduğuna, ordudayken sayısız defa tanık olmuştu. O kalın topuklularla yürürken dikleşen başının içerisinde gezinen tilkilerden haberdardı Balian. Üstelik o tilkilerin hiç birisinin de kuyruğu birbirine değmezdi.

''Senin nasıl çalıştığını bildiğimden, yapacağın her hamleye güvenim tam. Ama Adras çok zeki bir büyücü ve tecrübeli bir iş adamı. Bir de yaveri var ek olarak. İsmi Matthew, ona da dikkat et, Adras çok güveniyor ona. Aklıma gelmişken ekleyeyim.''verdiği son bilgiden, öğrendiği andan beri memnun değildi. Adras'ın yaşlanmış olması, bu genç yaver yüzünden, gereksiz cinayetlerine engel olmuyordu. Kız kardeşinin ölümünde bu Matthew denilen adamında parmağı olmalıydı, belki de o öldürmüştü. Balian, kesinleşmemiş bu bilgiler yüzünden çılgına dönmek üzereyken, son umudu Nora'nın ona edeceği yardımlar olmuştu ister istemez. Genç cadı onaylayan bakışlarla süzmeye devam ediyordu. Eski seherbaz, onun bu sessiz hallerinin, kendisinden isteneni özümsemeye çalıştığının bir göstergesi olduğunu biliyordu. Bu yüzden konuşmasına devam etti ''Benim bildiklerim seni yanıltabilir. Anlatmamam daha iyi. O yüzden senin en baştan başlaman gerekecek. Senden ek olarak tek istediğim şey, kendine dikkat etmen. Gerisi hep sana kalmış.'' konuşması esnasında köstekli saatini çıkarıp bakmıştı. İşler baş seherbazı beklediğinden daha fazla vakit ayıramayacaktı ne yazık ki. Ayağa kalkıp ''Benim işlere geri dönmem gerekiyor Nora. Önemli bir şey olduğunda baykuşunu yada bizzat seni bekleyeceğim.'' dedi genç cadıya. Yüzüne takındığı gülümseyen ifade ile elini uzattı Balian'a. ''Görüşmek üzere.'' dedi ve havadaki eline karşılık verdikten sonra onu kapıya kadar yolcu etti. Giderken topuklularının çıkarttığı ses iyice uzaklaşana kadar arkasından baktıktan sonra hemen kapının dışında bekleyen Jacob'a içeri girmesini işaret etti. Boş bardakları toplaması gerekecekti ve içeriye imalı bir gülüş sergileyen sinir bozucu bir ifadeyle girdi. Balian, uyarı amaçlı''Bu ziyaretten kimsenin haberi olmazsa sevinirim, Jacob.'' derken yavaş adımlarla masasına dönüyordu. ''Milla hanım duymasın Balian bey, ama bu bayanda amma güzelmiş. '' bardakları elinde tutmaya çalışan genç Jacob'un bu yorumu şaşırmıştı Balian'ı. ''Sen Milla'yı nereden biliyorsun? '' dedi şaşırmış şekilde ama cevap vermesine bile müsaade etmeden ''Hadi işinin başına!'' diyerek dışarı yolladı otoriter bir ağızla. Bakanlıkta dedikodular cidden hızlı yayılıyordu. Jacob'un parmağının olabileceği çok açıktı. Girmediği oda, tanımadığı bakanlık çalışanı yoktu. Balian, ona tebrik buluşması için mektup atanların, bu görüşmeden haberi olmamasını diledi. İşinin başına dönmesi uzun sürmedi. 

SON

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git