İngiltere Büyücedünyası > Seherbaz Büro

Flashback - Pomegranate Flower

<< < (2/3) > >>

Balian d'Ibelin:
Edith iksiri elinden alırken iksiri içmeyeceği hakkında bir şeyler söylemişti. Genç seherbaz yan gözle arkadaşına bakıp alaycı bir şekilde gülmüştü. Ama kadının iksiri şifacıya verip genç seherbazın yarasına bakmasını söylemesi, yüzündeki alaycı gülümsemeyi alıp götürmüş yerini şaşkınlığa bırakmasına neden olmuştu. Genç şifacı şaşkınlığını üzerinden attıktan sonra Balian'a yaklaştı. Yarasını incelerken küçük şişenin yetmeyeceğini düşünmüş olmalı ki koliye gidip daha büyük bir şişe çıkardı. Balian diğer eliyle koluna bastırırken, koluna bakıp o kadar büyük bir yara olup olmadığını kontrol etti. Solak bir adam için sol kolun yaralanması pek hoş bir durum değildi. Bu yüzden kadının büyük iksiri alması onu rahatlatmıştı. Böylelikle kolunda bıraktığı etki daha çabuk geçebilecekti.
Genç şifacı iksiri yarasına sürerken Balian'da izliyordu. Kadının artan kalp atışlarıyla birlikte yanakları da pembeleşmeye başlamıştı. Sanki genç kadın, Balian baktıkça daha çok heyecanlanıyor gibiydi. İksirin etkisiyle gerilen yarayı hissedince yüzünü buruştu genç adam. Acıdan çok kaşıntı gibi gelmişti bu his. Kadın yaranın kapandığını görünce bir kaç adım uzaklaşmıştı. Balian cevap vermek için bakışlarını kadına çevirdi. "İyiyim, teşekkür ederim Bayan Blackwood." dedi. Sonra acaba kadın beni hatırlıyor muydu da adını söyledim diye düşündü. Kadın onu hatırlamıyorsa ve adını nereden bildiğini sorarsa, tanışmadıklarını söylerse o kötü günü anımsamak zorunda olacaktı Balian. Neyse ki kadından bir tepki gelmemişti. Demek ki o günü hatırlıyor ya da herhangi bir hastası olarak gördüğünü düşünüyor olabilir diye düşündü bu kez. Gerçi ikisi de fark etmezdi. Sadece açıklama yapmak istemiyordu Balian.

Düşüncelerini ittirip arkadaşına döndü. Kurt içgüdüleri sayesinde rahatlıkla işittiği kadının kalp atışlarını duymamaya çalışarak Edith'e "Sen niye buradasın?" dedi ve kadına dikkatle bakarken "Pek yaralanmış gibi de durmuyorsun?" diye ekledi. Şifacının kalp atışlarına eşlik eden hardal otu, geyik otu, papatya, incir, pelin otu, çiriş otu gibi bir çok iksir malzemesinin kokusunu alıyordu. Balian her malzemenin kokusunu ayırt edebilse de odada bulunan iki kadının bunu duymadığını biliyordu. Algısını papatya kokusuna yoğunlaştırmaya çalışıyordu. Çünkü kadının kalp atışları ve bin bir çeşit iksir malzemesinin kokusu dikkatini dağıtıyordu, özellikle de kadının kalp atışı.

Maskeli Kişi:
Npc Seherbaz Cadı: Edih Lúthien

Edith karşısındaki ikiliyi izlerken aynı zamanda yüzüne bir gülümseme kondurmuştu. Kadının genç adama karşı bakışlarını görmüştü daha buraya geldiği ilk dakika. Gerçi onu bir kaç defa daha burada görmüştü ve uzaktan da olsa genç seherbazı görme arzusu olduğunu biliyordu belki konuşmaları içi güzel bir fırsattı şimdi. Arkadaşının iksir yarasına dökülürken yüzündeki hale baktığında şaşırmıştı. Normalde yakıcı bir ilaçtı ama genç adamın onlar gibi olmaması bu durumu açıklıyordu. "Birileri dayanıklı çıktı"diye güldü genç cadı arkadaşına. Onun başka bir ırktan yani bir kurt adam olduğunu bilen sayılı kişilerdendi. Uzun süredir bu haldeydi Hogwarts yıllarına kadar dayanıyordu. Genç adam bu sebepten ötürü tılsım ve iksir konularında gerçekten çok iyiydi. Dolunay zamanlarında iksirler ve tılsımlar onun sakinleşmesini sağlıyor ve o zamanları daha rahat atlatmasına yardımcı oluyordu.

"Evet yaralı değilim" dedi genç cadı dostuna çevirip bakışlarını. "Misafirimize eşlik ettim sadece elindeki koliyi nereye bırakacağını bilmiyordu" dedi ve daha sonra sağ taraftaki raflı dolabın en altında bulunan çekmece gözünü açtı. İçinden çıkardığı dosyaları eline aldı. Daha sonra onları eski dostuna gösterdi "Bide bunlar için gelecektim biliyorsun bu işleri de bana yaptırtıyorlar" dedi genç cadı. Daha sonra dosyaları masanın üzerine koydu ve ince mavi renkli bir dosyanın içini karıştırdı, çıkardığı bir belgenin üzerine kolinin üzerindeki sayıları girdikten sonra belgeyi yine aynı dosyanın içine koydu dosyayı da diğer dosyaların üzerine. "Bunların imzaya gitmesi gerekiyor ve bu işleri  nedense çıraklara vermiyorlar onlar sadece çay taşını dosya işlerini Edith'e yıkalım" dedi sitemkar bir şekilde. Karşısındaki adamın sırıtışını görebiliyordu. Daha sonra bakışlarını yanındaki kadına çevirdi. Hem güzeldi hem de akıllı neden arkadaşı ile beraber olamayasın ki en azında Balian'ın iki sene önce kaybettiği nişanlısı için açılan yaralara merhem olabilirdi. Belki de daha ilerisi de olabilir onu unutturabilirdi neden olmasındı ki bu. Dosyaları masadan aldı "Bir dahakine dikkat et" dedi arkadaşına bir şey olmasını istemiyordu gerçi hiç kimseye bir şey olmasını istemiyordu. İnsan sevdiğini gördüğünde kalbi hızla atar derlerdi ve bakışları değişir genç cadının bakışları her şeyi anlatıyordu ama Edith'in duyamadıklarını Balian'ın duyduğunu biliyordu. Yani bunları da mı anlamıyordu yada görmezden mi geliyordu. Belki de kadının ondan hoşlandığını biliyordu ama ölen nişanlısı yüzünden ondan uzak duruyordu. Kapıdan çıkarken bunları düşünen genç cadı elindeki dosyaları hemen az ilerde ayakta dikili olan çırağın eline tutuşturdu. "Bugün gerçekten yorgunum bunları Bay Bloodworth götürmelisin bunların hepsini imzalamalı" dedi genç cadı.

Balian d'Ibelin:
Edith'in en çok yakındığı şeydi dosyalar. Kıdemli olduğu halde bu kadına neden bu kadar çok dosya işi yıkıldığını Balian'da anlamıyordu. Bir sürü çaylak ve stajyer vardı. Yıllardır bu işi yapan insanların dosya imzalatmaktan çok daha önemli işleri vardı oysaki. Her ne kadar ona bu konuda üzülse de arkadaşı yine bu durumdan yakınırken Balian sırıtmadan edemedi. Dolaptan dosyaları çıkarıp kolinin üzerindeki sayıları yazmıştı. Ardından genç adama bir daha yaralanmamasını tembihleyerek odadan çıkmıştı. Edith odadan çıktıktan sonra genç şifacının kalp atışları daha da artmıştı. Artan kalp atışlarına bir anlam yüklemeye çalışan beynine dur komutu gönderdi genç adam. Düşünmesi gereken yeterince şey vardı ve genç kadının kalp atışları için aklına gelen sebepler son bir kaç yıldır kaçmak için elinden geleni yaptığı şeylerdi. Bu yüzden bu konu hakkında düşünmek istemiyordu.
Odada oluşan garip durum genç adamı rahatsız ederken kadına göz gezdirdi. Nedense onu bir kez görmediğini, sandığından daha tanıdık biri olduğunu hissediyordu. Balian daha fazla dayanamayarak genç şifacıya daha dikkatli baktı. İçinden bir his onu o kötü günden önce de gördüğünü söylüyordu. Belki St. Mungo'ya gidip gelirken görmüş olabilirdi ama bu konuda emin değildi. Kadını fazla dikkatli incelemiş olmalı ki genç şifacı huzursuzca kıpırdanmıştı. "Ah özür dilerim." dedi Balian. "Belki siz beni hatırlamıyorsunuz ama, sizi hayatımın en kötü gününden hatırlıyorum." diye ekledi. Kadın yüzünde oluşan ifadeyi gizlemek için başını eğdiğinde Balian onun da hatırladığı anladı. Ardından devam etti. "Ama nedense sizi daha önceden tanıyormuşum gibi hissediyorum. Daha öncesinde bir yerde karşılaştık mı?" diye sordu. Genç kadın cevap olarak vereceği kelimeleri zihninde tartıyor gibi görünüyordu. Yanakları biraz daha pembeleşmişti. Balian istemsizce gülümsemişti, küçük bir kız gibi allaşan yanakları onu sevimli gösteriyordu.

Maskeli Kişi:
Npc Cadı: Victorine Blackwood

Genç cadı ellerine tıkıştırdığı dosyalar ile sızlanıyordu. Kapaklı bir dolabın içinden çıkardığı kalın bir dosya yığınının içinden çıkardığı bir parça kağıdın üzerine kolideki sayıları yazmıştı. Neden onun gibi biri böyle ayak işleri ile uğraşıyordu ki bu konularda St. Mungoda çıraklar uğraşırdı hatta onun getirdiği koliyi bile onlar getirirdi ki ta ki geçen koliyi birisi düşürene kadar. İçinde ki iksir şişeleri kırılmış ve hepsi bir birine karışmıştı.  Biber iksiri, geyik otu iksiri, kurtboğan iksiri ve daha nicesi. Zavallı küçük çırak işitmediği laf kalmamıştı o gün şimdi de koliyi götürmek için bir sağlık görevlisi olarak onu bulmuşlardı. Ne vardı ki onun şansını böyle kötü yapacak. Karşısındaki adam ile iki sene önce hiç hatırlamak istemeyeceği bir halde karşılaşmıştı o anı hiç bir şekilde unutamamıştı. Onu hiç bir zaman o şekilde görmemişti yerle bir olmuş halini. Nişanlısının cansız bedeninin başında göz yaşı dökerken şifacı olduğuna utanmıştı o gün. Onların mesleği insanları hayata döndürmekti ama o gün bunu yapamamışlardı. Genç cadı kapıyı kapatırken Victorin'de hayallerinin üzerine kapı kapatmıştı. Odanın içindeki garip duygunun ne olduğunu çözemiyorken başını koliye çevirdi. Eline aldığı birkaç geyik otu ve kurtboğan iksirin ile oyalanıyordu. Gitmesi gerektiğini biliyordu genç cadıyla neden gitmeyip burada kalmıştı ki hem kalp atışları daha fazla yükselirken bedenini kontrol etmekte zorlanıyordu. Ellerinin titrememesine engel olmak istiyordu fakat kalp atışları yüzünden vücudu çoktan soğumaya başlamıştı parmak uçlarının çoktan soğuduğunu biliyordu.

Genç adamı duyduğunda ellerindeki iksirleri bırakmadan ona doğru döndü. Adamın sözlerinden sonra genç cadı yüzünü düşürdü demek hatırlamıştı onu en kötüsü de sadece o kötü gece olanı hatırlamıştı. Genç cadı başını öne doğru eğdi yüzündeki üzgün ifadeyi gizlemek için. O geceden her zaman nefret etmişti ve etmeye de devam ediyordu. Genç melezin bu hareketi karşısındaki seherbaza hatırlıyorum der gibiydi. Daha sonra genç adamın sözleri onu daha çok heyecanlandırmıştı. "Hogwartstan" dedi genç cadı sesine hakim olmaya çalışarak. Titremiyordu ve hala sesi ince bir çizgi gibi çıkıyordu. "Aynı binaya mensuptup ama ben daha ikinci sınıfa gidiyordum" dedi genç cadı bu sefer karşılık olarak. Sadece bundan hatırlamayacağını biliyordu genç adamın. Akılda kalır bir günleri vardı aslında belkide genç cadının hislerini oluşmaya başladığı gündü o. "Noel gecesi kara gölde başımı belaya sokmuş bir Ravenclaw ikinci sınıf öğrencisiydim" dedi utangaç bir sesle genç adamın hatırlamasını beklerken. Karşısında ki adam ondan yaşça büyüktü zaten ve o zaman da son sınıf bir stajer öğrenciydi. Sömestırın yaklaşması ile evlerine gidemeyen öğrenciler tatillerini orada geçiriyorlardı ve genç adam da onun için gelmişti. Belki de genç adam orada olmasaydı yasak olan kısımda o gece ölebilirdi genç cadı. Daha çok küçüktü ama okul kurallarını ihlal edip karagöle gitmişti ve karşısına çıkan şey onun sonunu hazırlayacaktı.

Balian d'Ibelin:
Balian sorusuna cevabı olarak genç kadını Hogwarts'tan tanıdığını öğrenmişti. Üstelik aynı binaya mensup olduklarını da eklemişti genç kadın. Balian ortak salonda falan görmüş olabileceğini bu yüzden tanıdık geldiğini düşünürken genç kadın konuşmasına devam etmişti. Şifacı "Noel gecesi kara gölde başımı belaya sokmuş bir Ravenclaw ikinci sınıf öğrencisiydim" diye eklediğinde Balian bir süre düşündü. Genç kadın böyle söylediğine göre bu Balian'ın da bildiği bir olaydı ya da... Genç seherbaz birden gülmeye başlamıştı. O günü net olarak hatırladığını fark etti, hatta o gün küçük kıza adını bile sormadığını da hatırlıyordu. Gerçi o an içinde bulundukları durumda adını sormamış olması çok da olağan bir durum. Balian gülerken "O ufaklık sendin demek." dedi. Ardından kadını süzüp başını yana çevirdi. "Yaşlanıyorum." diye mırıldandı. Mırıldandı ama kendi kendine alaycı bir tonla. O gün acromantulaya yem olmaktan kurtardığı küçük cadı şuan karşısında güzel bir kadın olarak duruyordu. Korkudan titreyen küçük çocuk yoktu şuan karşısında, ama pembe yanakları kesinlikle aynıydı.
Gülümseyerek genç kadını bir kez daha süzmüştü. "Zaman çok hızlı geçiyor. O zamanlar on sekizdim." dedi küçük bir iç çekti. Başını yere indirip düşüncelerinin arasından sıyrıldı. Bakışlarını tekrar şifacıya çevirince "O gece bana çok uzun bir gece yaşatmıştın." dedi gülerek. Genç kadında hafifçe kıkırdamıştı sanki. O küçük lüle lüle saçları olan kızı bir daha göreceğini hiç sanmıyordu o zamanlar. Ama şuan karşısında duruyordu ve o günden önce de görmüştü onu. Dünya küçük diye düşünmeden edemedi. Kadının kalp atışlarını duymamaya çalışarak gülümsedi Balian.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git