İngiltere Büyücedünyası > Seherbaz Büro

Flashback - Pomegranate Flower

(1/3) > >>

Maskeli Kişi:
Yıllar geçmiş, Victorine St. Mugo da şifacı sıfatıyla bulunması ve seherbazlık bürosuna bazı iksirler getirmesi ile seherbaz olan Balian ve Edith ile karşıaşması.


Npc Cadı: Victorine Blackwood

Ayağındaki topuklu ayakkabılar ve elinde daha demin ki şifacının ona tutuşturduğu küçük iksir şişeleri dolu koli. Böyle kötü bir gün olamaz diye geçirdi içinden. Kim bilir nereye götürecekti bunu yada hangi bölüme. Bazen neden St. Mungoda çalıştığını bile bilmiyordu aslında şifacı olma fikri güzeldi stajını bile burada yapmıştı ama böyle ayak işleri yapmaktan nefret ediyordu. O bi şifacıydı çırak değil. Derin bir nefes çekip elindeki koliyi masanın üzerine koydu. Bu işe neden iksir ve zehirlenme bölümü bakmıyordu kendisi bu gibi ayak işleri yapmamak için büyü hasarı bölümünü seçmişti. "Afadersiniz Bayan" diye bir ses duydu arkasından genç cadı arkasına döndüğünde orta yaşlı bir adamın kucağında genç bir çocuk vardı. "Ah hemen şuraya yatırın" dedi genç cadı hemen az ilerde bulunan sedyeyi göstererek. Orta yaşlı adam çocuğu sedyeye yatırmasıyla genç cadı hemen başına geçti. "Neler oldu" diye sorduğunda orta yaşlı adam bir büyü söyledi. "Sadece sersemletme büyüsü en kısa sürede kendisine gelir merak etmeyin" dedi genç cadı adama gülümseyerek. Çocuğu yinede muayene etmeye başladı daha başka bir şey olabilirdi belki de.  Kısa bir süre sonra genç çocuk gözlerini açmasıyla Victorine çocuğa dikkatle baktı. Yanında ki orta yaşlı adamdan çocuğun ismini öğrendikten sonra ona seslendi. Çocuk onu duyuyor ve tepki veriyordu bu güzeldi. "Ah tatlım bir dahakine daha dikkatli olmalısın" dedi gülümseyerek, genç çocuk başını evet anlamında salladıktan sonra yanındaki adamla geri gittiler. Victorine bakışlarını bu sefer koliye dikti bunları ne yapması gerekiyordu kimse ona bir şey söylemedi ki.  Genç melez kolinin yanına masanın üzerine oturdu ve ayaklarını sallamaya başladı. Görünen o ki bu gün pasif geçecekti masadan aldığı bir kalemle oynamaya başlarken birinin kolinin üzerine bir dosya bıraktığını gördü. Masadan inip gelen adama baktı. "Bu ne şimdi" dedi genç adama bakıp. "Bu kolinin seherbazlık bürosuna gitmesi gerekiyor" dedi, genç cadı ellerine beline koyup "Çırak gibi mi görünüyorum" dedi. "Geçen sefer çıraklar kolinin içindeki şişeleri kırmış ve iksirlerin hepsi birbirine karışmış o yüzde şifacının birisi götürse iyi olur dediler" dedi adam ve kapıdan dışarı çıktı. "Neden ben sanki" dedi genç cadı oflarken. Tamam seherbazlık bürosuna birkaç defa gittim ama neden elimde kocaman bir koliyle gitmem gerekiyor diye söylendi içinde.

Genç melez elinden kaymakta olan koliyi dizinin yardımıyla düzeltti. Gıcırdayan ve eskimiş asansörden ikinci kata geldiğinde indi. Mermer zemine dövercesine yürürken elindeki koliyi nereye bırakacağını düşünüyordu. Ne birisi ona şuraya bırak demişti ne kolinin üzerinde yazıyordu nede onları almaya gelen biri vardı. Etrafta başı boş şekilde gezinmeye devam ederken yan tarafında bulunan odada bir kadın çıktı. "Ah afadersiniz acaba bunları koyabileceğim bir yer biliyor musunuz?" diye sordu genç melez kadına. Kadının görüntüsü buradaki seherbazlarla aynıydı hem kendisinden emin hem de  güzel. Kadına gülümseyerek bakmış daha sonra onun da o tarafa gideceğini söylemişti. Kendisine eşlik edebilecek birisi olması gerçekten de onun için şuan çok iyi olurdu.

Koridorun sonuna doğru olan bir odaya girdiklerinde raflarla dolu ve ortada masa dan başka bir şey görmedi. Elindeki koliyi masanın üzerine bıraktığında kadına dönüp gülümsedi. "Teşekkür ederim" dedi, karşısındaki kadını daha önce hiç görmemişti gerçi birkaç kez gelip gitmişti seherbazlık bürosuna ama daha önce karşılaşmamışlardı. Kadın gen melezin bakışlarını gördüğünde ona ismini söylemiş ve elini uzatmıştı. "Ah, Victorine Blackwood, Büyü hasarı şifacısıyım" dedi genç melez.

Maskeli Kişi:
Npc Seherbaz Cadı:Edith Lúthien

Genç cadı elindeki dosyaları raflara dizdikten sonra oflayarak tekrardan masasına yöneldi. Masanın üzerine oturduktan sonra yanında bulunan birkaç çerezi ağzına attı ve masanın solunda bulunan dosyayı eline aldı. Dosyayı birkaç kere karıştırdıktan sonra ne yapacağını bilemedi ve yerine koydu. Acaba dışarı çıkıp biraz gezinsem iyi gelir mi diye geçirdi içinden.  Daha sonra büronun havalanması için pencereye yöneldi ve camları açtı. İçeri dolan son bahar rüzgarının verdiği biraz olsun ürpermeyle derin bir nefes çekti. Diğer seherbazlar ortada gözükmüyordu en azından odayı biraz olsun havalandırabilirdi.

Kumral cadı kapıyı açıp dışarı çıktığında elinde büyük bir koliyle etrafa bakınan bir kadın gördü. Bu kadını daha önce görmüştü buralarda. Kısa süre sonra kadının konuşması ile bakışlarını ona çevirdi. "Ah tatlım bende oraya gidiyordum" dedi genç cadı. En azından biraz oyalanmak için birini bulmuştu. Karşısındaki genç cadıya baktığında ne kadar güzel olduğunu düşündü kadının cadı olmadığına emindi farklı bir şey hissediyordu ondan. Koridordan geçip bir odanın kapısını açtı ilk önce kadının girmesini bekledi sonra da kendisi girdi. Etraf raflarla doluydu ve raflarda iksir şişeleri vardı. Şişelerin çoğu iyileştirici iksirlerden oluşuyordu seherbazların küçük yaralanmalarda St. Mungoya gitmeye gerek kalmadan ufak çaplı burada kendilerini iyileştirebiliyorlardı. Genç kadın elindeki koliyi masanın üzerine bıraktıktan sonra kadının teşekkürüne karşılık gülümsedi. "Ben Edith Lúthien" dedi elini uzatıp genç cadı ile tanışmak için. Kadın da bir kaç saniye sonra ona aynı sevecenlikle elini sıkmış ve ismini söylemişti.

Balian d'Ibelin:
Genç seherbaz, bakanlığa cisimlenirken küfür savurmamak için kendini zor tutuyordu. Kolundaki derin olmasa da can yakan yara zaten sıkkın olan canını daha çok sıkmıştı. Söylene söylene cisimlenirken elini kanayan yaraya bastırdı. Seherbazlık bürosuna geldiğinde göz ucuyla kolundaki yaraya baktı. İksir odasına uğrayıp yarasıyla ilgilense iyi olabilirdi. Mikrop kapmasını istemezdi.
Uzun zamandır peşinde oldukları bir katili yakalamak için çıktıkları küçük çaplı bir operasyonda yaralanmıştı genç adam.  Kaçarken bombarda maxima büyüsü yapan zanlının yarattığı patlamadan bu hale gelmişti kolu. Etrafa saçılan parçalar koluna isabet etmiş çok derin olmasa da bir yaraya neden olmuştu. Genç adam odasına dahi uğramadan iksir odasına yöneldi. Gömleğinin yırtılmasına neden olan yara koluna kanın kırmızı rengini verirken kapıyı sertçe açıp içeri girdi.

İçeri girdiğinde ilk gördüğü şey büyük bir kolinin yanında duran Edith'di. "Nasılsın Edith? Sen buraya pek uğramazdın?" dedi güldükten sonra göz kırparak. Bugün sonunda gülebilmişti genç seherbaz. Bütün gün psikopat bir büyücünün peşinde koşarken ve günü küçük de olsa bir yara ile kapatırken insanın gülmeye pek vakti olmuyordu. Eli hala kanayan yarada iken kadına doğru yaklaştı, bir yandan raflarda geyik otu iksiri arıyordu. O sırada kapıdan girince rafların açısı yüzünden görmediği bir kadını fark etti. Yüzü tanıdıktı ama nereden olduğunu bilmiyordu. Edith'in karşısında durmuş Balian'a şaşkın gözlerle bakıyordu. Genç adam önce yabancı kadına sonra Edith'e baktı. Ardından omuz silkip raflara döndü. Ama aklı kadının tanıdık yüzünde kalmıştı. Umursamamaya çalışarak gözü rafların üzerindeyken "Bu geyik otunu alkol niyetine mi içiyor bu millet? Ne zaman lazım olsa yok!" diye söylendi. Edith küçük çaplı bir kahkaha atarken Balian arkadaşına dönüp elleriyle boydan boya uzun ve kaslı bedenini gösterirken "Öyle gülme, narin bir adamım ben." dedi. İki arkadaş gülerken gözü yabancıya kaydı genç adamın. O da gülüyordu. Güzel bir gülümsemesi var diye düşündü genç seherbaz. Genç kadın Balian'ın ona baktığını görünce acelesi varmışcasına asasına sarıldı. Kutuyu hızla açarken içinden küçük bir şişe çıkarıp geyik otu iksiri olduğunu söyleyerek genç adama uzatmıştı. Seherbaz ellerine bulaşmış kanı bulaştırmamaya çalışarak iksiri alırken kadını nereden tanıdığını hatırladı. Ses tonu ele vermişti anılarını. Bu kadın şifacıydı, ortağının öldüğü günkü şifacı.

Maskeli Kişi:
Npc Seherbaz Cadı: Edith Lúthien

Genç cadı karşısındaki şifacı kadın ile belki birkaç çift laf ederiz diye gelmişti ve küçük bir tanışmadan sonra genç cadıyla konuşacakken odanın kapısı aniden açılması ile karşısında tanıdık bir yüz gördü. "Balian" dedi genç cadı karşısındaki adama bakarak keskin ve tok sesiyle. Aslında burada olmasına şaşırmaması gerekiyordu çoğu seherbaz yaralandığında buraya uğruyordu gerçi.Ama sanki bu yaralanma meseleleri Balian'a pek olmamış gibi hatırlıyordu en azından öyle umuyordu. "Ben aslında arada geliyorum ama seninde bu gün gelmen gerekmiş gördüğüm kadarıyla" dedi bakışlarını adamın koluna çevirerek. Yırtılmış ve kan lekesi olmuş kolundan tekrardan genç adamın yüzüne çevirdi bakışlarını. Yanındaki kadına dikkatle baktığından genç cadı da bakışlarını kadına çevirdi daha sonra tekrardan arkadaşına. Kadınla bir yerde mi tanışmışlardı yoksa  tanıdık birisini mi anımsatmıştı. Genç seherbazın aradığının ne olduğunu biliyordu fakat boşalan raflarda onu bulacağını sanmıyordu. Balian'ın sözleri ile küçük bir kahkaha atarken genç seherbazın kendisini gösterip ve sözlerine karşılık gülmeye devam etti. "Tabi öylesin" dedi ve yanındaki şifacı kadına döndü "Öyle öyle" dedi tekrardan fısıltılı ve dalga geçer bir ses tonu ile. Kadının bakışlarını genç adamdan kaçırıp aceleci tavırla koliyi açıp küçük bir şişe çıkarıp arkadaşına verdiğini izledi genç cadı ama sanki başka bir şey vardı yanındaki kadında. Daha deminki aceleci tavrı dikkatini çekmişti. Edith Balian'a yaklaşıp elindeki şişeyi aldı "Bunu daha önce kullandın mı bilmiyorum umarım gerekte kalmamıştır ama böyle kafaya dikip içilecek bir şey değil bu" dedi genç cadı gülerek. "Victorine sen şifacısın şu narin adama birde sen bak bence" dedi ve elindeki şişeyi genç kadının eline tıkıştırdı, kendi sözlerine karşılık gülerek. Kadın bir Edith'e birde Balian'a bakıyordu ve genç seherbazda ne olduğunu anlamamıştı. "Hadi ama sen hastalarına böyle sadece bakıyor musun" dedi ve kadının arkasına geçti.

Maskeli Kişi:
Npc cadı: Victorine Blackwood

Victorine kadına burada seherbazmısın diye soracakken kapın açılması ile hemen yan tarafa kaydı. Genç cadının söylediği isim karşısında gözleri büyümüştü genç cadının. Bu ismi hatırlıyordu en azında Hogwarts yıllarında gerçi arasından çok uzun bir sene geçmişti ve daha o zamanlar sadece ikinci sınıfa giden küçük bir kızdı. İki arkadaşın konuşmasını dinlerken bakışlarını bi genç adama bi de genç cadıya çeviriyordu. Eğer oysa dedi genç cadı içinden ki o gibi duruyordu en azından pek fazla değişmemiş diye geçirdi içinden. Daha sonra genç cadı başka bir şey anımsadı.  Bir kadın ismi Sydney adında güzel bir kadın. Genç adamı ilk baş orada görmüştü St Mungo da kucağında bir kadını getirirken ve acı çekerken. Nişanlısı olduğu söylenmişti fakat kadının durumu pek iyi değildi gerçi hastaneye geldiğinde hayati fonksiyonları durmuştu da. Geç melez bu durumu hatırlayınca yüzüne yansımasını istemedi düşüncelerinin ve bu durumu sildi. Ne kadar da tahlisiz bir olay diye geçirdi içinden yıllar sonra tekrardan karşısına çıkmıştı ama ölen nişanlısı işe şimdi ise kendisi yaralıydı. Bedenindeki yaranın daha küçük olduğunu biliyordu kalbindeki yaradansa. Pek öyle çok çabukta kapanacak bir yara değildi. Genç adamın sözleri ile dikkati dağıldı ve yanındaki kadının kahkahası odayı yankılanırken o sadece küçük gülücüklerle güldü. Genç kadının kendisine doğru dönüp bir şeyler söylemesiyle yüzüne gülümseme kondurdu. En azından aklındaki bu düşünceleri bir kenara atıp şimdiye odaklanmak istiyordu. Genç adam ona baktığında ne yapacağını bilemedi genç melez daha sonra koli geldi aklına yani onun içindeki şeyi istemiyor muydu. Asasını çıkarıp koliyi açtığında içinden ilk bulduğu geyik otu iksirini çıkardı. "Geyik otu iksir " dedi genç adama bakarak gülümsedi ve elindeki iksiri ona uzattı. En azından elim titremiyor diye geçirdi kendi vücuduna hakim olmaya çalışarak. Bunu istemiyordu sonuçta, genç adam elindeki şişeyi aldığında genç cadı bakışlarını kaçırdı ve birkaç adım geri gitti. O sırada yanındaki kadın genç adamın elinden şişeyi almıştı ve bakışlarını genç meleze çevirmişti. Sözlerinden sonra şişeyi tekrardan genç cadının eline tıkıştırmıştı. Genç cadı elindeki küçük iksir şişesine bakarken bakışlarını genç cadıya çevirdi. Daha sonra da genç adama. Kadının sön sözlerini duyduğunda genç adama doğru bir kaç adım atmıştı ki kadının arkasına geçmesiyle bakışları kadına doğru kaydı ve daha sonra seherbaz adama çevirdi. "İzin verir misin?" diye sordu şaşkınlıkla bir ona birde genç cadıya bakan adama.

Genç cadı kurumuş kan ve hala açık olan yaraya baktı daha sonra elindeki şişeye. Yüzünü biraz buruşturduktan sonra etrafa bakında bir şey bulamadığı için genç adamın diğer elini tuttu ve yarasının üzerine koydu. "Biraz bastır" dedi ve kolinin yanına gitti. Elindeki şişenin yeterli olacağını sanmıyordu ve kolinin içinden çıkardığı bir boy büyük iksiri eline aldı ve diğer iksiri yerine bıraktı. Üzerinde yazan geyikotu iksirini gördükten sonra genç seherbazın yanına gitti. Seherbaz bastırdığı elini çektiğinde genç cadı şişeyi açtı "Biraz canın yanabilir" dedi genç adama çevirerek bakışlarını kısa süre sonra hemen yaraya çevirdi bakışlarını. Geyik otu iksirini yaraya dökerken yüzünü buruşturdu. Genç adamın canının yandığını biliyordu ama yaranında kapandığını görebiliyordu. "Artık daha iyisindir" dedi genç cadı seherbazdan birkaç adım uzaklaşırken. 

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git