Nora'nın böyle bir konuya bile sergilediği alaycı yaklaşım, 70 yaşına kadar aynı kalacağının bir göstergesiydi. Gazetelerde yazanları okuduysa, ki onunda gazete okuma alışkanlığı olduğunu biliyordu, bu soruyu sorması kaçınılmazdı. Amacı sırf alay etmek olmayan Nora, belki de tepkisini de ölçmek istemişti Seherbazın. Arkadaşının bu konuda hissettiklerini merak etmiş olabilirdi. Eski günlerin hatırına, hala önemsiyor olmalıydı. Çünkü Balian içinde aynı şeyler geçerliydi. Ona duyduğu saygı, mesleki saygıdan çok tanışmışlığın ve yaşanan güzel hatıraların bir eseriydi. Yine en zor zamanında ondan yardım istemeye çekinmemiş, direkt girmişti yardıma ihtiyacı olduğu konuya. Genç ajan da, Balian'ın bu zor isteğini pek yadırgamıştı verdiği şaşkın tepki dışında. Her iki tarafta hala aynı saygıyı duyuyordu birbirine.
Balian, birkaç dakika bakakalmıştı kadında ki bu vurdum duymazlığa karşı. Aklına estiği için konuyu bambaşka bir açıdan ele almıştı. Duyduğu soru, aklındaki düşüncelerinde duraksama yaşamasına neden olmuştu. Birkaç dakikalığına ciddiyetten ödün verecekti. ''Gazeteleri okudun değil mi?'' başka bir soruyla başladı cümlesine, verdiği derin ve dertli nefesle birlikte koltuğuna yeniden yaslandı. ''Basın yerli yersiz konuşur, işleri bu. Bu işgüzarların ağzı torba değil ki büzesin.'' diye devam etti, sinirli değildi ama sitem vardı cümlelerinde. Gerekli cevabı verdiğine kanaat getirdikten sonra son konuşmasını yapmak için hazırlandı. Aslında sorduğu bu yersiz soru, cadının eski arkadaşından gelen bu ricayı geri çevirmediğinin de bir göstergesiydi. Balian'ın, ona olan güveni bu konuda tamdı. Nora'nın iş başına geçtiğinde ne kadar ciddi ve başarılı olduğuna, ordudayken sayısız defa tanık olmuştu. O kalın topuklularla yürürken dikleşen başının içerisinde gezinen tilkilerden haberdardı Balian. Üstelik o tilkilerin hiç birisinin de kuyruğu birbirine değmezdi.
''Senin nasıl çalıştığını bildiğimden, yapacağın her hamleye güvenim tam. Ama Adras çok zeki bir büyücü ve tecrübeli bir iş adamı. Bir de yaveri var ek olarak. İsmi Matthew, ona da dikkat et, Adras çok güveniyor ona. Aklıma gelmişken ekleyeyim.''verdiği son bilgiden, öğrendiği andan beri memnun değildi. Adras'ın yaşlanmış olması, bu genç yaver yüzünden, gereksiz cinayetlerine engel olmuyordu. Kız kardeşinin ölümünde bu Matthew denilen adamında parmağı olmalıydı, belki de o öldürmüştü. Balian, kesinleşmemiş bu bilgiler yüzünden çılgına dönmek üzereyken, son umudu Nora'nın ona edeceği yardımlar olmuştu ister istemez. Genç cadı onaylayan bakışlarla süzmeye devam ediyordu. Eski seherbaz, onun bu sessiz hallerinin, kendisinden isteneni özümsemeye çalıştığının bir göstergesi olduğunu biliyordu. Bu yüzden konuşmasına devam etti ''Benim bildiklerim seni yanıltabilir. Anlatmamam daha iyi. O yüzden senin en baştan başlaman gerekecek. Senden ek olarak tek istediğim şey, kendine dikkat etmen. Gerisi hep sana kalmış.'' konuşması esnasında köstekli saatini çıkarıp bakmıştı. İşler baş seherbazı beklediğinden daha fazla vakit ayıramayacaktı ne yazık ki. Ayağa kalkıp ''Benim işlere geri dönmem gerekiyor Nora. Önemli bir şey olduğunda baykuşunu yada bizzat seni bekleyeceğim.'' dedi genç cadıya. Yüzüne takındığı gülümseyen ifade ile elini uzattı Balian'a. ''Görüşmek üzere.'' dedi ve havadaki eline karşılık verdikten sonra onu kapıya kadar yolcu etti. Giderken topuklularının çıkarttığı ses iyice uzaklaşana kadar arkasından baktıktan sonra hemen kapının dışında bekleyen Jacob'a içeri girmesini işaret etti. Boş bardakları toplaması gerekecekti ve içeriye imalı bir gülüş sergileyen sinir bozucu bir ifadeyle girdi. Balian, uyarı amaçlı''Bu ziyaretten kimsenin haberi olmazsa sevinirim, Jacob.'' derken yavaş adımlarla masasına dönüyordu. ''Milla hanım duymasın Balian bey, ama bu bayanda amma güzelmiş. '' bardakları elinde tutmaya çalışan genç Jacob'un bu yorumu şaşırmıştı Balian'ı. ''Sen Milla'yı nereden biliyorsun? '' dedi şaşırmış şekilde ama cevap vermesine bile müsaade etmeden ''Hadi işinin başına!'' diyerek dışarı yolladı otoriter bir ağızla. Bakanlıkta dedikodular cidden hızlı yayılıyordu. Jacob'un parmağının olabileceği çok açıktı. Girmediği oda, tanımadığı bakanlık çalışanı yoktu. Balian, ona tebrik buluşması için mektup atanların, bu görüşmeden haberi olmamasını diledi. İşinin başına dönmesi uzun sürmedi.
SON