17 Nisan, 2026 08:31:14 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Düş İçinde Bir Düş  (Okunma sayısı 160 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Cornelia Barthélemy

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 40
  • 1735 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cornelia Barthélemy
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: 4
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 1. Seviye
Düş İçinde Bir Düş
« : 11 Mart, 2022 17:45:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify][spoiler][youtube]https://www.youtube.com/watch?v=YgLoLEYgcLc[/youtube][/spoiler]
Davullar çalıyor cevval kollar. Yoğunlukla çanlar çınlıyor kulağımda bazen. Bir gümbürtü kopuyor fırtınayla birlikte. Güneş aralamıyor ruhunu kişinin bu istikamette. Kasvetin bir mekan adı altında birer yansımaya dönüşmüş hali; “Son Dans.”

Her şey gri. Her şey tozlu. Darmadağın anılar surlara dayanmış, kuşatmaya hazır, alacaklı gibi zorluyor iki yakası bir araya gelmeyeni "bir" edecek olan.

Ateşe atılmış ruhum mekânın kapısından içeri girdiğinde çoktan buzla tuz olmuş vücudumla birlikte ilerliyordu eşyaların arasında. Eylem kuvveti gösteren zihnim acıyla sızlıyordu. Kiliseden döndüğümden beri iyiliği hissetmek ve var olan güzelliğe tutunmaktan fersah fersah uzak hissediyorum. Yaşamı özlüyorum ölmeyi deneyimlemeden. Ruhun ölümü de bir cinayet değil midir? Kim büktü boynunu? Kim acımasızca vurdu kırbacını sırtına? Kim çizdi o güzel yüzünü? Sapsarı parıltıdan yoksun bir sis perdesi düştü göz kapaklarıma her seferinde. Hastalığın belirtisi. Kirpiklerim ıslak. Midem bulanıyor. Bir ses… Ziyaret ediyor her gece. Fısıldıyor usulca. Naifliğine rağmen nasıl da tehditkâr. Yaşamak için ruha dengeyi şart koşuyor. Ölümün kıyısındayım. Yaşamı hatırlamalıyım. İşte geldim.

Elime aldığım ilk şey bir kolyeydi. Ucunda gümüş bir gezici kuş var kargayı çağrıştıran. Uzun gagalı. Teleklerine kadar incelikle işlenmişliği çok bariz. Bir kısmı ezilmiş kolyenin. Zinciri asılı kalmış zamana. İnanışıma göre bir rehber o. Küçük ve çok eski. Kim bilir kaç yıllık. Gözleri yakutla süslenmiş. İçimi delip geçiyor sanki tezahür eden gözler bilincimde. Baktıkça bir kuyuya sürüklüyor beni. Tatlı bir hüzün saklı içinde ve yavaşça seyreliyor imgeler. Hissediyorum. Takmak istiyorum. O ses beliriyor yine. “Bekle!” diyor bana. Yeni acılar arayacağım ben de. Kapılarını tıklatacağım. Lakin, dönüp dolaşıp geleceğim aynı suda yıkanmaya. Biliyorum.

Porselen bir çaydanlığa takılıyor gözüm. Nane yeşili. Ferahlık barındırıyor kendi çapı kadar adeta çevresinde. Düşüncelerimi yeşertiyor. Alıyorum elime. Kapağını açıp kokluyorum. Gyokuro’nun kokusunu almaya çalışıyorum istemsizce. Sözüm ona silik bir mutluluğu vaat ediyor bana burnuma ilişmeyen çay yaprağının kokusu. Belki bir gün, diyorum. Göreceli bir mutluluk. Arzum değildir cennetin üzerine günah yığmak veyahut günahları kutsal su ile yıkamak.

İnciyle süslenmiş bir el aynası. Gözüme ilişiyor. Çaydanlığın kapağını kapatıp aynaya uzanıyorum. Diğerlerine nazaran daha yeni bir görüntüsü var. Ağır oldukça. Akşam yıldızlarını toplamış kenarlarına. Güvenli limanı vaat ediyor. Kuytusundan ses dürtüyor beni. “Zamanı gelecek.” Bavuluna toplayamazsın ilk yolculuğunda yıldızları. İlk seferinde dolduracaksın bahar esintisini avuçlarına. Açmadan önce döveceksin toprağını. Koklayacaksın yağmuru. Can suyu olacak sana.

Ateş ve buz. Nihayetinde çağırıyor beni öyküsünü anlatmaya. Başa dönüyorum. İliklerime kadar ebedi hissettirene varıyorum. İlk bakışta fark edilmeyen ince bir çizik taşıyormuş meğer yakutlardan biri. Kolyeyi boynuma geçirmeden hemen önce keşfediyorum. Hala çok güzel. Bir kez daha duyuyorum sesi. Bu akşam gece olmadan son kez kuruyor cümlesini. “Bir bütün olacaksın.” Yaylı pensi tutturuyorum varlığıma ekleyerek. Henüz, ince uzun parmaklarımı kolyede dolaştırırken sezinliyorum: düş içinde bir düş. Yazgıyı doğaüstü bir güçle yeniden ele alıyor, gölgeleri cüretle dağıtıyor ve çırpıyor yürekleri.[/justify]
« Son Düzenleme: 11 Mart, 2022 17:59:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Cornelia Barthélemy »

Çevrimdışı Henrietta Doe

  • Mekan Sahibi
  • 3. Seviye
  • İleti: 9
  • 149 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Henrietta Doe
  • Güç Puanı: 81
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Erhan
  • Meslek: Son Dans Sahibi
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: 4
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: 11
Ynt: Düş İçinde Bir Düş
« Yanıtla #1 : 14 Mart, 2022 22:59:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Cornelia'nın sisle perdelenen kahverengi gözlerinin ardında kapanan zihni, kararlılık dolu bir çift mavi gözde tekrardan ortaya çıkıyor. Kendisininkine benzemeyen açık sarı saçlar görüyor önüne dökülen; kan ve çamurla ıslanmış, üstünü örten simsiyah dumandan kararmış... Başka hiçbir şey önemli değilmiş gibi hissediyor çevresini saran tüm kargaşa ve korkuya rağmen; elleri göğsünde sımsıkı kenetlenmiş büyük bir hazineyi kavrıyor. Ne yanıbaşına kadar ulaşan alevlerin bir anlamı var ne de yanıp kül olan tüm köyün. Onun yolu bu kederin dışına uzanıyor, olması gerekeni biliyor. Tüm kaderi avuçlarının içinde; geçmişi ve geleceği, yazgısının her bir ilmeği oradan çıkıp yine oraya dönüyor.

Parmaklarını birkaç santim aralayıp sadece bir anlığına çevredeki alevleri yeşil bir ışık olarak parlatan hazinesine dudaklarını bastırıp kendisini bekleyen sona hazırlanıyor korkusuzca. Hiçbir pişmanlığı yok, elinden geleni fazlasıyla yaptı. Bir gece yarısı köyü ansızın saran alevlerden kurtarabileceği herkesi kurtarmayı başardı. Küçük Hildr ormanın kıyısında güvende, en önemlisi de bu. Büyünün yolunu öğrenirken onun yanında olamayacağını bilmek üzülmesine neden olsa da en azından ağabeyi Halstein'in yanında olduğunu bilmek biraz da olsa içini rahatlatıyor. Büyürken anneleri yanlarında olamayacak evet ama birbirlerine sahip olacaklar. Ayrıca onun bir kahraman olduğunu bilecekler, tüm köy bilecek. İki çocuğunu ve diğer birçok komşusunun ormana erişmesini sağladıktan sonra daha fazlasını kurtarmak için son bir kere daha alevlere dalan Korkusuz Audhild diyecekler. 'Son bir kere daha daldı, ama çıkamadı' da derler. Onlara iyi bakarlar diye kendini rahatlattı 'Korkusuz Audhild', bir değil iki kahramanın çocukları olacaklar. 'Hiç değilse arada bir tas yahni verirler, o mankafa Halstein'e kalsa kardeşine bir çorba bile kaynatamaz!' aklından geçenlere gülümsedi. Güçlüydü, akıllıydı ama kendisine bakmayı bile beceremezdi ergenliğin coşkusuyla aklı bir karış havada oğlu. Dudaklarını daha sıkı bastırdı elindekine 'Onu görmelisin sevgilim, koskoca adam oldu. Varsa yoksa asası ve o aptal baltası!' diye düşündü. 'Çok yakında sana bizzat anlatacağım' diye ekledi. Sıkıştığı yerde alevler artık canını yakacak kadar yaklaşmıştı ve iradesini koruyabilmek için yüksek sesle "ikisini de anlatacağım, tekrar kavuşacağız!" diye haykırdı.

Gelen 'son'u kabullenmeye sadece bir nefes uzaktaydı ki tüm bağırışların arasında bir oğlanın yeni yeni sertleşmeye başlamış sesinin o tanıdık tınısını ayırt edebildi: "DURUN, SAĞ AVLUDA TOPLANAN BİR GRUP VAR, ORADAN TEKRAR SALDIRACAĞIZ!"

Tamamlanmışlık hissinin rahatlığıyla etmeye niyetlendiği veda yarım kalan zihninde sadece tek bir cümle vardı: 'Hastein! Seni mankafa! Kardeşini tehlikeye atıyorsan seni bizzat geberteceğim!'

[spoiler]Hikayeyi istedğiniz gibi eğip bükebilirsiniz, her bir hareket için zar atmaya gerek yok. Fakat ölüme biraz daha kafa tutacaksanız hikayeye devam etmeden önce kaderin çarkını şöyle bir çevirmek işleri daha heyecanlı kılabilir. [/spoiler]

Çevrimdışı Cornelia Barthélemy

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 40
  • 1735 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cornelia Barthélemy
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: 4
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 1. Seviye
Ynt: Düş İçinde Bir Düş
« Yanıtla #2 : 26 Mart, 2022 17:03:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Ben Audhild’im. Korkusuz Audhild.

Yaşam ve ölüm. İçgüdülerin hükmündedir vücut. Bir kirpik kırpımı kadar anlık kararlar. Anadan üryan. Elbet bu dünya sona erecek ve kefaret ödenecekti. Hazineye fısıldandı canhıraş: “Kavuşacağız. Evime… sana geliyorum sevgilim.”

Sadece son bir kez daha zırhını kuşanmalıyım.

Gözbebeklerinde büyüyen ateşin sıcaklığını bütün vücudunu sararken etrafını saran kor ciğerine dolmuştu. Öksürdü. Çıkmalıydı olduğu yerden. Hala toydu Hastein. Gençlik arzuları konusunda temkinsiz. “Aptal! Geri çekil! Geri çekilin!” diye bağırdı Audhild. Sesi kimseye ulaşmıyordu. Çığlıkları içinde kopuyordu. Beyhude sabrı azalmıştı. Avucunun içinde biriken güç, kanında biriken cesaret, her şey ama her şey onu nihai sonuna hazırlıyordu. Toprakla uğraşmaktan yıpranmış elleri uzun katlı eteğini kavrayıp bir parça koparmaya yeltendi. Oğlunu durdurma isteğiyle yanıp tutuşmuşluğu ve göğsünde biriken baskı esasen gücünün son demlerini harcatıyordu ona. İs olmuş kumaşı yüzüne götürdü, düşünmeksizin nefesini tutarak ateşlerin arasına bıraktı kendini.

Derisinde hissettiği sızılar ruhunu delip geçerken aklında olan tek şey ‘Hastein mankafasını kardeşine sağ sağlim kavuşturmak’ idi.

Yeşil alevlerin arasından öksürüğünü ve titreyen dizlerini dizginleyerek çıkmayı başarabildiğinde zorlayarak avluya doğru giden yolu tutacaktı. Öncesinde Hastein ve toplanmakta olanlar denk gelmeden hamle yapacaktı. Yerde cansız bir şekilde yatan Ulf’a bakarken köyün en divringi savaşçılarından olana da hakkını verme isteğiyle yanıbaşında duran baltasını kavradı. Eteğinin önüne dallardan topladığı elmaları yerleştirmek için bağladığı sepet görevi gören derme çatma kumaşlarla birleştirilmiş dolamadaki asasını savunma amaçlı kullanacaktı. Bir kılıç gibi gökyüzüne kaldırıp yangının atmosferiyle cilaladı baltayı. Hazinesine belki de bu gece son kez fısıldıyordu göğsü arasında asılı kalan: "Korkmuyorum. Benimlesin. Gücünü bana ver sevgilim. Çocuklarımızı kurtarmak için gücüne ihtiyacım var.”

Uyan ruhum.

Aralarında hala kapatamadığı mesafeden kaynaklı zorlukla seçebildiği adamlardan birine hedef aldı. Göz kararıyla... Ve savurdu baltasını hükmedercesine dünyaya... Dikkatleri üstüne çekebilmek, hedef tahtasına konulmak ve ateşi ardına alıp kafa tutabilmek için dünyaya. Ölüm vardı arkasında dağ gibi! Terk eyleyecekse bu dünyayı son dansını layığıyla gerçekleştirecekti. Canının parçaları, aşklarının eşsiz meyveleri ve daha birçok ruh için yaptıklarının boşa gitmesine izin vermeyecekti. Veremezdi.

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d10 : 2, total 2
Destek 1d10 : 4, total 4
Talih 1d10 : 5, total 5
[/justify]
« Son Düzenleme: 26 Mart, 2022 17:50:25 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Cornelia Barthélemy »

Çevrimdışı Henrietta Doe

  • Mekan Sahibi
  • 3. Seviye
  • İleti: 9
  • 149 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Henrietta Doe
  • Güç Puanı: 81
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Erhan
  • Meslek: Son Dans Sahibi
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: 4
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: 11
Ynt: Düş İçinde Bir Düş
« Yanıtla #3 : 26 Mart, 2022 19:45:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ciğerleri zehirle dolu, teni çevresini saran alevlerden kabarmıştı. Bu durumda dermansız kolları yetiştiremedi baltasını hedefindeki adamlara; dikkatlerini bile çekemedi hatta. Neyse ki görüşüne giren dostları ve oğlu rahatlatmıştı içini. Kahramanca savaşıyorlardı kendilerini izleyen Audhild'den habersizce. Düşmanın baltası, kılıcı, asası, üzerlerine çökmeye çalışan her bir silahı savuşturuyordu köyün savunucuları. Halstein de oradaydı ve artık kesinlikle çocuk değildi; Audhild açıkça görebiliyordu bunu. Birkaç yıla babasından hiç farkı kalmayacağını anladı, öyle ki bu mesafeden tıpkı ona benziyordu bile. Babası gibi o da baltasını ve asasını aynı elde kullanmayı tercih ediyordu.

Beyhude saldırısının üstünden sadece bir iki saniye geçmişti ki düşmanın bir silahı daha olduğunu fark etti Audhild. Dahil olamadığı, solunda kalan savaşa diğer tarafından gizlice yaklaşan kapkara pullar. Köyünü saran alevlerden sorumlu, kükürt kokan bir nefes. Çocuklarına ve dostlarına habersizce arkalarından yaklaşan hançer gibi keskin ve uzun pençeler. Avına kilitlenmiş acımasız mor gözler.



[spoiler]Auidhild için önünde iki yol var:
- Eğer hayatını sonlandırmaya hazırsa ve bu kararlılıkla ejderhaya saldırırsa hedefine ulaşmadan onu alt edebilir. Kendi hayatına karşı bir takas.
Bu yolu seçmeye karar verirseniz yeni bir müdahele olmayacak, hikayeyi sonuna kadar götürebilirsiniz.
- Eğer hikayesine devam etmeye çalışacaksa, hala hiçbir şey kesin değil. Yapmak istediği hamleye dair şansını deneyebilir.[/spoiler]

Çevrimdışı Cornelia Barthélemy

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 40
  • 1735 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cornelia Barthélemy
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: 4
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 1. Seviye
Ynt: Düş İçinde Bir Düş
« Yanıtla #4 : 20 Nisan, 2022 22:39:14 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify] Ben Audhild’im. Korkusuz Audhild.

Ne tenimi saran alevler ne de ciğerimi dolduran zehir durdurabilir beni. Akşam yıldızı parlıyor gökyüzünde tam yuvamın üzerinde. Gözyaşlarımın sıcaklığı alazla tek vücut oluyor ve ben bir daha sesleniyorum hazineme bir dahaki cümlelerinin sevgilimin kollarının arasında olmasını umarak: “Gün doğumunda yanında olacağım.”

Sadece son bir kez daha sarsılmayan o inancımla savaşmalıyım.

Halstein… Ne kadar da sen. Onu böyle var gücüyle savaşırken görmek baharın neşesini saklamıyor oluşunu anımsıyorum: bütün fırtınalara çıplak bir göğüsle direnen bir serbaz. En az ben kadar dikbaşlı, sen kadar pervasız ve gözü pek, nihayetinde; ikimiz kadar sevgi dolu ve korumacı. Gözüm arkada kalmayacak. Köyü ve kardeşini koruyacak Halstein. Ruhani bir rahatlama sarıyor beni. Ancak, nabzım düşmüyor. Tekinsiz bir his. Kol geziyor etrafta. Ensemde hissediyorum varlığını.

Daha ölmeden arafa vardım. Vaat edilmiş topraklar yüce fedakarlıklar ister.

Tanrı’nın öfkesini yansıtan mor gözler. Dikenli bir kuyruk. Gece karası pullar. Hebrid Siyahı. Hiçbir şey delemez sanki zırhını, hiçbir şey yaralayamaz onu, bir annenin sevgisi hariç. Ejderha, sevdiğim insanlara asla ulaşamayacaktı bu gece. Kalp atışım kulaklarımda demiri döven üzengi gibi atarken asama sarıldım. Yerde duran ucu sivri mızrağı da es geçmeden aldım bir elime. Bu sefer kime ait olduğunu bilmiyorum.

O’nun her daim söylediği gibi kas gücü yetersiz kaldığında içindeki gücü, doğuştan bahşedilen yeteneğini kullanacaktı. Oğlu ve eşi gibi, hem saldırı hem savunma yapabilirdi. Büyü gücü ve sevgisi bir hudud çizecekti.

Audhild, Halstein ve köylülerden uzağa doğru koşmaya hazırlanırken ejdarhanın peşinden gelmesi için göz hizasında duran heybetli yaratığa isabetli bir “Stupefy” savurdu başlangıç olarak. Bir planı vardı. Amaç, ters yöne çekebilmekti Hebrid Siyahı’nı. Vücuduna pek bir etki etmese de kükremesiyle canını sıkmış olduğundan emindi, sonucunun neler olduğuna bakabilecek bir konumda değildi. Zira tahmin etmesi de çok zor değildi. Ciğerlerindeki acıya rağmen özgürlüğe kanat açarcasına koştu Audhild. Ejderhanın kanatlarını çırpışını rüzgarı keserek hala yanmakta olan birçok yeri daha da harlamasıyla ateşi daha çok hisseder olmuştu.

Onun bir kanat çırpımı Audhild’in adımlarıyla ne kadar örtüşebilirse o kadar uzağa gidebildi kadın. Köyün sınırını çevreleyen çitlere geldiğinde nefes nefese duraksadı. Korkusuzca dikildi karşısına. İnişe geçecek gibi olduğunda titrek bir sesle “Conjunctivitis” diyebildi Audhild asasını sabitleyerek. Bozabilmiş miydi görüşünü? Kontrolsüz bir pençe indi göklerden, hedefini yine de yakalayacak kadar tutarlı bir pençe. Savruldu Audhil perişan bir halde. Taş, toprak ve toza bulanırken bedenine aldığı yaralar kalbi kadar yakamazdı canını. Böyle bitmesine izin veremezdi, vermeyecekti. Sert zemin üzerindeki bedenini kaldırabilmek hiç bu kadar güç olmamıştı. İç organlarının aldığı zarar ağzından kan akıtıyordu.

“Bir daha ıskalamayacaksın.” dedi böğründeki ağrılarla. Asasını tıpkı vücudunun bir uzvu gibi tutuyordu hala. Zedelenen karın bölgesine doğru elini götürürken sıcak kan parmaklarına ve asasına bulanmıştı çoktan. Yere inen ejdarhanın hiddeti Audhil’i bulmak üzereyken alevlerden kaçınabilmek adına kalkanını oluşturmalıydı. Yattığı yerden hınçla gümüşi bir “Protego” ile korudu kendini. İçindeki büyüyü kanalize edebiliyordu hala. Ne yazık ki son demlerini yaşadığını biliyordu kadın. Ona dayanma gücünü veren de bu idi hiç şüphesiz.

Ateşin gücü karşısında asa tutuşunu bozmadan doğrulmaya çalıştı mide bulantısıyla. Başı yeniden dönüyordu Audhild’in. Asa tutan eli titremeye başladığında ona karşı daha fazla kalkanının dayanamayacağını bildiğinden körlemesine alevlerini saçan ejderhanın aralığını yakalar yakalamaz kendini sol tarafa doğru savurdu mızrakla birlikte. Ejderhanın kükürt kokan nefesini daha yakından alıyordu artık. Hala göremeyen ejderha içgüdüleriyle Audhild’in varlığını sezebiliyordu. Kanının kokusuyla yine karşısına dikilmişti. Çok daha yakınlardı. Ve avı, sonsuzluğa uğurlayacaktı onu. Gözlerine bakmaktan hiç çekinmedi. Dudaklarının arasında bir nefes alımı kısalığında uyku büyüsünü gerçekleştirdi. Hiç umudunu kaybetmemişti. O umut, zaferi getirecekti Audhild’e. Ejderhanın uykuya teslimiyeti gerçekleştiğinde yere devrilişiyle ayağının altındaki toprak titremişti adeta. Zar zor dengesini buldu kadın. Büyünün onu ne kadar uyutabileceği bilinmez bir haldeyken son darbeyi indirmeliydi. Kanayan yere eliyle baskı uygulayarak topalmış gibi bükük beliyle ilerlemeye başladı. Mızrağı kavradı ve yer yer ondan destek aldı. Gözlerinin önünde yığılmış olan yaratık heybetiyle büyülerken Audhild’i köyden gelen sesleri işitemiyordu daha fazla. Ejderhanın inip şişen göğsüne yanaştı güçlükle. Göz kapakları her an açılabilecek gibi duruyor, parlak siyah pullarının üzerinden süzülüp gelen gece yelleri vuruyordu yüzüne Audhild’in. Kanlı elini dokundurdu önce naif bir şekilde. Kalbi. En zayıf noktası olmalı, diye düşündü. Eline dolan yaşama son vermek ruhunu bin parçaya bölse de yaşam değil miydi seçimlerden ibaret olan? Geride bıraktıklarını düşünmeliydi.

Acıyla inlerken mızrağını kaldırdı asasını yere bırakırken. Derisinin inceldiği noktaya müşkül bir halde sapladı mızrağı. Ölüm uykusuna Audhild ile birlikte geri dönecek olan Hebrid Siyahı acıyla gözlerini açtığında Audhild çığlık çığlığa atalarının güçlerini de kollarında hissederek daha da derine doğru iteledi mızrağı kalbin içine iyice girene kadar. O an sırtına batan bıçak gibi keskin dikenleri başını eğdiğinde görebilmişti anca. Her bir zerresi kan içindeydi. Ağzından gelen kan daha da artarken kuyruğunu can çekişerek ortalığa savuran ejderha Audhild’i de savuruyordu. Bir yandan göğe doğru saçtığı alevler geceyi aydınlatıyordu. Sarı ve kırmızı. Aralarında turuncu rengi seçebilirken ateş başında “O” ve oğulları ile birlikte geçirdiği vakitler geliyordu gözünün önüne. Ölümün tatlı sıcaklığı bu olsa gerek. Belki iki belki üç nefes daha… Audhild’in son dansı görsel bir şölenden ibaretti sanki. Yüzünde belirsiz bir gülümseme. Viran olmuş halde Hebrid Siyahı’nın tükenen gücüyle toprağa yığıldıklarında Audhild başarmıştı. Son nefesini tüketti: “Başardım sevgilim. Aç kollarını bana. Gün doğumunda yanındayım, demiştim.”

En güçlüler bile ne zaman boyun eğmesi gerektiğini bilir. Sonunda, ölümü yendim: geliyorum.

Uyandım gerçekliğime. Kim olduğumu biliyorum.
Ben Cornelia. Korkusuz Cornelia. Cornelia Barthélemy.
Ölümü yendim. Ve yeniden doğdum.
[/justify]
« Son Düzenleme: 20 Nisan, 2022 22:42:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Cornelia Barthélemy »