İngiltere Büyücedünyası > Kara Göl
Snowflake
Balian d'Ibelin:
Genç adamın asasından yayılan büyük ışık ile birlikte dev yaratıkta yok olup gitmişti. Çığlığımsı bir ses çıkaran yaratığın yok oluşunun ardından yine bir çıtırtı ile irkildi Balian. Çok geçmeden küçük cadının dudaklarından da bekçi kelimesi dökülmüştü. İki Ravenclaw hızla ağaçların yoğun olduğu yere dalmışlardı. İkisi de mümkün olduğunca az ses çıkarmaya çalışarak ilerliyorlardı. Balian yakalanacaklarını tahmin ediyordu ama bu kadar çabuk gerçekleşeceğini sanmıyordu. Bir şeyler yapması gerektiğinin farkındaydı ve bu durumdan kurtulmak için bir çözüm düşünüyordu. Ama dolunayın etkisiyle kasılan kasları ve gittikçe artan sinir katsayısı pek de kolaylık sağlamıyordu genç adama. Böyle kaçmanın bir işe yaramayacağını bu sonunun yakalanmak olduğunun farkında olduğu için küçük kızı yine kolundan kavradı.
Bir ağacın gövdesine yaslanırken şaşkınlıktan küçük bir çığlığa benzeyen ses çıkaran kızın ağzını kapattı. Ardından kolunu küçük kızın boynuna sararak onu kendisine doğru çekti. Ne kadar az yer kaplarsalar o kadar az görülme ihtimalleri olduğu için bunu yapmıştı. O anda genç adam vücut sıcaklığını hatırladı. Küçük kızın, bu karlı havada genç adamın nasıl bu kadar sıcak olduğunu fark etmemesini diledi. Kurt adam olmanın getirdiği şeylerden biri de buydu işte. Hava ne kadar soğuk olursa olsun kurt adamlar her zaman sıcaktı, iksirler normal insanlar gibi olmasını sağlıyordu ama çok uzun sürmüyordu bu durum. Fark etmemiş olmasını dileyerek göz ucuyla ağaçların arasına baktı. Onların sesiyle birlikte bekçinin ayak sesleri de kesilmişti. Belli belirsiz görünün fenerin ışığı sabit bir şekilde duruyordu. Genç adam hızla ne yapması gerektiğini düşünürken "Orada hangi ufaklıklar varsa, sonunuz atılmaya kadar gidebilir ortaya çıkın!" dediğini ve bekçinin ayak seslerinin geri döndüğünü duydu. Küçük kızın gözleri yine korkuyla büyürken genç adam yine asasını salladı. Rüzgarın dahi dururken, bekçinin de büyüye maruz kalmasını umdu. Kızın boynundaki kolunu çekince "Hadi." diye fısıldadı.
Maskeli Kişi:
Küçük cadının nefes düzeni bozulmuş korku endişe ve bilmediği bir duygu onun bedenini ele geçirmişti adeta. Üstelik genç adama bu kadar yakın olacağını hiç düşünmemişti hiç bir zaman o uzaktan sevmişti onu sadece bakışları ile ama şimdi tam yanı başındaydı. Ona göre çok küçük olduğunu biliyordu yani onun öyle gördüğünü biliyordu aralarında yaş farkı sadece beş olmasına rağmen yine de bir umudu olduğunu sanmıyordu. En azından şimdilik belki ilerde karşılaşırlardı ve o zaman büyümüş olursa belki bir şansı olabilirdi. Bakışlarını yanındaki adama çevirmemeye çalıştı sadece ağaçların arkasında saklanmaya çalışıyordu. Yavaş adımlar ile ilerlemeye çalışıyorlardı en ufak ses bekçiyi şüphelendirceğini biliyordu zaten genç adamın yaptığı büyü bekçiyi buraya çekmişti ve ondan kurtulmazlarsa bu pek iyi sonuçlanmazdı. Eğer babasına bir mektup giderse yada okuldan atıldığını bildirirlerse babasının ona çok kızacağını biliyordu. Bir Blackwood nasıl olur da bu kadar aşağılanır diye sözleri kulaklarında çınlamaya başladı. Endişe ile alt dudağını ısırırken bakışlarını genç adama çevirdi. Onunda endişeli olduğunu biliyordu genç adam son sınıf öğrencisiydi ve mezun olmaya bu kadar yaklaşmışken onun da başını belaya sokmuştu. Üstelik özür dilemek için de artık çok geç olduğunu biliyordu. Genç cadı kolunda hissettiği el ile düşündüğü şeylerden kurtuldu bakışlarını genç adama çevirdi.
Genç cadı küçük bir çığlık atmıştı adeta bunu neden yaptığını bilmiyordu ama saniyesinde ağzını kapatan bir el hissetmişti. Genç cadı bunun aşkınlığını atamadan boynuna dolanan kol ile genç adam onu kendisine doğru çekmişti. Genç cadının kalp atışları artık deli gibi atmaya başlamıştı neler olduğunu anlamamıştı. Genç adam etrafı kolaçan etmeye çalışırken küçük cadı da derin derin nefes almaya başlamıştı. Her aldığı nefes boğazında düğümleniyordu. Bedeninin ve sesinin titremesini istemiyordu ama küçük bir yaprak parçası gibi titrediğini biliyordu. Soğuk içine işlemeye çalışırken genç adamın teninin garip derece de sıcak olası onu ısıtıyordu resmen . Bakışlarını yavaşça genç adama kaldırırken onunda genç cadıya bakmasıyla küçük cadı bakışlarını tekrardan yere indirdi. Ayaklarının altında ezilen kara bakıyordu, bekçinin sesini duyduğunda bakışlarını kaldırdı. Korku içinde bakarken bekçinin tekrardan onların olduğu tarafa geldiğini görebiliyordu. Genç adam bir şeyler yapmak için asasını kaldırmış ve asasını sallamıştı daha sonra genç cadıya doladığı kolunu çekti ve yakaladıkları fırsatı kullanmak için tekrardan koşmaya başlayacaklarını belirtmişti. Ağaçların içinden çıkıp koşmaya başlarken genç cadı "Özür dilerim" diye fısıldadı. Genç adamın duyduğunu bilmiyordu ama duymuş olmalıydı öyle çok kısık bir şekilde söylememişti sonuçta.
Balian d'Ibelin:
Balian'ın büyüsü sayesinde bekçi donmuştu. Bunu fırsat bilen iki Ravenclaw ağaçların arasında yine koşmaya başlamıştı. Koşarken küçük cadının özür dilediğini duysa da aldırış etmedi genç adam. Özür dileyecek bir neden göremiyordu çünkü. İkisi de bu saatte ormanda olarak suçluydular ve küçük kızın bir acromantula ile karşılaşmış olması ise sadece bir talihsizlikti. Eğer o dev böceğe yem olmuş olsaydılar sadece kendi aptallıklarından olacaktı. Neyse ki büyü işe yaramış ve ondan kurtulmuşlardı. Bekçiyi de atlatmışlardı ama bu tehlike hala sürüyordu. Büyünün etkisi her an geçebilir ve bekçi için zaman akışı normale dönebilirdi. Bu yüzden olabildiğince hızlı bir şekilde ilerliyordu Balian, küçük kız da minik adımları ile yetişmeye çalışıyordu.
Balian kızın adım seslerine eşlik eden ve oldukça hızlı atan kalp atışlarını fark edince biraz yavaşlamıştı. Vücudunda gezen adrenalin yüzünden anca kendine gelen genç, küçük cadının kalp atışlarının ne zamandır böyle olduğunu merak etmişti. Sanırım fazla hızlı gittim diye düşündü. Koca adımlarının yanında küçük kalan kızın adımlarına bakınca böyle olduğuna kanaat getirdi genç adam. Ormanın çıkışına yaklaştıkça hem küçük kız dinlensin diye hem de bekçi dışında birinin gelip gelmediğini kolaçan etmek için biraz daha yavaşlamıştı. Kimsenin olmadığını onayladıktan sonra neyse ki kimseye fark ettirmeden binaya ulaşmışlardı. Kulelerine geldiklerinde parolayı söyleyip ortak salona gelmişlerdi. Balian yine biraz önden gidip kimsenin olup olmadığını kontrol etti. Yine boş olduğunu görünce üzerinden büyük bir kalkmış gibi bir oh çekti. Ardından küçük cadıya dönüp "Umarım bir daha ormana gitmeye kalkmazsın. Bir sonraki sefer bu kadar şanslı olamayabilirsin." dedi.
Maskeli Kişi:
Şanslı mıydı bu gün yoksa tam tersine rezalet bir durumda mıydı bilmiyordu. Hogwarts'ın kurallarını çiğnemiş ve başına belanın ona göre en büyüklerinden açmıştı. On iki senelik hayatı boyunca adeta büyükannesinin ve babasının kanatları altında büyümüştü ve sakin bir yapısı olduğundan başını belaya bulaştırmamıştı ta ki bu geceye kadar. Ne diye göle gitmişti ki sanki. Oraya giderken her şeyin yolunda olacağını söylemişti kendisine fakat diğer bir yarısı onun gitmemesi için uyarmış oda arkadaşı onu gördüğünde genç cadı sadece hava almaya çıkacağını söylemişti. Küçük kız ise sanki hissetmiş gibi Victorine'e dikkatli olmasını söylemişti. Şimdi ise düştüğü bu durum ona göre tamamen utanç vericiydi. Bu durumu pekte arkadaşlarına anlatacağını sanmıyordu, zaten hiç birinin inanmayacağını biliyordu bu olay karşısında.
Genç adam yavaşlamış ve Victorine ona yetişmişti fakat küçük cadı soluk soluğa kalmıştı. Belki karşısındaki adam yavaş yürümüştü belki de koşmuştu bilmiyordu ama genç cadı ona yetişmek için hayatında olmadığı kadar hızlı hareket etmişti. Bu gece zaten koşmak ile geçmişti onun için. Kendisi hızlı birisi değildi o daha çok sakinliği ve huzuru severdi. Gölün kıyısına da bunun için gitmişti belki de kendisini bulmak için. Neden diğer çocuklar o göl hakkında böyle hissetmiyor diye geçirdi içinden yada hissediyorlar mıydı. Ama arkadaşlarına sorduğunda ona acayip bakıyorlardı. İlk başlarda gölün büyüsü olarak nitelendirmişti ama sadece ona karşı böyle olamazdı değil mi. Genç adam etrafı kolaçan ederken küçük cadı da arkasına dönüp bekçiye baktı. Daha ortalarda gözükmüyordu bu en azından iyiye işaretti. Adımlarını hızlandırıp içeri girdiler Hogwarts'ın aralık kapısından içeri girip Ravenclaw ortak salonuna gittiler. Vicroeine için fazla olan maceranın sonuydu artık. "Bir daha gidebileceğimi sanmıyorum" dedi genç adama gülümseyip. "Her şey için teşekkürler" diye ekledi daha sonra bu macerayı vücudundan atmak için odasına gitti.
Bitti...
Navigasyon
[0] Mesajlar
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git