İngiltere Büyücedünyası > Kara Göl
Snowflake
Maskeli Kişi:
Npc Cadı: Victorine Blackwood
Genç cadının pelerini karların üzerinde sürünürken kendisi de zar zor yürüyordu karın üzerinde. Bileklerine kadar kara batmıştı ve bu saatte yakalansa kesinlikle okuldan kovulacaktı. Fakat oraya gitmeliydi bunu neden yaptığının hiç farkında değildi ama karagöle gitmesi gerektiğini biliyordu. Kahverengi bukleler halindeki omuzlarından aşağı dökülen saçlarını gizlemek için cübbesinin başlığını çevirdi. Kendisini sakinleştirmek için sadece her şeyin yolunda olduğunu söylüyordu ama buna kendisi bile inanmıyordu. Hogwarts'ın bahçesinden gizlice çıkmaya çalıştı ve bekçiye gözükmeden bunu başardı. Şimdi ise ormanı geçip kara göle ulaşmaktaydı sıra. Oda arkadaşı ona defalarca gitmemesini söylemişti, onu ispiyonlamayacağına yemin etmişti ama onun kadar kendisi de biliyordu bunun tehlikeli olduğunu hemde bu saatte. Saat kulesininin çanı çaldığında bütün heryerde yankılanmaya başlamıştı ve bu sessiz olan gecenin daha çok ürkütücü hal almasına neden olmuştu. İçindeki bir ses ne vardı ki odanda kalıp uyusaydın diye geçirirken diğer seste oraya gitmek istediğini söylüyordu. En kötüsü ne olacaktı ki yakalanırsa okuldan atılabilirdi yada binası olan Ravenclaw yüksek bir puan kaybettirebilirdi. Ağaçların arasından başını uzattığında gölün küçük bir kısmını görebiliyordu. Yüzüne bir gülümseme oturtup gitmek için ağacın arasından çıktığında uzaktan gelen bir kurt sesi ile irkildi. Göle yansıyan dolunayın ışığı gerçekten çok tehlikeli bir zaman seçtiğinin işaretiydi. Ruhunun parçası ölmek istemediğini ve hemen geri dönmek istediğini söylüyordu fakat diğer yarısı da içine dolacak huzuru istiyordu. Kahverengi gözleri ile etrafına göz attıktan sonra göle dikti bakışlarını. Sanki gölde büyülü bir şey vardı sanki onu çağırıyordu ve ona yaklaştığında huzuru kendisinde buluyordu. Yavaş adımlarla göle doğru ilerledi etrafını kontrol edip. Bir eli asasındayken diğer eliyle de ağaçlara tutunarak ilerlemeye çalışıyordu.
Eğer mevsim yaz olsaydı genç cadı ayaklarını göle sokacağını düşünüyordu fakat gölün kenarları buz tutmuştu. Kar taneleri gök yüzünden süzülerek düşerken genç cadı bakışlarını etrafında gezdirdi. Sanki birisi vardı burada ve onun buraya gelmesini istiyordu belkide bunu birisi değilde göl istiyordu. İngiltere de de aynı şey oluyor muydu her zaman kaçıp sahile iniyordu ve sanki deniz onunla konuşuyordu. Genç cadı oturmak için etrafında bir şey aradı ama bulamadı etraf kar içindeydi ve oturabileceğini sanmıyordu. Etrafta biraz gezindikten sonra sabit bir yerde durdu. Üşüdüğünden dolayı ellerini bir birine sürtmeye başladı ve nefesiyle beyazlaşan küçük ellerini ısıtmaya. Soğuktan dolayı elleri üşümüştü nefesinin çıkardığı buhar gök yüzüne karışırken arkasındaki çalılardan gelen bir sesle irkildi genç cadı. Asasını kavradı hemen eli "Kim var orada kimsin ve nesin" dedi fakat sesi çok fazla çıkmıyordu. Çalıların içindeki şey kendisini belli etmeye başladığında genç cadı geriye doğru bir adım attı. Daha önce görmediği bir yaratık karşısında dikilmiş ona bakıyordu. Sanki bir örümcek ti ama daha büyüktü. Acaba arkadaşının korktuğu örümcekler bunlar mıydı ve ona ormanda yaşayan Acromantula adındaki canavar. Örümcek ön kıskaçlarını hareket ettirirken gözlerini de lezzetli bir ava dikmiş gibi bakıyordu. Victorine geri adım attığında artık daha fazla adımı olmadığını fark etti ya buz gibi suya düşecekti yada karşısındaki yaratığa yem olacaktı.
Oradan bir şekilde kurtulup kaçmaya başlamıştı fakat örümcek çok daha hızlıydı. Ona akşam yemeği gibi bakan şeyden nasıl kaçacaktı bilmiyordu ama kendisini savunmalıydı. Arkasını döndü koşarken ama kar da koşmasına engelliyordu. "Bombarda" diye bir sözcük döküldü dudaklarından, örümceğe isabet etmemişti ne yazık ki. Genç cadı önüne baktığında yine gölün oraya geldiğini fark etti ne yani yuvarlak mı çizmişti yoksa yada gölün diğer ucunda mıydı. Kendi kendine kapana sıkışmıştı. Örümceğin ilk hamlesinden yere düşerek kurtulmuştu, onu gizlemeye çalışan cübbesinin başlığı açılmış ve kahverengi bukleleri meydana çıkmıştı. Artık işim bitti diye düşünüyordu genç cadı.
Balian d'Ibelin:
Genç adam stajyer olduğu halde Noel tatilini her yıl yaptığı gibi Hogwarts'da geçiriyordu. Evi Avustralya'da olduğu için İngiltere'de kalacak bir yeri yoktu ve bu yüzden tatil için Hogwarts'a gelmişti. Oda arkadaşlarından sadece biri oradaydı ama çevresi geniş bir çocuk olduğu için gün boyunca giden gelenleri bol oluyordu. Normalde de bu durumdan sıkılacak olan Balian, dolunayın geliyor olmasının etkisi ile daha çok rahatsız oluyor, bunalıyordu. Oda da biraz da olsa yalnız kalmayı diliyordu. Akşam saatleri olduğunda oda arkadaşı başka bir odaya eğlenmek için gitmişti. Genç büyücü koca bir oh çekmiş ve yatağına uzanmıştı. Yatağında yattığı sırada bu dolunayı da sorunsuz bir şekilde atlamayı dilemişti. Kurt adam olduğunun ortaya çıkması en son isteyeceği şeylerden biriydi. Bu yüzden oldukça tedbirli davranıyordu. Hem açığa çıkmaması için hem de dolunay zamanı kendini kaybedip birine zarar vermemesi için.
Balian odada kimse yokken iksirini dikti kafasına. Dolunay gecesiydi ve dönüşmemek için elinden geleni yapmalıydı. Tılsımını da kontrol ettikten sonra odasından hızla çıkmıştı. Her ne kadar bir sorun yaşamayacağından emin olsa da kritik saatlerinde dışarıda olmayı yeğliyordu. Bekçiye yakalanmadan ormana gidebilmeyi umuyordu. Sırf bu yüzden cübbesini de odasında bırakmıştı. Ses çıkarmasını istemiyordu. Ses çıkarmamak için yavaş adımlarla Hogwarts'ın koridorlarında ilerliyordu. Bahçeye çıktığında olabildiğince hızlı ilerlemişti, neyse ki bekçiye yakalanmadan ormana ulaşmayı başarmıştı. Balian'ın ormana girdiği yerin biraz daha ilerisinde bir hareket vardı. Genç büyücü biraz daha iyi bakınca onun küçük bir öğrenci olduğunu anlamıştı. Ama başına kapattığı cübbesinin kapüşonu yüzünden cinsiyetinden emin olamamıştı. Omuz silkip ormana girerken onun hakkında tek istediği o küçük çocuk yüzünden yakalanmamaktı.
Ormanın içinde yavaş yavaş ve amaçsız bir şekilde yürüdüğü sırada bir çıtırdı duydu. Çıtırtı yakından gelmiyordu ama zaten normal insanlardan daha yüksek seviye olan ve dolunayın etkisi ile daha da artan duyuları bunu duymasını sağlıyordu. Ne kadar uzak olduğunu bile kestiremediği çıtırtıyı umursamadan yürümeye devam etti. Çok geçmeden çıtırtıya doğru yürüdüğünü anlamıştı. Çünkü ses gittikçe yaklaşıyordu. Bir süre daha boş boş yürümüştü ki karşısında bir acromantulanın çıkmasıyla olduğu yerde durmuştu. Koca yaratık Balian'ın varlığını hissetmiş olmalıydı ki sekiz gözünü birden genç büyücüye çevirmişti. Bir kaç adım kadar yaklaşan yaratık Balian'ı dikkatle incelemişti. Biraz daha ilerlemeye karar vermiş olacaktı ki Balian'ın bir adım atması ile gerilemişti. Ardından homurdanarak göle doğru çekip gitmişti. Yaratığın nereye gittiğini umursamayan Balian devrilmiş bir ağacın kütüğüne oturdu. Başını kaldırıp ağaçların arasından pişkince gülümseyen dolunaya baktı. Bundan iki yıl önce yine Noel gecesi ısırılmıştı genç adam. Bakışlarını ormana çevirdiğinde o gece bir kez daha canlandı gözünün önünde. Sanki başını sallayınca yok olacakmış gibi salladı. Ardından ormandan aldığı negatif enerjinin daha da büyüdüğünü fark etti. İçini büyük bir huzursuz kaplarken acromantulanın ayak seslerini işittiği tarafa doğru yürümeye başlamıştı. Neden onu takip ettiğini bilmiyordu. Onu takip etmesini beyni değil sezgileri söylüyordu. Acromantulanın sesine yaklaştığı sırada bir uluma duydu. Umursamadan devam etti. Balian umursama da yaratık umursamış gibiydi. Sesler hızlandığını belli ediyordu.
Balian hızını düşürmeden ilerliyordu ki tiz bir çığlık sesi duyması ile olduğu yere ok gibi saplanması bir olmuştu. Kendine geldiğinde hızla koşmaya başlamıştı. Bu ormana girerken gördüğü küçük öğrenci olmalıydı. Sesine bakılırsa kızdı. Sesin geldiği göl kıyısına ulaştığında bombarda büyüsünün ağaçlardan birinde patladığını gördü. Hızla oraya doğru ilerlerken bu büyüyü kimsenin görmemesini de diliyordu. Genç kız yere düşmüştü ve acromantula avına yaklaşıyordu. Balian kazağının kolundan çektiği asasını bir şeyler fısıldayan yaratığa doğrulttu. "Bombarda!" dedi. Tam isabet eden büyü yaratığın haykırarak yana doğru yıkılmasına neden olmuştu. Genç büyücü küçük kızı yaratık tekrar doğrulmadan çıkarabilmek için hızla ona doğru koştu. Yerde şaşkınlık içinde olup biten kıza elini uzatıp "Hadi ufaklık yatağına gitme vakti." dedi. Küçük kız bir yaratığa bir de Balian'a bakarken lüle lüle olan saçları sallanıyordu. Ardından elini tutup genç büyücüden destek alarak kalktı yerden.
Maskeli Kişi:
Küçük cadı gözlerini kapattığında duyduğu ses hayatını kurtarmasına neden olmuştu. Kahverengi gözlerini açan küçük karşısındaki dev örümceğin yana devrildiğini gördü daha sonra bakışlarını yukarı kaldırdığında beklemedik birini gördü. Minik gözleri fal taşı gibi açılmıştı bunu beklemiyordu daha önce defalarca rastladığı yada kütüphanede gördüğü yedinci sınıf öğrenci oradaydı. Arkadaşlarından öğrenmişti gencin ismini sadece evet küçük cadı sadece ondan hoşlanıyordu. Belki çocukluk hevesidir diyordu kendi kendine fakat kütüphanede her gördüğünde ona bakmadan edemiyordu arkadaşları onun kendisine göre büyük olduğunu söyleyip duruyordu hem zaten bu sene mezun olacaktı ve bir daha görme şansı yok denecek kadar azdı ama şimdi karşısındaydı işte. Genç büyücü ona doğru yaklaşmıştı ve iyi olup olmadığını kontrol eden gözlerle ona bakıyordu. Victorine ne söyleyeceğini bilmiyordu sadece genç adama bakıyordu uzattığı eli gördüğünde bir kaç saniye öylece durdu daha sonra aklına gelen yaratık düşüncelerinden sıyrılmasına neden oldu bakışlarını yaratığa çevirdi. Bayılmış mıydı şimdi yada ölmüş müydü. Sonra bakışlarını karşısında ki genç adama çevirdi. Uzattığı elini tuttu ve onun yardımıyla yerden kalktı. "O, öldü mü?" diye sordu fakat adamın olumsuz derecede kafa salladığını gördü. Sadece bayılmıştı ve uyanması an meselesiydi sadece.
"Teşekkür ederim" dedi küçük cadı karşısında ki genç büyücüye gülümseyerek. Yanaklarının pembeleştiğini hissedebiliyordu neden bu kadar utangaçtı ki, küçük olmaktan bir kez daha nefret ediyordu ne vardı bir kaç yaş daha büyük olsaydı. Bunu arkadaşlarına anlatsa hayatta inanmazlardı Ravenclaw binasındakiler zekiler inek tipliler olarak bilinirlerdi fakat kendisi başını derde sokmuştu gece vakti. Daha sonra karşısındaki gencin de ormanda ne aradığı aklına geldi. Yani onunla aynı binadaydı onu da defalarca mavi cübbenin içinde görmüştü. Bunun için arkadaşları ona inanmayacaktı zaten gerçi inanmasalar da bu umurunda değildi. Kendisi yaşıyordu işte ve genç adam da tam karşısındaydı. Kahverengi gözlerini örümceğe çevirdiğinde hareket ettiğini gördü. Genç cadı bir adım geri gittiğinde dev örümcek homurdanmaya çoktan başlamıştı. Yanında ki genç adama baktı bundan nasıl kurtulacaklardı bilmiyordu ama büyücünün bu durumla karşı ondan tecrübeli olacaktı onun seherbazlık bürosunda staj yaptığını biliyordu. Yani tehlikeleri görmüştü ve bu olayı kısa zaman da unutacağını biliyordu. Olsun dedi yine de onu yakından görme fırsatı bulmuştu belki ilerde olur da karşılaşırlarsa en azından bir birlerini hatırlayacak bir anıları olurdu tabi karşılarındaki örümceğe yem olmayıp hayatta kalırlarsa.
Balian d'Ibelin:
Balian küçük cadının sorusuna başını sallayarak yanıt vermişti. Küçük bir bombarda büyüsü dev bir yaratığı öldürmeye yetmezdi maalesef, zaten Balian'ın amacı öldürmek de değildi. Sadece küçük cadıyı oradan çıkarabilecek kadar zaman istemişti. Ama cadının geçirdiği şok ile bir Balian'a bir yaratığa bakması zaman kaybettirmişti. Sonunda küçük Ravenclaw, büyücünün elini tutup ayağa kalktığında oradan uzaklaşmaya başlamışlardı. Küçük cadı teşekkür ettikten sonra bir süre Balian'a bakmıştı. Genç büyücü tam anlam veremese de bir şey demedi. Çünkü buradan çıkmak istiyordu ve yaratık çoktan homurdanmaya başlamıştı.
Büyücü küçük cadının hala şokta olduğunu düşünüyordu, çünkü ona bakmaktan başka bir şey yapmıyor hatta yürümüyordu da. Bir şey yapması gerektiğini düşünerek genç kızı bileğinden kavradı. O sırada dev yaratık yerinde kıpırdanmaya başlamıştı. Ters duran bedenini düzeltmeye çalışıyordu. Balian kızı biraz daha çekiştirmeye başlayarak hızını arttırdı. Başına gelen bu olaya inanamıyordu. Sadece dolunayda yalnız kalmak istemişti ama şimdi dev bir örümcekten kaçıyordu. Tek başına olsaydı kaçmasını gerektirecek bir durum olmayacaktı belki de ama küçük cadı ile olmak onu koruması gerektiğini hissettiriyordu. Acromantula dev bedenini düzeltip uzun bacaklarını tıkırdatarak peşlerinden gelmeye başlayınca Balian asasını daha sıkı kavradı. Bir yandan kızı kolundan tutmuştu. Hızla ormanda ilerliyorlardı. Genç adam bombarda büyüleri nedeniyle yeterince dikkat çekmiş olabileceklerini düşünüyor bu yüzden başka büyü yapmak istemiyordu. Ama vazgeçmeyi bilmeyen bu aç yaratıktan başka türlü kurtulamayacaklarını da biliyordu. Küçük cadının şaşkın bakışlarına aldırmadan olduğu yerde durup arkasını döndü. Yaratığın nişan alabileceği bir görüş alanına gelmesini bekliyordu. Az önceki büyülerden dikkat çekmedi iseler bu büyü yüzünden çekeceklerinden emindi. Şimdi gören olmasa yarın bekçi ormana girdiğinde dev yaratığın ölü bedenini bulabilirdi. Genç büyücü yaratığı öldürmemeyi diliyordu ama sonuç ölümü olursa da çok üzülmeyecekti. Çünkü bir şey yapmazsa onların bedenleri bile bulunamayacaktı. Acromantula hızla onlara yaklaştığında genç büyücü asasını kaldırıp doğrulttu. "Aranai Exumai!" sözcükleri döküldü dudaklarından.
Maskeli Kişi:
Dev örümcek homurdanmaya başlamıştı demek ki ayılıyordu. Buradan gitmeleri gerektiğini biliyordu ama örümcek çok hızlıydı en azından kaçarken bunu öğrenmişti koşsalar bile onları yakalayabilirdi. Bakışlarını yanındaki son sınıf Ravenclaw öğrencisine sabitledi. Bir şey yapmasını bekliyordu ondan en azından o örümcekten kurtulacak bir şeyler. Kısa süre sonra genç adamın elini bileğinde hissetmişti. Bakışlarını genç adama çevirdiğinde gitmeleri gerektiğini biliyordu. Arkasına dönüp bakış attığında dev örümce büyük bedenini düzeltmeye çalışıyordu. Etrafında ki karları havalandırırken bacaklarını kıpırdatmaya ve koca cüssesini yukarı kaldırmaya çalışıyordu. Ağzındaki büyük kıskaçları açıp kaparken genç cadı o yaratığın gerçekten çok korkunç olduğunu düşündü.
Hızlanmaya başladılar, genç cadı adım atana kadar önündeki genç daha fazla adım atıyordu. Ne yani kendisi daha küçüktü aralarında beş yaş vardı belki ileri ki yıllarda bu bir şey değiştirmezdi ama büyüme evresinde çok şey değiştiriyordu. Her geçen dakika bileğindeki el onun bileğini daha çok kavrıyor ve sıkıyor kendisine doğru daha çok çekiyordu. Genç melez küçük ayaklarına daha fazla koşmaları için emir yağdırırken arkalarından gelen sesle irkildi. Örümcek neredeyse onlara yetişmişti ve sanki onlara bir şeyler demeye çalışıyordu. Herhangi bir derste bunlar hakkında yada diğer yaratıklar hakkında bilgi edineceklerse o dersi kesinlikle dikkatle dinleyecekti. Fakat gece yarısı bir daha karagöle gitme fikri için kendisine söz veremiyordu. Göl sanki onu içine çekiyordu sanki biri ona sesleniyor ve onu hipnotize ediyordu. Düşüncelerden sıyrılması fazla zamanını almadı lakin arkalarından gelen örümcek bir şeyler söylemeye çalışırken sanki genç cadının beynini kemiren bir ses çıkarıyordu. "Örümceklerden nefret ediyorum" dedi genç cadı koşarken tökezlese de karşısındaki genç adam ona yardım etmişti. Kısa süre sonra durmasıyla genç melez şaşırdı. Ne yapmayı planlıyordu bir büyü falan mı. Bu düşüncesi doğru çıkmıştı genç adam asasını örümceğe doğrultmuş genç cadı ise arkasına geçmişti ve onun kolunu tutmuştu. Eğer bu büyü işe yaramaz ise dev örümceğe yem olabilir ve cesetleri hiç bir zaman bulunmazdı. Genç büyücünün dudaklarından dökülen büyü sözleri ile asasından ışık çıkması bir oldu gayet aydınlık bir ışık örümceği hedef aldı ve onu onlardan çok uzağı gözden kaybolana kadar götürdü belkide öldürmüştü. "Bu büyüyü aklımda tutacağım" diye mırıldandı genç cadı bakışlarını genç adama çevirerek. Daha sonra da örümceğin gitti tarafa fakat bir şey gözükmüyordu yani kurtulmuşlar mıydı şimdi bitmiş miydi bu gece diye geçirdi içinden daha sonra ağaçların arasından bir ses duydu. Genç cadı bakışlarını o yöne çevirdiğinde cübbeli bir adam elinde feneri ile onların bulunduğu tarafa geliyordu. "Bekçi" dedi genç cadı ve saklanmak için adımlarını hızlandırdılar. Yapılan büyü Hogwarts'ın bekçisi tarafından duyulmuş ve etrafı kolaçan etmek için gelmişti. Genç cadı önden çalıların arasına girerken arkasından da büyücünün geldiğini biliyordu. Kendilerini gizlemeye çalışmışlardı yakalanırsalar bunlar Hogwarts hayatının sonu olurdu.
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
Tam sürüme git