[justify]"Borsa, kira, tapu, icra, maaş, emekli maaşı, sigorta." Saçlarımı arkaya doğru atıp aynada baktım kendime. "Çok yakışıklıyım lan. Çok yakışıklı ve sorumluluk sahibi bir herifim."
Üstüme bir gömlek giydim, düğmelerini kapatmadan dar pantolonumun altına uzun çizmemi geçirmeye başladım. "Sen var ya Parf. Adamın dibisin oğlum. Manyak herifsin. Tek sorunun sporu bıraktın. Bira içmeye gidiyorsun şimdi, göbek yapmak sana yakışıyor mu?" Diğer çizmeyi de giydim çekiştire çekiştire. "Yakışmıyor. Kim der Britanya Milli Takımında vuruculuk yapıyordu bu herif diye? Yaşlanmayacaksın oğlum sen. Bir yaşlan var ya!" Kalktım ayağa aynaya bakıp kendime el kol yaptım. "Öldürürüm oğlum seni. 45'inden sonra kafana sıkacaksın. Sıkmazsan adam değilsin."
Malikanenin alt katından gelen sesleri umursamamıştım o ana kadar ama adımı duyduğum gibi kulaklarımı diktim bir av köpeği misali. Koşar adım o taraftaki pencereye gittim. Aşağıdaki sesi mükemmel keskin kulaklarım tanımıştı. En iyi kankam Nicky Urssy gelmiş. Pencereyi açıp nedense dışarıya doğru "VALLL! MAL MISIN KANKAM O BENİM!" diye anırdım. "DUR GELİYORUM." Hemen sonra da odama tekrar dönüp, üstüme süslü püslü mavi renkli bir ceket geçirdim omzuma atmak sureti ile. Asamı da bir kenara fırlatmışım o kadar umursamıyorum ki kendisini. Şuan cisimleneceğiz ama ihtiyacım var yani. Cüzdan müzdan alıp arka cebime koydum. Sonra da demin anırdığım pencereye tırmanıp aşağıya atladım. Bunu kaçıncı yapışım bilmiyorum. Sarı pipi, alt kattaki odaya geçirmiyor beni. Büyük ihtimalle böyle atlarken bir gün ölmemi planlıyor.
"Arresto Momentum!"
Git gide yavaşlayan bir şekilde yere indikten sonra koşup Nicholas'ı yakaladım. En sulusundan bir öpücük kondurdum bıyıklarının altından kiraz gibi sırıtan dudaklarına. Bu herif felaket züppe ama bir kız düşürüyor var ya! Karılar bıyığına bayılıyor herifin ya. Ben sinir oluyorum, bıyık hiç sevmem. Öpüşürken dişlerimi fırçalıyor sanki. Zaten bir çıkmadı bir sakalım düzgün. Böyle genetiğe sokayım çok afedersiniz. Baktım tipine şöyle. Güzel giyinmiş yine.
"Kankam hiç Amerika'ya gittin mi?" dedim. "Burası gibi aynı. İngilizce konuşuyorlar." Evet, benim için ülkeler konuşulan dile göre ayrılıyor. "Ben bir plan yaptım. Plan şu, Amerika'ya gideceğiz. Nasıl? Hadi gidelim." Yürümeye başladım malikanenin dışına doğru. Benden çıkan plan bu kadar. Buluruz bir yolunu.
----
Akşam, Amerika, The Solid Angel
"Geldik bir şekilde ama değil mi? Ben bir yolunu buluruz demiştim." Nicholas'ın omzuna elimi atmış, rastgele bir yerden aldığım şekerli elmayı yiyordum. "Gel bak burası mekan." Yeni açıldı, benim tanıdığım birinin tanıdığı var şuan burada odasında günlerce parti verecekmiş. Nicholas evli falan da yüzüğünü çıkarsın 2-3 günlüğüne bir zahmet. Beynimiz yamulana kadar yiyip, içip, sevişeceğiz. Hanın içine girdik, ben herifin adını falan söyleyip soktum bizi içeri. Baya baya partiye gideceğiz. O sırada aklıma geldi işte. "Ha bu abi mafya bu arada kanka." dedim hanın koridoruna bitirdiğim elma çöpünü fırlatırken. "En son partisinde eğlencenin içine sıçan birini öldürüp hiç etti. O yüzden eğlencenin içine sıçma. Hadi devam."
[/justify]