17 Nisan, 2026 09:01:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Beyaz ışık  (Okunma sayısı 68 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Nora Gray

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 42
  • 211 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Nora Gray
  • Güç Puanı: 25
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Nora
  • Meslek: Seherbaz
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 8
  • Lanet Gücü: 13
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
Beyaz ışık
« : 16 Mayıs, 2023 18:20:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Soğuk, vücudunun titrediğini hissediyordu genç cadı. Parmak uçlarının soğuktan uyuştuğunu hissediyordu ve nefes alışının düzensizliğini. Kalp atışlarını dinliyordu sadece, yavaş atıyordu. Yavaş ve düzensiz, her vuruş ona sanki bu soğuktan kurtaracak kanı pompalamaya çalışıyor ama yetersiz kaldığını hissettiriyordu. Her kan hücresi vücudunda donmuştu sanki ve çözülmeyi bekliyordu. Vücudunda ki oksijenin azaldığını hissetmişti, kan hücrelerinin çekildiğini ve her şeyin son bulduğunu. Yavaş yavaş karanlığa gömülürken küçük bir ışık parçası bırakmıştı belki de arkasında. Belki o ışık parçası yetmişti onun hayatına tutunmasına. Öldüğünde böylemi oluyordu, her şey karanlık ve soğuk. Oysa ki genç cadı sıcaklığı bulacağını sanıyordu her zaman. En azından annesinin anlattıkları kadarına inanıyordu gerçi inanıp inanmadığını hiç bir zaman sorgulamamıştı kendi kendine ve şimdi ise hissettiği tek şey soğuktu.

Tüm hücreleri sanki soğuktan kas katı kesildiğini hissediyordu, ah hayır soğuktan değildi bu acıdan dolayıydı. Kasları gerilmişti acıdan dolayı ve tek bir noktaya sabitlemişti kendisini. Yeni açılmaya başlayan zihnine bütün sinir hücreleri acıyı iletiyordu, bütün duyu organları oraya sabitlemişti kendisini bütün vücudu sanki tek bir şeye odaklanmıştı.

Gözlerini arala yamıyordu genç cadı sanki göz kasları emirlerini hiçe sayıyordu, parmaklarını oynatmaya çalıştığında sanki kan tekrardan vücuduna hücum etmeye başladığını hissetti. Uyuşan parmak uçları karımcalaşmaya başlamış oynattığında küçük küçük kürdanlar sanki parmak uçlarına saplanıyordu. Küçük cızırtılar duymaya başladı ilk önce daha sonra anlayamadığı boğuk seslere dönüştü. Yavaş yavaş neler olduğunu hatırlamaya çalışıyordu sanki hafızası bir yapboz parçası gibi tek tek geri geliyordu. İlk baş bir kimlik hatırladı üzerinde farklı bir isim yazan daha sonra yeşillikler ile çevrili güzel bir daha sonra kızıl saçlara sahip bir kadın portesi. Portre? o anda işte tüm taşlar yerine oturmaya başladı. Her şey o resme dokunduğunda tek tek gerçekleşti. Yüksek bir yerden düşmüştü ve acısını hissettiği yere demir saplandığını hatırlıyordu. "Balian" diye fısıldadı genç cadı ama sesi çok güçsüz çıkmıştı. Kirpiklerini araladığında görüşü net değildi ama çevresinde birinini olduğunu gördü. Görüşü yavaş yavaş netleşmeye başladığında bu kişinin ismini söylediği şifacı olduğunu anladı.

Başını hafif kaldırıp yana çevirdiğinde arkadaşını gördü, meraklı bir şekilde ona bakıyordu. "Ah, Leo ölmedim mi?" dedi. Genç büyücü başını hayır anlamında sallandıktantan sonra genç cadı tekrardan önüne döndü ve başını gerisi geriye yastığa bıraktı. "Tabi ya ölseydim senin burada ne işin vardı, muhakkak çoktan bende ateşin içinde olurdum" dedi şakaya karışık ses tonu ile. "Sanki tüm kemiklerimi kırmışlar gibi hissediyorum" dedi bu sefer. Vücudunu küçük küçük oynatmaya çalıştı ilk baş ayak parmaklarını daha sonra bacaklarını, kollarını fakat her kıpırdandığında karın boşluğuna sanki bir bıçak saplanıyordu. Başında ki şifacı ona bir şeyler sayarken sadece başı ile evet anlamında sallayıp geçiştiriyordu. St. Mungo da işi gereği çok fazla yatmışlığı vardı ama hiç biri bunun kadar acı verici değildi. Sadece bir kaç gün sürmüşlerdi hatta kolunu kırdığında ise zorla bir hafta geçirmişti kemiklerin kaynaması için ona verilen acı suyu hatırlayınca yüzünü buruşturdu. Bakışlarını bu sefer arkadaşının yanında ki genç adama çevirdi. Onu tanıyordu şifacı dostunun stajyeriydi. Demek oraya kadar gitmişti yaralandığı belki de Luna gelememiş ve stajyerini göndermişti nasıl olduğunu kontrol etmesi için. Yavaşça doğrulmaya çalışan cadıya şifacı yardım ederken "Öyle bakmayın, birkaç güne kadar hiç bir şeyim kalmaz" dedi genç cadı.

Çevrimdışı Bartemius Rosier

  • Bakanlık Çalışanı
  • 5. Seviye
  • İleti: 19
  • 718 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Bartemius Rosier
  • Güç Puanı: 15
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Emre
  • Meslek: Seherbaz
  • Cemiyet: -
  • Biçim Değiştirme Gücü: 5
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 5
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 2
Ynt: Beyaz ışık
« Yanıtla #1 : 18 Mayıs, 2023 17:28:40 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc şifacı:Steven Kim

Bir Ekim akşamı hastahane başlayan kargaşa, büyü dünyasında bir şeylerin yolunda gitmediğinin göstergesiydi. Her ne olduysa sonu hastahaneye uzanacak kadar gürültülü bitmiş olmalıydı. Steven sıradan hastalarla uğraşırken çevreye yayılan söylentileri duyunca, merakından dolayı hastahaneden biraz geç çıkmaya karar vermişti. Stajerlik günlerinin her biri ayrı maceralı geçiyordu tabi ama ufak tefek şeylerdi hep. Duyduklarına bakılırsa, konsey üyelerinden birisinin yol açtığı bir kazanın kurbanı getirilmişti hastahaneye.  Bu cidden büyük bir olay gibiydi ama sadece söylentilerden ibaretti tabi. Abisinin kesin haberi olurdu ama onun ağzından kelimeleri cımbızla çekmeye çalışmak yerine, kendisi bir şeyler öğrenmek istemişti.

Büyü hasarı bölümüne getirilen birçok büyücü vardı. Giyimlerine bakılırsa koruma oldukları çok açıktı. Çamura bulanmış pelerinlerinin altında ki koyu renk takım elbiseleri hepsini tek bir fabrikadan çıkmış gibi gösteriyordu açıkçası. Sanki topluca savaşa girmişler gibi hepsinde aynı türden yaralanmalar mevcuttu.  Ama hiçbiri ölümcül derecede yaralanmışa benzemiyordu, sadece durmadan inleyen yarasaları andırıyorlardı. Steven, gelen bu toplu yaralanma vakası ile ilgilenen şifacıların ağızlarından laf almak için peşlerinde dolanıyordu. İksir şişelerini, gerekli ilaçları getir götür işlerinde yardımcı oluyordu bu sayede. "Bunlar basit saldırı veya savunma hasarı almışlar. Asıl yaralanan bizim bakanlığın çalışanlarından, yani seherbazlardan biri olabilir. " Steven aralarında konuşan iki şifacıya dikkat kesilmişti, duymaya değer şeyler söyledikleri belliydi "Gelen kişi kimse tam göremedim ama kıyafetlerine bakılırsa, çok kan kaybetmiş. Eşya kazaları bölümüne götürüyorlardı, her ne geldiyse başına." sonunda öğrenmek istediği bilgiyi öğrendikten sonra büyü hasarı bölümüyle olan işini bitirdi. İçine korku düşmüştü yaralanan kişinin bakanlıktan olduğunu duyunca.  Bakanlıkta çalışan bir sürü sevdiği insan vardı; abisi, Lilith yada onun babası olabilirdi yaralanan kişi. Hızlı adımlarla ilerlerken, Lilith'in başına bela açma potansiyelinin ne kadar fazla olduğunu bildiğinden, kendisini kötü bir manzaraya alıştırmaya başlamıştı bile. 1. kata indiğinde, şifacıların telaşla etrafta koşturduğu koridora doğru bir bakış attı.  Tam içeri girecekti ki, koridorda bekleyen iki tane genç seherbaz önünü kestiler. Bu katta çalışan şifacılar haricinde girişler yasaktı. "Orada ki benim bir yakınım olabilir, izin verin bir bakayım." dedi ama büyücülerin ikna olmaya pek niyeti yok gibiydi. Kesin emir aldıklarını ve kim olursa olsun izin vermeyeceklerini söylüyorlardı. "Baş seherbaz, benim babam gibidir. Bakın kim olduğunu öğreneyim, sonra hemen çıkacağım söz." diyerek şansını zorladı son kez ama aldığı tepki "Tabi tabi bay d'Ibelin, benim de öz amcam gibidir." olmuştu. Büyücüler kendi aralarında gülüşürken, Steven yüzünü buruşturmuştu bu iğrenç espriye "Bay d'Ibelin burada olmadığı sürece kimseyi içeri alma lüksümüz yok, büyü hasarı stajyeri. Şimdi kaybol!" çaresiz evin yolunu tutacaktı. Ama içini rahatlatan bir bilgi almıştı, bay d'Ibelin hastahane de değildi. Kızına bir şey olmuş olsa, hastahanede olurdu muhakkak. Abisinin tek parça olduğunu da eve gittiğinde öğrenecekti zaten.

Bir sonraki sabah

Sabah gazetelerde dün hastahaneyi birbirine katan olay hakkında kayda değer hiçbir bilgi yoktu. Bakanlık, her ne olduysa, dışarıya bilgi sızmaması için uğraşıyordu ve başarıyordu belli ki. Abisinin bir şeylerden haberinin olduğu çok açıktı, fakat tabi ki ağzını bıçak açmıyordu işine sadık olan büyücü. İşlerinin yoğun olduğunu söyleyip, evden çıkmıştı. Steven'da, bilgi alacağı en iyi yerin hastahane olduğunu bildiğinden kahvaltıyı erkenden bitirip evden çıktı. Zavallı anne bayan Kim ise acelesi olan oğullarının, işlerine olan bağlılığı ve çalışkanlığı ile gurur duymakla meşguldü. Kahvaltılarını yarım yamalak yapan evlatlarına üzülüyordu tabi.

Merdivenlerden çıkarken, birinci kata geldiğinde duraksadı ve koridora bakındı. Yine o gıcık genç seherbazlar tarafından korunuyordu ve kuş uçurtmayacakları, ellerinde hazırda beklettikleri asalarından belliydi. Biraz torpil bulmadığı sürece, içeri girmesi imkansızdı. Steven'ın geldiğini gören seherbazlar, birer koruma misali hemen koridorun girişinde yerlerini aldılar. Bakışlarıyla konuşup, Steven'a buradan gitmesini söylüyorlardı resmen. Başını Koreli usulü selam vermek üzere hafifçe eğip selam verdi ve "Kolay gelsin." dedikten sonra kendi katına çıkmak üzere merdivenlere yöneldi tekrar. "Steven!" diyen tanıdık sesi duyunca, heyecanla açılan gözleri ile birlikte başını çevirdi koridora doğru tekrardan. Lilith ona seherbazların koruduğu koridorun ilerisinden seslenmişti ve şimdi de hızlı adımlarla yanına doğru geliyordu. Aradığı torpil ayaklanmış geliyordu. Seherbazlara doğru, zafer kazandığını anlatan bir gülümseme yolladı ve onların şaşkın bakışları arasında Lilith'e doğru ilerledi. İzin verip vermemek arasında kaldıkları için birbirlerine saf bakışlar atıyorlardı. "Lilith, seni gördüğüme sevindim." derken cadıya bakıyordu, ama bakışlarını birkaç saniyeliğine seherbazlardan o iğrenç espriyi yapana sabitledi ve "Baban iyi değil mi?" diye sordu. Onu gerçekten tanıdığını ispatlıyordu aklınca. Bu sırada hemen ayaklarının dibine, yeni tanıdığı bir baykuş tarafından, bırakılan bir mektup düşüverecekti. Kendi bölümünün baş şifacısının baykuşuydu, bayan Doukas'tan bir haber getirmiş olmalıydı. Meşgul olduğunda böyle haber yollardı. Seherbazların yanından ayrılıp, yaralının kaldığı odaya ilerlerken, Lilith olanları anlatmakla meşgüldü. Konsey üyelerinden bay d'Ibelin neden olmuştu demek bu kargaşaya, adamı gördükten beridir karanlık tarafını görebiliyordu Steven zaten. Pek şaşırmadı ama işlerin bu noktaya gelmesi, yaralananların olması büyük talihsizlikti. Mektubu açıp okumayı da ihmal etmedi tabi. Baş Şifacı, Steven'dan yaralanan arkadaşı Nora Gray'i ziyaret etmesini istiyordu. Meşgul olduğu için arkadaşını göremeyen cadı üzülmüş ve yerine Steven'ı seçmişti kontrol etmesi için. Genç stajyer sevinmişti baş şifacısının ona duyduğu güveni tecrübe edince. Lilith ile birlikte içeri girdiler, yaralanan ve kendine gelmek üzere olan cadıdan ifade alma işini stajyer cadı yapacaktı. Lilith epeyce mutlu görünüyordu ilk ifadesini alacağı için.

Çok geçmeden içeri girdiklerinde, odada yatan kadını hemen tanıdı. "Ah.. Bayan Doukas ile malzeme alışverişinde karşılaştığımız cadı bu." dedi. İçeride bekleyen, yaşça biraz daha büyük ve tecrübeli, seherbaz olduğu mimiklerinden bile okunan adama döndü Steven. O da bayağı endişeli görünüyordu. O yüzden soru sormaya çekindi. "Neler olduğunu biliyor musun tam olarak? Nasıl bu hale geldi ?" diye fısıldayarak sordu Lilith'e. Genç cadı fısıldamaya gerek duymadan bizzat tecrübe ettiği olayları anlattı. Cadıya kurulan tuzak sonucu, yüksekten bir demirin üzerine düşmüştü. Ölmediği için şanslıydı. Sonra baygın yatan kadının dudaklarından bir isim dökülecekti. Lilith'i memnun etmeyen bu sayıklama, cadının suratını hemen düşürmüştü. Babasını kimseyle paylaşma niyeti olmamıştı zaten. Bayan Gray, çok geçmeden uyandığında şaşılacak şekilde çevresindekilerle şakalaşmaya başlamıştı bile. "Ucuz atlattınız bayan Gray ama evet iyileşeceksiniz. Umarım o zamana kadar sizi burada tutabiliriz." dedi görevli bir şifacı edasıyla Steven. Yatağın baş ucunda duran, hastanın kayıtlarının tutulduğu kağıtların olduğu dosyayı eline aldı ve biraz baktı. "Burada çokça dinlenmeniz gerektiği yazıyor. Bir de unutmadan, bayan Doukas meşgul olduğu için gelemedi. Onun yerine buradayım ben. Ona iletmek istediğiniz bir şey varsa söyleyin lütfen, benden mektup bekliyor durumunuzla alakalı olarak." dedi. Burada işlerin karışık olduğu ve çözülmesi gereken durumların olduğu çok açıktı. Öğreneceğini öğrendiğinden, artık odadan çıkabilirdi gönül rahatlığıyla. "Geçmiş olsun bayan Gray, ben de staj yerime döneyim artık." dedi ve başıyla selamladı içerideki yetişkinleri tek tek. En son Lilith'e dönerek "İşinle duygularını karıştırma Lilith, sonra görüşürüz." dedi ve odadan çıktı.

Çevrimdışı Darren Shan

  • Büyücü
  • 7. Seviye
  • İleti: 28
  • 176 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Darren Shan
  • Güç Puanı: 20
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Darren Shan
  • Meslek: İksir Üstadı
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: 9
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 18
Ynt: Beyaz ışık
« Yanıtla #2 : 18 Mayıs, 2023 22:03:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Cadı:Lilith d'Ibelin

Hastane koridorları dünyadaki en ıssız yerlerden olabilirdi Lilith'in gözünde. İnsanlar ya kendileri canları için telaşa düşerdi bu koridorlarda yada sevdikleri birisinin ölümüne dökecekleri gözyaşlarının hesabını yapardı. Tabi düşmanlardan gelecek kötü bir haberin, zafere götüreceği dolambaçlı yolu gözleyenler de az değildi; her virajda yeni bir düşmanın cansız bedenini gömülüyor ve yola devam ediyordu. Nora, yoldan çıkan Adras'ın öngöremediği küçük bir hatası sayesinde kurtulmuştu. Döndüğü o virajı atlatıp, yolculuğunu St.Mungo'da bitirmişti.

Dün gece Adras'ın sinsice kurduğu plana kendi ayaklarıyla yürüyen ve ölümden dönen cadıyı bay Maqe aceleyle getirmişti hastaneye. Çok geçmeden babası, yani Baş seherbaz, tarafından hastahaneye gönderilmişti genç seherbaz adayı Lilith.  Yaralanan cadının uyanmasını beklemek zorunda olduğu için Sınbira'nın ameliyattan sonra bekletildiği odanın önünde sabahlamıştı. Yarası oldukça derin ve ölümcüldü bölümün baş şifacısına göre ama atlatmayı başarmıştı hayatı tehlikeyi. Lilith, içten içe cadının hayatıyla hiç ilgilenmek yerine vereceği bilgiler hakkında sabırsızlanıyordu. Tabi duruma göre biraz huysuzluğu da üzerindeydi, uykusuzluk genç cadıyı asabi yapardı hep. Baş seherbaz yardımcısının görevlendirdiği, kendinden birkaç yıl daha tecrübeli olan seherbazlarla pek iyi anlaşamamıştı. Bakanlıkta ki d'Ibelin'lerin adam kayırması hakkında ki dedikoduların ortasına düşmüştü tam olarak, bununda etkisi çoktu tabi. Şimdi birde konsey üyesi ihtiyar d'Ibelin'in bu ihaneti vardı sırada.

Düşüncelere daldığı bir sırada koridorun önünde ki hareketlenmeyi fark edip dikkatini oraya verdi. Bayan Gray'in odasının bulunduğu koridora kuş bile uçurtmamaları söylenen seherbazlar, birisiyle tartışıyorlardı. Lilith neler olduğunu kontrol etmek üzere oturduğu yerden kalkıp, koridorun başına doğru ilerlemeye başladı. Yaklaştıkça konuşulanları daha rahat duyuyordu, içeri girebilmek için çırpınan sesin sahibini tanıması uzun sürmedi. Yürümeye devam ederken, oradan ayrılmaya niyetlenen tanıdık stajyere seslendi. "Steven!" Adımlarını hızlandırarak gördüğü genç büyücüyü bir an önce yakalamak istemişti. Sonunda Steven'ın yanına vardığın da gencin yüzüne yayılan kurtuluş ifadesini fark etmişti. Seherbazlar onlara verilen görevi yapmışlardı sonuçta. "Lilith, seni gördüğüme sevindim. Baban iyi değil mi? " endişelenmiş olmalıydı, bakanlıktan birisinin ağır yaralandığı haberi hastaneye yayılmış görünüyordu. Cevap vermeden önce, şifacı stajyerine gelen baykuşun bıraktığı not kağıdına kaymıştı dikkati. Steven kağıtta yazanları okumaya çalışırken, koridora doğru yürümeye başladılar. "Babam iyi fakat bayan Gray pek iyi değil. Özel görevlendirme sırasında yaralanmış, dün akşam apar topar bizim çiftliğe gitti neredeyse tüm bakanlık. Bizim ihtiyar Helios var bütün bu karmaşanın arkasında, kendisi de ortalarda yok. " diyerek kısaca özetledi olanları. Dün gece olanlar başına gelebilecek en aksiyonlu olay olabilirdi hayatı boyunca, ama tabi gözü daha da fazlasındaydı artık. Kendine güveni artmıştı çünkü. Odanın önüne geldiklerinde kapıda duran şifacı, bayan Gray'in uyandırılacağını ve bu yüzden içeri girebileceklerini söylemişti. "İçeri girebiliriz, sonunda buradaki işlerimi bitirebileceğim." dedikten sonra hafifçe kapıyı tıklattıktan sonra kapıyı açıp, Steven ile birlikte odaya adımlarını attılar.

Steven daha odaya girer girmez cadıyı daha önceden tanıdığını söylediği bir cümle kuracaktı. Lilith şaşkın bakışlarını genç büyücüden çektikten sonra, baygın cadının uyanması için koluna takılan seruma enjekte edilen ilacın bir an önce etki etmesini beklemeye başladı. Bu sefer hemen kulağına fısıldayan Steven'ın sorusu ile karşılaşacaktı, cadının başına tam olarak ne geldiğini merak etmişti. "Buraya geldiğinde karnında demir çubuk hala duruyordu, bir yerden demir çubukların olduğu bir zemine düşmüş sanırım. " diye cevapladı. O yüzden eşya kazaları bölümüne getirilmişti zaten. Daha sonra pek kalabalık olmayan odaya bir sessizlik hakim oldu, herkes cadının uyanmasını ve vereceği ilk tepkiyi merak eder olmuştu. Çok geçmeden cadının dudaklarından dökülecek ilk kelime bir isim olacaktı. "Balian". Fısıldamıştı, ama Lilith babasının ismini çok iyi duyabilmişti. Şokla birlikte yüzüne yayılan iğrenmiş ifadeye engel olamadı. Kadının ağzından dökülen ilk şeyin babasının ismi olması hoşuna gitmemişti. Kadın tamamen kendisine geldiğinde, sanki ölümden dönen o değilmiş gibi, neşeli hallerle etrafına laf atmaya başlamıştı. Birkaç güne bir şeyinin kalmadığını söylüyordu. Daha sonra araya Steven girdi ve az önce ayaklarının dibine bırakılan notta yazanları iletti bayan Gray'e. Herkes tarafından sevilen ve saygı gören birisiydi belli ki, babası bile arada evdeyken bahsederdi bu kadından. Ama az önceki sayıklaması, Lilith için aralarında iş arkadaşlığından daha fazlasının olduğunun kanıtıydı. Sinirleri tepesine zıplamıştı tabi düşündükçe, annesinden sonra bile bitmemişti kadınlarla olan ilişkileri. Aklından geçen düşünceleri, Steven'ın stajına geri dönmeden önce söylediği "İşinle duygularını karıştırma Lilith, sonra görüşürüz." cümlesinin ardından değişecekti. Haklıydı, önce ona verilen görevi bitirmeliydi, gerekirse Adras'ın yarım bıraktığı işe kendisi devam edebilirdi. Tabi sadece zihninde. "Görüşürüz." dedi odadan çıkan arkadaşına ve hızlı hareketlerle seherbazın yatağına doğru ilerledi. Eline aldığı kalem ve not defterini hazırladı oraya koyulan bir sandalyeye otururken.

"Bayan Gray öncelikle geçmiş olsun..." cümlesini yarıda bıraktığı sırada, bakışlarını ona gülümseyerek bakan cadıya çevirdi. "Dün gece neler olduğunu anlatan ifadeniz acilen gerekli. Babam..." duraksadı, düşüncelerindeki karmaşa yüzünden hata yapmıştı, "...Yani Baş Seherbaz gerekli dosyaları sunup, konsey üyesi bay d'Ibelin'in bu ünvanının düşürülmesi için sizden gelecek bilgileri bekliyor." elindeki kalemi hazır bekletirken ekledi, "Hiç bir detayı atlamamanız gerekiyor.". 

 

Çevrimdışı Nora Gray

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 42
  • 211 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Nora Gray
  • Güç Puanı: 25
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Nora
  • Meslek: Seherbaz
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 8
  • Lanet Gücü: 13
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ynt: Beyaz ışık
« Yanıtla #3 : 19 Mayıs, 2023 10:50:18 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Her zaman işi şakaya vurmamış mıydı genç cadı. Ya bir anda olayı değiştirir insanın aklını karıştırırdı yada işleri şakaya vurup umursamıyor gibi yapardı. Yerinden kıpırdandığında sargıda olan yerine küçük bir bıçak saplanıyor gibi hissetti. Her yeri tutulmuş yatmaktan sırtından tut kalçasına kadar her yeri sızlıyordu. Kaç gündür buradaydı yada kaç saattir bilmiyordu ama neler olduğunu hatırlıyordu. Adrasın ona tuzak kuracağından elbette haberi yoktu ama böyle bir şey bekliyordu kimliğinin ortaya çıkması an meselesiydi. Balian'ın nasıl etrafta adamları varsa büyük d'Ibelin'in de adamlarının olmayışı şaşılacak durum olurdu. Peki ona ifşa eden kimdi? Onu açığa çıkarmak için ya gerçek kimliğinin bulunması gerekiyordu ki bu da zor bir şeydi asıl ismiyle bile Ajan kavramı yoktu ortada bir sır perdesi gibi saklanmıştı bakanlıktan çalışan birisi olarak gözüküyordu. Ya da bakanlıktan birileri onun kimliğini açık etmişti ki onun Ajan olduğunu bilen çok az kişi vardı neredeyse bir elin parmağını geçmiyordu tek seçenek Balian ile konuşurken görülmüş ve Adrasa hemen yetiştirilmiş büyük d'Ibelin ise bu durumdan huzursuzlanmış ve işi yokuşa sürmemek için böyle bir plan yapmıştı. Peki ya Persephone o söyler miydi genç cadının da ajan olduğunu. Kendi arkadaşını öldürmeye çalışacak kadar  bir duruma düştüyse söylerdi demek. Diğer seçenekte buydu işte, cadının aklında tonlarca soru tonlarca cümle vardı. En azından olayları Balian'a anlatmıştı yani önemli kısımlarını. Öldüğünü sanıyordu bu sefer gerçekten de ölüyordu ama hayat yine onu kucaklamıştı.

En son gördüğü yüz onun yüzüyken şimdi yanında arkadaşı ve hemen az ilerde şifacı olan arkadaşının stajyeri ve başka bir d'Ibelin vardı. Bu d'Ibelinlerden kurtulamayacağım galiba diye gülümsedi. Ölümüme sebep olacak bir başka d'Ibelin yaşamama sebep olanda şimdi beni sorgulayacak olanda ne ironi ama diye geçirdi içinden genç cadı. Sağ tarafında sehpanın üzerinde duran içi su dolu bardağı gözüne kestirdi genç cadı. Dudakları ve boğazı kurumuştu oraya doğru yavaşça dönüp uzanırken genç cadının sesini duydu. Bardağı eline alıp sudan küçük birkaç yudum aldı ve dudaklarını ıslattı. "Teşekkürler tatlım" dedi genç cadı, bardaktaki sıvının büyük kısmını bıraktıktan sonra onu geri yerine koydu. Genç cadının yapmacık gülümsemesini görebiliyordu, bunun nedenini de çok iyi anlayabiliyordu. Elbette her şey bana bir gün geri döner diye geçirdi içinden tekrardan. Geçmişinde yaşadıkları ve verdiği tepkiler karşısında ki cadıyı çok iyi anlıyordu. Küçük cadı cümlelerini sıralarken genç cadı biliyorum dercesine başını sallıyordu. Her bir kelimeyi her bir harfi istiyordu demek en azından işin bu kadar ileri gitmesi ve artık Adrasın neredeyse adaletin önünde hesap verecek olması iyi bir sonuçtu. "En azından yaralanmama değdi" dedi genç cadı. Lilith kağıt ve kalemle genç cadının dudaklarından dökülecek sözcükleri beklerken karşısında ki büyücüde olduğu yerden kalkıp neler olduğunu duymak için bekliyordu.

"Olaylar bundan ibaret" dedi genç cadı daha sonra atladığı bir şey var mı diye düşündü. Hayır yoktu lazım olan her şeyi anlatmıştı ve karşısında ki arkadaşı ona şaşkın bir şekilde bakıyordu. "Leo, ne söyleyeceksen söyle, evet kendimi bir aile dramının içine attım ama en sonunda çoğu masum kişinin belki de hayatı kurtuldu" dedi genç adam onaylarken Nora başını yastığa koydu. "Başka sorun var mı tatlım?" dedi.

Çevrimdışı Darren Shan

  • Büyücü
  • 7. Seviye
  • İleti: 28
  • 176 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Darren Shan
  • Güç Puanı: 20
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Darren Shan
  • Meslek: İksir Üstadı
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: 9
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 18
Ynt: Beyaz ışık
« Yanıtla #4 : 19 Mayıs, 2023 12:49:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Cadı:Lilith d'Ibelin

Karşısında yaşadıklarını bir filmi özetler gibi anlatan cadıyı ilgiyle dinliyordu Lilith. Staja başladığında, babasının ona hediye olarak verdiği sihirli kalem, her kelimeyi özenle karalıyordu genç stajyerin başının hizasında havada asılı kalmış deftere. Bu kalemin, bir suçluyu sorgularken sorgularken yada birilerinden ifade alımında tam bir kurtarıcı olduğunu söylerken çokta abartmamıştı Baş Seherbaz. Nora, hafızasındakileri taze anıları duraksamadan cümlelere dökerken, Lilith duyduklarını özümseme konusunda kadının hızına yetişmekte zorlanıyordu. Giydiği ayakkabının renginin detayını bile vermekten kaçınmayan cadının söylediklerini en sonda yakalamayı başarmıştı anca."Olaylar bundan ibaret" derken havada asılı duran not defterini yakaladı Lilith ve yazılanlara göz gezdirmeye karar verdi. Başka türlü mantıklı bir olay zinciri oluşturamazdı kafasında. Bu sırada odada ki diğer seherbaz arkadaşıyla, sohbete başlamıştı bile. 'Bu kadındaki çene kimsede yok.' diye geçirdi içinden, bir türlü sevimli gelmiyordu siması ve ses tonu. Babasıyla aralarında her ne geçiyorsa, kadının ona aşk iksiri içirmiş olabileceği düşüncesi bile aklından geçmiyor değildi açıkçası. Orta yaşlardaki, epey karizmatik bir havası olan seherbazı tanıyordu Lilith. Etrafında ki örnek alabileceği sayılı yetişkinlerden biriydi. Aklındaki sıralamada babası birinci sıradaydı ve hemen arkasından KSKS profesörü geliyordu. Üçüncü sıraya koyabilirdi bu büyücüyü de pek ala. İsminin Leonardo olduğunu biliyordu Lilith, babasıyla yakın arkadaşlardı ve sık sık dışarıda buluşup vakit geçirdiklerinden haberdardı.

Dikkatini defterde yazanlara verdiğinde, cadının yaşadığı korkunç olayı daha yakından görebilmişti. İtiraf etmeliydi ki bu görevi kabul etmesi, sonunun burada yada daha kötüsü bir mezarlıkta biteceğinin habercisiydi zaten. Cesaretini kutlamadan edemedi, tabi içinden. Adras'ın bu planı çok önceden yapmış olduğunun göstergesi, cadıyı aile fotoğraflarının bulunduğu odaya getirmesinden anlaşılıyordu. Tablolardan birisinin anahtar olarak büyülenmesi planın bir parçasıydı. İşin garip tarafı çiftlikte böyle bir odanın var olduğunu Lilith'in bilmemesiydi. Pek ala sırf mizansen için hazırlanabilirdi ama bu kadar zahmete girmezdi o yaşlı adam. Kadını öldürtmeyi bile başkasından istemişti. Aklına takılan bu konuyu deşmesi gerektiğini düşündü ve sorusunu sormadan önce yeni bir sayfa açtığı not defterinin ve kaleminin havadaki yerini alışını izledi. "Aslında sizin götürüldüğünüz, aile fotoğraflarının olduğu oda hakkında hatırladığınız başka detayların olup olmadığını sormak istiyorum." duraksadı ve birkaç saniye birazdan vereceği bilginin doğruluğunu zihninde son kez tarttı "Benim bildiğim kadarıyla çiftlikte bahsettiğiniz gibi bir oda yok, aile resimleri gelenler görebilsin diye hep koridorlara asılır. Resimlerde kimler vardı ve kaç taneydiler detaylıca anlatır mısınız ? " diye sordu. Sorduğu sorununun cevabını gerçekten hem bir d'Ibelin olarak hem de yeni yetme seherbaz stajyeri olarak, çok merak ediyordu.

 

Çevrimdışı Nora Gray

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 42
  • 211 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Nora Gray
  • Güç Puanı: 25
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Nora
  • Meslek: Seherbaz
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 8
  • Lanet Gücü: 13
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ynt: Beyaz ışık
« Yanıtla #5 : 20 Mayıs, 2023 13:58:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Daha önce bu kadar büyük bir işe girişmiş miydi genç cadı bilmiyordu. Son cadı avcılarına karşı verilen savaşa gitmeyi saymazsa bakanlığın ona verdiği görevleri yerine getiriyordu sadece. Bakanlık mührü taşıyan mektubu geldiğinde oyuncaklarını da hazırlayıp her seferinde gönderildiği yere gidiyor daha sonra da istenileni yapıyordu. İlk zamanlarda hatta bakanlıktan azar yediği bile olmuştu, bir kaç ajan için not düşülenleri göz ardı etmiş ve sadece kendisi gitmişti göreve sonucu ise üsleri öğrendiğinde genç cadıya övgü yerine bir kaç aza göndermişlerdi. Cadı kendi en iyi bildiği şeyi yapıyordu her zaman, aklına ne yatarsa onu. Gittiği o görevler belki kendi dışında diğer ajanlar da gidebilirdi bir kaç kişilik ama kendisi her zaman tek çalışırdı. Başka bir kişiye bürünüp bam başka kişiler olurdu. Belki de bunun etkisi de vardı bu ricayı kabul etmesine, hayatında ki küçük küçük görevlere uzun ve anlamlı bir görev katmak istiyordu. Sadece bunu teklif eden kişi için değildi bu kendisi içindi de. Aile dramının etkisi de değildi daha başkaydı, aile dramından yola çıkarak konseyi, bakanlığı hatta İngiltereyi etkiliyordu bu görev bundan iyisini başka nerede bulabilirdi ki. Tabi ki de kendisini de riske atmalıydı zaten hayatında yaptığı mesleklerin hepsi riskli değil miydi daha Hogwarts zamanında kendisini riske atmayı öğrenmiş arkadaşı için iksir profesöründen kurtboğan iksirleri çalmıştı daha sonra büroda stajyerliği ve tabi orduya katılıp yüzbaşı rütbesine kadar aldığı terfiler. Bütün hayatı pamuk ipliğine bağlı geçmemiş miydi genç cadının şimdi yaşıyor oluşu bile genç cadıya göre büyük şanstı. Yunanistana ikinci defa giderken kesin burada bitecek gözü ile bakıyordu ama istediğini almadan bitiremezdi. Bir keresinde Hogwarts'ta yasak ormanda küçük ne olduğu belli olmayan bir yaratığı alıp odasında bakmıştı. Küçük yaratık yaralıydı ve genç cadı onu iyileştirmek için herkesten saklamıştı. O yaratığa bakarken de yakalanmıştı, okuldan atılmadığı için şanslıydı ama inatçı kişiliği başına dert olmuştu. Küçük yaratığı asla bırakmamıştı yine de, oda arkadaşı da onun tarafına geçmiş müdürün odasında bulmuştu soluğu. Persephone ile böyle iyi arkadaş olmuşlardı aslında, odadayken sadece bir birleri ile arada sırada konuşur selamlaşırlardı fakat bu olaydan sonra ikisi de en iyi dost olmuşlar beraber çalışmışlar beraber büroda staj yapmışlardı ve yine beraber iş yapıyorlardı ta ki onu yaralayana kadar. Arkadan vurma bu değil de neydi, Nora bunda ters giden bir şeylerin olduğunu düşünüyordu Persephone ona zarar vermezdi ama şimdi vermişti.

Genç cadı arkadaşına bakarken küçük cadının notları en baştan okuduğunu gördü. Leonardo ise cadıyla ikisini yalnız bırakmak için dışarı çıkmıştı. Onun üzerinde ki kanlı gömleği görmüştü genç cadı olaylara bakılacak olursa genç kadını hastaneye yetiştiren oydu. Nora bayıldıktan sonra ne olduğunu bilmiyordu bunu ya Balian'a yada Leonardoya soracaktı gerçi Balian'ın şuanda işinin başından aşkın olduğunu biliyordu. Genç cadının sesini duyduğunda bakışlarını yine ona yöneltti. Cadının aklına takılan bir şey vardı demek, kadın ne biliyorsa hepsini anlatmıştı oysa ki. "Adrasın sakladığı bir yer demek" dedi genç cadı kendisine hazırlanan mükemmel bir tuzağın girişiydi. "Oraya zaten cisimlenerek gittik aslında girişi bende tam bilmiyorum içerisi büyük tablolar ile çevirili ve Adras ile onun ikizi olan Andasın beraber geçirdikleri zamanın fotoğrafları var" dedi genç cadı daha sonra odayı hatırlamaya çalıştı. "Öyle ailevi portreler değiller geçen olayları simgeleryen, resmedilen resimlerdi. Her biri özenle hazırlanmış ve ışıklarla bulundukları yerlerde duruyordu daha sonra kızıl bir kadın vardı. Anahtar olan oydu, çok güzel, beyaz tenli, kızıl saçlı bir kadın. Adının Sofia olduğunu öğrendi ve Adras bana kim olduğunu söyledi. Kendi biricik sevgilisiymiş aslına bakarsan çoğu şeyi bunun için yapıyormuş. Bana hikayesini anlattı acıklı bir aşk hikayesi kim derdi ki o adamın bile bir kalbi olduğunu" dedi genç cadı.

Çevrimdışı Darren Shan

  • Büyücü
  • 7. Seviye
  • İleti: 28
  • 176 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Darren Shan
  • Güç Puanı: 20
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Darren Shan
  • Meslek: İksir Üstadı
  • Cemiyet: Attar Hür Kahinler Cemiyeti
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: 9
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 18
Ynt: Beyaz ışık
« Yanıtla #6 : 20 Mayıs, 2023 20:36:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Cadı:Lilith d'Ibelin

"Oraya zaten cisimlenerek gittik aslında girişi bende tam bilmiyorum içerisi büyük tablolar ile çevirili ve Adras ile onun ikizi olan Andasın beraber geçirdikleri zamanın fotoğrafları var" duyduğu bu cümlelerden sonra, Lilith için işler iyice ilginç bir hal almaya başlamıştı. Cadının anlattıklarına bakılırsa, planlanan bu öldürme girişimi arkasında daha derin aile sırlarını gizliyor gibiydi. Adras'ın ölen ikiz kardeşini biliyordu genç seherbaz adayı, ölümü yada ölümünden önceki yaşamı hakkında pek bilgi sahibi değildi. Babasının ne kadarını bildiğini merak etmişti Lilith, buradaki işi bitince soluğu direkt onun yanında alacaktı. "Andas'ın çok gençken öldüğünü duymuştum, bu konu hakkında Baş Seherbaza bilgi vermeyi ihmal etmemek lazım." derken odada konuşulan her bir kelimenin not edildiğinden emin olmak için havada süzülen not defterine bir göz attı. Bu sırada Nora anlatmaya devam ediyordu tabi, "Öyle ailevi portreler değiller geçen olayları simgeleyen, resmedilen resimlerdi. Her biri özenle hazırlanmış ve ışıklarla bulundukları yerlerde duruyordu daha sonra kızıl bir kadın vardı. Anahtar olan oydu, çok güzel, beyaz tenli, kızıl saçlı bir kadın. Adının Sofia olduğunu öğrendi ve Adras bana kim olduğunu söyledi. Kendi biricik sevgilisiymiş aslına bakarsan çoğu şeyi bunun için yapıyormuş. Bana hikayesini anlattı acıklı bir aşk hikayesi kim derdi ki o adamın bile bir kalbi olduğunu" işte bu cidden atlanmayacak bir bilgiydi. Adras ve aşk... Aşk denilen duygunun bir insanı ne kadar derine sürükleyebileceğinin canlı örneğiydi belki de Adras. Lilith'in daha yeni merak saldığı bir duyguydu bu. Lilith hayretle açılan gözleri ile, konuşmasını bitiren cadıyı süzerken, ikinci bir şokla dudaklarından "Sofia mı ? " sorusu döküldü daha sonra. Aile soy ağacında olmayan bir isimdi bu. "İhtiyarın geçmişi cidden ilgi çekici olmalı." yorumunun ardından öğrenmesi gerekenleri tamamladığını "Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler bayan Gray. Ben artık işimin başına döneyim." cümleleriyle belli edecekti.

Nora'dan gelen sıcak gülümseme, nedense fazla samimi gelmişti. 'Nereden geliyor bu samimiyet bayan kırmızı ruj?' diye sordu içinden, kadının babasıyla olan yakınlığını hatırlamadan edemedi. Baş Seherbaz olarak sorumlulukları vardı evet ama canının tehlikede olduğunu duyduğu bu kadın için düşünmeden harekete geçiyor oluşu daha farklı bir anlam içeriyordu sanki. Lilith nefret etmişti bu anlamdan. Kapıdan çıkmak üzereyken, içine dolan nefretin verdiği cesaret ile sormak istedi "Bay d'Ibelin ile..." hayır böyle başlamayacaktı sorusuna "Babam ile aranızda ne var ? " keskin bakışlarını, sorusunun cevabını verecek olan kadına sabitlemişti.

Çevrimdışı Nora Gray

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 42
  • 211 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Nora Gray
  • Güç Puanı: 25
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Nora
  • Meslek: Seherbaz
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 8
  • Lanet Gücü: 13
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ynt: Beyaz ışık
« Yanıtla #7 : 21 Mayıs, 2023 14:24:40 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
En taş kalpli gözü dönen bir insanın bile kalbi olduğuna en açık örneğiydi bu. Belki de zaman için de duygular köreliyordu ama yine orada bir yerdeydiler işte orada duruyorlardı. Belki de sadece açığa çıkmayı bekliyorlardı orada bir yerde saklandıkları yerde. Fakat acıyı köreltmek daha zordu onca duygu varken ona sığınmak onun yok olmasını güçleştiriyordu. Belki de o yaşlı kurdun tutunduğu şey buydu, onu yok etmek yerine ona sımsıkı tutunmuş ve yok olmasını engellemiş bu da etrafına ateş gibi düşmesine neden olmuştu. Genç cadı bütün bildiklerini anlatmıştı genç cadıya ve ona söylenen ismi bile vermişti. Cadı ismi duyduğunda tekrar etmişti şaşkınlık ile. Demek küçük d'Ibelin bile bilmiyordu gerçi Balian bilseydi Sophia'yı muhakak ona söylerdi ki bu küçük cadı nereden bilsin.  Cadının sözüne küçük bir gülümseme gönderdi, ilgi çekici? Aslında daha derinlere inmeyi genç kadın da isterdi, daha ne gibi sırları vardı o kızıl saçlı güzel kadınla ve böyle bir adamı nasıl bu kadar çok etkilemeyi başarmıştı. Aşk denilen şey demek ki herkes için vardı en zarifinden en taş kalplisine kadar peki ya kendisi için? Birisi tarafından terk edilmişti zaman yarasını kapatırken ve karşısına yeni birini çıkarmışken bu sefer de o genç kadını aldatmıştı. Kendisini hiç bir zaman şanslı hissetmemişti belkide anca peri masallarında olurdu böyleleri.

Cadının artık gitmeliyim sözünü duyduğunda genç kıza gülümseme gönderdi. Arkasında ki yastığı yavaşça düzelttikten sonra yaslandı, cadının kapıya gitmişken geri dönmesi dikkatini çekmişti ne soracaktı tekrardan gerçi cadının sormasını beklediği bir soru da yok değildi. Cadıdan çıkan ilk sözcükleri duyduğunda tek kaşını kaldırdı. Gerçi genç cadı da bunun yanlış bir başlangıç olduğunun farkına varıp tekrardan cümlesine başlamıştı. Nora'nın beklediği soru buydu işte babamla aranda ne var? Bakanlıkta son derece bir birlerine samimiydiler ve bu durum bilmeyenler için oldukça dikkat çekiyordu özellikle de bu kişi genç cadı için babasıysa. Bu cümle genç kadını kendi geçmişine götürmüştü. Annesini başka bir adamla samimi bir şekilde gördüğünde annesi ile yalnız kaldığında sormuştu aynı cümleyi "Anne o adamla aranda ne var?" kıskançlıktan onun ki bariz bir şekilde. Babasının ölümünü zaten çok zor kabul etmişti genç cadı kimsede üzerinde durmamıştı bir gece ansızın gelen bu ölümü. Annesinin üzerinde ki baskıları da biliyordu. Gray ailesinin katı kuralları vardı belki de kadın kurtulmak için bu gibi bir yol bulmuştu kendince ama kızının kıskançlığı ve bazı geçen olaylar bu yeni filizlenecek aşka engel olmuştu.  Genç kadın düşüncelerinden sıyrılıp bakışlarını genç cadıya çevirdi. "Bay d'Ibelin yani baban ile çok uzun süredir arkadaşız" dedi genç cadı. O kelimenin altında onlarca şey yatıyordu sadece arkadaş kalmamışlardı daha ileriye de gitmişlerdi ama şuan ki konumları arkadaştı. "Öyle Hogwarts'a kadar bir geçmiş değil tabi ki de ama uzun bir geçmiş bizimki bir birimize iyi dostta olduk daha ileriye de gittik ama sonuç olarak iyi bir arkadaşlık bizim ki" dedi genç cadı. "Benim yerine baban olsaydı gözümü kırpmadan aynısını yapardım" dedi genç cadıya. Zaten gittiği görev başlı başlına bir sorundu ve bunu bile bile kabul etmişti. Geçmişin hatırası mıydı buna sebep olan yoksa geçmişten kalan kırıntılar mıydı?

RPG SONU