17 Nisan, 2026 09:06:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Kuzgun Terbiyecisi'nin Sonu  (Okunma sayısı 26 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Xander Warren

  • Cadı Avcısı
  • 6. Seviye
  • İleti: 23
  • 1 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Xander Warren
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Kelle Avcısı
  • Cemiyet: Salem Cadı Engizisyonu
  • Tılsım Gücü: -
  • Özel Yetenek: Cadı Görüşü, Seviye 1
Kuzgun Terbiyecisi'nin Sonu
« : 23 Ağustos, 2022 04:53:57 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Xander, Condor köyüne gitmek için yola çıkarken duydukları onu heyecanlandırmıştı. Kuzgunlara hükmetmek, ha? Pek çok cadıyla karşılaşmış ama hayvanları ustalıkla kullanabilene pek rastlamamıştı. Belki de uzun süreden sonra ilk kez savaşabilecekti. Kanının kaynamasına engel olamıyordu. Bir cadıyla gönlünce en son ne zaman savaşmıştı? Avladıkları hep zayıf ve acizdi, doyasıya savaşabileceği bir cadıyla karşılaşacak olmasının verdiği heyecanla köye girdi.

Köyde ilk fark ettiği şey insanların içler acısı durumuydu. Pek çoğunun gözündeki korkuyu görünce cadıyı öldürmeye olan arzusu şiddetlendi. Bir cadı, elinde çubuk olmadan hiçbir şey yapamayan zavallı bir varlık ne cüretle insanlara saldırırdı?! Bu cadıya haddini bildirmeli, bu köye dadandığına ve Xander’la karşılaştığına pişman etmeliydi. Atıyla birlikte köye ilk adımını attığında yalnız bir kuzgunun ona doğru uçtuğunu fark etti. Kılıcını çevik bir hareketle çıkardı ve hızla ona gelen kuzguna saldırmaya hazırlandı. Kuzgun ona doğru süzülünce kılıcıyla onu ikiye böldü. Yüzüne gelen kan normalin aksine siyahtı. Xander elinin tersiyle yüzündeki kanın bir kısmını silse de hala tamamını çıkartmayı başaramamıştı.

Onun ustaca kuzgunu yok ettiğini gören köy sakinleri etrafına doluştu. Bir ton soru soruyorlar, yardım dileniyorlardı. Onların hep bir ağızdan konuşmaya deva ederken arkalarından yaşını almış bir kadın çıktı. Beyaz saçlarını tepede tutuşturmuş, kırışık yüzünü memnuniyetsizlik ekşitmişti. Ellerin arkasında ve hafif öne eğik yürüyordu. Yanında da iki tane genç delikanlı vardı. Köyün sahibi bu kadın olmalıydı. Ancak Xander kadında bir terslik olduğunu sezince kılıcını tutan elini kastı.

“ Hoş geldin yolcu! Köyümüze şeref getirdin. Epey süredir bu kuzgunlarla baş edebilen birine rastlamamıştık. Gelen tüm yolcular kuzgunların gazabına uğrar. En iyi ihtimalle birkaç sıyrık en kötü ihtimalle ise canlarını kaybedeler. Senin sırrın ne yolcu?”

Xander keskin bakışlarını kadına doğrulttu. Yanılmıyordu, kadının gözlerinde ayan beyan bir memnuniyetsizlik vardı. Nedenini tahmin etmesi güç değildi Xander’in. Bu köyü ele geçirmiş ve insanların içeri girmesine müsaade etmediği gibi çıkmasına da izin vermiyordu. Böyle durumları daha önceden de işitmişti. Bazı cadıların hobileri buydu, insanların acısından keyif alıyorlar ve güvenlerini sömürüyorlardı. Köy halkının bu kadının gerçek kimliğini bilmediği aşikardı ve eğer şimdi bunu açıklarsa kimsenin ona inanmayacağına emin gibiydi. Hatta onu köyden bile kovabilirlerdi. Ne de olsa o yeni gelmiş bir gezgin ve kana susamış bir kelle avcısıydı, o kadın ise kim bilir kaç yıldır onlarlaydı?

Belki kimilerinin doğumuna şahit olmuştu. Herkesin onu saygıdeğer bir büyük gibi gördüğünü bir yerde onu açık alanda öldüremezdi. Öldürebilirdi elbette ancak insanların söylenmeleriyle uğraşmak istemiyordu. Bu yüzden de onun oyunun ayak uydurmaya karar verdi.

“Sırrım yok, yalnızca kılıcım keskin. Sen de kimsin?”

Xander’in sorusuna karşılık yaşlı kadın gülümsedi. Gülünce kırışıkları iyice belli olmuştu. Gülüşünün arkasındaki anlamı anlamayacak kadar kör ya da akılsız değildi Xander. Birbirlerinin kimliklerini çözmüşlerdi. Sırada nasıl anlaşacakları vardı.

“Ben bu köyün muhtarıyım. Seni selamlıyorum cadı avcısı.”

Cadı avcısı derken ses tonu sert ve nefret doluydu. Halk ise heyecanla Xander’e bakıyorlar, kurtarıcıları geldiği için şükran doluydular.

“O zaman muhtar, konuşalım mı?”

“Hay hay!” dedi.

Köy halkından ayrılıp açık alana geldiler. Xander kılıcını çekip kadının boynuna doğrultsa da kuzgunlar onu hedefleyince onlarla mücadele etmeye başladı. Fakat bu uzun sürmedi. Xander kadının rol yaptığını, aslında genç olduğunu sansa da kadın gerçekten yaşlıydı. Büyüsü güçlü olsa da bedeni kaldırmıyordu. Bir süre kuzgunları saldırtmaya devam etse de bir yerden yorgun düştü. Xander de bunu fırsat bilip kılıcını kadının kalbine sapladı. Kadının son anda yönelttiği kuzgun Xander’in kolunu çizdi ama sonradan yere düştü.

Xander her zamanki gibi kadının kafasını kesip gidecekken köy halkının onları izlediğini fark etti. Onları ihanete uğramışlık hissiyle baş başa bırakıp köyü terk etti.