17 Nisan, 2026 09:06:09 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Merlin'e Giriş: Seminer  (Okunma sayısı 38 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı André Harris

  • Hufflepuff
  • 9. Seviye
  • İleti: 49
  • 30 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To André Harris
  • Güç Puanı: 33
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 30
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 40
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü, Seviye 2
  • Travma: En Büyük Hayal Kırıklığı
Merlin'e Giriş: Seminer
« : 14 Ağustos, 2022 02:27:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
André Harris / Patrice Lisette Harris / Erika Elsbeth Rothmann


[justify]Amerika'ya ilk defa gelmiş olmanın heyecanıyla Boston Rıhtımı'na yanaşan geminin pruvasının berisindeki parmaklıklara yaslanmış, adım adım belirginleşen kara parçasını inceliyordu bordo çerçeveli gözlüğünün ardında hızlı hareketlerle bir sağa bir sola kayan gözleri. Nazik bir meltem, gözlüğünün çerçevesiyle uyumlu bordo fularını usulca yellendirirken yalnız değildi bu heyecanında. Gemideki yolcuların önemli bir kısmı da kendisi kadar yahut kendisi kadar olmasa da heyecanlıydı Yeni Dünya'ya ilk defa adım basacak olmalarından mütevellit.

Geminin limana demir atıp iskeleye bağlanması sonrası hareketinin yalnızca altlarındaki dalgalanmalardan ötürü yükselme ve alçalmalara dönüşmesiyle omuzunda ince hatlı ve bakımlı bir elin, annesi Patrice'in elinin nazik kavrayışını hissetti. Başındaki malum kulübün renginde, şafatatlı tüylerle bezenmiş şapkası; sade lakin zarif elbisesinin üzerinde bir vurgu unsuru olmuş kadın, ince bir gülümsemeyle söze girdi:

"Geldik. İyi hissediyor musun, miden bulanıyor mu? İstersen yanımda rahatlatabilecek bir iki şişe var," diyerek yanındaki ufak lakin genişletme büyüsü uygulanmış olduğunu ikisinin de bildiği çantasını işaret etti.

"Hıhım, iyiyim; merak etme," dedi başını aşağı yukarı sallarken enerjik bir tavırla kumral saçlı oğlan. Verdiği cevabın ardından annesinin eli omuzundan ayrılmış ve saçlarını karıştırarak okşamıştı. Ansızın genişleyen gülümsemesinden gururu, heyecanı ve mutluluğu okunuyordu. Çocukluklarından beridir başarısıyla, aile buluşmalarındaki kelamlarıyla, zekasıyla ve karizmasıyla her daim ön plana çıkan ikiz kız kardeşi Cecilia'nın gölgesinden çıkabilmiş hissediyordu. Köklü bir aileden gelen saygın bir iksir ustası olan annesinin sevgisini kendisine fiziksel olarak gösterdiği sayılı anlardan birini yaşıyordu.

Bu sahnenin arkasındaysa ne André'nin, ne de oldukça başarılı olmasına karşın annelik kabiliyeti muamma olan Patrice'in farkında olduğu bir hüzün vardı: Kumral saçlı oğlan, bunun bilincinde olmasa da bu sevgiye önayak olmuş gurur kaynağı, kendi icadı olan Deprehensio tılsımını başarılı bir şekilde icra etmeyi başardığı ilk an içerisinde dahi şu an annesinden gördüğü sevgi karşısında duyduğu boyutta bir mutluluk yaşamamıştı. Muhtemelen de bu yüzden kuzgun değil de bir porsuktu kumral saçlı oğlan. Başarılarının tarih kitaplarına yazılacak olması, on yedi yaşına değin birlikte yaşadığı annesinden gördüğü sevgiden değersiz kalıyordu. Refah içinde yaşayan, dışarıdan bakan bir göze "örnek bir aile portesi" gözüken bu tablonun içerisinde on yedi yıldır ilk defa annesinin kendisiyle gurur duyduğunu hissediyordu zira.



İsfendan çınarı kapıyı iteleyerek ilerideki birkaç gün konaklayacakları mekanın kapısını araladıklarında hem oldukça şık dekorasyonlarla hem de oldukça şık insanlarla bezenmiş kulüp salonu karşılamıştı gözlerini. Salona girmelerini takiben siyah saçlı mekan sahibi, elinde değneği ve masalardan yayılan sohbet ve kadeh seslerinin arasından rahatlıkla seçilen, ahşap zeminden yükselen tok topuk tıkırtıları eşliğinde yanlarına ulaştı. "Boston Wampus Kulübü'ne hoş geldiniz; Bay ve Bayan Harris. Bendeniz, bu naçizane kulübün sahibesi, Erika Rothmann. Davetimi kabul ettiğiniz için teşekkürler."

Bordo fularlı oğlan, karşısındaki kadının otoriter postürünün desteklediği karizmatik haresinden ötürü bir anlığına duraksamadan edemedi. Ancak hızlıca kendisine çekidüzen verip, annesinin kendisinden bekleyeceği şekilde davranmaya koyuldu: Karşısındaki hanımefendinin beyaz eldivenli eline, zarif kılmaya çalıştığı bir reverans eşliğinde nazik bir buse kondurdu. "Asıl davetiniz ve misafirperverliğinizden ötürü bizim teşekkür etmemiz gerekir Bayan... Öhm... Leydi Rothmann. Merlin Tılsım Kulübü'nün değerli üyelerine böyle bir sunum yapacak olmak, neticede, nasıl denir... Oldukça köklü ve geniş bir kapsama sahip bir tılsım kulübü neticede ehe ve şey... Amerika gibi uzak bir yerden, yani demek istediğim böylesine uzak olmasına karşın hem ulaşım hem de şey, masraf olarak tüm bu ıı... Zahmete girdiğiniz ve bizi ağırladığınız için teşekkürler."

Yanındaki vasisi, muhtemelen oğlunun "Leydi Rothmann"ın sonrasında söylediklerini söyleme çabasından az da olsa utanç duymuş olsa gerek ki hızlıca toparlamak için söze girdi: "Tabii kendisinin Yeni Dünya'ya ilk gelişi; malum, bir ay öncesine kadar yalnızca bir öğrenci iken bu konuma gelince de insan heyecanlanıyor haliyle. Ben de misafirperverliğiniz ve oğluma tanıdığınız bu eşsiz imkan için teşekkür ederim Leydi Rothmann."

Siyah saçlı ve giyimli kadın, yüzünde nazik bir gülümseme ile Patrice'in teşekkürünü kabul ettikten sonra yanakları utançtan kızarmış oğlana geri çevirdi bakışlarını. "Başarılarınız böylesine takdire şayan iken biraz daha özgüvenli olabilirsiniz Bay Harris, çekinmenize hiç gerek yok. Buyurun, beni takip edin; etrafı tanıtayım. Bu esnada da bazı değerli kulüp üyelerimizle tanıştırayım sizleri..."



Kulüp salonunun yalnızca estetik için büyülü soğuk ateşle yanan şöminesinin önündeki halihazırda açık olan alanda, basit birkaç tılsım sayesinde ahşap zemin yükseltilmiş ve minik bir sahne oluşmuştu. Bu sahneye öncelikle siyah giyimli kadın çıkmış, elindeki şarap kadehini gümüş bir kaşıkla nazikçe iki kere çınlatmış ve kulüp sakinlerinin mutlak sessizliğini sağlayarak dikkatleri üzerine çekmişti. "Değerli Boston Wampus Kulübü üyeleri... Bugün, aramızda büyücülük dünyasına son buluşuyla yeni bir soluk katmış, davetimiz üzerine hizibimizle özel olarak tanışmaya ve gelecek vaat eden ilişkiler kurmaya, bizleri büyü icadı sürecinin bilinmeyen arka planıyla aydınlatmaya gelmiş kıymetli bir genç bulunuyor. Bazılarınız zaten az önce tanıştınız. Bazılarınıza vakit yetmedi, yapacak bir şey yok." Masalardan birkaç kıkırtının yükselmesine müsaade etmek için minik bir es vermişti sözlerine. "Buraya ta Britanya'dan gelmiş bu parlak delikanlıyı, Merlin Tılsım Kulübü olarak görmek istediğimiz genç ve dönemine ilham olacak neslin öncülerinden birini, André Harris'i çağırmak ve sizlere takdim etmek istiyorum..."

Masalardan gürültülü olmayan lakin ritmik ve sık alkış sesleri yükselirken mekan sahibesi tarafından yükseltilmiş alana davet edilmiş, çıkar çıkmaz da sahne kendisine bırakılmış olan oğlan, karşısındaki iyi giyimli insanlar güruhuna platform yüksekliğinden bakarken iricene yutkundu. Derin bir nefes aldı. Elindeki kadehteki ateşviskisini tek dikişte bitirdi. Hiçbiri az öncesine kıyasla yardımcı olmamıştı sahne heyecanını alt etmesine. Yalnızca yanakları daha da kızarmıştı muhtemelen biraz öncesine kıyasla. Yüzündeki gülümseme, sahne korkusuyla donuklaşmıştı ancak işte buradaydı.

Üzerindeki füme rengi yeleğin iç cebinden önceden konuşma notları aldığı parşömenini çıkarttı. "Buna çok çalıştım, her şey yolunda...." diye geçirdi içinden ve söze girdi. "Saygıdeğer Boston Wampus Kulübü üyeleri, Merlin Tılsım kulübü üyeleri, baylar, bayanlar... Sanırım bu noktada dışarıda birini bırakmamış olmayı ümit ediyorum... Herkesi kapsamış oldum, değil mi? Yani bu sahneye çıkar çıkmaz ayıp etmeyeyim birilerine..." Minik bir espriyle buzları kırıp daha rahat konuşabilmeyi ummuştu hazırlanırken. Ancak es verdiğinde az önceki Leydi Rothmann'ın girizgahının aksine kimse gülmemişti. Gülmemiş miydi? Henüz çok az mı beklemişti yoksa? Gülecekler miydi? Ya rezil bir açılış yapmışsa? Sonunda... Birkaç kıkırdama, evet... Ya komik değildiyse ama kendisi konuşmaya devam etsin diye, ayıp olmasın diye güldülerse? Bunları düşünecek vakit miydi? Gözlerini hızlıca kırpıştırıp yüzündeki gergin gülümseme ile sözlerine devam etmeye koyuldu. "Biliyorsunuz ki geçtiğimiz dönemde ben... Şey..." Önündeki notlara baktı. Anahtar kelimeler gözünün önündeydi. Ama nasıl bağlayacaktı? Başının dönmeye başladığını hissetti. "Hogwarts'ta bazı..." Hayır, daha konuşmaya başlar başlamaz kendini rezil mi ediyordu? Tüm gözler pür dikkat üzerindeydi. Bari birileri dikkatini üzerine vermiyor olsaydı... "Demek istediğim..." Korumasız, en ufak yanlışı ansızın topluma rezil olmasına sebep olacakmış gibi hissediyordu. Bu insanları, annesini, Leydi Rothmann'ı, kendisini hayal kırıklığına mı uğratacaktı? Donakaldı sadece. Bulanıklaştı görüşü. Sonraysa karardı her şey. Oğlanın bedeni, ahşap zemine patırtıyla yığılıverdi...[/justify]
« Son Düzenleme: 14 Ağustos, 2022 12:32:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: André Harris »