Yaylana yaylana Knockturn sokaklarının nemli duvarlarına yakın kenarlarından ilerliyordum. Bir elimi eski, bazı köşelerinde yırtıklar bulunan ince ve dizim altına doğru uzanan deri ceketimin cebine atmış, işaret parmağımı da cebin dibinde açılmış deliğe sokup çıkararak oyalanıyordum. Aklımdan geçen düşünceleri susturmak için küçük bir yöntem sadece. Diğer elimle geçtiğim yerlere küçük dokunuşlar bırakıyor, arada refleks ile kemerimde sabitli yadigar hançerimi kontrol ediyor, arada da önünden geçtiğim sokaklarda bizim çocuklardan var mı anlamak için ani ıslıklar patlatıyordum parmaklarım arasından. Cevap aldığım nadir anlarda da diyecek bir lafım yoksa geçip gidiyordum kimseyle konuşmadan.
Kalabalık saatler bir yana, akşam yemeklerinden sonra insanlar daha dikkatsiz oluyorlardı. Mayışıyor, göz kapakları kapanıyor, uykuları geliyor… Hele bir de alkol almayagörsünler. O zaman bizim için ziyafet onlar için rezalet başlıyordu işte! Hiçbir şeyin farkında olmadan geçirdikleri güzel bir gecenin sabahında aynı bir çapulsuz gibi beş kuruşsuz bir güne açıyorlardı gözlerini. Biz de bir güzel kahvaltımızı ediyorduk sonrasında. E yine o akşamlardan biriydi işte. Bar çıkışlarında beklemek, sokakları bir amaç olmaksızın turlamak, bela aramak veya bela olmak… Gerçi, en son benimle randevuya çıkabileceğini düşünen Christopher adındaki bir sapığa haddini bildirdiğimden beri bir belaya karışmayalı zaman geçmişti. Cornelia’m da Bakanlık’ta işe başladığından beri göze batmamak için pek daha fazla uğraş gösteriyordum. Böyle bir isteği olmasa da, biz de boş kazanla gezmiyoruz. Evde asası kırılasıca bir seherbazla yaşıyorum artık. Evini bir hırsızla paylaştığı duyulsa elimizdeki bütün koz gidebilir. Benim de işime geliyor içerden bir yakınımın olması, o açıdan Cornelia’nın başına dert olmamak birinci vazifem. Bir yandan da ulan diyorum, kim nereden bilsin benim kim olduğumu? Nüfusa kaydım bile yok diyorum. Hırsız olduğumu bilseler sorun sadece Cornelia ile yaşıyor olmam mı diyorum. Diyorum da diyorum ama işte mahalle arası bir popularitem de söz konusu. Onu da kabul etmek lazım. Çık sor esnaflara; yüzü boyalı de, TAK: Blaze. Sokak çocuklarının elebaşı de, TAK: Blaze. Geçen gün bir soykan asilzadesinin başına şöyle bi olay… TAK: Blaze. Tanınırım babında söylüyorum yani bunları da. Doğruya doğru arkadaş.
Bir köşeyi daha döndüm, ilerledikçe zemine yaklaşan sis tabakası çoğalıyor ve görüş hizamı her adımda biraz daha azaltıyordu. Yavaşlattım adımlarımı, ıslık çalmakla devam etmek arasında gidip geliyordum. Bu sokağın yakınlarında genelde Seth ve Martin’in gezdiğini bilsem de karşımda ne olmadığını bilmeden yerimi belli etmeye niyetim yoktu. Önce sakince yoluma devam ettim, köşelerden sıyrılarak ilerliyordum yavaşça. Derken beklediğim üzere birkaç konuşma uğultusu işitmeye başladım. Daha çok yaklaştığımdaysa sözlerine kulak misafiri olabilmiştim sonunda. Şaşırmaya hiç gerek yok, burası tam da böyle işlere uygun bir yer. Kimse başına her türlü tehlikenin gelebileceği bu sisli ve kirli sokaklarda dakikalarını geçirmek istemez, kendisi de bu tehlikeyi yaratanlardan değilse. Benim gibi yani.
Elimi belime atıp hançeri bir hamlede çıkardım, döndürüp bileğime doğru gizledim. Sislerden arınacak kadar yaklaşacak ve kim olduklarını daha net görecektim. Suratları bildiğim kadar önemli değilse, konuşacaktım.
“BEN biliyorum en can sıkıcı olanını.” diye atıldım konuşmaya.
“Böyle ortalıkta gizli işler çevirebileceğini sananlar, benim çok canımı sıkıyorlar.” dedim kaşlarımla dudaklarımı büzerek. Başka bir şey demeden önce sandıklara çevirdim gözlerimi.
“Gece gece hiç çığlık sesine katlanacak halimiz de yok, haklı bu arkadaş. Aman… Dikkat.” Arkamı dönüp çömecek bir yer aramaya ilerlerken de yanlarında başka biri daha var mı kontrol etmek için içeriye çevirdim gözlerimi.
Eğer etrafta gözüken bir sandık varsa gidip birinin üstüne oturacak. Yoksa da kaldırım köşesine çökecek.
bknz:
[spoiler]

[/spoiler]
Oturduktan sonra döndüm bu ikiliye ve
“Ee abisi hayırdır siz? İlk defa görüyorum sizi ben burda.” dedim. Hançeri gizlemeye devam ediyorum, sonuçta bana bir zararları olmadı. Herhangi bir hamleye gerek yok. Amacım aslında işime yarayacak bir şeyler koparabilmek. En kötüsü, neler dönüp bittiğini öğrenebilmek.
Yetenek 1d10 : 1, total 1
Destek 1d10 : 1, total 1
Talih 1d10 : 2, total 2